ELEŞTİREL DÜŞÜNCE EGZERSİZLERİ : KÖTÜ TASARIM

Mustafa Ajlan ABUDAK

Bu yazımızda Darwincilerin ve ateistlerin ağızlarına sakız olmuş kötü tasarım konusunu ele alacağız.  Ülkemizde akademik ortamlarda görülen güzide Darwincilerin, bu konuda yazdığı birçok  sığ makaleyi  internette bulup okuyabilirsiniz.  Hatta dileyen Academicearth’den Stephen C Stearns’in Yale’de verdiği dersleri izleyerek benzer argüman inşasına rastlayabilir.

Önümüzdeki iki makalede bunlara genel bir cevap verip bu iddiların temelden yanlış çıkarımlar içerdiğini göstermeye çalışacağım. Kötü tasarım iddialarının aslında, sığ akıl yürütmelerden kaynaklı  bilgi çarpıtmaları olduğunu gösterebileceğimi umuyorum.

Sorgulama : Biyolojide kötü tasarımı şu koşullarda fark edebiliriz……….

1.)    Bir şeylerin bizim tasarlayacağımız gibi tasarlanmamış olmasıyla.

2.)    Tasarımda bir kusuru keşfettiğimizde.

3.)    Daha iyi bir tasarım hayal ettiğimizde.

4.)    Tasarım bilinen tasarım ilkelerine ters düştüğünde.

5.)    Tasarımcının bağımsız bilgisine haiz olmadan gerçekleştiremeyiz.

Şu aşağıdaki madde üzerinde düşünüp  tartışalım.

Analiz :  5. ) Tasarımcının bağımsız bilgisine haiz olmadan gerçekleştiremeyiz.

Şimdi birkaç hipotetik durumu inceleyerek bunun niçin öyle olduğuna bakalım.

  1. Senaryo: Amaç

Bir grup mağara adamı kağıttan bir uçak ve 1:30 ölçeğinde model bir WWII P-51 Mustang keşfeder. Asil atalarımız kurdukları analoji yardımıyla birden bu iki nesnenin de çevrede uçan kuş adlı diğer nesnelerle birçok karakteristik özelliği paylaştığını çıkarımını yapar. Daha sonra aracı uçurumdan aşağıya iterek onun vadi tabanına çakılışını düş kırıklığına uğrayarak izlerler. Daha sonra ellerindeki kağıt uçağı fırlatırlar ve kağıdın havada süzülüşünü büyük bir heyecan ve çığlıklarla sevinç içinde izlerler. İçlerinden birisi  ”Mustang ne kötü bir tasarım”  diye düşünür. Bunu yaparken nesnenin yapılış amacını yanlış değerlendirdiğinin farkında değildir.

2. Senaryo: Ereksellik (sonunda gerçekleştirilmek istenen )

Mağara adamlarımız bu sefer bir uzay mekiğine rastlarlar. Bu sefer bunun uçuş amacıyla tasarlandığı şeklinde doğru bir tahminde bulunurlar. Anahtarı çevirdiklerinde birden kontrol panelinde yanan ışıklardan dolayı zevkle homurdanırlar. Daha sonra yine bu sefer kendilerinden daha emin olarak uçurumdan uzay mekiğini iterler ve vadi tabanında tekrar çakılışını izlerler. ” Haydaaa! Buda  kötü tasarımmış”  diyerek kahkahayı basarlar. Aslında tasarımcının nesnede gerçekleştirdiği ereksel sonucu yanlış değerlendirerek eğlenmişlerdir.

İrrasyonel tasarım kötü tasarım değildir.

Mağara adamlarımız probleme amaç ve erekselliği tahmin etmeye çalışarak yaklaştılar ve daha sonra kendi tahminleri ile nesneleri karşılaştırdılar. Bu senaryoda aslında tüm cevaplar eşit derecede doğru ya da yanlıştır.  P- 51 Mustang modeli bizim onun gaye veya maksadı üzerine yaptığımız tahminimize göre iyi ya da kötü bir tasarımdır.

Öyleyse bizler nasıl irrasyonel tasarım ve kötü tasarım arasındaki karışıklığı ayırabiliriz?

Bunu yapmak için ilk önce tasarımın irrasyonel ve rasyonel özelliklerine bakmamız gereklidir. Ancak DAHA SONRA bu rasyonel ve irrasyonel özelliklere bakıp bu konuda bir karar verebiliriz.

Fakat bizler irrasyonel tasarımları kusurlar ve hatalar olarak bakmıyor muyuz? Eğer bir şeyleri tasarlamak için daha iyi bir tasarım yolu önerebilirsek ne olur? Eğer bir şeyde açıkça kusurlar buluyorsak, ona haklı olarak kötü tasarım diyemez miyiz? Mağara adamlarımızın da benzer fikirleri vardı. Belki de uzay mekiğinden tonlarca demiri atıp onu iyi tasarımlanmış rasyonel bir tasarım olan kâğıttan uçak şekline sokabiliriz öyle değil mi…?

Uzlaştırılmış bir tasarım kötü bir tasarım değildir.  Neden mi?  Çünkü tasarımlar daima bir uzlaşmadır. En uygun (optimal) istikrar ve manevra kabiliyetine sahip  olan bir uçak asla  var olmayacaktır.  Hatta en uygun ağırlığa ve güce sahip bir uçakta olmayacaktır. Daima gerçekleşecek olan tasarım ilkeleri ile amaç ve erekselliğin  yapısal içerik, çevre ve gereksinimlerle uzlaşmasından ortaya çıkan tasarımlardır. Birileri uzay mekiğine bakıp onun manevra kabiliyeti eksiliği sebebiyle bunu bir tasarım hatası kabul edip uzay mekiğini  ”kötü bir tasarım” olduğu çıkarımında varabilir. Fakat amaç ve ereksellik bizlere uzlaşmanın oldukça rasyonel nedenler için gerçekleştirildiğini göstermektedir. Ve daha da önemlisi, tasarımlarda daima bir uzlaşmanın bulunduğunu anlayabiliriz, tasarımlarda daima bir irrasyonelliğin bulunması da tam bu yüzdendir.

Bu konuda omurgalı gözünü incelemek cezp edici bir örnekleme olabilir. Optik sinirlerin retinanın önüne yerleştiriliş olması irrasyonel bir tasarımdır bu sebeple de ”kötü bir tasarımdır” . Fakat yine gördüğümüz gibi, elimizde amaç ve erekselliğe dair bir bilgi olmadan  bu tasarımın iyi ya da kötü olduğuna dair bir çıkarım yapamayız.

Tasarımda rasyonel özellikler bulmak için doğru yaklaşım (retinayla olan sinir bağı için) amaç ve erekselliğin belirlenip senaryonun ona göre inşa edilmesi gereklidir.

İyi? Kötü? Kim bilir?

Rasyonel? İrrasyonel? Bir tasarımda her ikisini de bulmayı bekleriz.

Akıllı Tasarım? Eğer bulduğumuz rasyonel ve irrasyonel özelliklerin kendilerini amaç ve erekselliğe bağlayan bir senaryo oluşturduğu görüyorsanız , araştırın ve eleştirisel düşüncenizi kullanarak  karar verin.

Kaynak;

Telic Toughts

by chunkdz

Reklamlar

6 thoughts on “ELEŞTİREL DÜŞÜNCE EGZERSİZLERİ : KÖTÜ TASARIM

  1. Yazının verdiği, söylemeye çalıştığı açık ancak geri planına da bir sondaj yapılması gerekli bence.Neden?nedenini şöyle açıklamaya çalışayım:

    Darwin, biyoloji ve evrim kelime üçgeninin kıyılarına Tasarım gemisini yaklatırdığınızda, bu şeytan üçgeninde alarmlar, kötü/kusurlu tasarım ve bilim dışı çalmaya başlar.Akıllı insanların bu alarmlardan rahatsız olmak yerine memnuniyet duyduklarını zan ediyorum.Çünkü çalan ziller Darwinist anlayışın bilimsellik çizgisi dışına çıkıp, kötü de olsa Tasarımı kabullendiklerinin bir habercisidir.Aklın zaferi memnuniyet vericidir.

    Öncelikle bir şeye, eksik,kusurlu,güzel,kötü vb. tasarım derseniz, o şeyin bir tasarım olduğunu kabullenmişsiniz demektir.Fakat bu söylemin arkasındaki asıl yaklaşım, kötü olduğu söylenilen şeyin, kötü olması nedeniyle tasarım olamayacağıdır.İyi de bir şey ya tasarımdır ya da değildir.Onun, subjektif öznel yargılarla iyi,kötü,eksik veya fazla olduğu bir tasarım olmadığını gösteremez.Pekala yeteneksiz de bir Tasarımcı nın olduğunu itiraf etmek demektir bu söylemler.

    Öte yandan aslında Darwinci zihniyetin prangasındaki bilimsel paradigma, bilimselliğin böyle olamayacağını söyler.Yani bilimde iyi,kötü,güzel,çirkin hatta soğuk sıcak yoktur.Bu kavramların başına “ne kadar” sorusunu koyup, cevabı da skaler sınırlar içinde verebildiğiniz ölçüde bilimsel olursunuz.

    Peki,titrinde bilim adamı kelimeleri geçen, Darwinist bilim insanlarının ne kadar tasarım sorusunu sorup, cevaben kötü tasarım demeleri yobaz bir idealizmin göstergesi değil mi?

    • Sayın Faruk bey,

      Kibirden kendi gölgesini göremeyen akademisyenlerin yapamadığını önemli bir şeyi yapmışsınız. Bilimsel bakmışsınız…Pozitivizm imanıyla idraklerine giydirdikleri deli gömleği , yani evrimin ”olası tek bir açıklaması”olabileceğine dair apriori natüralist-ateist iman, giderek dayandığı temellerden mahrum kalmaktadır.Çünkü, o temellerle ateist olunamayacağı meydana çıkmaktadır. Veriler, onları yaptığınız saptamadaki gibi; kusurlu,güzel,kötü vb. tasarım diyerek, o şeyin bir tasarım olduğunu kabullenmeye götürmektedir. Bu totoloji onların ontolojik nedenidir. Maksimalistliğe gömülü bir zihnin bir süreci anlamlandırabilmesi zaten mümkün değildir. Birde evrim gibi tüm süreçleri içine alan yegane evrensel enstrümanı anlamlandırabilmesi ise gerçekten olanaksızdır.

      Şöyle ki, evrimin temelinin mutasyon olduğunu öngören bir zihin, mükemmel tasarım gösterin diye talep ediyorsa, Evrimin ”taksonomik bir ilerleme” taşıdığını da ima eder. Oysa mağrur Darwinizm, tamamen rastlantının kutlu doğasına olan gayesiz ve ilerlemesiz bir süreç kabulüyle, evrimi çevrenin felaketlerinin insafına bırakan, evrimden etkilenen canlıyı da evrim içerisinde pasif bir objeye dönüştüren anlayıştan kaynak alır.Şanslı doğan kazanır ve ”ilerler”..hani ilerler dediğiniz anda zaten Darwinizm ölmüştür. Fakat akademi tapınağı, topluma türlü yalanlar ve jargonla Darwinizmin, ilerlemeyi sağlayan ve evrimi açıklayabilecek tek olası bilimsel yol olduğunu dikte eder. Bu elbet beklenti ile temel arasında sıkışan bir zihnin mantıksal hezeyanıdır. Felsefi açıdan sonuna kadar tutarsız, bilimsel açıdan ise taş gibi bir dogmadır. Siz verilere dayanarak buna karşı bir argümanla ortaya çıkarsanız orta çağ engizisyon mahkemesini aratmayan bir akademik linçle tapınağın korunduğuna şahit olursunuz.

      Evrim ve tasarım anlamsal açıdan süreç ifade eden kavramlardır. Evrim yoluyla tasarımlar var olabileceği gibi, tasarlanmış bir evrimde var olabilir. Bunlar birbirini dışlamaz , tam aksine tamamlarlar. Böyle olmasaydı, Darwinciler, kör saatçi gibi aklın sınırlarını zorlayan absürt metaforlara sığınarak evrimi yaratılışçılara karşı savunmaz, ”kötü tasarım”diye paradoksal bir karşı argümana sığınarak ta teleolojik evrim fikrini yanlışlamaya çalışmazlardı.

      Şunu kesin olarak söyleyebilirim ki, her gün evrimi anlamamızı sağlayan verileri ortaya koyan bilim, evrimden ilham alarak (doğadaki makineleri taklit ederek) teknolojik ve sosyal ilerleyişimize kaynak oluşturuyor, hemde evrimin içkin doğasındaki mesajı ortaya koyarak, bizleri tasarımı anlamlandırmamızı sağlıyor. İşte bu, bilimin bize sağladığı yegane faydadır.İçerisinden çıktığımız süreçle, o sürece aktif yön verebilme kabiliyeti…aklın kaynağını ve tasarımını keşfi…

  2. Öncelikle Faruk Bey,

    “Öncelikle bir şeye kötü, eksik v.b tasarım derseniz tasarım olduğunu kabul etmiş olursunuz.” ben hayatımda bu kadar yanlış anlaşılan bir argüman görmedim kusura bakmayın. Eksik tasarım(akılsız tasarım olarak da geçer) argümanı zaten çeşitli özelliklerin mükemmel olmayışından ya da eksik oluşundan yola çıkarak mükemmel bir tasarımcı olmayacağını iddia etmektir. Sizin bahsettiğiniz “bilimsel” şartlar içerisinde ise bilimin sınırları içerisinde bulunan tümevarım yöntemini kullanamıyoruz.

    Daha sonra demişsiniz ki bir tasarım öznel yargılara göre iyi kötü olarak adlandırmamız tasarım olup olmamasını değiştirmez tasarımdır veyahut değildir. Çok haklısınız. Fakat şu noktayı kaçırıyorsunuz, zaten bu argüman tamamen hayatına semavi dinler çerçevesinden bakan insanların mükemmel tasarımcı sanrısına eleştiri yapılmaktadır. Ortada herhangi bir yetersiz tasarımcı hakkında herhangi bir yargı bulunmuyor.

    Öznel yargılarak göre iyi, kötü demek kısmına gelirsek gerçekten bu söylediğinizi çok ilginç buldum. Bir organın, dokunun v.b amacına ne doğrultuda hizmet ettiğini elde ettiğinizde ve bu konuda eksikleri bulunduğunu söylediğinizde tamamen bilimsel sınırlar içerisinde bulunuyorsunuz. Bunun öznel bir yargı olduğunu düşünmüyorum.

    Kötü tasarım ifadesinin bilimdışı olduğunu söylemenin gerçekten mantıksız olduğunu düşünüyorum. Bilimin eldeki bulgularla elde etmeye çalıştığı şey doğrulardır ve bahsettiğiniz ifade buna yöneliktir. Bilimin sınırlarının içerisinde sadece nicel ifadeler barındırdığını düşünmek gerçekten büyük bir yanılgı bana kalırsa.

  3. Darvinciler de doğru olanı biliyorlar ama işlerine geldiği gibi anlıyor, aslında kolay olanına kaçıyorlar. Yapragın bile sebepsiz düşmdiği bu alemde her şeyin tesadüflerden ibaret olduğunu düşünmek körlüktür yada ellerinle zorla gözlerini kapatmaktan başka bir şey değildir…

  4. Kaan Bey;

    Bu konuyla ilgli tartışmalar bu site ve internette oldukça fazladır, gerekli araştırmaları yaparsanız aslında söyledikleriniz daha evvel söylendiğini ve gerekli açıklamaların olduğunu görebilirsiniz..Eleştrinize gelince, sanıyorum siz benim bir cümlemi kaçırmışsınız ki gereksiz yere argümanın ne olduğu hakkında yazmışsınız.Şöyle demiştim:

    “Fakat bu söylemin arkasındaki asıl yaklaşım, kötü olduğu söylenilen şeyin, kötü olması nedeniyle tasarım olamayacağıdır.”

    Yani anlayacağınız argümanı yanlış anlamadım, argümanın yanlış olduğunu anlatmaya çalıştım.Bir köpek balığının bizim gibi ayakları yok diye eksik midir?Bizim bir ahtapot gibi gözümüzün olmayışı, ahtapot ve insanın aynı kaynaktan geldiğini düşünürsek, Tasarımcı yı nasıl aptal yapabilir?Zira ahtapot gözüne bakarak insan gözünün kusurlu olduğunu söylüyorsak, ahtapot gözündeki eksiksiz tasarımı kabul etmiş olmaz mıyız?

    Bu ve benzer örnekleri sonsuza kadar sürdürebilirim ama aslında size ilginç gelen benim söylemlerimden çok daha fazla ilginç gelen bir tümcenize geçeyim:

    “Bir organın, dokunun v.b amacına ne doğrultuda hizmet ettiğini elde ettiğinizde ve bu konuda eksikleri bulunduğunu söylediğinizde tamamen bilimsel sınırlar içerisinde bulunuyorsunuz”

    Bakın burada bir bir organ veya dokunun, genelleyerek söylersek bir şeyin, amacına ne doğrultuda hizmet ettiğini tespit ettikten sonra dediğiniz an, aslında o şeyin bir amaca yönelik var edildiğini/olduğunu söylemiş bulunuyorsunuz.Fakat daha sonra da ilgili amaç doğrultusunda o şeyin eksik, kötü, akılsız olduğunu söyleyerek, ortada bir amacın bulunamayacağını dile getiriyorsunuz.Bunun adı en hafif tabirle totolojidir.Eleştrim size değil tabi, bu safsatayı besleyen zihniyete..

    Son olarak, dünya görüşünü semavi dinlerin bakış açısına göre oluşturan insaların, sahip oldukları mükemmel Tanrı anlayışını yanlışlamak, bilimin görevi değildir.Bir taraftan Tanrı kavramının yanlışlanamayacağını söyleyeceksiniz, diğer taraftan “subjektif olmayan bilimsel veriler ile” bunu yanlışlamaya, çalışacaksınız..Halkımız güzel bir sözü vardır bu duruma:Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu..

  5. Darvincilere sorum şu ki, eğer insan ileri bir maymun soyu ise neden maymunlar gibi ağaçtan ağaca zıplayamıyoruz, neden onlar gibi dışarıda üşümeden duramıyoruz, Neden onlar kadar koku algılarımız gelişmemiş. Demek ki Darwin’e göre ilerleme değil gerileme var. O vakit bütün canlılar o vakit bir süre sonra bozulmaya ve bu döngü kötüye dönmeye başlamayacak mı? Madem en iyisine ve hayatta kalma mücadelesine doğru bir çaba var, neden canlılar ölümsüzlüğü yakalayamadı? Neden iki kulak ve iki gözümüz var. Ara formlarda varsa eğer üç gözlü ya da 5 kollu insan neden yok.

Yorumlar kapalı.