YER DEMİR GÖK MANYETİK ALAN ve HAYAT OLASI…

Yeni araştırmalar Dünya’nın manyetik alanının  varlığının bilinenden 250 milyon yıl kadar daha geriye dayandığı göstermektedir. Böylece alanın, dünya üzerindeki ilk canlı yapıları, güneşin en zararlı kozmik radyasyonundan koruyabilecek kadar yaşlı olabileceği de ortaya çıkmakta. Alan bu nedenle, güneşin en zararlı kozmik radyasyonundan, gezegenin ilk yaşam biçimlerini koruyabilecek kadar yaşlı olabilir.

Yeryüzünün manyetik alanı/kalkanı bundan 3.45 milyon yıl önce doğdu. Bu cümle New York’tan Rochester Üniversitesi ve Güney Afrika KwaZulu-Natal Üniversitesi’nden oluşan bir araştırma ekibinin Mart ayında Science’da yayımlanan makalesinde yer almaktadır.

Bu tarih hayatın en erken gelişim evrelerine yani Yeryüzünün gezegenler arası enkaz tarafından durmadan yumruklandığı ve atmosferin oksijenle dolduğu sürece denk gelmektedir. Bundan önceki birkaç çalışma , manyetik alanın, gezegenin atmosferini ortadan kaldırıp suyun buharlaşmasına neden olarak  hayatı gezegen yüzeyinden kazıyacak güneşin ölümcül radyasyonuna karşı zorunlu bir kalkan olduğunu ortaya atmıştı.

Toronto Üniversitesi’nden araştırmaya katılmayan Jeofizik uzmanı David Dunlop;

Kanımca bu harikulade bir çalışma, gerçek bir dönüm noktası. Bu araştırma, yeryüzünde hayatın başlangıç sınırını ölçülmesi beklenilebilecek en uzak geçmişe itmektedir.

 

Araştırmacılar jeolojik geçmişi 3 milyon yıldan daha fazla geriye dayandığı bilinen Güney Afrika’daki Kaapvaal vadisinde bulunan belirli taşların manyetik gücünü ölçtüler.

Araştırmanın yardımcı yayımcısı Rochester Üniversitesi’nden John Tarduno ise ;

Sadece eski taşları bulmak elbette yeterli değildi, bu araştırma taş bulma teorisinde bir dönüm noktasıdır.  Demir mineralleri oluşumları boyunca var olan manyetik alanın yönünü ve kuvvetini kaydeder. Fakat kayalar birbirini takip eden jeolojik süreçler tarafından ısıtılınca, kayıtlı veriyi ya kaybederler ya da üzerine yeniden yazarlar.

Tarduno;

Öyle taşlar bulmalıydık ki, içerisinde manyetik imzayı kayıt yapabileceği kadar demir bulunmalı, fakat daha sonra meydana gelen kimyasal süreçlerden etkilenmiş olabilecek kadar da çok olmamalıydı.

Güney Afrika’daki Greenstone kuşağı tamda istediğimiz taşlara sahipti :,iki milimetreden az  içeriğinde nanometre büyüklüğünde manyetik demir içeren kuartz kristalleri.

Tarduno ;

Kuartz mükemmel kapsüldür. Daha sonra meydana gelen olaylardan etkilenmez, fakat içersinde bahsi geçen demir içeriğine de sahiptir.

Tarduno ve ekip arkadaşları 2007 yılında benzer taşları da incelemiş ve 3.2 milyon yıl önce manyetik alanın bugün olduğunun yarısı kadar bir güce sahip olduğunu bulmuşlardı.  Özel olarak tasarlanmış bir manyetik alan ölçer kullanarak, ekip son buluna taşları incelediğinde, taşların manyetik sinyalinin 3.45 milyon yıl geriye gittiğini ve manyetik alanında bugünkü gücünün %50-70 arası bir güce sahip olduğunu belirlediler.

Tarduno bu verilere bir gerçek daha ekler;

Hayatın kökenini hakkında düşündüğümüzde, takip edebileceğimiz iki konu başlığı vardır. Birisi oldukça açık olarak suyun varlığıdır. Fakat aynı zamanda bir manyetik alana sahip olmanız da zorunludur. Çünkü bu alan atmosferi erozyondan koruyup suyun tamamıyla kaybedilmesini önler. Mars bugün kuru olabilir çünkü manyetik alanını çok erken kaybetmiştir.

Ekip, manyetik alanın başlarda radyasyon yağmurundan koruyabilecek kadar kuvvetli olup olmadığını belirleyebilmek için, güneşin ne yapıyor olduğunu bilmeleri gerekliydi.  Tarduno ve Rochester Üniversitesi astronomlarından Eric Mamajek, bunun için güneş benzeri genç yıldızların gözlemlerini kullanarak, Yeryüzünün ne kadar kuvvetli güneş rüzgarlarına maruz kaldığını tahmin etmeye çalıştılar.

Tarduno’nun söylediğine göre, genç güneş büyük olasılıkla bugün döndüğünden daha hızlı dönmekteydi. Bu hızlı döngü kuvvetli bir manyetik alan oluşturarak güneşin atmosferini ısıttı ve yüklü parçalıklarla dolu kuvvetli güneş rüzgarlarını kütle ve açısal hareketlerle uzaklara taşıdı. Ekip Yeryüzünün güneş rüzgarlarının hangi noktada durduğunu hesap etti ve elde ettikleri sonuç bugünkü 10,7 radii (radiusun çoğulu-yarı çaplar) değerinin yaklaşık yarısı olan 5 radii e yaklaşık bir değerdi.

Tarduno’nun söylediğine göre 3.45 milyon yıl evvel yeryüzüne düzenli olarak ulaşan radyasyonun büyüklüğü ancak bugün gezegen üzerine en güçlü güneş fırtınaları süresince yağan radyasyonla karşılaştırılabilir. Yeryüzünün manyetik alanı boyunca hızlanan güneş rüzgarlarının taşıdığı yüklü parti küllerin sebep olduğu kuzey ışıkları (aurora borealis), bugün New York şehrinden görülebilecek kadar güneye inmiştir.

İskoçya St. Andrews Üniversitesinden astronom Moira Jardine;

Çalışma bizlerin diğer hayat taşıyan gezegenler arayışımızda bir rehber olarak kullanılabilir. Astronomlar daha yaşlı, daha az etkin olan yıldızlara ya da kendi manyetik alanları olan gezegenlere odaklanabilirler.

Bugüne kadar manyetik alanlı güneş sistemi dışında bir gezegen tespit edilememesi gerçeğine rağmen Jardine ve Tarduno bu konuda iyimserler.

Bu sadece üzerinde düşünmemiz gereken diğer bir parametre  o kadar…

Orjinal makale çeviri makele  için tıklayınız ; WIRED

İmajlar: 1)  NASA.

Moira JARDINE  sondaki açıklamasına binaen daha önce  İmtiyazlı Gezegen Belgeselinin tam metnini verdiğimiz YAZIMIZDAN konuyla alakalı birkaç alıntı yapalım;

69.Güneş radyasyonu ve manyetik kalkan animasyonu

ANLATIM

YERYÜZÜNÜN DERİNLİKLERİNDE SIVI DEMİRİN HAREKETİ KOMPLEKS YAŞAMIN OLUŞMASI İÇİN ZORUNLU OLAN KORUYUCU MANYETİK ALANI ÜRETMEKTEDİR.

70.

EĞER DÜNYAMIZ DAHA KÜÇÜK OLSAYDI, BUNUN SONUCUNDA MANYETİK ALANI DA KÜÇÜK OLACAKTI, BÖYLECE YILDIZIMIZ RÜZGARLARI ATMOSFERİMİZİ YOK EDECEKTİ.

83. Guillermo Gonzalez ile Röportaj

GUILLERMO GONZALEZ

‘ Bulduğumuz şey bizlerin galakside doğru yerde olmamız gerektiğidir… Bizler bir yıldızın sahip olduğu yaşanabilirlik kuşağının içindeyiz… Bizler büyük gezegenlerin küçük gezegenleri birçok kuyruklu yıldız ve göktaşından koruyacak şekilde var olduğu bir gezegenler siteminin parçasıyız. Bizler doğru tip bir yıldızın çevresinde yörüngedeyiz ve yerimiz ne çok sıcak ne çok soğuk… Bizler öyle bir gezegendeyiz ki uydusu onun dönüş eksenini sabitliyor… Bizler karasal yüzeye sahip bir gezegendeyiz. Bu gezegenin kabuğu sadece tektonik hareketleri sağlayacak kadar kalın ve iç ısısı merkezdeki demirin sıvı halde kalmasını sağlayarak bu tektonik ile manyetik bir alan üretiyor. Öyle bir gezegendeyiz ki atmosferi kompleks yaşamın kendini sürdürmesine izin veriyor. Bizler yeterli suyu ve kıtaları bulunan bir gezegendeyiz. Bunlarda yaşamın çeşitliliğini destekleyerek bizim gibi canlıların var olmasını sağlayacak biyolojik çeşitliliği meydana getiriyor.’

170. Galaksinin sınırı

DAVID BRONWLEE

‘Dış bölgelerde durum çok daha narindir. Bizler demir, magnezyum, oksijen ve silikondan yapılmış bir gezegende yaşıyoruz. Eğer galaksimizin çok uzak bölgelerine gidersek, dış sınırın ötelerine… bu ağır elementleri daha az olduğunu görürüz…

Not: Bu çalışma bize neyi gösteriyor? İmtiyazlı gezegen belgeselinin tam metin çevirisini yayımladığımda da ipe sapa gelmez bir sürü eleştiri ile  karşılaşmıştım. Yapılan son araştırmalar, belgeselin içinde kullanılan argümanların giderek bilim dünyasında ortak bir payda ve konsensüs şeklinde kabul edildiğini gösteriyor.

‘Demir ‘ yeryüzüne hatta güneş sistemine inmiş yabancı bir içeriktir. Demir bu sistem içerisindeki füzyon ile üretilemez.Demir için gerekli füzyon süpernova olarak adlandırılan yıldız ölümlerini ortaya çıkarır.Buda güneşimizden yaklaşık 10 kat büyük yıldızlarda gözlemlenen bir olgudur.  Ve bu içerik gezegenimizde öyle bir miktarda inmelidir/bulunmalıdır ki, yazıda bahsi geçen şekilde Kambriyen patlamasına sebep olabilecek  koşullar meydana gelsin. Bunun derin anlamlarını düşünmek için hemoglobinden Van Hallen kuşaklarına kadar sayısız sebeplerimiz var.



Reklamlar

10 thoughts on “YER DEMİR GÖK MANYETİK ALAN ve HAYAT OLASI…

    • Aslında oldukça fazla sayıda makale ve yazı birikti.Çoğu taslak metinler olarak hazır. Bir bakıma içlerinden hangisi bloğun anlam bütünlüğüne hizmet eder ve tüm okuyucuya hitap edebilir diye düşünerek hazırlamaya çabalıyorum. Diğer bir sıkıntı okuduklarımı diğer okumalarla birleştirme,inceleme, analiz etme gayretinden ötürü yaşadığım sıkıntı..bir anti bilmemne mücadelesinden çok perspektif ve bilişsel bakış anlamında farklı disiplinlerde karşılaştığım bağlantıları paylaşmak amacındayım. Değişim ve evrim bizler için en büyük gelişimsel itici güçler. Biyolojik-bilişsel- sosyal manada tüm statükolara karşı bu değişim güçleri süreç içersinde nasıl bizleri de değiştiriyor biçimlendiriyor ve farkındalığımızı arttırıyor hayretle ve heyecanla içersinde tanık oluyorum/oluyoruz. Bu yayınlarında, aynı doğrultuda yaşadığım kişisel tecrübelere binaen bir seyir izlemesi , odaklandığım alanların bazen diğerlerini belli sürelerlede durağanlaştırması, sizlere belki uzun aralıklar şeklinde yansıyor olabilir. Fakat itiraf etmeliyim ki en büyük sıkıntım zaman darlığı, heleki günlük hayatın lüzumsuz telaşları buna eklenince daha da zor oluyor herşey.. çabalarım arzu ettiğim kadar asla olmasa da , elden geldiğince bütüncül bir bakış acısını konuyla ilgilenlere sunmaya çalışıyorum diyelim. Takdir elbette sizlerin..

      Sözleriniz için ayrıca teşekkür ederim..

  1. peki dostum sen akıllı tasarım konularında bizden daha bilgilisin bir şey sormak istiyorum akıllı tasarımın şu anki konumu nedir? gücünümü kaybediyor yoksa eskisinden dahamı güçlü akılı tasarım örneklerinin söz gelimi bakteri kamçısı.kan pıhtılaşması veya bağışıklık sisteminin önem yitirdiğini düşünüyormusun yada daha doğru bir ifadeyle indirgenemez karmaşıklık ne durumda benim okuduklarımdan anladığım kadarıyla sanki biraz kenara çekilmiş gibi akılı tsarım görüşü, mike behe neredeyse bir yıldır bloğuna yeni yazı koymuyor bizi birz bilgilendirirsen sevinirim iyi çalışmalar

    • Kamçıyla ilgili yan işlev , co-option’ın darwincileri ne derece sıkıntıya soktuğunu sizde mağdem araştırıyorsunuz öğrenebilirsiniz..(blogtada metinler mevcut) Akıllı Tasarım yekpare bir teori değildir.İçerisinde yaratılışcı ağırlıklı-yaratılışcı ve benimde savunduğum önden yüklemeli (Front loading evoulution) gibi aynı noktadan çıkan birbirindne oldukça farklı kabuller bulunmaktadır..

      İndirgenemez karmaşıklık teori ilk ortaya çıktığı konumundaki gibi bir durumda değildir.Yerini ortaya çıkmasını sağladığı bir başka mekanizmaya co-option’a bırakmıştır. Kamçı örneğinde olduğu gibi pekala İK yapıların indirgenebildiği kanıtlanmıştır..İlk başta bu indirgenemez komplesliğin temel manada sonu gibi görünsede aslında iki önemli çıktıya neden oldu.Bir daha önce hiç araştırma konusu yapılmayan moleküler yapılar bu sayede incelendi.İkinci olarak İK Darwinci evrim üzerine tutulan bir mikroskop vazifesini gördü. Artık tüm yapılar daha derin sorgulanmaya ve itinayla araştırılmaya başlandı.Bu AT evrime bir katkısı diye düşünmekteyim.Son olarak Ik görevini yerine getirdiğini ve AT için artık bir sonraki aşama olan Co-optiona yerini bıraktığını düşünüyorum.Yani yan işlev artık İK yerini almıştır. Bunu bulanlarda sağolsun Darwincilerdir..

      Birde Kamçının indirgenmesi Darwinci bir zafer değildir. AT’nin benim savunduğum görüşüne göre yani önden yüklemeli-teleolojik evrim modeline göre oldukça önemli çıktılar vermiştir.Kısaca özetlersek;

      Üç adımda kısaca evrimde tasarım çıkarımını açıklarsak;

      1. Evrim büyük bir benzeşim (homoloji) sergileyecekti. Bunun nedeni homoloji bizlere tasarımı geçmişten bugüne bağlamaya izin verir. Bu eski tasarımlar oldukça uzun zamandır vardılar ve evrim bunların çevresinde şekillendi. (Kamçı buna tamemen uymaktadır.)

      2. Evrim PREPA (the present explains the past) yani bugünün geçmişi açıklamasını ortaya koyacaktı. PREPA eski atalarımızın alışılmadık ya da tuhaf özelliklerinin bugünün içeriğinden bakıldığında daha anlamlı hale gelmesini sağlayan öngörü ipuçlarıdır. PREPA’yı potansiyel olarak somutlaştıran ve sonuç veren genel kavram. Gereksiz Karmaşıklıktır. (Yine tamamen uymaktadır.)

      3. Evrim belirgin bir şekilde gerçek biyotik özelliklerce yürütülecekti. Madem ki tasarımın kendisi biyotik olacaktı, öyleyse evrimde biyolojik bir sürece benzeyecekti, böylece tasarım bu tip bir evrimle daha çok ilişkilendirilebilecekti. Bir başka deyişle, eğer evrim tamamen çevredeki yıkıcı süreçlerin zeminine karşı daha büyük uyum sağlıyor diye oluşmakta olan rastlantısal olayların bir işlevi olsaydı, geleceği bugünden tasarlama kabiliyetini evrimsel kirlilik tarafından süratle önlenecekti. Fakat evrim için güçlü ve temel bir birleşen varsa, tasarımlar bu evrimsel kirliliğe (noise) karşı korunur.

      Son olarak Makale Manyetik alanla ilgili bence siz AT biyolojik yönüne olduğu kadar makro kısmınada bir göz atın..Hubble’lın kırmzı kaymasındna beri bu konuda oldukça büyük adımlar atıldı ama nedense biyoloji kadar ses getirmiyor.Bunun nedeni büyük olasılıkla spekülasyona çok açık olmaması ve taşıdığı anlamlar itibariyle rahatsız edici olmasıdır.

      Manyetik alanda Demirin güneş sistemindeki füzyonla oluşamaması bir yana.. (10 kat büyük güneş gerekli) Dünya da ki miktarın Van-hallen kuşaklarının şuan ki görevini tam gerçekleştirecek mikatarda olması bir yana, bu görev için demirin sıvı halde bi eksen dahilinde manyetizma yaratmasının zorunluluğu bir yana koyduğumuzda makro verileri teleolojiyi gitgite desteklediği görülebilir. (İnsani ilkeler ) , bu ince ayarlı mekanizmanın en nihayetinde biyolojik yaşamın var olması ve çoğalması için ve sürüdürülebilmesi için (hemoglobin kan üretimi vs) zorunluluk teşkil etmesi sanırım sizin gibi sorgulayan akıllara da mikro düzeyde bir şeyler gösteriyordur.

      Bunlar yetmiyormuş gibi tüm bilişsel kültür ve teknolojinin demirle başlamasını ve medeniyetimizin buna dayanmasını eklersek , birde bu verilere teolojik metinlerde demire yapılan ”özel”vurguları dahil ettiğimizde iş birileri için daha da içinden çıkılmaz boyutlara varıyor.

      En sonada sizin üretkenlikle ilgili takıntınızı oldukça verimli ve sürekli yayınlar yaparak ” önden yüklemeli evrimin” biyolojik kanıtlarını oldukça detyalı şekilde ortaya koyan Mike Gene sitesini vererek sonlandıralım. Blogumuzu incelerseniz çeviri metinlerinin büyük çoğunluğunun ona ait olduğunu fark edebilirsiniz..ve ayrıca makalelerin tarihlerinede bakarsanız kendisinin üretkenliğinin sizi tatmin edeceğini düşünmekteyim.

      http://designmatrix.wordpress.com/

      Sizede iyi sorgulamalar..

  2. cevapların için teşekkürler

    sorularımı sanki biliyormuşumda iğneliyormuşum gibi algılamışssın kesinlikle alakası yok askerden yeni geldim sayılır koşturmacayı yeni bitirdim ilgi alanımada yeni dönüyorum behenin 1 yıla yakın süredir yazmadığını görünce şaşırdım sadece, bu arada kan pıhtılaşması-bağışıklık sistemi vs örneklerin tamamı tek tek inceleneerek hepsi için bir darwinci yol ortayamı çıkarıldı burayı tam anlayamadım bizim DBB de okuduğumuza göre bunu yapmak imkansızdı bu yüzden behe dover mahkemesinde birçok makaleyi incelemsine gerek olmadığını söylemişti yani şöylede sorabilirim co-option (buda beyse) mekanziması ile teorik olarak her türlü İK ypının rahatlıkla random mutasyonlar ile evrilebileceğimi gösterilmiştir ? aydınlatırsan sevinirim

    İşin evrenbilim boyutu tamamen bir yaratıcıyı gösteriyor zaten buna itiraz eebilecekleri fazla bir argüman yok dediğin gibi sadece sırf eleştirmek için paralel evrenleri göseriyorlar bununda bir masaldan farkı yok zaten tanım gereği asla bulunamazlar onlara göre eğer milyar kere milyar evren varsa süper evren içinde illaki bizimki gibi bir evren ortaya çıkacak demekten ibaret bana göre buda yanlış muhtemelen sürekli hata olacaktır

    Müsait olduğunda akıllı tasarımın en çok eleştirdiği konulardan biri olan rastgele mutasyonlar ilede ilgili bir yazı yazsan seviniriz tekrar iyi çalışmalar

  3. Artık nette kendi isminle yorum/düşünce üretmeyen herkese karşı böyle mesafeli bir şüpheciliğim var. Sizinle alakası yok. Blogunuzu incelemeden yazmışım kusuruma bakmayın. (daha önce incelememe rağmen) Birde gün içinde geç saatlerde dikkat dağılıyor, bunun da etkisi olduğunu düşünüyorum.

    Michael Behe’nin gerçekten büyük bir ailesi var..Kanımca ailevi bir nedenden dolayı ara vermesi büyük olasılıktır.Diğer olası nedenler hakkında bir fikir yürütemem.Birde Behe gibi aklı selim bir bilim adamı din-bilim spekülasyonları ve çatışmalarından metalanan güruhtan uzak kalmayı isteyebilir.Çünkü Behe benim burada savunduğum gibi evrimin temel mekanizmalarını ,ortak atanın homolojik verilera dayalı çıkarımını ve M.Gene benzer bir evrimsel modeli savunuyor. 3.Yolu tercih edenler daima diğer iki uç tarafından lanetlenir.Çünkü ne o ne budur..olası diğer yoldur.Robert Boyle dediği gibi ikisinide daha anlamlı ve gerçekçi bir seviyeye taşır. Tabi bu belirli bir inanç ve inançsızlığı bilim üzerinden değerlendirmemekle/pazarlamamakla mümkün..halbuki insanın doğası tartışmacıdır ve zanlara uymaya daha meğillidir. Bulutlara baktığında ne görmek isterse onu görür.

    İndirgemnemez komplekslik bazı yapılarda hala mevcudiyetini korumakta (gözün parçaları,cilialar vs..) fakat bunlar asla indirgenemez demek değil çünkü Matzke kamçının bir önceki aşamasını oldukça başarılı bir şekilde açıkladı ve indirgenerek homolojik verileri sağladı. Fakat bunun sadece ve sadece bahsettiğim yan işlevli proteinlerle mümkün olduğuda ortaya çıkmış oldu.

    Yan işlev kısaca temel görevi çok farklı olan bir proteinin birden mutasyonlar sonucu kendi görevinle alakalı olmayan başka bir görevi üstlenebilecek bir yapıya kavuşması, ya da bu tip diğer başka proteinlerle birleşip yine mutasyonlar sonucu bozulan stabilite/kararlılığı denge haline sokacak işlevi yerine getiren orta karmaşıklıkta ki proteinlerce oluşturulan bir ”pre-adaptasyon” örneğidir.

    İlk başta bu açıklamayı okuyan ve konuyla alakası uzaktan biri için belki olası gelebilecek bir açıklama oluştursa da , biyoloji ile yakından ilgili kişiler için bir proteinlerin aminoasit dizgesinin RNA süreçlerinin hassaslığını bilen, her proteinin görevinin doğrudan onun ”3D şekliyle” alakalı olduğununun farkında olan ve mutasyon gibi süreçlerin bu hassas yapıyı değiştirip yeniden bir üst yada yan görevi bir yada birleşkeden oluşmuş birkaç proteince sağlamasının Darwkins’in kör saatçisiyle ne kadar uzlaşmaz ve taban tabana zıt içerikler olduğunu kavarayabilir. Bu hem olasılıklar açısından uzlaşmazdır, hemde halihazırda var olan bu fonksiyonların taşıdığı teleolojik anlamlar açısınan Darwinciler için katlanılmazdır.

    İşte Matzke kamçıyı indirgeyerek aslında ilk başta onu yanlışlamış gibi gözükse de bir karşıtın yapabileceği en büyük katkıyı sağlamıştır. Elbet bu katkıyı açan yolu M.Behe indirgenemez karmaşıklık fikrinin açtığını söylememiz gereklidir.

    Yan işlev bir çok isme sahiptir..fonksiyonel değişim (functional shift), yan seçenek (co-optation) , yeni parçaların işleme alınması/işlerliği (recruitment), erken-öncül uyum /pre-adaptation) …vs görüldüğü gibi biyoloji içersinde bilinmeyen bir durum değil fakat kamçıya kadar mikro düzeyde bu denli özenlleşmiş ve karmaşık proetin yapısına sahip olanı nedense ? araştırmalarda keşfedilememişti. Teşekkürler Matzke…

    Bakın sadece pre-adaptationın evrimsel biyolojideki açıklamsı bile teleolojik içeriği doğrudan ortaya koymaya yeter;

    ”In evolutionary biology, preadaptation describes a situation where an organism uses a preexisting anatomical structure inherited from an ancestor for a potentially unrelated purpose.”

    Buna kendimizden basit bir örnek vermemiz gerekirse Gephyrin proteini ele alabilriz. Gephyrin ciğerlerde, böbreklerde,karaciğerde,spinal kordda ve beyinde bulunur.Bilinen temel görevi beyinde yer alan reseptörlerin sinyallerinin taşınmasınıda yardımcı görev üstlenmesidir. Fakat bu protein Moco olarak adlandırılan molybdenum yardımcı etken adlı bir yapının sentezlenmesinde görev olan bir enzim görevide görmektedir. Araştırmalarda görülmüştür ki geophyrin yapısı proteinlerin inşa edilmesinde için düzenli bir yapı iskeleti oluşturmada kullanılmak için ideal bir içeriktedir. Böylece diğer proteinler onunla birleşebilir. Kısava Gephyrin bitki ve bakterilerde gözlemlenene Moco aktivitelerinin yerini tutabilen işlevler üstlenebilmektedir..

    Bunlara bir kaç örnek daha eklemek istersek; SMCD proteini, Phosphoglucose isomerase,Phosphoglycerate, Pyruvate Kinase, ve benzeri 60 kadar daha yan işlev mekanizması bilinmektedir. (Verileri aldığım kaynak araştırma 2004 yılında yayımlanan Mike Gene- ”The Design Matrix ”kitabındadır. s.161-162) 2010 kadar sanırım bir bu kadar daha eklenmiş olması olasıdır.

    Bu tür bulgular birkaç tane olsa belki şansın o kutlu yaratıcı gücü ile Darwinciler için açıklamada ya da anlatmakta pek sorun yaratmayabilirdi.. ama bu yapılar biyoloji ve zoolojide her yerde karşılarına çıkmaya başlayınca birde güya taksonomide ”basit” dedikleri (ki gene basit demek bile bir teoloji içerir) canlı yapıların içersinde daha önce karşılaşmayı ummadıkları derece farklılaşmış protein yan işlevleri ile karşılaşınca köşeye sıkıştılar.Başta attıkları ”halelujah biz kazandık AT” öldü naraları kursaklarında takılı kaldı.

    Bu konuları teleolojinin makro boyunu ele aldığımız ve teleolojik evrimin sadece biyolojide değil evrenin ilk anında beri sürdüğünü ve belirli bir amaca doğru yönlendirildiğini gösteren makale altında yapmak zorunda kaldık. Bu konuyu daha derin olarak diğer makalelerde ele alacağımı belirterek burada müsadenizle noktayı koyuyorum.

  4. matzke indirgenemez karmaşıklığı şiddetle savunulan bir yapıyı indirgediğine göre akıllı tasarımın en büyük iddiası çürümüş olmuyormu?.akıllı tasarımın dayandığı en büyük dayanak çökmüş oluyor böylelikle.akıllı tasarımı da gömdük buyrun cenaze namazına!!!

    • Eleştiri-yorum katkı sağlamak varsa yanlış bir algılama ya da bilgilendirme,bunu düzeltmek veyahut yanlış anlamayı ortadan kaldırmak için uyarmaktır. Tabi bilmediğimiz bir veriden haberdar etmek ya da kendi bilmediği ile ilgili bir şeyi bildikleri üzerinden sorabilmektir te! Yoksa sizin burada yaptığınız gibi ” birisi bunu yaptı ve gördük ki ben haklıymışım ” yozluğundan öte gidemeyen bir polemik karadeliği oluşturur. Fakat materyalistlerin bu haline ”oldukça alıştım” hatta adapte oldum diyebilirim :)

      Bir önceki yorumu okuyupta bu yorumu yazdıysanız ”scoptomanızla” iyi günler dilemekten başka çare kalmıyor…Bir diğer durum ise akıllı tasarımı sadece biyolojiye indirgemek çünkü herşey ne de olsa indirgenebilir mantığıyla hareket etmek bilimsellik maskesi oluyor. Oysa bu makale doğrudan kozmoloji ile alakalı , tamamen manyetik alanın demirle olan doğrudan bağı ve bunun insani ilkelerle olan zorunlulukları üzerineydi. Öyle bağıntılar ki bu astronomik öncüller oluşmasa makalede belirtildiği gibi hayatın başlaması bile mümkün değil…!

      Fakat makalede verdiğim veriilere söylenecek söz kalmadığından olsa gerek güya bir zafer edasıyla bu yorum moleküler biyoloji üzerinen yazılabiliyor. İşin garip yanı bu tip bir yoruma başka bir yorumda halihazırda cevap vermişken bile.. orada akıl erdirebilen materyalistler varsa bu makaledeki teleolojik verileri internet üzerinde teolojik metinler içersinde araştırsınlar. (mesela Demir bu metinler içersinde nasıl geçiyor ?) Kendine meydan okumak isteyenler için iyi bir başlangıç olur.

      Sayın Matzke’ye teşekür borçlu olduğumuzu kaç kez ifade etmem gerekecek bilmiyorum. Hem Darwinciler hemde asarımcılar olarak çok şey borçluyuz.Yeterki ham verileri kendi bilgisizliğimizle harmanlayarak bir şeyi ispat ya da red etmiş olmayalım…

      Son verdiğim yorum cevabı (Bekir beye olan) okunmayıpta bu yorum yazıldıysa zaten ilk cümle bile gereksiz kalıyor!

  5. bu ne perhiz bu ne lahana turşusu…benim materyalist olduğumu nerden çıkardın bu bir….matzke bir yapıyı,indirgenemez olan bir yapıyı indirgiyorsa,indirgenemezlik iddiası doğrudan çöpe gider bu iki(sen kabul etmesen de)…ayrıca yukarıdaki açıklaman inan hiç tatmin edici değil bu üç…matzkeye teşekkür etmesi gerekenler sizin tam karşıtınız olanlar bu da dört….akıllı tasarımı sorgulayan herkesi materyalist olmakla suçlama,ben sadece sorgulayan biriyim bu da beş…….

    • Hayata dair indirgenemezliğin (hayatın nasıl başladığından tutun cilium,göz ve diğer indirgenemez yapıılar) Darwinciler için neden indirgenmek zorunda olduğu (naturalist determinizm) ile ilgili uzun felsefi açıklama yaparak vakit kaybetmeye aslında gerek yok. Nede olsa açıkca anlamak istemediğiniz yorumunuzdan belli oluyor. Daha doğrusu kendinin ne olduğunu bilmeyen bir müridle karşı karşıyayız diye düşündüm yorumunuzu okuduğumda. Savunduğunuz şey ile ”ben böyle değilim deme” arasındaki Zenon paradoksu gibi bir ilişki size bir şey anlatmaya çalışmanın aslında beyhude olduğunu gösteriyor. Hem naturalist deterninizmi savunacak hemde ben materyalist değilim diyeceksiniz…Fakat biz iyi niyetimizi kaybetmeyelim. Burada yayın amacım kendi teleolojik evrim (kozmolojik-biyolojik-sosyal) fikrimi dayatmaya değil yanlış çıkarımlarımdan varsa terk etmek ve okuyucuları ikna etmek/etmeye çalışmaktan öte temelde bir perspektif sunabilmektir…

      Bakın teşekkür etmesi gerekenler listenizde biz olmadığımız için çok üzüldük fakat ben ve benim gibi düşünenler ( Mike Gene) Sayın Matzke’yi tebrik edip araştırmasının sonuçlarının bizlere neyi gösterdiği üzerinde kafa yorduk .M.Gene ile yazışmalarımda ve kendi yazılarında bu çalışmanın Tasarım argümanı için değerinin daha sonra anlaşılacağını belirtmişti. Kendisi Maztke çalışmasından evvel (2004) bu yapıların indirgenebilirliğin sağlanması için olası adaylar olduğunu kitabında ”ayrıca’ belirtmişti. Kısaca Yorumda özetlediğim çıkarımları savunuyoruz.Elbette kamçının tasarlanmış olduğu iddiasını zayıflatan bir araştırmadır. Fakat gömülü tasarımlar içinde umutlanmamızı sağlamıştır. Belkide Maztke’nin en büyük katkısı Yaratılışcı-evrimi red eden akıllı tasarımcılara vurduğu evrimsel darbedir.Buda beni memnun etmiştir. Fakat indirgenebilmesinin nasıl indirgenebildiğinin önüne geçmesi sebebiyle bu değerli çalışmanın sadece ”anlaşılmak istenildiği gibi anlaşıldığını” düşünüyorum. Bu yan işlev meknaizmaları olmasa bizim içinde geçerli olabilecek bir söylem olurdu. Ayrıca Maztke’ye teşekkür ile ilgili Mike Gene’den şu makalelerini öneriyorum;

      http://telicthoughts.com/congratulations-are-in-order/

      http://designmatrix.wordpress.com/2009/03/28/evolution-of-bacterial-flagellum/

      İşin garibi Matzke verileri ve bunların gösterdiği gerçekler, yan işlev mekanizimalarının daha önce zannedilene göre şansa dair kutlu çıktılardan çok daha büyük işlevlerinin olduğunu ortaya çıkardı. Maztke sayesinde öğrendiğimiz gerçek ; bu yapılar olmasaydı kamçının indirgenebilirliğinin açıkça mümkün olmadığıdır. Madem ki değildir, o zaman bu yapıların oluşumları,işleyişleri,gereklilikleri ve sistem için gerekli stabilite hususunda holistik manaları üzerine açıklama getirmekte gereklidir. Maztke Mike Gene bu konuda getirdiği açıklamlara itiraz etmiş değildir! Yan işlev mekanizmaları indirgenemezlikten çok daha kuvvetli bir tasarım argümanı oluştursada daha oldukça yeni bulgulara dayanmakta ve üzerlerinde gerektiği kadar arştırma henüz yapılmamaktadır. Şahsen keşfedilen yan işlev (co-option) mekanzimaları arttıkça (özellikel orta dereceli proteinlerin üçünün ya da dördünün oluşturdukları) bu konuda sususkunlukta artacaktır kannatindeyim.

      Size ve diğer sorguluyan ilgililere iki makale öneriyorum;

      http://designmatrix.wordpress.com/2009/05/28/front-loading-and-preadaptation/

      http://designmatrix.wordpress.com/2009/01/18/unlocking-a-buried-potential/

      http://designmatrix.wordpress.com/2009/08/19/front-loading-hedgehog/

      Bunlar biyoloji bilen birine tasarımın varlığını fısıldamıyorsa , konu hakkında elden yapılabilecek başka bir düşünsel katkı olduğunu düşünmüyorum..!Sadece saymayı bildiğinize sevinmekten başka bir şey şuan elimden gelmez..

      Ayrıca belirtmek istiyorum ki bu makalem kozmolojiye dair bir makale !! Yukarıda verdiğim makaleler sitemde kısa zaman içersinde yer alınca, bunların altında konuyu tartışmak daha akılcı olacaktır. Bu makaleye dair itirazlar ya da yanlış bilgi aktardığıma dair izlenimler, veyahut kurduğumuz bağıntıların olmadığına dair verileri olanlar varsa beni uyarsınlar. Bu sayede varsa yapılan hayatı düzeltme şansımız olabilir. Yorumlarımda spekülatif kara delikler ve ikna odalarından kaçınmak istediğim bilinir. Bu sebeple bunlar dışında söyleyeceğiniz bir durum yoksa iyi sorgulamalar diliyorum..

Yorumlar kapatıldı.