YENİ ATEİST RETORİĞİ Üzerine..

Mustafa Ajlan ABUDAK

Yeni ateistlerin ( Dawkins, Dennett vb.) retoriğinin mantıksal zaaflarını konu alacağımız bu kısa yazıda,  Darwinci evrime bina edilmiş bir ateist imanın ne denli boş bir dönme dolap olduğunu kısaca göstermeye çalışacağız. Yeni ateistler denen güruhun Tanrı kavramı ile ilgili düşüncesi bilindiği gibi insan beyni ve sinir sistemimiz arasındaki karmaşık kablolamanın , bu kavramın ” yaratılmasından” sorumlu olduğudur. Fazla detaya girmeden aslında bu yargıya varan birinin, ontolojik sorular karşısındaki acziyetini gösterelim. Bunun rasyonelleştirilmesi için aklın ne denli zorlandığına şahit olalım.

Şimdi sorgulayan bir aklın Tanrı’nın varlığı ya da yokluğu üzerine bir teist (standart bir cevap için yeterlidir.) ve iki ateistin (farklı spekülatif varyasyonlara dayandığı için en az bu sayı gereklidir.) yaptığı bir tartışmada araya girip, her şeyi kimin yaptığını/yarattığını sorduğu kısa konuşmaya göz atalım;

Sorgulayan: Böldüğüm için kusura bakmayın ama her şeyi kim yaptı bana açıklayabilir misiniz?

Teist: Tanrı her şeyi yarattı.

İlk ateist: Oh! O halde Tanrıyı kim yarattı?

İkinci ateist: Biz Tanrıyı yarattık.

Teist: Öyleyse, bizi kim yarattı?

İlk ateist: Evrim bizi yarattı.

Teist: Evrimi kim yarattı?

İkinci ateist: O her şeyin bir parçasıdır, ‘her şey’ evrimi yaratır.

Sorgulayan: Yine böldüğüm için kusura bakmayın ama ‘her şeyi kim yaptı ‘ diye sormuştum? 1


Görüldüğü gibi ateistlerin cevabı, sorunun bir cevabı değil,verilen en eski cevabı spekülatif hale getirmekten ibarettir. Sorgulayan ilk sorduğundan daha kafası karışmış ve ateistlerden gerçek bir cevap alamamış bir biçimde başta sorduğu soruyu yine sormaktadır. Sorgulayan ateistlerin verdikleri cevaplar açısından başladığı noktaya dönmüştür. Retoriksel açıdan tam bir totoloji ile karşı karşıyayız .

Yukarıda ki ateist evrim tanımlaması da buna benzetilebilir. Çünkü Scott Adams’ın belirtiği gibi;

’’ Evrim aslında nedenleri açıklamaz. Evrim bir gözlemdir. Şeyleri kategorize etmek için kullandığımız bir yoldur. Evrim ‘nedenler’ hakkında bize bir şey söylemez.’’ 2

Bunun üzerine bina edilen bir görüşte retorik olarak totolojidir. Yeni ateistlerin yapa geldiği manzum edebiyat bundan öteye gidememektedir.Bu tıpkı çevre yolunda zevk olsun diye başlangıç noktası ile bitiş noktasının aynı yer olduğu bir yolculuğu yapmaya benzer.

Kaynakça,

1-2 Edgar Andrews  . Who made God ? Searching  for  a theory of everything p. 17-18

Reklamlar

3 thoughts on “YENİ ATEİST RETORİĞİ Üzerine..

  1. kısa ve öz bir yazıyla naturalist-ateist evrimci paradigmanın mantıksızlığı çok yalın bir şekilde anlatılmış.

    • Teşekkürler,

      Ateistlerin evrim teorisini sahiplenmeleri bir dönme dolab sahibinin bir uçağı sahiplenmesine benzer..ateistlerin zihninden fışkıran ve en ileri derecede aydınlanmış ”default” argümanları şudur;

      “Evettt işte evrim varsa tanrı yok!”

      Bu apriori kabul evrimin bizzat anladığını iddia eden kafanın ürettiği bir totolojidir. Mantığa da aykırıdır bilime de aykırıdır… Çünkü evrim teorisi sadece evrim var der o kadar. Nedenler ile ilgili bir şey söylemez , söyleyemez… Bu yüzden de sadece ” evrime sırtını dayayarak tanrı’nın varlığı veya yokluğu üzerine konuşmak ” bilimi dinleştirmiş bir zihnin hurafesinden başka bir anlam taşıyamaz. Kısaca totolojiler kendini üretenin tanrısı olmuşlardır. Bu elleri ile yaptıkları putlara tapan paganlardan farklı bir uygulama değildir…

  2. “Evettt işte evrim varsa tanrı yok!”

    ben bu cümleyi biraz açmak istiyorum acizane

    asıl sorulması gereken soru şu bence.BİLİM NEDİR,BİLİMİN MAHİYETİ NE ÜZERİNE OLMALIDIR,BİLİM NELERİ AÇIKLAMAK ÜZERİNE BİNA EDİLMELİDİR?.bilim putlaştırılması gereken bir fenomenmidir,yoksa neyin ne olması gerektiğini sorgulayan bir araçmıdır?insanlar benim bu konu hakkında sormuş olduğum basit sorulara kendi dünya görüşleri ve ideolojilerini kıstas alarak bir takım cevaplar verebilirler.ama burada önemli olan bence,salt ideoloji ve dünya görüşü yerine bilimin açıklamalarının nasıl olması gerektiği üzerinedir.bilim her şeyi açıklayan bir fenomen asla değildir.bilim kendi sınırlrı içinde kalıp,eldeki veriyi ortaya koyar ve önyargısız bir şekilde bunun sorgulanmasına cevaz verir.bilimsel putperestler bilimi o seviyede algılamaktadırlarki(biz bunlara neo-materyalistler diyelim),bilim onlar için sadece olanı değil,olması gerekeni sorgulayıp,hayat iksirini sunacak bir macun mesabesindedir.bilim hayatla ilgili olan her şeyi açıklamaktan uzaktır,bilim bir insanın ahlaklı veya insan ilişkilerinde nasıl davranması gerektiğini açıklayamaz. Bilimin durması gereken yer,bu sınırları çizemeyeceği alanda yerini daha büyük ve olgusal bir alana (dine) topu atmaktır.çünkü bilim hayat mekanizmasında boşlukları doldurmaktan acizdir.olgusal boşluklar ancak olgusal bir alandan gelen açıklamaları öngörür..

    bence ”aaa evet evrim var ve o zaman bir yaratıcıya ne gerek var’cümlesi senin de söyledğin gibi tam bir totoloji örneğidir.aslında kendi okumalarım üzerinden yaptığım çıkarsamalarda evrim teorisi kendi içinde ilk bir paradigma olarak çıktığı zamanlarda hiç de ‘TABRIYI’dışlayıcı bir söylem üzerine oturmamıştı evrim teorisini asıl metafizik olandan dışlayan söylem 19, yüzyılda pozitivizmin bilim sahnesinde daha işlevsel olmaya başlamsıyla,kendini daha bir ‘AKLİLEŞTİRME’yoluna gitti.

    Comte’un felsefesindeki en önemli kavramlardan birisi de “sürekli tekâmül”dür. O, insanlığın ve insan zihninin başlangıcından bugüne kadar medeniyet, ilim, düşünce alanlarında sürekli olarak bir gelişme seyri takip ettiğini, bu seyrin de üç kademeden oluştuğunu ileri sürerek bu üç “istihale safhası”na “Üç Hal” adını verdi.

    “Üç hal kanunu”na göre, bu gelişme safhaları birbiri ardınca gelmekte ve bir sonra gelen bir öncekini iptal etmektedir. Anılan bu üç tekâmül safhası, “Teolojik Devir”, “Metafizik Devir”, “Pozitif Devir”dir.

    Pozitif devir Comte’a göre beşeriyetin tekâmülünün son, nihaî çağıdır. Gerek “din” ve gerekse de “metafizik” dönemi terkedilmiştir. Artık, dünyaya hâkim olan, pozitivizm’dir. Pozitivizm’in problemi ‘nasıllar’dır; ‘niçin’ler, değil. Zira, ‘niçin’ler, asla test edilemeyecek ve bu yüzden de asla kavranamayacak olan ‘mutlaklık’a götürecektir, o sebeple terk edilmelidir. Bu suretle pozitivizm, Deney’e dayanan “empirizm”i ve fakat özellikle “metafizik” ve “din”i tümden reddetti.

    Yeni Pozitivizm de Klasik Pozitivizm gibi, küllî ve mutlak bir felsefe kurulamayacağını ileri sürmüş Metafizik’i “saçma” ilân ederek felsefesinden dışlamıştır.

    senelerce pozitivist eğitim tornasından geçen günümüz ‘BİLİM ADAMLARI’beyinlerine endoktirine edilen saf katı bilgiyi yorumlama konusunda malesef gene ‘tabiatıyla’ ateist-naturalist-dogmatik bir söylem tutturdular.

    pozitivist paradigma bize daha küçükten GÖRMEDİĞİNE İNANMA,BAK TANRIYI GÖREBİLİYORMUSUN,o zaman en mantıklısı görmediğin şeye inammayacaksın.seni tanrın BİLİM mabedin labaratuvar diyerek daha baştan bir önkabulle,metafizik anlamsal içeren her türlü söylemi gömmemizi salık verdiler ve tabi ki bu paçavra ÖN KABULLÜ DOGMAtİK bilgiye ateist evrim teorisini payanda yaptılar.

    ama artık mızrak çuvala sığmamaktadır.bilim afamı olmak için ilk önce ATEİST olunmalı cümlesi ve bu cümle üzerine kurulan yalancı bilimsel açıklamalar hiçkimseyi ikna edememektedir.”bir önkoşulla ikna olmak isteyenleri ayrı tutuyorum’ben bütün bilimsel sonuçların bir GÖRME işi değil BASİRETLE BAKMA işi olduğunu kavradım.basiretle ve insafla bakamayan insan zihni her zaman için yanılmaya mahkumdur kendi görüşümce.POZİTİVİZMİN biz insanlara zerk ettiği BİLİM ASLA YANILMAZ miti bence çökmüştür.ve aslında bu çöküşü einstein çok güzel bir cümleyle özetler:

    “Bilimsel olan kesin doğru değildir, kesin doğru olan bilimsel değildir.”

Yorumlar kapalı.