TASARIM EŞ BİÇİMİ VE EŞ BİÇİMSEL KARMAŞIKLIK

Joey Campana

Çeviren: Mustafa Ajlan ABUDAK

Bu makalemizde bir amaçtan yola çıkarak insanların tasarımları sonucu meydana gelen makinelerle canlı dünyasında bir amaç sergileyen benzer yapıların/biyolojik makinelerin arasındaki analojiye derin bir bakış yapacağız.  Tasarım çıkarımını teknolojik dünyada nasıl gerçekleştiriyoruz ? Neye niçin tasarım yada tasarlanmıştır diyoruz  ? gibi sorularla,   moleküler dünyada benzer tasarım ilkelerinin tersine mühendislik bakış acısıyla uygulanalıp uygulanamayacağını ve  benzer akıl yürütmeleri kullanarak  yine  benzer sonuçlara varılıp varılmayacağını  sorgulayacağız. Bunu yaparken bir önceki makalemiz olan Hücresel Hesaplama ‘da Sayın Shapiro’nun ;

Tüm bunlardan sonra söyleyebileceğim, hiçbir insan yapımı mekanizma canlı hücrenin yeterliliğinde , hassaslığında ya da karmaşıklığında bir işlem gerçekleştiremez. sonuç çıkarımını unutmadan  akıl yoluyla tasarladığımız makinelerin canlı moleküler dünyada ne kadar bu aklı temsil edebildiğini de görme imkanımız olacak.

Sayın Joey Campana’nın bu harikulade çalışmasının Türkçe çevirisini sizlere parçalar halinde  sunmanın daha anlamlı olacağını düşünüyorum. Bu sebeple ilk olarak sadece metnin özetinin çevirisini koydum. Bu makaledeki veriler diğer bazı makalelerdeki verilerle tandem şekilde sizlerle buluşmayı sürdürecek. Asıl makaledeki bazı çarpıcı görselleri konunun mahiyetine gönderim olarak ekliyorum.Umarız ki Sayın J.Campana’nın belirtiği gibi bu çalışma sayesinde;

Birileri de gayesel makineler ve organik biyoloji arasındaki bağlantının kökeninde salt rastlantıdan daha büyük başka bir şeyin müdahil olduğu gibi ayrıksı bir izlenim edinebilir.

Okumaya devam et

Reklamlar

MERKEZİ METAFOR

Mike GENE

Kitabım Tasarım Matrisi ve sitem’deki gayesel / erekbilimsel (teleolojik) söylemlere en şüpheci biçimde yaklaşan tepkiler, pozisyonumun hakim evrim teorisine hakeza uymadığı ve herhangi bir veri yada kanıt taşımadığı şeklindeki şikayetle dile getiriliyor. Oysa bu şikâyet tüm manayı ıskalıyor.

Hedef . Ateş. Iskala.

Bunu görmek için, herkese Tasarım Matrisinde açıkladığım tüm yaklaşımımın dayandığı merkez  söylemi/benzetmeyi hatırlatmama izin verin:

 

Eğer bizler evrim ve akıllı tasarımın bir arada var olabildiği bir gerçeklikte yaşıyorsak, evrimleşmiş şeyler tasarlanmış gibi görünüyorsa ve tasarlanmış şeylerde evirilebilecekmiş gibi duruyorsa,  evrim ve akıllı tasarım arasındaki ikili karşıtlık oldukça yanıltıcı olabilir. Beklide evrim ve tasarım birbirleriyle mücadele eden fikirlerdeki tartışmanın muğlâk doğasını gereği, kökenleri açıklayan fikirler olarak, vurguladıkları kısımları, birbirlerini net görmelerini engellemektedirler. Bu muğlâklığa ek olarak bir gerçekte şudur ki, çoğunlukla oldukça uzak tarihin içersine gömülmüş ve o tarihe özgü olaylarla muhatap oluyoruz, bunun anlamı herhangi bir çözümün elde edilmesi umudu, doğrudan olmayan ya da dolaylı kanıtlara dayanacaktır. Bu katı muğlâklığa karşı bilindik geleneksel her ikisinden biri/ ya da yaklaşımı yerine başka bir seçenek dikkate alınmalıdır; her ikisi/ ve bakış acısı.

Okumaya devam et

DARWIN NEDEN HEP ZOR ANLAŞILMIŞTIR..

S.Jay Gould

Amerikalı paleontolog, jeolog, zoolog, evrimci ve bilim tarihçisi olan Stephen Jay Gould, kendi dilinin ve kendi kuşağının en çok okunan popüler bilim yazarlarından birisidir. Yaşamının önemli bir bölümünü Harvard Üniversitesi’nde ders vererek ve New York’taki Amerikan Doğa Tarihi Müzesi’nde çalışarak geçirmiştir. Bu makalede Stephen Jay Gould’un kitapları arasında Türkçeye çevrilenlerin en bilineni, Darwin ve Sonrası – Doğa Tarihi Üzerine Düşünceler (İngilizce: Ever Since Darwin: Reflections in Natural History, 1977) adlı kitabıdır. Ceyhan Temürcü’nün Türkçeleştirdiği kitap, Tübitak tarafından Popüler Bilim Kitapları serisinde bugüne dek 8 kez basılmıştır. TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları tarafından Türkçeye kazandırılan bu eser, evrimle ilgilenen herkesin okuması gereken çok önemli bir kitaptır.

Gould, Darwinizmin merkez çekirdeğindeki temel kaidelerin genelde fanatik Darwin yanlılarınca bile doğru düzgün bilinmediğini ısrarla belirtmiş ve bunların doğru anlaşılmasına çalışmıştır. Gould’a göre evrim, en basit canlıların –sonu insana varacak olan – gelişimini anlatmaz. İnsan, evrimin kaçınılmaz bir sonucu değildir. Benzer şekilde karmaşıklığın artışı ve ilerleme de evrimin temel karakteristikleri olarak tanımlanamaz. Bunlar dürüst bir şekilde, Darwinizmin antromorfik teolojiden ayırarak, teorinin bir bilim dini haline gelmesini önleme gayretidir.

Gould, yukarıda bahsi geçen kitapta eleştiri oklarını doğa tarihinin insan merkezci anlayışına yöneltirken, doğal gerçekliğe dair görüşlerimizi kökten bir şekilde yeniden kavramlaştırmamızı da amaçlamıştır. 1 Bunu yaparken, Darwinizme yönetilen eleştirileri elden geldiğince bilimsel temelde cevaplamış ve oldukça açık yüreklilikle teorinin zaaflarını kabul etmiş, eldeki verilere göre bilimsel olarak savunulamayacak olası yönlerini ve genel kabul görmüş dogmaları eleştirmiştir.

Bunları yapmış olmanın, Darwinci ( Natüralist/Doğacı) evrim anlayışını gerçekten anlamak adına bir katkı sağlayacağını ve onun bir dogma olarak savunulmasından çok daha etkin bir şekilde, karşı teorilere bilimsel bir yaklaşımla cevap verme olanağı sağlayacağını düşünüyorum. Teorinin çekirdeğindeki çelişki ve evrimdeki her olguyu mutlak indirgemeci bir anlayışla değerlendirmek ve diğer olası açıklamaları ise olasılıksız olarak yok saymanın, teoriyi giderek bilimsel manada güçsüzleştirdiği ve teorinin bir dogma halini almasına neden olduğunu düşünmekteyim. Bu şekilde eleştirileri kabul edip, bunlar üzerine düşünerek cevap vermenin herhangi bir teorinin bilime karşı sorumluluğu olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Her felsefi, siyasi,ilmi görüş ve doğaya ve topluma dair herşey evrimin kaçınılmaz değirmeninde kendini değişen ortama ve artan bilgiye göre adapte etmekle yükümlüdür.Bu doğanın hayata yüklediği bir görevdir. Hayatta kalmak bu şekilde mümkündür.Değişime cevap verebilenler ‘ilerleyebilenlerdir.” Bu ilerleme, ister bir neslin devamı, ister bir düşüncenin devamı olarak algılansın yukarıda bahsedilen gayesel bir içkin nedene sahiptir.. Hayatta kalmak.!

Okumaya devam et

DARWIN DOĞMASAYDI….?

Mustafa Ajlan ABUDAK

Evrim teorisinin bugün meydana getirdiği tartışmalar bizi bilim felsefesinden alıp tersine mühendislik uygulamalarına kadar uzanan bir entelektüel maceraya sürüklüyorsa, şüphesiz bunda en büyük pay Charles Darwin ve Alfred Russel Wallace’sındır.

Ortaya koydukları mekanizma, doğayı insan aklının anlayabileceği bir kategorik düzleme indirgeyerek bugünkü bilim dünyasının temel yapı taşlarından birini meydana getirmiştir. Fakat maalesef aynı zamanda Charles Darwin, isminin sonuna -izm eklenerek bilimin ‘tarihine geçip sosyal ve ideolojik olarak tüm kültür yapısını etkileyen tek bilim adamıdır. (Lamarkizm az bir süre bu tekilliği bozmuş olsa da. Bugün geniş kabul görmediği için hipotezden ideoloji macerası yaşayamamıştır.) Bu evrimle adı nedeyse aynı anlama gelen bir bilim adamının söyleminin ya da söyleminden yola çıkarılarak oluşturulan modern sentez türevlerinin artık bir ideoloji olduğu anlamına da gelmektedir.

Elbette bunun olmasını garipsiyor değilim. Stephen Jay Gould dediği gibi;

Bilim, nesnel bilgilerin mekanik biçimde toplanması ve mantık yasalarıyla kaçınılmaz yorumlara ulaşılması değildir; gerçek bir insan etkinliği örneğidir. 1

Bu sebeple Darwin ve Wallace’nın söyleminin bilim dünyasında bir ortaçağ hesaplaşmasına dönüşmesi çokta yadırganmayabilir. Fakat tüm uçlar birbirinin varlığından varlık bulur. Siyah ve beyaz gibi birinin kavramsal yokluğu diğerinin varlığını kutsar ama diğerinin yokluğu ötekinin varlığının bir zorunluluğudur. Darwin yazdığı baş yapıtla, antik Yunandan ve Hint’den beri yapıla gelen canlılığın kökenine dair tartışmalara Aristo ile birlikte en büyük katkılardan birini yapmıştır. Darwin’in kitabı gerçektende bir milattır.

Okumaya devam et

TASARIM DÜŞÜNCESİ VE DARWİNİN İKİLEMİ

Mustafa Ajlan ABUDAK

Bu makalemizden sonra önemli bazı çeviri makaleleri vereceğiz. Özelikle kozmolojik tasarım delilleri ve tasarım çıkarımını nesnel olarak nasıl yapılabileceğine dair bazı önemli yazılar arka arkaya yayınlanacak. Bu sebeple bu makalenin daha önceki makalelerin genel bir özeti olmasına çalıştım. Darwinizm ile alakalı itirazlarımızın temelde nelere dayandığı ve tasarım çıkarımının yapılırken nelerin dikkate alındığı hakkında kısa ve öz bilgilendirmeler olmasına gayret ettim. Umarım takip edecek olan makalelerin anlaşılmasında bir kolaylık ve Akıllı Tasarım düşüncesi hakkında daha bilgilendirici bir metin sunmayı başarabilmişimdir.

Akıllı tasarım tarihte resmi olarak diyebileceğimiz ilk çıkışını ünlü İngiliz doğa bilimci ve teolog William Paley‘in kitaplarıyla yapmıştır.Darwin’ide öğrenciliği sırasında derinden etkileyen bu yapıtların özetini vermemiz gerekirse Paley şöyle demektedir;

” Bir çalılıktan karşıya geçerken, ayağımı bir taşa doğru attığımı farz edelim. Bana, nasıl olup ta o taşın oraya geldiği ya da orada bulunduğu sorulsaydı, bildiğim her şeyin dışında, muhtemelen bir şekilde önceden beri orada olduğunu söylerdim…

Ancak, yerde bir saat bulduğumu farz etseydik bu durumda o saatin nasıl olup ta orada olduğunu sorgular ve neticede daha önceki cevabımı veremezdim. Aksine, saatin parçalarının birbirleriyle olan uyumu ve bir sistemi oluşturacak şekilde bir araya gelmiş olmaları bize belli bir zamanda, belli bir yerde ve belli bir amaç için bir ya da birden fazla sanatkârın saati tasarlayıp yapmış olduklarını düşündürürdü.”

Akıllı Tasarım belki de en genel açıklamasıyla evrende gördüğümüz her şeyin ve elbette yeryüzündeki canlılığın kökeninin en iyi şekilde, bilinçli ya da Türkçemize geçen tanımıyla akıllı bir tasarlayıcının varlığı ile açıklanabileceğini savunmaktadır.

Okumaya devam et