ZİHİN VE KOZMOZ

       Mustafa Ajlan ABUDAK

    ATEİST BİR PROFESÖR DARWIN KARŞITI NASIL OLUR?

Thomas NAGEL‘ın son kitabı Zihin ve Kozmoz (Mind & Cosmos) ABD bilim çevresinde ses getirmeyi başardı. Kendisi indirgemeci görüşe olan karşıtlığı ile tanınan bir hukuk profesörü. Bu kitabıyla bilincin ortaya çıkması husunda bilim dünyasındaki hakim paradigma olan Neo-Darwinci görüşlere karşı bir argüman oluşturmakta. Tanınan bir ateist olması ise, kitabının mahiyeti ile ilgili ayrıca merak uyandırmakta.

Bir bilim insanının felsefi ya da dini tercihinin yaptığı çalışmaların değerlendirilmesinde önemli olmaması gerektiğini düşünüyorum. Fakat dünya birçok düşünsel ve fikirsel kamplara ayrılmış durumda ve sanki bir fikrin ve düşüncenin çekirdeğindeki önermenin savunulması, onu savunan kişiyi de facto olarak o düşünceyi taşıyan ister felsefi, ister siyasi, ister dini, ister ekonomik olsun, tüm alt grupların savunucusu ve destekçisi olarak kabul edilmesine yol açıyor.

Toptancılık eğilimi maalesef kendini eğitimli ve elit gören akademik dünyanın genelinde görülen bir metastaz. Bu, akademinin Plato’dan beri ilk kez tamamıyla elitlerin elinden alındığı bir bilgi devrimin içinde yaşadığımız halde, akademik olarak eğitim almayanlara düşünce hakkı bile vermek istemeyen bir tür otokratik refleks. Belki de bu sebeple doğal olarak bir düşüncenin sahibi olmasını beklediğimiz kişilerden ” ezber bozan yaklaşımlar ” duymak, hem şaşırtıcı hemde bu ezberi taşıyanlar için yapı sökücü bir nitelik içeriyor. Bu bakımdan da fikri destekleyen açıklamalardan daha fazla, bu fikri savunan veya eleştirenlerin ilgi alanına girebiliyor. Buda onu daha geniş bir perspektifte değerlendirilmesi için bir fırsat sunuyor.

İşte Thomas NAGEL’ın kitabı  Zihin ve Kozmoz yukarıda bahsettiğimiz niteliğe sahip bir yayın gibi durmakta. Bu sebeple kitabı okumuş ve incelemiş birinden (Casey LUSKIN-Discovery Institute) profesörün ID yani Akıllı Tasarım (Teleolojik Evrim) hakkındaki düşüncelerini kitaptan yapılan alıntılarla incelemek faydalı olabilir.

Akıllı Tasarım bazı doğal fenomenlerin en iyi şekilde, akıllı bir saik ile açıklanabileceğini savunan bilimsel bir teoridir. Özellikle doğada rastladığımız belli türdeki bilgi ve karmaşıklığın bizim tecrübemize göre de akılla nedenselleştirilebileceğini görüyorsak.

Profesör ilk önce AT’nin ne olmadığını ortaya koyuyor;

1. AT metafizik ya da tasarımcı ile ilgili bir teori değildir.

2. AT her şeyin teorisi olarak adlandırılan bir teori değildir.

Daha sonra AT ne olduğunu şu şekilde tanımlıyor;

1. AT özelleşmiş bilgi ve yüksek miktardaki karmaşıklık bulgularına dayanarak olumlu bir argüman kullanmaktadır.

AT zeki faillerin şeyleri tasarlarken nasıl davrandıklarını gözlemlemekle başlarlar. İnsan zekası, zeki faillerin eylemlerinin ürünlerini çalışmak için geniş bir veritabanı sağlar. Bu veri tabanına dayanan güncel gözlemler, belirli tür bilginin ve zeki eylem arasında neden sonuç ilişkilerini oluşturur.

William DEMBSKI, zeki failin en temel özelliğinin yönlendirilmiş şart, ya da bizim seçim dediğimiz şey olduğunu gözlemlemiştir. Dembski,  AT’yi bilginin, tasarımın güvenilir bir göstergesi ve bilimsel araştırmanın uygun bir nesnesi olduğu ortaya koyan, bir bilgi teorisi olarak tanımlamaktadır.

Güvenilir olarak tasarımı işaret eden en sık olarak söz edilen ” bilgi ”  ” özelleşmiş/tanımlanmış karmaşıklık ” tır. Dembski’nin yazdığı gibi, zeki faillerin özelliğini tanımlama, onların yeni bilgi ve hususi olarak özelleşmiş karmaşıklık üretme yeteneğidir.  Bu terimler, AT destekçileri tarafından bulunmuş da değildirler. Dembski, tasarımın, birilerinin nadir ve ihtimal dahilinde olmayan (onu karmaşık yapması) bir olayı bulduğunda ve bu bulgunun da bağımsız olarak türetilmiş bir örüntüye uyması (onun özelleşmiş kılması) sayesinde fark edilebileceğini düşünmektedir. AT savunucuları, buna karmaşık ve özelleşmiş bilgi,  ya da kısaca CSI (Compex Specified Information) diyorlar. Stephen MEYER bizim evrenimizde sadece zeki faillerin, bu tür bir bilgi üretebileceğini iddia ediyor. 1

Bu iddialar ve teoriler gerçeği yansıtmıyor, spekülatif ya da yanlı bir zihnin scoptaması (görmek istediğini gören bir zihnin ürünü) olabilir. Burada asıl tartışılması gereken, yanlışları olmayan bir teorinin  var olmasının mümkün olup olmayacağıdır. Şaşmaz, değişmez doğrular doğada var mı? Yoksa sürekli evrilen bir evrende, sabit bir noktanın olmadığı bir evrende, zihinsel konumlarımızı sürekli belirli sabitler üzerinde kurarak oluşturduğumuz düşünsel omurgalar, bizi gerçeğe (sürekli harekete) ne kadar yaklaştırabilir? Sanırım Profesör Thomas NAGEL‘ın kitabı belirli bir düşünsel giysinin doğal olarak belirli idrakler üzerinde olması gerektiğini söyleyenlere karşı ” Kral Çıplak ” demektedir. Bunu teist kamptan yapacakların da aynı işlevi görecek olması kaçınılmazdır.

Kaynak; http://www.uncommondescent.com/design-inference/id-theory-in-one-handy-article/

Kitap; http://intelligentdesignscience.files.wordpress.com/2011/02/mind_and_cosmos.pdf

Reklamlar