ALGLERDEN HATIRA ESKİ BİR SAAT

Mike GENE 28/01/2011

Çeviren: Mustafa Ajlan ABUDAK

İnsandan alglere değin tüm canlıların 24 saatini kontrol eden içsel mekanizma bilim insanlarınca belirlendi.

Bu keşif sadece bozuk iç saatleri yüzünden sağlıkla ilgili sorunlar yaşayan pilotlar ya da vardiya işçileri gibi bireylerin durumuna önemli bir açıklama sağlamakla kalmıyor,  aynı zamanda insan hücresinde bulunan sirkadiyen saatin (dünyanın 24 saatlik dönüşüyle ilgili fizyolojik ritmler)  aynısının yeryüzü üzerindeki öncü yaşam formaları olan Alglerde de mevcut olduğunu gösteriyor.

Araştırmanın baş yayımcısı Cambridge Üniversitesinden Akhilesh Reddy :

Tüm hücrelerimizdeki saatlerin varlığını biliyoruz; bunlar hücreye fiziksel olarak bağlı yapılar. Gün içerisinde saatin bize rehber olmadığı bir gün ne yapardık diye düşünün! İşte günlük aktivitelerimizi düzenlemeyen bir saatimiz olmadığından hücrede aynı durumda olacaktı.

Araştırmayı yöneten Edinburg Üniversitesi Biyoloji Bilimleri Fakültesinden Andrew Miller:

Bu çığır açıcı araştırma vücut saatlerimizin milyarlarca yıllık evrim maceramızda bizimle beraber kalan eski mekanizmalar olduğunu gösteriyor. Bu saatler daha önce farkına varılandan çok daha karmaşık ve çok daha önemli olmalılar. İnsanlarda ve çok benzer olarak yeryüzündeki diğer tüm canlılarda bu saatlerin nasıl ve niçin geliştiğini, vücutlarımızın kontrolünde oynadıkları rolü belirleyebilmek için daha fazla çalışmanın yapılması gereklidir.

Ancient body clock


William Paley’i burada yine anmak gerekli. Saat yapımcısı analojisiyle teleolojik evrimi bilimsel manada ilk kurumsallaştıran kişi diyebileceğimiz büyük dehayı saygıyla anıyorum. Paley’in düşünen ve akıl edebilenlere hitap etmeyi sürdüren sözlerinin yankısı en güncel araştırmalarda bile hala duyulmakta. Bu sebeple saat yapımcısı analojisini bir kez daha bu vesile ile hatırlatmak yararlı olacaktır.

William Paley:

Bir çalılıktan karşıya geçerken, ayağımı bir taşa doğru attığımı farz edelim. Bana, nasıl olup ta o taşın oraya geldiği ya da orada bulunduğu sorulsaydı, bildiğim her şeyin dışında, muhtemelen bir şekilde önceden beri orada olduğunu söylerdim…

Ancak, yerde bir saat bulduğumu farz etseydik bu durumda o saatin nasıl olup ta orada olduğunu sorgular ve neticede daha önceki cevabımı veremezdim. Aksine, saatin parçalarının birbirleriyle olan uyumu ve bir sistemi oluşturacak şekilde bir araya gelmiş olmaları bize belli bir zamanda, belli bir yerde ve belli bir amaç için bir ya da birden fazla sanatkârın saati tasarlayıp yapmış olduklarını düşündürürdü.

Düşünmeye ve araştırmaya devam…



Reklamlar

4 thoughts on “ALGLERDEN HATIRA ESKİ BİR SAAT

  1. bu saat ile ilgili daha fazla detay vereceksiniz sanırım ben ilk defa duydum konuyu daha çok okuyabilceğimiz lünkler vemniz mümkünmü türkçeler tercih sebebidir teşekkürler

    • Asıl araştırmanın linki verildi. Konu çok teknik olduğu için çevirmedim.Tasarım argümanı için önemli olduğunu düşündüğün noktaları özetledim. Konu ile ilgili ek araştırmalara ya da bilgiye rastlarsam yayınlanacaktır.

  2. “Ancak, yerde bir saat bulduğumu farz etseydik bu durumda o saatin nasıl olup ta orada olduğunu sorgular ve neticede daha önceki cevabımı veremezdim. Aksine, saatin parçalarının birbirleriyle olan uyumu ve bir sistemi oluşturacak şekilde bir araya gelmiş olmaları bize belli bir zamanda, belli bir yerde ve belli bir amaç için bir ya da birden fazla sanatkârın saati tasarlayıp yapmış olduklarını düşündürürdü.”

    yanıt vereyim. saat içiçe geçmiş, canlı hücre, doku ve organlardan oluşan bir yapı değil. canlılar ise tek hücrelilik döneminden çok hücreliliğe doğru bir özelleşme sürecinden geçmiştir. bu süreç milyonlarca sene sürmüş ve kambriyen döneminde büyük sıçramalarla ilk filumları ortaya çıkarmıştı.

    • Efendim makale konusuna değilde (ki en güncel araştırmalardan biri) bu araştırmanın geçmişteki ekolarına değindiğim yere yanıt vermek gereksimini duymanız bile araştırmanın ekoları açısından sevindirici. Şöyle buyurmuşsunuz; Yanıt vereyim: Ne kadar kesin ve eminsiniz ”bilginizden” sanırım bu bilgi birçok kez kanıtlanmış, gözlemlenmiş ve benzer diğer durumlarda da tekrar edilebilir bir tutarlılık ve kararlılık sergilemiş olmalı…öyle ki her şey olmuş ve bitmiş evrim adına…sanki görünmeyen bir statüko evrim hakkında tüm cevapları vermiş ve biz bilemiyoruz ama sizin ”aydınlandığınız” kaynaklar bu işi halletmiş bile…daha neyi tartışıyoruz ki :))

      ”bu süreç milyonlarca sene sürmüş ve kambriyen döneminde büyük sıçramalarla ilk filumları ortaya çıkarmıştı.”

      Şu cümleniz bile sizi fazla ciddiye almamam gerektiğini ortaya koyuyor. Uzun uzadıya cevap vermektense kısa kesmeliyim. Sonuçta ezbere konuşan insanlarla evrimi konuşmak beyhude bir iştigal.Netteki tecrübemden ötürü bu tip ”bilgili cahillikler” ile fazla uğraşmamam gerektiğini de zamanla öğrendim.(Evrim bir öğrenme sürecidir ne de olsa..) Yine de belki bir şeyler anlayabilirsiniz diye kısa bir not düşeyim.”Evrim bir gözlemdir. Şeyleri kategorize etmek için kullandığımız bir yoldur. Evrim ‘nedenler’ hakkında bize bir şey söylemez..söyleyemez..” bu sebeple o”sıçramanın ”bile ne kadar sürdüğünü zahmet olup öğrenirseniz (kendinizi güncelleyerek) bunu genel olarak dünyanın ve evrenin bilinen tarihi ile karşılaştırısanız belkide ne denmek istediğini anlar ve bu şekilde at gözlüğü takmış ezberler ile yorum yapmak için yorum yapmazsınız. İlginiz için yinede teşekkürler..evrim üzerine düşünmeye devam etmeniz dileğiyle…

Yorumlar kapatıldı.