EVRİMSEL EKONOMİK KRİZ

Mustafa Ajlan ABUDAK

Ekonomistler genelde istatistiklere deterministçe tapan bir topluluktur. Biyologlar da verilerden daha çok verilerin teoriye ne kadar uyduğuna bakan zihinlere sahiptir. Konumuz öncelikli olarak evrimsel ekonomi olduğuna göre ilk önce kısa bir durum tespiti ile başlamak yararlı olacaktır. Eski dünyanın falcıları, müneccimleri ve matematikçileri yıldız namelere nasıl bakıp geleceği okumaya çalışıyorsa, bugünün ekonomistleri de serbest piyasa sanılan bir alandan gelen verileri analiz ederek gelecekte ne olacağını bulmaya çalışıyorlar. Tabi bu yaptıkları bir anlamda serbest piyasa dedikleri meta-ekolojik alanın öyle pek serbest bir alan olmadığını da göstermekte. Sistemin esas paradoksu zaten ‘geleceğin öngörülebilmesi’ mümkün olsa serbest bir piyasadan bahsedemeyecek olmamız. Fakat asıl sorun ekonomiyi istatistikler, rakamlar ve analizlerden ibaret gören, onun hayatla olan içkin bağını unutan, insanları denklemdeki değişkenler olarak algılayan zihin yapısı. Ekonomiyi oluşturan insanlardır ve insanları da oluşturan duygular, düşünceler ve inançlardır. Bunları sayısallaştıramazsınız. Sayılar zihninizin dış dünyayı kendine anlamlı kılmak için ”uydurduğu” sembollerdir. Bu ideografik sembollerin doğayı tercüme etmesi, sizin bu metni İngilizce diline tercüme etmenize benzer yani tamamıyla anlam aktaramaz sadece kapsar, fikir verir.

Kapitalizmin iki temel direği vardır. İlki krizdir. Krizler kapitalizm için DNA’ daki mutasyonlara benzemektedir. Kimi zaman yıkıcı etkileri olur, kimi zaman sistemin işleyişine doğrudan etkide bulunmaz. Fakat kimi zamanda krizler, bunlardan yararlanılabilecek ortamda olan sistem parçalarına inanılmaz fırsatlar sağlar; onların seçkin bir konuma gelmesine yardımcı olur. İkinci önemli dayanak noktası ise simülasyondur. Geleceği yani kimseye ait olmayan olası zaman-mekânı bugünden satarak gelecekten yaptığı enerji transferi ile yine bugünü inşa etmeye çalışır. Tıpkı cuma gecesi alkol alan ve enerji patlaması yaşayan birinin aslında cumartesi gününden enerji çalmasına benzeyen bir durumdur. Yapılan görece sabit olan (haftalık) enerji akışını alkol alarak hızlandırmaktır yani cumartesi sabahı enerjisini cuma gecesine likit olarak aktarırsınız.  Antik metinlerde faiz ve alkolün sürekli yasaklanması ve bunlara dikkat edilmesi gerektiğinin ısrarla belirtilmesi boşuna değildir. 1

Matematik soyut bir yapay dil olarak somut dünyayı bu denli etkilediğinden beri, doğadaki her şeyi bu dile tercüme ederek akıl etmeye çalışan insanlık, en büyük hayal kırıklıklarını bu tercüme esnasında yaşaya gelmektedir. Ekonominin ve hayatın sadece Darwinist bir şekilde güçlü olan kazanır ilkesi ile işleyeceğini sananlar, bugün sosyal Darwinizmin çocuğu olan kapitalizmin kendi kendini imha etmesi (kanser olması) karşısında çaresiz gözükmektedir. Ekolojiyi iyi incelenmeyen, hayata ve doğaya bütüncül (holistik) değil,  güçlünün, ayakta kalanın ve sözde seçilmişin tarafından bakan zihin şeması, elbette doğanın kayırdığını düşündüğü ırkları diğerlerinden üstün tutacaktır. Doğada teleolojik yani gayesel ve içkin bir amaç varmış ki böyle olmuş derseniz de, o zamanda bunu ideolojik olarak reddedeceklerdir. Farkı oluşturanın coğrafi farklılıklar olduğunu anlamamız için Magellan’a kadar beklememiz gerekmişti. Kısaca modern yapılandırılmış zihin setine göre serbest piyasa ve orman kanunsuzdur, kuralları yaşam mücadelesi ( ya da daha güçlü olan) belirler.

Bu yaşam mücadelesinde eğer Dünyayı tek bir canlı organizma olarak görürsek, ve içindeki tüm diğer ekolojik canlılığı da vazgeçilmez parçalar olarak algılarsak ne olur? Yaşam mücadelesini, her bir üyenin ekolojide içerisinde ve döngüdeki görevini yerine getirmesi  olarak algılar, bunu sağlayan tüm unsurların toplamının da yaşam olduğunu düşünürsek, mücadele ile işbirliği kümeleri ne derece kesişir? Birinin varlığının diğerine bağlı olduğu bu büyük ortak yaşam alanı bize ekonomik alanda da bir şeyler fısıldamıyor mu?

Evrimin bugün Darwin’in gözleminden çok daha karmaşık mekanizmaların şekillendirdiği bir süreç olduğu apaçık ortadadır. Bu elbette Darwin’in ve Wallace’ın yaptığı gözlemler, keşifler ve çalışmalar asla ve asla değersiz demek değildir. Aksine onların kısıtlı imkânlarla ve olağanüstü zor koşullarda bizlere armağan ettiği gözlemlerin, bugünün imkânları ile güncellenmesi gerektiğini söylemektir. Bu sadece evrim için mi geçerlidir? Elbette hayır. Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz der Egeli Heraklitos..

Adam Smith ve diğer klasik ekonomistlerin koyduğu çerçeve ilkeler o devrin analizleridir. Bugün ekonomi sürdürülebilir bir ekoloji olarak, ekolojide ki tüm canlıların hayatta kalması için kendinin de hayatta kalmasının gerektiğini kabul etmek zorunda kalmıştır. (Yunanistan ve diğer ülkelerin kurtarılması operasyonları) Doğal kaynakların ekonomik değeri ile onların yeniden kazandırılması için gerekli maliyet değeri arasındaki uçurum giderek insanlığın kapatamayacağı maddi bir delik olmaktadır. Kendini bizlere kuraklık, kasırgalar ve iklim değişikliği ile göstermektedir. Doğa salt kapitalist bir meta değildir.

21. yy. değin çevresel koşulların evrimimizi şekillendirdiğini hatırlarsak artık bizler çevresel koşulları doğrudan değiştiren ve müdahale eden varlıklar haline gelmiş bulunuyoruz. Ve bizi inşa eden DNA’daki verilerimiz kadar bu verileri şekillendiren ekolojiyi de değiştirdiğimizi hesaba katarak, ekonomik ‘ilerleme’ gibi teleolojik bir hedef için evrimsel ilerleme gibi bir gerçeğin yok edilmesine müsaade edemeyiz. Ekonomi, bu noktadan sonra geleceğimizi satarak bugünü inşa edebileceğimiz bir yaşam şekli sağlayamaz.

Küresel Krize Çözüm?

Çözümler yine evrimin kendisinden gelmektedir. Evrim yeryüzündeki macerasında birçok kez felaketler, yıkımlar ve dar boğazlar yaşamıştır. Bunlara hayatın yıkıcı inovasyonları diyebiliriz. Kapitalist ekonomist Schumpeter bunlara ”yaratıcı yıkımlar’ adını verir. Hayatın en büyük inovasyonu ise merhum Steve Jobs’un dediği gibi ölümdür. Ölüm bir yeniden başlama, entropiyi sıfırlama ve ilerleme olanağı sunar. Eski kurumsal yapılarımız, sistemlerimizin de tarihsel süreçte yok olmaları buna benzer bir nedene dayanır.  Bu felaketler sırasında hayat sürdürülebilir bir ekoloji için ölümün yanı sıra diğer başka inovasyonlarda bulmuştur. Bunların başlıcaları yatay gen transferi, rekombinasyon, telomeraz, karşılıklı özgecilik ve yan işlevdir.

Bunları kısaca tanımlayalım ve ekonomideki karşılıklarını bulalım.

Yatay gen transferi; bir organizmanın, ikinci bir organizmadan türemeden, o ikinci organizmaya ait genetik malzeme edinmesini sağlayan herhangi bir süreçtir. Buna karşın, dikey transfer bir organizmanın kendi atalarından (yani ebeveynlerinden) genetik malzeme edinmesidir.2

Bu ekonomide ilk önce kopyalama (sahtecilik)  daha sonra ise eğitimle sağlanabilecek katkı sürecidir. Çin ve Güney Asya ülkeleri bunu en iyi uygulayan ülkeler dersek yanlış olmaz. Şuan OECD’nin PISA skorlarında ilk 5’e bakmak yeterlidir.

Rekombinasyon;  Genetik çeşitlenme veya rekombinasyon, genetik materyalin (genellikle DNA, fakat RNA da olabilir) bir zincirinin kırılması ve sonrasında farklı bir DNA molekülüne katılmasıyla oluşan süreçtir. Bu süreç döllerin ebeveynlerinden farklı gen dizilimlerine sahip olmasına ve daha önce olmayan yeni alleler üretmesine öncülük eder.3

Bu mekanizmanın ekonomideki karşılığı inovasyondur. Aynı toplumsal dinamiklerle zamana uygun farklı düşünce kodları, farklı bakış açılarına sahip olmak, ekonomik materyalleri geçmişin mirası üzerinden zamanın ruhuna uygun olarak yenilemek, güncellemek ve zenginleştirmek diyebiliriz.

Telomeraz ; Telomeraz enzimi, somatik hücrelerde az olarak bulunur. Bu yüzden normal bir hücrenin her bölünüşünde, telomer boyu yaklaşık 100 baz çifti kadar kısalır. Telomer kısalması, hücre bölünmesini zamanla durdurur. Esas görevi hücre bölünmesinin kontrol edilmesi ve kontrolsüz büyüme olan kanserin önlenmesidir diyebiliriz. 4

Telomer adlı koruma programının kısalarak bir sona varması. Biz buna yaşlılık-ölüm diyoruz. Böylece kanserden çabuk ölmemiz yerine yaşlanarak ölüyoruz. Fakat görüldüğü gibi her beşeri yapının bir sonu var. Bu yapı ölüm anımıza kadar bize sürdürülebilir bir büyüme-gelişme-hayatta kalma olanağı sağlıyor. Ekonomide sigorta şirketleri ve kredi derecelendirme kurumlarının benzer görevi olduğunu düşünebilirsiniz. Böylece sürdürülebilir büyüme için nereye yatırım yapılmasının daha rasyonel olacağı ve ne gibi risklere sahip olduğunu görebiliriz. Sürekli bir kontrolsüz büyüme herhangi bir sistem için kanser demektir.

Karşılıklı Özgecilik; evrimde bir organizmanın kendi yararına olan durumu veya bir davranışı geçici olarak başka bir organizmanın yararına kullanmasıdır.  Bunun karşılığı olarak ta bu yardımı alan organizma benzer bir durumda yardım aldığı organizmaya aynı şekilde davranır.5

Ekonomide, toplumu bir ekoloji olarak alırsak, diğerkâmlık aslında kişinin menfaatlerinden vazgeçmesi değil, tersine yüksek menfaatlerini düşünmesidir; çünkü organizmanın kusursuz işlemesindeki bir aksaklık kendisine de yansıyacak, kendi çalışmasında da birtakım rahatsızlıklara yol açacaktır. Ayrıca, bağlı bulunduğu organizmanın gelişmesi ve yükselmesi, kendisinin de gelişmesi ve yükselmesi demektir. Sonuç olarak diğerkâmlık/özgecilik, toplu yaşamanın gereklerini yerine getirmek olarak da açıklanabilir. Yani bireyler salt kendi çıkarını gözeterek yaşam savaşında yer almazlar, alamazlar. Evrim sürecinde insan, üst düzey bir sosyalliğin getirdiği biyolojik süreçler sonucu  inşa edilmiştir/edilmektedir.

Yan işlev; Proteinler basit fiber yapılardan son derece karmaşık ve gelişmiş moleküler makinelere değin oldukça farklı şeklinde var olabilirler. Tek başlarına bir görevi yerine getirebilir ya da bir işlev bütünün parçası olabilirler. Evrimde oldukça etkili süreçler olan gen duplikasyonu, tekrar birleştirme ve yatay gen transferi gibi işlemler tahmin edebileceğiniz gibi proteinlere bağlıdırlar. Hatta proteinleri sert bir kaplumbağa kabuğu yapmak, yumuşak bir tavşan kürkü elde etmek ve bir kuşun tüylerini oluşturmak için bile kullanabilirsiniz. Proteinler binlerce kimyasal reaksiyonda katalizör görevini üstlenirler, minicik ve iri moleküllerin taşınmasını üstlenirler, büyük mesafelerde sinyalleri taşırlar ve oluşan hataları düzeltirler. Yan işlevde ise bir protein temel kritik görevinin dışında ek bir ya da birkaç görev daha üstlenir. Bu görevler genelde temel görevinden oldukça farklı işlevleri yerine getirmesidir. 6

Ekonomi dilinde proteinler sivil toplum örgütleridir. Bunların hali hazırdaki görevlerine ek olarak birleşip başka bir görevi daha yerine getirmeleri yan işleve sosyal olarak örnek verilebilir. Misal eğitim ve kültür alanlarında sivil toplum örgütlerinin ARGE teşvikleri, melek yatırımcı platformları, kültürel faaliyet sponsorlukları bunlara örnek gösterilebilir. Bu gibi yapılar ne derece fazla olursa, sivil toplumun otoriteye ve sisteme olan bağı azalarak, en küçük toplumsal parça olan bireyin, toplumsal hayata katılmalarının sağlanması o derece mümkün olur. Böylece benzer süreçlerle birbirinden çok farklı ama  birbiriyle ilişkili birçok faaliyet, sivil toplum faunasını zenginleştirecektir.

Özetle evrim eko-lojik-nomik olarak bize şu mesajı veriyor.

1. Başarıyı kopyalayın ve ona kendinizden bir şeyler katmak için sürekli öğrenin. Yeni bilgi üretme kanalları oluşturun.

2. Farklı kültürler ve coğrafyalara açık olun, farklı düşünenlere sahip çıkın. En sıra dışı düşüncelerin şuan için sıra dışı, gelecek de içinse olağan olabileceğini unutmayın. Farklılıkları içimize almanın bizi madden ve manen daha zengin ve felaketlere karşı daha güçlü kılacağını görün.

3. Sahip olduğumuz her düşüncenin ve kurumun gün gelip görevlerini yerine getirip başka bir şeye dönüşmesi gerektiğini unutmayın. Bunun için eski olanı yok saymadan yeni olanı onun mirası üzerine inşa etmek ilerlemek için gereklidir. Büyüme her organizma ve kurum için sürdürebilir olduğu müddetçe yaşam şansı tanır.

4. Bir başkası kaybederken durmadan kazanmanın en sonunda sizin kaybınız olacağını unutmayın. İhtiyacı olandan fazlasını tüketmek kendini tüketmektir. Buna ekolojinin varlığını sürdürmesi adına engel olmak , kendi geleceğimize sahip çıkmaktır. Hep birlikte bir iş yapmak, yaşam savaşına göğüs germek, tek bir birey olarak ormanda hayatta kalmaktan hem daha kolay hem daha insancadır.

5. Sivil toplum örgütleri bir toplumda ne derece fazla ve farklı çeşitlilikte olursa evrimsel, toplumsal ve ekonomik tüm meydan okumalara o denli etkin karşılık verilebilir. Bunu ilk önce yerel daha sonra küresel olarak başaramazsak kendimizin kanserine dönüşmek  üzere olduğunuzu unutmayalım.

Kaynak;

1. Thomas Sedlacek –Economics of Good and Evil

2.http://tr.wikipedia.org/wiki/Yatay_gen_transferi

3. http://tr.wikipedia.org/wiki/Rekombinasyon

4. https://akillitasarim.wordpress.com/2011/11/17/kuresel-kriz-ve-matrixte-telomeraz/

5. http://tr.wikipedia.org/wiki/Di%C4%9Ferk%C3%A2ml%C4%B1k

6. https://akillitasarim.wordpress.com/2011/11/25/yan-islev-co-option-ve-indirgenemez-karmasiklik/

Reklamlar