BİLİMSEL TEORİLERİN MANTIK YAPISI ÜZERİNE

Mustafa Ajlan ABUDAK

Tanımlama ile başlayalım. Bilim veya ilim 1,fiziki ve doğal evrenin yapısının ve hareketlerinin birtakım yöntemler (deney, veya gözlemler) aracılığıyla sistematik bir şekilde incelenmesini de kapsayan entelektüel ve pratik çalışmalar bütünüdür. 2

Sanırım Evrenin, Dünyanın ve canlıların fiziksel yapısı üzerinde yapılan deneyler, bize yalnızca neyi bilmediğimizi gösterir. Mantıksal olarak, kesinlik olanaksızdır. Bilim olarak adlandırdığımız olgunun temelinde ise deney yatar. Deney bize gerçekliğin nesnel yapısının açıklar. Belirli bir konuya ilişkin yeterli miktardaki deneyle doğruyu bulabilir ve doğa yasalarının mantıksal temelini oluşturan kanıtlanabilir ve nesnel kuramlar ortaya koyabiliriz. Koyabilir miyiz?

Kesinlikle hayır. Ancak bu, bilimsel ilerleme kuramını ilk kez ortaya atan Francis Bacon’dan sonra üç yüz yıl kadar egemen olan ‘‘deneysel yöntem” inancıydı. Bacon’un önerisinin ana yapısı şuydu; bir bilim adamı bilinebilir ve bilinemez arasındaki sınırda bulunan bir konuyu ele alır. Denetim altında konumları çok iyi gözlenmiş ve denetlenmiş ölçümlerini yapar, bir başka deyişle ‘‘laboratuvar”ında ”deney” yapar.

Yeterli sayıda deneyin ardından bazı noktaları ortaya çıkarmaya başlayacaktır. Daha sonra bilim adamı, bu noktaları, mantıksal olarak gözlemlerini açıklayan hipotezin doğruluğunu güçlendirmek için kullanacaktır. Bu yeni ve güçlenen hipotez insan bilgisine yeni ufuklar ekleyecek ve bilim adamı daha ileri düzeylerdeki deneylerle bunu sağlamlaştıracaktır. 3

Ockhamlı’nın Usturasını Kullanmak

 Ockhamlı William 1285-1347 yılları arasında yaşamış ünlü bir filozoftur. Ockhamlı’nın usturası, gereksiz spekülasyonları önlemeye, onlara değer vermemeye yarayan, O’nun geliştirdiği bir tutumluluk ilkesidir. Buna göre, herhangi bir şeyi açıklamak üzere öne sürülen birden fazla açıklama söz konusu olduğunda, açıklanmak durumunda olanı, en az sayıda açıklayıcı ilke ve kabulle açıklayan ve olabildiğince çok şeyi açıklamayı başaranın seçilmesi gerekir; en basit açıklama, gerçekliği olduğu şekliyle tarif eden en muhtemel açıklama olma durumundadır.

Ockhamlı’nın bu ilkesi, hem modern bilimin, hem de felsefenin önemli ilkelerinden biri olarak geniş kabul görmüştür. Bu ilke sayesinde “zihnimizde ve dilimizde var olanlar” ile “gerçekte var olanları” ayırt etmeyi öğrenir, gereksiz ve yararsız izahlarla uğraşmaktan korunuruz. Bu ilkenin usturadan söz etmesinin nedeni, bilimsel olarak gereksiz ve varsayıma dayalı olanı kopartıp atmaya yaramasıdır.

Bunların tümü açık ve mantıksal görünmektedir. Öyleyse yanlış nerededir? Önce Bacon’ın ortaya koyduğu ilkeye bakalım. Getirdiği öneri bilimin hayali kavramlara ve duygulara yer vermeden deney ve gözlemle doğruyu bulabileceğin yönündedir. Bunu ‘‘ampirik yöntem” olarak adlandırabiliriz.  4

Tümevarım Yöntemi Üzerine

 Bütün kuzgunlar siyahtır! “

Carl Hempel‘e göre

Bu önermeyi iki şekilde ispatlayabiliriz:

a) Çok sayıda kuzgun görüp, hepsinin de siyah olduğunu tespit ederek,

b) Siyah olmayan şeylerin, aynı zamanda kuzgun da olmadığını görerek.

Bilinen şu ki çok sayıda siyah kuzgun ve yine çok sayıda siyah olmayan, aynı zamanda kuzgun da olmayan cisim vardır. Siyah olmayan tüm cisimler incelenmeden bu fikre varamayız. Kırmızı cisimler için bu uygulama yapılmamışsa “bazı kuzgunlar kırmızı yâ da beyaz ” da olabilir. Bu sebeplerden Hempel paradoksu, “Tümevarım“ın itibarını sarsmıştır. ” 5

 Kuş gözlemcisi örneğini ele alalım. Örnekte kişi tüm ömrünü kuzgunları gözlemlemekle geçirebilir. Gördüğü her kuzgun siyahtır, milyonlarcasını görmüş olabilir. Öyleyse, gözlemlerine dayanarak, bütün kuzgunların siyah olduğunu bir mantıksal önerme olarak ortaya koyabilir mi? Hayır, yapabileceği tek şey gördüğü tüm kuzgunların siyah olduğunu söylemektir. Gerçekte, göreceği bir sonraki kuzgunun siyah olacağı tahmini doğru çıkabilecektir ama henüz bunu kanıtlamış değildir ve deneyleri geleceği gösteremediği için hiçbir kesinlik temeli yoktur. ‘‘Ampirik”  gözlemlerden kaynaklanan ‘‘ bütün kuzgunlar siyahtır ” saptaması nesnel bir doğrudan çok, kuşları gözlemleyenin gördüklerine dayanan öznel bir görüştür. Gözlemci, gerçekte tümevarım yöntemini kullanmıştır. Gözlemsel olarak öyle gideceğini hissediyor ya da sanıyor. Ancak kuzgunları sonsuza dek gözlemlemeyi sürdürebilseydi, her an kıyıda köşede bir beyaz kuzgun olabileceği için, tüm kuzgunların siyah olduğunu söyleyemeyecektir.

Bu, Bacon tarafından açıklanan bilimsel ampirik yöntemin bir örneğidir. Gerçekte, mantık terimleriyle belirtecek olursak, mantıksal yapıya tümevarımın mantıkdışı ve öznel bir süreci sokulmadığı sürece ampirik yöntemin olgusal önermeler (gerçeğe ilişkin sözler) getirmesi mümkün değildir. Ne kadar gözlem yapılırsa yapılsın, bir ampirik önermenin doğruluğu kanıtlanamaz. Kendisi doğrulanmadığın da, buna dayanan çözümler ‘‘bilim” in nesnel gerçekliğinden uzakta sisli bir mantığın içinde yürüyor demektir.

Bilim insanları, bir yandan aralarındaki tartışmalar kızışırken bir yandan da bu konuları tartışmasını, incelemesini felsefecilere bırakma eğilimini göstermekteler. Büyük düşünür Hume, ‘‘fizik yasaları” nın destekleyici gözlemlerin mantıksal sonucu olmayan genel ifadelerden öteye gitmediğini söylemişti; oysa bilim insanları hiç bu türden felsefi kaygılar duymaksızın deneylerini sürdürmüşlerdi, çünkü bilim ‘‘verimli”ydi. Başka bir deyişle, bilim, nesnel gerçekliğe, dinsel inançlardan ya da manzara resimlerinden daha fazla yaklaşıyordu. Bunun da ötesinde yarattığı sonuçlar teknolojide yararlı ilerlemeler sağlamıştır.

Karl Popper’in bilimsel yöntem kuramı bilim felsefesinde bir dönüm noktası oldu. Popper’in kuramının dayandığı öncül şuydu: bir milyon siyah kuzgun mantıksal olarak ‘‘ tüm kuzgunlar siyahtır” yargısına götürmez, ama yalnız bir beyaz kuzgunun görülmesi mantıksal olarak ‘‘ kuzgunların tümü siyah değildir” yargısına götürebilir. Kısacası ampirik genellemeler mantıksal olarak doğrulanamaz, ama mantıksal olarak çürütülebilirler.

Popper’in kuramına göre bilimsel yöntem şudur: bilimsel bilgi olarak adlandırdığımız şey, doğası gereği ‘‘geçici niteliktedir”.  Bir bilim insanı deney yapacak ve gözlemlerine dayalı ampirik genellemelerde bulunacaktır, ardından bu genellemeler bir kuram biçiminde ortaya koyulur. Temel olarak Popper’in metodolojisinde kuramın açık ve tam olarak ortaya konması çok önemlidir. Kuzgun örneğimizde ‘‘ tüm kuzgunlar siyahtır, o halde beyaz kuş bir kuzgun değildir ya da yanlış tanımlanmıştır” demek, bilimsel olarak yanlış olacaktır. Bir kuram ortaya konduktan sonra bilim çevreleri tümevarımla destekleyici kanıt bulma yolunu değil, tam tersine deneysel koşullar içerisinde çürütmeye çalışma yolunu izliyorlar.

Bilim tarihi, en büyük ilerlemelerin, tümevarım ve tümden gelim birlikte kullanıldığında gerçekleştiğini söylemektedir. Eğer öyleyse , sürekli değişimin olduğu bir evrende, kesin bilimsel çıktılar arayarak felsefeler ve ideolojileri bilimsel sonuçlar üzerine inşa etmek, oldukça skolastik bir eylem olacaktır.

Kaynakça;

  1. ^ “İlim”. TDK Güncel Türkçe Sözlük. Türk Dil Kurumu. URL erişim tarihi: 19 Mayıs 2008.
  2. ^ “science.” Oxford Dictionary of English 2eOxford University Press, 2003.
  3. Görsel Bilim ve Teknik Ansiklopedisi Cilt 2 s.376
  4. Caner Taslaman Big Bang ve Tanrı s.110 -120 
  5. http://www.paradokslar.com/anasayfa.htm (matematiksel paradokslar)
  6. İmge: http://www.ohiosci.org/shutterstock_103580057%20[Converted].jpg
Reklamlar