DNA’NIN MATEMATİĞİ

 

 

book_of_history

 

Perry MARSHALL

Çeviren: Mustafa Ajlan ABUDAK

Düşünün ki birisi size bir sayfası yırtılmış gizemli bir roman verse…

Ve birilerinin de size, bu kayıp sayfayı kitabın diğer kısımlarındaki cümleler ve paragraflardan aldığı kısımlarla tamamlayan bir bilgisayar programı ile geldiğini varsaysak. Hayal edin! Bu bilgisayar, bir birçok insan daha kitabın sayfanın kayıp olduğunu anlatamayacak iken, böylesine harikulade bir işi yapıyor olsun.

DNA bunu yapıyor.

1940’larda seçkin bilim insanı Barbara McClintock bir mısırın DNA’sının bir kısmına zarar verdi. Daha sonra şaşkınlık içerisinde bitkinin hasar görmüş kısmını tamir edebildiğini gözlemledi. Bunu DNA dizilimdeki diğer kısımlarını kopyalayıp, hasar gören yere yapıştırarak yapıyordu. Keşfi o zamanlar için oldukça radikal bir şeydi, nerdeyse raporlarına kimse inanmamıştı. (40 yıl sonra bu çalışma sebebiyle Nobel aldı.)

Ve bizler hala meraktayız. Bu denli ince bir hücre bunu yapmayı nasıl biliyor..?

Fransız bir HIV virüsü araştırmacısı ve bilgisayar bilimci, bu sorunun cevabının bir kısmını buldu. İpucu; DNA’daki yönergeler sadece dilbilimsel değildir, aynı zamanda harikulade bir matematiğe sahiptirler. DNA’nın yapısına hükmeden bir Evrimsel Matris vardır. Bilgisayarlar veri hatalarını belirlemek için ‘’ sağlama toplamı ’’ adı verilen bir şey kullanırlar. Görünüşe bakılırsa DNA ‘da bu tip bir sağlama (checksum) kullanıyor gözükmektedir. Fakat DNA’nın sağlaması sadece kayıp veriyi belirlemekle kalmaz; bazen de neyin kayıp olduğunu hesap edebilmektedir. Şimdi bunun nasıl çalıştığına bakalım;

İngilizcede E harfi metinler içerisinde 12.7 % yüzde ile görülmektedir. Z harfinin görülme sıklığı ise sadece 0.7% dir. Diğer harflerin görülme sıklığı da bu ikisinin arasında bir yerlere tekabül eder. Böylece İngilizcede sadece harfleri sayarak hata belirlemesi yapabilmek mümkündür.

DNA’da, bazı harfler diğerlerine göre tıpkı İngilizcedeki E gibi daha sık görülmekte, bazıları da daha az sıklıkta görülmektedir. Fakat..İngilizcenin tersine , bu harflerin hangi sıklıklarda görüleceği  genetik koda saklanmış kesin bir matematiksel formülle kontrol edilmektedir.

Hücreler çoğaldığında, DNA dizimindeki tüm harflerin toplam sayısı hesap edilir. Harflerin toplam sayımı kesin bir oranla eşleşmezse, hücre bir hata yapıldığını bilir. Böylece işlemi durdurarak yeni hücreyi öldürür.  Bu sağlama mekanizmasının işlevsizliği yapısal doğum bozuklukları ve kansere neden olur.

Dr. Jean-Claude Perez DNA’daki harfleri saymaya başladı. Keşfettiği şey, bu oranların yüksek bir matematik içerdiği ve Pi ‘Altın Oran sayısı olan 1.618 temelinde gerçekleştiğiydi. Bu bir Pi türevi olan çok özel bir sayıdır. Perez’in bu keşfi Interdisciplinary Sciences/ Computational Life Sciences gibi bilimsel yayınlarda Eylül 2010’da yayımlanmıştır.

Jean Claude Perez DNA içerisinde, altın oranı temel alan 1.618 evrimsel bir matematiksel matris keşfetmiştir. Sizlere bundan bahsetmeden önce, bana genetik kod ile ilgili kısa bir açıklama yapmama izin verin.

DNA’nın dört ana bazı vardır. Sembolleri şu şekildedir;  T (Thymine ) ,C (Cytosine) , A (Adenine) ve G (Guanine). Bu semboller üçlü küme kombinasyonlar şeklinde gruplanırlar. Bunlar 4x4x4 = 64 olası kombinasyona sahiptir. Böylece genetik alfabe 64 harflidir. 64 harf  amino asitleri ve proteinleri meydana getiren yönergeleri yazmakta kullanılır. Perez harfleri sayarken, eğer DNA’daki harfleri T-C-A-G tablosu şeklinde düzenlendiğinde ilginç bir örüntü göründüğünü ortaya koydu. Tabloyu gördüğünüz gibi ortadan 2’ye böldü. İnsan genomunda 1 milyon üçlü kümeye sahip bir DNA dizimini aldı. DNA’daki her üçlü kümenin popülasyonunu saydı ve her bir aralığa yerleştirdi:

Harfleri topladığında, beyaz harflerin toplamı ile siyah harflerin toplamının birbirine oranı 1:1 di. Ve bu öyle kaba taslak olarak ortaya konmamıştı. Bu oran tam anlamıyla binde birlik bir orandan daha bile iyiydi. 1.000:1.000 .

Daha sonra Perez tabloyu bu şekilde böldü:

Perez’in keşfettiği beyaz harflerin siyah harflere oranının tam olarak 0.690983, (3 pi) /2. Pi ise 1.618 yani altın oranın sayısıdır.

Daha sonra keşfettiği başka bir şey ise aynı oranın, yani 0.690983 tabloyu şu iki şekilde böldüğünde bile değişmemesiydi:

Yine, beyaz harflerin toplam sayısının siyah harflerin toplam sayısına oranı 0.6909 yani 1,000 de birlik bir orandan daha iyi bir kesinlikteydi.

Perez iki tane daha farklı simetri keşfetti;

Yukarıda: Beyazların siyahlara oranı = 1:1

Yine beyazların siyahlara oranı = 1: 1

Ve şimdiye buraya kadar ki 3 yolla tablonun bölünmesi ile beyazların siyahlara oranı 1.000: 1.000

Ve diğer 3 yolla bölünmesine oranı 0.600983 ya da (3pi)/2

Bu 6 simetriyi birbirlerinin üzerine gelecek şekilde üst üste yerleştirirseniz, 32 altın basamaktan oluşan bir matematiksel merdiven elde edersiniz. Daha sonra da olağanüstü bir geometrik örüntü ortaya çıkar: Fraktal geometride çok iyi bilinen ‘‘ Ejderhanın Eğrisi ’’ karşınızdadır. DNA harfleri ile sınıflandırılmış giderek azalan frekanstaki sahip olan bir örneği:

Ejderha eğrisi animasyonu;

DNA temelinde olmayan, bilgisayar versiyonunu görmek isterseniz tıklayın

DİĞER İLGİNÇ GERÇEKLER:

  • Bu kuralların varyasyonlarına sahip benzer örüntüler, AIDS virüsünden bakteriye, primatlardan (insanımsılardan) insanlara kadar 20 farklı tür içerisinde gözlenmektedir.
  • DNA’daki her karakter belirlenmiş kesin sayılarda ortaya çıkar ve her birinin ikizi vardır. TTT ve AAA ikizdirler ve en sık rastlanılanlardır; İngilizcedeki E harfinin DNA’daki karşılıklarıdır.
  • Bu örüntü her biri için kendine özgü bir frekansa sahip 32 frekans oluşturur.
  • T ile başlayan üçlü kümelerin sayısı ile A ile başlayan üçlü kümelerle sayısı tam olarak aynıdır. ( 0.1% içerisinde)
  • C ile başlayan üçlü küme sayısı ile G ile başlayan üçlü küme sayısı tam olarak aynıdır.
  • Genetik kod tablosu fraktaldır. Yani aynı örüntü kendisini her seviyede tekrar eder. Mikro ölçüm kontrolü  üçlü kümelerin amino asitlere dönüşmesini kontrol eder. Bu her biyoloji kitabında yazar. Perez tarafından keşfedilen makro ölçüm ise tüm organizmanın yapısal bütünlüğünü denetler.
  • Perez örüntüler içerisinde başka örüntülerde keşfetmiştir.

Burada yaptığım sadece aysbergin ucunu göstermekten ibaret. Daha burada makaleyi anlaşılabilir tutmak için çıkardığım birçok kural ve katman detayı bulunmaktadır. Perez araştırmalarına devam etmektedir. Eğer Fransızca biliyorsanız, kitabı ‘‘ Codex Biogenesis ’’ ve Fransızca web sitesini tavsiye ediyorum. Burada İngilizce Çevirisi bulunmaktadır.

Yeri gelmişken, daha önce ‘‘ Çöp DNA’’ olarak adlandırıla gelen bölgenin hiçte çöp olmadığını ortaya koyan oldukça ilginç veriler bulduğunu da belirtmeliyim.

Evet, tüm bunlar ne anlama gelmekte?

  • Kopyalama hataları evrimsel ilerlemenin kaynağını oluşturamaz, çünkü bu doğru olsaydı, sonunda tüm harflerin eşit şekilde olası olması gerekirdi.
  • Bu yararlı evrimsel mutasyonların rastgele olmadığını kanıtlar. Bunun yerine, bunların oldukça kesin bir evrimsel matris tarafından kontrol edildiği gösterir.
  • Organizmalar yatay gen transferi ile birbirlerinden gen alış verişi yaptıklarında, nihai sonuç hala kendine özgü matematiksel bir örüntüye tabidir.
  • DNA yok edilmiş veriyi sağlama işlemi yoluyla eksilmiş içeriği yani romandan koparılmış sayfayı, tersine bir şekilde hesaplayarak, yeniden oluşturabilir.

Hiçbir insan yapısı dil böylesine kesin bir matematiksel yapıya sahip değildir. DNA oldukça sıkıca dokunmuş, oldukça özgün kuralları izleyen yüksek oranda etkin bir yapıdır. Alfabesi, grameri ve tüm yapısı harikulade matematiksel işlevlerle düzenlenmiştir.

DAHA DA İLGİNÇ FAKTÖRLER:

En sık rastlanılan harf çifti (TTT ve AAA) insan genomu ve şempanzelerde tutarlı bir şekilde tam olarak 1/13X kez diğer harflerden daha sık gözükmektedir.

Grup 1’e en sık rastlanılan 32 üçlü kümeyi koyarsanız ve 32 en az sıklıkta rastlanılanları da Grup 2 ‘ye alırsanız, Grup 1 Grup ‘ ‘ye oranı tam olarak 2:1’dir . Ve üçlü kümeler simetrik çiftler halinde meydana geldikleri için ( TTT-AAA, AAA-TTT vb.) , bunları 16 grup altında toplayabilirsiniz.

Bu 4 adet üçlü kümeler popülasyonunu grafiksel olarak gösterdiğimizde, barış sembolünü elde ediyoruz:

Bu kesin kurallar dizgesi ve simetriler size rastgele ya da kaza eseri gibi mi geliyor?

Arkadaşım, DNA hem kendi kendini onaran, kendi kendini düzelten, kendini yazan ve kendi evrimini üstlenen bir koddur. DNA,  insan mühendislerin ancak rüyalarında görebileceği, oldukça incelikli bir mühendislik seviyesi sergiler. Hepsinden ötesi, DNA zarif bir yapıdır.

Kanser bazen cinnetten çıkmış evrim diye tanımlanmıştır. Dr. Perez kanser hücrelerinde bu matriste oluşan bozunmaları da göstermektedir. Kuvvetle muhtemel olduğunu düşündüğüm şey, kanser araştırmalarında yeni atılımların bu matrisin içerisinde gizlendiğidir.

Tıp ve bilgisayar biliminde yürütülebilecek en üretken araştırmanın DNA evrimsel matrisi olduğunu ileri sürüyorum. Söylediğim gibi, bu sadece aysbergin uç kısmı.

Burada daha keşfedilecek çok şey var!

DNA dilini temel alan bilgisayar dilleri geliştirdiğimizde, bunlar olağan üstü veri sıkıştırma, hata düzeltme ve evet, kendi kendine evirilebilme yeteneğine sahip olabilecekler. Düşünün; bunlar kendi kendilerine yeni özellikler ekleyen ve zaman içinde bunu geliştiren bilgisayar programları olacak. Hem de tümünü kendileri gerçekleştirebilecek.

Bu nasıl olurdu?

Kaynakhttp://www.cosmicfingerprints.com/blog/mathematics-of-dna/

Araştırma Raporu“Codon Populations in Single-stranded Whole Human Genome DNA Are Fractal and Fine-tuned by the Golden Ratio 1.618″

İmaj: http://www.floatingcity.com/gazette/wp-content/uploads/2011/08/book_of_history.jpg

Reklamlar

14 thoughts on “DNA’NIN MATEMATİĞİ

  1. sn. Mustafa Ajlan,

    elinize saglik, ceviri gayet kolay anlasilir, ve aslina da gayet sadik ve iyi olmus; iletilen bilgiler de gercekten harika.

    Bu minvalde, yine cok yakin zaman once kesfedilmis olan, ve boylece Evrimin yine rastgele ve basibozuk bir hareket degil, bilakis ancak gayet dengeli ve olculu Dahiyane “Matematik” bir eylem oldugunu isaret eden su Bilimsel bulgulara da dikkatinizi cekmek isterim (ki bu bulgular da henuz cok yeni ve gelecek icin cok daha onemli verileri de kuvvetle vadediyor) yine boylece su an:

    http://news.sciencemag.org/sciencenow/2010/02/did-darwins-finches-do-math.html

    Tum bunlari bir de Big bang’de ve Evrende –teist veya ateist– tum ciddi Bilim Adamlari tarafindan tartismasiz kabul edilen bu gayet dengeli ve olculu olaganustu harika ve Dahiyane “Matematik” eylemlerle birlikte dusundugumuzde:

    http://biologos.org/blog/john-polkinghorne-on-natural-theology-part-iii/

    Big bangin ve Evrimin boylece ancak en ustun bir “Matematik Dahisi” tarafindan baslatilmis olan, ve boylece buyuk Hunerle halen devam ettirilen iki en buyuk “Bilimsel & Matematiksel Fenomen” olarak algilamak –hangi dine veya felsefeye bagli olursa olsun– normal insan aklina ve mantigina (aksine kasitli bir zorlama ve baski uygulanmadigi surece) gayet uygun ve asla yadsinamaz en kuvvetli bir olasilik olarak gorunuyor, kanimca.
    Dolayisiyla, calismalarinizi bu minvalde dogrulukla ve yurekle aynen boylece devam ettirmenizi gonulden dilerim, tum insanligin ve bilimin ve barisin bundan cok seyler kazanabilmesi umuduyla. Tekrar cok tesekkurler. Selamlar.

  2. dna ve matematik dili aynı şeyi söylüyor insanlığa.TASARIM HARİKASI.matematik dili kullanılarak meydana getirlilen bir şaheser var vucudumuzda.dna üzeridendeki çalışmalar daha da ilerledikçe kim bilir daha hangi esrarengiz gerçeklerle karşılaşacağız.emeği geçenlere tşk…

    • Çok teşekkürler Cüneyt bey,

      İnternette bu verileri çevremizle paylaşırsak esas emeğin karşılığını vermiş oluruz.

  3. Mustafa Bey emeğinize sağlık. Perry Marshall’ ın orijinalinden de hem yazının aslını hem de yapılmış yorum ve verilmiş cevapları okuma fırsatı bulabildim. Gerçekten çok başarılı bir çeviri olmuş. Umarım sitenize ilgi orijinalinden de fazla olur.

    • Ayhan Bey,

      O siteden ilk defa çeviri yaptım.Genelde Mike Gene’nin Design Matrix ‘den makale çevirisi yaparım. Tabi diğer diğer bazı seçkin bilim insanlarını takip ediyorum.Bu sizin gibi blogumuzu takip eden Kemalettin Bey’in bir hediyesidir. Biz sadece üzerimize düşen çeviri kısmını gerçekleştirdik. Az önce bazı hatalar olmuş,onları düzelttim. Beğenmenize sevindim.Sizden beğendiğiniz makaleleri çevrenize internet yoluyla haberdar etmenizi isteyeceğim. Teşekkürler…

  4. Global dünyazmıda paylaşımın kolaylıgında yararlanmak ve portallarda ve forumlarda bilgi paylaşımı dahada kolay güvenli bilgi paylaşma forum ,blog,portal sitelerinde insanların gereksinimi duydugu bilgileri hkarşılık beklemden paylaşan kardeşlerime çok teşekkürler ediyorum..

    sitemizde makale ve yazarların görüşlerini bula bilirsiniz

    http://www.fazlakalem.com

          

  5. Selamlar,
    BU işi hiç bir ticari kazanç gütmeden insanlıkla paylaşmak için emek veren ve bizlere ulaştıran siz kardeşlerime yürekten teşekkür ediyorum. Yakında bitirmeyi umduğum belgesel çalışmamıza bu konuyu uzmanları ile görüşüp ekleme niyetindeyim. Umarım bizlerde sizler için bir hediye sunabiliriz bir gün. Selam ve sevgiyle…

  6. “Kopyalama hataları evrimsel ilerlemenin kaynağını oluşturamaz, çünkü bu doğru olsaydı, sonunda tüm harflerin eşit şekilde olası olması gerekirdi.”

    Kopyalama hatalarının evrimsel ilerlemenin kaynağını oluşturamaması savı, organik olan canlı yapının ‘gelişmişliğiyle’ ilgilidir. Şöyle ki, eğer tek hücreli hatta daha ilkel bir tür varsa, kopyalama hataları ilerleme kaydeder. Özellikle abiyogenez teorisini baz alırsak hiçbir sorunla karşılaşmayız.

    “Bu yararlı evrimsel mutasyonların rastgele olmadığını kanıtlar.

    Bunun yerine, bunların oldukça kesin bir evrimsel matris tarafından kontrol edildiği gösterir.”

    Yararlı evrimsel mutasyonların rastgele olmadığına sunduğunuz kanıt yukarıdaki tek cümleyse, bunu kabul etmem mümkün değil. Bununla birlikte, yararlı mutasyonların zaten çok büyük katkıları olmadığını da hepimiz biliyoruz. Doğal seçilimin katkısı kat kat fazladır.

    Ayrıca “evrimsel matris” nedir? Moleküler filogenetik oluşturmak adına yapılan hizalamaları mı kastediyorsunuz?

    • Yorumunuz için teşekkürler..

      Doğal seçilimin katkısı kat kat fazladır.

      Doğal seçilim mutasyonlar olmasa neyi ”seçebilir” ?

      ”Evrimsel ilerleme” Darwin ve müritlerinin haklı olarak itinayla nefret ettiği bir kelime çünkü evrimde bir ilerlemeden bahsettiğiniz an, A.R Wallace’ın evrim teorisinde olduğu gibi teleolojiye kapı açarsınız ki bu naturalistler için kabul edilemez. Bu sebeple olsa gerek taksonomik tasnifte

      tek hücreli hatta daha ilkel bir tür varsa

      şeklinde bir açıklama Darwincilerden gelmemesi gerekir. Bu gelirse buna telenomi denir. Bununla ilgili bir makale daha önce yayınlamıştım. Çünkü Darwin’e göre daha ilkel bir tür yoktur. Evrim bir ilerleme değildir.İnsan bunun akılla sonuçlanmış kutlu sonucu da değildir. Som şansın kozmik gazinoda denk gelen bir elidir..bundan fazlası değil.

      Evrimsel matris olarak ta makalede yazarın verdiği matrisleri kastediyorum. Bundan başka bir kasıt yoktur..

      İyi çalışmalar..

  7. Ancak anlamadığım bir çok nokta var; şöyle sıralayayım:

    * DNA üçlü diziliminde ilk harfi T, ikinci harfleri T ve C olan ile; ilk harfi T, ikinci harfi A ve G olanların “harf sayılarının toplamı”nın 1 olması neyi ifade eder?

    Burada harf sayılarının toplamının 1 olmasının olağan-dışı olan yanı nedir? DNA diziliminde her üçlü dizilim kendi anahtarını oluşturan “kilit” bir üçlü dizilime denk düşer. A-T; G-C şeklinde. Zaten böyle bir eşleşmenin sonucunda da, bu şekil görsel bir tablolandırmada oranın 1 çıkması şaşırtıcı değil.

    Bunun yanısıra, biyolojik açıdan bu ne ifade ediyor?

    * “Perez discovered that the ratio of white letters to black letters is exactly 0.690983, which is (3-Phi)/2. Phi is the number 1.618, the “Golden Ratio.”” bölümünde beyaz harfler ile siyah harflerin sayısal bakımdan eşit olduğunu görebiliriz. Burada oranlanan şey tam olarak nedir? Bunun yanısıra (3-1.618)/2 = 0.691’dir. Ancak burada verilen oran 0.690983. Bu, yaklaşık bir sonucun yuvarlandığı anlamına mı gelir? Eğer öyleyse; DNA gibi hassas ölçüm gerektiren bir yapıda böyle yuvarlamalar ne kadar sağlıklıdır?

    Bunu bir kenara koyarsak; yine 3’ten altın oran sayısını çıkarıp 2’ye böldüğümüzde ulaştığımız “yaklaşık” sonuç neyi gösterir bize, veya böyle bir hesaplamaya nereden ulaştık? Biyolojik açıklaması nedir?

    * Yazı çok garip ve uzak geldi benim için. Ne ifade ettiğini anlamamış olabilirim, ama bu haliyle bir anlam ifade etmiyor bana.

    * Doğal seçilim, mutasyonlar olmasa neyi ”seçebilir”?

    demişsiniz. Burada gözden kaçan nokta şudur; genler kendini kopyalarken zaten birebir kopyalamaz. Yani çeşitlilik olması için sadece mutasyon olmasına gerek yoktur.

    Mutasyonlar kısa yoldur diyebiliriz. Rekombinasyonlar vs. gibi süreçler etkilidir. Bunun ardından da doğal seçilim hayatta kalmaya elverişli canlı türünü pekala belirleyebilir.

    * Son olarak ben Darwinci değilim. Bilimde “bir şeyci” olunmaz. Evrim olgusu, kendisini açıklamaya çalışan teorilerle aydınlanma yolundadır. Ben, asla canlılığa ilişkin her bir cevabı verebiliriz demiyorum; ancak günümüzde Darwin’in bilmediği bir çok bilimsel gelişme oldu. Evrim’i sadece onun düşünceleriyle sınırlı bir teori gibi göremeyiz. Evrimciler farklı teoriler ile “zaten varlığı bilinen canlı türündeki değişimi” farklı şekillerde açıklamaya çalışmaktadırlar. Bu, hep gözden kaçan noktadır; ayrıca, sanki evrimciler kendi içinde çelişiyormuş izlenimi yaratır.

    Her neyse, fazla ideolojik boyuta girdim. Saygılarımla.

    • * DNA üçlü diziliminde ilk harfi T, ikinci harfleri T ve C olan ile; ilk harfi T, ikinci harfi A ve G olanların “harf sayılarının toplamı”nın 1 olması neyi ifade eder?

      Bir anlam ifade etmeyebilir, bakış açısına göre çok anlamda ifade edebilir.İnsan zekası bulutlara bakıp tavşan kuzu görüyor..Ben veriden çıkan sonuç ve bağlantıların kişisel seçimler olduğunu birçok kez belirttim.

      Eğer öyleyse; DNA gibi hassas ölçüm gerektiren bir yapıda böyle yuvarlamalar ne kadar sağlıklıdır?

      Yuvarlamalar bir bakıma zararlı bir bakıma yararlı..yuvarlamadan olaya bakmaya çalışırsak determinizm bataklığına saplanabiliriz, fazla yuvarlarsak bulutlarda ne istersek görebiliriz..Kullanıldığı yere göre anlam ifade edebilir. Makalede sanırım hesaplama kolaylığı sağlamak adına yapılmış..Başka bir amaç görüyorsanız belirtin.

      Burada gözden kaçan nokta şudur; genler kendini kopyalarken zaten birebir kopyalamaz. Yani çeşitlilik olması için sadece mutasyon olmasına gerek yoktur.

      Sadece mutasyona gerek yoktur kısmı doğrudur. Rekombinasyon yatay gen transferi bence mutasyondan daha önemlidir.Fakat evrimin nasıl işlediğini mutasyonlardan daha iyi anlayabildiğimiz başka bir alan yoktur. En üretken evrimsel mekanizmanın da eldeki verilere göre mutasyon lar olduğuna şüphe yok. Bahsettiğim mekanizmaları şuan derinlemesine anlamlandırmaktan ve taksonomik filogenetik izini sürmekten uzağız.

      * Son olarak ben Darwinci değilim. Bilimde “bir şeyci” olunmaz.

      Tamamıyla size katılıyorum. Bu güncenin kuruluş amacını özetlemişsiniz.Yazdıklarım size asla karşı değil genel paradigmaya karşı idi. Evrim teorisinin Darwinci pazarlanması ateistler tarafından ilerleme ve gelişim vasıtasıyla yapılır. Ben sözde Darwin taraftarı olanların bile teorinin özünü bilmedikleri ve bilimsel bir teoriyi ideolojik deli gömleği olarak nasıl giydiklerini göstermek amacıyla yazdım.

      sanki evrimciler kendi içinde çelişiyormuş izlenimi yaratır.

      Evet çelişmektedirler. Bu iyi bir şeydir. Misal ben veriler ışığında teleolojik bir evrimi destekliyorum..akademik dünyanın büyük çoğunluğu naturalist bir evrimi destekliyor. Buna sebep sadece bilimsel verilerin farklı yorumlanması değil. Bahsettiğiniz ideolojik farklılıkların oluşturduğu bakış farklarından kaynaklan bir gerçek algısından söz ediyoruz. Bu b,r tahakküme dönüşmedikçe (şimdiki Darwinistler gibi) bir zenginliktir. Bilim bir din olarak insanlığı ikna için değil,konvansiyonel inanışların ve paradigmaların aksine bir başka açıklamanın da var olabileceğini göstermek için insanlığı sosyal olarak değiştiren bir kültürel mekanizmadır. Işık hızının aşıldığını 1500 kere kontrol eden bir zihin türünden kurtulmamız için bize veriler sağlar..

      Değerli yorumlarınız için teşekkür ederim…

  8. Geri bildirim: DNA DA ALTIN ORAN KODLAMASI « Kutsal Gizemler

  9. Siteyi çok beğendiğimi içtenlikle belirtmek isterim. Sitenizi takip listeme alıyorum.

    Teşekkür ederim.

    Serhat Çilingir
    skype: cilingir2,339939E+10

Yorumlar kapatıldı.