DARWIN’İN BİR FİKRİ DAHA DUMAN OLDU…

Mustafa Ajlan ABUDAK

Darwin’in ılık havuz teorisi test edilir…

Amerika Birleşik Devletlerinin önde gelen araştırmacılarının elde ettiği son bulgulara göre Yeryüzünde hayatın hidro termal göletlerden ya da volkanik kaynaklarından kaynaklanması oldukça olasılık dışı..

Yapılan araştırmalar volkanik havuzlarda hayatın ortaya çıkmasını sağlayacak doğru koşulları sağlanamadığını gösteriyor. Yeryüzünde hayatın nasıl başladığı ile ilgili bulgular Londra Kraliyet Akademisinde iki günlük uluslar arası bir toplantıda tartışıldı.

Darwin’in teorisi

Santa Cruz’daki Kaliforniya Üniversitesi’nden Ordinaryus Prof. David Deamer, sunumun başlarında şunu söyledi;

Darwin’in hayatın küçük ılık bir havuzda başlamış olabileceğini söylemesi üzerinden 140 yıl geçti. Şimdi bizler Darwin’in bu fikrini test ediyoruz. Bu küçük sıcak havuzlar Rusya’daki volkanik Kamçatka bölgesi ve Kaliforniya’daki Lassen dağındakilerle ilişkili. Sonuçlar hem şaşırtıcı hem de bazı açılardan rahatsız edici. Kil içeren sıcak asitli volkanik su öyle görülüyor ki,  kimyasalların birleşerek öncü organizmaları oluşturması için doğru koşulları sağlamıyor.

Hayatın yapı taşları olan DNA ve amino asitlerin ve diğer bir zorunlu içerik olan fosfatın volkanik havuzlardaki kil partiküllerinin yüzeyine yapıştılar. Bunun önemi, kilin daha önce hayatın başlangıcına dair ilginç kimyasal reaksiyonları kolaylaştırmasıydı. Fakat deneylerimizde, organik bileşikler kil parçacıklara oldukça güçlü bir şekilde tutarak başka herhangi bir kimyasal reaksiyona girmediler… 1

Efendim Yeni Darwinciler ve ateistler bu konuda ne düşünüyorlarmış kısaca birkaç örnekle bakalım;

Carl Sagan bunu ilkel bir serbest canlının, organik sulu çözeltide üremesi olarak hayal etmiştir.

Richard Dawkins, Bencil gen adlı kitabında bu en önceki yaşam şeklinin imgesini şu şekilde detaylandırmıştır;

‘‘Bir noktada, özellikle olağanüstü bir molekül, kaza eseri oluşmuştur. Biz buna kopyalayıcı (replicator) adını veriyoruz. Bu beklide çevredeki en karmaşık ya da büyük molekül değildi, fakat kendisinin kopyalarını oluşturabilecek kadar olağan üstü bir özelliğe sahipti.’’

Şimdi Bu bulgular bize ne gösteriyor..? DNA ve RNA daki organisazyonu som şansın kaza hükümdarlığına emanet eden akılların hayatı ve evrimi anlamak adına dünyayı nasıl 140 yıl boyunca dezinformasyona tabi tutup, bu masala kamuoyunu nasıl inandırmaya çalıştıklarını gösteriyor. Böylece, Darwinciler ön kabulleri olan materyalist imana uygun evrimsel senaryolar oluşturabilmek için sorgulayan akılları sisli bir muğlaklığın içinde pasifize ediyorlardı.

Bu konuda son söz eskinin bir bilgesinin sözleri olacak. İngiliz bilim insanı Robert Boyle tamamen katıldığım açıklamasında şöyle demektedir;

Epikürcüler gibi sonsuz boşlukta tesadüfen karşılaşan atomların kendi başlarına bir dünya ve onun bütün görüngülerini oluşturabileceklerini varsaymaktan uzağım: ne de Tanrının bütün madde yığınını ve sabit hareket miktarını bir kez ortaya koyduktan sonra, evreni yapmak için başka bir şeye gerek görmediğini; maddi kısmın, kılavuzdan yoksun kendi hareketiyle kendisini düzenli bir sisteme sokabilecek yetenekte olduğunu düşünüyorum. Benim savunduğum felsefe, yalnızca cismani şeylere ulaşır ve ilk nedenlerle doğanın daha sonraki gidiş yolu arasında ayrım yaparak, maddeye hareketi gerçekten Tanrının verdiğini öğretir.

Ancak, bunu başlangıçta, tasarladığı dünyayı oluşturacak madde parçalarını bu şekilde ayarlayacak biçimde, değişik hareketlerini yönlendirerek yapmış ve hareketin kurallarını ve maddi şeyler arasında ki doğa yasaları dediğimiz bu düzeni kurmuştur. Aynı felsefe, evren bir kez Tanrı tarafından yaratılıp hareketin yasaları konulduktan ve bütün bunlar Tanrının ebedi toplayıcılığıyla, genel takdiriyle bir araya getirildikten sonra, dünya görüngülerinin madde parçalarının mekanik özellikleriyle fiziksel olarak üretildiğini ve bunların birbirlerine karşı mekanik yasalara göre işlediklerini de öğretir.

Boyle’a göre, “Epikür ve izleyicilerinin çoğu … Kendilerine göre dünya, niyetlenilmiş hiçbir amaç olmaksızın şans tarafından yapıldığından, şeylerin sonlarını [nihai nedenleri] dikkate almayı bırakmışlardır.” 2

Robert Shapiro’nun hayatın nasıl oluştuğuna dair yeni Darwincilerin önerdiği süreçlerin olasılığı ile ilgili şu söyledikleri akıl edebilenler için yeterince açık deliller sunmaktadır:

Problem şu analojiyi akla getirmektedir: 18 delikli bir sahada golf oynayan bir golf oyuncusu düşleyin, daha sonra farz edelim ki top oyuncu olmadan kendi kendine bu sahada oyuna devam etsin. İşte bu çalışmada böyle bir olasılığı göstermektedir. Prebiyotik sentezin, nükleotidleri oluşturması için doğal güçlerden meydana gelen (depremler, rüzgârlar, kasırgalar, seller vs gibi) bir birleşimin golf sahasındaki topun gerçekleştirdiği sonucu yeterince zaman verilirse gerçekleştirebileceğini kabul etmek zorundadırlar. RNA’nın kendi kendine oluşumunu engelleyecek herhangi bir doğa yasası bulunmamaktadır, fakat bunun gerçekleşmesi için gerekli şans gerçektende devasadır.

İşte tam da bu yüzden akıllarını nedenler yerine dumanlara emanet etmiş oluyorlar..Konuyla samimi olarak ilgilenenlere oldukça detaylı bir şekilde hayatın başlangıcını DNA, RNA ve amino asit dünyasından elde edilen bulgulara dayanarak açıklandığı bir diğer makalemizi de okumalarını öneriyorum. Olasılıkların yapıcılığının sınırları nerededir? Sonsuz mudur? Bu iki makale birleştiğinde hayatın nasıl başlamış olabileceğine dair kafasında soru olanların teleolojik düşünceye dair oldukça doyurucu kanıtlara sahip olacağını düşünmekteyim. Makale için lütfen tıklayın.

HAYATIN BAŞLANGICI ÜZERİNE…

Kaynaklar;

1. http://news.bbc.co.uk/2/hi/science/nature/4702336.stm

2. John Bellamy Foster Marx’ın Ekolojisi s.68 Epos yayınları.

Reklamlar

2 thoughts on “DARWIN’İN BİR FİKRİ DAHA DUMAN OLDU…

  1. Siz bir Yazınızda Evrim bir Bilimsel Teoridir Demişsiniz peki ama Aşağıdaki Makalede Değildir Diyor?Bilimsel derken Neyi Kastediyorsunuz? Amacım Tartışmak Değil Bu Makaleyi Sizle Paylaşmamın nedebide Nasıl oluyorda Bir Taraf Bilimsel Diğer Taraf Değil Diye biliyor? Sanırım, yer çekimin teorisinde mutabıkız…

    Evrim Bilimsel Bir Teori Midir?

    Evrim bir teori bile olmadığı gibi, bilimsellikle uzaktan yakından alakasıda yoktur.Bütün temel bilim felsefesi ve epistemoloji kitaplarında bilimin tarifi, özellikleri, bilimselliğin kriterleri uzun uzun anlatılmakta, Kuhn,Popper ve Feyerabend gibi meşhur bilim felsefecileri bilimin yapısını tartışmaktadırlar.Kısaca özetlersek; bilim her an tekrarlanabilen deneylerle veya açıkça ölçülüp tartılabilen kıstaslarla belirlenebilen vakalarla ilgilenir.Geçmişte bir kere olmuş ve tekrarlanması mümkün olmayan hadiseler hakkında bilimin kriterleri uygun olmadığı için ancak spekülasyon yapılabilir.

    Karl Popper’e göre bir teorinin bilimsel özellik tartışması için kendisinin doğru olmadığını bilimsel deneylerle ispatlama şans ve imkanını bize tanıması gerekmektedir.Mesela fizik, gerçek bir bilimdir.Çünkü, prensipte deneylerle çürütülebilecek tahminlerde bulunmaktadır.Bu bir bilim dalı için zaaf olmak şöyle dursun, sağlam bir temel oluşturmakta ve büyük avantajlar sağlamaktadır.Çünkü hataların ayıklanmasına imkan vermekte ve teorinin ”Tabiat”a uyum sancısını anlamlı kılmaktadır.Buna karşılık Popper’e göre evrimde Psikanaliz ve Marksizm gibi ”bilimsel” değildir.Çünkü önemli bir defoları vardır:olgular onları daima doğrulayacak şekilde yorumlanmaktadır.

    Bu durumda, ”Yanlışlanabilirlik” temel bir kavram hüviyeti kazanmaktadır (buna ”Sınırları belirlemek kriteri” denebilir).Böylece bir yanda deneysel olarak çürütülebilecek teoriler, diğer yandan ise, çok bulanık ve kesin testlere izin vermeyecek kadar sağlıksız teoriler söz konusudur.Birinci gruptakiler bilime ait, ikinci gruptakiler ise metafiziğe ait teorilerdir.Evrim teorisi ikinci kategoriye girmektedir.Evrim teorisinin asla bilimsel bir teori olmadığını vurgulayan Popper bunu net bir şekilde ifade etmektedir: ”Darwinizm’in test edilebilir bilimsel bir teori olmadığı,aksine sadece metafiziki bir araştırma programı, test edilebilir bilimsel teoriler için her türlü eleştiriye açık çok kaba bir çerçeve olduğu sonucuna varmış bulunuyorum…Darwinizmin hayatın menşe’ini açıklayabildiğini sanmıyorum.”(1)

    Philiphe Janvier, metafiziki bir teorininde gerçek olabileceğini, fakat burada önemli bir kusurun ortaya çıktığını söylemektedir:”Evrim teorisini doğrudan test etmek pratik olarak imkansızdır.)(2)Çünkü yeryüzünde hayatın tarihçesi, ilk ortaya çıkışı ve gelişimi, karekare yaşanmış bir film şeklinde düşünülecek olursa, filmi geriye alıp yeni baştan seyretmek mümkün değildir.Geçmişte uzun bir (Jeolojik) zaman ölçeğinde gerçekleştiği kabul edildiğinden, evrimde deney ve gözlem sürecine girmemektedir.Dolayısıyla tabii bilimler açısından aksini ispat etmek mümkün değildir.Aksini ispat etme şansı veya imkanı vermeyecek (Aksi ispat edilmeyecek değil) şekilde kurulmuş olan bir teoride bilimsel nitelik teşımamaktadır.

    En azını söylemek gerekirse önümüzde utanılacak ve şaşılacak bir durum vardır.Bir düşünce ki bilimsel olduğunu söylüyor, ama bilimsel ölçüme elverişli olamıyor.Gözlemlenemiyor, tekrar türetilemiyor, ölçülemiyor.
    Ama müdafacıları, hayatın başlangıcı ve gelişmesi mevzuunda onun yüce ve çürütülmez bir gerçek olarak görülmesini istiyorlar.Böyle bir durumda, kendine saygısı olan her bilim adamının delilleri görmek isteyeceği düşünülür.Rus biyokimyacısı Alexandr Oparin, ”Peşinde olduğumuz şey eğer delil ise, onu hiçbir zaman bulamayacağımızı” söyler.(3) Çünkü ona göre, biyolojik oluşumun ilk canlı varlığının ne olduğu konusunda kimya ve fizikte olduğu gibi bir delil elde etmek mümkün değildir.

    Eğer evrimi bilimin metodlarıyla ispatlayamıyorsak, en azından tersinide ispatlayamayız.Şüphesiz bu, doğru bir önermedir.Ama aynı şey bilim metodunun katı şartlarına uymayan bütün diğer teoriler içinde geçerlidir.Bir teorinin bilimsel manada kabul görmesi için çürütülmeye açık olması gerekir.Diğer bir ifadeyle bir teori, doğru veya yanlış olduğunun ispatlanması için denenebilmelidir.Mesela, Newton fiziği yanlışlanabilir bir teoridir.Newton kanunlarının doğru mu , yanlış mı olduğu deneye açıktır.Fakat evrim iddialarının bilimsel doğrular olduğu hiçbir şekilde belirlenemez.Darwin bile bu kadarını anlamıştır.1863’te yazdığı bir mektupta bu gerçeği kabul ettiğini gösteren şu satırlara yer vermiştir: ” Detaya indiğimiz zaman hiçbir türün değişmediğini ispatlayabiliriz(Yani herhangi bir türün değiştiğini ispat edemeyiz);Ayrıca teorinin temelini oluşturduğunu farzettiğimiz değişimlerin faydalı değişimler olduklarını ispatlayamayız”(4)

    O halde, bilimsel gözleme istinad etmeyen bu evrim görüşü, şahsi bir inanç meselesi olmalıdır.Teori hakkında söylenebilecek en iyi şey, onun hayatın nasıl geliştiğine dair birçok insanın paylaştığı, ne ispatlanabilen nede yanlışlanabilen bir inancı temsil ettiğidir.Şüphesiz herkes inançlarını, teorilerini ve şahsi kanaatlerini kendisi belirleme hakkına sahiptir.Ama evrim yanlıları teorilerinin sade bir inanç unsuru olmaktan öte birşey olduğunu iddia etmektedirler.Onlara göre evrim, ispatlanabilir olmasa da açık bir hakikattir, ve onlar evrimin temel doktorinlerine yönelik muhalefete hiçbir şekilde tahammül göstermezler.

    Birçok evrimcinin görüşlerini ortaya koyarken sergilediği acımasız tavır ve alternatif görüşlere karşı gösterdiği aşırı tahammülsüzlük, dehşet verici bir durum olmasada bir an durup düşünmemiz için yeterlidir.Onların bu tavırlarında insanın ilk defa bir kozmoloji oluşturmaya başladığı zamandan beri bizde var olan bir davranış kalınını hissetmek mümkündür.Bugun evrimci, herşeyiyle ”Evrime iman eden sadık bir mümin(!)” dir; Tabii seleksiyonla vaftiz olmuş, müjdeyi (Vahyi) yaymak ve diğer türdeşlerinin Darwinin doktrinlerini kabul etmeleri için tebliğe soyunmuştur.

    (1)POPPER K.(1976): Unended Quest, An İntellectual Autobiography.The Library of living Philosophers In.. England

    (2)JANVIER P.(1996): Phylogenetic classifications of living and fossil vertebrates.Bulletin De La Societe Zoologique De France (1997, Vol:122, Pp: 341-354)

    (3)OPARIN A.(1961): Life Its Nature, Origin and Development Oliver & Boyd, s.33 Edinburg

    (4)DARWİN, C.(1887): Life and Letters, (ed) Francis Darwin (New York: Appleton). c.II s.67

    (110 Soruda Yaratılış ve Evrim Tartışması – Prof.Dr.Arif SARSILMAZ)
    Evrim Bilimsel Bir Teori Midir?

    Evrim bir teori bile olmadığı gibi, bilimsellikle uzaktan yakından alakasıda yoktur.Bütün temel bilim felsefesi ve epistemoloji kitaplarında bilimin tarifi, özellikleri, bilimselliğin kriterleri uzun uzun anlatılmakta, Kuhn,Popper ve Feyerabend gibi meşhur bilim felsefecileri bilimin yapısını tartışmaktadırlar.Kısaca özetlersek; bilim her an tekrarlanabilen deneylerle veya açıkça ölçülüp tartılabilen kıstaslarla belirlenebilen vakalarla ilgilenir.Geçmişte bir kere olmuş ve tekrarlanması mümkün olmayan hadiseler hakkında bilimin kriterleri uygun olmadığı için ancak spekülasyon yapılabilir.

    Karl Popper’e göre bir teorinin bilimsel özellik tartışması için kendisinin doğru olmadığını bilimsel deneylerle ispatlama şans ve imkanını bize tanıması gerekmektedir.Mesela fizik, gerçek bir bilimdir.Çünkü, prensipte deneylerle çürütülebilecek tahminlerde bulunmaktadır.Bu bir bilim dalı için zaaf olmak şöyle dursun, sağlam bir temel oluşturmakta ve büyük avantajlar sağlamaktadır.Çünkü hataların ayıklanmasına imkan vermekte ve teorinin ”Tabiat”a uyum sancısını anlamlı kılmaktadır.Buna karşılık Popper’e göre evrimde Psikanaliz ve Marksizm gibi ”bilimsel” değildir.Çünkü önemli bir defoları vardır:olgular onları daima doğrulayacak şekilde yorumlanmaktadır.

    Bu durumda, ”Yanlışlanabilirlik” temel bir kavram hüviyeti kazanmaktadır (buna ”Sınırları belirlemek kriteri” denebilir).Böylece bir yanda deneysel olarak çürütülebilecek teoriler, diğer yandan ise, çok bulanık ve kesin testlere izin vermeyecek kadar sağlıksız teoriler söz konusudur.Birinci gruptakiler bilime ait, ikinci gruptakiler ise metafiziğe ait teorilerdir.Evrim teorisi ikinci kategoriye girmektedir.Evrim teorisinin asla bilimsel bir teori olmadığını vurgulayan Popper bunu net bir şekilde ifade etmektedir: ”Darwinizm’in test edilebilir bilimsel bir teori olmadığı,aksine sadece metafiziki bir araştırma programı, test edilebilir bilimsel teoriler için her türlü eleştiriye açık çok kaba bir çerçeve olduğu sonucuna varmış bulunuyorum…Darwinizmin hayatın menşe’ini açıklayabildiğini sanmıyorum.”(1)

    Philiphe Janvier, metafiziki bir teorininde gerçek olabileceğini, fakat burada önemli bir kusurun ortaya çıktığını söylemektedir:”Evrim teorisini doğrudan test etmek pratik olarak imkansızdır.)(2)Çünkü yeryüzünde hayatın tarihçesi, ilk ortaya çıkışı ve gelişimi, karekare yaşanmış bir film şeklinde düşünülecek olursa, filmi geriye alıp yeni baştan seyretmek mümkün değildir.Geçmişte uzun bir (Jeolojik) zaman ölçeğinde gerçekleştiği kabul edildiğinden, evrimde deney ve gözlem sürecine girmemektedir.Dolayısıyla tabii bilimler açısından aksini ispat etmek mümkün değildir.Aksini ispat etme şansı veya imkanı vermeyecek (Aksi ispat edilmeyecek değil) şekilde kurulmuş olan bir teoride bilimsel nitelik teşımamaktadır.

    En azını söylemek gerekirse önümüzde utanılacak ve şaşılacak bir durum vardır.Bir düşünce ki bilimsel olduğunu söylüyor, ama bilimsel ölçüme elverişli olamıyor.Gözlemlenemiyor, tekrar türetilemiyor, ölçülemiyor.
    Ama müdafacıları, hayatın başlangıcı ve gelişmesi mevzuunda onun yüce ve çürütülmez bir gerçek olarak görülmesini istiyorlar.Böyle bir durumda, kendine saygısı olan her bilim adamının delilleri görmek isteyeceği düşünülür.Rus biyokimyacısı Alexandr Oparin, ”Peşinde olduğumuz şey eğer delil ise, onu hiçbir zaman bulamayacağımızı” söyler.(3) Çünkü ona göre, biyolojik oluşumun ilk canlı varlığının ne olduğu konusunda kimya ve fizikte olduğu gibi bir delil elde etmek mümkün değildir.

    Eğer evrimi bilimin metodlarıyla ispatlayamıyorsak, en azından tersinide ispatlayamayız.Şüphesiz bu, doğru bir önermedir.Ama aynı şey bilim metodunun katı şartlarına uymayan bütün diğer teoriler içinde geçerlidir.Bir teorinin bilimsel manada kabul görmesi için çürütülmeye açık olması gerekir.Diğer bir ifadeyle bir teori, doğru veya yanlış olduğunun ispatlanması için denenebilmelidir.Mesela, Newton fiziği yanlışlanabilir bir teoridir.Newton kanunlarının doğru mu , yanlış mı olduğu deneye açıktır.Fakat evrim iddialarının bilimsel doğrular olduğu hiçbir şekilde belirlenemez.Darwin bile bu kadarını anlamıştır.1863’te yazdığı bir mektupta bu gerçeği kabul ettiğini gösteren şu satırlara yer vermiştir: ” Detaya indiğimiz zaman hiçbir türün değişmediğini ispatlayabiliriz(Yani herhangi bir türün değiştiğini ispat edemeyiz);Ayrıca teorinin temelini oluşturduğunu farzettiğimiz değişimlerin faydalı değişimler olduklarını ispatlayamayız”(4)

    O halde, bilimsel gözleme istinad etmeyen bu evrim görüşü, şahsi bir inanç meselesi olmalıdır.Teori hakkında söylenebilecek en iyi şey, onun hayatın nasıl geliştiğine dair birçok insanın paylaştığı, ne ispatlanabilen nede yanlışlanabilen bir inancı temsil ettiğidir.Şüphesiz herkes inançlarını, teorilerini ve şahsi kanaatlerini kendisi belirleme hakkına sahiptir.Ama evrim yanlıları teorilerinin sade bir inanç unsuru olmaktan öte birşey olduğunu iddia etmektedirler.Onlara göre evrim, ispatlanabilir olmasa da açık bir hakikattir, ve onlar evrimin temel doktorinlerine yönelik muhalefete hiçbir şekilde tahammül göstermezler.

    Birçok evrimcinin görüşlerini ortaya koyarken sergilediği acımasız tavır ve alternatif görüşlere karşı gösterdiği aşırı tahammülsüzlük, dehşet verici bir durum olmasada bir an durup düşünmemiz için yeterlidir.Onların bu tavırlarında insanın ilk defa bir kozmoloji oluşturmaya başladığı zamandan beri bizde var olan bir davranış kalınını hissetmek mümkündür.Bugun evrimci, herşeyiyle ”Evrime iman eden sadık bir mümin(!)” dir; Tabii seleksiyonla vaftiz olmuş, müjdeyi (Vahyi) yaymak ve diğer türdeşlerinin Darwinin doktrinlerini kabul etmeleri için tebliğe soyunmuştur.

    (1)POPPER K.(1976): Unended Quest, An İntellectual Autobiography.The Library of living Philosophers In.. England

    (2)JANVIER P.(1996): Phylogenetic classifications of living and fossil vertebrates.Bulletin De La Societe Zoologique De France (1997, Vol:122, Pp: 341-354)

    (3)OPARIN A.(1961): Life Its Nature, Origin and Development Oliver & Boyd, s.33 Edinburg

    (4)DARWİN, C.(1887): Life and Letters, (ed) Francis Darwin (New York: Appleton). c.II s.67

    (110 Soruda Yaratılış ve Evrim Tartışması – Prof.Dr.Arif SARSILMAZ)
    Evrim Bilimsel Bir Teori Midir?

    Evrim bir teori bile olmadığı gibi, bilimsellikle uzaktan yakından alakasıda yoktur.Bütün temel bilim felsefesi ve epistemoloji kitaplarında bilimin tarifi, özellikleri, bilimselliğin kriterleri uzun uzun anlatılmakta, Kuhn,Popper ve Feyerabend gibi meşhur bilim felsefecileri bilimin yapısını tartışmaktadırlar.Kısaca özetlersek; bilim her an tekrarlanabilen deneylerle veya açıkça ölçülüp tartılabilen kıstaslarla belirlenebilen vakalarla ilgilenir.Geçmişte bir kere olmuş ve tekrarlanması mümkün olmayan hadiseler hakkında bilimin kriterleri uygun olmadığı için ancak spekülasyon yapılabilir.

    Karl Popper’e göre bir teorinin bilimsel özellik tartışması için kendisinin doğru olmadığını bilimsel deneylerle ispatlama şans ve imkanını bize tanıması gerekmektedir.Mesela fizik, gerçek bir bilimdir.Çünkü, prensipte deneylerle çürütülebilecek tahminlerde bulunmaktadır.Bu bir bilim dalı için zaaf olmak şöyle dursun, sağlam bir temel oluşturmakta ve büyük avantajlar sağlamaktadır.Çünkü hataların ayıklanmasına imkan vermekte ve teorinin ”Tabiat”a uyum sancısını anlamlı kılmaktadır.Buna karşılık Popper’e göre evrimde Psikanaliz ve Marksizm gibi ”bilimsel” değildir.Çünkü önemli bir defoları vardır:olgular onları daima doğrulayacak şekilde yorumlanmaktadır.

    Bu durumda, ”Yanlışlanabilirlik” temel bir kavram hüviyeti kazanmaktadır (buna ”Sınırları belirlemek kriteri” denebilir).Böylece bir yanda deneysel olarak çürütülebilecek teoriler, diğer yandan ise, çok bulanık ve kesin testlere izin vermeyecek kadar sağlıksız teoriler söz konusudur.Birinci gruptakiler bilime ait, ikinci gruptakiler ise metafiziğe ait teorilerdir.Evrim teorisi ikinci kategoriye girmektedir.Evrim teorisinin asla bilimsel bir teori olmadığını vurgulayan Popper bunu net bir şekilde ifade etmektedir: ”Darwinizm’in test edilebilir bilimsel bir teori olmadığı,aksine sadece metafiziki bir araştırma programı, test edilebilir bilimsel teoriler için her türlü eleştiriye açık çok kaba bir çerçeve olduğu sonucuna varmış bulunuyorum…Darwinizmin hayatın menşe’ini açıklayabildiğini sanmıyorum.”(1)

    Philiphe Janvier, metafiziki bir teorininde gerçek olabileceğini, fakat burada önemli bir kusurun ortaya çıktığını söylemektedir:”Evrim teorisini doğrudan test etmek pratik olarak imkansızdır.)(2)Çünkü yeryüzünde hayatın tarihçesi, ilk ortaya çıkışı ve gelişimi, karekare yaşanmış bir film şeklinde düşünülecek olursa, filmi geriye alıp yeni baştan seyretmek mümkün değildir.Geçmişte uzun bir (Jeolojik) zaman ölçeğinde gerçekleştiği kabul edildiğinden, evrimde deney ve gözlem sürecine girmemektedir.Dolayısıyla tabii bilimler açısından aksini ispat etmek mümkün değildir.Aksini ispat etme şansı veya imkanı vermeyecek (Aksi ispat edilmeyecek değil) şekilde kurulmuş olan bir teoride bilimsel nitelik teşımamaktadır.

    En azını söylemek gerekirse önümüzde utanılacak ve şaşılacak bir durum vardır.Bir düşünce ki bilimsel olduğunu söylüyor, ama bilimsel ölçüme elverişli olamıyor.Gözlemlenemiyor, tekrar türetilemiyor, ölçülemiyor.
    Ama müdafacıları, hayatın başlangıcı ve gelişmesi mevzuunda onun yüce ve çürütülmez bir gerçek olarak görülmesini istiyorlar.Böyle bir durumda, kendine saygısı olan her bilim adamının delilleri görmek isteyeceği düşünülür.Rus biyokimyacısı Alexandr Oparin, ”Peşinde olduğumuz şey eğer delil ise, onu hiçbir zaman bulamayacağımızı” söyler.(3) Çünkü ona göre, biyolojik oluşumun ilk canlı varlığının ne olduğu konusunda kimya ve fizikte olduğu gibi bir delil elde etmek mümkün değildir.

    Eğer evrimi bilimin metodlarıyla ispatlayamıyorsak, en azından tersinide ispatlayamayız.Şüphesiz bu, doğru bir önermedir.Ama aynı şey bilim metodunun katı şartlarına uymayan bütün diğer teoriler içinde geçerlidir.Bir teorinin bilimsel manada kabul görmesi için çürütülmeye açık olması gerekir.Diğer bir ifadeyle bir teori, doğru veya yanlış olduğunun ispatlanması için denenebilmelidir.Mesela, Newton fiziği yanlışlanabilir bir teoridir.Newton kanunlarının doğru mu , yanlış mı olduğu deneye açıktır.Fakat evrim iddialarının bilimsel doğrular olduğu hiçbir şekilde belirlenemez.Darwin bile bu kadarını anlamıştır.1863’te yazdığı bir mektupta bu gerçeği kabul ettiğini gösteren şu satırlara yer vermiştir: ” Detaya indiğimiz zaman hiçbir türün değişmediğini ispatlayabiliriz(Yani herhangi bir türün değiştiğini ispat edemeyiz);Ayrıca teorinin temelini oluşturduğunu farzettiğimiz değişimlerin faydalı değişimler olduklarını ispatlayamayız”(4)

    O halde, bilimsel gözleme istinad etmeyen bu evrim görüşü, şahsi bir inanç meselesi olmalıdır.Teori hakkında söylenebilecek en iyi şey, onun hayatın nasıl geliştiğine dair birçok insanın paylaştığı, ne ispatlanabilen nede yanlışlanabilen bir inancı temsil ettiğidir.Şüphesiz herkes inançlarını, teorilerini ve şahsi kanaatlerini kendisi belirleme hakkına sahiptir.Ama evrim yanlıları teorilerinin sade bir inanç unsuru olmaktan öte birşey olduğunu iddia etmektedirler.Onlara göre evrim, ispatlanabilir olmasa da açık bir hakikattir, ve onlar evrimin temel doktorinlerine yönelik muhalefete hiçbir şekilde tahammül göstermezler.

    Birçok evrimcinin görüşlerini ortaya koyarken sergilediği acımasız tavır ve alternatif görüşlere karşı gösterdiği aşırı tahammülsüzlük, dehşet verici bir durum olmasada bir an durup düşünmemiz için yeterlidir.Onların bu tavırlarında insanın ilk defa bir kozmoloji oluşturmaya başladığı zamandan beri bizde var olan bir davranış kalınını hissetmek mümkündür.Bugun evrimci, herşeyiyle ”Evrime iman eden sadık bir mümin(!)” dir; Tabii seleksiyonla vaftiz olmuş, müjdeyi (Vahyi) yaymak ve diğer türdeşlerinin Darwinin doktrinlerini kabul etmeleri için tebliğe soyunmuştur.

    (1)POPPER K.(1976): Unended Quest, An İntellectual Autobiography.The Library of living Philosophers In.. England

    (2)JANVIER P.(1996): Phylogenetic classifications of living and fossil vertebrates.Bulletin De La Societe Zoologique De France (1997, Vol:122, Pp: 341-354)

    (3)OPARIN A.(1961): Life Its Nature, Origin and Development Oliver & Boyd, s.33 Edinburg

    (4)DARWİN, C.(1887): Life and Letters, (ed) Francis Darwin (New York: Appleton). c.II s.67

    (110 Soruda Yaratılış ve Evrim Tartışması – Prof.Dr.Arif SARSILMAZ)
    http://www.sorularlaevrim.com/makale/evrim-bilimsel-bir-teori-midir-247.html

    • Genelde yazdıklarınızı katılmakla birlikte bazı açılardan itirazlarım olacak..Darwinci Evrim bilimsel metodu kullanan (indüksiyon-indirgeme) bir teoridir. Bilimsel olup olmadığına bizden çok bilim karar verir. Bilimin belirli sınırlar içinde deli gömleğine hapis etmeye gerek yok.Bir tanım çabası temelde bir tahakküm ve bir idrak sınırlandırmasıdır.

      Evrimin varlığına dair tartışma aklın varlığına dair bir tartışmaya benzer. Zaman kavramı biz 4 boyutlu varlıkların arkadaşı olan diğer bir varlık olduğu için evrenin dışında geçerli değildir.(hatta sanırım kara delik gibi bazı bölgelerinde de) o sebeple zamana bağlı bir teoriyi değerlendirirken insan idrakinin sınırlarınında en az zaman kadar sınırlı olduğunu kabul etmemiz gerekli. Şimdi çok uzun olmadan kısaca temel itirazımı ortaya koyayım.Temel itirazım fiziğin cansız mekanik süreçleri incelemesinden kaynaklanan katı determinist bir yapıya sahip olması demek evriminde bu tip bir öncülle yaşamı incelemesi gerek demek olmamalı…Siz Evrimin canlı kimyasal süreçleri incelemesinden kaynaklanan temel zorluğu görmezden geliyorsunuz…

      Gözlemlenemiyor, tekrar türetilemiyor, ölçülemiyor…

      demişsiniz.

      Evrim gözlemlenebiliyor.Fakat bu o kadar mikro boyuttaki fenotipe yansıması mümkün değil.Bu sebeple gözlemci kavramını insan hayatı ile sınırlamamak gerekli..Anlamlı evrensel değişimler türler içinde bile Stephen Jay Gould göre 800 bin senede bir olabiliyor.Yumuşak dokuların ve hatta kemiklerin bu zamana dayanması için çoook özel koşullarda bize ulaşması gerekli.Bu bir lego çılgınlığı aslında her cevabın daha çok soruyu beraberinde getirdiği bir tasnif türü..800 bin yıl önce kutup yıldızı bile şu anki yerinde değildi..Hatta Mayaların gördüğü bile..

      tekrar türetilemiyor..C.Venter’in çalışmaları sayesinde sanırım yakın gelecekte (10 seneye kadar) türetilebilecek ( ) fakat sonuçları doğadaki kadar iyi olacak mı henüz bilemiyoruz..Çünkü doğadaki temel kod ve makineler sanki evrim için daha önceden var edilmiş izlenimi veriyorlar.Özellikle ribozom incelendikçe bu daha bir netleşiyor. Derine indikçe basitlik değil karmaşıklık artıyor.

      ölçülemiyor…çünkü kimyasal reaksiyonlar geri döndürülemez (entropi sebebiyle) fakat genetik kodun 3D dijitalleştirilmesi ile salt sentetik bir genom inşa edilebilirse, (Tron filmindeki ISO’lar -Isomorphic Algorithms-gibi) ölçüledebilecek…Fakat dediğim gibi kimyasal bilgi işlem geri dönrürülemez bu sebeple ölümü tadıyor insanlık.

      Diğer bilgi yapıların da, açıkça gözlemlenen; teleolojik yani daha optimize ve daha iyi kod yapılarına evrilebilen bir yapı sergileyebilmeleridir. Bu tek boyutlu bilgi kümelerinde bile büyük işlem gücü ile keşfedilebilen bir süreç. Siz varın bunun 4 boyutlu kimyasal varlıklardaki bilgi işlemin karmaşıklığı, katmanlarını ve bunların ölçülebilmesini düşünün..ölçmek için(anlamlı veri) ilk önce bir ölçme aracı bir ölçme birimi ve ölçenin idraki gerekir. Cern deki ham verileri dahi henüz anlamlandıramıyoruz…bu boyutta bir veri için ölçeğimiz hatta yeterli depomuz yok..! Hayattaki veri akışının bu durumdan aşağı kalır bir yanı yok..

      Bunlar dışında Darwinci evrimciler ile ilgili yazdığınız her şeyi son 3 makalemde halihazırda dile getirdim.Yazdıklarınıza katılmamak elde değil. Amacım blog amaçta belirtiğim gibi;

      Elde edilen bilimsel bulguların ışığında, okuyucuların algılayışlarını yeniden değerlendirmesine olanak veren , varsa daha önce edinilmiş yanlış anlama ve hatalı kabüllerini terk etmeye yönelten metinler olmasına çalışıyoruz. Bir doğrunun yada sonuç çıkarımının salt savunulması değil, elde edilen verilerin ışığında ne gibi çıkarımlar yapabileceğimizi sorguluyoruz. Bu çıkarımların kesinlikle gerçeği temsil ettiğini iddia etmiyoruz, sadece aktardığımız şekilde olma olasılığının diğer olası açıklamalara göre daha olası olduğunu savunuyoruz.

      Nabi Yağcı üstadın bir makalesinde dediği gibi;

      Yanlışları olmayan bir teori ise gerçek dışıdır,çünkü dışımızdaki gerçek tamamlanmış bir bütün değildir, değişerek, dönüşerek kendini sürekli açmakta. Bu nedenle dünyayı açıklama iddiasındaki her teorinin,her bilimsel tezin eksikli olması ve yanlışları da barındırması kaçınılmazdır. Şaşmaz yanılmaz doğrular aramakla yanlış çıktı diye bir teorik yaklaşımı ve bir pratiği toptan kenara koymak da aynı anlama gelir.

      Değerli yorumunuz için teşekkür ederim..

Yorumlar kapatıldı.