DARWIN DOĞMASAYDI….?

Mustafa Ajlan ABUDAK

Evrim teorisinin bugün meydana getirdiği tartışmalar bizi bilim felsefesinden alıp tersine mühendislik uygulamalarına kadar uzanan bir entelektüel maceraya sürüklüyorsa, şüphesiz bunda en büyük pay Charles Darwin ve Alfred Russel Wallace’sındır.

Ortaya koydukları mekanizma, doğayı insan aklının anlayabileceği bir kategorik düzleme indirgeyerek bugünkü bilim dünyasının temel yapı taşlarından birini meydana getirmiştir. Fakat maalesef aynı zamanda Charles Darwin, isminin sonuna -izm eklenerek bilimin ‘tarihine geçip sosyal ve ideolojik olarak tüm kültür yapısını etkileyen tek bilim adamıdır. (Lamarkizm az bir süre bu tekilliği bozmuş olsa da. Bugün geniş kabul görmediği için hipotezden ideoloji macerası yaşayamamıştır.) Bu evrimle adı nedeyse aynı anlama gelen bir bilim adamının söyleminin ya da söyleminden yola çıkarılarak oluşturulan modern sentez türevlerinin artık bir ideoloji olduğu anlamına da gelmektedir.

Elbette bunun olmasını garipsiyor değilim. Stephen Jay Gould dediği gibi;

Bilim, nesnel bilgilerin mekanik biçimde toplanması ve mantık yasalarıyla kaçınılmaz yorumlara ulaşılması değildir; gerçek bir insan etkinliği örneğidir. 1

Bu sebeple Darwin ve Wallace’nın söyleminin bilim dünyasında bir ortaçağ hesaplaşmasına dönüşmesi çokta yadırganmayabilir. Fakat tüm uçlar birbirinin varlığından varlık bulur. Siyah ve beyaz gibi birinin kavramsal yokluğu diğerinin varlığını kutsar ama diğerinin yokluğu ötekinin varlığının bir zorunluluğudur. Darwin yazdığı baş yapıtla, antik Yunandan ve Hint’den beri yapıla gelen canlılığın kökenine dair tartışmalara Aristo ile birlikte en büyük katkılardan birini yapmıştır. Darwin’in kitabı gerçektende bir milattır.

Darwin’in bir insan olarak kendi içsel yolculuğundaki samimiyeti bugün bile onun yılmaz takipçisi olduğunu iddia edenlerin kavrayamadığı bir durumdur. Darwin’in doğal seçilim ya da ayıklanma adını verdiği mekanizmayla başlattığı doğanın özünün insan aklı için anlaşılabilir olması süreci bugün hala devam etmektedir. Bilim kendi doğası gereği ilerler (İlerleme kesinlikle evrim anlamında kullanılmamıştır) ve yeni bulgularla kendini geliştirir ve yeni bakış acılarıyla gerçeğin özüne giderek daha da yaklaşmayı amaçlar. İşte belkide Darwin, bu gerçeğin kuramsallaşması adına insanlığın bilinen yazılı tarihindeki en büyük girişimlerden birini gerçekleştirmiştir. Darwinin eseri bizlere koşulsuz kabullün ve aklın süzgecinden geçmeyen açıklamaların ve inanışların esaretinden kurtarma adına gerçekleştirilmiş önemli bir dönemeç noktasıdır. Maalesef bugün onun açtığı bu yolu, onun adını şiar edinerek kullanan Darwinizm yanlıları, tıpkı ortaçağ kilise babaları gibi bir skolâstik yapıya büründürmüşlerdir.

Darwin, kendinden önceki 2000 yıllık doğal teolojiyi sorgularken karşılaştığı sıkıntıların en büyüğü, var olan ”paradigmanın sorgulanılmasına” duyulan bağnaz nefretti. İşte bu bugün onun kendi teorisini sorgulayanlarında başına gelenleri görseydi en çok üzülenlerden biri olacağına eminim. Belki de bugün yaşasaydı kraldan çok kralcı olanların hegemonyası altında bir bilim dünyasında sorgulanamayan yegane teorinin sahibi olarak kendini epey rahatsız hissedecekti. Çünkü sorgulanamayan şeyler ancak ve ancak dogmalardır. Buda bir bilim adamının kendi bilim anlayışı için kabul edebileceği bir şey değildir.

Bugün Türkiye’deki popüler medyada varolan Darwinizm bizlere yukarıdaki durumu anımsatmaktadır. Bir ideoloji olarak Darwinizm, Türkiye’de siyasal içerikli bir araç olarak pozitivizm ve natüralizmin hizmetindedir. Bir sağlama ya da doğrulama aracı olarak, bu çevreler için yokluğun ispatının delilidir. Daha doğru bir ifadeyle ateizmin alet çantasının olmazsa olmazıdır. Bu insanlar için Darwinizm yada onun evrim teorisi  gerçekten bir bilimsel teori olsaydı, teorinin tartışılması, sorgulanması ve var olan teori üzerinden yola çıkılarak daha kapsayıcı (tümden gelim ve tüme varımı kullanabilen)  teorilere ve sonuçlara ulaşılmasını destekleler ve eleştirisel düşüncenin özünün ilk olarak kendi düşünce eksenini eleştirebilmek olduğunu içselleştirebilirlerdi.

Darwin doğmasaydı ….bugün belki de ne bilimin birçok alanında yapılan çalışmalar var olurdu, ne de biz bu tartışmaları yapabilecek bir bilgi seviyesine varabilirdik. Her ne düşüncede olursak olalım Darwin bizleri kendisiyle uzlaşma sağlamamız için zorlamaktadır. Çünkü oluşturduğu teori gerçeğin büyük resminin anlaşılması için insanlığın attığı en büyük adımlardan biridir…

…İYİ Kİ DOĞDUN DARWİN….

DARWİN’İN DOĞUMUN 200.YILI ile ilgili en önemli etkinlikleri aşağıdaki net adresinden öğrenebilirsiniz;

http://www.darwin200.org/

‘’Bundan sonraki yazılarımızda Darwinizmi, bir hayat ideolojisi ve siyasi bir araç olarak içselleştirmiş insanların (yazar, medya ve akademisyenlerin) aslında Darwin’in söyleminin tam olarak neyi içerdiğini bile bilmediklerini gösteren yazıları ekleyeceğiz. Ayrıca akıllı tasarım düşüncesini destekleyen yönlendirilmiş evrimle ilgili teknik makaleler ve Darwinizm bir ideoloji olarak bilim felsefesi içersindeki tutarsızlıklarını da konu edinenen yazılarımız olacak.’’

Kaynakça;
1. Stephen Jay Gould – Darwin ve Sonrası ‘’Doğa Tarihi üzerine Düşünceler’’ s.169 Tübitak Yayınları

Reklamlar