EVRİM, BİLGİSİZLİK VE HURAFELER

Mustafa Ajlan ABUDAK

Evrim konusunda Türkiye’de yoğun bir bilgi çarpıtma hüküm sürmekte. Bu yüzeysel bilgi ile fikir üretme cesaretine sahip ortamda, Yaratılışçıların ısrarla anlamadıklarına, Darwincilerin de kendi savundukları teorinin merkezini bile bilmediklerine şahit oldukça,  kısa bir bilgilendirmenin oldukça gerekli olduğunu düşündüm. Evrim kelimesi makalede Darwin Evrimi anlamında kullanılmıştır. Koyduğum  mavi renkli vurgular Teleolojik Evrim ve Darwin Evrimi arasındaki temel farklara dikkat çekmek içindir. Vurguların tersi düşünülür ise Teleolojik Evrim kısaca özetlenmiş olur.

Elimden geldiği kadarıyla, evrim konusundaki tartışmalara olabilecek en geniş perspektifi sunmak, iddiaları ve söylemleri her yönüyle aktarmak ve siz okuyucular için yine var olabilecek en geniş güncel bilgilendirmeyi sunmak gayretindeyim.

Elde edilen bilimsel bulguların ışığında, okuyucuların algılayışlarını yeniden değerlendirmesine olanak veren , varsa  daha önce edinilmiş yanlış anlama ve hatalı kabüllerini terk etmeye yönelten metinler olmasına çalışıyorum. Bir doğrunun ya da sonuç çıkarımının salt savunulması değil, elde edilen verilerin ışığında ne gibi çıkarımlar yapabileceğimizi sorguluyorum. Bu çıkarımların kesinlikle gerçeği temsil ettiğini iddia etmiyorum, sadece aktardığım şekilde olma olasılığının diğer olası açıklamalara göre daha olası olduğunu savunuyorum.

Nabi Yağcı’nın bir makalesinde dediği gibi;

 Yanlışları olmayan bir teori ise gerçek dışıdır,çünkü dışımızdaki gerçek tamamlanmış bir bütün değildir, değişerek, dönüşerek kendini sürekli açmakta. Bu nedenle dünyayı açıklama iddiasındaki her teorinin, her bilimsel tezin eksikli olması ve yanlışları da barındırması kaçınılmazdır. Şaşmaz yanılmaz doğrular aramakla yanlış çıktı diye bir teorik yaklaşımı ve bir pratiği toptan kenara koymak da aynı anlama gelir.

Evrim kelimesi yani evolution latince evolvere-volvere kelimesinden türemiştir. Anlamı ‘açılmak, serilmek, ilerlemek, gelişmek’ şekillerinde kullanıla gelmiş. Darwin’in teorisinin ait olduğu Viktorya döneminde de kullanıldığı anlam gelişmek, ilerlemektir. Darwin, Lamarck sonrası bilim dünyasında doğal teolojininde desteklediği bu görüşe tamamen zıt bir teori ile meydana çıktı. Fakat teorisinin kabul görmesi için asla epikürcü söylemi öne çıkarmadı. Bunu onun yerine yapacak birçok fanatik materyalist Kraliyet akademisinde mevcuttu. Bu sebeple Türlerin Kökenin ilk baskısında (24 Kasım 1859) teorisinin bu merkez kısmını ustaca metin içinde sakladı. Böylelikle teorisine geleceği kesin olan kilise tepkisini bir nebzede olsa hafifletmiş ve en büyük rakibi olan İskoç Alfred Russel Wallace’ın önüne geçmiş oldu. Bu başka bir makale konusudur. Darwin, evrim kelimesinin etimolojisine aykırı olan natüralist evrim teorisini 6. Basımdan itibaren yıllar içinde olgunluğa ulaştıracaktı.

Aşağıdaki metinde sizleri Darwin’in evrimin dayandığı kesin temelleri ve yaratılışçıların Darwin evrim teorisine saldırırken kullandıkları saçma sapan argümanlar konusunda bilgilendireceğim. Tabi bazı Darwin yanlısı kişilerde bu metni okurken savundukları teoriden ne derece habersiz olduklarını görmüş olacaklar.

Okumaya devam et

Reklamlar

YENİ ATEİST RETORİĞİ Üzerine..

Mustafa Ajlan ABUDAK

Yeni ateistlerin ( Dawkins, Dennett vb.) retoriğinin mantıksal zaaflarını konu alacağımız bu kısa yazıda,  Darwinci evrime bina edilmiş bir ateist imanın ne denli boş bir dönme dolap olduğunu kısaca göstermeye çalışacağız. Yeni ateistler denen güruhun Tanrı kavramı ile ilgili düşüncesi bilindiği gibi insan beyni ve sinir sistemimiz arasındaki karmaşık kablolamanın , bu kavramın ” yaratılmasından” sorumlu olduğudur. Fazla detaya girmeden aslında bu yargıya varan birinin, ontolojik sorular karşısındaki acziyetini gösterelim. Bunun rasyonelleştirilmesi için aklın ne denli zorlandığına şahit olalım.

Şimdi sorgulayan bir aklın Tanrı’nın varlığı ya da yokluğu üzerine bir teist (standart bir cevap için yeterlidir.) ve iki ateistin (farklı spekülatif varyasyonlara dayandığı için en az bu sayı gereklidir.) yaptığı bir tartışmada araya girip, her şeyi kimin yaptığını/yarattığını sorduğu kısa konuşmaya göz atalım;

Sorgulayan: Böldüğüm için kusura bakmayın ama her şeyi kim yaptı bana açıklayabilir misiniz?

Teist: Tanrı her şeyi yarattı.

İlk ateist: Oh! O halde Tanrıyı kim yarattı?

İkinci ateist: Biz Tanrıyı yarattık.

Teist: Öyleyse, bizi kim yarattı?

İlk ateist: Evrim bizi yarattı.

Teist: Evrimi kim yarattı?

İkinci ateist: O her şeyin bir parçasıdır, ‘her şey’ evrimi yaratır.

Sorgulayan: Yine böldüğüm için kusura bakmayın ama ‘her şeyi kim yaptı ‘ diye sormuştum? 1

Okumaya devam et