HOLİSTİK BİR TARİHSEL BAKIŞLA DARWINİZM NEDİR?

YADA KAPİTALİZMİN DOĞASI ÜZERİNE..

Totoloji, bir bileşik önermenin kendini oluşturan önermelerin her değili için daima doğru sonuç vermesi durumu. Bir şeyi kendi kapsamıyla tanımlayan tanımlardır. Bu tür tanımlar yeni bir bilgi vermez. Örneğin, ‘Ev evdir.’, ‘adam gibi adam’, ‘totoloji gibi totoloji’ gibi tanımlar kendi başlarına yeni bilgi vermez.

Mustafa Ajlan ABUDAK

Makalenin ismi Darwin’i anlamak olabilirdi. Makalenin içeriği çok geniş olduğundan mümkün mertebe kısa ve okuyucuyu bilgilendirici olması için disiplinler arası bütüncül (holistik) bir bakış gerekliydi. Darwin kadar günümüz bilimsel düşüncesini, sosyal yapısını etkilemiş az insan vardır. Onun çığır açan düşünceleri ve bu düşüncelerin etkilerini incelemek için onu kısaca tanımak,yaşadığı dönemi bilmek ve teorisini bu bilgiler ışığında ele almak gerekir. Bunun dışındaki tüm çabalar ya ideolojik olur ya da psikolojik.

Roy Weintraub’un , bilimsel teoriler ile ilgili söylediği şu söz makalenin çerçevesini oluşturmaktadır:  “tüm teoriler birer otobiyografidir.”

Darwin kendi evrim teorisini kurgularken, tüm bilim insanları gibi, ilk olarak içerisinde bulunduğu sosyal süreci gözlemleyerek teorisini kurgulamaya başlamıştı. Bu nedenle, Darwin’nin fikirlerini incelemeden önce onun zihnine şekil veren zamanı ve sosyal koşulları incelemek, onu anlamak için yapılması gereken ilk adım olmalıdır. Çünkü her deha zamanının eseridir ve esiridir.

Bu konuda ülkemizde belki en yetkin kişi, o dönem edebiyatını ve toplumunu hayatı boyunca inceleyen Mina Urgan hanımefendidir. Mina Urgan’ın belirttiği gibi (Urgan, M. (2003). İngiliz edebiyatı tarihi. İstanbul: YKY) kavramsal olarak çelişki ve çatışmalarla dolu olan Viktorya dönemini yine bu yapıyı aktaran olgular ve  kelimeler aracılığıyla vermektedir ki bunları aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür:

1. Ailevi değerlerle saygıdeğer olma merakı ve bunun getirdiği ikiyüzlülük,

2. Toplumsal durumlardan ve bireysel koşullardan aptalcasına memnunluk,

3. Cinsel konularda yapay çekingenlik ve sevgisiz evliliklerin kutsal bulunması,

4. Dar kafalılık ve dinsel yobazlığa karşın, Hristiyanlığın dibini oyan bilimsel araştırma ve gelişmeler,

5. Para ve madde severlik ve alt sınıfların ve parasızların saygın bulunmaması,

6. Plansız gelişen sanayileşme ve haksızlıklarla dolu çalışma şartları ve adaletsiz ekonomik düzen,

7. Sanata duyulan düşmanlık ve edebiyatın salt eğlence aracı olarak algılanması. 2

Bu maddeler arasında konumuzla yakından alakalı olanlar: 4. , 5. ve 6. maddelerdir. Darwin devrinin insanı olarak, özellikle babası ve eşi ile ilgili özel yaşamında bu maddelerin tümünden az ya da çok etkilenmiştir. Bu başka bir makale konusu olabilir. Biz ilgili maddelere değinelim.

4.Madde Viktorya dönemini özetleyen bir maddedir. Gerçekten de ikiyüzlü bir taassubun toplumun her katmanını sarması,bunun sosyal dokuya olan etkilerini devrin yazarlarının eserlerinde (Charles Dickens vb.) görebiliyoruz. Bu gergin sosyal dokunun asıl sebebi, sanayi devrimi ile gelen toplumsal değişim hızının daha önce hiç tecrübe edilmemiş kadar hızlı ve sarsıcı olması olduğunu düşünüyorum. Bu aşırı değişimin bir tür toplumsal gelişim ve refah olarak sunulması ve rasyonelleştirilmesi çok zordu. Bu değişim hızı, İngiltere gibi kast benzeri geleneklere sahip toplumların üzerine inşa edildiği sosyal dokuyu oldukça zorluyordu. Bunun sonucunda, geleneklere sıkı sıkıya tutunan ama bir yandan da değişime perde arkasından ayak uydurmaya çalışan bir toplumsal hayat vardı.

Okumaya devam et

TELEOLOJİK EVRİM E-KİTAP

PDF formatında indirmek > https://docs.google.com/file/d/0B3FJ-O1l2FLsdHdEVFhWSk5MN0k/edit?usp=docslist_api

EPUB formatında indirmek için:

 https://docs.google.com/open?id=0B3FJ-O1l2FLsQjd6aVNXYUlqZEk

 2. EPUB link https://t.co/3gWiKvG

Yanlışları olmayan bir teori ise gerçek dışıdır, çünkü dışımızdaki gerçek tamamlanmış bir bütün değildir, değişerek, dönüşerek kendini sürekli açmakta. Bu nedenle dünyayı açıklama iddiasındaki her teorinin, her bilimsel tezin eksikli olması ve yanlışları da barındırması kaçınılmazdır. Şaşmaz yanılmaz doğrular aramakla yanlış çıktı diye bir teorik yaklaşımı ve bir pratiği toptan kenara koymak da aynı anlama gelir. 1 Nabi Yağcı.

Akıllı Tasarım, çoğu Darwinci evriminin bir çeşit inanç refleksi halinde düşündüğü üzere evrime toptan bir itiraz değildir.  Aksine evrimi ve bugün kabul edilen mekanizmalarını  (Darwin-Wallace) ortak ata ve adaptasyon temelinde   (Akıllı Tasarım teorisi kurucularından Michael Behe ) en başından bilimsel bir gerçek olarak  kabul etmektedir.

Akıllı Tasarım / Teleolojik Evrim evrimin gayesel bir içerik taşıdığını iddia edenevrimselbir yaklaşımdır.Canlı genomlarında ki bilginin kökeninin ancak tasarımla açıklanabileceğini iddia eder.  İlk canlı organizmadaki temel tasarımın, tanık olduğumuz tüm canlılığı ortaya çıkaran kaynak kodu içerdiğine, evriminde bu kaynak kodu kullanarak ve onun çevresinde bir öğrenme süreci olarak belirli bir amaç doğrultusunda, genomun içerisinden, gene genomun çevre koşullarına uymasını sağlayacak  şekilde gerekli verileri ürettiğini, seçtiğini, derlediğini iddia eder. Doğal seçilim, mutasyon ve diğer evrimsel mekanizmaların kendilerininde aslında temel tasarımı şekillendiren süreç mekanizmasındaki parçalar olduğunu savunur.

William Paley , Darwin’ide oldukça etkilemiş olan akıl yürütmesinde son derece basit ve genel geçer bir sonuç çıkarımında bulunarak şunu söylemektedir;

Bir çalılıktan karşıya geçerken, ayağımı bir taşa doğru attığımı farz edelim. Bana, nasıl olup ta o taşın oraya geldiği ya da orada bulunduğu sorulsaydı, bildiğim her şeyin dışında, muhtemelen bir şekilde önceden beri orada olduğunu söylerdim…

Ancak, yerde bir saat bulduğumu farz etseydik bu durumda o saatin nasıl olup ta orada olduğunu sorgular ve neticede daha önceki cevabımı veremezdim. Aksine, saatin parçalarının birbirleriyle olan uyumu ve bir sistemi oluşturacak şekilde bir araya gelmiş olmaları bize belli bir zamanda, belli bir yerde ve belli bir amaç için bir ya da birden fazla sanatkârın saati tasarlayıp yapmış olduklarını düşündürürdü.

Bilimin görevi mutlak felsefi cevaplar vermek değildir.  Daima söylendiği gibi hayat içersinde herkes ve herşey değişiyor. Her fikir kendini yeni veriler ışığında geliştiriyor, dönüştürüyor…o zaman şimdi bizde şu soruların soralım ve cevaplarını bulmaya çalışalım; Neden evren ve evrimsel süreçler aklın onları nedenselleştirebileceği kadar akla hitap ediyor? Eğer, akıl denilen çıktı evrimsel bir kaza sonucu varsa, kendi varlığını anlama yolunda akıl evreni de bir kazalar bütünü olarak görerek kendi varlığı anlamsız kılmak için mi bilimle uğraşıyor?(Materyalist Paradigma) Yoksa bilim yoluyla evreni kendine daha anlamlı kılabilmek için mi? (Teleolojik Paradigma) Bu sorulardan hangisi akla hitap ediyor?

MATERYALİZMİN KUTSAL KİTABI TÜRKÇEDE

M. ŞÜKRÜ HANİOĞLU

Hayatımızı değiştiren kitap günümüz Türkçesinde

Ludwig Büchner’in Madde ve Kuvvet kitabının günümüz Türkçesine aktarılması, toplumumuzun on dokuzuncu asırdan beri yaşadığı dönüşümde fazlasıyla etkili olan on dokuzuncu asır bilimciliğini anlamamıza yardımcı olacaktır

Felsefe tarihimizin önemli eserlerini büyük emeklerle yeni nesillere sunan Ali Utku ve Nevzat Yanık, 1911’de Baha Tevfik ve Ahmed Nebil tarafından yapılan çeviriye dayanarak, Ludwig Büchner’in Madde ve Kuvvet (Kraft und Stoff) kitabının transliterasyonu ile günümüz Türkçesine aktarımını gerçekleştirdiler.
Dindar Hıristiyanların İncil için kullandıkları, son dönem Türk edebiyatının önemli ürünlerinden birisinin ise başlangıç cümlesi olan “Bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti” ifadesinin hakkını veren modern kitaplardan birisi de hiç şüphesiz Madde ve Kuvvet çalışmasıdır.

Bu eser onu ya da bölümlerini okuyan bir neslin gerçekten de “hayatını değiştiren” bir kitaptı. Bu dönüşüm neticesinde, modern Türkiye’de insanlık tarihini bir “dinbilim” çatışması olarak sunan ilk kapsamlı kitabı kaleme alacak olan Adnan Adıvar’ın ifadesiyle “fikren en rahat” oldukları bir evreye geçen (Adıvar daha sonra bu “fikir rahatlığı“ndan kurtulmuştur) entelijensiyamız ve ulus-devlet kurucularımız, Madde ve Kuvvet‘de özetlenen “bilimcilik“in temellerinden birisi olduğu bir ideoloji geliştirmişlerdir. Bu açıdan bakıldığında Madde ve Kuvvet en kuvvetli etkisini toplumumuzda gösteren, hepimizin “hayatını değiştiren” bir kitap olmuştur.

Okumaya devam et

BİR BAŞKA DAWKINS YALANI: GENETİK KODUN EVRENSELLİĞİ

Çeviren: Mustafa Ajlan ABUDAK

En azından en son yayınladığı Kör Saatçi’den   (1986) beri, Richard Dawkins genetik kodun yeryüzündeki tüm canlılarda ortak olduğunu iddia etmektedir. Bu, Dawkins’in yazdığına göre Darwin’in evrensel hayat ağacının temellerini oluşturan gezegendeki her canlının ‘ortak bir atadan geldiğinin ’ ( 1986, sayfa 270) neredeyse kesin bir kanıtıdır.

Daha güncel olarak, Dawkins bu iddiasını 2009’da yayınladığı en iyi satan listelerine girmiş kitabı Yeryüzündeki En Büyük Gösteri’de tekrarlamıştır. ( s. 409) :

… Genetik kod evrenseldir, tüm hayvanlarda, bitkilerde, mantarlarda, bakterilerde, virüsler de benzerdir. 64 harfli sözlükten oluşan,  üç harfli DNA’nın  20 amino aside tercüme edildiği ve ‘burada başla’ ‘burada bitir’ anlamına gelen bir noktalama işaretinin kullanıldığı, yaşam krallığının neresine bakarsanız bakın aynı 64 harfli sözlüğü görebileceğiniz  yegane kod. ( bu genellemeyi bozmayacak birkaç çok küçük istisna dışında)

Bu son vurgulanan istisna kısmına geleceğiz ama daha önce Dawkins’in genetik kodun neden evrensel olduğunu düşündüğüne bir göz atalım.

Sebep ilginçtir. Genetik koddaki herhangi bir mutasyon (içerdiği genlerdeki mutasyonlara kıyasla) sadece bir yerde değil tüm organizmada ani yıkıcı etkilere sahip olabilir. Eğer bu 64 harfli sözlükteki herhangi bir kelimenin anlamı değiştirilecek olursa, bu değişen harf farklı bir amino asit üretecek, buda vücuttaki tüm proteinlerin değişmesi anlamına gelecektir. Sıradan bir mutasyondan farklı olarak bu bir felaketi ifade eder. (2009, s. 409-10)

Şimdi de Dawkins iddiasındaki evrenselliği ve kod niçin evrensel olmalı argümanını akılda tutun ve daha sonra buraya bir göz atın;

The Genetic  Codes

Basit bir sayma sorusu: ‘bir ya da iki’ 17’ye eşit midir? Bu sayı bilinen değişik genetik kodların sayısı olarak Ulusal Biyoteknoloji Veri Merkezince (NCBI) derlenmiştir. Herhangi bir ölçüme göre, Dawkins elde edilen sayının onda birine bile yaklaşamamış durumdadır.

‘Bir ya da iki’ bu yüzden bir yalan, sadece doğru değil demek ‘

‘Bir, İki, ya da On yedi, Kimin umurunda- Bunlar sadece küçük farklar! ‘

Okumaya devam et

YENİ ATEİST RETORİĞİ Üzerine..

Mustafa Ajlan ABUDAK

Yeni ateistlerin ( Dawkins, Dennett vb.) retoriğinin mantıksal zaaflarını konu alacağımız bu kısa yazıda,  Darwinci evrime bina edilmiş bir ateist imanın ne denli boş bir dönme dolap olduğunu kısaca göstermeye çalışacağız. Yeni ateistler denen güruhun Tanrı kavramı ile ilgili düşüncesi bilindiği gibi insan beyni ve sinir sistemimiz arasındaki karmaşık kablolamanın , bu kavramın ” yaratılmasından” sorumlu olduğudur. Fazla detaya girmeden aslında bu yargıya varan birinin, ontolojik sorular karşısındaki acziyetini gösterelim. Bunun rasyonelleştirilmesi için aklın ne denli zorlandığına şahit olalım.

Şimdi sorgulayan bir aklın Tanrı’nın varlığı ya da yokluğu üzerine bir teist (standart bir cevap için yeterlidir.) ve iki ateistin (farklı spekülatif varyasyonlara dayandığı için en az bu sayı gereklidir.) yaptığı bir tartışmada araya girip, her şeyi kimin yaptığını/yarattığını sorduğu kısa konuşmaya göz atalım;

Sorgulayan: Böldüğüm için kusura bakmayın ama her şeyi kim yaptı bana açıklayabilir misiniz?

Teist: Tanrı her şeyi yarattı.

İlk ateist: Oh! O halde Tanrıyı kim yarattı?

İkinci ateist: Biz Tanrıyı yarattık.

Teist: Öyleyse, bizi kim yarattı?

İlk ateist: Evrim bizi yarattı.

Teist: Evrimi kim yarattı?

İkinci ateist: O her şeyin bir parçasıdır, ‘her şey’ evrimi yaratır.

Sorgulayan: Yine böldüğüm için kusura bakmayın ama ‘her şeyi kim yaptı ‘ diye sormuştum? 1

Okumaya devam et