TAVŞANI TAKİP ET


red-pill-or-blue-pill

Mustafa Ajlan ABUDAK

İster Darwinci ister Akıllı Tasarımcı olsun ya da konuyla dışardan ilgilen herhangi bir okuyucunun, ( mesela yaratılışçı ya da deist biri) herhangi bir ön kabulle okumaya başlayıp kendi ön kabulünün sorgulaması esas amaçtır.

Evrim konusunda Türkiye’de yoğun bir bilgi çarpıtma hüküm sürmekte. Bu yüzeysel bilgi ile fikir üretme cesaretine sahip ortamda, Yaratılışçıların ısrarla anlamadıklarına, Darwincilerin de kendi savundukları teorinin merkezini bile bilmediklerine şahit oldukça elimden geldiği kadarıyla, evrim konusundaki tartışmalara olabilecek en geniş perspektifi sunmak, iddiaları ve söylemleri her yönüyle aktarmak ve siz okuyucular için yine var olabilecek en geniş güncel bilgilendirmeyi sunmanın gereklilik olduğunu düşündüm.

Elde edilen bilimsel bulguların ışığında, okuyucuların algılayışlarını yeniden değerlendirmesine olanak veren , varsa  daha önce edinilmiş yanlış anlama ve hatalı kabullerini terk etmeye yönelten metinler olmasına çalışıyorum. Bir doğrunun yada sonuç çıkarımının salt savunulması değil, elde edilen verilerin ışığında ne gibi çıkarımlar yapabileceğimizi sorguluyorum. Bu çıkarımların kesinlikle gerçeği temsil ettiğini iddia etmiyorum, sadece aktardığım şekilde olma olasılığının diğer olası açıklamalara göre daha olası olduğunu savunuyorum.

Nabi Yağcı’nın bir makalesinde dediği gibi;

  Yanlışları olmayan bir teori ise gerçek dışıdır, çünkü dışımızdaki gerçek tamamlanmış bir bütün değildir, değişerek, dönüşerek kendini sürekli açmakta. Bu nedenle dünyayı açıklama iddiasındaki her teorinin,her bilimsel tezin eksikli olması ve yanlışları da barındırması kaçınılmazdır. Şaşmaz yanılmaz doğrular aramakla yanlış çıktı diye bir teorik yaklaşımı ve bir pratiği toptan kenara koymak da aynı anlama gelir. 1

Akıllı Tasarım, çoğu Darwinci evriminin bir çeşit inanç refleksi halinde düşündüğü üzere evrime toptan bir itiraz değildir.  Aksine evrimi ve bugün kabul edilen mekanizmalarını  (Darwin-Wallace) ortak ata ve adaptasyon temelinde (Akıllı Tasarım teorisi kurucularından Michael Behe ) en başından bilimsel bir gerçek olarak  kabul etmektedir.

Akıllı Tasarım evrimin gayesel bir içerik taşıdığını iddia eden evrimsel bir  yaklaşımdır.Canlı genomlarında ki bilginin kökeninin ancak tasarımla açıklanabileceğini iddia eder.  İlk canlı organizmadaki temel tasarımın, tanık olduğumuz tüm canlılığı ortaya çıkaran kaynak kodu içerdiğine, evriminde bu kaynak kodu kullanarak ve onun çevresinde bir öğrenme süreci olarak belirli bir amaç doğrultusunda, genomun içerisinden, gene genomun çevre koşullarına uymasını sağlayacak  şekilde gerekli verileri ürettiğini, seçtiğini, derlediğini iddia eder.Mutasyon ve diğer evrimsel mekanizmaların kendilerininde aslında temel tasarımı şekillendiren süreç mekanizmasındaki parçalar olduğunu savunur.

Akıllı Tasarım, bilimde yerleşik ezberleri ve paradigma haline gelmiş dogmatik söylemleri  bozmak için oluşturulmuş bir teoridir. Akıllı Tasarımın  felsefi bağlamdaki amacı,  hayatın nasıl evrildiğine dair günümüz Darwinci  yaklaşımın önerdiği mekanizmaların evrimin geneli için geçersizliğini tartışmaya açmaktır. Salt bu mekanizmalara  dayanan bir evrim kabulünün, günümüzde evrimin anlaşılması ve algılanması yönündeki en büyük engel olduğunu iddia etmektedir.  Darwinci anlayış  tek yönlü bir pencereden olan biteni görmek gibidir. Bu tip bir ideolojik yaklaşımında bilimden daha çok insanlık tarihi içerisinde sosyal mühendisliğe hizmet etmiş olması son derece ibret vericidir.

Akıllı Tasarımı tümden idealizmin bir yeniden doğuşu olarak  (yeni yaratılışçı söylem) algılamak yerine farklı bir perspektifin bilime dahil edilmesi  tümden gelim ve tümevarımın birlikte kullanıldığı bir düşünsel yolculuk olduğunu kabul ettiğimizi belirtmek faydalı olacaktır. Bu perspektif bir anlamda,  evrimi anlama sürecimizin  daha geniş bir zeminde veri değerlendirilmesine olanak sağlayacaktır.

Neden Önden Yüklemeli Evrim teorisini  savunuyoruz ?

Sorusunun cevabını, bu teorinin dünyadaki en yetkin savunucularından olan Mike Gene‘den çevirdiğim makaleler ve kendi yazılarımla ile  ortaya koymaya çalışıyorum.  Bu çabamın , akılı tasarımın Türkiye’de gerçekten anlaşılması ve anlamlandırılması için bir mihenk noktası oluşturacağını düşünüyorum.  Bu çabanın bir diğer önemli amacıda, akıllı tasarım ve önden yüklemeli evrim algısı hakkında İnternet de  ve medyada  yapılan  yanlış bilgilendirmeleri düzeltmektir.  Bu görevlendirilmiş şahısların  görevleri gereği yerine getirdikleri  dezenfermasyonun ve çarpık algıların önüne bir nebzede olsa  geçebilirsem site kendi erekselliğini gerçekleştirmiş demektir. Bahsi geçen  şahıslar ise  akıllı tasarımı , Amerikan evanjelist hareketinin yeni yaratılışçılık atılımı ya da yaratılışçılığın güncellenmiş bir versiyonu olarak sunmakta ve güya bu şekilde akıllı tasarımı destekleyen bilimsel verileri ve  ileri sürülen hipotezleri kendilerince apriori olarak geçersiz kılmaktadırlar.

Yaratılışcılık gibi kökeni yine apriori kabullere dayalı ve bilimsellikten uzak görüşlerle yakından uzaktan ne bir ilgimiz nede bu görüşle ilgili herhangi bir kabulümüz bulunmaktır. Belkide tek ortak söylem, evrimin ve hayatın teleolojik yani gayesel bir çıktı olduğudur. Fakat evrimin Darwinci yorumuyla olan bağımızda temel olarak  sadece bu noktada ayrılmaktadır. Yoksa Darwin’in önerdiği mekanizmaların bilimsel gerçekliğini ve kısıtlı geçerliliğini asla tartışmıyoruz. Akıllı tasarımın merkez düşüncesinin bu söylev dışında bir  söylemi  savunduğunu iddia edenler, sapla samanı karıştırarak, söylemimizin içini boşaltmaya çalışanlardır. Bu kimseler bilimi ideoloji haline getirip ya da bilimi kendi ideolojilerine amele edip, sosyal ve maddi kazanımlar elde eden çıkar çevreleridir.

Asıl iddiam, bu mekanizmaların evrimin tümünü açıklayamadığı hatta tümünün açıkladığının söylenmesinin bahsi geçen felsefi nedenden ötürü kaynaklandığıdır.  Sitemin incelenmesi hatta başlığının bile okunması, evrim teorisi ile  bir sorunumun olmasını bırakın, bizatihi desteklediğimizi göstermektedir. Evrim teorisinin en geçerli yorumu olan Darwinizmin bir paradigma olarak zorlanıp bilimsel araştırmaları tahakküm etmesi, Darwin’nin teorisini açıkladığı ortamdaki bağnaz tutuculuğun benzerini , şimdi onun teorisini eleştirenlere karşı göstermektir. Bu tür kötü niyetli çabaların bilimin bizi götürdüğü yere gitmekten  daha çok,  felsefi ve siyasi görüşlerinin pazarlamacılığı olduğu, bu şahısların yayınlarından, yazılarından ve söylemlerinden acıkça anlaşılmaktadır.

Düşüncemiz şudur ki, maalesef  bilimsel yöntemin Darwinci yorumu , Batı’nın Klise ve Rönesans Aydınlanması arasındaki hesaplaşma sebebiyle , dünyada ve ülkemizde bir felsefi girdinin sağlamasını amaç edinen bir siyasi araç haline dönüşmüştür. Daha kötüsü, bazı akademik kurumlar için ise bilimsel yöntem bir  amaç halinde dinselleştirilmiştir.

Bilim ancak gerçeğe daha çok yaklaşmamızı sağlayabilecek bir araçtır. Son ve kesin cevapları aramaz , ancak her gün gerçeğe daha çok yaklaşmayı amaçlar.  Bir bulguyu nihai kabul edip onun üzerinden dünyaya şekil vermeye kalkmaz ya da bunu bir evrensel  sabit değer olarak dayatmaz.  Bunu yapan gerçek bilim olmaz çünkü bu paradigma kendi doğasına aykırıdır. Bilim başlı başına bir değerdir ve insanlığın ortak bilincidir. Bilimi tek bir yolla açıklamaya çalışmak yani bilimsel zihnin bir kabule mahkum edilmesi ise bilinçli bir “tasarımın” sonucudur.

Datwinizme temel itirazım, evrim üzerindeki tüm araştırmaların sonuçlarının ancak tek bir şekilde açıklanabileceği, anlaşılabileceği ve anlatılabileceğine olan apriori kabule karşıdır. Darwinci muhataplarım teleolojik evrimi anlarken aynı apriori yaklaşımla hareket ederek  kendilerini bilim taraftarı ilan edebilmektedirler. Dogmalaşmış bir kabulün değişmesi elbet atomu parçalamaktan zordur. Bu, evrimin anlaşılmasında büyük katkı sağlamış Darwin’in evrim teorisinin bir paradigma olarak evrim gerçeğinin tümünü temsil ettiği yolundaki felsefi bir scoptomadır.

Darwinizm gerçeğin bir kısmının, gerçeğin tümünü esir alışıdır…

Darwin teorisini ortaya koyduğundan beri, teorinin görünür gerçekliğin ardındaki derin anlam, bilim adamları ve düşünürlerce, Türlerin Kökeni adlı baş yapıt sonrası defalarca irdelenmiştir. Evrilme fikrinin üzerinden yola çıkarak oluşturulan düşünceler, gayeselci ve Epikürcü düşünce akımlarından başlayan bir karşıtlıkla birbirleri ile mücadele etmiş, karşıt kutup olarak konumlandırılmış ve diyalektiği bunun üzerine inşa ede gelmişlerdir.

Bu yaklaşım yani gerçeğin siyah yada beyaz olduğu fikri bilimin verileri ve hayatın gerçekleriyle uyuşmamaktadır. Bilimsel, felsefi ya da sosyal olarak gerçeğin asla uç doktrinler ve söylemlerde barınamayacağı düşünüyoruz. Biz kuantum teorisinin bilime gösterdiği skalanın ibret verici olduğunu ve  gerçeğin  gözlemlenen ve akıl edilebilen ilişkiler örüntüsünde daima orta yolda kendi varlığını bizlere gösterdiğini savunuyoruz. Kuantum fiziğinin bize sağladığı veriler ışığında, gerçeğin ne siyah nede beyaz alanda olduğunu, gerçeğin bizler için her iki açıklamanın da var olabildiği gri skalada saklı olduğunu iddia ediyoruz. Böylece siyasi, felsefi, inançsal kamplaşmalardan uzak bir şekilde farklı bakış acısıyla ister Tasarımcı, ister Yaratılışçı ve ister Darwinci olalım, düşüncelerimizi sorgulamak imkanı elde edebiliriz.

Savunduğum temel düşünce çıkarımı  ile alakalı  en  anlaşılır  açıklamayı yapan bilim adamları; William Paley ve Robert Boyle‘dur. William Paley , Darwin’i de oldukça etkilemiş olan akıl yürütmesinde son derece basit ve genel geçer bir sonuç çıkarımında bulunarak şunu söylemektedir;

Bir çalılıktan karşıya geçerken, ayağımı bir taşa doğru attığımı farz edelim. Bana, nasıl olup ta o taşın oraya geldiği ya da orada bulunduğu sorulsaydı, bildiğim her şeyin dışında, muhtemelen bir şekilde önceden beri orada olduğunu söylerdim…

Ancak, yerde bir saat bulduğumu farz etseydik bu durumda o saatin nasıl olup ta orada olduğunu sorgular ve neticede daha önceki cevabımı veremezdim. Aksine, saatin parçalarının birbirleriyle olan uyumu ve bir sistemi oluşturacak şekilde bir araya gelmiş olmaları bize belli bir zamanda, belli bir yerde ve belli bir amaç için bir ya da birden fazla sanatkârın saati tasarlayıp yapmış olduklarını düşündürürdü.

Robert Boyle da  tamamen katıldığım açıklamasında şöyle demektedir;

Epikürcüler gibi sonsuz boşlukta tesadüfen karşılaşan atomların kendi başlarına bir dünya ve onun bütün görüngülerini oluşturabileceklerini varsaymaktan uzağım: ne de Tanrının bütün madde yığınını ve sabit hareket miktarını bir kez ortaya koyduktan sonra, evreni yapmak için başka bir şeye gerek görmediğini; maddi kısmın, kılavuzdan yoksun kendi hareketiyle kendisini düzenli bir sisteme sokabilecek yetenekte olduğunu düşünüyorum. Benim savunduğum felsefe, yalnızca cismani şeylere ulaşır ve ilk nedenlerle doğanın daha sonraki gidiş yolu arasında ayrım yaparak, maddeye hareketi gerçekten Tanrının verdiğini öğretir.

Ancak, bunu başlangıçta, tasarladığı dünyayı oluşturacak madde parçalarını bu şekilde ayarlayacak biçimde, değişik hareketlerini yönlendirerek yapmış ve hareketin kurallarını ve maddi şeyler arasındaki doğa yasaları dediğimiz bu düzeni kurmuştur. Aynı felsefe, evren bir kez Tanrı tarafından yaratılıp hareketin yasaları konulduktan ve bütün bunlar Tanrının ebedi toplayıcılığıyla, genel takdiriyle bir araya getirildikten sonra, dünya görüngülerinin madde parçalarının mekanik özellikleriyle fiziksel olarak üretildiğini ve bunların birbirlerine karşı mekanik yasalara göre işlediklerini de öğretir. Boyle’a göre, “Epikür ve izleyicilerinin çoğu … Kendilerine göre dünya, niyetlenilmiş hiçbir amaç olmaksızın şans tarafından yapıldığından, şeylerin sonlarını [nihai nedenleri] dikkate almayı bırakmışlardır.” Buradaki şans anlayışı, atılan zarların sonuçlarındaki gibi som bir şans anlamına gelmeyip, -tasarımdan kanıtlamaya doğrudan karşıtlık içinde- evrenin, ve böylece doğal ve toplumsal tarihin belirlenmemiş doğasına dayanan bir akıl yürütmedir. Bu yüzden, Boyle, Epikürcü atomculuğun kendi mekanist görüşlerini oluşturmak için zorunlu olan bazı hipotezlerini benimserken, sonuna dek götürülen materyalizmi ve ateizmi reddediyordu. Tersine, Stephen Jay Gould‘un söylediği gibi, “mekanizm ve dini, her iki tarafa da daha yüksek bir statü bahşeden tutarlı bir sistem içinde düzgünce evlendirmişti. 2

Kendisi eleştirilemeyen ve sorgulanamayan hiç bir teori bilimsel değildir. Bu düsturdan yola çıkarak, Darwinizmin dayandığı temelleri eleştirmek ve sorgulamak Darwinizmin bilimsel olarak varlığına bir tehlike değil, onun bir teori olarak değerini daha iyi anlaşılmasını sağlar.

Akıllı tasarım paradigma üzerine tutulan elektron mikroskobu dur…

Akıllı tasarımla yapılmaya çalışan yegane şey, tasarım çıkarımını yapmak için, elde edilmesi gereken genel geçer nesnel kriterleri aklımız için sağlamaktır. Elde edilen verileri ve söylemleri değerlendirmek için bir nesnel şema oluşturmaktır. Kısaca bizlerin temelde doğayı taklit ederek oluşturduğu akıllı yaşamın rehberliğini kullanarak,  kavramsal bir tersine mühendislikle hayatın kökenini ve gelişimini anlama çabasıdır.

Teknoloji kullanarak yapılan araştırmalar sonucunda  yine teknoloji içerisindeki tasarımlarımızı referans alarak kurulan analojiler, evrimi çok daha iyi anlayabilmemizi sağlamaktadır. Eğer bizler hücre içerisindeki makineler diye analojiler kurup anlamlandıramaz isek , bu yapıları neye benzetip işlevini kavraya bilecektik ? Bir bakterinin kamçısında ki nano teknolojinin benzerinin F1 araçların da gördüğümüzde bunu nasıl anlamlandırabilecek idik?  Eğer biz teknolojiyi doğayı taklit eden insanoğlunun aklının ürünleri olarak kabul ediyorsak, bunlardan çok daha karmaşık biyolojik yapıların ve makinelerinde bir aklın ürünü olması bazıları için  neden bu kadar şaşırtıcı? Bunlar  gibi sorularla bilim felsefesi ışığında gerçeğe biraz daha yaklaşma gayreti dışında doğrudan yada dolaylı başka bir amacımız yoktur.

Peki, neden bir aklın rehberliği ?

Evrenin  içerisindeki madde kullanılarak, yaşamın yine üstün bir aklın yönlendirmesi sonucu yeryüzünde var edilmesi, bulgulardan edindiğim fikrime göre doğal bir sonuç çıkarımdır. Madde aklın biricik kaynağıysa ve bu ön kabul varsa o zaman yine aklımıza aklın kaynağına dair şu sorular silsilesi gelmektedir.

Materyalist Darwinci söylemin iddiası doğru bile olsa, söylemin rastlantısallık iddiası sebebiyle, maddenin  akıl haiz olma özelliğinin madde var olmadığında bile onun için var olması gereklidir. Eğer öyle olmasa idi madde rastlantı sonucu bile olsa, bu içsel özelliğini (potansiyelini) ortaya çıkaramazdı. Şimdi bu durumda elimizde iki önerme vardır;

1. Ya akıl maddeden önce vardır.

2. Ya da maddenin var olması için gerekli ön koşullardan biridir…çünkü potansiyel olarak madde onu içermektedir.

Akıl potansiyel olarak madde içinde yoksa daha sonradan maddenin bilinen herhangi bir etkileşimle, olmayan şeyi çıkarması imkansızdır. Lucretius‘un dediği gibi mekanik süreçler için hiçlikten hiçlik doğar. Çünkü potansiyelin gerçekleşmesiyle biz, geriye dönük nedensellik ilkesini gerçekleştirip bu potansiyelin canlı mekanik kanıtlarını oluşturuyoruz. Peki, bu çıkarımları yapmamız çok mu zorlama olur? Potansiyel olarak var olamayacak bir durum, daha sonradan rastlantının tüm olasılık gücünü kullanarak, aklı meydana getirmiş olabilir mi…?

Bilim felsefesindeki tasarım yaklaşımımızın asıl gayesi nedir…?

Bu teleolojik/ gayesel yaklaşımımız bir dinin, dinsel düşünce yada felsefenin ön kabulü ile ortaya çıkan bir durum değildir. Aksine araştırma sonuçlarının bizi ister istemez ilettiği bir noktadır. Ayrıca birçok dinin inanç akidesi olan gizli ve bilinemez süreçler nedeniyle bu tip bir algı üzerine inşa edilen söylemlerin, hem dini geleneğe hemde bilimsel metoda aykırı bir  çaba olduğu da aşikardır.  Elbette dinsizliğin propagandasının da bilim üzerinden gerçekleştirilmesi  ve buna gayret gösterilmesi en az dini bir propagandanın bilim üzerinden gerçekleştirilmesi kadar büyük  bir  sorundur. Bilim insanlığın ortak mirasıdır. Bu bilgi okyanusa her toplum ve  kültür  tarihsel süreç boyunca kendilerine düşen  katkılarda bulunmuş ve bulunmaktadır.  Bu ilim okyanusu doğal olarak  herkesindir.

Son çeyrek asır  içerisindeki moleküler biyoloji ve astronomideki gelişmelerin bizlere sağladığı veriler karşısında, asırlar önce ortaya konan ve dogma halini alan teorilerin güncellenmesinin bile yeterince objektif olarak yapılamadığını görüyor ve bu yaklaşımların baştan aşağı sorgulanmasını ve topluma sunuluşundaki gömülü amaçlardan arındırılmasını talep ediyoruz. Burada sadece tasarımı ve evrimsel teleolojik süreçleri savunuyoruz. Teleolojik düşünce haricinde  bir felsefi akım, ideoloji, inanç ya da siyasi akımın yayınlarımızda yeri olamaz. Bu bilimin  incelendiği ve konuşulduğu bir ortama ancak zarar verir kanaatindeyiz.

AT destekçileri olarak, amacımızın özünde perspektif sunmak ve septik düşünceye bağlı bilim algımızı var olan tüm bilimsel açıklamalar üzerinde eldeki son veriler ışığında test etmeye çalışmak vardır. Daha öncede belirtiğimiz gibi asla çıkarımlarımız genel olarak akıllı tasarım hareketinin tümünü temsil ediyor asla diyemeyiz. Herkesin bir noktadan yola çıkıp birbirinden çok farklı noktalara evrilebileceğini ve bunun bir zenginlik olduğunun bilincindeyiz.  Ayrıca bu çıkarımların tamamen üreteni bağlayacağının da bilerek , sizlere  sadece sorgulayan bir akıl için olabilecek en güncel düşünce egzersizlerini sağlamakta temel gayemizdir. Tüm içeriğin, düşünen insanlara yönelik  bilgi odaklı bir yardım çalışması şeklinde kabul edilmesini diliyoruz.

Site çalışmalarında birkaç samimi arkadaşımdan başka dayandığım maddi yada manevi bir desteğim yoktur. Yazılarımı ve çevirilerimi bir müstear isim arkasına saklanmak yerine kendi şahsi adımla gerçekleştiriyor olmam , bu çabamda ki samimiyetin ve sözlerimin doğruluğunun teyit edilmesi içindir. Pijamalı adamın gecelerini bilimle ilgilenerek geçirmesinin kötü bir şey olmadığını düşünüyorum. Burada ki yayınlarımdan dolayı ne birilerinden bir tekfir ne de bir takdir bekliyorum.  Düşünsel maceramı sizlerle paylaşıp netin sağladığı etkileşim ile bilgin insanlardan öğrenip, zihinsel  evrim macerama kattığım bilgileri,  ilgili diğer  insanlara paylaşabilmek  siteye verilen emeğin karşılığını almaktır.

Darwin mekanizmalarının bilimsel gerçekliğinin belirli bir materyalist inançsal gaye doğrultusunda (ateizm) zorlanması sebebiyle tıkanan evrimi anlama sürecimiz, artık verilerin bizi götürebildiği yere gitmemiz sağlıyor. Bu noktadan sonraki kişisel yorumlarında bilimi bağlayan bir yanı olduğu düşüncesinde değiliz. Bilimin görevi mutlak felsefi cevaplar vermek değildir.  Daima söylendiği gibi hayat içerisinde herkes ve her şey değişiyor. Her fikir kendini yeni veriler ışığında geliştiriyor, dönüştürüyor…o zaman şimdi bizde şu soruların soralım ve cevaplarını bulmaya çalışalım; Neden evren ve evrimsel süreçler aklın onları nedenselleştirebileceği kadar akla hitap ediyor? Eğer, akıl denilen çıktı evrimsel bir kaza sonucu varsa, kendi varlığını anlama yolunda akıl evreni de bir kazalar bütünü olarak görerek kendi varlığı anlamsız kılmak için mi bilimle uğraşıyor? (Materyalist Paradigma) Yoksa bilim yoluyla evreni kendine daha anlamlı kılabilmek için mi? (Teolojik Paradigma) Bu sorulardan hangisi akla daha çok hitap ediyor?

Alice Harikalar Diyarında adlı klasik başyapıtta Alice ile Cheshire Kedisi arasında şöyle bir konuşma geçer :

Alice : Buradan gitmek için bana hangi yolu izlemem gerektiğini söyler misin?

Cheshire Kedisi : Nereye gitmen konusunda iyi bir anlaşamaya bağlı bu.

Alice : Neresi olduğunun önemi yok!

Cheshire Kedisi : O zaman hangi yol olduğunun da bir önemi yok.

Alice : Sonunda herhangi bir yere varsın da.

Cheshire Kedisi : Elbette varacaksın. Eğer yeterince uzun yürürsen…

Kaynaklar;

1.Nabi Yağcı – Taraf gazetesi 16 Nisan 2011 Solun zamanı geliyor mu?

2.John Bellamy Foster Marx’ın Ekolojisi s.68 Epos yayınları

Önden Yüklemeli Evrim teorisini neden savunuyoruz sorusunun bilimsel cevabı ile ilgilenenler için aşağıdaki makalemizin yeterli cevabı verdiğini düşünüyor ve sitedeki çalışmaların düzgün anlaşılması ve anlamlandırılması acısından okunmasını tavsiye ediyoruz.Yazının üzerini tıklayarak ilgili makalemize ulaşabilirsiniz…

Önden Yüklemeli evrim nedir ?

Neden Önden Yüklemeli Teleolojik bir Evrim ?

Reklamlar

35 thoughts on “TAVŞANI TAKİP ET

  1. alıntı://AT’nin merkezinin Darwinci naturalist yorumcuların haklı olarak eleştirdiği evangelist-yaratılışcı taraftan,

    Niye haklı olarak eleştirdiği, sadece hemoglobin genlerinin biraz benzemesi moleküler saat gibi kavramlar dolayısı ilemi yoksa çıktığınız kabuğu beğenmiyormusunuz, böyle cümlelerle ancak bindiğiniz dalı kesersiniz, işte öylesine hikayeler için zaman biraz geç değilmi, şurası açıkki behe DBB da hiç ortak atadan türemeden bahsetmiyordu aksine makro evrimi eleştirdiği bir küçük bölüm bile var ne olduda böyle değişti

    alıntı://AT’nin merkezinin Darwinci naturalist yorumcuların haklı olarak eleştirdiği evangelist-yaratılışcı taraftan, en başından beri olması gerektiği taraf olan, önden yüklemeli evrim ya da tasarlanmış evrimsel patikalara doğru kaydığını görüyor ve bunu savunuyoruz.

    bunu açarmısınız biraz bu konudan bahsetmenizi isteyebiliriz herhalde bu önden yüklemede ne ?

  2. Sayın Murat Bey
    şöyle demişsiniz;

    Niye haklı olarak eleştirdiği, sadece hemoglobin genlerinin biraz benzemesi moleküler saat gibi kavramlar dolayısı ilemi yoksa çıktığınız kabuğu beğenmiyormusunuz, böyle cümlelerle ancak bindiğiniz dalı kesersiniz.

    Birilerinin hoşuna gitmeyecek olduğu için yada herhangi bir yanlış anlamaya meyil verebileceğini düşünerek yada belli bir düşüncenin alt zeminini oluşturduğundan ötürü evrimin bilim tarafından sağlanan kanıtlarını görmemek Darwincilerin yaptığı şekilde tasarımı görmemek kadar büyük bir körlüktür.Evrim kavramını genel olarak zaman bağlarsanız(çünkü tüm tekamül süreçleri neden-sonuç ilişkisi içersinde doğrusal zamana bağlıdır.) ve zamanında sadece bizler için geçerli bir olgu olduğunu hatırlarsak evrimi kabul etmenin (zaten halihazırda birçok veriyle desteklenmiş bir çıktıdır) bindiğimiz dalı kesmekle yakından uzaktan alakası olmadığını kavrayabileceğinizi düşünüyorum.Aksine taksonomik yapılanmanın teleolojik anlayışla çok uyumlu olduğunu düşünüyorum.Eğer gerçek uç kutuplarda yer alsaydı ve bugün bilimde yaşanan kısırdöngünün sebebi geçmişte (ortaçağda klisede) ve bugün ( materyalist evrim algısı) çok benzer sebeplerden ( dogmatik kabul ve dini inanış) tıkanmamış olsaydı ve bizde bu görüşlerden birini savunuyor olsaydık ozaman bindiğimiz dalı kesiyor olabilirdik. Neyseki materyalistlerin ve yaratılışcıların yaptığı gibi; bir mucizenin yerine başka bir mucizeyi koyarak hayatı anlamaya çalışmak gibi beyhude bir çaba içersinde değiliz.

    ”şurası açıkki behe DBB da hiç ortak atadan türemeden bahsetmiyordu aksine makro evrimi eleştirdiği bir küçük bölüm bile var ne olduda böyle değişti”

    Michael Behe amazondaki blogunu eğer ingilizce biliyorsanız detaylıca okumanızı öneririz;

    http://www.amazon.com/gp/blog/A3DGRQ0IO7KYQ2

    Önden yüklemeli evrim konusunu son 5 makalemizde detaylıca ele aldık.Kısaca ve kabaca tanımlamak gerekirse, evrimin bir mekanizma olarak canlıların genomunda yer alan çevresine göre (tasarımcı tarafından) optimize edilmiş basitten-çok karmaşağı değin var olan veri girdileriyle benzer üretim süreçleri içersinden, çok yönlü farklı işlevler çıkararak, ve çevredeki tüm rastlantısal koşullara karşı uyumu sağlayacak şekilde yapılandırılarak hayat ağacını oluşturduğunu savunan görüşe önden yüklemeli evrim anlayışı diyebiliriz.

    Size http://www.researchintelligentdesign.org yer alan tanımıda vereyim;

    ”Front-loading evolution[1] is the idea that the first organisms were designed for future states and contingencies. Front-loading ecompasses two related, yet logically distinct propositions. The first proposition is that life was designed to adapt to changing conditions, having been equipped with various mechanisms that facilitate evolution. The second proposition is that life was designed so as to make some specific event more likely, such as the evolution of multicellularity.

    Rather than being an idea based strictly on the preservation of genetic information, front-loading explores dynamic processes such as extensibility, robustness, flexibility, modularity, constrained optimization, intrinsic control, prescribed information, compartmentalization, and pre-adaptation. Mike Gene and Krauze are among those exploring the concept, but Michael Behe, Michael Denton, Simon Conway Morris, and John A. Davison have also expressed ideas friendly to front-loading. ”

  3. Evrim konusunda verdiğiniz cevap beni hayal kırıklığına uğrattı daha yetkin bir cevap beklerdim

    ben amazon bloglardan bahsetmedim DBB den bahsettim bu kitabıda okudum neyin ne olduğunu biliyorum söylediklerimi yanlışlayan bir cevabınız yok, behe bir yerlerde darwinci evrim doğru olsaydı balinaların evrimini kanıtlayan birçok geçiş fosili olur diyordu klasik bir şekilde
    For instance, Behe once wrote, “if random evolution is true, there must have been a large number of transitional forms between the Mesonychid [a whale ancestor] and the ancient whale. Where are they?” (12)

    http://www.sciencemag.org/cgi/content/full/316/5830/1427

    yani ben birşey söylüyorsam muhakkak bir dayanağı vardır

    anladığım kadarıyla ilk hücre nin yaratıcı tarafından işin bu noktalara geleceği tasarlanarak yaratıldığı görüşünü savunuyorsunuz bu önden yükleme olayında bu doğrumu yoksa yaratıcı sürekli müdahaledemi, yoksa çok ksıtlı müdahalelerdemi bulunuyor mesela kan pıhtılaşması sistemi gibi…teşekkürler

  4. Michael Behe konusunda kendime uzman belki diyemem ama normal bir ilgili kişiden çok daha iyi şekilde söylemini bildiğimi ve kavradığımı söyleyebilirim.Ortak atanın M.Behe (DBB hariç) tarafından ne denli kabul gördüğüne bakalım;

    Unlike William A. Dembski [19] and others in the intelligent design movement, Behe accepts the common descent of species,[20] including that humans descended from other primates, although he states that common descent does not by itself explain the differences between species. He also accepts the scientific consensus on the age of the Earth and the age of the Universe.

    http://en.wikipedia.org/wiki/Michael_Behe

    ”I want to be explicit about what I am, and am not, questioning. The word “evolution” carries many associations. Usually it means common descent — the idea that all organisms living and dead are related by common ancestry. I have no quarrel with the idea of common descent, and continue to think it explains similarities among species. By itself, however, common descent doesn’t explain the vast differences among species.”

    http://www.arn.org/docs/behe/mb_dm11496.htm

    ”ML: In The Edge, you make a defense for common descent (p.182) and later attribute it to a non-random process (p. 72). Considering the convergent evolution of the digestive enzyme of lemurs and cows, hemoglobin of human and mice, and in your own work resistance mutations that also arise independently (p77), why such a commitment to common descent? Isn’t genetic convergent evolution or even common design (considering your view of mutations) good alternative explanations to common descent?

    MJB: I don’t think so. Although those other explanations may be true, I think that common descent, guided by an intelligent agent, is sufficient to explain the data. It has the great advantage of being easily compatible with apparent genetic “mistakes” shared by organisms, such as the pseudo-hemoglobin genes I wrote of in The Edge of Evolution.”

    http://www.ideacenter.org/contentmgr/showdetails.php/id/1449

    Çok daha fazla veri var bu konuda ama 3 tanesinin yeterli olduğunu düşünüyorum.

    ”yoksa yaratıcı sürekli müdahaledemi, yoksa çok ksıtlı müdahalelerdemi bulunuyor mesela kan pıhtılaşması sistemi gibi…teşekkürler”

    Bu soru tipinin bilimsel araştırmanın içeriği ile alakalı oldğu muhakkak yani kısaca bu cevabı süreç içersinde alacağız.Kesin yanıt aramak gibi bir derdi olanlar için genellemeler faydalı olabilir.Eldeki kanıtların bize gösterdiği, müdahalenin içeriğin tasarlanması ve çevresel koşulların bu tasarıma göre şekillendirilmesi ile birlikte sürdürüldüğüdür.Yani Tasarımcı sadece hücre genomunun ve DNA’yı tasarlamıştır gibi bir pasif durum söz konusu değil.Tasarım büyük patlamadan beri kontrollü olarak arda arda gerçekleştirilen amaçsal bir süreçtir ve zaman içeriği ile bağıntılıdır.Biz bu süreçleri böyle niteleyerek anlamlandırabiliriz. Oysaki tasarımcı için aynı nitelemeler gereksizdir.Çünkü kanımca tasarımcının mutlak suretle sistemin tabi olduğu ortamdan ayrı düşünülmesi gereklidir (Panteist ve Naturalist felsefe ile ayrışıklığın başlangıcı)

    Son olarak birde hem Akıllı tasarımın temel argümanlarını kullanıp birde akıllı tasarıma karşı olmak gibi bir paradoksun içine düşmeyin.AT hareketinin evangelist yaratılışcılık tarafından sahiplenilmesi bu hareketin tamamen ”yaratılışcı” olduğunu düşünen Darwinci ve Yaratılışcıların bilgisizliğinden kaynaklanır.AT hareketinin temeli evrimin dogma olarak kabul edilen ve belirli bir felsefi amacın arka planını oluşturmakta kullanılan (ateizm) kısmına itirazdır.Temel gaye evrimin geçersizliği değil DARWİNCİ EVRİM anlayışının geçersizliğini ortaya koymaktır.Evrime yeni ve daha yüksek bir çözünürlükle bakıp tasarlanmış gibi görünen yapıların gerçekten tasarlanıp tasarlanmadığını anlamak için yürütülen bir çabadır.

    Ben teşekkür ederim…

  5. muratS,

    Behe son kitabında (EoE) ortak atadan türemeyi (common descent) çok net bir şekilde savunuyor. Ortak atadan türemeyi destekleyen (özellikle de insan ile şempanzelerin) çok sağlam deliller olduğunu söylüyor hatta bunları örneklerini de göstererek açıkça savunuyor.

  6. Ajlan Bey;
    Bu Front Loading kavramını evrenin kökeni ve gelişimi içinde kullanabiliriz gibi geldi bu turlerin kokeninide içine alıyor :)

    Şöyle evrenin ilk anlarında yer alan bilinç veya program sayesinde yasalar çok ince bir ayarla var olmus veya ortaya cıkmıs yanlış bir sapma olmadan evrenin basitten komplekse doğru gelişimini çevredeki tüm rastlantısal koşullara karşı uyumu sağlayacak şekilde bir yapılandırma olusturmustur.Milyarlarca yıldır gerçekleşen evrimde bu başlangıctaki programdan kaynaklanmaktadır cunku harika bir evrende yaşıyoruz ve evrenimizin şu an ki yapısına ve hayatın kompleksliğine baktığımızda bu programla yanlış giden birşeyler olmamıs ve sapmamıstır.

    J. Dyson boşuna dememiş evren, bir anlamda, sanki bizim geleceğimizi biliyormuş gibi görünüyor

    Kısaca yasalar evreni bu programdaki talimatlar sayesinde yonetmekte açıklma sadece yasalar. Ustun programlayıcının ayrı bir mudahale etmesine gerek yok cunku bu program sayesinde herşeyi önden yuklemiştir.Ve sizinde dediğiniz gibi çok yönlü farklı işlevler çıkararak, ve çevredeki tüm rastlantısal koşullara karşı uyumu sağlanmıstır.

  7. Sayın Abudak Francis Collins’in ‘The Language of God ‘ isimli kitabında Akıllı Tasarım teorisinin çökmeye mahkum olduğundan bahsediyor.İnançlı bir bilimadamı olan Cllins’in bu tavrı dikkatimi çekti.Bu konudaki düşüncelerinizi merak ediyorum.Saygılarımla…

  8. Sayın Gökben

    F.Collins’in kabulü olan teistik evrim ile bizim burada savunduğumuz Akıllı Tasarım kabulü olan önden yüklemeli evrim modeli arasında hemen hemen hiç bir fark yoktur. F.Collins gibi oldukça değerli bir bilim insanın itirazı ABD ‘de Akıllı Tasarımın ana akımı haline gelen ve yeni yaratılışcılık olarak Akıllı Tasarımın yaftalanmasına sebep olan Evangelistlerin Akıllı Tasarım söylemleridir. Elbette Sayın Collins’in bu söyleminin haklı olduğunu burda belirtmemiz gerekir. Fakat nasıl Darwinizmin ateist ekolü (Yeni Darwinizm-R.Dawkins-D.Dennett) Darwinizmin kendisi sanılıyorsa aynı şeklide ABD’deki bu güruhta maalesef AT’nin kendisi sanılmaktadır. Buna sebep bu makalemizin güncellenmiş halinde detaylıca açıklanmıştır.

    Bizlerde AT bu şeklinin tarihin sayfalarında yerini almasını Darwincilerden daha fazla istiyoruz. Çünkü bu tip söylemler asıl merkez tasarım iddiasına Darwincilerin söylemlerinden çok daha fazla zarar vermektedir. Bu söylemler ard niyetli şahıslar tarafından kullanılmakta ve karşı propagandalarının çekirdeğini oluşturmaktadır.

    Saygılarımızla..

  9. Mustafa bey geçen sitenizi ziyaret ettiğimde bir imza kampanyası vardı herhalde.şu an onu bulamıyorum.Yardımcı olur musunuz ?

  10. ELİNİZE SAĞLIK YORUM YAPACAK KADAR BİLGİLİ DEĞİLİM AMA BANA ÜYELİK SİSTEMİNİZ HAKKINDA BİLGİ VEYA YENİ KONULAR AÇOLDIĞINDA HABER VERİRSENİZ ÇOK MEMNUN OLURUM PEŞİNEN TEŞEKKÜR EDER BAŞARILARINIZN DEVAMINI ÜMİT EDERİM

  11. Üyelik sistemimiz diye bir şey yok fakat RSS haber besleme ağını (Sağ kolon en üst) seçip yeni makale ve yorum geri bildirimlerin ve yeni makale haberlerini alabilirsiniz .Google ‘dan gmail hesabınız varsa ”google reader ”bunun için uygun bir haber akış izleyicisidir.

    Teşekkür ederim..

  12. Yazılarınız gerçekten çok başarılı sizi tebrik ederim.Blogu uzaktan takip ediyorum ve tartışmalara şahitlik ediyorum.AT dışında evrimci iddilarada cevap veriyormisiniz?

  13. Bi ara blogun temasını değiştimiştiniz.O tema gerçekten bu bloga yakışmıyordu.Bence blogun teması yeterince uygun.Değiştirmek anlamsız olur…Ama blog sizin sonuçta ,ben sadece fikrimi söylüyorum.

    • Bu tema Firefox’ta betik hatası verdi.Hatayı düzeltene kadar diğer temayı kullanmak zorunda kaldım. Tema konusunda da her konuda olduğu gibi tutarlı olmak bencede faydalıdır. Görüşleriniz ve tavsiyeniz için teşekkürler..

  14. size ,gerçekten çok teşekkür ederim,böyle bir siteyi hazırladığınız için ,evrime ve darvincilerin yazılarına ve araştırmalarına kapılıpta ,her zaman inandığım tanrının ,aslında hiç olmadığı ve tamamiyle tesadüf eseri var olduğumuzu düşünüpte ,yaradılışçılarında bilimsellikten uzak kelime oyunlarıyla tanrının varlığını kanıtlamaya çalıştıkları,ve bu başarısızlıklarının bana vermiş olduğu umutsuzluğun artarak yoğunlaştığı,bu günlerde sizin ,bu yazılarınızı okumam ve tesadüfen sitenize rastlamam gerçekten beni çok mutlu edip ,heyecanlandırdı. sizin bilimsel,mantıklı ve tutarlı yazılarınız sanırım evrimciler haklı ,adamlar doğru söylüyor ,malesef dedikleri doğru düşüncemi değiştirdi.size gerçekten çok teşekkür edip başarılar diliyorum.

    • Sitemin kuruluş amacına hizmet ettiğini görmek asıl beni mutlu ediyor.Sizin gibi hayatı sorgulamakta samimi olan herkese ,aslında kendi sorgulamalarımdan oluşan bir seçkiyi sunmaktan başka bir şey yapmıyorum . Kamplaşmaların rasyonelliğin önündeki en büyük engel olduğu şu günlerde, gerçeğin farklı şekilde yorumlanabilmesinin gerçeğin özüne bir zarar veremeyeceğini insanların anlaması ve anlamlandırması tek dileğimdir.Gerçeğin bir kısmıyla daha büyük gerçeklerin saklayan ve kendi dünya menfaatleri için bilimi kullanan ister yaratılışcı ister darwinci olsun herkese karşı bir isyanı temsil ediyoruz. Hayata dair sahip olduğumuz farklılıklar ve farklı bakış açıları esas zenginliğimizdir.Farklılıklara tahammül gösteremeyenler , kendi bağnaz düşüncelerinin esiri olmuş,kendi düşüncelerinden bile şüphe edip onun sağlamasını illa bilim üzerine yıkan, kendilerini daha üst bir yapıya yamamaya çalışan zavallılardır. Karşısındakine saygı duymayan onu kendince aşağıladığını zannedip kendi düşünce üretmekten çok hazır düşünceler üzerine hayat bina edenler, elbet yayınlarımızdan hoşnut olmayacaklardır.Pek tabiki, bunun tersini gerçekleştiren sizler gibi insanlarda yayınlarımızdan istifade edip kendileride yeni çıkarımlarla süreçleri anlamlandırmamıza daha büyük katkıyı sağlayabilirler. Amaç yazısının başında belirtiğim gibi :”Bu çıkarımların kesinlikle gerçeği temsil ettiğini iddia etmiyoruz, sadece aktardığımız şekilde olma olasılığının diğer olası açıklamalara göre daha olası olduğunu savunuyoruz.” Araştırmalar ve verilerin ışığında değişmeyen tek şeyin değişimin kendisi olduğu bilinci ile bu değişimi anlayıp kendi kişisel gelişimimizin içersinde anlamlandırabilirsek sanırım bilimsel düşüncenin kendisini gerçekleştirmiş olabileceğiz.Buna yönelik yaptığım her katkı bu sitenin asıl teleolojik amacıdır. Yorumunuz için teşekkür ederim…

  15. “Bir çalılıktan karşıya geçerken, ayağımı bir taşa doğru attığımı farz edelim. Bana, nasıl olup ta o taşın oraya geldiği ya da orada bulunduğu sorulsaydı, bildiğim her şeyin dışında, muhtemelen bir şekilde önceden beri orada olduğunu söylerdim…

    Ancak, yerde bir saat bulduğumu farz etseydik bu durumda o saatin nasıl olup ta orada olduğunu sorgular ve neticede daha önceki cevabımı veremezdim. Aksine, saatin parçalarının birbirleriyle olan uyumu ve bir sistemi oluşturacak şekilde bir araya gelmiş olmaları bize belli bir zamanda, belli bir yerde ve belli bir amaç için bir ya da birden fazla sanatkârın saati tasarlayıp yapmış olduklarını düşündürürdü.

    diye bir bölüm var yazıda..

    saat insana hizmet etmesi için üretilmiştir, bir şeyi ifade eder, soyut bir kavramı yani zamanı. bu nedenden dolayı bir insan elinden çıktığı düşünülür. organizasyonu değil, organizasyonunun oluşturduğu amaç insanda fikri oluşturulmuş edimi yaratır.
    oysa canlılar tıpkı taş gibidir, sentetik değil doğal natureldir. canlıların biri diğerine yem olması ve türlerin devamlılığını sağlama dışında bir önemi yoktur.

  16. Ajlan Bey,

    “BİLİM TARİHİ ‘DOĞRU’ OLARAK KABUL EDİLEN TEORİLERİN YANLIŞLANMASININ TARİHİDİR. K. POPPER”

    Popper’in teoriler hakkindaki bu sozu pozitivist sacmalamasidir. Duhem’i okudugunuzda da goreceksiniz ki bir teori icin “dogru/yanlis” demenin hicbir anlami yoktur. Hatta oyle ki bir teorinin dayandigi aksiyomlarin dahi dogr/yanlis’ligini tartismak anlamsizdir. Ama herhangi bir teori icin kullanislli/kullanissiz diyebilirsiniz. Mesela Newton Mekanigi hala kullanisli bir teoridir, araba imal etmek icin Relativite teorisi kullanacak haliniz yoktur. Ama Popper pozitivist bir anlam kavrami icinde bocaladigindan boyle sacma laflar etmek zorunda kalmistir, pozitivizmin yikilisinin onculugunu yapmak icin;-> Popper bir turlu 20yy’da anlam kavramindaki gelismelere ayak uyduramamistir, Russell gibi pozitivist anlam kavramina takilip kendi, kendini helak etmistir. Oh olsun kerataya!

    Saygilarimla,
    Grand Sen~or.

    • Hiç bu açıdan değerlendirmemiştim..:) daha çok kanunlaşmış paradigma haline gelmiş teoriler üzerinden toplum mühendisliği yapanlara bilimiin asla nihai bir ”durak” noktası olmadığını ima eden bir söz olarak kabul ediyorum.Sizin yorumunuzdaki açıklama Popper’ın hain kabul edilmesinide açıklıyor olabilir.Her sezarın bir brtüsü vardır ne de olsa..mağdem ki site içeriği ile uyumsuz olduğunu ortay koydunuz.Şimdi alt başlıkta kullanabileceğim bir veciz sözü sizden rica ediyorum.Böylece katkınız ana sayfada daim yer alsın..Yorum ve tavsiyeleriniz için yeniden teşekkürler..

  17. Selamlar Ajlan Bey,

    Popper aslinda bu safsatasiyla zamaninda cancekismekte olan Pozitivizm’i son care kurtarmaya calisiyordu, fakat Positivizm daha sonra kendi kodamanlarindan yedigi darbelerle tamamen tasfiye edildi. Ama lisana bulastirdiklari virusler hala faaliyette ve ozellikle sozum ona bilim adamlarinin lisani bunlarin cirit attigi alandir, bu yuz yillarin birikimi, Bati bundan zor kurtulur, hatta LW’ya gore Bati bundan kurtulamaz, batar gider. Ne yazik ki Muslumanlar 700-800 yil once Felsefecilerini disladi icin simdilerde sahipsiz bir sekilde nerden kotu bir flesefe ruzgari eserse kendilerini ona kaptirip gidiyorlar, su anda bunlarin cogu Pozitivistler’den daha pozitivist bir anlam kavramina sahip, tam bir kavram kargasasi icinde bocaliyorlar, atalarinin Yunan-i Atika’dan ogrendiklerine takilip kalmis vaziyette. Bunlar zannediyor ki Felsefe’yi dislarlarsa kotu felsefecilerin lisana saldigi virusler bunlarin lisanina bulasamaz;->

    Alt baslik icin bakin su iki siteyi gozden gecirin, burasi sizin siteniz siz secin, begenin:

    http://groups.google.com/group/AlaaddinsCave?lnk=iggc
    http://groups.google.com/group/starwords?lnk=iggc

    010.100 Allah’in izni olmadan hic bir nefis iman edemez, O akletmeyenleri pislige sokar.

    Kur’an’da boyle der, fakat insanlarin cogu zanneder ki dilerlerse izinsiz iman ediverirler.

    Yillar once Usenet’e teorielerle ilgili bir yorum yapmistim, burada bir kopyasi var:

    http://groups.google.com/group/AlaaddinsCave/web/about-theories

    surada da teorilerle ilgili bir baska yazi var:

    http://groups.google.com/group/AlaaddinsCave/web/what-is-fact

    Saygilarimla,
    Grand Sen~or.

    • Sayın Hocam.. epey kitabınızı indirdim…göz gezdirdim okunacak çok şey çıktı.Yardımlarınız çin müteşekkirim. Alt başlık için şimdilik gecici olarak eski başlık ”Aurea mediocritas per veritas vos liberabit…” kullanayım dedim..

      • Ajlan Bey,

        hadi iyi calismalar, o kitaplarfdan cogunu zevkle okuyacaksiniz.

        Saygilarimla,
        Grand Sen~or.

      • Sağolun hocam sittenizde zaten indirilebilir içerikle vakıf etmişsiniz hemen jhepsini,bitirilmeyenleride indirdim… nasipse şu yeni nesil okuma cihazları (ipad, kindle) edineceğim.PDF ve Word olarak bir dünya kitabım var..fakat alır almaz bunlardan başlayacağım muhakka.Teşekkürler…

      • “Aurea mediocritas per veritas vos liberabit”
        bakin bu alt baslik guzel, bahsettigim calismalari yaptikca daha da anlam kazanacak sisin icin.

        Saygilar ve selamlar,
        Grand Sen~or.

  18. Ajlan Bey,

    kisacasi bana sorarsaniz Muslumanlarin binlerce Felsefeciye ihtiyaci var, hatta diyebilirim ki ne kadar doktorlara, discilere, psikologlara ihtiyaclari varsa bir o kadar da felsefeciye ihtiyaclari var. Fakat bunun farkinda degiller, felsefecilerin yeriniyse bir tertip sarlata, gazete kose yazari, web-bloglari, vaizler, TV konusmacilari, kitap yazarlari falan, filan dilduru, dolduru veriyorlar, bunlar Muslumanlarin kanini, iligini emdikleri gibi lisanlarina bulasmis olan virusleri etkisiz hale getirmeleri soyle dursun, hastaliklarian, kavram kargasalarina hastalik ve kargasayi giderek katemerliyorlar, yani hasta oldu, olecek. Allah gokten zembille felsefeci gondermez, zaten gonderse bunlar bu kesmekes icinde imigini sikardi onlarin;->
    Babam bile bana “Oglum Felsefe ve Mantik’a bulasma dinden, imandan olursun Mazallah!” derdi, bayagi da Kitabi yakindan tanir biri olmasina ragmen. Sen gerisini dusun, istersen bir dene bak “Ben Mantik ve Felsefe calismaya karar verdim” de ne diyecekler;->

    Saygilarimla,
    Grand Sen~or.

  19. Bence sonsuzluk dediğmiz kavramda,herşeyi bilen ,herşeye gücü yeten en azından bizim bildiğimiz ve anlıyabileceğimiz şekilde bir tanrı olması olasıdır.Çünkü yeterince vakit var.Biz eğer 10 bilemedin 20 bin yılda böyle bir kavramı yaratabiliyorsak ,öncesizliği düşündüğümüzde ,dediğim gibi bu olasıdır.Evrim teorisi yüzde yüz doğru olabilir,ama muhtemelen bu teori ,temel yasaların çıktığı Bing Bang den sonrası için geçerlidir ,öncesi için değil.

    • Hayır. Okuduğum şeylerden başka yazılacak önemli bir şey yok. Bir kısmını siteye gelerek zaten okuyorsunuz. İlginiz için teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s