HAYAT NEDİR?

Mike GENE

Çeviren: Mustafa Ajlan ABUDAK

Biyologlar, tanımlanması oldukça zor bir şey üzerinde çalışırken, kendilerini rahatsız hissederler. Geleneksek olarak, hayatı tanımlarlarken, hayat için karakteristik hale gelmiş metabolizma, büyüme ve gelişme, dış etkilere yanıt verme ve üreme gibi birkaç özelliği listelerler. Oysa, Daniel Korshland hikayeyi biraz farklı anlatmaktadır:

Hayatın tanımlaması nedir? Bilim insanlarından oluşan seçkin bir topluluğun bir konferansta bu soruya yanıt vermeye çalıştığını hatırlarım. Bir enzim canlı mıdır?  Bir virüs canlı mıdır? Bir hücre canlı mıdır? Saatlerce süren azimli çalışmalar ve bunu izleyen ikna edici düşünsel tartışmalar sonunda bir çözüme varılmış gibiydi  : ‘‘ Üreme yeteneği- hayatın zorunlu bir karakteristiğidir. ’’ dedi bir bilim adamı. Herkes bu tanımın hayat için gerekliğini bir cılız sese çıkana dek başıyla onayladı. ‘‘ Öyleyse bir tavşan öldü. İki tavşan –bir erkek bir dişi- hayattalar fakat her ikisi tek başına kaldığın da ise  bir ölü’’.  İşte o noktada hepimiz herkesin bilmesine rağmen,  hayatın basit bir tanımının olamayacağı konusunda hem fikir olduk. [1]

Koshland’ın kendisi hayatı evrensel ve gerekli 7  özellikle tanımlamaktadır: ‘‘  Program, İrticalen etkinlik gösterebilme, Bölümlere ayrılabilme, Enerji, Üreyebilme, Uyum sağlayabilme, İzolasyon. ( İngilizce baş harfleriyle P-rogram-I-mprovisation-C-ompartmentalization-E-nergy-R-egeneration-Adaptation-S-eclusion PICERAS) bunlar kısaca yaşayan bir sistemin dayandığı temellerdir.’’ [1] Hayat kendisini yeterli ve basit bir tanımlamayla açıklama çabalarına direnç gösterir. Onu bu şekilde açıklamaya gayret gösteren indirgemeciliği bu hususta başarısız kılar.

2001’de Bernard Korzeniewski eğer evrim tasarlanmış bir süreç şeklinde düşünülürse sibernetik yaklaşımı kullanıp oldukça faydalı bir hayat tanımlaması ile ortaya çıktı.

Korzeniewski kendi tanımlamasında şöyle yola çıkar:

Hayat (canlı bir birey) daha üst düzey olası genişleme eğilimli olumlu geri bildirimlere (positive feedback) tabi kılınmış daha alt kademedeki düzenleyici olumsuz geri bildirimlerden (negative feedback) meydana gelen bir ağdır. (Network)  [2]

Okumaya devam et

Reklamlar

D.N.A VE İLERİ DÜZEY BİLGİSAYARLAR

Paul Elias

Çeviren; Mustafa Ajlan Abudak

San Francisco-Neredeyse doğru olamayacak kadar inanılmaz geliyor fakat çığ gibi büyümekte olan araştırmalar D.N.A ‘nın yani hayatın yapıtaşının, şaşırtıcı bir şekilde yeni nesil ileri düzey bilgisayarların temeli oluşturabileceğini desteklemekte. Eğer bu olursa, devrim belkide Güney Kaliforniya Üniversitesi bilim adamı Leonardo Adelman yatağında yatarken James Watson’un “Genin Moleküler Biyolojisi” adlı kitabı okuduğu on yıl öncesindeki geceye kadar gidebilir.

” Bu müthiş bir şey” demişti karısına Adelman ve sonra bulanık bir kanı onun uykusunu kaçırdı. İnsan hücreleri ve bilgisayarlar bilgiyi hemen aynı şekilde işliyor ve saklıyor. Bilgisayarlar bilgiyi 0 ve 1 dizgilerinde saklarken, yaşayan canlılar bilgiyi A,T,C,G ile simgelenen moleküllerde saklıyor. Adelman yatağından fırladığında fark ettiği daha pek çok ilgi çekici benzerlikler vardı. D.N.A bilgisayarlarının temelleri için taslaklar yapmaya başladı. O gecenin geç saatlerinde yapılan karalamalar, bu zor bilime bir yol açmıştı bile, böylece NASA, Pentagon ve diğer federal kurumlardan gelen yardımlarla desteklenen bir alan oluverdi.

Şimdi Dünyanın her yanında birçok araştırmacı ince yaşam-temelli bilgisayarları hayatın kendi güçlerinden yaralanmayı umarak yapıyorlar. Bu bilim adamları yapıtlarına “makineler” ve aletler adını veriyorlar. Gerçektende bu makineler D.N.A dolu su tüplerinden başka bir şey olmasa da, bu sıvı algoritmik verileri kırarak bilgiyi dışarı iletiyor. Bugün D.N.A bilgisayarlarınca çözülmüş olan problemler en temel ve basit olanlarıdır. Çocuklar bir kalem veya kâğıt yoluyla cevapları daha çabuk bulabilirler. Fakat araştırmalar bu incecik bilgisayarların bir gün insanlara enjekte edilerek virüsleri etkisiz kılacağını, kötüye giden iyi hücreleri onaracağını ve bizleri hastalıklara karşı farklı şekilde sağıklı kılmaya yardımcı olacaklarını umut etmekteler. Hatta araştırmacılar genetik materyalin kendini yeniden kopyalayabildiğini ve çok güçlü işlemciler içersinde büyüyebileceği fikrinin peşindeler. Böylece silikon tabanlı bilgisayarın çözebilmesi için çok karmaşık olan problemleri çözebilecekleri düşüncesindeler. Sonuç olarak, bilim adamları, kendilerini idare edebilecek örneğin, derin uzay yolculuklarında mürettebatın sağlığının korunması ve kontrolünde kullan anılabilecek D.N.A bilgisayarları yapma amacındadırlar.

Okumaya devam et