YAN İŞLEV (Co-Option) VE İNDİRGENEMEZ KARMAŞIKLIK

Mustafa Ajlan ABUDAK

Bu makale bir buçuk sene önce yayımlanmıştı.Fakat İnternet de bu konudaki dezenformasyonun Darwinizm taraftarlarınca ne denli büyük boyutlarda yapıldığına şahit olduğum için, gözden geçirilmiş bir şekilde yeniden yayımlamak gereğini duydum. Darwinizm taraftarlarının indirgenemez karmaşıklık ile ilgili çözümlerinin aslında gerçek bir çözüm oluşturamadığına dair  olan bu makalemizde ayrıca Darwinizm propagandasının ilerlemeci söylem ile nasıl yapıldığını (Lamarck’ın ve Wallace’ın evrimi anlayışı olan teleolojik evrim ile harmanlandığını) göstermek istedim. Darwin’in evrim teorisinin temel kaidelerinin onları militanca savunanlar tarafından bile bilinmediğini ya da bilinse de bu teoriyi ideolojik alt zeminde bir sağlama olarak   kullanmak için nasıl çarpıtıldığını göstermek gerekli. Bu konuda yani bilimin siyasal yada diğer tür inanışların geçerliliği için icazet makamı olarak kullanılmasına dair  geçen aylarda 2 makale yayınlamıştım;

TÜM MODELLER YANLIŞTIR VE ONLARSIZ DA YAPABİLDİĞİMİZİ GÖRECEKSİNİZ
TEORİNİN SONU: VERİ MADENCİLİĞİ BİLİMSEL METODU GEÇERSİZ KILDIĞINDA

Şimdi Akıllı Tasarımı yani teleolojik evrimi savunanları kendi iddialarını bilmemekle itham edenlerin (ki bilmemek değil öğrenmemek-öğrenememek kayıp) neyi bilip neyi bilmediğini ve bildiklerini nasıl kullandıklarını kısaca ortaya koyalım.

Yan işlev mekanizmalar akademik bilim savunucuları tarafından indirgenemez karmaşıklık için olası tek çözüm yolu olarak ortaya çıkmıştır.Yan işlev kısaca 3D şekillerinin görevlerini kesin olarak belirlediği proteinlerce meydana getirilen evrendeki sonsuz kutlu şans olaylarından sadece biridir. Protein besin zincirinde bizim için sadece baklagiller ve yumurtanın uzmanlık alanına giren bir konu değil. Proteinler gerçek anlamda evrimin kaderini belirleyen yapılardır. durumu kısaca izah etmek gerekirse;

PROTEİN- ŞAŞIRTICI BİR TASARIM MADDESİ

Proteinleri tasarım maddesi olarak görürken aslında birden onların olağanüstü çok yönlü, tüm amaçlar için işlev oluşturma özelliğini sergileyen bir özdek olarak karşınıza çıkması karşısında dumura uğrarsınız.

Proteinler ışık üretebilir, ışığı ortaya çıkarabilir, ya da ışığı iyon ve kimyasal enerji üretmek için kullanabilir. Proteinler bir sinyal gibi davranabilir ya da sinyalleri yakalayabilir. Proteinler hareketi meydana getirir ve motorlar gibi işlev sergilerler. Onları bir şeyleri birbirine bağlamak ya da birbirinden ayırmak için kullanabilirsiniz. Proteinler binlerce kimyasal reaksiyonda katalizör görevini üstlenirler, minicik ve iri moleküllerin taşınmasını üstlenirler, büyük mesafelerde sinyalleri taşırlar ve oluşan hataları düzeltirler.

Proteinler basit fiber yapılardan son derece karmaşık ve gelişmiş moleküler makinelere değin oldukça farklı şeklinde var olabilirler. Tek başlarına bir görevi yerine getirebilir ya da bir işlev bütünün parçası olabilirler. Proteinleri lipitlerle birleştirin; elinizde canlı yapıları bölümlere ayırmak için kontrol edilebilir mükemmel bariyerleriniz olsun. DNA ile birleştirin ve elinizde düzenlenebilir ve paketlenebilir bir kromozon olsun. RNA ile birleştirin bu sefer elinizde proteinleri üreten ve genleri mükemmel olarak bölen makineleriniz olsun.

Proteinleri bir şeylerin evriminde de kullanabilirsiniz; evrimde oldukça etkili süreçler olan gen duplikasyonu, tekrar birleştirme ve yatay gen transferi gibi işlemler tahmin edebileceğiniz gibi proteinlere bağlıdırlar. Hatta proteinleri sert bir kaplumbağa kabuğu yapmak, yumuşak bir tavşan kürkü elde etmek ve ördeğin uçuş tüylerini oluşturmak için bile kullanabilirsiniz.

Birileri, tüm evrende proteinlerden daha çok yönlü bir tasarım maddesi bulunup bulunmadığını merak edebilir. Fakat dahası da var. Hayata milyarlarca yıldır bu tip bir akıl almaz çok yönlülük ve işlevsellikle hizmet eden proteinlerin merkezinde oldukça benzer bir yapım süreci vardır. Şimdi bu bir tasarım maddesidir: Bir yapım süreci binlerce kez birleşerek yine binlerce işlev ortaya çıkarmaktadır.

Tüm bunlar oldukça ilginç sorulara neden olmaktadır. Örneğin, proteinler ve yapım süreçleri olmadan Darwin ve Dawkins’in kör saatçisi ne ifade edebilir? Proteinler ve içlerindeki potansiyel gizli işlevleri olmadan, kör saatçi yetersiz ve sakat bir varoluşla kimsenin varlığını fark edemeyeceği bir şey oluyor olmaz mı? Öyleyse kör saatçi ne derece bir saygınlığı hak ediyor?

Gelelim asıl konumuz olan yan işlev ve indirgenemez karmaşıklığa. İlk olarak bazı kimyasal yolların tüm gerekli parçalarının mutasyon yoluyla ” aynı anda ” oluştuğunu düşünmek hiç bir yayar sağlamaz. Her ne kadar bu “ çözüm ” bizi işleyen bir sistemin bir anda oluştuğu fikrine götürse de, yukarıdaki gibi bir mutasyonu, çok ümitsiz ve olasılık dışı bir fikir olarak hiç bir Darwin yanlısının ciddiye alacağını düşünmüyorum. Behe’nin doğru olarak belirttiği gibi, Darwin’in mekanizmalarını kabul etsek te bir ” problemin yerine mucize koyarak ” bilimsel anlamda bir şey kazanamayız. İkinci olarak, indirgenemez karmaşık yapıların bazı parçalarını adım adım başka bir amaç için evirildiğine ve sonra yepyeni bir işlev kazanarak çalıştığı düşünülebilir. Fakat bu olası değildir. (Mike Gene burada yanılmıştır.Matzke’nin çalışması pekala bunu olası olduğunu gösterdi.) Böyle bir şey arabanızın transmisyonunun yarısının birdenbire hava yastığı bölümüne yarım etmesini ummaya benzer. Bu tip değişiklik çok çok seyrek olur fakat kesin olarak bunlar önümüzdeki indirgenemez karmaşıklığa genel bir çözüm getiremez. Bu yan-seçenekli değişimin neden olasılık dışı olduğunu daha iyi kavramak için Behe’nin indirgenemez karmaşıklığa dönelim.

Behe;

İndirgenemez karmaşıklıkla kastettiğim birçok tam uyumlu parçadan oluşan tek bir sistemin-ki bu etkileşimli parçalardan her biri temel bir göreve katkı yapar-içersinden herhangi bir parçanın çıkarılmasıyla sistemin kesin olarak işlevinin durmasıdır.

Bir indirgenemez karmaşık sistem tam uyumlu parçalardan yapılandırıldığından beri, bir parçanın başka bir işlevi yerine getirmek üzere yapılandırılması ve bunun İK sistemler oluşturabilmesi olasılık dışıdır. Aslında, Behe bu çözümü yazarak çok daha önceden haber verir:

Eğer ki, bir sistem indirgenemez karmaşıklıkta ise ve böylece doğrudan oluşturulamayacak denli farklı kademeler içermekteyse. Burada, kimse dolambaçlı, doğrusal olmayan bir olasılığı açıkça savunamaz. Etkileşimli sistemlerin karmaşıklığı artıkça, böyle bir ”olasılığı reddedemeyiz, yok sayamayız.”

Bu noktayı resmetmek için, Flagellayı ele alalım (Bacterial Flagellum) belkide Akıllı Tasarımın en iyi bilinen örneği, işlevsel olan bir kamçı yaklaşık olarak 30 tane gen ürününe (parçaya) ihtiyaç duyar. Peki, yan işlev kazanma hipotezi neyi bildirmektedir bize? Kamçılı hayvanın oluşmasından önce, bu 30 gen ürünü (ve bunların çiftleri) hep birlikte başka şeyler yerine getirmek için var olmuşlardır.Daha sonra, nasıl olduysa bir kamçılı oluşturmak için şansın yardımıyla gene hep birlikte birleştiler. Ve bundan da sonra, diğer gen ürünlerinin asıl işlevleri de kayboldu. Bu size indirgenemez karmaşıklık için genel bir çözüm gibi mi geliyor?

Burada Darwin’in dehası bu tasarım yapılarını alt etmek için ”şansın rolünü minimize etmektedir.” Fakat bir kez daha bu yan-işlev açıklamasına dönelim, burada şans bu yapıların oluşumundaki ana etmen olarak kendini gösterir. Bu öyle bir şans tır ki 30 kadar gen ürününün başka işlevlerden bir anda birleşmesine ve birleşirken de önceki işlevlerini yitirerek yenilerine dönüşmelerini sağlamıştır. Böylece, bu yan-seçenek açıklaması moleküler makinelerde apaçık gözlemlenen tasarımı oluşturan etken olarak kullanılmaktadır. (1)

Araştırmalar ( Nick Maztke ) göstermiştir ki, bu mekanzimalar gerçekten homolog yapılar olarak belirli indirgenmez olduğu iddia edilen yapıları (bakterinin kamçısı gibi) evrimsel şemada doğrusal bir şablonda indirgenebildiğini göstermiştir..

Türlerin Kökeni‘nde Darwin;

Eğer her hangi bir karmaşık bir organın, küçük, başarılı ve sayısız değişiklikle oluşamayacağı gösterilirse, teorim kesinlikle geçersiz olacaktır.”demektedir .(2)

Darwin’in kriterini karşılayan şey indirgenemez karmaşıklık sistemidir. İndirgenemez karmaşıklıkla söylemek isteilen birçok etkileşimli parçadan oluşan, temel bir görevi yerine getiren yâda katkıda bulunan tek bir sistemdir. Bu tür bir sistem, tedricen, küçük, başarılı öncü değişikliklerle üretilemez. Çünkü doğal seçilim işleyen bir görevi seçmeye dayanır. Bir indirgenemez karmaşık sistemin, eğer böyle bir şey varsa, doğal seçilim için tam bir bütün olarak çalışır halde aniden oluşması gereklidir.

İlk önce İndirgenemezlik kavramı nedir kısaca ona bakalım. Kavramın sahibi Michael Behe ;

İndirgenemez karmaşıklıkla kastettiğim birçok tam uyumlu parçadan oluşan tek bir sistemin-ki bu etkileşimli parçalardan her biri temel bir göreve katkı yapar-içerisinden herhangi bir parçanın çıkarılmasıyla sistemin kesin olarak işlevinin durmasıdır. (3)

Matzke’nin değerli araştırması bize indirgenemez gibi görünen bir mekanzimanın pekala şeklen indirgenebildiğini göstermiştir. Peki, bu indirgeme ile Darwinizm indirgenemez lafzını bertaraf edip sonuçta var olan tasarımsal argümanı tamamen çürütebilmiş midir ?
Maztke ve arkadaşı Pallen’in çalışmaları ortaya koyduğu şuydu;

40′tan fazla “olmazsa olmaz” protein olduğunu iddia etmektedir. Halbuki Pallen ve Matzke’nin araştırmaları sonucunda vardıkları sayı 23′dir. Yani incelenen birçok bakteri kamçısının tamamında olan 23 adet farklı protein vardır. Geri kalan proteinlerin bazıları farklı bakteri türlerinin kamçılarında bazıları daha farklı bakteri türlerinin kamçılarında bulunmaktadır fakat tüm kamçılı bakteri türlerinin kamçılarında olan toplam 23 protein vardır. Bu proteinlerin bulunduğu bir listeye buradan da ulaşabilirsiniz.

Bu bilgi elbette Behe gibi diğer tüm akıllı tasarım savunucuları tarafından da kullanılmaktaydı ve yanlış olduğu ortaya çıktı. Ayrıca akıllı tasarım savunucuları 40 adet vazgeçilmez (olmazsa olmaz) proteinin 30 tanesinin hiç homologu olmadığını iddia ediyorlardı. Pallen ve Matzke yaptıkları incelemelerde farklı bakteri kamçılarında toplam 42 farklı protein buldular ve bunların 15 tanesinin bilinen bir homologu yok. Ama yukarda da belirttiğim gibi bakteri kamçısında vazgeçilmez 23 protein var ve bunların sadece 2 tanesinin homologu yok. Yani Behe, Dembski, Minnich, Meyer ve Luskin gibi en önemli AT savunucuları kitaplarında ve yazılarında 30 adet homologu olmayan proteinin bakteri kamçısı için vazgeçilmez olduğunu ve bu sebeple başka bir yapıdan evrimleşmiş olmasının mümkün olmadığını savunmaktaydı. Fakat bu bilginin dramatik bir şekilde yanlış olduğu ortaya çıktı.

Aslında bakteri kamçısı hakkında pek de birşey bilmedikleri gün yüzüne çıktı. Bakteri kamçısının diğer biyolojik yapılarda bulunmayan 30 proteine gereksinim duyduğunu düşünüyorlardı ama bu sayı bir anda “2“ye düştü. Bu da akıllı tasarımcıların bu kadar ateşli bir şekilde savundukları bir konuda bile ne kadar bilgisiz olduklarını göstermesi açısından oldukça önemli diye düşünüyorum. (4)

Ortada apaçık duran gerçek ister 40 proteinden ya da çok daha azından oluşan karmaşık yapı olsun bunların yapılarının varlığının ve öncüllerinden daha fazla karmaşık olduklarının tartışmaya mahal vermeyecek denli kesinleşmiş olmasıdır. Bu yapı ya da herhangi bir başka taksonomik yapı eninde sonunda 10-15-20-25 … proteinli işleyen bir şekilde ( kamçının) Darwinizm için gerekli olduğudur. Her basamak bir sonrakini müjdelemektedir. Sanki bir sonrakinin ortaya çıkacağını bilerek genom içersinden ona uygun olarak çözüm üretmektedir.

Peki, 10 proteinden misal 30 ya da 40 proteine giden bir yapı aynı zamanda gayesel bir şekilde doğal seçilim tarafından seçilerek daha optimize bir motor/yapı oluşturmuş olmuyor mu? Eğer oluşturuyorsa ki, Matzke’nin değerli çalışmasıyla bu ortadadır, evrim için gayesel ve doğrusal olan bu çıktıyı Darwinizm içinde nereye koyabiliriz ? Daha yetkin bir mekanizma oluşturmak doğanın içkin bir özelliği midir ?

Sorular artıkça Darwinizm temel kaideleri derinden sarsılmaktadır. Stephen Jay Gould bu temel kaideleri harkulade bir şekilde özetlemiştir;

Eğer doğal seçilim yaratıcıysa, ilk önermemize iki ek kısıtlama getirmemiz gerekir.

Değişiklikler rasgele olmalıya da en azından, tercihlili biçimde uyuma dönük olmalıdır.

İkinci olarak, değişiklikler, yeni türlerin ortaya çıkışındaki evrimsel değişimlere oranla küçük olmalıdır. Çünkü yeni türler birdenbire oıtaya çıkıyor olsaydı, doğal seçilimin yaptığı tek şey kendisinin üretmediği bir gelişimin yolunu açmak için önceki bireyleri ortadan kaldırmak olurdu. Kısacası, Darwin in basit görünen kuramı bazı inceliklerden ve ek koşullardan yoksun değildir. Yine de, bence kuramın kabul görmesinin önündeki engel bilimsel bir zorlukla değil. Darwin’in iletisinin felsefi içeriğiyle henüz terk etmeye hazır olmadığımız bir dizi kökleşmiş Batı düşüncesine meydan okumasıyla ilgilidir.

Birincisi, Darwin evrimin amacı olmadığını ileri sürmüştür. Bireyler genlerinin gelecek kuşaklarda temsil edilmesi için mücadele ederler o kadar. Dünya bir ahenk ve düzen sergiliyorsa, bu yalnızca bireylerin kendi çıkarlarını gözetmelerinin rastlantısal bir sonucudur – Adam Smith’in ekonomisinin doğaya uyarlanmış biçimi.

İkincisi, Darwin evrimin belirli bir yönü olmadığını savunmuştur: evrim mutlaka daha yüce varlıklara doğru ilerlemez.

Üçüncüsü, Darwin doğa açıklamasına tutarlı bir maddecilik felsefesi uygulamıştır. Madde tüm var oluşun zeminidir; akıl, ruh ve hatta Tanrı, sinirsel karmaşıklığın muhteşem sonuçlarına verilen adlardan başka şeyler değildir. (5)

Yan işlev mekanizmaları, protein yapıları ile karmaşıklık oluşturdukları için daha az karmaşıklıktan daha çok karmaşıklığa giden ‘‘ilerlemeci” yolda halihazırda Darwnizm için büyük sorun oluşturmaktadırlar. Bir başka açıdan bakarsak, bu mekanizmaların niçin giderek karmaşıklaşan yapıların oluşumunda kendi asli görevlerinin sürekli dışına çıkıp hiç bir amaç taşımaksızın organisazyon ve ilerlemeyi sağladığını sormak gereklidir? Niçin çevrenin oluşan mutasyonları seçilim baskısıyla organizasyona yöneltmesi tamamıyla rastlantısal olarak ilerlemeyi sağlar? Bunun bir evrimsel ilerleme olarak kabul edilmesi niçin tehlikelidir?

Proteinler optimize yapılar oldukları için ve her birinin 3D şekli kendi görevi ile doğrudan ilişkili olduğudan ötürü, proteinlerin birkaç tanesinin birleşerek daha üst bir karmaşıklığı, yan işlev süreciyle organize etmesi ve kendi asli görevlerinle ilişik olmayan daha karmaşık görevler üstlenmesi, sanki ilk ortaya çıkışlarının bu daha sonraki görevler için baştan optimize şekilde var olduğunu fısıldamaktadır.

Yan işlev mekanizmasının ve Darwinizm söyleminin birbirlerine zıt evrimsel içeriğe sahip olduklarını göstermektedir. Görünürde Akıllı Tasarımın en önemli iddlarından birini geçersizleştiren araştırma, aslında doğrudan yönlendirilmiş evrim argümanını desteklemekte ve Darwinizmin açıkça görünen bazı temel gerçeklerle, bunların arkasında yatan daha büyük gerçekleri nasıl maharetle saklayabildiğini ortaya koymaktadır.

Canlıların temel bazı parçalara ya da içeriğe en başından sahip olmadan daha karmaşık üst yapılara doğru ilerleyebilmesi mümkün değildir. Bu yapılar ne kadar indirgenirse aslında Darwinizm temel kaideleri de bir o kadar indirgenmektedir. Darwinizm Evrimin olası tek açıklaması değildir, olamaz. Darwinizm bir bilimsel teoriden daha çok kökleri determinist aydınlanmada kalan Epikürcü bir ideolojidir.

Kaynakça;

1.https://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/30/indirgenemez-karmasikli-ve-darwinci-patikalar/

2. Darwin, sayfa 154

3. M.Behe : http://www.arn.org/docs/behe/mb_mg1darwinianpathways.htm

4. Da Vinci müstear isimli blog yayımcısı ; http://bilimfelsefedin.blogspot.com/2006/10/bakteri-kams-bacterial-flagellum-zerine.html

5. Darwin ve Sonrası – Stephen Jay Gould- Doğa Tarihi Üzerine Düşünceler (İngilizce: Ever Since Darwin: Reflections in Natural History, 1977) Önsöz …

————-

Bu makalemize konu olan yan işlev (co-option) mekanizmalrıyla ilgili söylemimi destekleyen son (2011 yılına ait) iki bilimsel yayınla ilgili makalelerim aşağıdadır;

[[ÖNDEN YÜKLEMELİ EVRİM BU DEĞİLSE NEDİR?|https://akillitasarim.wordpress.com/2011/01/27/onden-yuklemeli-evrim-bu-degilse-nedir/]]

Orijinal makale; [[NATURE-The hypoxia-inducible transcription factor pathway regulates oxygen sensing in the simplest animal,Trichoplax adhaerens|http://www.nature.com/embor/journal/v12/n1/full/embor2010170a.html]]

[[SODYUM KANALLARI HAYVAN SİNİR SİSTEMİNDEN ÖNCE EVRİMLEŞMİŞ….|https://akillitasarim.wordpress.com/2011/05/26/sodyum-kanallari-hayvan-sinir-sisteminden-once-evrimlesmis/]]

Makale – http://neurosciencenews.com/sodium-channels-evolved-before-animals-nervous-systems-neuroscience-research/

Reklamlar

8 thoughts on “YAN İŞLEV (Co-Option) VE İNDİRGENEMEZ KARMAŞIKLIK

  1. mustafa bey,daha önce darwinci ken miller’ın michael behe’nin bahsettiği bakteri kamçısının darwinci evrimle oluşabileceğini anlattığı videosunu izlemiştim.şu anda bulamadım ama ingilizce olarak http://www.youtube.com/watch?v=0hW7ddJOWko burada.Ayrıca yazınızdaki 4 numaralı alıntı bölümünde darwincilerin bakteri kamçısındaki iddiaları çürrüttüğü bilgiler var akıllı tasarımın buna cevabı ise alıntının sonrasında net değil.Biyolog değilim ama darwinci biyologların bu kamçı konusunda cepheyi bırakmadıkları üstelik epey sağlam durdukları gibi bir görünüm var.

    • Yorumunuz için teşekkürler,

      Makalem zaten bu konuda Darwincilerin başarısının kabul edilmesinin gerektiği ama bu başarının aslında Darwinizmin fikirsel temellerine nasıl bir dinamit yerleştirdiğini göstermeyi amaçlıyor. İndirgenemez Karmaşıklık bu konuda indirgenebilmiştir.Bunu yaparken homolog yapılardan nasıl daha karmaşık yapılara gidilebileceği Matzke tarafından başarıyla gösterilmiştir. Bu yapılar Darwinizmin şemasına uygun bir şekilde indirgenmiştir ama bu Darwinizminde indirgenmesiyle sonuçlandı. Bunu yapabilmesi proteinlerin co-option denen yan işlevi sergileyebilmesi ile mümkün oluyor. Biliyorsunuz ki proteinlerin yapısı 3 boyutludur ve doğrudan proteinlerin işlevleriyle alakalıdır. Şekil ve işlev aynı anlama gelir protein dünyasında. Proteinler karmaşıklaştıkça yerine getirdikleri görevde karmaşıklaşır. Bunu şu şekilde açıklayalım bir savcının görevi iddia makamı olmaktır.Mesleki tanımı budur ama bir öğretmenin görevi sadece öğretmek değil eğitmek yeri geldiğinde anne baba kardeş olabilmektir. Bunun gibi bir çok yan görev ve işleve sahiptirler. İşte protein dünyasında da orta karmaşıklıktaki proteinler öğretmenler gibi yan işleve sahip olabiliyorlar.Bu yan işlev meslek analojisinden farklı olarak son derece alakasız bir başka işlevi de yerine getirmesi şeklinde gerçekleşiyor.

      Başta söylediğim gibi proteinlerin şekilleri ve görevleri doğrudan ilişkili olduğu için bu yan işlevler sanki ileride bu görevleri üstlenecekleri biliniyormuşcasına ortaya çıkıyor. Yani çözüm genom içerisinde saklı. Doğru çevre ve koşullar altında genom içerisinde üretilebiliyor.Matzke hem indirgenemezliğin indirgenebildiğini hemde bunun ancak bu yolla mümkün olabildiğini kanıtladı. Böylece Darwincilerin indirgenemezliği yendiğini düşünmesi doğal ama bir bakıma kendi elleriyle kendi teorilerini de indirgemiş oldular. Çünkü bir protein kendi asli görevinin dışında yan işlev yada işlevlere sahip olabiliyorsa.Bu organizma içerisinde birden çok daha fazla (Şuan için 40 kadar yan işlev mekanizması keşfedildiğini biliyoruz.) ortaya çıkıyorsa bunun şansa ve tesadüfe bağlamak bir o kadar imkansızlaşıyor. Bu araştırmalar iki bakımdan çok faydalı oldu:

      1. İndirgenemez karmaşıklık daha önce hiç akla gelmeyen yapıların incelenmesini sağladı ve literatürün zenginleşmesine katkıda bulundu. Darwinci evrimicilerin ısrarla kaçtığı moleküler biyoloji alanının evrim için daha verimli bir alan haline getiren elektron mikroskobumuz oldu.

      2. İndirgenemez karmaşıklık tamamen geçersiz hale gelmedi sadece bir konuda yani kamçı da Akıllı Tasarımcıların yaratılışçı kolunun yanıldığını gösterdi. Akıllı Tasarımcılar içerisinde teleolojik evrim yanlıları ve yaratılışçılık sempatizanlarının ayrışmasını sağladı.

      Özetle bu çalışmalar Darwinizmden çok ama çok daha fazla teleolojik evrimi destekleyen araştırmaların kaynağını oluşturdu. Darwinizm tamamen yanlış olduğunu iddia edenler ne kadar ahmaksa bu noktadan sonra teleolojik evrimin olası en önemli açıklamalardan biri olduğunu inkar etmek bir o kadar ahmakçadır. Mike Gene dediği gibi Darwinciler bir mucizeyi (tesadüfi) bilimin yerine koyup yaratılışçılar gibi konuşacaksa o zaman zaten tartışmaya gerek yok. Yakında bu konuda teknik bir makale yayınlayacağım.

  2. geçen gün science daily sitesinde bir haber gördüm.Diyor ki araştırma, yaşamı başlatabilecek temel organik yapıtaşları uzayda oldukça bol.İlginç olan nokta araştırmacıların temel organik moleküllerin büyük yıldızlar tarafından sentezlenmiş olabileceğine yönelik bulgular.
    eğer yıldızların organik madde üretebildikleri kanıtlanabilirse,Darwinci biyolojinin felsefi temelleri ağır yara alabilir diye düşünüyorum.Çünkü yıldızlar sanki yaşamın geleceğini biliyormuş gibi temel maddeleri üretmekle kalmayıp sentezlemiş olacaklar.

    • Burada da doğru bir noktaya temas ediyorsunuz. Bu konuda asıl dikkatle incelenmesi gereken”demir”dir.Demir olmadan hayat mümkün olmazdı. İlk önce çekirdekteki demirin sayesinde yer çekimi olması gerektiği gibi olduğundan bir atmosferimiz var. Çekirdekteki demir katı değil sıvı ve hareketli olduğundan Van Halen kuşakları denilen manyetik bir kalkanımız var.Bu kuşak uzaydan ve özellikle güneşten gelen radyasyon yüklü ışık çeşitlerini filtre ediyor. Demir kanımızdaki hemoglobin için olmazsa olmazdır.Böylece kanımız atmosferdeki oksijeni vücudumuzda her yere taşıyabiliyor. Demir mağaradan çıkıp teknoloji icat etmemizin simgesi ve şuan ki tüm teknolojimizin asıl ham maddesidir. Peki, demir kaynağı nedir? Demirin kaynağı göklerdir.Demir indirilmiştir. Nereden mi biliyoruz? Demirin oluşması için gerekli füzyon ve karbon rezonansı güneşimizden yaklaşık 10 kat büyük fırınlarda gerçekleşebiliyor. Bu ne demek? Bu demirin Güneş sistemi dışından ithal edildiği anlamına gelir. Bu demir sıvı magma ve sert metal olarak bir arada bulunmalı ki hem yer çekimi hem manyetik alan hemde teknolojimiz olsun.

      Bu konuda aklı sağlıklı çalışanlar için daha önce akademik bir çalışmayı mercek altına almıştım;

      https://akillitasarim.wordpress.com/2010/04/05/manyetik-alan-yer-demir/

      Görüldüğü üzere teleolojik evrimi destekleyen kanıtlar her disiplinden akıl edebilenler için somut kanıtlar sunmaya devam ediyor.

  3. ayrıntılı cevaplarınız için ben de teşekkür ederim.ancak ikinci yorumumda bahsettiğim şey demir gibi inorganik moleküller değildir.Yıldızların helyumdan demire kadar inorganik maddeler ürettiğini zaten biliyorduk.Evet yıldızlar bu maddeleri üretmese yaşam başlayamazdı.Ancak bahsettiğim araştırma bizzat DNA’yı oluşturan nükleotidin içindeki bazı alt moleküllerin ve amino asidi oluşturan bazı bileşiklerin tıpkı demir gibi büyük yıldızlarda üretilebildiği.Başarılar dilerim.http://www.sciencedaily.com/releases/2011/10/111026143721.htm

    • Sayın hemoglobin,

      ikinci yorumda kastettiğiniz şeyi anladım. Müstear isminizde hemoglobin olunca o açıklamaları iliştirdim.Böylece eğer haberiniz yoksa o konuda sizden de katkı alabiliriz düşüncesiyle bunu yaptım.Umarım değerli katkılarınızı yorum makale olarak esirgemezsiniz. Özellikle kozmolojik deliller kısmına biraz daha önem vermek istiyorum.Bu manada sizin yolladığınız bağlantı kayda değer bir haber. Çeviri listeme aldım. İkinci yan işlev makalesinden sonra nasipse çevirisini yayınlayabilirim.Daha önce İmtiyazlı Gezegen Belgeselinin metnini tam olarak çevirmiş idim. Burada kozmolojik teleolojiye dair sayısız örnek bulabiliriz.; https://akillitasarim.wordpress.com/2008/09/01/imtiyazli-gezegen-belgeseli-tam-metni/

      Bu ve benzeri metinler hakkında bilgi ve haberiniz varsa paylaşmanızı dilerim. Sizde de iyi çalışmalar.

  4. I was pretty pleased to uncover this web site. I wanted to thank you for your time due to this wonderful read!! I definitely really liked every part of it and i also have you book marked to see new stuff in your site.

    • You are welcome..I do not really undertsand why You wrote your comment in English. I expect to see Turkish comments as well.

Yorumlar kapalı.