KÜRESEL KRİZ VE MATRIX’TE TELOMERAZ

Mustafa Ajlan ABUDAK

Küresel ekonomik krizle alakalı son 3 yıldır sayısız makale okudum ve tartışma izledim. Ekonomistler tüm profesyoneller gibi aldıkları eğitimin yapılandırması altında, yaşanan krizi ağırlıklı olarak  iktisadi kavramlarla anlamaya ve anlamlandırmaya çalışıyorlar. Her profesyonelin çıkmazı sanırım buna benzer bir at gözlüğü ile yaşamak.Hayat içerisinde çözümler genelde farklı bakabilen kişiler ya da farklılık meydana getiren olaylar tarafından üretilir.

İç ve dış basında küresel krizin kapitalizmin kanseri olduğunu anlaşılamıyor ya da anlaşılmak istenmiyor. Nedenleri başka bir makale konusu olabilir. Kısaca piyasanın oluşturduğu simbiyotik ağ o kadar çetrefilli ki, kimse (o piyasayı delicesine bile eleştirenler dahil) bu piyasanın nimetleri sayesinde hayatta kaldıklarından olsa gerek derinlikli bir  sosyal analiz yapamıyorlar. Burada Star gazetesi yazarı Sayın Cemil Ertem‘i Türk basını içinde ayrı tutmak gerekli. Kendisinin yazılarını takip ederseniz buna en çok çaba gösteren ve elden geldiğince açıklamaya çalışan bir ekonomist olduğunu görebilirsiniz. Benzeri çabaları Paul Krugman metinlerinde de görüyorum.Fakat kendisi ABD iç piyasası ile o kadar meşgul ki Ertem’in yakaladığı evrenselliği yakalayamıyor. ( Bir tür Narkissos etkisi diyebiliriz.)

Şimdi kendi analizimi ile  ne demek istediğimi ve çözüm önerimi oldukça kısa bir şekilde ortaya koymalıyım. Piyasaları insan hücrelerine benzetirsek anlatmak istediğimizi daha net ve kısa anlatabiliriz. Kontrolsüz hücre büyümesi insan hücresinin ölümsüzlük isteğinin insanı öldürmesi ile sonuçlanan ”Laissez faire” dir. Hücrede teleomerin görevini dünyada piyasa yapamaz çünkü hücre belirli bir plana göre işleyen bir koruma programına sahiptir. Kısaca ekonomik terimlerle açıklamak gerekirse;

Dünyada “kamu” eliyle ivmesi artırılan ve desteklenen kontrolsüz bir büyüme var ve aslında sistemin defalarca tıkanmaya müsait olduğunun ve her seferinde kapitalizmin krizleri aşarak kendini yenilediğinin (hücre bölünmesi)  farkındalar. Tabii bu döngülerin de kısalmasını (Kondratief eğrileri) ve dünyanın daha da tahrip olmasını sağlıyor; buraya dair bir “sorumluluk” hissedilmiyor (dışsallaştırma), daha doğrusu bu yük herkesin sorumluluğuymuşcasına davranılıyor, kabul ettiriliyor. Böylece her zaman  % 99 bedeli ödüyordu. (Yener beye teşekkür ederiz.)

Piyasa şu haliyle kendi çocukları olan  kanser hücreleri zenginlerin kontrolündedir ve hatta kontrolden çıkmıştır.  Bu yüzden bir kısım hücrenin büyümesi için tüm organizma yok edilmektedir. Sürdürülebilir büyümeden bahsedecek isek ölümden yani bir nihai sondan da bahsetmemiz gereklidir. Bu insan hücresi için geçerli olduğu gibi o hücrelerin toplamı olan insan ve onun kurduğu sosyal düzen içerisindeki tüm organlar içinde geçerlidir. Kısaca sürdürülebilir büyüme bir kontrol mekanizması ile büyümenin eninde sonunda sonlandırılmasıyla mümkündür.Buna telomeraz enzimi diyoruz.

Telomeraz da neyin nesi?

Telomeraz enzimi, somatik hücrelerde az olarak bulunur. Bu yüzden normal bir hücrenin her bölünüşünde, telomer boyu yaklaşık 100 baz çifti kadar kısalır. Telomer kısalması, hücre bölünmesini zamanla durdurur. Esas görevi hücre bölünmesinin kontrol edilmesi ve kontrolsüz büyüme olan kanserin önlenmesidir diyebiliriz.Bunun bedeli de eninde sonunda bu koruma programının kısalarak bir sona varmasıdır. Biz buna yaşlılık-ölüm diyoruz. Böylece kanserden çabuk ölmemiz yerine yaşlanarak ölüyoruz. Fakat görüldüğü gibi her beşeri yapının sonu var. Bu yapı ölüm anımıza kadar bize sürdürülebilir bir büyüme-gelişme-hayatta kalma olanağı sağlıyor.

Söylediğimiz gibi hücrede kontrolsüz ve sınırsız büyüme  kanserdir. Kapitalizm son 50 senede kendi yarattığı kanser hücreleri olan %1 lik zenginler için organizmanın kararlılığını yok etmiştir. Matrix’in ilk filminde ajan Smith bu olguyu oldukça açık bir şekilde izah eder. Kendisi ilerleyen bölümlerde matrix sisteminin içindeki kanser olacaktır ;

Sizinle, bir süredir kafamı meşgul eden bir düşüncemi paylaşmak istiyorum. Bu düşünce aklıma sizin türünüzü sınıflandırmaya çalışırken geldi ve anladım ki sizler aslında memeliler sınıfına dahil değilsiniz. Bu gezegendeki tüm memeliler, yaşadıkları çevre ile içgüdüsel olarak bir denge kuruyorlar. Ama siz insanlar öyle değilsiniz. Bir bölgeye yerleşiyorsunuz ve çoğalıyorsunuz, tüm doğal kaynakları tüketene kadar çoğalıyorsunuz. Canlı kalabilmenizin tek yolu başka bir bölgeye yayılmak. Bu gezegende bu şekilde yaşamını sürdüren bir organizma daha var. Ne olduğunu biliyor musunuz? Kanser. İnsanlar hastalıktır. Bu gezegenin kanserleri. Sizler vebasınız. Ve bizler de bunların ilacıyız.

Şuan piyasaların yapmaya çalıştığıda yukarıdakine benzer hamlelerle domino etkisinden kendilerini kurtarmak. Bunu yaparken bırakınız yapsınlar adlı kontrolsüz büyümenin sonuçlarını anlamlandırmadan bunu gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Yani tıpkı kanser hücreleri gibiler. Büyümeyi sağlamaya çalışıp kendi sonlarını hızlandırmaktan ibaret çözümleri olan bir ekonomik panorama var. Dertleri büyümeyi bir an önce hızlandırmak daha çok ve hızlı büyümek. Oysa daha fazla ve daha hızlı yerine daha nitelikli ve daha kompozit ekonomik üretim sağlanmalı. Böylece sürdürülebilir bir ekonomiden bahsedebiliriz.

Ne gibi bir çözüm?

Yeşil enerji çalışmaları buna en iyi örnektir.  Yeşil enerji çabalarını sadece rüzgar,dalga ve güneşle sınırlı tutmayın. J. Craig Venter ve ekibinin çalışmalarının sentetik genoma sahip alg benzeri canlıları tasarlaması ve bu sentetik canlıların bizim için gelecekte ihtiyacımız olan enerjiyi sağlayıp, oksijen miktarını arttırması söz konusu. Bu konudaki çalışmalar oldukça umut verici. Bu tip çalışmaların teknoloji-ilerlemenin sürdürülebilir bir hayat döngüsüne katkısı sağlayabileceğini düşünüyorum. Tabii ki ” Gattaca ” gibi senaryolarında hazırda bekletildiği unutulmamalı. Sanırım bu insan iradesinin metafiziksel mutasyonu ile olacak. Ekolojik parçası olduğumuz dünyamızın, ya kanseri ya da anlamlı bir parçası olacağız. Şimdilik gidişatımız kanser olduğumuzu göstermekte. Fakat oluşturduğumuz kanser hala tedavi edilebilir…

İlginizi çekebilecek diğer makalem ; https://akillitasarim.wordpress.com/2008/11/29/bir-organizma-olarak-kuresel-ekonomin-evrimi/

İmge: http://howonearthradio.org/wp-content/uploads/2012/11/telomerase_template.jpeg

 

Reklamlar

2 thoughts on “KÜRESEL KRİZ VE MATRIX’TE TELOMERAZ

  1. Genel konsepte ve ana fikre katılmakla birlikte, anlayamadığım ve açıkçası metinde de açık kaldığını düşündüğüm bir husus var; Evet, piyasaya bırakılmış değil, tam tersine “kamu” eliyle ivmesi artırılan ve desteklenen bir kontrolsüz büyüme var ve aslında sistemin defalarca tıkanmaya müsait olduğunun ve her seferinde kapitalizmin krizleri aşarak kendini yenilediğinin farkındalar. Tabii bu döngülerin de kısalmasını (Kondratieff eğrileri) ve dünyanın daha da tahrip olmasını sağlıyor; buraya dair bir “sorumluluk” hissedilmiyor (dışsallaştırma), daha doğrusu bu yük herkesin sorumluluğuymuşcasına davranılıyor, kabul ettiriliyor.
    Benim eksik bulduğum hususa gelecek olursak: önerdikleri ve sizin de çözüm olarak kabul ettiğiniz “yeşil enerji çalışmaları, yeşil ekonomi modelleri” buna nasıl deva olabilir? Paradigma ve model aynı şekilde devam ettikçe sistemin yan tedavilerle ömrünün bir X yıl uzaması ne kadar sahici bir çözüm olabilir?
    Yanlış anlamayın, kimsenin kendi başına gerçekçi ve umulur bir tahayyül sunma yükümlülüğü yok. Ama virüsün de organizmayı “kandırmasına” müsaade etmemek hayati bir elzem.

    • Sayın Yener,

      Birkaç dostum ve okurumdan makalelerin biraz ağır bir dile sahip olduğu yolunda yapıcı eleştiri aldım.Makalelerimi daha kısa ve anlaşılır yazmak için bazen istemeden de olsa genelleme kullanmak zorunda kalıyorum. Mümkün olduğu kadar kısa ve öz makalelerle, az jargon kullanılan, analojilerden yola çıkıp evrimin hayatı anlamlandırmak için ne kadar eşsiz cevaplar sunabileceğini ortaya koymak gayretindeyim. O sebeple piyasaya bırakılmış derken aslında genel ilkeye atıfta bulunmaktayım. Buna devletler müdahale etse de piyasalar bunu çerçevesini belirliyor.

      Şu açıklamanız makalemin özünü çok iyi kavradığınızı ortaya koyuyor.Müsadenizle uygun bir yerde makaleye ekleyerek sizin açtığınız pencereden diğer okuyucularında girmesi ve başka yorumlara yol açmasını dilerim.

      “kamu” eliyle ivmesi artırılan ve desteklenen bir kontrolsüz büyüme var ve aslında sistemin defalarca tıkanmaya müsait olduğunun ve her seferinde kapitalizmin krizleri aşarak kendini yenilediğinin farkındalar. Tabii bu döngülerin de kısalmasını (Kondratieff eğrileri) ve dünyanın daha da tahrip olmasını sağlıyor; buraya dair bir “sorumluluk” hissedilmiyor (dışsallaştırma), daha doğrusu bu yük herkesin sorumluluğuymuşcasına davranılıyor, kabul ettiriliyor.

      yorumunuzun son paragrafındaki sorunuza ki ayrı cevabım olacak.biri bir makale olarak yazdığım bir cevap diğeri şu anki makale içinde değindiğim bir bölüm..

      Siz : Paradigma ve model aynı şekilde devam ettikçe sistemin yan tedavilerle ömrünün bir X yıl uzaması ne kadar sahici bir çözüm olabilir?

      Model ve Paradigmalar artık hükmünü yitiriyor.Esas sorunun bizzat bu model ve paradigma bağımlılığından kaynaklandığını düşünüyorum.Bunlar tarafından yapılandırılan zihinler farklı bakma kabiliyetlerini yitiriyor.

      https://akillitasarim.wordpress.com/2011/07/05/teorinin-sonu-veri-madenciligi-bilimsel-metodu-gecersiz-kildiginda/

      https://akillitasarim.wordpress.com/2011/09/29/tum-modeller-yanlistir-ve-onlarsiz-da-yapabildigimizi-goreceksiniz/

      Bu makalede şöyle demiştim;

      Sürdürülebilir büyümeden bahsedecek isek ölümden yani bir nihai sondan da bahsetmemiz gereklidir. Bu insan hücresi için geçerli olduğu gibi o hücrelerin toplamı olan insan ve onun kurduğu sosyal düzen içerisindeki tüm organlar içinde geçerlidir.

      Bunun telomeraz ile ilişkisini bildiğinizi ümit ediyorum. Yeşil enerji çabalarındna kasıt konvansiyonel rüzgar,güneş ,dalga yada bunların hibrid halleri değil. Craig Venter’in simbiyotik canlılar projesi mesela alglerde bunların toplamından fazlasını sunabilecek gibi duruyor.Bunu teknolojik ”ilerleme ve gelişme” ile gerçekleştiriyoruz. Demek istediğim bu tip kompozit ekonomik etkileşimler geleceğe şekil verirse, bir sonu olan dünya kaynaklarını en etkin ve en uzun müddet kullanabiliriz yoksa yarattığımız kanserler bu sonu çok daha önceye tarihlendirebilir.

      Yorum katkınız için çok teşekkür ederim. Açtığınız pencere ile makaleye ekler yaparak daha iyi anlamlandırılmasını sağlayacağım..

Yorumlar kapatıldı.