DARWIN VEYA TASARIM

Sizlere Jason Rennie‘nin hazırladığı muhteşem bir eseri tavsiye ediyorum. Buradan AT’nin temel argümanları hakkında detaylı bilgi edinebilir.

Ayrıca hangi yönlerden Darwinizme itiraz edildiği ve hangi açılardan Darwincilerin AT’yi eleştirdiklerini önemli bilim insanlarının soru-cevap yöntemiyle yapılan röportajlarından kavranabileceğini umuyorum. Röportajlardan oluşan bu ses-kitabı ile (audio book) genel AT konseptini kavranabilir.

AT ‘ nin çeşitli kolları hakkında (uncommon descent, common descent, front-loading evolution) da en yetkili ağızlardan açıklamaları bu eserde bulabilirsiniz. Bu eserin blogun okuyucu yada katılımcıların akıllarındaki çoğu soruya bir cevap niteliği taşıyacağını düşünmekteyim.Detaylı bir konferans niteliğindeki kitabın içeriği şu şekilde;

Darwin or Design

Chapter 1 : PZ Myers, An overview of Evolution and ID 15:48
Chapter 2 : Sean Carroll, What is Evo Devo ? 20:17
Chapter 3 : Nick Matzke, Can the flagellum evolve ? 29:27
Design in the ID advocates own words

Chapter 4 : Salvador Cordova, What is ID ? 20:20
Chapter 5 : Mike Behe, What is Irreducible Complexity ? 17:51
Chapter 6 : Angus Menuge, Agency and how to identify it 18:28
Chapter 7 : Guillermo Gonzalez, The Privileged Planet 17:26
Chapter 8 : Joey Campana, Does ID research actually exist ? 26:17
Non-Darwinian approaches to Evolution and Common Descent

Chapter 9 : James Shapiro, Sentient Cells ? 33:50
Chapter 10 : Mike Gene, What is Front Loading ? 23:37
ID’s critics

Chapter 11 : Elliot Sober, ID and the Philosophy of Science 10:46
Chapter 12 : Scott Turner, The problem of Design 24:02
Chapter 13 : Glenn Morton, Can ID work in Biology ? 15:19
Chapter 14 : Ryan Nichols, Are ID and Theology Inseperable ? 14:28
Chapter 15 : Georgia Purdom, Isn’t ID just Creationism in Disguise ? 21:44
ID, The Philosophy of Science, History and The Law

Chapter 16 : David Livingstone, Evolution and Christianity, The History 32:37
Chapter 17 : Del Ratzsch, Can ID be Science ? 25:38
Chapter 18 : Massimo Pigliucci, Evolutionary Epistemology and ID 28:34

Chapter 19 : Henry Schaefer, Science and Religion 14:40
Chapter 20 : Donald McConnell, Intelligent Design, Creationism and The Law 34:42
Chapter 21 : Steve Fuller, ID & Social Epistemology 19:11
ID in the Wild

Chapter 22 : John Davison, The Price of Dissent 35:26
Chapter 23 : Denyse O’Leary, ID & The Media 22:51
Chapter 24 : Geoff Simmons, Darwinism, ID & Medicine 27:40
Chapter 25 : Rob Sawyer, Calculating God 25:27

http://darwinordesign.com

Konularında röportajların ses dosyalarını bulabilirsiniz;

http://podiobooks.com/title/darwin-or-design

not; Da Vinci’ye faydalı önerisi için çok teşekkür ediyorum.

Reklamlar

124 thoughts on “DARWIN VEYA TASARIM

  1. not; WordPresste görsel menü kısmında ve kod kısmında sorun yaşıyorum.Bu sebeple bazı eksiklikleri hoş göreceğinizi umuyorum.Bilginiz dahilinde ise mail atıp düzeltmeme yardımcı olursanız sevinirim.

    Aynı sorun bende de olmuştu. Kullanıcı profilimden dili İngilizce’ye çevirdim. Düzeldi. Aynı şey İZlenimler’den Fethi beyde de olmuş. Ona da bunu tavsiye ettim. Onda da işe yaramış. Bir deneyin bakalım.

  2. Mike Gene’in evrim konusundaki pozisyonunu belirtmesi açısından konuşmadaki ufak bir bölümü aktarmak istiyorum:

    Mike Gene: “As a front-loader, I disagree with the creationists. I accept evolution.”

    Bunu şunun için belirtmek istedim. Bu sitede bazı AT’yi savunanlar evrimi kabul etmiyor ve Mustafa beyin veya bu konuda söz sahibi kişilerin de evrime karşı çıktığını sanıyor. Bunun açıkça ortaya konması gerektiğini düşündüğüm için bu alıntıyı yaptım.

  3. Sayın Da Vinci ve bazı AT yanlısı arkadaşlar arasında gereksiz bir söylem sürmekte, açıklık getirmekte yarar var.

    Bu sitede asla ”Evrim” tartışılmamıştır. Evrim bilimsel bir gerçekliktir.Bu sitede bunu yönlendirilmeden, kör şansla ve amaçsız, doğal süreçlerle oluştuğu söylemine yani Darwinizme karşı çıkılmaktadır.Bu site ”Yönlendirilmiş evrimsel patikalar ve bunun ortaya çıkardığı tasarımlara adanmıştır”.

    Bu sitede karşı çıkılan sadece (ateist) naturalist-materyalist Darwinciliktir.Bu sitede ayrıca bir paradigmaya sarılıp, çok iyi bildikleri şeyler hakkında gün günden duvara toslayan skolastik akademisyenlece AT’ye karşı uygulanan desenformasyonu (sadece yaratılışcı söylem yada onun maskeli hali olduğunu) ortadan kaldırmak için çalışılmaktadır.

    Bu konuda (AT’ni Tasarımcı ve Tasarım çıkarımı hakkında) en iyi cevaplardan birini şu bölümde bulabilirsiniz ;

    Chapter 6 : Angus Menuge, Agency and how to identify it.

    Tüm kitabın dinlenmesi genelleyici sığ (straw man) yorumlardan sizi koruyacaktır…

  4. Bunu şunun için belirtmek istedim. Bu sitede bazı AT’yi savunanlar evrimi kabul etmiyor ve Mustafa beyin veya bu konuda söz sahibi kişilerin de evrime karşı çıktığını sanıyor. Bunun açıkça ortaya konması gerektiğini düşündüğüm için bu alıntıyı yaptım. (DAVINCI)

    Evrimi kabul etmemek başka şeydir, onun bilimsel olmadığını kabul etmek başka şeydir.

    Mustafa beyin evrimi bilimsel gerçek olarak kabul etmesi evrimi bilimsel gerçek yapmaz. Michael Ruse evrim bilimseldir dedi diye teori bilimsel olmaz. Bilimsel olmanın koşulları bellidir, bilimsel bir şey, ne birinin dediğine, ne kurumların kabulüne, ne de hakemli dergilerin referansına muhtaçtır. Bir şey bilimselse bilimseldir, onun bilimselliği kurumlar, dergiler ve bilim adamlarının kabullerinden bağımsızdır.

    Ben kendimi ani yaratılışa yakın görmeyip yönlendirilmiş evrime yakın görürüm, ama evrimin bilimsel kriterleri karşıladığını söyleyemem. Daha doğrusu benim karşı çıktığım şey, aynı sınır ölçütlerine muhatap olan söz konusu iki teori arasında bir ayrım yapılamayacağı halde önsel endişeler yüzünden birini kayırıp diğerinin saf dışı bırakılmasıdır. Bunu söylemiyor oluşum sizi rahatsız etmiş anlaşılan. Evet, evrim bilimsel bir gerçek falan değildir. Bunun nedenlerini daha önce açıkladım, dileyene daha detaylıca da açıklarım.

    Ama bilimsel gerçek olmayan doğrular vardır, evrim de onlardan biri olabilir.

    Canlıların kökenine ilişkin kabaca üç temel açıklama biçimi vardır.

    1. Türeme
    2. Tasarım
    3. Yaratılış

    Bu üç açıklamanın apriori olarak birbirlerine üstünlükleri yoktur. Vardır diyen buyursun açıklasın. Yani hiçbir kabule dayanmadan neden bu üç şıktan birini zorunlu olarak (kabuller dışında) seçmemiz gerektiğini açıklayacak.

    Bunu yapabilen tek bir kişi yoktur dünyada. Olamazda. Çünkü açıklayacak kişi fasit daireye düşmekten kurtulamaz, bu da bilimsel olmaz.

    Mustafa Ajlan beyin tasarımlı türemeyi kabul ettiği muhakkak. Elde bunu doğrulayacak verilerin olup olmadığı tartışılır. Ben hala doyurucu bir türeme kanıtı göremedim bugüne kadar. Fosiller veya genetik benzerliklerin neden birincil derecede kanıt olamayacağını daha önce yazmıştım. .

    Size ilginç gelecek belki, türeme (yani evrim) yoluyla oluşum, Darwinian şekilde olsa bile tanrıyı yadsımaz. Ontolojisi gereği tanrıyı önsel olarak alan bir tasarımcının (örneğin Mustafa beyin) Darwinian (tesadüfi) oluşuma karşı gelmesi anlamsızdır. Çünkü nedensellik tanrının yaptığı ise, Darwinian süreçte gerçekleşen tüm olaylar tanrının yaptıklarıdır. Tesadüf dememizin nedeni, olaylar arasında neden sonuç ilişkisi kuramamamızdır. Ama tanrı için sorun yoktur.

    İster türeme olsun ister tasarım, mantıksal olarak aynı kapıya çıkar. Great Mutator, nedensel güçleri kontrol ediyor, ama biz nasıl yaptığını kestiremiyoruz, çünkü nedensel süreçlerin enformasyonu, insan deneyine (tecrübesine) göre transcendent’tir. Tesadüf olarak adlandırdığımız şeyler, zaten bilmediklerimiz kümesinde olan şeylerdir. Bu yüzden onlara tesadüf demekteyiz.

    Sonuç olarak tasarım ve türeme görüşlerinde derin farkları yoktur. Sorun tesadüfleri algılayış biçiminden kaynaklanıyor. Darwinian teoriye göre tesadüf, nedenini kestiremediğimiz, amaçsız olarak tanımladığımız olaylar iken, tasarıma göre nedeni bir fail gerektiren olaylardır.

    İkisi de gözlenemiyor, ikisi de test edilemiyor. Sadece isim değişikliğinden kaynaklanan bir fark var. Ha Great Mutator, ha tesadüf.

  5. @akillitasarim

    Size ilginç gelecek belki, türeme (yani evrim) yoluyla oluşum, Darwinian şekilde olsa bile tanrıyı yadsımaz.

    Buradan benim yazdıklarımı hiç okumadığınız zaten anlaşılıyor. Ben tanrı kavramının hiçbir şekilde kesinlikle yanlışlanamayacağını söylüyorum. Yani darwinci evrimin doğru olması demek tanrı yok demek değildir. Ama bu tanrıyı nasıl tanımladığınıza göre değişir. Ama öyle bir tanrı tanımı yapılabilir ki hiçbir şekilde yanlışlanamaz. Ama elbette yanlışlanabilecek tanrı tanımları da yapılabilir hatta tarihte yapılmıştır da :)

    Evrimin bilimselliğiyle ilgili sizinle (kodoman’ın sitesindeki tasarimianlamak sizsiniz diye aklımda kalmış umarım yanlış hatırlamıyorumdur) kodoman’ın sitesinde yeteri kadar tartıştım. Burada tekrar o konuya girmeyeceğim.

  6. davinci

    Buradan benim yazdıklarımı hiç okumadığınız zaten anlaşılıyor. Ben tanrı kavramının hiçbir şekilde kesinlikle yanlışlanamayacağını söylüyorum.

    Ben bunu 12 yıldır söyler ve yazarım, siz kaç yıldır yazıyordunuz? :))

    Not: Benim kastettiğim yadsımazlık İslam Ontolojisidir.

    “-O her an yaratılıştadır” (Ayet)

  7. Not: Benim kastettiğim yadsımazlık İslam Ontolojisidir.

    Ben kesinlikle İslam’dan bahsetmiyorum. Genel tanrı kavramından bahsediyorum. Tanrının özelliklerine ve tanımına göre değişir yanlışlanabilirlik. Sonuçta tanrıları insanlar tanımladığına göre yanlışlanabilir tanrılar da tanımlayabilirler yanlışlanamaz tanrılar da tanımlayabilirler. Bana göre İbrahimi dinlerin tanrısı yanlışlanabilir bir tanrıdır. Ama elbette bu konuya burada girmeyeceğim.

  8. Bana göre İbrahimi dinlerin tanrısı yanlışlanabilir bir tanrıdır (DAVINCI)

    İlginç bir saptama, Abramik Dinler’in tanrısı yanlışlanabilir ise, konu itibariyle Abramik dnlerin ontolojisi bilimsel oluyor. Nasıl olsa doğrulanmada problem yok.

    YANLIŞLANABİLİRLİK: Örneğin “dünya düzdür” önermesi bilimseldir. “yarın güneş doğmayacak” önermesi de bilimseldir. Çünkü bu önermeleri test etmek imkan dahilindedir.

    Bir şey kendinin yanlışlanmasına ne kadar izin veriyorsa o kadar bilimseldir.

    Bir önerme veya kuram, yanlışlanabilme özelliği taşyorsa bilimseldir (M. Ruse). Doğal olarak Abramik Dinler’in yanlışlanabiliyor olması onu bilimsel yapar, bu da İslam’ın ana savının bilimsel olduğu anlamına gelir.

    Bunları ben değil, Darwinist-ateist Davinci söylüyor. Ben tercüman oldum sadece.

    (Not: bu konunun İslam’ın sosyalbilim olarak ele alınması ile alakası yoktur, sakın ola ki “İslam yaşanan bir gerçektir sonuçta, bu nedenle bilimin inceleme sahasındadır” gibi beyhude laf etmeyin, ederseniz ne demek istediğimi anlamamışsınız demektir.)

  9. @akillitasarim

    İbrahimi dinler yanlışlanabilirdir ve yanlışlanmıştır. Ayrıca bilimsellik için sadece yanlışlanabilir olmak yeterli değildir. Mesela sence İbrahimi dinler test edilebilir mi? veya diğer bilimsellik kriterlerini yerine getirebilir mi? Elbette hayır. Benim dinin argümanlarını yanlışlayabiliyor olmam onu bilimsel yapmaz. Kaldı ki ben dinlerin söylediklerinin doğru olmadığı gösterilebilir diyorum. Sen lafı başka bir yerinden anlıyorsun.

    Zafer naraları atarcasına “Bunları ben değil, Darwinist-ateist Davinci söylüyor. Ben tercüman oldum sadece.” demene de sadece güldüm ve durumuna üzüldüm.

  10. davinci

    Yanlışlanmayı yeterince öğrenememişsiniz. Yanlışlanma test edilme ve gözlem kapsamındadır zaten. Bir şey test edilebildiği veya gözlenebildiği sürece yanlışlanabilir.

    Sizi bu yüzden fazla ciddiye almamaya gayret ediyorum, zira biliyormuş gibi yapan ama aslında bilmeyen veya konuya yeterince vakıf olamamış kişilerle tartışmanın yersiz olduğunu uzun yıllar tecrübe etmişimdir. Siz en iyisi talkorigin tercümanlığına devam edin…

    Syg..

  11. @akillitasarim

    Sen gerçekten komik bir adamsın. Seninle tartışma zahmetine niye girdiğimi de bilmiyorum. Aslında umrumda da değilsin. Ben sana senin tanrın yanlışlanmıştır diyorum sen kalkmış yanlışlanabilirse bilimseldir gibi komik birşey söylüyorsun.

    Ayrıca birşey yanlışlanabiliyorsa o şey bilimseldir diye birşey yok. Buna ancak el insaf denir :))

  12. Eee? Öğrenebildiniz mi yanlışlanmayı? Yoksa sadece ezbere adını mı biliyorsunuz? Ben ezbercileri iyi tanırım da :)

    Şimdi, bence bu şekilde kıvırma bahanelerine sığınmak yerine açıklama yapmalısınız.

    Dünya düzdür önermesini sizin gibiler anlasın diye vermekteyim. Çünkü bu önerme test edilebilen ve gözlenme olanağına sahip olan bir önermedir. Bilimsel önermeler test edilebilme ve gözlenebilme olanağına yani aksinin gösterilmesine imkan tanıyan özelliğe sahiptir. Metodolojide buna yanlışlanma deniyor. ANLADINIZ MI?

    Yok sanmıyorum da, yine de sormakta faide var.

    Şimdi, dediğinizin arkasında duruyor musunuz durmuyor musunuz? :)

  13. son 5-6 yorumu okudum şimdi. Kelime oyunları ile söylenmemiş şeyi söylenmiş gibi gösterme çabası var sanki :) Yanlışlanabilirlik o kadar anlaşılmaz birşey değildir, fakat bir mantık hatası var. Birşeyi yanlışlayabiliriz. Fakat evrensel bir yanlışlayıcı bulmak ayrı birşeydir. Örneğin Irreducable Complexity yi flagellum açısından çok güzel bir şekilde yanlışlayabilirsiniz. Fakat Irreducable Complexity yanlışlanmış mı oluyor? Hayır olmuyor maalesef, sorun da tam burada işte. Evrensel bir yanlışlayıcısı yok. Irreducable Complexity uygulamasını başka bir moleküler sisteme kaydırıp aynı iddiaları devam ettirme durumu var. Aynı mantık hatası tanrı meselesinde de var. Bir tanrının varlığı meselesindeki çeşitli iddiaları yanlışlayabilirsiniz. Fakat bilimsel anlamda evrensel bir yanlışlayıcısı yoktur. Tanrı fikri bilimin kapsamı alanı dışındadır yani. Dilerseniz bu kavramın fikir babası K.Popper ın yanlışlanabilirliği evrim teorisi bağlamında nasıl tartıştığına bir göz atın. Kelimeleri teker teker ayırıp yanlızlaştırarak değişik anlamlar yüklemeye gerek yok.
    Yoksa bu iş kolay olurdu, bir teori kurar, güneş üçgendir gibi yanlışlanabilir bir hipotez ortaya atar teorimin bilimsel olduğunu iddia edip avrupa bilim fonlarından ödenek alabilirdim, ama sanırım vermezler. Ayrıca yanlışlanabilirlik önemli 7-8 tane kriterden yanlızca birisidir.

  14. Eğer bir din “bu benim dinimin kitabı ve bu Tanrı’nın sözüdür, Tanrı herşeyi bilen, herşey gücü yetendir” gibi önermeler yapıyorsa o kitap sayesinde o din yanlışlanabilir. Yani bazı çelişkiler, olgusal yanlışlıklar bulunursa o dinde çelişki bulunmuş olur. Elbette bilimsel bir teorideki gibi yanlışlamadan bahsetmiyoruz burada. Zaten dinler de bilimsel argümanlar koymuyor ortaya. Yanlışlanmadan bahsettiğim içeriğinde yanlış şeyler olması. Elbette kutsal kitaplarda anlatılan hikayeler var ve bunların doğru olduğuna inanılıyor. Bunların doğru mu yanlış mı olduğu belirlenebilir. Eğer biz onların doğru olamayacağını gösterirsek bence o din yanlışlanmış olur veya en azından bilimsel bir değeri olmaz söylediklerinin. Yani bilimle çelişen bir kitap olur. Ama insanlar için kutsal kitaplarının bilimle çelişmesi hiç de önemli dğeil gördüğüm kadarıyla. Yani bilimle çelişmesi inananların çok büyük bir kısmını rahatsız etmiyor.

    Ayrıca Sinan beyin dediğine katılıyorum. İK’nin bakteri kamçısı ile yanlışlanması mümkün değildir çünkü bakteri kamçısının evrimleşebileceği gösterildiğinde bu sefer de “xxx kamçısı” veya “xyz yapısı” İK ve evrimleşemez diye öne sürülecek. Bu sebeple İK’nin prensip bazında yanlışlanması gerekir ki bence bu yapılmıştır. Ama AT savunucuları bunları kabul etmiyor ve “bana bakteri kamçısının adım adım evrimini en ince ayrıntısına kadar açıkla” diyorlar. Ama bu dürüstçe bir davranış değil çünkü bu olduğunda sıra diğer yapılara gelecek ve AT’ciler hiçbir zaman İK yapıların darwinci evrimle oluşabileceğini kabul etmeyecekler. Çünkü hep yeni İK adayı yapılar bulunacaktır.

  15. Sayın Da Vİnci

    Mümkünse çevirdiğim son makaleyi de detaylıca inceleyin.Sizin önden yüklemeli evrimsel patikalar ile ilgili istediğiniz bazı bilgiler o makalede mevcut. İK sistemlerde AT’nin ne kastettiğini daha rahata anlayabilirsiniz.Deneysel kanıtlar göstermektedir ki moleküler seviyede indirgenemezlik mevcuttur.Bunu kelime oyunlarının arkasında muğlaklaştırmaya çabalamak boşuna sayın Da Vinci.Gerçi sizin bilime bakış ve dünya algınızda nesnellik beklemek çok saflık olur.

    ” AT savunucuları bunları kabul etmiyor ve “bana bakteri kamçısının adım adım evrimini en ince ayrıntısına kadar açıkla” diyorlar. Ama bu dürüstçe bir davranış değil çünkü bu olduğunda sıra diğer yapılara gelecek ve AT’ciler hiçbir zaman İK yapıların darwinci evrimle oluşabileceğini kabul etmeyecekler.”

    Bir kere savunduğunuz Darwinizm bu şekilde o bahsi geçen yapıların ortaya çıkması gerektiğini savunuyor.Hatta bu Darwinizmin temel prensiplerinden biri.Bunu istemenin neresi dürüstçe davranmamak oluyor? Sizin menfaatinize dokununca, rahatsız edince bilimsel bulguların birden dürüstlüğü mü yitiriliyor.?Darwincilerin dürüstlükten bahsetmesi bana çok duygusal geldi:)

    ”AT’ciler hiçbir zaman İK yapıların darwinci evrimle oluşabileceğini kabul etmeyecekler”

    Eğer Darwinizm bu iddiayı gerçekten doyurucu kanıtlarla destekleyerek ortaya koyarsa bizim bilim adına bunu kabul edip etmeme gibi bir lüksümüz olamaz..Fakat bu lüksten Darwincilerin kendi adına sanuna kadar yararlandığını görünce insan bu kadar da körlük olabiliyor mu demekten kendini alamıyor. Zaten AT yi hala Hristiyasn formasyonlu yaratılışcılık olarak ısrarla görmek istemenizden de başka bir argüman geliştiremeyeceğiniz anlaşılıyor. AT’nin kosmoztaki evrimin anlaşılmasında insan aklı için diğer bir yorum ve algılayış biçimi olduğunu söylemekten yoruldum.Evrim kimsenin tekelinde değildir özellikle Darwinizmin.Darwinizmden çok öncede evrim fikri vardı.Hatta İbrani olmayan dinlerde (Hinduizm ve türevleri) her aşamada(toplumsal kast ve Ruhani nirvana) bunu görebilirsiniz.Bilim içersinde de bilimeyen bir durum tamamen yepyeni bir söylem değildi.Sadece Darwinizm zamanının paradigmasını ruhbanlara karşı güç mücadelesinde kullanmak için evrimi naturalist materyalist bir düzleme çekmeye çalışmıştır.Kendi dinini (ateizm) bilime enjekte etmiştir.Yoksa Evrim evrensel bir gerçek olarak ister inansın ister inanmasın her insanın gerçekliğidir. Yeni makalede aklı biraz olsun düzgün çalışan herkes için birçok İK sistem nedir ne değildir açıklaması içermekte.Bırakında laf ebeliğini varsa itirazınız makalede anlatılan yapılara, linkleyerek mi yoksa kendinizden mi yazarak itirazınızı yapın.Yoksa temcit pilavı tadında yorumlar bizi bilimsel tartışmayı bir yere ulaştıramaz..

  16. “”AT’ciler hiçbir zaman İK yapıların darwinci evrimle oluşabileceğini kabul etmeyecekler. Çünkü hep yeni İK adayı yapılar bulunacaktır.””

    Yukarıdaki cümle bilim-teknik dergisinin Kasım 2001 sayısından alıntıdır.Sayıda Ali Gören’in AT hakkında destekleyen bir yazısı vardı, ama bir yığın da evrimci yazı yayımlandı.Tabi bilim tenkiteki bu bile büyük bir olay.Bilim ve Gelecek gibi materyalist, ateist, dogmatik dergilerde AT’ı destekleyen tek satır bulamazsınız.Bu dogmatik materyalist zihniyetin, enginezasyon zihniyetinden farkı yok.
    Hadi kanıtlayın Bakteri Kamçısının evrimle oluşabileceğini.Asla spekülasyondan öte bir şey getiremediniz evrimciler.İndirgenemez Kompleksliğin ne olduğunu bilmeden böyle başkasının yazılarından alıntılarsınız sadece.

    http://www.youtube.com/watch?v=0N09BIEzDlI Bakteri kamçısı animasyonu.

  17. izin verirsenin yine bir yorum yazacağım.
    Bir teorinin amacı herhangi bir özel durumun şematik adım adım basamaklarını ortaya çıkarmak değildir. Evrim teorisi milyonlarca yıllık bir süreçten bahsediyor. Basamak basamak her bir molekülün hangi evreden geçtiğinin gösterilmesini istemek bu açıdan biraz anlamsız, birşeyi ispat etme gücünde değildir maalesef. Bu şekilde bir talebe verilecek en iyi cevap herhalde, “şunu 80 milyon yıl laboratuvarda gözlemleyin ve aşamaları takip edin” olacaktır. Bakteri kamçısını için mümkün sayısız model sunuldu, İK nın sorunları temel varsayımlarının yanlışlığı defalarca gösterildi. Bunları dolaylı yoldan Behe kendi yapıtında zaten itiraf ediyor. Bilim dünyasının bu konudaki genel yargısını engizisyon mantığı ile açıklamak o açıdan çok tutarlı değil. Çok fazla zorlama olur. İK metodolojik olarak doğuştan yanlıştır.
    Bugün yapılan sayısız deney ve bilimsel çalışma sürekli bir aynı yönü gösteriyor. Deneysel yolla İK bir yapı gösterilmemiştir, gösterilmesi de pek mümkün değildir.
    Şuradan yapılan ilginç bir deneye bakabilirsiniz:
    http://www.pubmedcentral.nih.gov/articlerender.fcgi?artid=1681497
    Kelime oyunu değil, somut bilimsel çalışma.
    Bilimsel faaliyet ve dogmayı bu kadar güzel ilişkiledirmek büyük başarı bana sorarsanız. Somut bilimsel çalışma ile bu kadar büyük bir uyum olması başka birşeyi gösteriyor, oda evrim teorisinin dogma olmadığıdır. Bunlar tabi birer göstergedir, fakat kanımca güçlü göstergeler. Dünyanın bilimsel üretiminin 100% ünü yapan insanların 99.5% den fazlasını dogmatik olarak damgalamak için elimizde güçlü veriler olmalı. Hemde baya güçlü. Bilim dünyasını engizisyon mantığı ile suçlamak ise bilim tarihini bilmemekten ileri geliyor. Bilim dünyasının bu konulardaki tepkisi tam da engizisyon mantığına karşı verdiği köklü mücadele geleneğinden ileri geliyor.

    Ayrıca “evrimkarsiti” arkadasima birşey hatırlatmak istiyorum. Savunduğu “modern” İK ın babası Behe bizzat evrimi kabul eden, “common descent” yani ortak atayı kabul eden bir insan. Evrim karşıtı birisinin İK yi hararetle savubnması o yüzden çok kafa karıştırıcı. Bilimsel kriterlerden bir tanesi “tutarlılık”(consistency) dır. Fakat nedense bu hareket içersinde bu tarz tuhaf çelişkileri çok sık görmekteyiz.

  18. Sayın Sinan Bey,

    Size bilimsellik kriterlerini uzun uzun tartışdığımız Hayat için daha basit bir başlangıç adlı makaleyi ve altındaki yorumları okuyun derim.Popperdan tutun Büyük patlamaya değin o kriterler hakkında çok uzun cevaplarım oldu.Burda sizin için tekrarlama zahmetine girmiyorum.

    Bir teorinin amacı herhangi bir özel durumun şematik adım adım basamaklarını ortaya çıkarmak değildir.

    ”Bakteri kamçısını için mümkün sayısız model sunuldu, İK nın sorunları temel varsayımlarının yanlışlığı defalarca gösterildi.’2

    Neye göre mümkün sayın Sinan?Sizin bilimsel algınıza mı?

    ” Bunları dolaylı yoldan Behe kendi yapıtında zaten itiraf ediyor.” Dolaylılık kriteri tebrik ediyorum çok bilimsel oldu.

    ”Dünyanın bilimsel üretiminin 100% ünü yapan insanların 99.5% den fazlasını dogmatik olarak damgalamak için elimizde güçlü veriler olmalı.”

    bu yüzde 99.5 vahiyle mi size geldi? Bilimsellik naraları atan biri istatisliksel veriler olunca istediği gibi sallayabiliyor demek.

    Size şöyle bir liste evreyim.Bu insanlar bilim adamı değil değil mi ? Üniversiteleride zaten hristiyan teolojisi ile falan ilgileniyor:) ;

    http://www.discovery.org/scripts/viewDB/filesDB-download.php?command=download&id=660

    Bir Darwincinin bilimsellik kriterlerinden bahsetmesi çok büyük ayıp.İlk başta 80 milyon yıllık süreç deyip aşamalar gözlenemez deyip en önemli kritelrlerden biri olan gözlenebilirliği alaşağı etmek mi bilimsellik ? :)

    Darwinizm

    1.Gözlemlenemez

    2.Test edilemez

    3.Ön görüde bulunamaz

    Bunlar açıkca ortada iken bu siteye yorum yazan ultra hiper bilimsel insanlar utanıp sıkılmadan Darwinizmi teori bazında yukarıdakilerin tümünü eksiksiz karşılayan Büyük Patlama teorisinden bile daha bilimsel olduğunu iddia ettiler.Evet engisizyon kimin elinde kim asıp kesiyor belli.Acınası durumlar…

    ”Ayrıca “evrimkarsiti” arkadasima birşey hatırlatmak istiyorum. Savunduğu “modern” İK ın babası Behe bizzat evrimi kabul eden, “common descent” yani ortak atayı kabul eden bir insan. Evrim karşıtı birisinin İK yi hararetle savubnması o yüzden çok kafa karıştırıcı.”

    Bu konuda detaylı birçok acıklama yaptım.Önden yüklemeli evrim konusunu daha detaylı işleyeceğim.Darwincilerin paradoksları yanında M.Behe nin söylemi kristal berraklığına sahip diyebilirim.Bir Darwincinin yada materyalistin zaten gün günden kafasının daha çok karışıyor olması gerek.Sonuçta kozmolojiden moleküler biyolojiye her yeni bulgu çok iyi bildiklerini zannetikleri şeyleri aslında o kadar da iyi bilmediklerini gösteriyor…

  19. Yok hayır Mustafa bey, bizzat biyoloji bilimi ile uğraşan insanlar söylüyor.
    99.5% de vahiyle bana gelmiş değil, gerçek durum bu ve bu oran aslında daha yüksek. Tüm dünya geneline bakarsak bu 99,9% a yaklaşır. Bu konuda yapılmış istatistiksel çalışmalar da mevcut. Sayısız bilimsel birliğin açıklamaları deklarasyonları var. O listedeki insanlar da inanın 0.5% bile etmiyor. Sadece Amerikada zannedersem 2 milyona yakın akedemisyen var bin kişi bile olsa damla olmaz. Sizin verdiğiniz liste de 500-600 kişi var kabaca. Ben daha fazladır diye düşünüyordum gerçekten.(yani amerikada).
    Sadece şurada: http://www.ncseweb.org/resources/articles/meter.html
    yani isminde steve ve türevleri geçen bilim insanları bile daha fazla, ki yaklaşık 70% i bioloji alanında faliyet gösteriyor. 99.5% gerçekten minimum bir yüzde.

    “Bir Darwincinin bilimsellik kriterlerinden bahsetmesi çok büyük ayıp.İlk başta 80 milyon yıllık süreç deyip aşamalar gözlenemez deyip en önemli kritelrlerden biri olan gözlenebilirliği alaşağı etmek mi bilimsellik ? :)”

    Darwinciden kastınız evrim teorisini destekleyen bilim insanları ise, bütün bir bilim camiasını bilimsel olmamakla suçlamak konusunda şahsen savunma yapmak istemiyorum. Belirtmek istediğim şu idi, tarihsel bir olay için, üstelik milyonlarca yıllık bir sürece yayılmış birşey için “şunu adım adım göster” demek yanlıştır. Böyle bir iddiayı uzaktan duyan bağcı daha görmeden kaçmaya başlar. Böyle bir metodun sonu yok, böyle bir metodu ancak “herşeyi bilen” bir bilim tatmin edebilir. Bilim o şekilde işlemiyor ama, cumulativ, birikerek ilerliyor ve temel hipotezleri sürekli bir şekilde sınanıyor, yanlışlar çıkarılıyor yeni bilgiler ekleniyor. Ve bu gözlemlenebilirliği alaşağı etmek değildir. Ve ayrıca gözlemlenemez demedim, çok karmaşık olduğu zaten söylenen bir sürecin milyonlarca yıla yayılmış tüm aşamalarını istemek, ve bunun gösterilmemesi durumunu isbat olarak kullanmaya çalışmak ne bilinen bir yöntemdir, nede bu yöntemle yeni bilgiler elde edebiliriz dedim.

    Dediğim gibi talep edilen şey gerçekci bir talep değildir, bir teoriden beklenen de bu değildir. Süreçleri yasaları bulmak başka, bu yasaların yönnetiği olayların fenomenlerin tümünü adım adım açıklamak başkadır. Bu bir teorinin işi değildir. Fakat o alanda ilgilenen bir bilim adamı bunu önemli buluyorsa o inceler. Yukarıda verdiğim çalışma öyle birşey mesela. Güzel güzel, basamak basamak komplex bir enzim sisteminin evrim mekanizmaları ile nasıl ortaya çıkabileceğini test edilebilir ve tekrarlanabilir bir şekilde gösteriyor.

    Ve bu şekilde tüm bilim dünyasını hedef alan “büyük” bir iddiada bulunan insanın çalışma alanını bilmek isterim açıkcası. “tüm tarihciler yanlış biliyor” gibi bir iddiada bulunsam, “sen necisin,ne yaptın, neler biliyorsun” diye sorarlar. Ve tatmin edici somut birşey söyleyememem durumundada hiçbir ciddiye alınır durumum olmaz. Ve <99.5% gibi sayılar çıkar duruma uyumlu olarak.

    Evrim fikri, haklısınız, birçok yerde ortaya çıkmıştır. Buda zaten normal birşey çünkü doğa bu konuda fikir veriyor zaten. Bir anlamda akla yatkın birşey, her ne kadar birçok yerleşik düşünme biçimlerine aykırı olsada. Aynı şekilde dünyanın kendi ekseninde ve güneşin etrafında döndüğünü söyleyen eski yunan da insanlarda var. Önemli olan bu fikirlerin bilimsel çerçeve içersine oturtulması ve o şekilde gelişmye açılması. Evrim konusunda bunu en başarılı bir şekilde yapan kişi de herhalde Darwindir. Her bilimsel teoride olduğu gibi oda bugün ilk halinden daha güçlü ve açıklayıcıdır ve gelişmeye devam etmektedir. Yapılan tonlarca çalışma onu güçlendirmekten başka birşey yapmıyor. Kimsenin kafasında da karışıklık filan oluşmuyor, tam tersi durumun olduğunu rahatca söyleyebiliriz. Ayrıca big-bang teorsisinden daha güçlü bir teoridir diyen bilim adamı hangi bağlamda söylemiş bilmiyorum ama, çok abartılı birşey söylememiş. Fakat teori bilimsel sınıflandırmanın en üst aşamasıdır, farklı alanlardaki terorileri yarışıyormuşcasına karşılaştırmaya çalışmak anlamsız. big-bang, steady-state gibi teorilerle yarışabilir. Ve teori bir fikir değildir, binlerce çalışmanın arasından süzülerek gelirler. İkisi ayrı alanların teorisi ve kendi konumları açısından bakarsak ikisi de gayet güçlüdür ve evrim teorisinin big-bang den aşağı kalır bir tarafı pek yoktur, hiç bir bilim adamı da tersini iddia etmez. Sizin uyguladığınız yöntemi big-bang teorisine uygulasak hiçbir bilimsel tarafı kalmaz o bakışla. Hala varsayımsal sayılan karanlık madde yi, “uyduruyorlar” denebilirdi, görülemez ve ışık yaymaz, bildiğimiz madde ile karşılaşırsa yok olur dendiği için “way way kurnazlara bak sen, uydurdukları kılıfa bak sen” gibi şeyler denebilirdi. Yada big-bang teorisi içersindeki tonlarca tartışmayı ön plana çıkartıp, “bunların kafası karışık, herkes birşey söylüyor, çözülüyorlar” da denebilirdi. Spekulatif varsayım çoktur, ama fikir yütütmek ve bilimsel çalışma yapmak için zemin oluştururlar. Her teoride de vardır bu. Bilim bu şekilde ilerliyor ve elimizde daha iyi bir yöntem yok maalesef.

    Ve evrim teorisinin birçok önermesi gözlemlenebilior, test ediliyor, şüpheye yer bırakmıyacak bir şekilde başarılı öngörülerde bulunmuştur hala da bulunmaya devam ediyor. Yani iddia ettiğiniz şekilde bunun aksi açıkca ortada değil. Böyle bir iddia da bulunabilmek için tüm literatürü bilip var olan şeylerin yanlışlığını göstermek gerekiyor. Elimizdeki en kestirme geçerli method budur. Aksi halde yıllarca okumu tahsil görmüş, kendilerini odalara kapatıp çalışan insanların aptal olduğuna inanmamız gerekiyor ki bu bence biraz haksızlık olur. Ve bunu yaptığımızda ve karşılığında “bilimsel değildir” dendiğinde kızmamak gerekiyor. Ve bunun böyle olduğuna inanmamız için verilere ihtiyacımız var fakat görünen bunun tam tersi. Bu “ateist, materyalist” vs. denilen insanlar işe yarar şeyler yapıyor ve aklımızın almıyacağı yerlerde bunlar somut bir şekilde kullanılıyor. Ben daha Akıllı Tasarımcıların üretmiş olduğu, kullanılabilecek somut bir çalışmaya daha rastlamadım. Behe nin tüm kara kutusunu okudum fakat içine düştüğü çelişkilerden başka birşey göremedim. Kendi üniversitesi de bu yüzden olsa gerek, resmi bir açıklama yapmak zorunda kaldı “bu bilimsel değildir” şeklinde.

  20. Sayın Sinan Bey

    Yazınız sitemi doğru dürüst incelemeden birkaç yorum ve makaleyi okuyup alel acele yazılmış bir metin.Benim burada savunduğum akıllı tasarımın mahiyetini bile bilmediğiniz ortada.Sizden sadece şu satırlarınıza kanıt isteyeceğim;

    ”Ve evrim teorisinin (Yoksa sizde Evrim=Darwinizm kampındamısınız :) birçok önermesi gözlemlenebilior, test ediliyor, şüpheye yer bırakmıyacak bir şekilde başarılı öngörülerde bulunmuştur hala da bulunmaya devam ediyor.”

    Bakteri düzleminde olmasın ama hani bizim atalarımız olmadıklarından yanlış bir akıl yürütmede bulunarak bişey söylüyor izlenimine kendinizi kaptırmadan bu söylediklerinizi Darwinist evrim açısından örnekleyin.

    Kolay gelsin…

  21. ””yani ortak atayı kabul eden bir insan. ””

    Hayır, ortak ata fikrini direkt kabul etmiyor.Sadece olabilir diyor.Ayrıca evrimi kabul ettiğine bir kanıt göstermenizi isterim.Öyle kulaktan dolma bilgilerle olmaz.İndirgenemez yapıların hiç birinin indirgenebilir olduğu gösterilememeiştir.Behe, bu itirazlara cevap vermiştir.Ek olarak pek İK yapılar var.Bu yapılar kesinlikle evrimi çökertir.Darwin söylüyor zaten.

  22. Mustafa bey,

    Deneysel kanıtlar göstermektedir ki moleküler seviyede indirgenemezlik mevcuttur.Bunu kelime oyunlarının arkasında muğlaklaştırmaya çabalamak boşuna sayın Da Vinci.Gerçi sizin bilime bakış ve dünya algınızda nesnellik beklemek çok saflık olur.

    Moleküler düzeyde İK yapılar olduğuna kimse karşı çıkmıyor. Zaten daha önce belirttiğim gibi yaklaşık 100 yıl önce evrimin doğal bir sonucu olarak İK yapıların oluşması gerektiğini ortaya koyulmuştu. Buradaki önemli nokta İK yapıların doğal yollarla evrimleşerek oluşabileceği tezidir. Bu da birçok bilim adamına göre gösterilmiştir. AT’cilerin iddiası da İK yapıların doğal yollarla evrimleşemeyeceğidir. Yoksa İK yapılar var mı yok mu diye bir tartışma yok. Ama şunu da eklemek isterim İK’nin tanımı içinde evrimleşememe diye birşey yoktur eğer evrimleşememeyi tanımın içine sokarsanız zaten totolojiye kaymış olursunuz.

    Bir kere savunduğunuz Darwinizm bu şekilde o bahsi geçen yapıların ortaya çıkması gerektiğini savunuyor.Hatta bu Darwinizmin temel prensiplerinden biri.Bunu istemenin neresi dürüstçe davranmamak oluyor? Sizin menfaatinize dokununca, rahatsız edince bilimsel bulguların birden dürüstlüğü mü yitiriliyor.?Darwincilerin dürüstlükten bahsetmesi bana çok duygusal geldi:)

    Yani “tüm canlılardaki tüm moleküler yapıların nasıl adım adım evrimleştiği en ince ayrıntısına kadar mükemmel bir şekilde açıklanamazsa darwinci evrim yanlıştır” gibi birşey mi söylüyorsunuz? Burada sizce argument from ignorance yok mu? Yani “bunun nasıl evrimleştiğini ayrıntılarıyla açıklayamıyorlar o zaman tasarlanmıştır” argümanı size akıllıca bir yaklaşım gibi geliyor mu? Birşeyin mükemmel bir şekilde açıklanamıyor olması nasıl olur da karşı argümanı doğru yapar? Aslında bu AT’nin pozitif bir argüman olmadığını tam tersine negatif bir argüman olduğunu gösteriyor diye düşünüyorum.

    Zaten AT yi hala Hristiyasn formasyonlu yaratılışcılık olarak ısrarla görmek istemenizden de başka bir argüman geliştiremeyeceğiniz anlaşılıyor. AT’nin kosmoztaki evrimin anlaşılmasında insan aklı için diğer bir yorum ve algılayış biçimi olduğunu söylemekten yoruldum.

    Akıllı tasarım hareketi (Intelligent Design Movement) kesinlikle Hristiyanlık kökenli bir harekettir. Belki sizin de savunduğunuz gibi dinle alakası olmayan ve AT’yi savunan insanlar olabilir ama temelde ATH kesinlikle dini temellere dayalı ve Kama Belgesinde amaçları ve temel motivasyon kaynakları çok açık şekilde ifade edilmiştir. Bunu tartışmak bile gereksiz. Tabiki bu amacı paylaşmayan ufak bir kesim de var ama onların sesi arada kaybolup gidiyor. Mesela siz bile burada daha hangi noktada olduğunuzu AT’yi destekleyen Türklere doğru düzgün anlatabilmiş değilsiniz. Burada AT’yi destekleyen kaç kişi sizin evrime karşı olmadığınızı biliyor?

    Yeni makalede aklı biraz olsun düzgün çalışan herkes için birçok İK sistem nedir ne değildir açıklaması içermekte.Bırakında laf ebeliğini varsa itirazınız makalede anlatılan yapılara, linkleyerek mi yoksa kendinizden mi yazarak itirazınızı yapın.Yoksa temcit pilavı tadında yorumlar bizi bilimsel tartışmayı bir yere ulaştıramaz..

    Sinirlenmeyin Mustafa bey. Sakin biraz :))

    Ben kendim araştırma yapacak değilim heralde. Eğer bilim dünyasında bununla ilgili birşey varsa size aktarırım yoksa benim yapacağım birşey yok. Elbette birileri henüz kökeni belli olmayan yapılar bulmuş olabilir. Yani her yapının nasıl evrimleştiği bilinecek diye birşey yok. Birçok yapının nasıl oluştuğu bilinmiyor olabilir. Bunda garip birşey yok. İnsanlık tarihine bakıldığında moleküler yapıların incelenmesi henüz çok yeni bir konu. Herşeyin açıklanmış olmasını beklemek saflık olur. Ama birşeyler henüz açıklanmadı diye “bakın bunun nasıl evrimleştiği açıklanamıyor o zaman tasarlanmıştır” demek de bence sağlıklı bir zihnin ürünü olamaz. Henüz yeni yazınızı okumadım ama zaman bulduğumda okuyacağım.

    @evrimkarşıtı

    İK yapıların evrimleşebileceğini prensip bazında açıklayan iki video:

    The Evolution of Irreducible Complexity
    Irreducible Complexity (bacterial flagellum) debunked

  23. Mustafa bey,

    Bir Darwincinin bilimsellik kriterlerinden bahsetmesi çok büyük ayıp.İlk başta 80 milyon yıllık süreç deyip aşamalar gözlenemez deyip en önemli kritelrlerden biri olan gözlenebilirliği alaşağı etmek mi bilimsellik ? :)

    Darwinizm

    1.Gözlemlenemez

    2.Test edilemez

    3.Ön görüde bulunamaz

    Bunlar açıkca ortada iken bu siteye yorum yazan ultra hiper bilimsel insanlar utanıp sıkılmadan Darwinizmi teori bazında yukarıdakilerin tümünü eksiksiz karşılayan Büyük Patlama teorisinden bile daha bilimsel olduğunu iddia ettiler.Evet engisizyon kimin elinde kim asıp kesiyor belli.Acınası durumlar…

    Bazen sizinle tartışmanın ne kadar büyük bir hata olduğunu düşünmeme neden olacak o kadar garip saçma sapan şeyler söylüyorsunuz ki anlatamam.

    Burada rasgele mustasyonların ve doğal seçilimin gözlemlenemez ve test edilemez olduğunu mu iddia ediyorsunuz? Veya bunlarla ilgili öngörüde bulunulamayacağını mı iddia ediyorsunuz? O zaman pes diyorum başka birşey demiyorum. Hatta yanında bir de el insaf demek geliyor içimden.

    Bunlarla ilgili binlerce deney, makale, araştırma varken böyle yorumlar yapabilmek nasıl bir anlayıştır bilmiyorum ve bilmek de istemiyorum.

    Eğer buradaki naturalist yaklaşımı kastediyorsanız size birşey sorayım. Sıradan kimyasal tepkimeler (mesela su oluşum) sizce kendiliğinden mi olur yoksa bazı bilinmeyen dış güçlerin etkisiyle mi olur? Kendiliğinden olmadığını ve bilinmeyen bazı dış güçlerin etkisiyle olduğunu düşünmek sizce akıllıca mıdır?

  24. Sayın DA Vinci

    Bazen sizinle tartışmanın ne kadar büyük bir hata olduğunu düşünmeme neden olacak o kadar garip saçma sapan şeyler söylüyorsunuz ki anlatamam.

    Vah vah :) niye zahmet ediyorsunuz ozaman kendi sitenizde devam edin mücadelenize ben uğramaya bile değer görmüyorum sizinkileri:) Çünkü sizin saçmalıklarınıza deniz mürekkep olsa dayanmaz…

    ”Burada rasgele mustasyonların ve doğal seçilimin gözlemlenemez ve test edilemez olduğunu mu iddia ediyorsunuz?”

    Evet aynen bunu kastediyorum.Mutasyonların vralığı ayrı şey bunların yapıcı güç olabileceğini göstermek ve inanmak ayrı şey.Sizler (Darwinciler) nasıl ne biçim insan türlerisiniz ben esas gördükçe yorumları şaşırıyorum.Birisi 80 milyon yıllık süreçi gözlemlemeyi beklemek insafsızlık olur derken diğeri açıkca gözlemlenebiliyor onca deney var diyor.Sinir sistemi olan yapılarda mı gözlemlenmiş bakterilerde mi?MEyve sinekleri deneylerininde mi?O deney sonuçlarında elde edilen ucubelşer mi birikimli mutasyonlu gelişmeler?:)Haydi yukarıda saydığım 3 kriteri insanın (yada sinir sistemli herhangibir canlı için) evrim şemasında Darwin teorisine göre sıkıyorsa karşılayın…

    ”Eğer buradaki naturalist yaklaşımı kastediyorsanız size birşey sorayım. Sıradan kimyasal tepkimeler (mesela su oluşum) sizce kendiliğinden mi olur yoksa bazı bilinmeyen dış güçlerin etkisiyle mi olur? Kendiliğinden olmadığını ve bilinmeyen bazı dış güçlerin etkisiyle olduğunu düşünmek sizce akıllıca mıdır?”

    Bu neye benziyor biliyormusunuz sayın Da Vinci .Aletle onu kullanan heykeltıraşı birbirine karıştıran birine.Bu tip bir yaklaşımın körlüğü zaten kör saatçi mekanizmasına imanı doğuruyor.

  25. Sayın Da Vinci,

    İK sistemlerle ilgili yazdıklarınız işinize geldiği gibi algılamada üzerinize olmadığının resmen kanıtıdır.

    Yani “tüm canlılardaki tüm moleküler yapıların nasıl adım adım evrimleştiği en ince ayrıntısına kadar mükemmel bir şekilde açıklanamazsa darwinci evrim yanlıştır” gibi birşey mi söylüyorsunuz?

    Bunu benim söylemediğim ortada bu mutasyonlar sonucu avantaj sağlayan küçük basamaklarla doğal seleksiyon tarafından seçilen yapıların gerekliliğidir.Eğer Darwin doğru olsaydı bu küçük basamakların hepsinin birden oluşması gerekmeyecekti.Halbuki durum bu değil.Birinin olmaması hepsinin olmaması anlamına geliyorsa ki öyledir bunun Darwinci evrimin öngördüğü şekilde oluşması imkansızdır.Evrim işleyebileceği bir patika oluşturulmamışsa işleyemez.Tüm bu evrimsel gereksinimlerin ve gerekliliklerin kör şans tarafından oluşturulmasına inamak bilimadamlığı oluyorsa siz gerçekten bilimselsiniz.Bizde değiliz:)

    ”Buradaki önemli nokta İK yapıların doğal yollarla evrimleşerek oluşabileceği tezidir. Bu da birçok bilim adamına göre gösterilmiştir. ”

    Hayali patikalar çizerek mi?Flagella örneği çok komikti.Talk originse tebrikler…

    ”Ben kendim araştırma yapacak değilim heralde.”

    Böyle bir şey Darwin evriminden bile imkansız! Bizde beklemiyoruz aslında. Olur bilim adamısınız ya belki sizin için her daim var olan olabilir olasılıklar dahilindedir dedik..

    “bakın bunun nasıl evrimleştiği açıklanamıyor o zaman tasarlanmıştır” demek de bence sağlıklı bir zihnin ürünü olamaz.”

    Bunu diyen asla ben değilim.Benim savunduğum AT söylemide değildir. Hayat evrimleşemez diyen acizdir. Fakat hayatın evrimleşmesi Darwinizme göre olasılıklar dahilinde her basamakta başka bir olasılık dışılığı gerektiren bir mekanik düzense buna inanmakta aynı derece hatta daha büyük bir acziyettir.

    Varsa Behe nin makalesindeki anlatımlara itirazınız ordaki veriler üzerinden yapın yoksa susun biliyorsunuz zannetmeye devam edelim…

  26. Şimdi genelde “Darwinizm” etrafında dönen marjinal tanımlamarı kullanmıyorum Mustafa bey. Evrim Teorisi derken bugünkü anlamıyla bilimin kabul ettiği ve geliştirdiği Evrim Teorisinden basediyorum. Kamp diyebilmek için “aynı düzlemde” kümelenmelerden bahsediyor olmamız lazım. Fakat söylemek istediğim gibi, çok marjinal ve yönetimi bilimsel olmayan bir kümelenmenin tanımlamalarını bilimsel bir kümelenmeyle aynı düzeyde karşılaştıramayız. Bilimsellik düzeyinde/ekseninde bir kamplaşma değil yani söz konusu olan şey. Bugün elimizde sadece 1 tane evrim teorisi var, ve ben ondan başka birşeye atıfta bulunmuyorum.

    Dogal selection mutasyon varyasyon, genetic drift vs. Elementler ”driving force” denilen etkenler bunlar, bunların canlıların evrimi ile ilişkine bakmamız lazım size uygun bir kanıt için. Çünkü siz evrimi kabul ediyorsunuz ama doğal seleksiyon vs. ile ilerliyemiyeceğini, bir gücün müdahale etmesi gerektiğine inanıyorsunuz. O yüzden evrim olmuştur diyen kanıtlar lazım değil zannedersem. Yanılıyorsam düzeltin. Yani ”doğal olmayan” kesintiler,sıçramalar olmalı bu görüşe göre. Böyle bir sonuç çıkartabiliriz. Bu durumdada örneğin mutasyonun, mutasyon hızının (rate of change) herhangi bir önemi olmamalı, yada daha doğrusu, mevcut durumla çelişen yanları olmalı değil mi? Çünkü mutasyondan bağımsız değişiklikler ve müdahaleler var. Peki o zaman bugün gözlemlenebilen mutasyon hızının,değişim oranının, matematiksel olarak geçen zamana ilişkin hesaplamalarında(doğrusal extrapolation) neden bugün tespit edilebilen genetik değişikliklerle ”TAM” uyumlu? Bununla ilgili çok fazla matematiksel ve istatiksel çalışma var ve uygulanan her durumda şaşmaz bir uyum var. Birçok tartışmaya rağmen, mümkün değişikliklerin gözlemlenen değişikliklere yol açabileceğinde herkes hemfikir. Gözlem-Öngörü-Test!
    Yani bilinçli müdahale izi yok genetik hesaplamalarda, eğer öyle olsaydı hesaplanan istatiksel sınırlar yetersiz kalmış olurdu(belkide fazla) ve bu hesaplamalarda ortaya çıkardı. Bu izin olmaması için şöyle bir açıklama var bazılarının kullandığı; Müdahale eden güç genetik değişim hızına uyumlu olabilecek şekilde müdahale ediyor? fark ettirmeden yani. Test edemediğimiz birşeyi kurtarmak için yine test edemiyeceğimiz, gözlemliyemiyeceğimiz bir bilinmeyen X davranışı icat ediyoruz!? Hangisi bilimsel? Hangisi devamında bilimsel bir analize izin veriyor. Eğer istediğiniz kanıtlar bu tarz ise lütfen söyleyin size ona göre kaynak verelim?

    Gen haritalarının ortaya çıkması ile birlikte hala güncel olması sebebiyle bir örnek daha vermek istiyorum. İnsan ve evrim açısından yakın akrabası sayılan şempanze arasındaki kromozom sayısındaki fark (46-48/23-24). Gen haritaları detaylı olarak ortaya konmadan önce, yani yakın zaman önce bu çelişkili durum hakkında yapılan tartışmaları biliyormusunuz? Ortaya atılan farklı teoriler öngörüler vs. Bir teoriye göre insandaki kromozom bir anda yok olamazdı, ve bir şekilde iki kromozom birleşmiş olmalıydı, ve eğer bir birleşme varsa şu şu şekilde gözlemlenebilecek izler olmalıydı. Birleşmenin olduğu yerde, iki canlının kromozom dizilişlerine karşılıklı gelen yerlerde şöyle şöyle izler bulunabilir vs.vs gibi bir öngörü. Gün geldi bunlar test edildi tabi. Ve sanki önceden görülmüş gibi, insan kromozom diziliminde belirtilen birleşmenin izleri açık bir şekilde tesbit edildi. Fazladan uç telomeraz kalıntısı var, ve tam bu noktaya karşılık gelen şempanze kromozomunda tamamen aynı genetik kod parçaları mevcut. Elimizde şununla şu ortak bir atadan geliyor diyen bir genel teori var. Gözlemlenen bir çelişki, ve çelişkili görülen durumu açıklayan sırası ile ”öngörü”, ”gözlem” ve ”test” den sınanarak geçen bir açıklama var.
    Eğer bu durum hala açıklanmamış olsaydı, bilim hala açıklama derdinde olurdu, kafa yorardı, kesin yargıya varabilmek için daha çok bilginin toplanmasını beklerdi. Başkalarının yıllarca ”2 kromozom nerede, teoriniz yanlış, maymundan gelmiyoruz(!?)” şeklinde ”ısbat” yöntemine başvurmazdı.

    Da vinci ye verdiğiniz cevap içerisinde ”Halbuki durum bu değil. Birinin olmaması hepsinin olmaması anlamına geliyorsa ki öyledir bunun Darwinci evrimin öngördüğü şekilde oluşması imkansızdır” diyorsunuz. ” ki öyledir” demenizin sağlamasını yapabilirmisiniz? Bilim öyle olmadığını gösteriyor. Da vincinin yukarıda verdiği flagellum hakkındaki video açık açık pedagojik bir şekilde gösteriyor. Ki buna benzer, daha az pedagojik bilimsel çalışmalar mevcut. Bu yüzden pek popüler düzeyde ilerleyen tartışmalarda yüzeye çıkmıyorlar ama arkadaşın verdiği kaynak gayet açık seçik gösteriyor durumu. Behe yi yanlış anlamadıkları da gayet ortada.

    Ayrıca IK anlaşılması zor bir kavram değil Mustafa bey kardeşim. Behenin iddiaları gayet açık ve anlaşılır. Bir sistem belirli bir fonksiyona sahip olmak için belirli birtakım parçaların olması gerektiğini savunuyor. Gayet doğru. Ama bu sistemin evrim mekanizmaları ile oluşamıyacağını iddia ediyor çünkü sistemin öncülleri (precursors) kendi başlarına işlevsiz, yani o sistemi yaratabilecek öncül aşamaların tümü işlevsiz olduğunu varsayarak. Bu yanlıştır. Bunu gösteremiyor ve sağlamasını yapamıyor. Böyle bir iddia hem akla ters hemde bilinen verilere ters. Bir sistemin öncüllerinin başka fonksiyonları olamıyacağını göstermeye çalışmak beyhude bir çaba. Bu nokta IK ın, yani AT ın özünü oluşturuyor, videodaki adamın söylediği gibi. Da vincinin dediği gibi negative bir argument e mükemmel bir örmek den başka birşey değil. Bu yapılar gösteriliyor, kaldı ki, gösterilememe durumu “bu kesinlikle olamaz” gibi bir yargının sağlamasını yapamaz. Böyle bir ısbat yöntemi yok.

    Ve tüm bu olamaz ,yapamaz, bulunamaz,edemez denen mekanizmaların hepsi işe yarar sonuçlar veriyor çalışmalarda. Bilinen evrimsel mekanizmaların baz alındığı digital organizmalar hiçbir şekilde kendilerine önceden verilmeyen (önceden de bilinmeyen) karmaşık basamaklardan oluşan mekanizmalar geliştiriliyor. Ufak bilgisayar programlarından bahsetmiyorum. Yüzlerce güçlü bilgisayarlardan oluşmuş bilgisayar öbeklerin de (clusters) çok basit evrimsel mekanizmalar içersinde serbestce gelişime bırakılmış digital organizmalar (Avida). Kendi kendilerine hiç öngörülmemiş akıl almaz işlemler yapıyorlar. Daha birkaç yıl once bilgisayardaki “eşittir” işlemi için hiç önceden bilinmeyen bir komut dizisini ortaya çıkardı. Bu akıl almaz, saçma denilen süreçler nasıl olurdu kendi kendine gelişip hiç bilinmeyen mekanizmaları ve fonksiyonları ortaya çıkarabiliyor? Şurada bi 10 yıl sonra kimsenin mekanizmalarını önceden yüklemediği sürekli bir şekilde değişen ve gelişen bilgisayar virüsleri oluşacak. Bunun belirtileri bugünden mevcut. Biz olamaz,olabilir diye tartışırken söz konusu mekanizmalar tıkır tıkır işliyor Mustafa bey. Bu tartışmalara ilişkin 20 yıldan fazla bir hafızam var. Evrim teorisi karşıtlığı nereden nereye geldi, ve nereye gittiği de ortada bana kalırsa.

    Sizin (yeni zannetiğiniz?) front-loading hakkında da bir iki şey yazacaktım ama fazla uzun olacak yorumum. Biraz kızlarımla oynamak daha iyi bir fikirmiş gibi geliyor. Herkese iyi akşamlar.

  27. Sayın Sinan Bey,

    Yorumunuzu okudukça skolastikleşmiş algının ne kadar derin açmazlara yol açtığına daha da çok tanık oldum.

    Bugün elimizde sadece 1 tane evrim teorisi var, ve ben ondan başka birşeye atıfta bulunmuyorum.

    Bu skolastikliğin (okul-akademisyen görüşü anlamınıda burda karşılamaktadır.) manifestosudur.Evrimin sadece bir algı (materyalist-naturalist) düzlemden başka bir yorumun olamayacağının apriori kabulüdür.Sizin elinizde olan bir tane olabilir fakat bilim buna zorunlu değildir.

    Bununla ilgili çok fazla matematiksel ve istatiksel çalışma var ve uygulanan her durumda şaşmaz bir uyum var. Birçok tartışmaya rağmen, mümkün değişikliklerin gözlemlenen değişikliklere yol açabileceğinde herkes hemfikir. Gözlem-Öngörü-Test!

    Bilimsel kriterleri karşılayan bir teoriden beklenen en önemli özelliklerden biri, teorinin öngörülerde bulunabilmesidir. Oysa Evrim Teorisi (Sizin Darwinizminiz) ile hiçbir öngörüde bulunulamaz. Örneğin tamamen izole bir adaya kurbağa, kelebek, fare, timsah gibi birçok canlıyı alıp bıraktığımızı düşünelim. Evrim Teorisi’ne dayanarak bu canlılardan hangi tür bir canlının türeyeceğine dair bir iddiada bulunulamamaktadır. Hiç kimse bu canlılardan şu kadar yıl sonra at, şu kadar yıl sonra insan, şu kadar yıl sonra bir kuş oluşur diyemez. Bazıları cevap olarak, evrim çok uzun sürede oluştuğu için, böyle bir öngörünün gerçekleştirilemeyeceğini söyleyebilir. Bu savunma, Evrim Teorisi’nin yanlışlanamayacağının bir ifadesi olabilir, ama diğer yandan Evrim Teorisi’nin doğrulanmasının da mümkün olmadığı -klasik bilimsel kriterleri karşılamadığı- anlamına gelir. Buradaki sorun aslında bundan da fazladır. Evrim Teorisi’ne dayanarak, adaya konulan canlılardan, bir milyon yıl sonra bir fil oluşacağı söylenirse, bu öngörü, gözlenerek doğrulanması mümkün olmayan bir niteliktedir; oysa Evrim Teorisi’ne dayanarak gözlenmesi mümkün olmayan bu tip bir öngörüde bulunmak bile mümkün değildir. Çünkü Evrim Teorisi’nin yasaları yoktur ve matematiksel ifadeleri olan yasalar olmadan bir öngörüde bulunmak mümkün değildir.

    Evrim Teorisi’nin yasaları ve matematiksel bir modelinin bulunmaması, gözlem ve deneye dayanmamasından daha büyük bir sorundur. Astronomide de gözlenemeyecek olan birçok olgu ele alınır, fakat eldeki yasaların matematik modellemeye elvermesi sayesinde gelecek hakkında tahminlerde bulunulabilir. Örneğin, her şey aynı şekilde devam ederse, milyarlarca yıl sonra uzayda hiçbir ışığın kalmayacağı, tüm yıldızların yok olup, yerlerine hiçbir yıldızın oluşamayacağı bir duruma gelineceği söylenebilmektedir. Fakat bahsedilen şekilde bir adada, her şey aynı şekilde devam ederse, farenin bir gün insan veya sincap olacağı şeklinde bir öngörüde bulunmak mümkün değildir. Çünkü canlılardaki değişimlerin hangi yasalar çerçevesinde gerçekleştiğine dair Evrim Teorisi’nin söyleyebildiği bir sözü yoktur. (C.Taslaman)

    Çünkü siz evrimi kabul ediyorsunuz ama doğal seleksiyon vs. ile ilerliyemiyeceğini, bir gücün müdahale etmesi gerektiğine inanıyorsunuz.”

    Üstün körü bir yorum cümlesi.Yazılarımı ve yorumlarımın birkaç tanesinden genelleyici bir anlayış çıkarımı ve tamamen yanlış.Doğal seleksiyon ve mutasyon evrimin alet çantasının önemli unsurlarıdır fakat ancak tür içi adaptasyonu açıklayabilirler.Türden türe geçiş iddiasına bir çözüm getiremezler.Bu sebepledir ki evrimci biyologlar süreli fosil kayıtlarından medet ummaktadırlar. Buna rağmen bişey çıkmayınca tür içi umutlara yönelirler. Her bulunan şempanzeyi hominid sanma gafletinde bulunarak soy ağaçını hayalide olsa tamamlamakla meşguldürler.Rift vadisi ise gün geçtikçe onları işin içinden çıkılmaz derecede zorlamaktadır.Son buluntu (blogta yer alan) mesela o çok övündüğünüz ama aslında Darwinci kurutu olan moleküler uyumu yerle bir etti.Yani bildiğiniz zannetiğiniz bir konuda gene çuvalladınız Darwinciler olarak;

    https://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/30/yeni-primat-fosili-insan-soy-agacini-salladi/#more-27

    Yanılıyorsam düzeltin. Yani ”doğal olmayan” kesintiler,sıçramalar olmalı bu görüşe göre.”

    Bu tuzak ancak sizi tuzağa düşürür:)Stephen Jay Gould ‘u rahmetle analım .Bu söylem punctuated equilibrium dur.Darwinizmin içinden çıkamadığı small scales changes yani küçük değişikliklerle ile karmaşık canlı yapılar oluşturamama sorunu için icad olunmuştur.Hatta Avidanız bile bu sorunsalın çözümünde bu savın gerçek olmasını arzulayanlarca programlanmıştır.

    Test edemediğimiz birşeyi kurtarmak için yine test edemiyeceğimiz, gözlemliyemiyeceğimiz bir bilinmeyen X davranışı icat ediyoruz!? Hangisi bilimsel?

    Daha önce belirtildiği gibi (Darwinci) Evrim Teorisi’nin diğer görüşlerden ayırt edici özelliği; bütün türlerin, cinslerin, familyaların, takımların birbirlerinden oluştuğunu dile getirmesidir. Bu yüzden doğal seleksiyonun ve mutasyonun canlılar dünyasında önemli olduğunu göstermek, Evrim Teorisi’nin bir delili sayılamaz. Evrim Teorisi’ne karşı çıkan birçok kişi de mutasyonların ve doğal seleksiyonun önemini kabul etmekte hiçbir güçlük çekmeyecektir. Örneğin geçmişte dinozorların yok olduğu gibi, gelecekte pandalar da yok olurlarsa bu bir doğal seleksiyon olur. Doğadan bir canlı türünün yok oluşu elbette önemlidir, ama hiçbir türün yok oluşu, yepyeni özellikleriyle bir türün nasıl oluştuğu için bilimsel bir delil sunmaz. Evrim Teorisi’ni savunan kitaplarda, sıkça yapılan bir mantık hatasını şu şekilde gösterebiliriz:

    1. Evrim Teorisi’nin mekanizması doğal seleksiyondur (veya mutasyondur).

    2. X olayı doğal seleksiyonun (veya mutasyonun) varlığını (veya önemini) gösterir.

    3. Bu da bize Evrim Teorisi’nin doğruluğunu ispatlar…

    Bu mantık örgüsünde özellikle ikinci maddedeki önermeye dikkat edilmesi gerekmektedir. Bu ikinci maddenin doğruluğu aslında üçüncü maddedeki önermenin doğruluğunu ispat edecek mahiyette değildir. Birinci maddede de görüleceği gibi, asıl iddia edilen; doğal seleksiyonun ve mutasyonun varlığı değil, bu mekanizmaların bütün canlı türlerinin oluşumuna sebep olduğudur. Bu yüzden ikinci önermede doğal seleksiyonun ve mutasyonun varlığının değil, bu mekanizmalarla yepyeni özellikli canlıların oluştuğunun delilleri verilebilirse ancak üçüncü maddedeki sonuç önermesine ulaşılabilir. Oysa Evrim Teorisi’nin anlatıldığı ders kitaplarında; bu mekanizmaların varlığı, Evrim Teorisi’nin delili olarak aktarılmaktadır. İşte özlenen bilimsellik…

    Bu mantık yanlışını daha iyi anlamak için benzer bir yanlış kurgu oluşturmamız konunun daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunacaktır. “Ahmet 1.000 metre sıçradı” önermesini ele alalım ve bunu şu şekilde formüle ederek ispat etmeye çalıştığımızı düşünelim:

    1.Ahmet 1.000 metre yukarı sıçramayı sağlıklı ayaklar ve bir çift lastik ayakkabı ile becermiştir.

    2.Ahmet’in ayakları sağlıklıdır ve bir çift lastik ayakkabısı vardır.

    3.Demek ki Ahmet 1.000 metre yukarı sıçramıştır.

    Bu formülasyondaki hatayı hemen görebiliriz. Birinci önermede Ahmet’in iddia edilen zıplamayı gerçekleştirmede kullandığı araçlara dikkat çekilirken, ikinci maddede sadece bu araçların var olduğunun gösterilmesi, bu zıplamanın yapıldığının delili sayılmıştır. Oysa önemli olan bu araçların varlığı değil, Ahmet’in bu araçları kullanarak 1.000 metre yukarı sıçrayacak kapasiteye erişebileceğinin gösterilmesidir. Hayatın içinden bu tipteki sıradan örneklerde mantıksal yanlış kolayca fark edilebilmesine karşın, Evrim Teorisi’ni anlatan kitaplardaki bu yanlış birçok kişi tarafından fark edilememektedir. (C.Taslaman)

    Yani bilinçli müdahale izi yok genetik hesaplamalarda, eğer öyle olsaydı hesaplanan istatiksel sınırlar yetersiz kalmış olurdu(belkide fazla) ve bu hesaplamalarda ortaya çıkardı

    İstatiksel hesaplarla mı? Darwinciler ne zamandır ellerindeki zarları bırakıp matematiğe inanır oldu? :) Dawkins’in de belirttiği gibi mesela Dollo Yasası’nın doğruluğunu gösterecek bir deney mümkün değildir. Üstelik tesadüfi bir evrim oluştuğunu iddia edenler, evrimi sadece genlerde rastgele oluşan mutasyonlara ve doğal seleksiyonun uyumsuz canlıları elemesine bağladıkları için, böyle bir yasayı kabul edemezler. Fakat, Dawkins’in de belirttiği gibi evrimde aynı yolun iki defa izlenmesi istatistiksel açıdan mümkün gözükmemektedir. Bu da bilimsel kriterler açısından Dollo Yasası diye biyolojik bir yasanın varlığının ispat edilemediği, fakat istatistiksel açıdan bu yasanın öngördüğü sonuçların aynısının, tesadüfi bir evrimi savunanlarca umulması gerektiği anlamını taşır. Oysa, doğada, yankı ile yön bulma, kanatlar ve gözler gibi birçok kompleks özelliğin canlılarda birbirlerinden bağımsız olarak birden çok defa geliştiğini Evrim Teorisi’ni savunanların hemen hemen tümü ifade etmektedir. (C.T)

    Hangi sınırlardan bahsediyorsunuz Sinan Bey.Biz bu blogta proteinlerden tutun insani ilkelere kadar oluşma olasılığı sıfırdan kat ve kat düşük olan yapıları olasılık hesapları ile açıkladık.Evrendeki olası madde miktarı olan 10 üzeri 78 den kat ve kat büyük olasılıkların oluşmasının zorunlu olduğunu Darwinizmin sınırının bu evren içersinde olmayacağını (Roger Penrose hatta Shapironun golf sahası örneğide sizin için açıklayıcı olabilir.Elbette matematiksel hesap anlamında) gösterdik.Sizin hesap sınırlarınız paralel evrenlerde mi holistik evrenlerde mi başlıyor?

    ”. Ve sanki önceden görülmüş gibi, insan kromozom diziliminde belirtilen birleşmenin izleri açık bir şekilde tesbit edildi. Fazladan uç telomeraz kalıntısı var, ve tam bu noktaya karşılık gelen şempanze kromozomunda tamamen aynı genetik kod parçaları mevcut.”

    Aldığınız maaşla güncel yayınları takip etmek zor olabilir ama internet denen devrimden haberiniz olduğu belli.Oyuna daha az zaman ayırıp, saygın birkaç dergiye baksaydınız keşke;

    http://www.sciencemag.org/cgi/content/summary/316/5833/1836

    (Dilerseniz makalenin pdf sini yollarım mail adresinize )

    Ama bu sistemin evrim mekanizmaları ile oluşamıyacağını iddia ediyor çünkü sistemin öncülleri (precursors) kendi başlarına işlevsiz, yani o sistemi yaratabilecek öncül aşamaların tümü işlevsiz olduğunu varsayarak. Bu yanlıştır. Bunu gösteremiyor ve sağlamasını yapamıyor. Böyle bir iddia hem akla ters hemde bilinen verilere ters. Bir sistemin öncüllerinin başka fonksiyonları olamıyacağını göstermeye çalışmak beyhude bir çaba. Bu nokta IK ın, yani AT ın özünü oluşturuyor, videodaki adamın söylediği gibi. Da vincinin dediği gibi negative bir argument e mükemmel bir örmek den başka birşey değil.”

    Gene Blogumda AT teorisyeni olmayan ama Flagellaya ömrünü adamış Japon Profesör Keiichi Namba ile yapılan nanonet röportajının tam metni var.Ordaki veriler bana sizin meşhur pedagojik ve doğru algılanmış anlatımınızın , alice harikalar diyarında dolaşırken olasılıklar deliğinde bulmuş olduğunu söylüyor;

    https://akillitasarim.wordpress.com/2007/06/29/flagellum-vs-darwin-nakavt/#more-21

    Ve tüm bu olamaz ,yapamaz, bulunamaz,edemez denen mekanizmaların hepsi işe yarar sonuçlar veriyor çalışmalarda

    a b c doğrusal tarihe bağımlı (history depended) bir teorinin işlev için her parçanın birbirine muhtaç olduğu bir durumda b olmadan c yi c olmadan f yi gerçekleştirdiğini (Yoksa punctuated equilibrium’u siz mi söylüyorsunuz ? )yada işlev kazanarak rastlantısal bir şekilde saniyede 20.000 rpm hıza sahip bir motoru ortaya çıkardığını söylemek esas akla zarar ziyan bir durum. Bunla ilgili ATyanıtları ile ilgilenenler (gene bu blogta yayınladığım) Mike Gene’nin İndirgenemez Karmaşıklık ve Darwinci Patikalar adlı makalesinde IK yapıların neden Darwin mekanizmaları ile oluşamayacaüını detaylı olarak bulabilirler;

    https://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/30/indirgenemez-karmasikli-ve-darwinci-patikalar/#more-28

    Yüzlerce güçlü bilgisayarlardan oluşmuş bilgisayar öbeklerin de (clusters) çok basit evrimsel mekanizmalar içersinde serbestce gelişime bırakılmış digital organizmalar (Avida).

    Avida konusuna bu kadar bel bağlamanızda üzücü çok ümit vermişti galiba?Bir kere Avida program yani software öyle değil mi? Yani birileri tarafından derlenmiş (tasarlanmış :) bir kod türü.Bu kod türü yönlendirilmiş şekilde var olan bir rastlantısallıkla mutasyon-doğal seleksiyon sayesinde basitten karmaşığa yapay yaşam oluşturmaya ”güdümlü”.Buna rağmen çokda başarılı değil…

    http://www.iscid.org/boards/ubb-get_topic-f-6-t-000465-p-2.html

    Bu tartışmalara ilişkin 20 yıldan fazla bir hafızam var. Evrim teorisi karşıtlığı nereden nereye geldi, ve nereye gittiği de ortada bana kalırsa.”

    Evet ortada ama sizin kör saatçi ortada yok!

    Not; Blogu iyice okumanızı tavsiye ediyorum.IK sistemler için son makale Moleküler makienerdeki açıklamalara varsa itirazınız alalım.Ayrıca Front-Loadingle ilgilide yorumlarınızı bekliyoruz.

    Moleküler makineler doc formatında tam metin ; http://www.fileupyours.com/files/126705/AT%20Molekuler%20Makineler.doc

  28. Sayın Mustafa kardeşim,
    A-priori kabullenme, skolastik filan söylediklerimle ilgisi yok. Neye refere ettiğimi belirtiyorum. Bugün bilimin kabul ettiği bir evrim teorisi var diyorum ve ona atıfta bulunduğumu belirtiyorum. Suçlayıcı söyleminiz ilgisiz gerçekten.

    Devamında sunduğunuz öngörü örneğinizi gerçekten şaşırarak okudum. Bence gerçekten bilimsel kriterler nedir ne değil tekrar gözden geçirin. Sizin kafanızda kurguladığınız gibi değil çünkü. Medyumluktan bahsetmiyoruz. Sizin bu mantığınız newtonun full deterministic mekanik dünyasında bile mümkün değil. Quantum fizik ise komple sorunlu olurdu. Çevirilerde genelde anlam kaybolmaları meydana geliyor (bazende alakasız anlamlar ekleniyor). Çeviri yapıyorsunuz, ne demek istediğimi biliyor olmalısınız. İngilizce Türkçe sözlüğünden tercüme edeceğinize bende ingilizce bir kaynaktan bu kriterlerin ne olduğunu okuyun. Bir teori eldeki bilgileri (facts) alıp, yeni bir bilgi üretebiliyorsa (illa geleceğe yönelik değil) ve bu yeni bilgi doğrulanabiliyorsa, söz konusu teorinin bilimsellik açısından konumunu güçlendirir. Odaya hayvan kapatıp geleceğe yönelik öngörü yapmak ile zerre kadar ilgisi yok. 2.7 kelvinlik arkaplan ışınımı bir öngörüdür, Einstein ın ışığın bükülmesi ile ilgili söylediği gravitation açısından teorisini destekleyen bir öngörüdür. Kromozom birleşimi ile ilgili değinmediğiniz nokta bir öngörüdür. Amaç anlamlı ve tutarlı sentezler üretmek. Bir teori anlamlı ve doğrulanabilen bir sentez yapabiliyorsa o teoride bir işin olabileceğine işaret etmesi noktasında önemli bir ilkedir. Bilimsel öngörü yapma nedir bir öğrenelim o yüzden.

    In a scientific context, a prediction is a rigorous (often quantitative) statement forecasting what will happen under specific conditions, typically expressed in the form If A is true, then B will also be true. The scientific method is built on testing assertions which are logical consequences of scientific theories. This is done through repeatable experiments or observational studies. (wiki)

    Devamında verdiğiniz soy ağacı linkinizle neyi göstermeye çalışdığınızı anlamadım? O çalışmada evrim teorisi ile çelişen birşeye yok. Yeni elde edilen bulguler çerçevesindebir yemiden değerlendirme söz konusu!? Bu her teoride olur. Teorilerin içeriği varsayımları vs. kristalize olmuş eğilmez bükülmez “kesin” şeyler değildir. Buralardan biryere varıp kanıt bulamayız. Doğal bir süreç.

    1,2,3 diye sıraladığınız mantık silsilesi genel olarak evrim teorisinin mantığı değildir. Yanlış anlamışsınız. Evrim teorisi değişimin dinamiklerini ortaya çıkarmaya çalışıyor. Bu ortaya çıkan dinamiklerin serilediği potansiyel ise eldeki bilgiler ile uyumlu. Mesele budur. sizin yaptığınız şekilde cross-over doğrulamalarla kendini kanıtlamıyor.
    Ve, değişim olur, ama şu çapta olamaz iddianıza bilimsel bir dayanak sağlıyamıyorsunuz. Evrim teorisi, “değişim var, değişim için mekanizmalarımız var, bu mekanizmalar ile şu değişimin ilişkisi nedir” şeklinde bakıyor. Siz ise yine her iki şeyi kabul ediyorsunuz, ama mekanizmalar değişimi açıklamak için yeterli değildir iddiasında bulunuyorsunuz ısrarla. Ve yapılan açıklamaların uyumluluğunu görmezden gelmeye çalışıyorsunuz.

    Devamında yanlış olduğu açık olan (ama evrim teorisi ile alakasız) mantık yürütmenin neden yanlış olduğunu anlatıyorsunuz. Strawman metodu yani. Ve Taslaman a başvuruyorsun. O kişinin nerdeyse tüm şeylerini okudum. Konunun hiçbir şekilde uzmanı değil, hem yazdıkların belli hemde uğraştıkları şeylerden belli. Dini konularla ilgilileniyor, bu alanda tahsil etmeyi seçmiş ve özel hayatı ise meclis arşivlerine girebilecek kadar biyoloji ile ilgisiz, şaibeli DGM lik işlerle adı geçen bir kişi. Biyoloji alanında kayda değer bir çalışması da mevcut değildir yıllardan beri, ingilizce yaratılışcıların sitelerinden çeviri yapması dışında.
    http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/tutanak_b_sd.birlesim_baslangic?P4=357&P5=B&page1=61&page2=61
    http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/tutanak_b_sd.birlesim_baslangic?P4=357&P5=B&page1=60&page2=60

    Maaşımla ilgili küçümsemeye yönelik üslubunuzu anlamıyorum (genel olarak üslubunuz hep bu minvalde). Oyun yaşınıda çoktan geçtik, bu adam öldürme oyunlarına kafam ermez pek. Fakat güncellik konusunda yanılıyorsunuz. 1950 den beri neredeyse tüm yayınlara erişim hakkı veren birkaç üniveriste veri tabanına üyeyim. Bir sıkıntınız olursa yardımcı olabilirim o konuda. Verdiğiniz makaleyi de daha önce okudum. Evrim teorisi ile çelişen bir durum söz konusu değil, söz konusu kişinin de böyle bir derdi yok.
    Ve matematik de bolca kullanılan bir bilim . Milyonlarca MATlab grafiğini görmemizin sebebi ondandır. Şu makale sorularınıza cevap verebilir:
    http://www.nature.com/nature/journal/v437/n7055/pdf/nature04072.pdf

    Sağlaması ile beraber human&chimp relatedness hakkında iyi bir çalışma. Hesaplamalar ile ilgili itirazınız var ise daha yakından bakalım beraberce, değilse o konu bence yerinde kalsın çünkü evrim teorisini yanlışlayan birşeyi zor buluruz oralarda gibime geliyor.

    Flagellum için verdiğiniz kaynakta ne var merak ettim ayrıca. Namba flagellumu anlatırken kendisi bile “Nature created a rotary motor with a diameter of 30 nm. Motility of bacteria…” şeklinde giriş yapıyor. Onun çalışmasında onun göremediği ne var sizin gördüğünüz? Benim söylediğim
    “sistemi yaratabilecek öncül aşamaların tümü işlevsiz olduğunu varsayarak. Bu yanlıştır. Bunu gösteremiyor ve sağlamasını yapamıyor. Böyle bir iddia hem akla ters hemde bilinen verilere ters. Bir sistemin öncüllerinin başka fonksiyonları olamıyacağını göstermeye çalışmak beyhude bir çaba.” Bunun yanlış olduğunu gösteren birşey yok. Namba öncül aşamaların olamayacağını göstermiyor!? Örnek verdiğiniz bilim adamı sizin çalışmalarından çıkardığı anlamı kendisi çıkartamıyor mu sizce? Bu kadar işin içinde olan bir insan neden hala evrim teorisine inanıyor?

    Avida çok ilginç bir deney bence. “bel bağlama” yada benzeri bir güdü ile arayıp bulmuş değilim. Genel olarak ilgiliyim ve gıpta ediyorum el oğluna. Bizde bu tarz faydalı teknolojilerin çıkmadığına üzülüyorum, ve bu gidişle de hiç çıkmayacağını düşünüyorum. Bel bağlama değil, ne için öyle bir çaba içersinde olayım ki? Benim söylediklerim genel olarak tüm bilim dünyasının söylediği ve onayladığı ve gün geçtikce daha da sağlam temellere oturan şeyler!?
    Sizin ilginizi çekmemiş, okumamışsınız bile. Avida herhangi birşeye eğilimli olarak programlanmamış. Kaynak kodu açıktır ve bedava olarak dağıtılmaktadır. Tamamen evrimsel mekanizmaları simule etmek dışında ek bir bilgi yüklenmiş değildir. Güdüm sağlayacak herhangi bir fonksiyon yüklenmiş değil, tamamen işlemsiz ve işlevsiz bir şekilde başlatılıyorlar, maximum dezavantajlı bir durumdalar yani. Yarattığı fonksiyonlar önceden “tasarlanmış” değil yani. Hangi kurum yada kuruluş kendini kandırmaya yönelik bir çalışma için milyonlarca dolarının harcanmasına izin verir? Üstelik tüm süreçleri şeffaf, herkese açık bir şekilde işleterek. Linux makinanız varsa açık olan kaynağı derleyip kendiniz çalıştırıp inceleyebilirsiniz.
    Mükemmel bir şekilde rastgele mutasyon ve doğal seleksiyonun çok karmaşık yapılar üretebildiğini gösterebilen bir teknolojidir. Mesele random mutasyon ve doğal seleksiyonun karmaşık “İK” yapılar oluşturup oluturamayacağı değil mi? Belgeli ve kanıtlı bir şekilde Michiganda digital organizmalar bu mekanizmaların gücünü göseriyor hergün.
    http://myxo.css.msu.edu/papers/nature2003/Nature03_Complex.pdf

    AT ın bunun yanlışlığını gösteren bu tarz bilimsel çalışmaları var mı?

    “Darwinizmin içinden çıkamadığı small scales changes yani küçük değişikliklerle ile karmaşık canlı yapılar oluşturamama sorunu için icad olunmuştur.Hatta Avidanız bile bu sorunsalın çözümünde bu savın gerçek olmasını arzulayanlarca programlanmıştır.”
    Böyle bir iddiada bulunduğunuza göre size bunu göstermeye davet ediyorum. Bu çalışmaların iç mekanizmalarını bildiğiniz anlamı çıkıyor bundan, bende anlıyorum; isterseniz beraberce inceleyelim. Bana iddianıza dayanak olacak “eğilim” yada “yönlendirmeyi” gösterin lütfen. Bunu gösterebilirseniz emin olun çok büyük bir iş yapmış olursunuz, bende size bizzat yardım edeceğim duyurulması için.

    Bu teknolojinin ilginç tarafı nedir biliyormusunuz? İşlem gücü ucuzladıkça ve güçlendikçe kendini şimdiden göstermeye başlıyan yeni nesil teknolojiler bizzat nano-teknoloji için tasarım yapacak hale gelecek. Yani bugün insan tasarımı ile yapılan nano-makinalar için mükemmel incelikte üreteç yapılacak. Hedef ortam ı 4 boyutlu bir şekilde simule edebilecek güçte teknoloji yaygın olarak erişilebilecek duruma geldikten sonra mutasyon ve seleksiyon ile tasarlıyacaklar yeni makinaları. Kendimiz deneme yanılma yolu ile tonlarcasını harcıyarak tanesi 25 küsur dolar olan silikon plaklar üzerinde yapmıyacağız, bizzat kör denen bu süreçler hızlı bir şekilde şaşmaz incelikte tasarlıyacaklar karmaşık İK makina modellerini. Çıkar modeli kullan ondan sonra. Saçma mı sizce? Evolution in production? Küçümsediğimiz bu mekanizmalar şu anda zaten birçok işi yapıyor, çok yakın bir süre sonra hepsi olacak bunların. Yapay organik canlıların ortaya çıkışı vs.vs bunların hepsini göreceğiz.

    Yine aynı yerden, vermişken şunuda vereyim. 89 dan beri bakteri evrimini izleyen bir çalışmaya ilişkin. Bu tarz yapılan, kimisi hala açıklanmamış sayısız çalışmadan bir tanesi. Yaklaşık 20 yıllık bir süreçte doğal seleksiyonu izleyen, moleküler bazda tüm aşamaları kayıt altına alınmış bir çalışma. Sadece var olan varyasyonların öne çıkması değil yani. Bu mekanizmaların öngörüldüğü şekilde laboratuvarda gerçek canlılar üzerinde ki deneylerde bu sonuçları veriyor olmasıın anlamı gayet açıktır bugün.
    http://carlzimmer.com/articles/index.php?subaction=showfull&id=1184129420&archive=&start_from=&ucat=10&
    http://carlzimmer.com/articles/2006.php?subaction=showfull&id=1177181182&archive=&start_from=&ucat=9&

    “..yada işlev kazanarak rastlantısal bir şekilde saniyede 20.000 rpm hıza sahip bir motoru ortaya çıkardığını söylemek esas akla zarar ziyan bir durum.” Herşeyen önce RPM “Revolutions per minute” demektir. Saniyede şu kadar RPM diye birşey diyemeyiz. Evet bu biraz akla zarardır :) Saniyede 20.000 değil yaklaşık 330 devir yani.
    Ve sırf rastlantısal değil Mustafa arkadaşım, değişik mekanizmların oluşturduğu dinamik bir sistem söz konusu olan. Ve bilim keşif sınırı olarak insan aklının kıt hayal gücüne bağlamaz kendini. Öyle olsaydı, bilim yerinde sayar ve şaşırtıcı sonuçlara ulaşamazdı, eskiden olduğu gibi doğa dışı güçlere başvururdu.

    Behe den verdiğiniz kaynak acaba yeni birşeymi diyordum kendi kendime. Yaklaşık 15 yıl önce yayınlanmış bir yazı, defalarca okuduğumuz birşey. Bunun yüzünden internet iliklerine kadar “reduced” olmuş fare kapanı simulasyonları ile kaynıyor.

  29. Sinan Bey,

    Gerçekten çok üstünkörü yorum yapıyorsunuz.

    ”Sayın Mustafa kardeşim,
    A-priori kabullenme, skolastik filan söylediklerimle ilgisi yok. Neye refere ettiğimi belirtiyorum. Bugün bilimin kabul ettiği bir evrim teorisi var diyorum ve ona atıfta bulunduğumu belirtiyorum.”

    Bu sitedeki herkes açıkca biliyor ki EVRİM ile ilgili bir sorunum yok.Birçok kez Evrim teorisini kabul ettiğimi sadece onun belirli felsefi bir ön kabul yorumu (ateizm) olan Darwinizmin hayatın tümünü açıklayabileceği iddasını red ettiğimi söylüyorum.Darwinin mekanizmalarınında önemli fakat IK yada hayattaki karmaşıklığı üretmek için yetersiz olduğunu işliyorum.Sizin bişeyler yazıcağım deyip birşey yazmadığınız Front Loading Evolution konusunda olan bir AT destekçisiyim .Blogumun bannerından tutunda ilk günden başlayarak yazdığım yozum ve yarumlarımdan açıkca belli olan bir durum.Bu blogta benim evrime karşı olmadığım aksine Yaratılışcılığa karşı durduğumu sizin dışınızda site müdavimi olan herkes biliyor.

    Fakat sizin evrim algınız Darwinizmle sınırlı ve sadece onu bilimsel kabulettiğinden olsa gerek Evrim=Darwinizm dogmasından fikir türetip duruyorsunuz. Dogma kelimesi Papanın sözlerinin sorgulanmaması anlamında ise, Akademik elitlerinden C.Darwini (yada yeni yorumlarını) bu konuma taşımasından ötürü skolastik diyorum.Bu sanırım onca yıl akademik bazda verilen siyasi mücadelelerin sonucu.Benim hayatın başlangıcını anlamak ve benim gibi konu üzerinde düşünen sizin gibi diğer insanlardan öğrenmekten başka amaçım yok.Sayın Da Vinci olmak üzere bir çok Darwincidende çok faydalı bilgiler edindim .Fakat bu beni Darwinci yapmadı:) Özetle siyasi yada herhangi bir pragmatik bir amaçım yok! Herhangi bir organik bağlantımda yok!Zaten söylemim o çevreler için sizinkinden çokta farklı değil… hatta benim söylemim onlar için sizin için olduğundan daha da rahatsız edici sanırım.

    Büyük Patlamanın kriterleri Darwin teorisinden kat ve kat fazla karşıladığı eğer sizin için tartışmalıysa bu sadece bir ön kabulün tezahürü olabilir.Bilimle bir alakasını kuramam.İlk andan bu güne değin Evrenin evriminde kullanılan patikaların kör şansa tabi olduğunu kabul edip bunu üzerine bilimsellik inşa eden materyalizm bence akıl dışıdır.Sizin bahsettiğiniz ilerlemeler (Avidadan daha büyüğü var önümüzde mesela Cern) bir deney labaratuvarı olarak büyük patlama için inşa ediliyorsa bunda bir bilimsel hikmet aramak lazım.Dünyanın en büyük laboratuvarı sonuçta.Büyük patlama materyalistler için yeterince mide bulandırıcı.Benim sürekli bahsede durduğum ilk andan başlayan yönlendirilmenin en büyük delili.Siz kendinizce istediğinizi söyleye durun her geçen gün tasarımın kör bir saatçinin elinden çıkamayacağı ortaya konuyor.Siz oradaki olasılık hesaplarına cevap vermek yerine C.Taslamanın kişisel girdi-çıktısını vermişsiniz.Ben özel hayatı çok önemsemiyorum.Kişisel tercihleri onu ilgilendirir ayrıca umrumda da değildir.Benim için onun evrim konusundane yazdığı önemli yada hangi kaynaklardan bu yazıları edindiği.Söyledikleri eğer bilim ilgimin dışında ise zaten kendisi dahil kimsenin söylemini burada yayınlayacak değilim.İsteyen istediği konular hakkında nette bilgi erişimine açık.Kendisinin çoğu söylemleride yanlışlanabilir. Ben kendim için açıklayıcı bulduğum ve kabul ettiğim kısmı ile ilgileniyorum.

    ”1950 den beri neredeyse tüm yayınlara erişim hakkı veren birkaç üniveriste veri tabanına üyeyim. Bir sıkıntınız olursa yardımcı olabilirim o konuda. Verdiğiniz makaleyi de daha önce okudum. Evrim teorisi ile çelişen bir durum söz konusu değil, söz konusu kişinin de böyle bir derdi yok”

    Size linklediğim makale neyden bahsediyor?Merak etmeyin onunda çevirini yayınlayacağım.Dikkat edin ki benim çevirilerimin çoğunluğu Darwinci-AT yayınlarının dengeli bir hali.Her iki görüşün neler söylediğini yayınlıyorum tek merkezli tek algılı bir dünyam yok şükürler olsun ki. Shapiro makalesi yada Namba’nın makalesi buna güzel örnekdir.

    ”Devamında yanlış olduğu açık olan (ama evrim teorisi ile alakasız) mantık yürütmenin neden yanlış olduğunu anlatıyorsunuz. Strawman metodu yani.”

    Bakın Wikide ne diyor Strawman hakkında ;

    1.One can set up a straw man in the following ways:
    Present a misrepresentation of the opponent’s position, refute it, and pretend that the opponent’s actual position has been refuted.
    2.Quote an opponent’s words out of context — i.e., choose quotations that are not representative of the opponent’s actual intentions (see contextomy).
    3.Present someone who defends a position poorly as the defender, refute that person’s arguments, and pretend that every upholder of that position, and thus the position itself, has been defeated.
    4.Invent a fictitious persona with actions or beliefs that are criticized, and pretend that the person represents a group of whom the speaker is critical.
    5.Oversimplify a person’s argument into a simple analogy, which can then be attacked.

    Bunları ele aldığımda bunu blogum açıldığımdan beri yapanın Darwinciler olduğunu düşünüyorum.Kararı okuyanlar versin.

    ”Linux makinanız varsa açık olan kaynağı derleyip kendiniz çalıştırıp inceleyebilirsiniz.
    Mükemmel bir şekilde rastgele mutasyon ve doğal seleksiyonun çok karmaşık yapılar üretebildiğini gösterebilen bir teknolojidir”

    Mükemmellik iddiası ilginç bir örnekleyin bakalım neymiş bu mükemmel karmaşık yapılar:) Linux kaynak kodu yada avida her neyse arkasında temel bir güdüm var.Belirlenmiş bir patikada karmaşıklık üretmiyor mu? Diyorsunuz ki açık kaynak kodlu sistemler isteyen tasarlayabilir yani:)Tasarlanmamış olduğu iddiasını tasarlanmış bir sistem üzerinden refere etmek.Birde kimyasal bilgi ile kimyasal olmayan bilginin aynı süreçlere tabi tutmak? Nerden baksanız üretici Darwinci mutantlar çıkar. Marvell Comicse malzeme üretirsiniz o kadar…

    Bu mantığın nelere dayandığını ;
    https://akillitasarim.wordpress.com/2007/09/07/tasarim-ve-entropi/#more-33

    makalemde Shapiro makalesi üzerinden açıkladım.

    ”Bu çalışmaların iç mekanizmalarını bildiğiniz anlamı çıkıyor bundan, bende anlıyorum; isterseniz beraberce inceleyelim. Bana iddianıza dayanak olacak “eğilim” yada “yönlendirmeyi” gösterin lütfen. Bunu gösterebilirseniz emin olun çok büyük bir iş yapmış olursunuz, bende size bizzat yardım edeceğim duyurulması için.”

    Ben avida ile ilgili bundna önce iki kıosa makale okumuştum yukarıda açıkladığım temeli saçma geldiğinden detaya inmedim.Size verdiğim Iscid linkte zaten bu konu üzerinde uzun bir tartışma var.Okuduysanız temel itirazın şu cümleler etrafında döndüğünü görmüşsünüzdür.

    The authors of the avida platform clearly intend it to be an environment in which hypotheses, conjectures, and claims about evolution in general can be tested. While in several places, in various papers describing the platform and research performed with it, they suggest rough parallels between features of avida and features of organic systems, they resist mapping specific features of avida and its critters onto specific features of organic systems. I will not give citations now – again, I’m pressed for time -but it seems clear to me in reading those papers that the creators of the avida platform did not intend to create a simulation of a specifically biological system, but rather intended to build a system in which evolution occurs independent of purely biological considerations.

    ”That is, they took evolution at its most general level of analysis — a population of imperferfect replicators with heritable variance, reproducing in an environment with limited resources (and therefore with competition and consequent selection on replicationally advantageous traits) — and built a computer system within which evolution actually occurs at that level of analysis. It’s not a “simulation” of evolution at that level, it instantiates evolution at that level. Somewhere (again, no cite, but I know it exists) they said that their intent in writing the avida system was to create a plaftorm for doing comparative research on evolutionary processes, where the comparison is between evolution occurring in the avida virtual world and evolution in the world of organic biology. And indeed, in The Biology of Digital Organisms, Wilke and Adami, two of the creators of avida, describe several examples of such comparisons.”

    http://www.iscid.org/boards/ubb-get_topic-f-6-t-000465-p-2.html

    “..yada işlev kazanarak rastlantısal bir şekilde saniyede 20.000 rpm hıza sahip bir motoru ortaya çıkardığını söylemek esas akla zarar ziyan bir durum.” Herşeyen önce RPM “Revolutions per minute” demektir. Saniyede şu kadar RPM diye birşey diyemeyiz. Evet bu biraz akla zarardır :) Saniyede 20.000 değil yaklaşık 330 devir yani.”

    Bunu ben söylemiyorum. Prof.Namba söylüyor. Siz bilmem kaç yıl neye kafa yorduysanız oda Flagella üzerine kafa yormuş bilim hayatı hayatı boyunca.Sizden iyi bildiğine ve konuya daha hakim olduğuna da eminim.Bakın ne demiş;

    ”Vücut hacmi 1–2 mikron olan “Salmonella ve E.Coli” gibi bakterilerin hareketliliği temelindeki çok ufak bir motorun helikoptere benzer pervanelerinin hızlı dönmeleri sayesinde gerçekleşir. Döner bir motor ve 15 mikrona kadar büyüyebilen ince pervanemsi liflerden oluşan bu organizmanın adı “Flagellum”dur. Yaklaşık 10 üzeri -16 wattlık bir enerji tüketimi ve %100′de %100’e yakın enerji geri dönüşümü kapasitesi ile yaklaşık 20.000 rpm hızla döner.”

    İnsan tasarımı F1 araçlarının bazılarının motorları bu dönüş hızı düzeyine ancak 2005’de 19200 (BMW) ulaşabilmişlerdir.

    ”Ve sırf rastlantısal değil Mustafa arkadaşım, değişik mekanizmların oluşturduğu dinamik bir sistem söz konusu olan. Ve bilim keşif sınırı olarak insan aklının kıt hayal gücüne bağlamaz kendini.”

    Değişik mekanizmaların kaynağı nedir.Onların kaynağıda rastlantısallık değil mi?

    Bilimin yada bilim yaptığına inanılan insanların Monte Carlo’daki Kör Saatçi gazinosunda ellerinde zarlarla barutta yeterince zaman verilirse tüm oyunları kazanağına inanması mı bilim? :)

    Sizlere kolay gelsin…

  30. @MAA

    Vah vah :) niye zahmet ediyorsunuz ozaman kendi sitenizde devam edin mücadelenize ben uğramaya bile değer görmüyorum sizinkileri:) Çünkü sizin saçmalıklarınıza deniz mürekkep olsa dayanmaz…

    Akıllı tasarımı saçma bulan herkes sizin için saçmalıyor zaten. Biyoloji alanında uzman bilim adamlarının %99.9’u size göre saçmalıyor. Onun için benim görüşlerim hakkında ne düşündüğünüz beni pek ilgilendirmiyor.

    Evet aynen bunu kastediyorum.Mutasyonların vralığı ayrı şey bunların yapıcı güç olabileceğini göstermek ve inanmak ayrı şey.Sizler (Darwinciler) nasıl ne biçim insan türlerisiniz ben esas gördükçe yorumları şaşırıyorum.Birisi 80 milyon yıllık süreçi gözlemlemeyi beklemek insafsızlık olur derken diğeri açıkca gözlemlenebiliyor onca deney var diyor.

    Mutasyonların yapıcı olabileceği kanıtlanmıştır. Yeni işlevlere sahip genlerin mutasyonlarla nasıl oluştukları bilinmektedir. En basitinden bu konuyla ilgili bir makale vereyim:

    Long M, Betrán E, Thornton K, Wang W., The origin of new genes: glimpses from the young and old, Nature Reviews Genetics 4, 865-875 (November 2003) | doi:10.1038/nrg1204

    (Eğer bulamazsanız bu makaleyi pdf olarak gönderebilirim.)

    Bu makalede hem prensip olarak yeni işleve sahip genlerin nasıl oluştukları anlatılıyor hem de bilinen genlerin evrimiyle ilgili örnekler veriliyor. Eğer ararsanız bu konuda başka birçok makaleye ulaşabilirsiniz. Yani yok demekle bunlar yokolmuyor. Ama bunlar sizin gibiler için yeterli olmuyor. “O zaman şunu açıkla, bu nasıl oluşmuş açıkla bakalım” gibi bazı bilinmeyen şeylere sığınarak god of the gaps argümanları üretmek en sevdiğiniz şey oluyor.

    Bu neye benziyor biliyormusunuz sayın Da Vinci .Aletle onu kullanan heykeltıraşı birbirine karıştıran birine.Bu tip bir yaklaşımın körlüğü zaten kör saatçi mekanizmasına imanı doğuruyor.

    Ortada ne heykeltıraş var ne de aleti. Kendiliğinden yani doğa kanunları çerçevesinde gerçekleşen olaylar var ama siz biri için “bu kendi kendine oluyor olamaz o zaman ilahi bir müdahelenin bir yerlerde yapılmış olması gerekir” diyorsunuz.

    İK sistemlerle ilgili yazdıklarınız işinize geldiği gibi algılamada üzerinize olmadığının resmen kanıtıdır.

    İşime geldiği gibi mi? hahahahaa :)

    Behe’nin tanımı çok basit ve açık. Bunda farklı anlayacak birşey yok. Neyi kendime göre anlıyormuşum çok merak ettim. Behe tanımını yapıyor ve İK’nin kendiliğinden evrimleşemeyeceğini söylüyor, diğer bilim adamları ise evrimleşebileceğini gösteriyor. Verdiğim videoları izlerseniz Behe’nin tanımına uyan İK yapıların kendiliğinden oluşabileceğinin kanıtlandığını görürsünüz. Biraz kafasını çalıştıran biri bu videoları izleyerek dahi İK tanımına uyan yapıların kendiliğinden oluşabileceğini anlar. İK yapıların evrimleşebileceğini görmek için bakteri kamçısının adım adım evriminin en ince ayrıntısına kadar gösterilmesi gerekmiyor. Kavramlar prensip bazında yanlışlanır. İK olduğu iddia edilen tüm yapıların nasıl evrimleştiğinin gösterilmesi gerekmiyor İK yapıların evrimleşebileceğinin kanıtlanması için. İK yapıların evrimleşebileceğinin prensip bazında gösterilmesi yeterlidir. Zaten aklın gereği de budur.

    Bunu benim söylemediğim ortada bu mutasyonlar sonucu avantaj sağlayan küçük basamaklarla doğal seleksiyon tarafından seçilen yapıların gerekliliğidir.Eğer Darwin doğru olsaydı bu küçük basamakların hepsinin birden oluşması gerekmeyecekti.

    Bunları yazarken kafanız başka yerdeydi heralde. Doğru düzgün cümleler kursanız da ne demek istediğinizi anlasak da ona göre cevap versek nasıl olur? Türkçe o kadar da zor değil ama biraz dikkatli ve özenli yazmayı gerektirir.

    Hayali patikalar çizerek mi?Flagella örneği çok komikti.Talk originse tebrikler…

    Hayali? Bakteri kamçsının evriminin video kaydının bulnacağını falan mı bekliyordunuz? Elbette eldeki verilere göre tahmini patikalar oluşturulacak. Milyarlarca yıl geriye gidip neyin tam olarak nasıl olduğunu öğrenecek hali yok heralde bilim adamlarının. Elbette eldeki sınırlı veri ile en anlamlı ve mantıklı çıkarımları yaparak en muhtemel sonucu ortaya çıkaracaklar. Ayrıca bakteri kamçısı evrimileyle ilgili kimse kesin birşey söylemiyor. Yani kesin şöyle şöyle oldu diyen biri yok. Ama eldeki verilere göre tahimnler var. Mesela 10 yıl önce Behe bakteri kamçısındaki birçok proteinin homologları olmadığını bu nedenle tüm proteinlerin aynı anda evrimleşmiş olması gerektiğini iddia ediyordu. Ama o iddiasının yanlış olduğu ortaya çıktı. Tüm bakteri kamçılarında olması zorunlu proteinlerden sadece 2 tanesinin bilinen homologu olmadığı ortaya çıktı (O da şimdilik. Yani homologu kesin yok diye birşey yok ama şimdilik bilinen homologu yok).

    Bu arada front-loading sizce hayali midir? Yoksa birçok delili mi vardır? Hayali kavramınızı biraz merak ettim de onun için soruyorum.

    Böyle bir şey Darwin evriminden bile imkansız! Bizde beklemiyoruz aslında. Olur bilim adamısınız ya belki sizin için her daim var olan olabilir olasılıklar dahilindedir dedik..

    Bunları yazarken kafanız neredeydi çok merak ediyorum. Ben ne zaman bilim adamı olduğumu söyledim? Hayal görmeye başladınız heralde :))

    Bunu diyen asla ben değilim.Benim savunduğum AT söylemide değildir.

    Tabi canım. Yukarda bağışıklı sistemi ve bakteri kamçısıyla ilgili iddialarınızın bununla hiç ilgisi yok değil mi? “Hadi nasıl evrimleştiğini gösterin” diyen siz değil misiniz?

    Varsa Behe nin makalesindeki anlatımlara itirazınız ordaki veriler üzerinden yapın yoksa susun biliyorsunuz zannetmeye devam edelim…

    10 yıl önce yazılmış ve cevabı çokça verilmiş bir yazıdan bahsediyoruz. Sanki içinde muhteşem bilgiler varmış gibi sunmanız ilginç. Ayrıca benim ibliyor veya bilmiyor olmam önemli değil. Yazıyı okuduğumda üzerine birşeyler yazarım ama ne zaman okurum bilmiyorum.

  31. Da Vinci

    ”Onun için benim görüşlerim hakkında ne düşündüğünüz beni pek ilgilendirmiyor.”

    İlgilendirmiyor olsa gerek ki durmadan sitemde yorum yetiştirmeye çalışıyorsunuz.Ben ise söylediğim gibi sizin sitelerinize uğrayıp yazmayı bile zaman kaybı olarak görüyorum.Yani sözümün adamıyım. Samimiyetsizliğiniz bu konuda gene apaçık ortada durmakta.

    ”Mutasyonların yapıcı olabileceği kanıtlanmıştır. Yeni işlevlere sahip genlerin mutasyonlarla nasıl oluştukları bilinmektedir. En basitinden bu konuyla ilgili bir makale vereyim.”

    Evreka! sadece bir makalenin yüzde 99,9 zaralı çıkan bir süreçteki o küçük olasılığın gerçekleşmesi hayatın tüm aşamalarında bunun sayısız şekilde gerçekleşmesi mi anlamına geliyor sizin için? Bakalım sadece şempanze ile insan arasındaki durum ne?

    D.N.A’nın mutasyonu Darwincilerin en popüler argümanlarından olan İnsan-Şempanze genetik kodlarının birbirlerine %98,4 oranında benzemesine ve 1,63 oranında farklı olmasına dayanmaktadır. Acaba gerçek böyle midir?99 rakamının altında tayan gerçek tam anlamıyla nedir?Gelin yapmamamız gerekeni yapıp sorgulayalım.En son yapılan eşlemede insan DNA sının 3,1 milyar gen eşleşmesi, şempanzenin ise 3,2 milyar çift-eşleme yaptığı görülür brüt fark ise yaklaşık olarak 1,44 dür. Genetik kodların deşifresinde gen haritalarında farklı 68,000 gen eşleşmesi olduğu kanıtlanmıştır. Buna ek olarak protein kodlayan bölgelerde, insanla şempanze arasında 231 ortak gen bulunmuş, bunlardan 47’si oldukça farklı amino asid dizilimleriyle, RNA kopyalamalarında oldukça farklı bir kodlamalar yaptıkları kanıtlanmıştır. Özet olarak ortaya çıkan,canlıların asıl farkı olarak kabul gören protein faklılığının sonuç olarak insanla şempanzenin arasında %20,4 farklı olduğunu gösterir.Buda insanla şempanze arasındaki gerçek net farkın %98,4 yerine %95 oranında olduğudur. Her ne olursa olsun mutasyonun 68,000 adet ve işleyen mekanizmaları olumsuz etkilemeyecek şekilde tekrarı, işlemesi ve birikmesi gerekmektedir. (Reflections on human origins.W.Dembski)

    Bunun anlamı aynı zaman dilimi içersin de Darwincilere göre Hominid denilen evrimsel ataların 4–3,5 milyon yılda ortak atadan evirilmesi;(Australopithecus anamensis Australopithecus afarensis’le başlayan) sırasında aynı doğal habitat da insan şempanzeden teorik olarak 5,5 kat daha hızlı mutasyon geçirmiştir yâda evrilmiştir.Aynı ortamda yaşayan canlıların (Rift vadisi gibi) diğerine göre sürekli ve artan miktarda işleyen mutasyonlarca ve yönlendirilmeden oluşturdukları avantaj sağlayan yeni bilginin genoma katılması Pixar animasyonu yapmaktan bile daha kolay sizin için öyle değil mi ? :))

    68,000 değişikliğin doğal seçilimce rasgele avantaj sağlayan dinamiğin merkezinde olup insana giden süreçi oluşturması bu patikaların oluşması, derlenmesi ve verinin genoma katılıp ilerlenmesi matematiksel olarak imkânsızla eşdeğerdedir. Tıpkı yönlendirilmemiş Mutasyon mekanizmasının son derece işlevli ( bizi insan yapan) 68,000 işleyen değişiklik yapması gibi..Meyve sineği gibi yönlendirilmiş mutasyonların bile işlevsizliği apaçık ortada iken.Bizim teknolojimizle bile mümkün olmayan bu yönlendirilmişliğin yönlendirilmeden yıkcı doğal güçlerce gerçekleştirilebileceğine olan açık iman = Darwinizmdir.İşte siz buna iman etmişsiniz buu yüzden herşeyin muatasyonlarla rasgele ve amaçsız olduğu bir dinamik içersinde size göre herşey mümkün ve buda bilimin ta kendisi …

    Yukarıdaki makale alıntısı 18 ağustos 2004 tarihli. Buna benzer sonuçları olan bilimsel bir makalenin ise ancak birkaç ay önce hakemli bir dergide yayınlanabildi.demek oluyor ki makalelerin eskiliği ile bilimselliği arasında her zaman doğrudan bir ilişki yok.Alice’nin hayal dünyasında ise herşey mümkün…

    http://www.sciencemag.org/cgi/content/summary/316/5833/1836

    ”Ortada ne heykeltıraş var ne de aleti. Kendiliğinden yani doğa kanunları çerçevesinde gerçekleşen olaylar var ama siz biri için “bu kendi kendine oluyor olamaz o zaman ilahi bir müdahelenin bir yerlerde yapılmış olması gerekir” diyorsunuz.

    Bunu matematiksel hesaplamalar ve olasılık dairesindeki imkansızlıklar söylüyor.Bir kere bile doğru dürüst cevap veremediniz, veremezsinizde.Blogta proteinden tutun,insani ilkelere kadar birkaç önemli konuda oluşma olasılığı ile ilgili matematiksel açılımlar verdi.Nedense sürekli görmezden gelindi..es geçildi aslında biliyorum ki matematiksel olarak cevap veremezsiniz.Çünkü Darwinizmin matematiksel bir modeli yok! ama son derece bilimsel yüzde 99.9 :)) hatta o kadar da bilim insanımız var.. kim tutar bizi….

    Küçük basamaklardan ve onların hepsinin aynı anda bir işlevi gerçekleştirmek için var olmasının zorunluluğundan bahsetmemi anlamamanız Darwinciden beklenmiyecek bir davranış değil. M.Behe binlerce kez anlattığım halde gene ne demiş bakalım;

    Türlerin Kökeninde Darwin;

    “Eğer her hangi bir karmaşık bir organın, küçük, başarılı ve sayısız değişiklikle oluşamayacağı gösterilirse, teorim kesinlikle geçersiz olacaktır.”demektedir .

    Darwin’in kriterini karşılayan şey indirgenemez karmaşıklık sistemidir. İndirgenemez karmaşıklıkla söylemek istediğim birçok etkileşimli parçadan oluşan, temel bir görevi yerine getiren yâda katkıda bulunan tek bir sistemdir. Bu tür bir sistem, tedricen, küçük, başarılı öncü değişikliklerle üretilemez. “Çünkü doğal seçilim işleyen bir görevi seçmeye dayanır. Bir indirgenemez karmaşık sistemin, eğer böyle bir şey varsa, doğal seçilim için tam bir bütün olarak çalışır halde aniden oluşması gereklidir”

    Türkçe değil Swahili dilindede yazsam size yararı olmazdı. Sizler (Darwinciler) için Braille alfabesi öğreneceğim…başka yolu yok!

    ”Hayali? Bakteri kamçsının evriminin video kaydının bulnacağını falan mı bekliyordunuz? Elbette eldeki verilere göre tahmini patikalar oluşturulacak. Milyarlarca yıl geriye gidip neyin tam olarak nasıl olduğunu öğrenecek hali yok heralde bilim adamlarının.”

    Sanırım bunu gerçekleştiren bir teori vardı.Adı neydi durun… evet hatırladım hatırladım Büyük patlama mıydı neydi.Fakat bu Darwinizm kadar bilimsel değildi galiba…:))

    ”10 yıl önce yazılmış ve cevabı çokça verilmiş bir yazıdan bahsediyoruz. Sanki içinde muhteşem bilgiler varmış gibi sunmanız ilginç.”

    Görülüyor ki 3 sene önce yazılan ama önemsenmeyen bir makale sonra ne hikmetse hakemli dergilerde yeni keşif olarak duyrulabiliyor.Ya bu birilerinden o zaman uygun ortam olmadığı için gizlendi biz şimdi bu verilerle aynı parelelikte bilgiyi edinebiliyoruz hakemli dergilerden yada Darwinciler epey geriden takip ediyor AT’yi bazı konularda.Yada son bir seçenek var onca cevap verilmiş eski bir veri deyip okumamışlardır.Ateizm şövalyeliğinden vakit kalmıyor olabilir…

    Siz en iyisi Da Vincinin sanat yönüyle ilgilenin.Belki tasarımın ne olduğunu sanatla kavrayabilirsiniz.Bilimle bu mümkün görünmüyor..:)

  32. Sayın Mustafa bey,
    Yazılanları hiç görmüyorsunuz. O kadar şeye hiç dokunmadan IK diyorsunuz tekrar tekrar, şempanze diyorsunuz. Bizzat bu gen serilerini çıkartanların bir makalesini verdim yukarıda. Bi bakın bakalım insan ile şempanze arasındaki ilişki neymiş.

    Sizin itiraz ettiğiniz şeylerin yanlışlığı çok açık, inat etmeyin gerçekten.
    Bakın verdim yukarıda, adamlar 20 yıllık bir evrim sürecini izleyip, mutasyonları nokta nokta takip edip belgeleyip yorumluyor, oluşan değişiklikleri şaşmaz bir şekilde açıklıyor. Kör diye küçümsediğiniz mekanizmalar kompleks yapılar üretebiliyor ve belgelerini yöntemlerini herkese açıyorlar. Ki bizlerin size sunduğu şeyler yapılan tüm şeylerin çok çok küçük bir bölümü inanın. Bu 99%(*) dediğimiz bilim camiasının çok küçük bölümü AT yada benzeri yaratılışcı görüşleri önemseyip karşı arguman sunmaya çalışıyor aktif olarak. Aktif ve militanca bir savunma durumunda değil birçok kişi. Yoksa gerçekten AT cıların işi zor olurdu. Genelde tartışma konusu olan şeyler, popüler düzeyde olan pedagojik sayılabilecek şeyler. O 1-2 sayfasına baktığımız makale veritabanlarının arkasında binbir türlü konuda öbek öbek süzme bilimsel çalışma kaynıyor. Biz bir buz dağın tepesinde tartışma yapıyoruz.

    Burada tanımadığım Da vinciyi savunma durumunda değilim ama… Sitesindeki birkaç şeyi okudum. Oraya ne yazabilirsiniz ki zaten? Bence yazabileceğiniz bir şey yok zaten. Adam kaynağını göstererek yapılan alıntılardaki alıntı hatalarını gösteriyor satır satır sahih kaynaklar vererek :) Nesine yorum yapıp itiraz edeceksiniz zaten o kadar açık olan şeye :) O yüzden olsa gerek ki bir sürü küfür içerikli yorum var, “hayır bu böyle değildir” diyen pek yok gibi.

    Fakat bu bloglar dünyası, public bir yayın ve fikir yayma durumu var yani. İnsanlar yanlış olduğunu düşündüğü düşünceleri eleştirmek ister özellikle public bir alandaysa. Blog kültürü. Bundan daha güzel ve sağlıklı bilgi elde etme yolunda yapılabilecek daha iyi bir davranış/tutum var mı internet dünyasında? Ki bakıyorum herkesin terbiyesi de yerinde, ölçülü bir üslub ile fikirlerini ifade ediyorlar. Yoksa genelde sitelerin çok büyük bir bölümünde görülen küfür, hakaret ve benzeri seviyesizlikler yok ve bundan dolayı da memnun olmalısınız diye düşünüyorum.

    (*) Sizin geçende verdiğiniz 500-600 kişilik listenin amerika için olduğunu zannediyordum. Biraz bakınca tüm dünyadaki akademisyenler olduğunu öğrendim. Yani “tüm dünyada bilim camiasında ciddi bir muhalefet var,2 cephe var” şeklinde sunmaya çalıştıkları propagandanın ne kadar asılsız olduğunu gösteriyor. Dünyada milyonlarca bilim insanı var. Şüpheciliği ve eleştirel tutumu gelenek haline gelmiş insanlar arasında ciddiye alınır bir teori çok çok daha güçlü bir konumda olurdu inanın bana. Çeşitli siyasi görüşleri, dini inançları olan insanları ateist-mayeryalist-ideolojik diye sınıflandıramayız. Bunun hiçbir dayanağı yok gerçekten.

  33. @MAA

    İlgilendirmiyor olsa gerek ki durmadan sitemde yorum yetiştirmeye çalışıyorsunuz.Ben ise söylediğim gibi sizin sitelerinize uğrayıp yazmayı bile zaman kaybı olarak görüyorum.Yani sözümün adamıyım. Samimiyetsizliğiniz bu konuda gene apaçık ortada durmakta.

    Ben sizin için yazmıyorum ki. Burayı takip edenler belki birşeyler öğrenir diye yazıyorum. Sizin için yazdığımı da nerden çıkardınız.

    Benim blogumda yazacağınız birşey yok zaten. Gelip ne yazacaksınız?

    Ne samimiyetsizliği? Burada insnaları yanlış yönlendirecek şeyler yazıyorsanız ben de buna cevap veririm. Bunun neresinde samimiyetsizlik?

    Evreka! sadece bir makalenin yüzde 99,9 zaralı çıkan bir süreçteki o küçük olasılığın gerçekleşmesi hayatın tüm aşamalarında bunun sayısız şekilde gerçekleşmesi mi anlamına geliyor sizin için? Bakalım sadece şempanze ile insan arasındaki durum ne?

    Kuyruklu yalan. Mutasyonların %99.9’u zararlıdır diye biri tek kelime ile bilgisizdir. Size sadece Mutasyonlar zararlı mı? başlıklı yazıyı önereceğim. Bu “%99.9 zararlı” palavrasına nasıl ve neye dayanarak inandığınızı bilmiyorum.

    D.N.A’nın mutasyonu Darwincilerin en popüler argümanlarından olan İnsan-Şempanze genetik kodlarının birbirlerine %98,4 oranında benzemesine ve 1,63 oranında farklı olmasına dayanmaktadır. Acaba gerçek böyle midir?99 rakamının altında tayan gerçek tam anlamıyla nedir?Gelin yapmamamız gerekeni yapıp sorgulayalım.En son yapılan eşlemede insan DNA sının 3,1 milyar gen eşleşmesi, şempanzenin ise 3,2 milyar çift-eşleme yaptığı görülür brüt fark ise yaklaşık olarak 1,44 dür. Genetik kodların deşifresinde gen haritalarında farklı 68,000 gen eşleşmesi olduğu kanıtlanmıştır. Buna ek olarak protein kodlayan bölgelerde, insanla şempanze arasında 231 ortak gen bulunmuş, bunlardan 47’si oldukça farklı amino asid dizilimleriyle, RNA kopyalamalarında oldukça farklı bir kodlamalar yaptıkları kanıtlanmıştır. Özet olarak ortaya çıkan,canlıların asıl farkı olarak kabul gören protein faklılığının sonuç olarak insanla şempanzenin arasında %20,4 farklı olduğunu gösterir.Buda insanla şempanze arasındaki gerçek net farkın %98,4 yerine %95 oranında olduğudur. Her ne olursa olsun mutasyonun 68,000 adet ve işleyen mekanizmaları olumsuz etkilemeyecek şekilde tekrarı, işlemesi ve birikmesi gerekmektedir. (Reflections on human origins.W.Dembski)

    Dembski’nin bilmediği konulara girmesine yani biyoloji konuşmasına bayılıyorum. Bir insan bilgisizliğini bu kadar mı açık bir şekilde ortaya koyar. Pes doğrusu.

    Bu arada nereden çıktı bu insan şempanze benzerliği? Ben bu konuda birşey söylemedim. Neden konuyu ilgisiz yerlere çektiğinizi bilmiyorum. Benim verdiğim örnek açıkça yeni genlerin oluşumunu açıklıyordu. Yani AT’cilerin doğal yolarla olamayacağını söyledikleri birşeyin oluşumunu açıklıyordu. Siz ise bununla ilgili birşey söylemeyip konuyu farklı bir yere çektiniz. Ama olsun buna da cevap vermek gerekiyor. Bilgisizce yapılmış yorumların, iddiaların cevaplarını vermek lazım.

    Neymiş? 68000 gen mi varmış? Kim demiş?

    Pennisi, Elizabeth (2007). “Working the (Gene Count) Numbers_ Finally, a Firm Answer“. Science 316 (5828): 1113.

    Bu makaleye bakarsanız 20488 olduğu ve muhtemelen 100 tane daha bulunacağı söyleniyor. 68000 nerde 20500 nerede? Sonra insan ve şempanzelerde 231 ortak gen vardır diyor. Heralde Dembski şaka yapıyor. İnsanlarda ve şempanzelerde yaklaşık 22000 gen diye kabul ediliyor. İki türde de olan ortolog genler üzerinde yapılan araştırmalarda yaklaşık %98 benzerlik ortaya çıkmıştır. Yani ortak genlerin kod dizilimleri yaklaşık %98 olarak aynıdır (1). Ortolog genlerin yaklaşık 3’te 1’i tamamen aynı amino asit dizilimine sahiptir ve bunların dışındakiler ortama olarak birkaç amino asit farklılık içerir.

    İki türde ortak olmayan genler de vardır. Bunların yaklaşık sayısı da 1400’dür (2). İnsanda olup şempanzede olmayan ve şempanzede olup insanda olmayanların sayısı. Ama bunlarım hepsi yeni genler değil. Bunların içinde gene duplikasyonu ile oluşan yani diğer genlerin kopyaları olanlar da var. Bunlar da yaklaşık %6’ya denk gelir. Yani tüm genlere bakıldığında %6 fark var. Ama genlerin içeriğindeki farklılık değil bu. Yukarda da berlittiğim gibi ortolog genler yaklaşık %98 olarak benzerdir.

    Sizin %99’la bir derdiniz var anlıyorum ama bu “straw man”den vazgeçin artık. Kimse %99 aynı demiyor. Sanki çok büyük farklılık olacak. %99 olması ile %98 olmasının veya %95 olmasının sizin açınızdan ne farkı var? Straw man argümanı ile %99’u yok etmek için uğraşmanın AT için ne faydası var?

    Bunu matematiksel hesaplamalar ve olasılık dairesindeki imkansızlıklar söylüyor.Bir kere bile doğru dürüst cevap veremediniz, veremezsinizde.Blogta proteinden tutun,insani ilkelere kadar birkaç önemli konuda oluşma olasılığı ile ilgili matematiksel açılımlar verdi.Nedense sürekli görmezden gelindi..es geçildi aslında biliyorum ki matematiksel olarak cevap veremezsiniz.Çünkü Darwinizmin matematiksel bir modeli yok! ama son derece bilimsel yüzde 99.9 :)) hatta o kadar da bilim insanımız var.. kim tutar bizi….

    Siz kalkmış Caner Taslaman’ın “komedi” protein oluşumu olasılık hesaplarını buraya koyacak kadar protein oluşumu konusunda bilgisizsiniz. Buna cevap verme gereği duyacağımı nerden çıkardınız. Akıllara zarar bir şekilde proteinlerin oluşum olasılığını hesaplıyor Taslaman. Açıkça bilgisizliğini ortaya koyuyor. Zaten biyolojiden anlayan başka birinden o şekilde komik bir olasılık hesabı göremezsiniz. Amino asit sayısına göre protein oluşumn olasılığını hesaplamak bilgisizliğin en açık göstergesidir. Yaptığı hesaplama tek kelime ile “komik”.

    İnsancı ilke konusuna Dawkins son kitabında uzun uzun değiniyor. Burada ona girmeyeceğim. Eğer merak ediyorsanız kitabını alıp okursunuz ve insancı ilkenin neden tasarım için bir argüman olarak kullanılmayacağını görürsünüz.

    Türlerin Kökeninde Darwin;

    “Eğer her hangi bir karmaşık bir organın, küçük, başarılı ve sayısız değişiklikle oluşamayacağı gösterilirse, teorim kesinlikle geçersiz olacaktır.”demektedir .

    Darwin’in kriterini karşılayan şey indirgenemez karmaşıklık sistemidir. İndirgenemez karmaşıklıkla söylemek istediğim birçok etkileşimli parçadan oluşan, temel bir görevi yerine getiren yâda katkıda bulunan tek bir sistemdir. Bu tür bir sistem, tedricen, küçük, başarılı öncü değişikliklerle üretilemez. “Çünkü doğal seçilim işleyen bir görevi seçmeye dayanır. Bir indirgenemez karmaşık sistemin, eğer böyle bir şey varsa, doğal seçilim için tam bir bütün olarak çalışır halde aniden oluşması gereklidir”

    Türkçe değil Swahili dilindede yazsam size yararı olmazdı. Sizler (Darwinciler) için Braille alfabesi öğreneceğim…başka yolu yok!

    Ben Swahili dilinde değil Türkçe yazıyorum. Bakalım anlayacakmısınız. İK o kriteri karşılamıyor çünkü İK yapıların o şekilde oluşabileceği önceki mesajlarımda da belirttiğim gibi gösterilmiştir. Yani İK yapıların o kriteri karşılamadığını söylemek yanlıştır çünkü Darwin’in belirttiği şekilde oluşabilecekleri gösterilmiştir (bkz. önceki mesajlarım).

    Sanırım bunu gerçekleştiren bir teori vardı.Adı neydi durun… evet hatırladım hatırladım Büyük patlama mıydı neydi.Fakat bu Darwinizm kadar bilimsel değildi galiba…:))

    Verecek cevap bulamayınca demek ki böyle oluyormuş. (Bu arada Big Bang nerden çıktı bilmiyorum ama Big Bang bilimsel değildir demedim. Bunu nerden çıkardığınızı anlamadım. Size benden bir tavsiye. Sinir iyi değildir. Biraz sakin olun. Sakin kafa ile yazmaya çalışın.)

    Ayrıca yeni genlerin oluşumuyla ilgili verdiğim makale sizi tatmin etmedi heralde. Tamamen naturalist proseslerin yeni işlevlere sahip yeni genler oluşturabileceği ve oluşturduğu açıkça gösteriliyor. Bu konuda birkaç şey söylersiniz diye umuyordum ama “mutasyonların %99.9’u zararlıdır” gibi absürd bir cevap vererek sonra da insan şempanze farklılığına girdiniz. Asıl konu o değildi. Sizin iddianız yeni bilgi içeren, işlevsel yapıların natural yollarla oluşabileceğini gösteren bilimsel veriler olmadığını söylüyordunuz. Ben ise bunnu aksini size gösterdim. Konuyu oraya buraya çekmek bunları yok etmiyor. İddialarınızın aksini ortaya koyan bilimsel veriler ortada ama siz onlara sıkı sıkıya sarılmaya devam ediyorsunuz.

  34. da vinci@
    “Kuyruklu yalan. Mutasyonların %99.9′u zararlıdır diye biri tek kelime ile bilgisizdir”

    Yalan diyerek siz yalan söylemişsiniz.Bilim Teknik’in Temmuz 2007 sayısında Tıbbi Biyoloji ve Genetik anabilm dalında Prof. Dr. Osman Demirkan’ın bir yazısı yayınlanmıştı.(yazı evrm karşıtı değil)Yazıda bir paragrafta aynen şöyle yazıyordu:

    ” Mutasyonlar, bir geni atasal formuna döndürmekten çok, o genin işlevini kaybetmesine yol açarlar.Mutasyonların %99′u zararlı olduğuna göre, bütün canlılar bu kadar çok mutasyon geçirdi mi? Bu mutasyonların kaynağı nedir? ”

    Gördüğün gibi ne demiş, %99. Görüyorsun değil mi? Ki mutasyonlar, bu orandan çok daha fazla ihtimalle ZARARLIDIRLAR. Meyve sinekleri azerinde yıllardır mutasyon deneyi yapılıyor.Sence kaç mutasyon olmuştur? 100′de 1 ya da ihtimal mutasyonlar faydalı olsaydı, pek çok yararlı mutasyon elde edilirdi.Ama edilmedi.

    Gidin bir genetik profesörüne filan sorun bakalım, mutasyonlar % kaç ihtimal zararlı diye.Ben söyleyeyim mi? %99′dan daha fazla zararlı.

  35. Sinan Bey, Da Vinci

    İlk olarak saçma bulduğum bazı kısımlara cevap vereyim;
    ‘‘Ben sizin için yazmıyorum ki. Burayı takip edenler belki birşeyler öğrenir diye yazıyorum. Sizin için yazdığımı da nerden çıkardınız.’’

    Bende Darwinciler için Braille alfabesini öğrenip öyle yazıyım diyorum:) Da Vinci’nin söylemi ideolojik değil benim ki ideolojik öyle değil mi? Bir kere hem bilim adamı değil hem de bir şeyler öğretmeye can atıyor.Bir amaçı var.Forumlarda falan dolaşıyor, cevap yetiştiriyor.Siteler kurarak Darwinizmin ışığıyla insnaları aydınlatmaya çalışıyor. Hatta bir şövalye olarak blog blog dolaşıyor. Yeni eğitim neferimiz Da Vincimiz.. Da Vinci sitesinde Din aleyhine şövalyelik yapıp kendi ateizmini kendince kutsuyor. O blogta beni ilgilendiren bir durum yok! Sadece dogmatik bir algının propagandası var.

    Blog kültürü. Bundan daha güzel ve sağlıklı bilgi elde etme yolunda yapılabilecek daha iyi bir davranış/tutum var mı internet dünyasında? Ki bakıyorum herkesin terbiyesi de yerinde, ölçülü bir üslub ile fikirlerini ifade ediyorlar. Yoksa genelde sitelerin çok büyük bir bölümünde görülen küfür, hakaret ve benzeri seviyesizlikler yok ve bundan dolayı da memnun olmalısınız diye düşünüyorum.”

    Sinan Bey kontrol mekanizması diye bir şey var ama siz haberdar değilsiniz herhalde. Küfürlü edepsiz ve seviyesiz yorum asla tarafımdan kabule dilip yayınlanmıyor da ondan. Yorumu yazanlarla alakası yok. Bu tip mesnetsizlikleri yayınlamayacak kadar prensip sahibi olmakla alakası var.Birbirine söven zihniyetin birbirinden farkı yoktur…bu sitede de zorlayan yazılar oldu ama yorumcular ya uyarıldı yada yazıları artık yayınlanmıyor.

    ‘‘Siz kalkmış Caner Taslaman’ın “komedi” protein oluşumu olasılık hesaplarını buraya koyacak kadar protein oluşumu konusunda bilgisizsiniz. Buna cevap verme gereği duyacağımı nerden çıkardınız. Akıllara zarar bir şekilde proteinlerin oluşum olasılığını hesaplıyor Taslaman. Açıkça bilgisizliğini ortaya koyuyor. Zaten biyolojiden anlayan başka birinden o şekilde komik bir olasılık hesabı göremezsiniz. Amino asit sayısına göre protein oluşumn olasılığını hesaplamak bilgisizliğin en açık göstergesidir. Yaptığı hesaplama tek kelime ile “komik”.
    İnsancı ilke konusuna Dawkins son kitabında uzun uzun değiniyor. Burada ona girmeyeceğim. Eğer merak ediyorsanız kitabını alıp okursunuz ve insancı ilkenin neden tasarım için bir argüman olarak kullanılmayacağını görürsünüz
    .’’

    Sadece ben bilebilirim size ne oluyor külhanbeyliği ve ateizmin yeni Papası I.Dawkins Mecanicus öğretilerinin sorgulanmaması , öyle dediyse öyledir..Ne diyorsa o! Gerçi sayın Da Vinci için fark etmez daha önce Darwincilerin materyalistlik kökeni adlı makalemin altında dediği gibi Dawkins söylemişse ne olmuş bana ne de diyebilir.Pragmatik ‘‘ straw man’’ oyununuzun içinde her şey mümkün.Olasılık hesapları ile ilgili basit matematik bilgisi yeterli.Bilimsel Jargonla biliyormuş gibi davranmaya gerek yok! Birde Caner beyin kitabındaki proteinleri açıklarken olasılıklarla ilgili referanslarına baktım.Birkaç tanesi;

    Ilya Prigogine , Kesinliklerin sonu, İzdüşüm yayınları ,s.11

    Arthur Eddigton, The Nature of the Physical World, Macmillian s74

    Micahel Guillen, Dünyayı Değiştiren 5 Denklem, TUBİTAK popüler bilim kitapları s.213-215

    Şimdi mağrur Darwinci bilimin bu konudaki durumuna bakalım;

    Sizin itiraz ettiğiniz şeylerin yanlışlığı çok açık, inat etmeyin gerçekten.Bakın verdim yukarıda, adamlar 20 yıllık bir evrim sürecini izleyip, mutasyonları nokta nokta takip edip belgeleyip yorumluyor, oluşan değişiklikleri şaşmaz bir şekilde açıklıyor. Kör diye küçümsediğiniz mekanizmalar kompleks yapılar üretebiliyor ve belgelerini yöntemlerini herkese açıyorlar.

    Şaşamazlığınız matematiksel bir modellemeye mi dayanıyor yoksa tüm organik yaşam için geçerli eksiksiz bir patika mı oluşturulmuş şu mağrur deneyinizle ? Ayrıca bir canlıdaki mutasyonun ki bunun sinir sistemi olan ve olmayan canlılardaki durumunun çok çok farklı olduğunuzu bilmenize rağmen aynı kefeye koymanız sizin ideolojik bakış sahibi olduğunuzu göstermekte.

    Bu blogta defalarca kez Darwin mekanizmalarının evrim içersindeki rolünün dışında amaçlarla kullanıldığını söyledim. Mutasyon ve doğal seçilim mekanizmaları ancak adaptasyon temelli yerel değişiklikleri (meşhur ispinoz örneğin) açıklamakta faydalıdır. Fakat iş Türden türe geçiş gibi son derece karmaşık yapılara geldiğinde bu mekanizmalar son derece yetersizdir ve Darwinci açıklama bu konuyu sürekli görmezden gelmektedir yada yok saymaktadır. Çünkü bu konuda Darwincilerin somut herhangi bir açıklamasını bulamazsınız. Şimdi aşağıda bunu nedenlerini inceleyelim:

    Tübitak’a bakın bir okur soru yöneltmiş cevapta şöyle;

    Evrim sürecinde rol alan 3 tane yararlı mutasyon örneği (kısa açıklamalarıyla birlikte) verebilir misiniz? (Esma Karabıyık)
    Evrim sürecinde rol alan sayısız yararlı mutasyon örneği var. Bunlara süpervital mutasyonlar da deniyor ve bu mutasyonlar özellikle yeni ırkların ortaya çıkmasına yardımcı oluyorlar. Yararlı mutasyonlara şu üç örneği verebiliriz:

    1)Canlıların vücut boylarını küçültmeleri. Günümüzde yaşayan hayvanların çoğu atalarına oranla çok daha küçük vücut ölçülerine sahipler. Bunun onlara sağladığı yararsa daha kolay barınak bulabilme, daha az besine ve daha az suya ihtiyaç duyma, su kaybının azalması, rahat hareket edebilme ve buna bağlı olarak düşmandan daha rahat kaçma ve saklanma…

    2)Mongoloid ırkın gözlerinin çekik olması. Eskimolarda buzdan veya kardan yansıyan ışıktan korunmada ve dolayısıyla kar körlüğünün engellenmesinde çekik gözün önemi çok büyük. Moğollarda da çekik gözler hem çöl kumlarından, hem de çölün yansıttığı ışıktan korunabilmeyi sağlıyor.

    3)Çöl bitkilerinde görülen bütün uyumlar mutasyonlar sonucu ortaya çıkmıştır. Örneğin yaprakların küçülmesi ve dikensi yapılar halini alması çöl bitkilerinde su kaybını en aza indirger.

    Yukarıda mutasyonun rastlantısal doğasından mı bahsediyor yoksa çevreye göre zorunlu değişikliklerden mi? Size yönlendirmeyi yapan yada dikte eden çevre türden türe geçişte yukarıdaki adaptasyonlar ı mı kullanıyor yoksa bunun dışında var olan nasıl bir mutant mekanizma devrede? Bu süreçleri mağrur yönlendirilmemişmutasyon süreçlerinizle açıklar mısınız?
    Şimdi Da Vinci ve Sinan Beyin iddialarına bir göz atalım.Ne derece bilimselmiş ayrıca itirazlarına da dokunduralım. Mutasyon üst canlı yapılarında bakteriler kadar kolay oluşturula bilen bir süreç mi? Oluşması için meyve sineğinde nasıl bir yöntem kullanılmıştır? Bu doğal olmayan yönlendirilmiş süreçte ne sonuç alınmıştır? Şimdi başkaları gibi karşı tarafı yalancısıj sen gibi suçlamalarla argüman oluşturup buna dayanmadan ve rasyonelliğimi kızgınlıkla yitirmeden açıklamaya çalışalım:)

    İnsan zihninin karakteristik yapısı olarak şimdilerde gözükmektedir ki, bir sürecin mekanizmalarının bilgisinden yoksun olunduğunda insan zihni, rahatlıkla, işlemeyen, etkisiz yapı basamaklarının, kusursuzca işleyen yapılara dönüşebileceğini hayal edecektir. Buna en güzel örnek komedi dizisi Kalvin ve Hobbes’tir. Kalvin yakın arkadaşı Hobbes ile beraber küçük bir kutunun içersine atlayarak zamanda yolculuk yapan yâda oyuncak bir silah yardımıyla kendilerini çeşitli hayvan şekillerine dönüştüren yâda bir çoğaltıcı kullanarak kendi kopyalarını üretip dünyasal kuvvetler olan anne ve öğretmenlerinle uğrasan macera tutkunu küçük bir oğlandır. Kalvin gibi küçük bir çocuk çok kolaylıkla bir kutunun bir boeing uçağı gibi uçabileceğini hayal edebilir, çünkü Kalvin’in uçağın nasıl çalıştığı ile ilgili bir bilgisi yoktur.(1)

    Bu noktadan sonraki bölüm Prof.Dr. Arif SARSILMAZ yazısındandır :))

    ”Mutasyonların, kurulu mükemmel sisteme ve âhenkli çalışan organizasyona veya bünyeye olumsuz tesirleri açıkça görüleceğinden, canlının aleyhine netice vereceği bilinmektedir. Bu hususta şöyle bir benzetme yapılabilir: 1930 model çok basit bir otomobil, makineli tüfekle kurşun yağmuruna tutulduğunda, mermilerin otomobilde yapacağı parçalayıcı tesirle, basit otomobilin 2005 model bir Mercedes’e dönüşmesi ne kadar mümkünse, bir hayvanın da mârûz kalacağı yıkıcı mutasyonlarla, düzenli çalışan yeni bir sisteme, nesil veren başka bir hayvana dönüşmesi o kadar mümkündür.

    Vücudumuzda her gün binlerce mutasyonlu hücre meydana gelir. % 99,9’u zararlı olan mutasyonlar neticesinde oluşan bozuk hücreler, vücut için mahzur oluşturmadan, bağışıklık sistemi tarafından yakalanarak yok edilir. Bağışıklık sistemi zayıflamış ve hatalı çalışıyorsa, bu takdirde mutant hücreler çoğalarak, zararlı özellikler kazanır ve kanser tümörlerini meydana getirir. Üreme hücrelerinde oluşan mutasyonlar da, ya döllenmeye engel olacak şekilde bozukluklara, yahut döllenme olsa bile embriyonik gelişmenin belli bir döneminde embriyonun ölümü demek olan düşüklere yol açar.

    Bu arada kafa karıştıran bir hususun belirtilmesinde fayda vardır. Yukarıda zikrettiğimiz, “Mutasyonlar milyonda bir nispetinde görülür ve % 99,9 zararlıdır.” tabiri, genetik sisteme (genoma) ait değişiklikler nazara alınarak söylenmiştir. Vücudumuza ait organ ve sistemlerin yapısını değiştirecek, ona yeni ve daha faydalı ilâveler yapabilecek genetik koddaki değişiklikler kastedilmiştir. Bu durumun bağışıklık sistemimizdeki hücrelerde olan değişikliklerle karıştırılmaması gerekir.

    İmmün sistemimizde bulunan çeşitli lenfositlerimize de, karşılaşılan bakteri ve virüslerdeki değişikliklerle mücadele edebilmesi için devamlı olarak genetik değişiklikler yapabilme kabiliyeti verilmiştir. Zîrâ yaratılışları gereği bakteri ve virüslerin de genetik sistemlerinde değişiklikler meydana getirilmekte ve devamlı aynı türe ait yeni çeşitler ortaya çıkarılmaktadır. Onların da nesillerinin devamı, bu yeni tiplerde ortaya çıkacak yeni kabiliyetlerin hayatta kalma gücüne bağlıdır. Bağışıklık sistemi hücrelerinde görülen bu değişiklikler aslında bir mânâda mutasyondur. Fakat bu mutasyonlar gelişigüzel olmayıp, vücudun genel işleyişi ile birlikte, immün sistemin işleyişinin de kodlandığı DNA’da belirlenmiştir. Ayrıca bu mutasyonlar, türümüzü değiştirmek için tesadüfen, kendi kendine ortaya çıkamayacak kadar mükemmel ve hikmetli değişikliklere vesile olarak, hayatımızın korunması için verilmiştir. Evrimcilerin beklediği ise, lenfositlerin geçirdiği mutasyonlar değil, üreme hücrelerinde ortaya çıkacak, solungacı akciğere veya yüzgeci bacağa dönüştürecek olanlardır.

    Mutasyonların faydalı neticeler verdiğine dâir evrimci iddialar ise, tam mânâsıyla ‘züğürt tesellisi’nden ibarettir. Meselâ, bir mutasyonla orak hücreli anemi hastası olan birinin sıtmaya karşı dirençli olmasını, damar sertliğine karşı dayanıklılık göstermesini, HIV’e karşı bağışıklık kazanmasını, laktoz intoleransını veya naylon yiyen bakterileri faydalı mutasyona örnek göstermek çok yanlış ve aldatıcıtır. Zîrâ bunlar tek bir mutasyona dayalı ve türün genel programına aykırı olmayan, yani türü farklılaştırmayan değişikliklerdir. Bunların bazılarında küçük bir menfaatin bulunması onun zararlı olma özelliğini değiştirmez. Ayrıca bakteri genomu seviyesinde, sadece bir hücreden ibaret organizmadaki genetik bilgideki herhangi bir değişiklik, sadece o hücre ile sınırlı kaldığı için kendisini gösterebilir. Fakat bir sistem ve organizasyon içindeki çok hücreli canlılarda, milyonlarca hücrenin her birinin sistem içindeki durumlarını koruyarak ve mevcut organizasyonu bozmadan yeni bir organ veya doku oluşturacak şekilde bütün olarak değişmesi muhaller ötesi bir muhaldir.

    “Tesadüfî Mutasyon Üretme Makinesi” şeklinde isimlendirilebilecek bir bilgisayar programında İngilizce dokuz kelimeden (44 harf) ibaret bir cümledeki harflerin yerlerinin değiştirilerek mânâlı yeni bir cümle oluşturma çalışmaları neticesinde bulunan rakamlar, akıl ve havsalanın alamayacağı kadar büyüktür (58639153496314421699960747595891e+79). Sadece beş harfli bir kelimenin (BROWN) başka bir kelimeye (BLACK) dönüşmesi için 1.160.290.625’te bir ihtimal olduğu gösterilmiştir. 44 harflik bir cümlenin tesadüfen mutasyonla değişmesi ihtimali bu kadar korkunç bir rakam iken, en basit bir mikroorganizma olan parazit Nanoarchaeum bakterisinin 490.885 baz çiftinin kullanılmasıyla programlandığını düşünürsek, meselenin ne kadar korkunç rakamlara varacağını tahmin edebiliriz. Yukarıda bahsedilen basit cümlenin bilgisayar lisanındaki (1 ve 0’lardan yazılmış) büyüklüğü 308 bit’dir. Nanoarchaeum bakterisinde ise bundan 3.000 kat daha fazla (981.770) bit’lik bilgi vardır.

    Bakteriler, bizleri türlerin birbirinden türemediğine ikna eden önemli bir örnektir. Bakteriler, en çabuk üreyen hayat formlarıdır. Ekosistemdeki mükemmel gıda zinciri vesilesiyle kontrol altında tutulmadıkları takdirde 36 saat içinde bütün dünyayı neredeyse diz boyu kaplayabilirler. Bütün diğer canlılardan daha fazla mutasyona uğrarlar; ama bugüne kadar hiçbir bakterinin başka bir canlıya dönüştüğü görülmemiştir.

    Çok sık mutasyon geçiren ve bölünme süreleri 20 dakika civarında olan Escherichia coli bakterilerinde mutasyon nispeti, 10-5 ile 10-10 arasındadır. Çeşitli mutagenlerle bakteriler üzerinde yapılan yüzlerce araştırmada, sadece aynı tür bakterinin daha dayanıklı olan çeşitleri üretilmiştir. Nitekim bugün birçok antibiyotiğe karşı direnç geliştiren bakteri türlerinin genetik kapasitelerinin gücü karşısında, ilâç firmalarının pes edecek dereceye gelmesindeki asıl sebep bu mutasyonlardır. Ancak yukarıda da işaret edildiği gibi, bu sınırlı ve küçük çaptaki mutasyonlarla, yeni bir bakteri meydana gelmemiş, sadece aynı türün farklı ırkları üretilmiştir.

    Tek hücreli canlılardan olan mayalar, çevremizde her yerde bulunur. Hızla bölünerek çoğalan bu bakteriler, organik molekülleri mayalarken alkol ve karbondioksit üretir. Alkolü sirkeye dönüştüren bakterilerde bu işi yapabilmelerini sağlayan ‘alkoldehidrogenaz’ enzimi bulunur. Bir protein olan bu enzimin fonksiyonel molekül kısmı birbirine gevşekçe bağlanmış dört alt birimden meydana gelir. Bu alt birimlerin her biri 347 aminoasitten yapılmıştır. Bu aminoasitler sebebiyle enzimin değişme potansiyeli çok yüksektir. Enzimin altbirimlerini şifreleyen tek gen vardır. Bu gendeki tâlimâtlarla alt birimler yapılır ve enzim fonksiyonel hâle gelir. Bu gende tek bir mutasyon olursa, eksik fonksiyon görmeye başlar. Lâboratuvarda yapılan bir mutasyonla maya hücresinin enzim fonksiyonunu bozmadan, uyum sağlayabileceği bir durum meydana getirilebilir mi?

    Bilindiği gibi mayalar oksijensiz de yaşar. Oksijen kullanan kısmı yok edilen maya hücreleri, alkoldehidrogenaz enzimine bağımlı hâle gelir. Bu sakatlanmış hücrelere enzimin zehirli bir bileşiğe çevireceği değişik bir alkol bileşiği verildiğinde, mutasyon geçiren mayalar, açığa çıkan bu zehirli bileşiğe karşı direnç göstermişlerdir. İncelemeler sonunda mayanın proteinine atların alkoldehidrogenazında aynı yerde bulunan bir aminoasit girdiği görülmüştür. Bu yüzden maya enzimi, atın enzimine benzer davranmaya başlamış, yani alkole karşı direnç kazanmıştır. Bu tip küçük değişiklikler her zaman aynı türe ait fertler arasında görülebilecek cinsten olup, çeşitliliği ve ırklaşma sürecinin düzenlenmesine vesile olan genetik hâdiselerdir. Genetik materyeli ifade eden DNA zincirinin değişik bölgelerindeki küçük parça kopmaları, yer değiştirmeler, katlanıp tekrar eklenmeler gibi moleküler değişikliklerin sebep olduğu çeşitlenmeler, bütün canlı hücrelerde her zaman yaratılan normal biyolojik hâdiselerdir. Fakat, bu tip hâdeselerle, maya bakterilerinin ata dönüşmeyeceğini herkes bilir. Bu yüzden ‘mikroevrim’ yerine ‘mikrodeğişim’ tâbirinin kullanılması daha uygundur.

    Grassé bu konuda şöyle bir soru sorar: “Evrimin Darwinci mutasyona dayalı yorumları, 100 milyonlarca yıl varlığını aynen koruyan türlerin, diğer türler kadar mutasyona uğradığını nasıl açıklar?” Cevabı da yine kendi verir: “Eğer bir taraftan mikrodeğişimin, diğer taraftan da belirli bir istikrarın (değişmezliğin) olduğu kabul ediliyorsa, o zaman mikrodeğişimin evrim sürecinde rol oynadığı neticesine varılmaması gerekir. …Deliller bizi, mevcut bitki ve hayvan türlerinde gözlemlediğimiz mutasyonlar ne olursa olsun, evrim teorisini(Darwinci yorumunu) reddetmek zorunda bırakmaktadır.”2

    Üzerinde çok sayıda deney yapılan türlerden Drosophila melanogaster’in (meyve sineği) yumurtlama ve gelişme süresi çok kısa (12 gün) olduğu için, bu sinek uzun yıllar mutasyon deneylerinin en birinci malzemesi olmuştur. Bu deneylerde sineğin mutasyon oranını 15.000 kere artırmak için x ışınları kullanılmıştır. Bununla, türün normal şartlarda milyonlarca yılda karşılaşacağı mutasyonlara çok kısa zamanda mâruz kalacağı bir ortam oluşturulmuş ve evrim geçirmesi beklenmiştir. Mutasyon hızı bu kadar artırılmasına rağmen, bazı değişikliklere uğramış meyve sineğinden başka bir şey elde edilememiştir. Mutagenlerin kanadı olmayan, bacakları körelmiş, kambur veya gözsüz sakat sinekler olduğu, daha üstün meziyetlere sahip tek bir yeni sinek türünün bile meydana gelmediği görülmüştür.

    Ernst Mayr de meyve sineği üzerinde 1948’de gerçekleştirilen iki deneyle ilgili şu bilgileri aktarmaktadır: “Birinci deneyde sineğin kıllarının azaltılması, ikinci deneyde ise artırılması hedeflenmişti. Ortalama 36 olan kıl sayısını 30 nesil sonra 25’e kadar düşürmek mümkün oldu. Ama daha sonra kısırlık meydana geldi ve o seriden elde edilen sinekler nesil üretemez oldular. İkinci deneyde ise ortalama kıl sayısı 36’dan 56’ya çıkarıldı; bu defa yine ilk deneyde olduğu gibi kısırlık baş gösterdi. Açıkça görülmektedir ki, mutasyon ve seleksiyonla geçekleştirilen zorlayıcı ıslahlar genetik çeşitliliğin kökünü kurutmaktadır. Tek taraflı seleksiyon, genel çevre şartlarına uyumda bir düşüşe sebep olmaktadır. Bu da, neredeyse üretim ve ıslahla ilgili her türlü deneyin baş belasıdır.”3

    Burda bitmektedir.

    Küçük mutasyonlar bile çoğunlukla zararlı ise ve tabiî seleksiyonla eleniyorsa, büyük mutasyonların nasıl bir hilkat garibesi oluşturacağı, bunların hayatta kalıp kalamayacağı gibi soruların cevabı olumsuzdur. Madem makromutasyonlarla türden türe geçiliyordu, bu takdirde bugün yaşayan türler arasında birinden diğerine geçiş durumunda makromutasyona uğramış yüzlerce örnekle karşılaşmamız gerekmez miydi? Bu hususta yapılan en büyük hatalardan birisi normal genetik hâdiseler olan ‘translokasyon’ ve ‘delesyon’ denilen kromozom değişikliklerinin sebep olduğu varyasyonların, evrime sebep olan mutasyonlar olarak düşünülmesidir. Halbuki mayoz bölünme esnasında kromozomlar arasında meydana gelen parça alış verişi (crossing-over) 1880 yılında keşfedildiği hâlde, bunun biyolojik değişim ve çeşitlenmedeki rolü ihmal edilmişti. Bugün biliyoruz ki, ‘intrakromozomal rekombinasyon’ adı verilen, ‘genetik potansiyele yeni yeni varyantlar verdirilmesi’, tür içi çeşitliliğin en büyük kaynağıdır.

    Böylece, tür içerisinde yeterli derecede değişiklik veya çeşitlilik ortaya çıkarak, aslında türün sürekli varlığı garanti altına alınmaktadır. Bütün genetik araştırmalar, bir türün çeşitliliğini ortadan kaldırmaya yönelik olarak tek tip fertler yetiştirilmesi hâlinde, bir müddet sonra aynı tip özelliklerin o türün devamını sağlamak için gerekli olan değişkenlik kabiliyetini körelttiğini göstermektedir. Bu husustaki üreme deneyleri de Darwin’in iddialarının tamamen aksine bir neticesi göstermektedir.

    Darwin sun’î üretimi incelemiş ve bunun, hayatiyetini devam ettirmeye daha muktedir hayvan ve bitkilerin ortaya çıkmasını sağladığı neticesine ulaşmıştır. Darwin’in bu konudaki en büyük hatası ‘daha kârlı olma’ ile ‘daha uygun veya kabiliyetli olma’yı birbirine karıştırmasıdır. Üretim teknikleriyle daha çok yumurtlayan tavuk, daha fazla süt veren inek, daha fazla yün veren koyun, daha büyük koçan veren mısır üretilebilir.

    Fakat bu seçim gerçekleştirilirken o türün hayatiyetini devam ettirme kabiliyeti azalır. Üreticiler tamamen ekonomik maksatlarla, bir türün faydalı görülen vasıflarını seçip, diğerlerini faydasız veya gereksiz saydıklarında, aslında o türe uzun vadede kötülük etmekte, onu fıtratına dercedilmiş tabiî gücünden ve adaptasyon kabiliyetinden uzaklaştırmakta, çevredeki zararlı değişikliklere karşı daha az dirençli ve zayıf hâle getirmektedir.

    Grassé, mutasyonların sadece genetik sistemin değişim kabiliyeti içinde, merkeze bağlı olarak sağa sola hareket eden bir sarkaç pozisyonunda olduğunu, ama hiçbir zaman evrimi ortaya çıkaracak bir netice hâsıl etmediğini, sadece daha önceden var olanı ilgili karakterin ana merkezi etrafında bir çeşit değişime uğrattığını belirtmiştir.

    (*) Sizin geçende verdiğiniz 500-600 kişilik listenin Amerika için olduğunu zannediyordum

    Zaten Darwinciler olarak hayatınız zanla, tahminle şansla olasılıkla kol kola devam ediyor..AT için şaşılası bir durum değil…

    Sayın Sinan Bey ve Da vinci, Darwinizmin elinde matematiksel bir model var mı yok mu?

    Saygılarımla…

    Dipnotlar
    1.Michael Behe, Molecular Machines and Darwinian pathways
    2. GRASSÉ, P.P. (1977): Evolution of Living Organisms. Academic Press, s, 202. New York
    3. RIFKIN, J. (1984): Algeny: A New Word, A New World. Penguin (Darwin’in Çöküşü, 2001, Tercüme: Ali Köse. Ufuk Kitapları: 18, Bilim Dizisi: 1, İstanbul)
    (2. ve 3. Maddeler için Prof.Dr. Arif SARSILMAZ teşekkür ediyorum.)

  36. @evrimkarşıtı

    Yalan diyerek siz yalan söylemişsiniz.Bilim Teknik’in Temmuz 2007 sayısında Tıbbi Biyoloji ve Genetik anabilm dalında Prof. Dr. Osman Demirkan’ın bir yazısı yayınlanmıştı.(yazı evrm karşıtı değil)Yazıda bir paragrafta aynen şöyle yazıyordu:

    ” Mutasyonlar, bir geni atasal formuna döndürmekten çok, o genin işlevini kaybetmesine yol açarlar.Mutasyonların %99′u zararlı olduğuna göre, bütün canlılar bu kadar çok mutasyon geçirdi mi? Bu mutasyonların kaynağı nedir? ”

    Gördüğün gibi ne demiş, %99. Görüyorsun değil mi? Ki mutasyonlar, bu orandan çok daha fazla ihtimalle ZARARLIDIRLAR. Meyve sinekleri azerinde yıllardır mutasyon deneyi yapılıyor.Sence kaç mutasyon olmuştur? 100′de 1 ya da ihtimal mutasyonlar faydalı olsaydı, pek çok yararlı mutasyon elde edilirdi.Ama edilmedi.

    Gidin bir genetik profesörüne filan sorun bakalım, mutasyonlar % kaç ihtimal zararlı diye.Ben söyleyeyim mi? %99′dan daha fazla zararlı.

    Ben burada bilimsel bir kaynak göremedim. Bir profesör dedi diye doğru olacak değil. Mutasyonların çok büyük bir bölümü nötraldir. Yani ne zararlıdır ne de yararlı. DNA’da herhangi birşeye yaramayan çok büyük bir bölüm vardır ve burada oluşan mutasyonlar ne yarar sağlar ne de zarar. Onun için tüm mutasyonların büyük bir bölümü nötraldir. Nötral olmayanlar içinde ise elbette zararlı olanlar yararlılara göre daha fazladır. Ama mutasyonların %99’u zararlıdır demek cahilliktir. Zararlıların yararlılara oranı nedir bilmiyorum ama zararlıların daha fazla olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ama yararlı mutasyon yoktur demek de imkansızdır çünkü yararlı mutasyonların olduğu defalarca gözlemlenmiş ve bilinen bir gerçektir.

    Tüm mutasyonlar içinde en büyük kısım nötral mutaayonlarındır. Daha sonra zararlılar gelir. En ufak kısım ise yararlı mutasyonlardır. Eğer biri tüm mutasyonların %99’u zararlıdır diyorsa ya cahildir ya da bu hesaba nötral mutasyonları katmamıştır. Büyük ihtimalle Bilim ve Teknik’te bunu söyleyen profesör de nötral mutasyonları hesaba katmamıştır.

    Yoksa sen hala “yararlı mutasyon yoktur” palavrasına inananlardan mısın :))

  37. @MAA

    Bende Darwinciler için Braille alfabesini öğrenip öyle yazıyım diyorum:) Da Vinci’nin söylemi ideolojik değil benim ki ideolojik öyle değil mi? Bir kere hem bilim adamı değil hem de bir şeyler öğretmeye can atıyor.Bir amaçı var.Forumlarda falan dolaşıyor, cevap yetiştiriyor.Siteler kurarak Darwinizmin ışığıyla insnaları aydınlatmaya çalışıyor. Hatta bir şövalye olarak blog blog dolaşıyor. Yeni eğitim neferimiz Da Vincimiz.. Da Vinci sitesinde Din aleyhine şövalyelik yapıp kendi ateizmini kendince kutsuyor. O blogta beni ilgilendiren bir durum yok! Sadece dogmatik bir algının propagandası var.

    Bloguma bakmadığınız belli. Evrim konulu yazılarımın neredeyse tamamı yaratılışçı çarpıtmalara cevap niteliğindedir. Yani direk evrim teorisini öğreteyim diye kurmadım bu siteyi kaldı ki öğretmek farklı birşey. Kendi o seviyede görmüyorum. Onun için http://www.evrimteorisi.org sitesi açıldı zaten. Bilim adamlarının yazılarını çeviriyoruz ve orada insanları bilgilendirmeye çalışıyoruz. Benim blogumda “darwinizmin ışığıyla insanları aydınlatmaya çalıştığım” hayali bir iddia. Yaratılışçı palavralara cevap vermek, bilimsel verileri çarpıtanlara cevap vermek farklı birşey.

    Ayrıca blogumda arada dini konulara da değiniyorum. Bu da kişisel bir seçimdir. Her konuda yazma hakkım olduğuna göre önemli gördüğüm noktalarda dini konulara da değiniyorum. Kimseyi eğitmek gibi bir çabam da yok. Ben bilimin doğrularını ve bazı konularda da kendi doğrularımı ortaya koyuyorum. İnsanlar okusun ve kendilerine göre değerlendirsin yorumlasın diye. Bazen de sırf tartışmak için yazıyorum. Farklı düşüncedeki biriyle tartışmak için yazıyorum.

    Bir de beni dogmatik olarak görmenize bayılıyorum. Bir teistin başka birini dogmatiklikle suçlaması kadar akıl dışı ve mantıksız birşey olabilir mi? Bana hangi konuda dogmatik olduğumu söyleyebilir misiniz? Hangi görüşe delilsiz, körü körüne inandığımı söyleyebilir misiniz? Benim kesinlikle sizin gibi dogmalarım yok.

    Şimdi zamanım yok yazınızın geri kalanına daha sonra cevap vereceğim.

  38. @MAA

    Sadece ben bilebilirim size ne oluyor külhanbeyliği ve ateizmin yeni Papası I.Dawkins Mecanicus öğretilerinin sorgulanmaması , öyle dediyse öyledir..Ne diyorsa o! Gerçi sayın Da Vinci için fark etmez daha önce Darwincilerin materyalistlik kökeni adlı makalemin altında dediği gibi Dawkins söylemişse ne olmuş bana ne de diyebilir.Pragmatik ‘‘ straw man’’ oyununuzun içinde her şey mümkün.Olasılık hesapları ile ilgili basit matematik bilgisi yeterli.Bilimsel Jargonla biliyormuş gibi davranmaya gerek yok!

    Sadece ben bilirim mi? Mustafa bey yani size ne desem boş. Ben Caner Taslaman’ın protein oluşumuyla ilgili olasılık hesaplama tekniğinin yanlış olduğunu söylüyorum ve bir proteinin nasıl oluştuğunu bilen herkes bunu rahatlıkla söyleyebilir. “2 tane amino asit var bunların peptit bağı oluşturması olasılığı 1/2” diyor Taslaman. Yani 100 amino asit olan bir proteinin için (1/2)^99 hesaplıyor aynı şekilde. Mantık aynı. Peptit bağı oluşma olasılığı. Şimdi bu komedi değildir de nedir? Böyle komik bir argümanı hiçbir yabancı evrim karşıtında (en azından ben şimdiye kadar görmedim) bile göremezsiniz. Çünkü böyle birşey söyleyen birini ciddiye bile almazlar. Yani protein oluşumu için peptit bağının oluşma olasılığından bahsediyor Taslaman. Bunun saçmalığını ortaya koyunca ve kabul etmeyince de “sadece ben bilebilirim size ne oluyor külhanbeyliği” yapıyor oluyoruz. Olguları ve olayları hep kendi dar açınızdan değerlendirdiğiniz için bilimsellikle hiç ilgisi olmayan bazı şeyleri savunmak durumunda kalıyorsunuz. Sizin için de üzülmüyor değilim.

    Dawkins konusunda yine çarpıtmadan başka birşey yapmıyorsunuz. Dawkins söylemişse ne olmuş bana ne dedim ama ne için? Siz Dawkins’in her söylediğini bütün bilim dünyasının görüşü gibi algıladığınız için söyledim. Onlar Dawkins’in şahsi görüşleridir ve bilimsel teori içinde yer almaz dedim. Bilimsel teorinin bir parçası değildir Dawkins’in o görüşleri dedim. Onun için bana ne Dawkins’in söylediğinden önemli olan bilim dünyasında kabul gören görüştür dedim. Ama bunları bir türlü anlamak istemediniz. İşime geldiğinde Dawkins’i kabul ettiğimi işime gelmediğinde kabul etmediğim gibi bir durum varmış gibi göstermeye çalıştınız. Ben ise bilimsel teori ile kişisel görüşler arasındaki çizgiyi çiziyordum orada. Dawkins’in yaşamın başlangıcıyla ilgili görüşlerinin evrim teorisiyle bir ilgisi olmadığını anlamak istemediniz. Dawkins’in yaşamın başlangıcıyla ilgili görüşleri evrim teorisinin bir parçası değildir, bana ne Dawkins’in söylediklerinden dedim ama siz “olmaz Dawkins ve Dennett bunları söylüyor” diyerek sanki o görüşler evrim teorisinin parçasıymış gibi kabul ettirmeye çalıştınız. Ben buna karşı çıktım ama gördüğüm kadarıyla aynı algı sorunu devam ediyor. Varsın devam etsin. Önemli değil.

    Olasılık hesabı için basit matematik bilgisi yeterli değildir. Hangi konuda neyin olasılığının hesaplanacağının bilinmesi olasılık hesaplamayı bilmekten daha önemlidir. Eğer siz proteinlerin nasıl oluştuğunu bilmiyorsanız istediğiniz kadar olasılık hesaplamayı bilin hiçbir şey ifade etmez.

    Beni başkalarıyla karıştırdınız heralde. Ben bilmediğim şeyi biliyor gibi yapmam. Eğer bilmediğim birşey varsa açıkça bilmiyorum derim. Sizler gibi böyle birşeyden çekinecek değilim. Ama bildiğim birşey hakkında bilgisi olmayan biri biliyormuş gibi yaparsa da ona cevap vermekten çekinmem ve hakettiği cevabı veririm.

  39. Da Vinci

    Cevabınız çok açıklı.Son cevabımdaki argümanların birine bile dokunmadan direk yaratılışcılarla yaptığınız kendi kutsal mücadelenizden bahsetmişsiniz.Bizde burda Darwinci palavralara karşı yayın yapıyoruz ama sizin gibi şövalyelik payemiz yok!

    ”Ayrıca blogumda arada dini konulara da değiniyorum. Bu da kişisel bir seçimdir. ”

    Ben bu blogtaki makalelerimde bir kere bile gönderimde bulunmadım.Şudur…budur bakın bu inançın kanıtıdır gibisinden önermelerde bulunmadım.Bilim üzerinden kişisel görüşlerimi ve tercihlerimin sağlamasını yapmayada kalkmadım.Temelde Darwinizmin eleştirisi ve ortaya çıkan sonuçlardan akıl yürütmeyle kendi sonucumu aktardım.Bunu yaparken kendi inançımı kutsamak gibi bir çabamda olmadı.Buna gerekte görmüyorum.Sizin ateistliğiniz size saygılıyızda fakat bunu bilime alet etmeyin! Sonra birde sıkılmadan inançı bilime alet edenlerlede mücadelem sürüyor demeyin.Benim ki senden kara hesabına dönmesin.:))Bunun üzerinede yorum yaparak(Straw man) tartışmayı başka yöne çekmeleyim.

    ”Bir teistin başka birini dogmatiklikle suçlaması kadar akıl dışı ve mantıksız birşey olabilir mi?”

    Bakın aaa..kızgınlık sezdim olmadı .Farklı bir önkoşullu taşımamız lazım demek ki dogmatik olmayalım. Mesela önkoşulumuz materyalist-ateizm olmalı ve bunu savunmamız filan lazım ki objektif, bilimsel ve anti dogmatik olalım:) Siz hangi akıldan söz ediyorsunuz rasgele sahip olduğunuz darwinci akıldan mı? Kasdedilen buysa bence de matıksız evet :)

    Mutasyonlarl ilgili yazdıklarınızda braille alfabesinin bile sizde işe yaramayacağını açıkca gösteriyor.

    Bakalım herkesin kaynağı wikipediada (ki AT yanlısı olmadığı aşikar) ne deniyor beneficial mutations hakkında.

    Beneficial mutations

    ”A very small percentage” ( Burda kasıt 0.1 varsayıyorum tüm canlılarda olası trilyonlarca mutasyondan ne kadarı faydalı görüyoruz.Burda ben mutasyonlar yönlendirilmeden bir fayda oluşturamaz diyorum siz nasıl anlarsanız anlayın.Mutasyonlarla ancak adaptasyonu açıklayabiliriz türden türe geçişi değil:)) of all mutations actually have a positive effect. These mutations lead to new versions of proteins that help an organism and its future generations better adapt to changes in their environment. For example, a specific 32 base pair deletion in human CCR5 (CCR5-Δ32) confers HIV resistance to homozygotes and delays AIDS onset in heterozygotes.[3]

    The CCR5 mutation is more common in those of European descent. One theory for the etiology of the relatively high frequency of CCR5-Δ32 in the European population is that it conferred resistance to the bubonic plague in mid-14th century Europe. People who had this mutation were able to survive infection thus its frequency in the population increased.[4]

    It could also explain why this mutation is not found in Africa where the bubonic plague never reached. Newer theory says the selective pressure on the CCR5 Delta 32 mutation has been caused by smallpox instead of bubonic plague.

    Bunu söyleyende bir Profesördür sanırım.Fakat şimdi bir Profesör böyle söylüyor diye kabul edemeyiz değil mi ?:)

    Yukarıdaki açıklamada bile ancak bir kaç örnek verebiliyorlar (diyelim ki gözlemlenen 20 tane falan var) ki bazılarını ne kadar yararlı olduğununu son yorumumda gördük.Yani Mutasyon mekanizmaları için 99.9 zararlıdır derken neutrallik sizin için faydayı mı temsil ediyor? Benim içinse yararlı olmayan zarralıdır denilebilir.Mutasyon mekanizmasının çoğunluğunun yönlendirilmeden yada yönlendirilerek bile hiç bir olumlu etkisi yoksa bu mekanizmanın yönlendirilmeden nasıl olurda hayatın içersindeki çeşitliliği oluşturabileceğine inanırız?Hata kodlarında yararlı mutasyon oranı bu kadar az ise o hata kodları içinden birde hayat içersindeki çeşitliği oluşturacak ve genoma dahil olacak bilginin yönlendirmeden oluşma olasılığı ne kadar fazladır ? Basit matematik bilgisi yada Kalvin ve Hobbes :))

    Yoksa siz kopyalama hatalarının tasarımı rasgele dinamiklerle oluşturmasını bekleyenlerden misiniz?

    ”Şimdi zamanım yok yazınızın geri kalanına daha sonra cevap vereceğim.”

    Gerçi rasyonel bir cevap filan beklemiyoruz sizden.Gene nalıncı keseri elinizde toplarsınız bişeyler.Yinede iyice araştırın tabi öyle cevap verin bakın talkoriginste neler var filan..

    Site site dolaşıp alice harikalar diyarında masalları anlatmaktan zamanınız olursa bir ara matematiksel modellemeyede cevap yazarsınız :) Kalvin ve Hobbes’a selamlar…

  40. Mustafa bey, burası sizin blogunuz ve burada ne yazıldığını herkesden daha iyi biliyor olmalısınız. Sizin, mutasyon seleksiyon ile ilgili söyledğiniz, deney yok gözlem yok, komplekslik hakkında söylediğiniz şeylere karşı verdim “bak bu insanlar 20 yıldır gözlem yapıyorlar kayıt altında” şeklinde.

    “Şaşamazlığınız matematiksel bir modellemeye mi dayanıyor yoksa tüm organik yaşam için geçerli eksiksiz bir patika mı oluşturulmuş şu mağrur deneyinizle” Ben böyle bir iddia da mı bulunmuşum?

    “Ayrıca bir canlıdaki mutasyonun ki bunun sinir sistemi olan ve olmayan canlılardaki durumunun çok çok farklı olduğunuzu bilmenize rağmen aynı kefeye koymanız sizin ideolojik bakış sahibi olduğunuzu göstermekte.” wow wow wow. Mustafa dostum strawman diyorsunuz ama kendiniz yapıyorsunuz. Canlıları aynı kefeye koymuş filan değilim. Ve ideolojinin anlamını biliyormusunuz allah aşkına? Deney yapılıyor, gözlem yapılıyor ve organizmaların komplex yapılar oluşturduğunun belgelendiğini anlatmaya çalışıyorum. Ondan sonra aynı şekilde bu mekanizmalar kompleks yapılar üretemez minvalinde ilerliyorsunuz. Kusura bakmayın ama bu yönteminizle hiçbir teoriyi çökertemeyiz. Mutasyon ve seleksiyon işleyen bir mekanizma ve belgeleniyor diyorum. Minik minik tek mutasyonluk işler değil sadece.

    Ve yetersizdir diyorsunuz. Haklı olduğunuzu varsayalım, bu durum sizin tasarım fikrinizi hiçbir şekilde bilimsel anlamda desteklemez. Bu yanlış bir inançtır. Makarna canavarını ne kadar destekliyorsa sizin tasarım fikrinizi de ancak o kadar destekliyor.

    Bilim tekniğin verdiği cevaplara ilişkin sorduğunuz sorular bana tekbir şey gösteriyor. Mustafa bey biyoloji ile bilimsel ilişkinizi bilmiyorum ama, sorularınız evrim teorisini kesinlikle bilmediğinizi gösteriyor. Bunu bloglardan biz size öğretemeyiz, bence bir üniversiten biyoloji bölümüne yazılın. Gerçekten. “Ne derece bilimselmiş” dediğiniz şeylerin bizzat bilimsel çalışmanın ürünü olduğunuda unutuyorsunuz tekrar tekrar. Farkına varmadan bilimi inkar ediyorsunuz. Buna hakkınız var, ama lütfen bunu bilim adına yapmayın, çok komik oluyor.

    Bu süreçleri mağrur yönlendirilmemişmutasyon süreçlerinizle açıklar mısınız?

    Açıklanıyor Mustafa bey kardeşim. Random mutasyon ve natural selection. Adım adım sürekli bir değişim sonucunda çevreye daha iyi bir uyum. Bu kadar basit. Yaprak önce şöle olur, şurası şu şekilde incelir gibi saçma sapan bir model yada garip yasalar filan mı bekliyorsunuz? Sizin pencereden fırlattığınız bir sandalyenin akibeti için bir model varmı şu şekilde: “Mustafa bey pencereyi açar, şu şekilde sandalyeyi fırlatır ve sandalye kaldırıma düşer”. Sizin istediğiniz tamda bu şekilde saçma birşey. Kimse Mustafanın fırlatığı sandalye için bilimsel bir model sunmaz. Onun yerine hız kavramı vardır, yer çekimi kavramı vardır, sürtünme vardır. Biyolojide de aynı şekilde mutasyon, seleksiyon vs. Vardır ve bunları kullanıp individual olaylar anlaşılmaya çalışılır, teorinin çerçevesinde öngüler yapılır vs.vs.vs…

    Hobbes örneğiniz sizin bilime ne kadar saygısız ve bilim karşıtı olduğunu gösteriyor emin olun. Bilim nedir hiç anlamamışsınız, yada kendi dini düşünme biçiminizi bilim sanıyorsunuz. Daha doğrusu Behe anlamamış.
    Aynı şekilde mercedes örneğiniz tekrar tekrar aynı şeyi gösteriyor. Evrim teorisinin açıkladığı “dinamik” sistemi kavrayamıyorsunuz, dolaysıyla Behe de kavrıyamıyor. Fakat mutasyon konusunda en azından Behe ye başvurun. KEndisi o konuda biraz daha updated.

    Bu doğrultuda yine tekrar niteliğinde tonlarca şey yazıyorsunuz ve sonunda bir matematiksel model istiyorsunuz. Talep ettiğiniz modeli biraz açıklarmısınız, bu model neyi açıklayacak? Merak ettim.

    Birçok şeyin üzerinden atladım. Cevap veremediğimden değil. Nedense yaratılışcı (her çeşidinden) insanlarla kendimi sonsuz bir döngüde gibi hissediyorum. Ve sizin tartışmaları boğucu bir şekilde oradan buradan copy-paste ile yürütmniz çok yorucu. Neyi nereden aldığınız yorumunuzdan açık değil. Şimdi fark ettim. Açıkcası kendimi aptal gibi hissediyorum cevap vermeye çalışmakla. Kiminle tartıştığım belli değil çünkü. Neredeyse tüm yorum oradan buradan alıntı. 2)ve 3) maddeler için arif sarsilmaz a tesekkur ediyorsunuz ama bu maddelerden sonraki neredeyse tum paragraflar yine oralardan alıntı, ama sanki sizin yaziniz gibi sunulmuş. Hata yaptığınızı umuyorum, yoksa hoş değil, samimi de değil. İnsanların yazdıklarını yanlış okuyup, sonrada tonlarca copy-paste yapıp tartışma yürütüp, daha sonrada her paste inize cevap beklemeniz doğru değil.

  41. Sayın Sinan Bey

    Birçok şeyin üzerinden atladım. Cevap veremediğimden değil. Nedense yaratılışcı (her çeşidinden) insanlarla kendimi sonsuz bir döngüde gibi hissediyorum.

    Öyledir öyledir.. kısır döngü meselesine gelince bu çok doğal yada natural Darwinistsiniz de ondan :))

    ” Neyi nereden aldığınız yorumunuzdan açık değil. Şimdi fark ettim. Açıkcası kendimi aptal gibi hissediyorum cevap vermeye çalışmakla. Kiminle tartıştığım belli değil çünkü. Neredeyse tüm yorum oradan buradan alıntı. 2)ve 3) maddeler için arif sarsilmaz a tesekkur ediyorsunuz ama bu maddelerden sonraki neredeyse tum paragraflar yine oralardan alıntı, ama sanki sizin yaziniz gibi sunulmuş.”

    Ben konu uzmanı olmadığımı defalarca belirttim.Konuya meraklı elinden geldiğince okuyan, okuduklarını ve onlardan anladıklarını paylaşan cahilin tekiyim. Bunlara katılırsınız katılmazsınız o kişinin kendi seçimi elbet.Ben çoğunlukla internetten okuduklarımdan ve rastladığım ilginç yazılardan yola çıkarak bişeyler yapıyorum.Da Vincinin durumuda benden çok farklı değil kendi söylüyor.Ayrıca sizin tartışma konusunda bir kere art niyetle yaklaşmadıktan sonra böyle bir şey yok çünkü benim açıklama mdan 2 ve 3 numaralı maddeye kadar belli alıntı olduğu.Anlatım değişiyor işin içine bilimsel açıklama giriyor filan.. illa parantez içine mi alayım ? Burası blog tez yazmıyoruz.O satırların zaten alıntı olduğunu kısa bir google search le de herkesin bulabileceği aşikarken bunu söyelemek art niyettir yada söyleyecek pek bişeyi olmamaktır. Yoruma cevap yazarkende elimde TDK imla kılavuzu ve tez nasıl yazılır dökümanı ile mi size cevap vereyim? Bu sizi çok ciddiye almak olur ve buna hiç niyetim yok.Kısıtlı zamanda birçok meşguliyetim arasında cevap yazıyorum. İşte argümansızlıktan bunları öne sürüyorsunuz acıklı insanlarsınız vesselam.Söyleyeck laf yok strwamanlik çok.Siz bize kendi aydın araştırmalarınızdan örnek verin aydınlanalım.. görülüyor ki Da Vinci copy paste yaparken hoş biz yaparken na hoş bak sen ne bilgece bir yaklaşım…

    Sizin gibiler için alıntının ayrıca başında ve sonunda belirttim ayrı ayırı cümle şeklinde.Artık rahatlarsınız.Bence Arif bey son derece açık anlatmış yanlış anlaşılacak bir yeri yok ama Darwinci oldumu insan sonsuz şanş ve zamanla + hayal gücüyle herşeyi herşeye çevirebilir öyle görebilir, kabul edebilir ve buna bilim diyebilir.

    ”İnsanların yazdıklarını yanlış okuyup, sonrada tonlarca copy-paste yapıp tartışma yürütüp, daha sonrada her paste inize cevap beklemeniz doğru değil”

    Ben genede bir kaç tane yapayım.Siz Front loadingle yazacaktınızda uzun olmuştu ondan yazmamıştınız.Ben Mike Gene nin biri updated :) olmak üzere iki makalesini vereyim size ve ilgilenenlere;

    http://www.thedesignmatrix.com/content/more-on-front-loading-evolution/
    http://www.thedesignmatrix.com/content/front-loading-with-homeodomains/

    Eğer çok sıkıntı oluyorsa yazmayın bakın bilimsel iştigalinize :))

    Darwinizme ait matematiksel herhangi bir modelleme… siz ne biliyorsanız bundan ne anlıyorsanız.Anlamıyorsanız suçlayamam tabi..

    Kalvin ve Hobbes’un bayramlarını en içten dileklerimle kutlarım..

  42. @MAA

    Cevabınız çok açıklı.Son cevabımdaki argümanların birine bile dokunmadan direk yaratılışcılarla yaptığınız kendi kutsal mücadelenizden bahsetmişsiniz.

    muahahahahahaaaa :)

    Ne aceleniz var? Atlı mı kovalıyor? Herşeyin bir sırası var. Parça parça cevap veriyorum gördüğünüz gibi. Yazdıklarınızı daha okumadım bile. İlk iki paragrafı okudum ve onlara cevap verdim. Devamını da okudukça parça parça cevap vereceğim. Tek bir mesaj ile cevap vermem bir işe yaramıyor çünkü söylediklerimin %90’ını hiç yazmamışım gibi geçiyorsunuz. Onun için her argümanınıza ayrı mesajlarda cevap vermeyi daha uygun gördüm.

  43. DaVinci

    muahahahahahaaaa :)

    Ne aceleniz var? Atlı mı kovalıyor? Herşeyin bir sırası var. Parça parça cevap veriyorum gördüğünüz gibi. Yazdıklarınızı daha okumadım bile.

    Okumadan etmeden fikir sahibi olunca birde üstüne yorum yapınca yukarıdaki tepkiler normal oluyor.:)Çok acıklı çok… ama olsun edep sınırlarında olduğu müddetçe saçmalamakta özgürsünüz…

    Tekrar edeyim siz en iyisi Da Vincinin sanat yönüyle ilgilenin.Belki tasarımın ne olduğunu sanatla kavrayabilirsiniz.Bilimle bu sonsuz olasılıklar dahilinde olsa bile mümkün görünmüyor:) Hatta argümanınız tamamiyle Tasarımın varlığını red etmeye yönelik..Sıkılmasanız insanın yaptığı tasarımı bile sinapslar arası mutasyonlar ve tüketim seçilimince belirlendiğini söylersiniz…:)

    Size panda sitelerinde talk origins ve Dawnkins.net ki aramalarınızda başarılar.Bu arada yeni bir kaynak bulursanız oda olur.Belagatı yitirilmemiş taze bir nefes katar yorumlarınıza :)

  44. @MAA

    Bu blogta defalarca kez Darwin mekanizmalarının evrim içersindeki rolünün dışında amaçlarla kullanıldığını söyledim. Mutasyon ve doğal seçilim mekanizmaları ancak adaptasyon temelli yerel değişiklikleri (meşhur ispinoz örneğin) açıklamakta faydalıdır. Fakat iş Türden türe geçiş gibi son derece karmaşık yapılara geldiğinde bu mekanizmalar son derece yetersizdir ve Darwinci açıklama bu konuyu sürekli görmezden gelmektedir yada yok saymaktadır. Çünkü bu konuda Darwincilerin somut herhangi bir açıklamasını bulamazsınız.

    Daha önceki mesajlarımda yeni işleve sahip genlerin oluşumuyla ilgili bir makale vermiştim. Sanırım o yeterli olmadı ve sizi bu konudaki temelsiz inancınızdan caydırmaya yetmedi. O zaman size dha fazla bilimsel kaynak sunayım [buradan alınmıştır]:

    1. Copley, S. D. (2000). “Evolution of a metabolic pathway for degradation of a toxic xenobiotic: the patchwork approach.” Trends Biochem Sci 25(6): 261-265. PubMed

    2. Harding, M. M., Anderberg, P. I. and Haymet, A. D. (2003). “‘Antifreeze’ glycoproteins from polar fish.” Eur J Biochem 270(7): 1381-1392. PubMed

    3. Johnson, G. R., Jain, R. K. and Spain, J. C. (2002). “Origins of the 2,4-dinitrotoluene pathway.” J Bacteriol 184(15): 4219-4232. PubMed

    4. Long, M., Betran, E., Thornton, K. and Wang, W. (2003). “The origin of new genes: glimpses from the young and old.” Nat Rev Genet 4(11): 865-875. PubMed

    5. Nurminsky, D., Aguiar, D. D., Bustamante, C. D. and Hartl, D. L. (2001). “Chromosomal effects of rapid gene evolution in Drosophila melanogaster.” Science 291(5501): 128-130. PubMed

    6. Patthy, L. (2003). “Modular assembly of genes and the evolution of new functions.” Genetica 118(2-3): 217-231. PubMed

    7. Prijambada I. D., Negoro S., Yomo T., Urabe I. (1995). “Emergence of nylon oligomer degradation enzymes in Pseudomonas aeruginosa PAO through experimental evolution.” Appl Environ Microbiol. 61(5):2020-2. PubMed

    8. Ranz, J. M., Ponce, A. R., Hartl, D. L. and Nurminsky, D. (2003). “Origin and evolution of a new gene expressed in the Drosophila sperm axoneme.” Genetica 118(2-3): 233-244. PubMed

    9. Seffernick, J. L. and Wackett, L. P. (2001). “Rapid evolution of bacterial catabolic enzymes: a case study with atrazine chlorohydrolase.” Biochemistry 40(43): 12747-12753. PubMed

    Yeni protein, gen ve metabolik patikanın oluşumuyla ilgili birkaç makale. Hani şu sizin kendiliğinden oluşumayacağını söylediğiniz şeyler var ya işte onların oluşumuyla ilgili makaleler. Bunlar ortadayken siz ezberinizdeki gibi bu konularda açıklama yok diyerek kendinizi avutmaya devam edin.

    Diğerlerinin cevapları da gelecek. Hiç merak etmeyin :)

  45. @MAA

    Şimdi Da Vinci ve Sinan Beyin iddialarına bir göz atalım.Ne derece bilimselmiş ayrıca itirazlarına da dokunduralım. Mutasyon üst canlı yapılarında bakteriler kadar kolay oluşturula bilen bir süreç mi? Oluşması için meyve sineğinde nasıl bir yöntem kullanılmıştır? Bu doğal olmayan yönlendirilmiş süreçte ne sonuç alınmıştır? Şimdi başkaları gibi karşı tarafı yalancısıj sen gibi suçlamalarla argüman oluşturup buna dayanmadan ve rasyonelliğimi kızgınlıkla yitirmeden açıklamaya çalışalım:)

    Sizce mevye sineklerini yüzbinlerce yıl izleyip oluşan mutasyonları kayda geçirmek gibi bir olanağı var mı bilim adamlarının? Kısıtlı zaman ve olanak ile doğada yüzbinlerce belki milyonlarca yılda kendiliğinden oluşacak mutasyonları oluşturmak elbette mümkün değil.

    Daha önce de linkini verdiğim Mutasyonlar zararlı mı? başlıklı yazıyı tekrar önermek durumundayım.

    Not: Bu arada burayı takip eden diğer kişiler adına blockquote html kodunu kullanmanızı tavsiye ediyorum. Bunu başkasından alıntı yaparken kullanırsanız okuyanlara işkence yapmamış olursunuz.

  46. @MAA

    Bu noktadan sonraki bölüm Prof.Dr. Arif SARSILMAZ yazısındandır :))

    Pardon! Kim? Prof. Dr. Arif Sarsılmaz mı? Böyle birinin varlığından emin misiniz? Hiçbir uluslararası makale yazmamış bir Prof. Neyin profesörü neyin doktoru olmuş bu Arif Sarsılmaz? Hangi konuda eğitim almış hangi konuda akademik kariyer yapmış? Böyle bir profesör yok Mustafa bey. Sızıntı dergisinin göz boyama takitlerinden başka birşey değil. İsim önüne Prof. Dr. koyunca söylediklerinin doğru olduğu düşünülüyor diye yapılmış birşey.

    Ne fark eder söylediklerine bak diyeceksiniz belki ama fark ediyor. Çünkü öyle bilgisizce yazılmış şeyler ki bunlar. O kadar çok yanlış var ki yazdıklarında tüm yazdıklarını tek tek incelemeyeceğim ama çok temel bir konuda ne kadar bilgisiz olduğunu göstermek için bir bölüme değineceğim. Şöyle demiş Sarılmaz beyefendi:

    Mutasyonların faydalı neticeler verdiğine dâir evrimci iddialar ise, tam mânâsıyla ‘züğürt tesellisi’nden ibarettir. Meselâ, bir mutasyonla orak hücreli anemi hastası olan birinin sıtmaya karşı dirençli olmasını, damar sertliğine karşı dayanıklılık göstermesini, HIV’e karşı bağışıklık kazanmasını, laktoz intoleransını veya naylon yiyen bakterileri faydalı mutasyona örnek göstermek çok yanlış ve aldatıcıtır. Zîrâ bunlar tek bir mutasyona dayalı ve türün genel programına aykırı olmayan, yani türü farklılaştırmayan değişikliklerdir. Bunların bazılarında küçük bir menfaatin bulunması onun zararlı olma özelliğini değiştirmez. Ayrıca bakteri genomu seviyesinde, sadece bir hücreden ibaret organizmadaki genetik bilgideki herhangi bir değişiklik, sadece o hücre ile sınırlı kaldığı için kendisini gösterebilir. Fakat bir sistem ve organizasyon içindeki çok hücreli canlılarda, milyonlarca hücrenin her birinin sistem içindeki durumlarını koruyarak ve mevcut organizasyonu bozmadan yeni bir organ veya doku oluşturacak şekilde bütün olarak değişmesi muhaller ötesi bir muhaldir.

    İlk önce “mutasyonların faydalı neticeler verdiğine dâir evrimci iddialar ise, tam mânâsıyla ‘züğürt tesellisi’nden ibarettir” demiş ama ondan sonra yararlı olduğu şüphe götürmez birkaç mutasyon örneği vermiş ve daha sonrasında “…[bunların] faydalı mutasyona örnek göstermek çok yanlış ve aldatıcıtır” diyerek aslında kendisi bir züğürt tesellisinde bulunuyor. Bakın gerekçe olarak ne veriyor: “Zîrâ bunlar tek bir mutasyona dayalı ve türün genel programına aykırı olmayan, yani türü farklılaştırmayan değişikliklerdir.” Yani Sarsılmaz beyefendi bunların aslında canlıya fayda sağlayan mutasyonlar olduğunu inkar etmiyor ama bu mutasyonlar sonucu yeni bir tür oluşmadığını söylerek kendisini teselli ediyor. Kısaca mutasyonların fayda sağlayacağını kabul ediyor ama yeni tür oluşmadığı için bu mutasyonları yararlı olduğunu söylemek züğürt tesellisi oluyormuş. Ne kadar da akıllıca yapılmış bir argüman değil mi :)) Bu arada şunu da belirtmek lazım ki yeni türlerin oluşumu da görülmüş bir olaydır yani tüm mutasyonlar tür içinde bir çeşitlilik yaratmaz yeni türlerin oluştuğu görülmüştür.

    Şimdi bunu geçelim ve Sarsılmaz’ın bilgisizliğini en açık şekilde gösterdiği yere gelelim. Bakın ne demiş:

    Ayrıca bakteri genomu seviyesinde, sadece bir hücreden ibaret organizmadaki genetik bilgideki herhangi bir değişiklik, sadece o hücre ile sınırlı kaldığı için kendisini gösterebilir. Fakat bir sistem ve organizasyon içindeki çok hücreli canlılarda, milyonlarca hücrenin her birinin sistem içindeki durumlarını koruyarak ve mevcut organizasyonu bozmadan yeni bir organ veya doku oluşturacak şekilde bütün olarak değişmesi muhaller ötesi bir muhaldir.

    Sarsılmaz bey evrimin vücuttaki tüm hücrelerde mutasyon oluşmasıyla işleyeceğini sanıyor. Asıl önemli olanın seks hücrelerinde yani sperm ve yumurtalıklardaki mutasyonlar olduğundan bile habersiz. Vücut hücrelerinde oluşacak mutasyonların gelecek nesillere aktarılamayacağının bile farkında değil. Bu sözleriyle evrim teorisi hakkında gerçekten bilgisiz olduğunu gösteriyor bence. Yani belli ki akademik düzeyde biyolojiyle veya evrimle bir ilgisi yok bu profesör beyefendinin. Yazılarını artık nasıl yazıyor bilmiyorum ama emin olduğum birşey var ki akademik düzeyde bu konularla bir ilgisi yok. Bu kadar bilgisizce yazılmış bir yazıyı alıp burada çok önemli bilgiler içeriyormuş gibi bize sunmanız biraz garip olmuş.

    Not: Bu arada sanki bir yazımı onaylamadınız gibi geldi bana. Hani şu yeni genler, proteinler ve metabolik patikalarla ilgili makaleler verdiğim yazım. Eğer onaylamadıysanız nedenini öğrenmek isterim. Ama içinde 9-10 civarında link olduğu için wordpress’in spam ayıklama yazılımına (Akismet) takılmış da olabilir. Eğer öyle ise ilgilenirseniz sevinirim.

  47. @MAA

    Ben bu blogtaki makalelerimde bir kere bile gönderimde bulunmadım.Şudur…budur bakın bu inançın kanıtıdır gibisinden önermelerde bulunmadım.Bilim üzerinden kişisel görüşlerimi ve tercihlerimin sağlamasını yapmayada kalkmadım.Temelde Darwinizmin eleştirisi ve ortaya çıkan sonuçlardan akıl yürütmeyle kendi sonucumu aktardım.Bunu yaparken kendi inançımı kutsamak gibi bir çabamda olmadı.Buna gerekte görmüyorum.Sizin ateistliğiniz size saygılıyızda fakat bunu bilime alet etmeyin! Sonra birde sıkılmadan inançı bilime alet edenlerlede mücadelem sürüyor demeyin.Benim ki senden kara hesabına dönmesin.:))Bunun üzerinede yorum yaparak(Straw man) tartışmayı başka yöne çekmeleyim.

    Ben nerede hangi yazımda yapmışım bunu? Böyle ortaya laf atıp kaçmak yok. Birşey söylüyorsunuz o zaman kanıtını gösterin. Bir de bana strawman’den bahsediyorsunuz. Siz belli ki benim yazılarımı hiç okumamışsınız. Ayrıca belli ki HY’yi de okumamışsınız. Eğer HY bilimi dini inancını kutsamak için kullanmıyor diyorsanız size pes demekten başka birşey diyemem. Ben blogumda bunlara karşı mücadele ediyorum. Bilimi çarpıtarak dini inançlarına dayanak sağlamaya çalışanlara karşı mücadele ediyorum. Bir de kalkmış strawman’den bahsediyorsunuz ya şaşıyorum size :))

    Ayrıca AT’nin asıl sesi çıkan kısmının da dini temelleri olduğunu aşikar. Belki bir bölüm dini olmayan nednelerle AT’yi savunuyor olabilir ama asıl sesi çıkan ve güçlü kısmın dini motivasyonları, kökenleri ve hedefleri açıkça herkes tarafından bilinmektedir ve kendileri de bunu açıkça ifade etmekten çekinmemekteler.

    Ben açıkça evrimin doğru olması tanrının olmadığı anlamına gelmez diyorum. Ayrıca bilimsel yöntemlerle tanrının olmadığı da kanıtlanamaz diyorum. Bunun üzerine benim bilimi ateizme alet ettiğimi nasıl olup da söyleyebiliyorsunuz anlamıyorum. Ya benim ne dediğimi hala anlayamamışsınız ya yazılarımı hiç okumamışsınız ya da söylemediğim ve düşünmediğim şeyleri bana mal etmekten zevk alıyorsunuz. Hangisi? Siz seçin.

  48. @MAA

    Bakın aaa..kızgınlık sezdim olmadı .Farklı bir önkoşullu taşımamız lazım demek ki dogmatik olmayalım. Mesela önkoşulumuz materyalist-ateizm olmalı ve bunu savunmamız filan lazım ki objektif, bilimsel ve anti dogmatik olalım:) Siz hangi akıldan söz ediyorsunuz rasgele sahip olduğunuz darwinci akıldan mı? Kasdedilen buysa bence de matıksız evet :)

    Size göre Tanrının varolduğu varsayımıyla bilim yapmak ile varolmadığı varsayımıyla bilim yapmak aynı şey mi? Yani bir olayın nedenini nasılını ararken bir sonucuna ulaşamayınca onu Tanrıya havale etmek mi daha akıllıcadır yoksa elde edilen tüm verileri ortaya koyarak sonuca ulaşamadım bilmiyorum demek ve kenara çekilerek daha sonra o konuda çalışacak olanlara bildiklerinizi anlatarak onlara yol açmak mı daha akıllıcadır?

    Doğada gözlemlediğimiz herşeyin ardında maddesel bir neden sonuç ilişkisi vardır. Bunun aksini gösteren hiçbir olgu ile karşılaşılmış değil. Durum böyle iken doğa olaylarının ardında ilahi güçler aramak anlamlı ve akıllıca mıdır? Bazı şeylerin doğal yollarla nasıl olacağının bilinememesi o olayın doğal yollarla olmayacağı sonucuna varmak için yeterli midir sizce?

    Bu arada astrofizikçi Neil deGrasse Tyson’ın AT konusundaki Beyond Belief 2006’daki sunumunu izlemenizi tavsiye ederim. AT’ın 2000 yıldır varolduğunu ve tarih boyunca birçok önemli bilim adamının bile bilinmeyenler konusunda, cevap üretemedikleri yerde daha üstün ve akıllı bir varlığa vurgu yaptıklarını anlatıyor. Stand-up tarzında bir sunum yapıyor. Herkesin izlemesini tavsiye ederim.

  49. Da Vinci

    Ayrı ayrı cevap vererek sayıyı mı çoklaştırdınız :) iyi yapmışsınız. Stand up izliyorum sayenizde bol bol ama bir göz atarım.Birde fizikçiler içinde hala sıkı materyalistler var demek:)) Körlük zor…

    Aksimete takılan yazılardan da ben sorumlu oldum hadi hayırlısı görür görmez onayladım merak etmeyin sizin savlarınız AT için çok faydalı oluyor, yayınlamadan olmaz :))

    Siz ateistforumda her türlü bu işlerle(Dini karalama vs.) uğraşmıyormusunuz? Pardon! Sitenizdeki karşılıklı yorumlara bile göz atılsa seviye tespit sınavı yapmaya gerek kalmaz.Nerde durduğunuz yada duruşunuzun neyi amaçladığı ayen beyan anlaşılır.Bende herkese sizin sitelerinizi ziyareti tavsiye ediyoum.Link bile verdim aylar önce:)) Neyse siz nederseniz deyin Prof omadığınız hatta bilim adamı olmadığınız halde işinize gelmeyen yorumlarda istediğiniz tutumu takının (Dawkins Arif bey vesaire..) bana göre değin ciddi almak isteyen alsın sizleri..

    Giderek Dawkinse ne kadar benzediğinizi görünce hoşuma gidiyor yorumlarınızı okumak:))Neyse din düşmanı birinle ne dini nede bilimin dine yada dinsizliğine alet olmasını tartışmak gereksiz.Ön kabullü herşeyi ben bilirim argümanı birde karşısındakini suçlamak..

    Bende sadece bir tane yere değineceğim ki bu bayram günleri gereksiz eylemde bulunmayım zamana ihanet olmasın! Bir tanesi bile sizin Kalvin ve Hobbes dünyanızın Alice harikalar diyarından bile daha büyük olduğunu göstermek için yeter de artar.

    Bakın gerekçe olarak ne veriyor: “Zîrâ bunlar tek bir mutasyona dayalı ve türün genel programına aykırı olmayan, yani türü farklılaştırmayan değişikliklerdir.” Yani Sarsılmaz beyefendi bunların aslında canlıya fayda sağlayan mutasyonlar olduğunu inkar etmiyor ama bu mutasyonlar sonucu yeni bir tür oluşmadığını söylerek kendisini teselli ediyor. Kısaca mutasyonların fayda sağlayacağını kabul ediyor ama yeni tür oluşmadığı için bu mutasyonları yararlı olduğunu söylemek züğürt tesellisi oluyormuş. Ne kadar da akıllıca yapılmış bir argüman değil mi :))

    Bay Akıllı insan, tür içi mutasyonlardan faydalı olupta türü içindeki popülasyonun genomuna dahil olup, onu başka bir türe çevirmiş (olması gereken milyarlarca) mutasyon patikasından birini yada birikimli mutasyon süreçi olarak ( yani eksiksiz bir şekilde bu birikim sonuçu canlı bir türden diğer türe dönüştürmüş bir mutasyon süreçi ) örnekleyin.Adaptasyon olmasın ama örnekler.. sizin argümanınızın aklını görelim:))))

    ”Bu arada şunu da belirtmek lazım ki yeni türlerin oluşumu da görülmüş bir olaydır yani tüm mutasyonlar tür içinde bir çeşitlilik yaratmaz yeni türlerin oluştuğu görülmüştür.”

    Siz gerçekten normal alfabeyle okuma zorluğu yaşıyorsunuz. Bir şaka yollu ima ile söylemiştim, nerden bileyim gerçek olduğunu…

  50. Sayın Da Vinci

    Gerçektende tam bahsettiğim şekilde süreçleriyle örneklemişsiniz .. Ayrıca ne demek Talkorigins’i kabul etmemek olur mu o zaman sizide kabul etmemiş olmamız lazım. Yorum köşesinde talkoriginsiz bir Da Vinci entellektüel olarak çıplak sayılır.:))

    Bu makalelerden birincisi benim istediğim kriteri karşılamak şöyle dursun yanına bile yaklaşamıyor ama şu makaleye cevap olarak verilmiş ;

    http://www.icr.org/index.php?module=articles&action=view&ID=260

    İkinciside ilaveten eklenmiş bir çalışma.Siteyi ziyaret edenler buyrun incelesin kimin neye karşılık verdiğini görsün.

    Umulur ki sorduğumuz kriterde az buz bilgi olmadığına göre ! daha somut ve adaptasyon ile yapay seleksiyon içerikli olmayan bir ”bilimsel” sunum ortaya konabilsin. İstediğimiz gerçekten direk Darwinci bir patikanın gözlemlenmiş olması bununda mutasyon geçmişi ve bunların hangisinin bir türden diğer türe (örneğin sürüngenden-memeliye) geçişe yol açtığının moleküler yapı temelinde eksiksiz gösterilebilmesi.Ellerinde dünyanın araştırması,akademik camiianın tüm güçü olduğuna ve bu kadar çok emin olunduğuna göre, istediğimiz kriteri karşılayan sayısız mutasyon süreçi var olup üstelik kanıtlanmış olsa gerek diye düşünüyorum..

    Ayrıca matematiksel modelle sorumuzda görüldüğü gibi gene geçiştirilip böyle bir problem sanki hiç yokmuş gibi bir durum takınılıyor.Açıkca soruyoruz bilimselliğinden zerre kadar kuşku duymadığınız Darwinizmin herhangi bir matematiksel modellemesi var mı yok mu ?

  51. Mustafa bey, Tür tanımı siz mi yaptınız da “sizin” kriterleriniz için bilim çaba göstersin? Kendi kriterlerinize göre bilime bilim değil demeniz sizin sadece kendinizi kandırmanızdır. Ki size kalmışsa zaten sürekli bir şekilde yeni kriterler bulup aynı tavırınızı sürdürebilirsiniz. İyi ki bilim sizin kriterlerinize göre işlemiyor.

    sürüngenden-memeliye geçişi gözlemlemeden ben inanmam diyebilirsiniz. Ama bunun bilimsel bir ölçüt olduğunu iddia edemezsiniz. Aslında edebilirsiniz de, pek bir kıymeti olmaz.

    Matematik model yok diye bir problem yok! Siz bir problem var zannediyorsunuz. Bilimsel olarak kabul edebildiğiniz Big-Bang teorisi herhangi bir gezegenin, kütlenin, gaz halinden son haline kadar olan aşamayı ayrıntılı bir şekilde modellemez. Böyle bir matematiksel model şartı yoktur bilimselliğine ilişkin. Ve bunun gözlemlenmesi gerekmez. Aynı fosil kaydında olduğu gibi gazdan gezegene geçişin izlerini görür bugün ve ona göre kurduğu hipotezlerden yola çıkar. Yani yerine teori kurar, ve teorisinin outcomelarına bakıp görünenle uyuşup uyuşmadığına, açıklayıp açıklamadığına bakar. Aynen evrim teorisinde olduğu gibi. Evrim teoriside mesela, common-decent der, eğer öyle ise şöyle şöyle şeyler görülmesi lazım der. Mesela şempanze ve insanda bozuk C vitamini sentezleyicileri bulur teorisini destekleyen. Aynen Big-bang ve benzeri teorileri arkaplan ışımasının desteklemesi gibi.

    O yüzden, öyle matematik modeli filan diye bir problem yoktur.

    Bundan önceki yorumlarınızdaki alıntı konusunda söyledğiniz doğru değil tam olarak. İşaret koymadığınız, belirtmediğiniz yerlerin de çoğu alıntıydı, hatırlatmak istedim.

  52. Sinan Bey

    Yorumunuzun ne kadar acziyet taşıdığı şu iki noktada çok açıkca gözlemlenebiliyor:))

    ”sürüngenden-memeliye geçişi gözlemlemeden ben inanmam diyebilirsiniz. Ama bunun bilimsel bir ölçüt olduğunu iddia edemezsiniz. Aslında edebilirsiniz de, pek bir kıymeti olmaz.”

    Sürüngenden-memeliye geçişe inanmıyoruz çünkü elimizde bunu gösterecek bir bilimsel kanıtımız yok.Biz Kalvin Hobbes ve Alice diyarlarında yaşamıyoruz.Bu gezegenin adı Dünya idi sanırım…

    ”Matematik model yok diye bir problem yok!”

    Elbette yok çünkü Darwinizmin kendi bu problemle yüzleşmek şöyle dursun sürekli kaçınmıştır.Darwinizmin erk gücü sonsuz zaman ve sonsuz deneme-yanılmadır.Bunun üzerine bina edilen bir teori elbette matematikten uzak durur.Matematiksel modelleme matematiğin gözlemlenen dünyaya uyarlanmasıdır.Bilinen en gerçek bilimsel dil olan matematikle bir savın bir teorinin gerçerliliği üzerine araştırmayı konu alır. Mesela yapay zeka araştırmalarında Alan tuning niçin kavramsal makinesini matematiksel olarak kurdu ve gödel teoremine karşı çıktı.Yada sizin meşhur avidanız programlanırken hangi matematiksel rasgelelik denklemi üzerine yazıldı? Niçin? rasgeleliğin karmaşıklığı oluşturabileceğini ispat için bu bir matematiksel çaba değilde nedir?

    Büyük Patlama modelini hesaba katan bir astro fizikçi bundan 10 yıl sonra şu kuyruklu yıldız Satürn kenarından geçeçek yada 1 milyon yıl sonra tekrar dünyadan gözlemlenebilecek derken ne ye dayanarak bunları söylemektedir? Yada andromeda bundan 2 milyar yıl sonra Samanyolundan bilmem kaç parsek daha uzak olacak derken hangi bilimsel dil kullanılıyor? Sizin oralarda matematik başka bir bilim dalını mı ifade ediyor…?

    ”Mesela şempanze ve insanda bozuk C vitamini sentezleyicileri bulur teorisini destekleyen. Aynen Big-bang ve benzeri teorileri arkaplan ışımasının desteklemesi gibi.”

    Kozmik fon radyasyonu evrenin her yerinde sabit bir şekilde gözlemlenir.Şaşmaz ve değiştirilemez şekilde uzayyın her yanında aynı değerdedir..Sizin örneğiniz sadece adaptasyon sırasında primatların uğradığı mutasyona örnek gösterilebilir.Diğeri sıfır nokrasından bir evrensel gerçekliğin kanıtı iken bir diğeri gelişmiş sinir sistemli bir canlının işleyen bir mekanizmanın mutasyon sonucu bozulmasıdır buyrun alaka kursun herkes :))

    ”Bundan önceki yorumlarınızdaki alıntı konusunda söyledğiniz doğru değil tam olarak. İşaret koymadığınız, belirtmediğiniz yerlerin de çoğu alıntıydı, hatırlatmak istedim.”

    İşte söyleyecek argüman olmayınca çamur atmak devreye girer:)İsim verilmiş madde numaralandırılmış hatta yorumun içeriğinden bile anlatım tarzının değişikliği alenen belli ama işaret konulmamışmış..

    Kriterler mi Sinan Bey? :)) Kolay gelsin …

  53. Alıntılarla yukarıdaki tartışmayı hiç ettiniz, sonrada çamur atıyorsunu diyorsunuz “işaret konulmamışmış” larla. Karşıdaki insanın anlatım tarzını algılamasına güveneceğimize işaret koymak herhalde minimum bir standartdır. Nedir bu asabi üslubun sebebi Mustafa bey? “Çamur atma” vs.vs ler.

    ve bunların hangisinin bir türden diğer türe (örneğin sürüngenden-memeliye) geçişe yol açtığının moleküler yapı temelinde eksiksiz gösterilebilmesi.

    Demişsiniz, bende diyorum ki, böyle bir bilimsellik kriteri vesairesi yok. “Bu gezegenin adı Dünya idi sanırım…” demeniz sizin karşıdaki yorumcuyu sanki birşey varmış havası verip küçümsemekten başka birşey değil.

    Bir sonraki adımın öngörülemiyeceğini zaten kendisi söyleyen bir teoriden, evrimsel bir gelecek öngören bir matenatik modeli beklemek hangi aklın ürünüdür? Ne hakkında konuştuğumuzu bilelim.

    Matematiğim gayet yerindedir, bizim buralarda da pek kullanılır.

    Kozmik fon radyasyonu evrenin her yerinde sabit bir şekilde gözlemlenir.Şaşmaz ve değiştirilemez şekilde uzayyın her yanında aynı değerdedir

    Yok tam olarak öyle şaşmaz değildir, ufak varyasyonlar vardır ve birçok araştırmanında konusudur.

    diğeri gelişmiş sinir sistemli bir canlının işleyen bir mekanizmanın mutasyon sonucu bozulmasıdır buyrun alaka kursun herkes :))

    İnsanlardan alaka kurmalarını beklemeden önce ne yazıldığını doğru aktarın bence. Aynı defekt şeyin hem insanda hem şempanzede ne işi var Mustafa bey, tasarımcı bizimle oynamak için ikisine birden aynı hatalı şeyleri mi koyuyor?
    Bak Behe niz ne diyor, daha doğrusu kabul ediyor, çünkü diğer türlü söyleceği şeyin ne anlama geldiğini kestirebiliyor.

    “Both humans and chimps have a broken copy of a gene that in other mammals helps make vitamin C.”
    […]
    “It’s hard to imagine how there could be stronger evidence for common ancestry of chimps and humans.”

    Alakayı görebiliyormusunuz Mustafa bey?

    Teorilerin desteklenmesi bağlamında yazıyoruz bunları, alaka açıktır.

  54. Sayın Sinan Bey,

    Sorulara doğru dürüst cevap veremeyeceğinizi belgelemişsiniz.Minimum veya maksimum standartlar herşeyi biz biliriz biz karar veririz havaları:)) şimdi alıntısız ve kendimizden bir yorum verelim bakalım ne değişecek..

    İlk olarak sadece türden türe geçiş üzerine sorduğum mekanizmalar bile sizler için bir paradoks muamma kara kutu çıkmaz sokak vs.. gerisi bol gelir sizin oralara..belli örüntülerle işleyen kafanıza zorla bişey sokmak gibi gayretimiz olamaz, hem işimiz değil hemde lüzum yok :))

    Bir kere okumadan bilgi edinmeden rasgele fikir sahibi olmaya bu blogta yorum yapan Darwinciler içinde en iyi örnek sizsizniz. Neden mi? Bir çok makalemde ve yorumumda evrimin gerçekliğine yadsınamazlığına olan inançımı belirttim. Hatta ortak ata fikrine bile Behe gibi katıldığımı birçok kez nedenleri ile ortaya koydum. Darwincilere itirazımında Darwinin söylediği mekanizmaların işlerliğine değildir. Benim Darwinizm=Evrim algısına itirazım vardır. Çünkü bu algının bir apriori kabulün tezahürü, bilimsel bir zorlama ve angaryanın teorileşmiş şekli olduğu giderek kuvvetle muhtemel bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır.Temel olarak yönlendirilmemişliği şiar edinmiş bir teorinin evrimi açıklayabilme kapasitesinin kendi yeterliliklerince sınırlandırılmış olduğu fikrindeyim. Mutasyon ve doğal seçilimin ancak belirli değişiklikleri (adaptasyon) çevresel dinamiklerle gerçekleştirebileceğini ama karmaşık yapılarla türden türe geçiş gibi mekanizmaları meydana getirmek için son derece yetersiz (matematiksel anlamda) olduğunu iddia ediyorum.

    Tasarımın Dawkinsin dedği gibi bir yanılsama değil de yönlendirilmişliğin manifestosu sanatın içe gömülmüş saklanmış bir formu olduğunu gözlemliyorum. Bunu yapay tasarlanmış aletlere bakıp bile kolaylıkla yapıyorum. Çünkü akılla bizler tarafından incelikli tasarlanmış son derece karmaşık makinelerin (örneğin F1 araçları ve onların motorları) daha incelikli ve üstün hallerini moleküler dünyada görüyorum. Averaj zekamda bana bu yapıların arkasında 5 milyar yıllık süreç esnasında bu şekilde tasarımların milyarlarca kez üstü üste oluşması için gerekli kademelerin ( örneğin Dünyanın konumundan tutunda bu canlıların oluşması için gerekli binlerce koşullun) tamda olması gerektiği gibi derlenmesi ve sürekli organisazyonu artırarak hayatı çeşitlendirmesi tasarım fikrini kabullenmem için yeterlidir. Tıpkı motoru tasarlayan mühendislerin verimliliği dayanıklığı ve işlevselliği hesaba katması gibi ortaya çıkan bu canlıların organik yapılarını gördüğümde bunların arkasında tamamen yıkıcı güçlerin hüküm sürdüğü bir evrende rastlantısal ve kör bir erkin olması benim için tamamen irrasyonel bir görüştür. (tersine mühendislik sanırım insan aklına verilmiş güzel bir hediyedir.)

    Darwinizme itirazımda dayandığım temel, tarihe bağımlı (history dependent) ve doğrusal yada sıçramalı bir gelişimi işaret eden bu teorinin erk güçünün işte bu yukarıdaki irrasyonaliteye dayanmasıdır.Nasıl ki birkaç veri (kozmik fon radyasyonu gibi) sizi kesinliği nerdeyse şüphe götürmez bir gerçeği bile sorgulamaya itiyorsa (buna septik bilimsel algı demeyelimde ideoloji diyelim) yine bu yukarıdaki süreçlerin (örneğin mutasyonla sağlanan adaptasyonlar) sağladığı birkaç olumlu ilerleme sizi apriori bir redde götürmektedir.Çünkü başlangıçınız ”ex nihilo değilde” ex nihilo nihil fit ” görüşüdür.Bugünkü tüm bilimsel veriler ise ex nihio’nun geçerliliğini artırmaktadır. Steady state gibi ideolojik zorunluluklar tıpkı batlamyusun öğretileri gibi tarihin sayfalarına gömülmüştür fakat umudum o ur ki batlamyusun 1500 senelik iktidarı gibi bir iktidar Darwinizm yada materyalist bilim algısı için gerçekleşmeyecektir. Hiçlikten hiçlik çıkar fikrinin ele alınışı bile materyalizmin kendi içinde başka bir felsefi paradoksdur.

    Rastlantısallığın ve kör saatçi mekanizmalarının her şeyin olduğu gibi olmasını sağlaması benim aklım için yeterince saçmadır.. Örneğin, bırakın Dünyayı… Güneş sisteminde bile karbon füzyonu ve rezonansı ile üretilemeyecek bir madde olan demirin, Dünyada akışkan halde bir şekilde bulunup tamda olması gerektiği kadar olup hem Dünyanın dönüşü ile Güneşten gelen ultraviole ve sıcaklık dalgalarını önleyen Van Hallen manyetik kuşaklarını oluşturması hemde çevremizde gördüğümüz tüm uygarlığın temelini atması (Gerçek civilization olgusu Demirin işlenmesi yani Demir çağı ile başlar) için gereken rastlantısallık bile benim için rasyonel olarak rastlantısallığın son derece küçük yetisinin çok üzerinde bir gerçekliktir.

    ”Matematiğim gayet yerindedir, bizim buralarda da pek kullanılır.

    ”Yok tam olarak öyle şaşmaz değildir, ufak varyasyonlar vardır ve birçok araştırmanında konusudur.”

    Şimdi görüyorum ki matematik sizin için soyut bir dünyanın içinde anlam taşıyor yani Alice harikalar diyarında işinize yarıyor. Evet matematik soyut kavramlarla somutu açıklar fakat matematiğin bile soyutluğunun kendiden kaynaklanan bir sonu vardır.İşte materyalizmin Lucretius dan beridir belini bağladığı sonsuzluk aslında insanın soyut hayal dünyasının bir keşfidir ve insan zihni açıklayamadığı yada açıklayarak kendi ideolojisini yok edecek her türlü gerçekliği bu soyut kavramın içine hapsederek etkisizleştirmeye çalışmışıtır.Halbuki evren içinde olasılıkların ve olasılıkların varyasyon güçünün bile bir sınırı varken, bu evrende yaşamın evrimini açıkladığını iddia eden bir teoride böyle bir sınırın olmaması bu teorinin lafzan bilimsel ve ideolojik olarak hayaller diyarının ürünü olduğunu göstermeye yeter. Gerçeğin bir kısmı (Adaptasyon) ile gerçeğin diğer büyük kısmını (Tasarım-Yönlendirilmişlik) red etmeye çalışmak bunun için bir araç olan bilimi reddi gayesellik için amaç olarak kullanmayı gerektirmiştir.Bunun adınada positivizm denir ve modernleşmenin eğitimli sınıfa armağanı bir tür hastalıktır.Burdan çok daha detaylı bir sosyolojiye geçilebilir ama bu blogun konusu değildir.

    Şimdi açıkca görülmekte ki, kozmik fondaki bu küçük umut bile sizi ne kadar sevindirmiş tıpkı avidadaki küçük veriler gibi çünkü ”your eyes waiting ungod” durumunda bilim yapılınca en küçük bir umut bile son derece bilimsel olup sözü ettiğiniz birçok araştırmann konusu olabiliyor.. yukarıdada değindiğim gibi küçük matematiksel olasılıklara (kozmik fon radyasyonunun içindeki küçük varyasyonlara) bakıp nobellik bilimsel bir gerçeğin reddi yada sulandırılması için kullanmak bilim insanlığına yakışmıyor.Hiç değilse benim açımdan durum budur.Ciddiyet verilerin yorumlanışında olmalıdır, noktalama işaretlerinde değil.

    ” Mustafa bey, tasarımcı bizimle oynamak için ikisine birden aynı hatalı şeyleri mi koyuyor?”

    Bakın hata diyorsunuz sonrada mutasyon süreçlerinin büyük çoğunluğunun yönlendirilmeden yada insan eliyle yönlendirlmiş olsa bile ya etkisiz yada zararlı etkilerini bir kenara atıp son derece küçük kabiliyetini (Tür içinde adaptasyonu sağlayan dinamiklerini ki tek başına gene yeterli değildir) savunup, genelde ya faydasız yada hatalı ürün çıkaran bir mekanizmayı çevremizde gördüğümüz tasarımların yegane yapıcı güçlerinden biri olarak kabul ediyorsunuz. Bu nasıl bir çelişki bu nasıl bir algı türü ? Temelini yönlendirilmemiş kopyalama ”hatalarından” almış bir teoriyi savunanın yukarıdaki söylem, straw man tartışma yöntemini kimin kullandığınıda açıkça ortaya koyuyor. Peki kopyalamada kulanılan bilginin kaynağı nedir? Darwincilerin materyalist kökenlerinde ve Shapiro makalesinde bunun yanıtlarını (itirafları) dileyen bulabilir. Biz evrim süreçinde tasarımı nedensellştirmede daha yolun başındayken bile bu denli çarpık bir algıya sahipsek, tasarımcının nihai amaç ve yönteminin keşfini ortaya çıkarmak için önümüzde gerçekten uzun bir yol var demektir.

    ”Alakayı görebiliyormusunuz Mustafa bey?”

    Ben görüyorum ve gördüğümde hatalıda olabilirim. Sizin gibi bilimsel eminliğim yok :)) Fakat kör süreçlerin (mutasyon) incelikli bir zanaatle bir kör saatçiye (doğal seleksiyon) nerdeyse kusursuz işleyen yada bu şekilde işlemesi için oluşturulmuş izlenimi veren yapılar oluşturmasına inanmam için gerçekten Kalvin ve Hobbes’sun hayal gücüne (Materyalist bilim algısı) ve Alice harikalar diyarında (Akademik-elitisyen değirmenlerde) ikamete ihtiyaçım var. Oysa dediğim gibi ben Dünyanın gerçekliğindeyim.Benim kıt aklım evrenin ve dünyanın evrimsel gerçekliğini anlamak için tümden gelim ve tüme varım yöntemlerinin beraberce kullanılmasını savunmaktadır. Mekanik süreçlerin yapıcı güçünün onun kendi iç özelliği (potansiyeli) değil (ki böyle olsa bile bu potansiyelin kaynağı sorunsalı vardır) onun var olmasınıda sağlayan bir ”güç” tarafından yönlendirilerek ortaya çıkan bir potansiyel olduğu fikrini savunmaktayım.

    Bu savunmanın kendi dünya algısı , bir ideoloji yada belirli bir inançın savunulması için reddi varsa sadece tebessüm edebilirim. Bloguma yinede zaman ayırıp yorum yazdığınız için teşekkür eder, türden türe geçiş için beklediğim cevabı merak eder.. ”bilimsel” hayatınızda başarılar dilerim..

  55. Bu site de en çok bn bilirim diye hiç birşey yazmadım. Mütevazilik, haddini bilmek önemli bir erdem benim için.

    İlk olarak sadece türden türe geçiş üzerine sorduğum mekanizmalar bile sizler için bir paradoks muamma kara kutu çıkmaz sokak vs..

    Bence ilk önce tür tanımından başlayıp, ondan sonra ortada olan bilimsel makaleleri inceleyiniz.

    Bir kere okumadan bilgi edinmeden rasgele fikir sahibi olmaya bu blogta yorum yapan Darwinciler içinde en iyi örnek sizsizniz. Neden mi? Bir çok makalemde ve yorumumda evrimin gerçekliğine yadsınamazlığına olan inançımı belirttim.

    Bu üslubun sebebi nedir?
    YAzdıklarımı okumanız yeterli değil, anlamanız da gerekiyor. Ben bir teorinin hipotezlerinin doğrulanması bağlamında big-bang ve evrim teorisine ilişkin, kanıtların nasıl yorumlanacağı bağlamında verdim. Sonra siz bu önemsiz birşeydir dediniz, bende laın bakın Behe ne diyor sizin çöpe attığınız şey için dedim. Rastgele,okumadan diye birşey yok yani. Önce sizin okuyup anlamanız gerekiyor. O yüzden bir özür bekliyorum sizden.

    Benim Darwinizm=Evrim algısına itirazım vardır. Çünkü bu algının bir apriori kabulün tezahürü, bilimsel bir zorlama ve angaryanın teorileşmiş şekli olduğu giderek kuvvetle muhtemel bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Algı ile alakası yok. Darwin bir teori ortaya atmıştır. Bu teori gelişe gelişe günümüzdeki hali almıştır. Eldeki bu alanda tek bilimsel teoridir. Apriori ile zerre kadar alakası yoktur. Bir teorinin bilimin tanımında olan “explains natural phenomena” yı baz alarak açıklamalar getirmeye çalışması, ne bir dogmadır, ne bir apriori bir kabuldür. Bu bilimdir. Bilimin tanımını değiştirecekseniz onu söyleyin.
    Özelde de, bir teori birşeyi varsayar, o varsayımdan yola çıkarak gelişir. Ya başarılı olur yada başarısız olur. Her teoride bu iş böyledir.

    Bugünkü tüm bilimsel veriler ise ex nihio’nun geçerliliğini artırmaktadır.
    Yüzyıllardır denir bu. Ama böyle birşey yok. sonraki şöyle olsaydı şu olmazdı, böyle olsaydı bu olmazdı argümanınız mantık hatasından başka birşey değil. Ve, birşeyin sizin aklınıza göre saçma olması, maalesef onu bilimsel yapmıyor. Bilimde aklınızın kolay kolay alamıyacağı tonlarca “saçma” şey var. Fakat bilimin yaklaşımı ne iyi ki böyle değil. Saçma gelebilecek boyutta algılanması zor olanı açıklamaya çalışır.

    Şimdi görüyorum ki matematik sizin için soyut bir dünyanın içinde anlam taşıyor yani Alice harikalar diyarında işinize yarıyor. Evet matematik soyut kavramlarla somutu açıklar fakat matematiğin bile soyutluğunun kendiden kaynaklanan bir sonu vardır.

    Matematik insan zekasının soyutlama yeteneğinden gelişen bir araçtır. Evrim teorisinin “matematiksel sorunu” herne ise dediğiniz, öyle birşey yoktur. Bilim alemi aptal değil o kadar.

    Devamında söyledikleriniz sürekli söyledikleriniz tekrarı. Onlar yerine, lütfen somut olarak bilimsel anlamda sınanabilecek bir çalışma verin.

    Şimdi açıkca görülmekte ki, kozmik fondaki bu küçük umut bile sizi ne kadar sevindirmiş tıpkı avidadaki küçük veriler gibi çünkü ”your eyes waiting ungod” durumunda bilim yapılınca en küçük bir umut bile son derece bilimsel olup sözü ettiğiniz birçok araştırmann konusu olabiliyor..

    Elin oğlu o labaratuvar ın meyveleri olarak yeni nesil evrimsel programlama dilleri için teknoloji geliştirsin, sizler de bu şekilde dalga geçin. Ne kadar yazık ülkemize. Kozmik arkaplandaki varyasyondan ne umudum olacakmış anlamadım tam? Sizin hatanızı düzelttim, bundan ne anlam çıkarttınız??

    Bakın hata diyorsunuz sonrada mutasyon süreçlerinin büyük çoğunluğunun yönlendirilmeden yada insan eliyle yönlendirlmiş olsa bile ya etkisiz yada zararlı etkilerini bir kenara atıp son derece küçük kabiliyetini (Tür içinde adaptasyonu sağlayan dinamiklerini ki tek başına gene yeterli değildir) savunup, genelde ya faydasız yada hatalı ürün çıkaran bir mekanizmayı çevremizde gördüğümüz tasarımların yegane yapıcı güçlerinden biri olarak kabul ediyorsunuz.

    Evet, ne var bunda çelişkili? Evrim teorisi ile çelişen bir durum değil hiçbir şekilde!? Ama üsün bir zekanın bu açık hataları yapmış olabileceği fikri pek mantıklı değil.

    Shapironun makalesini de okudum. Yine ne anlamlar çıkartınız bir bilim adamının çalışmalarında? Ayrıca çeviriniz de hatalar var, ingilizce hataları değil, anlam hataları var.

    Sizin gibi bilimsel eminliğim yok :))

    Şimdi, saçma dediğiniz şeyi düzeltiyorum sonra bana bu tarz ile geliyorsunuz. Bu nasıl tartışma adabı Mustafa bey? Amacınız insanları bir şekilde bezdirmek ve o şekilde başınızdan savmak mı? Anlamadım gerçekten.

    Ben görüyorum ve gördüğümde hatalıda olabilirim. Sizin gibi bilimsel eminliğim yok :)) Fakat kör süreçlerin (mutasyon) incelikli bir zanaatle bir kör saatçiye (doğal seleksiyon) nerdeyse kusursuz işleyen yada bu şekilde işlemesi için oluşturulmuş izlenimi veren yapılar oluşturmasına inanmam için gerçekten Kalvin ve Hobbes’sun hayal gücüne (Materyalist bilim algısı) ve Alice harikalar diyarında (Akademik-elitisyen değirmenlerde) ikamete ihtiyaçım var.

    Sizin kafanızın almadığının farkındayım zaten de. Ama, bu bir teoriyi bilimsel olmaktan çıkartmıyor mustafa bey. Mustafa inanmazsa bilimsel değildir diye bir ilke yok ki? Hiçbir teori de , aman Mustafaya bunu nasıl inandırabiliriz gibi bir kaygısı yoktur. Quantum teorisindede kafanızın alamıyacağı çok şey vardır ama bu onu bilim dışı yapmaz.

    Dünyanın gerçekliğinden haberiniz yok bana sorarsanız.

    Benim kıt aklım evrenin ve dünyanın evrimsel gerçekliğini anlamak için tümden gelim ve tüme varım yöntemlerinin beraberce kullanılmasını savunmaktadır.

    Tümevarım mantık hatalarının ençok yapıldığı alandır. koca nas tabloları var sırf bu hataları sınıflandırmak için. Bazıları kimileri için “tricky” olabiliyor çünkü.

    onun var olmasınıda sağlayan bir ”güç” tarafından yönlendirilerek ortaya çıkan bir potansiyel olduğu fikrini savunmaktayım.

    Evet, “inanmaktasınız”, ama lütfen bu inançlarınıza uymuyor diye koca bilimsel bir teoriye bu şekilde saldırmayın. Uymuyorsa uymasın rahat bırakın yerinde. Yada bilimsel bir çalışma yapın bilimi ikna etmeye çalışın her teorinin yaptığı gibi, inancınıza uygun hikayeler ile değil.

    Biz evrim süreçinde tasarımı nedensellştirmede daha yolun başındayken bile bu denli çarpık bir algıya sahipsek, tasarımcının nihai amaç ve yönteminin keşfini ortaya çıkarmak için önümüzde gerçekten uzun bir yol var demektir.

    Bilimsel anlamda bir yol alacakmışsınız gözükmüyor pek, isterdim ki yol alasınız. Bilim, bilimdir. Ama maalesef. Ayrıca motivasyonuzu çok güzel bir şekilde ortaya koymuşsunuz. Bilimsellik bal olmuş akıyor mübarek.

    Akademik-elitisyen değirmenlerde

    Gerçekten üzülüyorum, ülkemin gençlerinin bilime karşı bu kadar saygısız ve küçümseyici olmasından. Bence bilim insanlarına birazcık saygı gösterin. Milyonlarca insanın hayatını kurtaran, sizin hayat kalitenizi arttırmanıza büyük katkılar sağlayan insanlar biraz saygıyı hakediyor.

    türden türe geçiş için beklediğim cevabı merak eder

    Hay hay. Tür nedir hemen öğrenebilirsiniz. Ondan sonra 2 google tıklaması ile (“observed instances of speciation”) bilinen bazı örneklere ulaşabilirseniz. Eğer büyük çaplı bir farklılaşmanın oluştuğunu görmek istiyorsanız biraz uzun bir süre bekleyebilirsiniz. Tavsiyem bi 20-30 bin yıl sıkı sıkı gözlem yapmanız, vaktiniz varsa bi 50 bin yıl kullanmanızı tavsiye ederim türleşmelerin daha belirgin halleri için. Eğer bu süre zarfında en ufak bir türleşme gözlemleyemezseniz muhtemelen evrim teorisine hayal ettiğiniz altın vuruşunuzu yapabilirsiniz. Hem bilimsel bir çalışma yapmış olursunuz ilk defa. Ne dersiniz? bence gayet fair isteğinize karşılık.
    Yok eğer beklemeyip, “bak gösteremiyorsunuz” derseniz(sizin keyfinize uygun çapta bir değişim), birşey demem açıkcası. Fakat bunu da evrim teorisini yanlışlamak için kullanamazsınız maalesef. Çünkü evrim teorisi böyle birşey demiyor zaten. Demediği birşeyi gözlemleyemiyor olmanızı evrim teorisine karşı kullanamazsınız. Bu kadar basit!

    Bu kadar da yeter…

  56. Haa bu arada, unutmuşum. Birde paradox nedir, hangi durumlarda paradox denir ona da bir bakın vaktiniz olursa.
    Şurada var: Paradox

  57. @MAA

    İstediğimiz gerçekten direk Darwinci bir patikanın gözlemlenmiş olması bununda mutasyon geçmişi ve bunların hangisinin bir türden diğer türe (örneğin sürüngenden-memeliye) geçişe yol açtığının moleküler yapı temelinde eksiksiz gösterilebilmesi.Ellerinde dünyanın araştırması,akademik camiianın tüm güçü olduğuna ve bu kadar çok emin olunduğuna göre, istediğimiz kriteri karşılayan sayısız mutasyon süreçi var olup üstelik kanıtlanmış olsa gerek diye düşünüyorum..

    Her yazınızda bilgisizliğinizi ve bazı şeylere nasıl körü körüne bağlanmış olduğunuzu ve karşısında olduğunuz görüşü aslında hiçbir şart altında kabul etmeyeceğinizi gösteriyorsunuz. Yani öyle garip istekler sunuyorsunuz ki zaten olmayacak şeyleri öne sürerek “hadi bunlar olsun kabul edeyim” diyorsunuz. Tüm ara türlerin fosilleşmiş olması ve tüm fosillerden o türün DNA’sının neredeyse eksiksiz olarak elde edilmesi gibi imkansız birşey olsaydı istediğiniz şeylerin bulunması mmükün olurdu.

    Mesela hayali front-loading efsanesinin nasıl oluştuğuyla ilgili hiçbir bilginiz yok ama bununla ilgili hiçbir ayrıntıyı merak etmiyorsunuz ama olduğuna neredeyse emin gibisiniz. Ama kendiliğinden evrimi kabul etmek için garip bir şekilde tüm canlıların evrim sürecindeki tüm mutasyonların ayrıntılı dökümünü istemek gibi akıl almaz derecede arsürd bir talepde bulunuyorsunuz. Bir de şu var. Bu ortaya koyulsa bile — ki olamayacağı çok açık — bu sürecin tasarımcının tasarımı ile front-loading işleminin bir sonucu olarak ortaya çıktığını ve kendiliğinden oluşmadığını iddia edeceğinizi de çok iyi biliyorum.

    Ayrıca bir soru sorayım. Modern hücre teorisinin matematiksel modeli nedir? Matematiksel model konusunda anlamsız bir tavır içindesiniz. Evrim teorisiyle ilgili bazı konularda matematik kullanılır ve bu konularda matematiksel modeller vardır ama evrim teorisinin matematiksel modeli var mı diye sormak biraz garip kaçıyor. Burada sıradan bir fizik, kimya veya matematik teorisinden bahsetmiyoruz. Evrim teorisi birçok darklı bilim dalının kullanıldığı belki de bilim tarihinin en geniş içerikli teorisidir. Böyle bir teorinin genel bir matematiksel modeli olması gerektiğini düşünmek abesle iştigal etmek olur.

    İnsan ve şempanzelerdeki işlevini yapmayan C vitamini sentezlemekte kullanılan genin varlığının ortak bir atadan evrime işaret ettiği çok açık değil mi? Zaten Behe de bunu açıkça kabul ediyor. Sizin bu konuda “peki bilginin kaynağı nerede” kıvırmanız bir anlam ifade etmiyor. Çünkü bu yaptığınız god of the gaps argümanından başka birşey olmuyor. “Peki bu bilgi nereden geliyor?” diyerek bilgisizlikten gelen argümana başvurmaktan başka birşey yapmıyorsunuz. Konu o değil. Konu bu aynı işlevsiz genin iki türde olmasının ortak bir atadan evrimleşmeyi destekleyip desteklemediğidir? Genin kaynağının bu konuyla ilgisi yok. Ortada bir olgu var ve bu olgunun desteklediği bir görüş var. Bunu görmezden gelmeniz birşeyi değiştirmez. Mutasyonların doğal nedenlerle ve yollarla değil de üstün bir gücün hokus pokusu ile oluştuğu iddianıza da bir delil gösteremediğiniz göre bunu gösterene kadar kendiliğinden olduğunu inkar etmeniz biraz komik oluyor. “Bu mutasyonlar oluyor ama kendiliğinden değil hokus pokus ile” demek sizi tatmin ediyor olabilir. Buna inanmakta özgürsünüz ama bunu bilimsel gerçekmiş gibi sunamazsınız. Kendinizi kandırmakta özgürsünüz ama insanları aynı şekilde kandırma hakkınız yok.

    Bu arada sırf garibime gittiği için son bir noktaya değineceğim:

    Büyük Patlama modelini hesaba katan bir astro fizikçi bundan 10 yıl sonra şu kuyruklu yıldız Satürn kenarından geçeçek yada 1 milyon yıl sonra tekrar dünyadan gözlemlenebilecek derken ne ye dayanarak bunları söylemektedir?

    Bunun Büyük Patlama ile ne ilgisi olduğunu sanıyorsunuz merak ettim. Newton’un bulduğu kütle çekimi ve hareket kanunları bu konuyu oldukça iyi bir şekilde açıklıyor. Bunun Big Bang ile uzaktan yakından ilgisi yok.

    Sanırım bazı şeyleri biliyor gibi yapmak ile bilmek arasındaki fark bu tip bu ufak şeylerde ortaya çıkıyor.

  58. Sayın Darwinciler (Da Vinci ve Bilim insanı Sinan Bey)

    Cevaplarınızda gerçekten sorduğum noktalara değindiğiniz için teşekkür ederim.:)) Her iki yorumu okuduğumda iki darwincinin çelişkilerini görmek bile yeterince anlamlı geldi bana.Örneğin;

    Sinan Bey;

    ”Matematik insan zekasının soyutlama yeteneğinden gelişen bir araçtır. Evrim teorisinin “matematiksel sorunu” herne ise dediğiniz, öyle birşey yoktur. Bilim alemi aptal değil o kadar.”

    Da Vinci ;

    ” Matematiksel model konusunda anlamsız bir tavır içindesiniz. Evrim teorisiyle ilgili bazı konularda matematik kullanılır ve bu konularda matematiksel modeller vardır ama evrim teorisinin matematiksel modeli var mı diye sormak biraz garip kaçıyor. Burada sıradan bir fizik, kimya veya matematik teorisinden bahsetmiyoruz. Evrim teorisi birçok darklı bilim dalının kullanıldığı belki de bilim tarihinin en geniş içerikli teorisidir. (WE are above all has been true deseydiniz daha çık olurdu.) Böyle bir teorinin genel bir matematiksel modeli olması gerektiğini düşünmek abesle iştigal etmek olur.”

    Elbette abesle iştigal var ondan itirazımız var zaten. Gerçeğin küçük parçası büyük parçasının yok olduğunu kanıtlamaya çalışıyor.Abesle iştigalden kasıt bu olsa gerek :)

    Birde şunu verelim.Sinan Bey şöyle buyurmuş;

    ”Hay hay. Tür nedir hemen öğrenebilirsiniz. Ondan sonra 2 google tıklaması ile (”observed instances of speciation”) bilinen bazı örneklere ulaşabilirseniz. Eğer büyük çaplı bir farklılaşmanın oluştuğunu görmek istiyorsanız biraz uzun bir süre bekleyebilirsiniz. Tavsiyem bi 20-30 bin yıl sıkı sıkı gözlem yapmanız, vaktiniz varsa bi 50 bin yıl kullanmanızı tavsiye ederim türleşmelerin daha belirgin halleri için. Eğer bu süre zarfında en ufak bir türleşme gözlemleyemezseniz muhtemelen evrim teorisine hayal ettiğiniz altın vuruşunuzu yapabilirsiniz. Hem bilimsel bir çalışma yapmış olursunuz ilk defa. Ne dersiniz? bence gayet fair isteğinize karşılık.

    Yok eğer beklemeyip, “bak gösteremiyorsunuz” derseniz(sizin keyfinize uygun çapta bir değişim), birşey demem açıkcası.”

    Beklemek beklemek beklemek bir gün olur mutlaka olur demek.Milyarlarca yılda mutlaka olmuş olmalı demek ne bilimsellik…Evet biliyoruz ki gözlem yapmak bilimselliğin en temel kriterleinden biri ve biz bu süper-ultra-mega bilimsel teoriyi 50 bin yılda gözlemleyebiliyormuşuz.Daha önce olanları ise farklı bir sürü sebepten gösteremiyormuşuz..Sanırım türleşme için (S.Jay Gould yanlış olmasın) bir başka versiyonunuz bunun için 800 bin yıl diyor. türleşme için gerekli punctuated kritik değişmeler hususunda gerekli süre buymuş. :)) siz cimri davranmışsınız hatta bilimsel olarakta kanıtlamışsınız ve son derece net cevap vermişsiniz teşekkür ediyoruz..Bu konuda Da Vinci ise;

    ”Mesela hayali front-loading efsanesinin nasıl oluştuğuyla ilgili hiçbir bilginiz yok ama bununla ilgili hiçbir ayrıntıyı merak etmiyorsunuz ama olduğuna neredeyse emin gibisiniz. Ama kendiliğinden evrimi kabul etmek için garip bir şekilde tüm canlıların evrim sürecindeki tüm mutasyonların ayrıntılı dökümünü istemek gibi akıl almaz derecede arsürd bir talepde bulunuyorsunuz.(Örnek istedim tüm canlıları değil ! İstediğimde mesela sürüngenden kuş yada memeli olan size göre bolca bulunması gereken bir kaç örnek yani rasgeleliğin türleşmeyi yönlendirdiğini gösteren mutasyon dizileri ) Bir de şu var. Bu ortaya koyulsa bile — ki olamayacağı çok açık — bu sürecin tasarımcının tasarımı ile front-loading işleminin bir sonucu olarak ortaya çıktığını ve kendiliğinden oluşmadığını iddia edeceğinizi de çok iyi biliyorum.”

    Bu örnekleri verin yeniden Darwinci olayım (Kör saatçiyi okuduktan sonra hatamı anladım şükür) Emin olmak mı ? Yanılabilirim diyerek mi yoksa sizin gibi davranarak mı? Bu imkansız deyip (ki imkansıza inandığını kanıtıdır.) ortaya konulsa bile siz kabul etmeyeceksiniz ön yargısıyla mı ? Ortada olmayan kanıtlanma dan bilimsel olan yapılara inanarak mı? İmkansız (matematiksel olasılılar anlamında) bir şey ben mi istiyorum siz Darwinciler mi ? Hokus pokusa yani Kör bir saatçini elinden çıkan usta işi bir sanat (hayat) olduğuna inanan sizler değil misiniz? Kalvin ve Hobbes kimin arkadaşı :))

    Ayrıca o derece emin olunan ve bana inanç akidelerime uymadığı için kabul etmediğim söylenen ”apaçık” gerçek nerede .Birde kim kendi inançsızlığını bilimin kendisi zannediyor ? Yada onun sağlaması zannediyor ? Darwinciler yani Dawkins ve süvarileri…hem hipotez ve teori deyip hemde bilim dünyasının varlığını nerdeyse bir teoriye bağlama…herşeyin üstünde görme bir din gibi geliyor kulağa sanki.:))

    Birde üstüne üstlük ne alaksı var denilen şeyler var ufak tefek şeyler :) Ben diyelim ki bu ufak örnekte yanıldım (herşeyi bilmiyoruz çok şükür) sizle olan tartışmada veremediğiniz cevabı mı vermiş oldunuz:)Straw manlik mi oynuyorsunuz gene Da vinci bey. Newton mekaniği sizin için elbette hala geçerli olacak neden sonuç ilişkisini kör materyalisiminizle, kör saatçinizle kuruyorsunuz.Tüm evreni ve içindeki varlığın oluşumunu rastlantıya ve sonsuz olasılığa bağlıyorsunuz. Şükür ki Einsten bu mekaniğin uzay-zamanda işlemediğini gösterdi. Deneyler ve gözlemlerde bunu doğruladı.Evet Andromeda örneğindede o mekaniği uygulayın ! Esas siz biliyormuş gibi yapmak yada ateizm inançını savunmaktan başka ne yapabilirsiniz ? Sorulan soru cevapsızsa cevaplamayarak konuyu başka alana çekmek ve felsefi tartışma yeteneğinizi kullanma… pardon unutuyordum birde Talk originsten link verme..

    Sinan Beyle hem fikir olduğum bir yer var. Kendisi tevazu sahibi ya! erdem sahibi bilim insanımız karşısındakinin aklınıda küçümseyen biri değil gerçektende. Kimin satırlarında da tevazu var yok oda belli olmakta.Braille alfabesinin bile işe yarayamayacağı durumlarda Darwincilere söylenecek sözü Sinan bey benim için söylemiş sağolsun :))

    Bu kadar da yeter…

    Mağrur ”bilimsel” çalışmalarında bize kendisine kolay gelsin demek düşer …

    Da Vinci ye söylenecek bir sözü bildiğim dillerde bulamıyorum. Bu mühim konuda araştırma halindeyim :))

  59. Ben herşeyi bilenmüthiş bir bilim adamı değilim, böyle bir iddiam yok ve olmadı. Yaptığı şeyi iyi yapan, yapamadığı şey hakkında atıp tutmamayı önemli bir erdem sayan mütevazi bir araştırma görevlisi mühendisim. Sizin bu sitede sıraladıklarınızın, benim erdem dediğim şeyle çeliştiğini, bilimsellik bazında 0 değerde olduğunu görecek kadar zekaya ve eğitime sahip sıradan aklı başında bir vatandaşım.

    Mutlaka olmuş olmalı şeklinde iddia ortaya atılmıyor. Teoriler öyle işlemez. Sadece 2-3 günde olmasını istemenin hiçbir temeli olmadığını anlatmaya çalışıyorum.

    Benim ve Dawincinin söyledikleri arasında ne tür bir çelişki gördünüz bu arada?

    Hızı belli yörüngesi belli bir gök cisminin binlerce yıl sonra ne olacağını kestirmek ile evrim teorisinın uğraştığı konu arasında ne tür bir bağlantı var bu arada? “bilimsel öngörü” den anladığınız bu ise pes doğrusu…

    Ben anlamıyorum, bu tazr şeylerle koca bilimsel bir teorinin yanıldığını iddia edeceksiniz, sonra karşı çıkanları ortodoks, skolastik vs.vs ile suçlayacaksınız. Ne hale gelmiş bu ülke…

    Ve kusura bakmayın, Newton fiziğini savunan olmadı burada, ve söylediklerimizin de newtonun mekanistik fiziği ile alakasız. Newton fiziği tam deterministik bir sisteme ulaşıyor neredeyse. Siz seversiniz öyle şeyleri. Einstein ı da sanki söylediklerimze karşı gösterme ustalığınıza da hayran kaldım. Sizin onun savunduğunu gösterse üzülürdü herhalde. HEm ne tesadüf, bu Einstein da bilimin teorilerini saçma gerekçelerle çöpe atmayan bildiğimiz ateist filan bir insan…İnsan inanmaya görsün, tüm etrafındakileri kendine yontuyor…

    Daha fazla yzmayı düşünmüyorum açıkcası. Yukarıdaki yorumlar herşeyi gösteriyor. Savlarınızı tek tek çürüten insanlarara karşı değişik bir üslupla alakasız suçlamalar dışında birşey göremiyoruz. Bilgi bakımın bu kadar hafif şeylre bu kadar yazı dökmek ısraf.

    Ne işle uğraşıyorsanız, tavsiyem o işinizi iyi yapınız. Bilgi sahibi olmadığınız bir konuda, oradan buradan toplama bilgilerle teori çürütmeye filan bana sorarsanız. Pek tutarlı bir davranış değil çünkü. Çok isterseniz eğitim alın bu konuda, araştırma programlarına katılın, herkesin yaptığı gibi fikirlerinize bilimsel destek bulun. Ondan sonra avazınız çıktığı kadar bağırın bu fikirleri yaymaya çalışın. Elinizde birşey olduktan sonra sizi her zaman dinleyen çıkacaktır.

  60. Sayın Sinan Bey

    Öncelikle selametle eksikliğinizi bilimsel yönden gerçekten hissedeceğiz…

    Sizin yaptığınızı yapacak değilim.(üslub olarak)Ben sadece bir konuda verileri koyuyorum.Sorduğum sorular cevap vermek yerine yapılanlar acizlik gösteriyor gitgide.. Einstein hususunu ne kadar saptırdığınızın kararını okuyanlar versin..

    Tanrı zar atmaz diyen biri… Darwincidir değil mi ? :))

    “Tanrı’ya inanıyor musunuz?” sorusuna şöyle cevap verir: “Var olan her şeyin uyumlu bir birlikteliğinde ortaya çıkan Tanrı’ya evet ;ama insanların günlük işleriyle ilgilenen, cezalandırıcı veya mükafatlandırıcı Tanrı’ya hayır”.

    Bu büyük gücün yarattığı insan aklıyla yönlendirebileceğine, buna da doğru eğitimle ulaşılabileceğine inanır. Hemen ‘ateist’ damgası yer.

    Hiç bozuntuya vermeden, ‘ateistler kürelerin arasındaki müziği duymayanlardır’ şeklinde, kimseye yaranamadığı bir söyleme başvurduğunda “yalnızlığını” iyice hisseder. Son yıllarını, ‘müthiş uyumlu bir düzenin’ varlığını kanıtlayabileceği ‘Büyük Birleşik Alan Teorisi’ çalışmalarına ayırır. Ama başaramaz. 18 Nisan 1955’te, Princeton’da, dünyanın gizini içinde saklayan denklemi doğrulayamadan âşık olduğu evrenine 76 yaşında veda eder.

    Yukarısının kaynağı Hristiyan forumdur.

    Ayrıca bazı sözleri;

    Einstein- dinsiz bilim topaldır.(Albert Einstein, Science, Philosophy, And Religion: A Symposium,- 1941, ch1.3)

    Einstein- din duygusu ne zaman kaybolsa bilim ilhamı olmayan bir deneyciliğe dönüyor..(Letter to Maurice Solovine, 1 Ocak 1951; Einstein Archive 21-174, 80-871,)

    Einstein-Evren hakkında yapılan bilimsel bir araştırmanın sonucu tek bir cümleyle özetlenebilir: Evren, bilgisi sonsuz bir varlık tarafından ”dizayn ” edilmiştir.(102 John Clover Monsma, The Evidence Of God In Expanding Universe s. 204-205)

    Einstein’in dine bakış açısını, aşağıdaki sözlerinde de görmek mümkündür

    Türkçede zorlananlar için ;Einstein- I’m not an atheist and I don’t think I can call myself a pantheist. We are in the position of a little child entering a huge library filled with books in many different languages.

    Yetmezse ;

    http://memes.org/albert-einstein-philosopher-and-wise-man

    Birde bende Darwinci Nazi zulmünden kaçmadan önce Atatürk’e Avrupa musevi bilimadamları derneği başkanı olarak yazdığı mektubun kopyası var.Dilerseniz onuda mührüyle görmeniz için yollayayım …

    Şimdi benimle ilgili diğer savlarınıza cevap vermek gerek mi ? Kesinlikle hayır … zaman kaybı

    ”Çok isterseniz eğitim alın bu konuda, araştırma programlarına katılın, herkesin yaptığı gibi fikirlerinize bilimsel destek bulun.”

    Bende tüm kalbimle sizin için bu sözlerin gerçekleşmesini diliyorum…

  61. “Darwinci Nazi zulmü” ? çaresizlikten bu tarz yöntemlere başvuruyorsunuz. Yazık. Şahsen çıkıp, “islamcı işkenceciler, kafa kesiciler” şeklinde bir söylem kullanmam. Çünkü derdimi biraz daha akıllı cümlelerle anlatabilirim.

    Einstein doğaya şu yada bu şekilde karışan bir tanrı fikrine Açıkca karşı çıkar.
    Einstein yada benzeri düzeyde bilim insanlarının “tanrı” demesi ile sizlerin tanrısı farklıdır. Ve bu bilim insanlarının sözleri sürekli bir biçimde sizin argümanlarınız için çarpıtılır durulur. Halbuki tüm bu bilim insanları açık açık belirtmek zorunda kalmıştır ne düşündüklerini. Siz herhalde Neil Amstrong un ezan sesiyle müslüman olduğuna inananlardansınız…

    Özel olarak ne diyor:

    “It was, of course, a lie what you read about my religious convictions, a lie which is being systematically repeated. (sizlere diyor) I do not believe in a personal God and I have never denied this but have expressed it clearly. If something is in me which can be called religious then it is the unbounded admiration for the structure of the world so far as our science can reveal it.”

    Genel olarak ne diyormuş:

    Nobody, certainly, will deny that the idea of the existence of an omnipotent, just, and omnibeneficent personal God is able to accord man solace, help, and guidance; also, by virtue of its simplicity it is accessible to the most undeveloped mind. But, on the other hand, there are decisive weaknesses attached to this idea in itself, which have been painfully felt since the beginning of history. That is, if this being is omnipotent, then every occurrence, including every human action, every human thought, and every human feeling and aspiration is also His work; how is it possible to think of holding men responsible for their deeds and thoughts before such an almighty Being? In giving out punishment and rewards He would to a certain extent be passing judgment on Himself. How can this be combined with the goodness and righteousness ascribed to Him?

    The Conference on Science, Philosophy and Religion
    in Their Relation to the Democratic Way of Life, Inc.,
    New York, 1941.

    http://www.update.uu.se/~fbendz/library/ae_scire.htm Orjinal metinlere bakın, tartışmalı eğip bükmelere değil. Bi okuyun bakalım.

    Bilim ile ilişkili larak ne diyor:

    […]To be sure, the doctrine of a personal God interfering with natural events could never be refuted, in the real sense, by science, for this doctrine can always take refuge in those domains in which scientific knowledge has not yet been able to set foot.

    Bunu da sizlere diyor.

    A man who is convinced of the truth of his religion is indeed never tolerant. At the least, he is to feel pity for the adherent of another religion but usually it does not stop there. The faithful adherent of a religion will try first of all to convince those that believe in another religion and usually he goes on to hatred if he is not successful. However, hatred then leads to persecution when the might of the majority is behind it.

    Buda sizlerin tavrını açıklıyor.
    Akıllı adammış vesselam..
    Yani einstein kendisine bir etiket yapıştırılmasından her zaman rahatsız olmuştur, ama ona buna karışan, “dizayn yapan” bir tanrı fikrine de açıkca karşı çıkmıştır. Politika alanında da sosyalist ekonomi ile ilgili düşündüğü için kendisine “sosyalist” denmesinden de hatsız olmuştur ve her zaman başka bir demokratik, bürokratik olmayan sosyalizm den bahsetmiştir. Zeki ve aşırı meraklı bir insanın, kendisine aptal insanlar tarafından etiket takılmasına karşı çıkmasından başka birşey görmüyoruz. O yüzden adama biraz saygı gösterip kendinize yontmayı bırakınız.
    http://en.wikiquote.org/wiki/Albert_Einstein

    Ve inanan da tonlarca bilim insanları vardır yine. İnana insanlarla hiçbir sorun yok. Darwinci diye kendinizce kategorize ettiğiniz insanların önemli bir bölümü inançlı insanlardır. Örneğin şuraya bakabilirsiniz. http://www.asa3.org/ Hristiyan bilim insanlarının birliği. 2-3 kişilik değil, önemli bir birlik. Bakın bakalım ne diyorlar. Genel olarak dediklerinizin hayatta hiçbir karşılığı yok!

    Bitti..bu kadar basit…quote-mining, cherry-picking yapacağınıza insanların açıkca söylediklerine bakın.

  62. Sayın SinanBey

    Çok sevindim cevabınızı görünce hala söyleyecek bişeylerinizin olması çok güzel :) fakat birçok psikolojik buhranlarla dolu velhasıl özetle çok acıklı.Bakın aklı çalışan her insan için kendi cümlesini koyduk hani öyle sizinkiler gibi yorumada anlamak için bişey olmayada ihtiyaçı olmayan son derece yalın sözler;

    ”Einstein- I’m not an atheist and I don’t think I can call myself a pantheist. We are in the position of a little child entering a huge library filled with books in many different languages.” devamında The child knows someone must have written those books. It does not know how. The child dimly suspects a mysterious order in the arrangement of the books but doesn’t know what it is. That, it seems to me, is the attitude of even the most intelligent human being toward God…

    Yukarıdaki sözlerin bile hala üzerine fikir yorumu çarpıtma vesaire… sadece doğruların Siz Darwinciler tarafından ne kadar çarpıltılabildiğine güzel bir örnek olduğu için onca saçma sapan argümanın içinde gerçek bir bilim adamına yapılan saçmalığa cevap verdim. Fakat görülüyorki sonsuz olasılığınız burda da işlerliğini sürdürüyor.Yukarıdaki tek cümle bile yontmanın kimin derdi olduğunu göstermekte iken hala… birde sıkılmadan okuyun diyorsunuz. Siz okudunuz mu verdiğimiz şu linki ki gelip birde ahkam kesiyorsunuz;

    http://memes.org/albert-einstein-philosopher-and-wise-man

    Birde Darwinizm ile Nazimin alakasını kuramamışsınız. Vah vah daha sahiplendikleri teorilerinin kökenini bilmiyorlar..sonra karşımızda onu birde savunuyorlar. Bakalım durum ne imiş ilk önce kutsal kitaplarına bakalım Darwincilerin tam adı neymiş;

    ”The book’s full title is; ” On the Origin of Species by Means of Natural Selection, or the Preservation of Favoured Races in the Struggle for Life

    Dikkat edilirse ilk kısım tanıdık Türlerin kökeni üzerine diyor bunu zaten herkes ad olarak kabullenmiş alt başlığa biraz sona gelelim bakalım başlık kulağımıza ne fısıldıyor;

    Preservation of Favoured Races in the Struggle for Life

    mealen ” Hayat mücadelesinde kayrılmış ırkların korunumu ”

    Bak sen ! kim kayırmış bu ırkları kör saatçi mi ozaman tanrısı kör saatçi olanın…kılavuzu Darwinizm olur elbet

    http://en.wikipedia.org/wiki/Social_Darwinism

    Daha önce bir kaç kez yazmıştım İngilizce bilmeyenler için detaylandıralım;

    Gerçektende Darwinin evrim teorisi ile gerçekleştirdiği yegâne başarı, o devrin coşkulu siyasi akımlarının, felsefi doygunluğa ulaştırdığı entelektüel camiaya, tamda ‘’inandıkları’’ gibi bir sosyal düzeni, metafiziği dışlayarak sunabilmesinde yatmaktadır. Güçlü olan ayakta kalır. Hayatın özü seçkin ırklar ve onların doğal seçilim yoluyla mükemmelleşen canlı topluluklarının varlığını sürdürmesi ve gelişmesidir. Burada Caucassian ırkının (Hint-Avrupa insanı yani kısaca Darwinin ataları) ”en gelişmiş seçkin ırk ” olarak söylenmesi bizleri şaşırtmamalıdır.1Hele Darwinin Türkler için yazdıklarını burda belirtmeyim dilerseniz…

    Projler hala (BOP) aşağı ırklar üzerinde sürdürülmekte filmlerde (300Spartalı) işlenmekte ve iletişimin kullandığı her yolla belleklerimize kazınmaya çalışılmaktadır.

    1.Darwin’in mektupları-The correspondence of Charles Darwin Volume 1: 1821–1836-Cambridge University Press)

    İlgilenenler içinde birkaç ? (687) kitap önereyim;

    http://books.google.com/books?q=nazi+darwinism&btnG=Search+Books

    Yorumu okurken en komik bulduğum yan Histiyan bilim adamlarının örneklenmesi hatta nerdeyse savunulması.. bu asil çaba gözlerimi yaşarttı..

    ”Genel olarak dediklerinizin hayatta hiçbir karşılığı yok!” sizin söyleminizin matematiksel bir karşılığı yok şimdi biz napalım hangisini red edelim bilim adına :))

    ”Bitti..bu kadar basit… ” Selametle yolunuz açık olsun…

  63. Gerçektende Darwinin evrim teorisi ile gerçekleştirdiği yegâne başarı, o devrin coşkulu siyasi akımlarının, felsefi doygunluğa ulaştırdığı entelektüel camiaya, tamda ‘’inandıkları’’ gibi bir sosyal düzeni, metafiziği dışlayarak sunabilmesinde yatmaktadır.

    Race, sadece insanlar için özel olan bir kavram değildir.
    İkincisi, o devrin çoşkulu akımları ırk üzerine değil emek ve sınıf mücadelesi üzerineydi. Sistemli Irk ayrımcılığı kapitalist ve faşist düzenlerde çıkıyor. Darwine maal edilecek birşey değildir. Darwinin başarısı bugün bilimsel konumundan bellidir. İnançlı inançsız tüm bilim dünyası onaylamıştır, kazandırdığı bakış açısı ile biyoloji de çığır açmıştır. İnanmıyorsanız, bu alanda çalışan profesyonel (bilgi sahibi) birisine başvurabilirsiniz.

    İkincisi, eğer isterseniz sizin yöntemleri kullanıp, sizin think-thank lerin Irak savaşı çağrılarını, Bush desteklerini, Discoverylerin Hudson Enstitü lerle içli dışlı ilişkileri, orta doğuyu kana bulayan politikalarla işlişkilerinden başlayabiliriz. O yüzden, boşverin böyle yöntemleri. Yukarıda einstein ın “intolerance” hakkındaki sözünü tavsiye ederim. Gerçekten tamda bu sizin ruh halinden bahsediyor oda…

  64. Sinan Beyin maalesef edep sınırlarını aşan ve çaresizlik kokan bir yorumunu yayınlamıyorum.Aslında kendisinin buraya ne amaçla yazdığını açıkça ortaya koyacak bir yorum, acziyet içinde olununca insanın sürekli yapageldiği bir söylem tarzı içermekte fakat aşağılayıcı ve tahrik içeriği yüzünden yayınlamam olanaksız. Kendisine bu şekilde yazacaksa blogumda yazmamasını öneriyorum.Varsa daha önce sorduğumuz ( tür geçişi sağlayan belirli mutasyonlar hakkındaki ve matematik ile bilimsel bir teori olan Darwinizmin ilişkisini ) sorulara bilimsel cevabı yayınlanmaya devam edilecektir.

    Yayınlanan yorumuda acziyetin ifşası için yeterlidir..Bir insan ” I am not an atheist etc.. ”diyor ve karşısındaki hala bildiğini okuyorsa ve onun ateist olduğunu iddia ediyorsa birde sizi anlamı istediği gibi yontma ile suçlayorsa tartışma hususunda yapılabilecek pek fazla bişey yoktur…yorumu büyük alimin birkaç sözü ile noktalayalım;

    ”How can cosmic religious feeling be communicated from one person to another, if it can give rise to no definite notion of a God and no theology? In my view, it is the most important function of art and science to awaken this feeling and keep it alive in those who are receptive to it.”

    ”I have found no better expression than “religious” for confidence in the rational nature of reality, insofar as it is accessible to human reason. Whenever this feeling is absent, science degenerates into uninspired empiricism. ”

    Letter to Maurice Solovine, (1 January 1951) [Einstein Archive 21-174]; published in Letters to Solovine (1993)

  65. Ne alakası var Mustafa bey. Edepsiz birşey yok, sizin yönteminizin karşılığının ne olduğunu yazıyorum. Yapmayın lütfen.

    Siz benim ne dediğimi okumuyorsunuz ki. Ateist dediğim tek bir satır gösterin? Einstein diyorum, etiketlenmek istemeyen bir insan. Evrenin tümününe, doğa kanunlarını ve rasyoneliteyi dinsel bir bütün olarak görüyor. Cezalandıran, doğaya karışan, bir tanrıya inanmadığını açıkca belirtiyor. Hakkında din için söylenenlerin yalan olduğunu söylüyor. Einstein gibi bilim insanlarının tanrı demesi sizin tanrınızla alakasız. Dediğim gibi onun inancına göre;
    ölümden sonra hayat,
    doğaya müdahale eden bir tanrı,
    şu yada bu şekilde insanlarla ilgilenen bir tanrı yoktur. Böyle bir tarıya inanmadığını tonlarca söylevinde ve röpotajında belirtmiştir. Adamın kozmik din diye apayrı bir anlayışı vardır. Bilime ve rasyonaliteye dayanan.

    İkincisi yazılarını bağlamdan kopartmayın, adam kendisi şikayet etmiş bu konuda üstelik.

    Mesela son alıntınızın tamamı şu şekilde:

    I can understand your aversion to the use of the term ‘religion’ to describe an emotional and psychological attitude which shows itself most clearly in Spinoza. I have found no better expression than “religious” for confidence in the rational nature of reality, insofar as it is accessible to human reason. Whenever this feeling is absent, science degenerates into uninspired empiricism.

    Ne çıkarttınız bu sözünden :)
    Adam gerçekliğin rasyonel doğasına bağlılığı (tırnak içinde) dini bir bağlılık gibi görüyor. Ve siz ne anlamlar çıkartıyorsunuz.
    Boşuna uğraşmayın, Einstein ın kozmik inanç ve sizin tanrı anlayışı arasında dağlar kadar fark var.

    Ve diğer alıntınız;

    How can cosmic religious feeling be communicated from one person to another, if it can give rise to no definite notion of a God and no theology? In my view, it is the most important function of art and science to awaken this feeling and keep it alive in those who are receptive to it.

    Ne anladınız Mustafa bey buradan ??? Einstein in “cosmic religion” dediği şeyi biliyormusunuz? Ve bu alıntının başı nerede sonu nerede? Bak büyük alimin sözünü tamamlayalım. Hemen sonraki paragrafı verelim madem ki tam olsun.

    We thus arrive at a conception of the relation of science to religion very different from the usual one. When one views the matter historically, one
    is inclined to look upon science and religion as irreconcilable
    antagonists, and for a very obvious reason. The man who is thoroughly convinced of the universal operation of the law of causation cannot for a moment entertain the idea of a being who interferes in the course of events provided, of course, that he takes the hypothesis of causality really seriously. He has no use for the religion of fear and equally little for social or moral religion. A God who rewards and punishes is inconceivable to him for the simple reason that a man’s actions are determined by necessity, external and internal, so that in God’s eyes he cannot be responsible, any more than an inanimate object is responsible for the motions it undergoes. Science has, therefore, been charged with undermining morality, but the charge is unjust. A man’s ethical behaviour should be based effectually on sympathy, education, and social ties and needs; no religious basis is necessary. Man would indeed be in a poor way if he had to be restrained by fear of punishment and hope of reward after death.

    Anladınız mı neden bahsedildiğini :) Sizde eğer merak ediyorsanız alıntı yaptığınız paragrafın öncesini okuyunuz. Orada “cosmic din” den bahsediyor. Ona kalırsa bende dindarım :)

    Acziyet mi? ne alakası var Mustafa bey kardeşim :)

  66. Sinan Bey

    Sizin şu yorumlarınız okudukça ülke akdemisyenliğinin neden bu kadar sığ olduğunu ve neden dünya liginde sonlarda dolaştığını anlamak hiçde zor olmuyor.Üniversitelerimizin birkaçı hariçinde dünyada muhattap alınmamasının nedenlerinide satır aralarınızda görmek mümkün.Bu tartışmanın başlangıcı dediğim gibi ” tür geçişi sağlayan belirli mutasyonlar hakkında Darwincilerin elinde milyonlarca örneği olması gereken evrimsel patikalar ve matematik ile bilimsel bir teori olan Darwinizmin ilişkisini ” idi.Fahat Straw man oynamak ve konu saptırmaya bayıldığınızdan iş buralara geldi.Nerdeyse her yorumumda yukarıdaki soruları tekrarladım.Verdiğiniz yukarıdaki yorumlarda bulunan iki üç yarım yamalak cevap dışında sürekli konu merkezini başka mecralara taşıtma gayretiniz oldu.Bakın son yorumda gene sordum gene soruyorum ama ”biz cevabı verdik yeterli görüyoruzdan” başka bişey söyleyememek acziyettir.Benim istediğiminde ne olduğu yukarıda açıkca anlatıldı ama işte Darwinciler olarak bu tip insanlarsınız elden bişey gelmez.. dileyen yukarıdaki tartışmaları okusun ve görsün kimin ne olduğunu…

    Birde edep konusunda sorununuz yoksa açık kimliğinizle yazın yorumunuzu bende o zaman yayınlayayım ne dersiniz? Objektifliğiniz hakkında okuyanlar, site ziyaretçilerimiz böylece karar verir…Şimdi acıklı durumdan ne kastettiğimi gösteren ” bilimsel ” söyleminizle devam edelim ;

    Sinan Bey-”Siz benim ne dediğimi okumuyorsunuz ki. Ateist dediğim tek bir satır gösterin? Einstein diyorum, etiketlenmek istemeyen bir insan.”

    Hay hay biz sizin gibi karnımızdan konuşmuyoruz hemen gösterelim; Sinan Bey -”Einstein ı da sanki söylediklerimze karşı gösterme ustalığınıza da hayran kaldım. Sizin onun savunduğunu gösterse üzülürdü herhalde. HEm ne tesadüf, bu Einstein da bilimin teorilerini saçma gerekçelerle çöpe atmayan bildiğimiz ‘‘ ateist filan bir insan…” İnsan inanmaya görsün, tüm etrafındakileri kendine yontuyor…”

    Bakalım buraya yazacak yüzünüz olacak mı hala ? Daha kendi ne söylediğinin şuurunda olmayan insanlarla tartışıyoruz bilimselliği… sonra birde mağrur bilimselliklerinden dem vurmuyorlar mı ? :)) Hatta birde kıvırmaya başladıklarında Einstein’ın Tanrı fikrinin benimki ile aynı olmadığını (elbette olmayacak) söylemek istedik deyip açıkca zırvalıyorlar.Hakikaten Da Vinci ve siz emsalsizsiniz ben Da vinci ile yarışabilecek biri olmadığını düşünürdüm meğerse aşkın örnekleride varmış…

    Varsa cevabınız ”hala” bu konuda yayınlarız. Fakat sizle daha fazla vakit kaybedecek değilim…

  67. Bende sizin yorumlarınızı okuyunca aynı duyguya kapılıyorum. Fakat bir fark var, ben Türkiyede değil, gayet iyi bir konumda olan bir yerde çalışıyorum/okuyorum. IP adresime bakabilirsiniz.
    Keşke ülkemizdeki durum içler acısı olmasa da oraya dönsek diye bakıyorum. Ama görünen o ki pek umutlanacak birşey yok. Türkiyeden birçok parlak insan sizlerin bu zihniyetle boğduğu ortamdan kaçıp başka ülkelerde hayatını kazanmak zorunda kalıyor.

    Hem bana nasıl “konuyu saptırıyorsunuz” diyorsunuz? 2 kilometre uzunluğundaki copy-paste ile tartışmayı boğan, üslubu eğen sizdiniz? Einstein sanki inancınızı destekliyormuş gibi gösteren sizdiniz, Darwinist nazizm(!?) e giren sizdiniz?

    Einstein için aktardığım yazılar için bir yorum olmayacak mı, bağlam dışı aktarmalarınızı düzeltmeyecekmisiniz?

    Neden yüzüm olmasın? Sizin hangi sözünüze karşılık yazmışım ben ateist i? Einstein in inanç anlayışı farklıdır. Sizinkine düpedüz saçma der/diyorda. Sizin tanrı inancınız açısında kendisi elbette ateist tir. Fakat kendi cosmic din anlayışı sizin din,inanç, tanrı anlayışından 100% fakrlıdır. O açıdan ateist inançsız değildir. Ama sizin inanç anlayışınız açısından bir insan herhalde daha ateist olamaz. Bahsettiği din için eğitimcileri rahip sayan bir insana sizin inanç sitemi açısından ateist denmez de ne denir? Yani beni oradaki ateist geçen sözümden pek birşey çıkartamazsınız, orada ateizm tartışmıyorduk ayrıca, bilimsel teorilerin konumunu tartışıyorduk, ve siz Einstein ı kendi inanç sisteminizi paylaşan birisi gibi gösteriyordunuz. Siz önce alıntılarınızı insanları yanıltmadan yapın.
    Ve yukarıda tamamladığım sözünün sonunda ne demiş?

    A man’s ethical behaviour should be based effectually on sympathy, education, and social ties and needs; no religious basis is necessary.

    Sanırım dediklerimle uyumlu değil mi? Bırakın yani bu işleri. Sizin savunduğunuz zihniyeti, özel/genel görecelik kuramını geliştirmiş bir insanın savunacağına ciddi ciddi inanmamızı mı istiyorsunuz? Yazıları arasında vişne toplayacağınıza alın kitaplarını okuyun.

    Kendi ne yazdığımın, şuuru ile muuru ile alakası yok Mustafa bey, ben buraya bu kişi acaba biyolog mu, genetikci mi diye geldim. Sonra anladım ki konu ile uzaktan yakından ilgisi olmayan birisisiniz, ama konumunuza göre çok iddialı konuşuyorsunuz. Size karşı yazdığım yorumları sanki bir Journal e yazıyormuşum gibi mi yazayım? Sıkıştığınız noktada üslubu düşüren, bel altı yöntemlere başvuran birisi olarak şuur muur deme hakkına sahip değilsiniz.
    Einstein ın sözlerini “tam” olarak aktardım, varsa bir itirazınız yazın, eğer yoksa, sanki sizin inanç sitemini paylaşıyormuş gibi göstermeyi bırakın.

    Ayrıca siz benim açık kimliğimi ne yapacaksınız? İnternette açık kimlik mi sorulurmuş? Ayrıca ne edepsizliği yapmışım? Edepsizlik filan göremedim ben yazdıklarımda. Olmayan birşeyi yazmadım, sizin gibi aktarmaları bağlamdan da koparmadım…

    “Hala” demişsiniz ya…Siz Einstein gibi insanların sözlerinin anlamını değiştirip/bağlamdan kopartıp kendinize yontarsanız ben cevap veririm. Biyoloji den anlıyormuş gibi yapıp yanlış ilgiler verirseniz ben cevap veririm.

  68. Bu konuda tartışacak bilgi birikimim yok ama, dikkatimi çeken bir şey var. Nedense burada yorum yapanlar çoğunlukla karşılarındakine “Hiç yazılarımı okumamışsınız” “Daha bunu bilmiyorsunuz” “Sığ düşünceniz ortada” şeyler yazmış. Madem kimse bir şey bilmiyor, tartışmanın ya da birbirinizi kırmanın ne anlamı var ki?
    Ya da şöyle söyleyim: Ben bu tartışmanın amacını anlamadım.

  69. Aslında çok bana sorarsanız… Bilimsel bir teoriyi belirli bir inanç sistemine uymuyor diye yanlış bilgilerle yerin dibine sokma teşebbüsü var. Genelde insanların bilgisizliklerine hitap edildiği için bu yöntemler etkili de oluyor. Mesela ülkemizde üniversite okumuş bir insan “şempanzeden geliyorsak şempanzeler neden hala var” gibi birşey diyebiliyor. Buna karşı çıkan insanlar var, ve bu yöntemin yanlışlığı anlatma kaygıları var. Ama işin özü bilimsellik olmadığı için tartışmaya sürekli alakalı alakasız şeyler karıştırılıyor, yazılanlar görmezden geliniyor, ve gayet aklı başında eli ayağı düzgün insanlar bazen çıldırma noktasına geliyor, küçümseyici kategorize edici bir üzlub karşısında.
    Siz mesela “Bu konuda tartışacak bilgi birikimim yok” diyorsunuz, ama herkes bunu yapamıyor. Bilgisi olsun olmasın, sırf kendi misyonuna uymuyor diye bir zorunlu karşı çıkış var. O yüzden konu sıkça ateizme kaydırılıyor. Fakat “ateist-materyalist-nazizm” diye karalamaya çalışdıkları teorinin geliştiricilerinin önemli bir bölümünün neden inançlı insanlar olduğunu kimse açıklayamıyor.
    Darbe ürünü Türk-islam sentezcisi eğitim sistemimizin ürünleri bu şeyler. Elin oğlu bilim yaparken, sonuçlarını bize satarken, kendi bünyesinde bizim bilim insanlarını çalıştırıken, biz bilimle kavgaya tutuşmuşuz ucube eğitim sistemimizle. Olay kısaca budur, başka da birşey değil.

  70. “Hala” demişsiniz ya…Siz Einstein gibi insanların sözlerinin anlamını değiştirip/bağlamdan kopartıp kendinize yontarsanız ben cevap veririm. Biyoloji den anlıyormuş gibi yapıp yanlış ilgiler verirseniz ben cevap veririm.”

    Elbette verirsiniz Sinan Bey elbette :))))

  71. Sizi bu yorumdan sonra muhattap alacak değilim nedenlerini sıralayım;

    1.Bu tartışmanın başında mutasyonlar hakkında sorularımız olmuştu. Darwincilerin elinde milyonlarca örneği olması gereken evrimsel patikalardan mesela sürüngenden memelilere geçişte rol oynadığı kanıtlanan yani tür geçişi sağlayan belirli mutasyon patikalarının işlevi ve bunun nasıl sağladığı bilgisini istedik.

    Cevap olarak verdiğiniz bir linkti ve sorumuzla alakası yoktu. Bir tür geçiştirme için verilmiş cevaplayamıyoruzun acziyet hali.. ikinci olarak matematiği bildiğini ve yaban ellerde çok kullanarak para kazandığını iddia eden birine matematik ile herhangi bir bilimsel bir teorinin ilişkisini sorduk ardından bilimsel olan Darwinizmin matematikle olan ilişkisini bize açıklamanızı istedik.Aldığımız cevap.;

    ”Matematik insan zekasının soyutlama yeteneğinden gelişen bir araçtır. Evrim teorisinin “matematiksel sorunu” herne ise dediğiniz, öyle birşey yoktur.” ilişkide yok sanırız…

    2.”Einstein- I’m not an atheist and I don’t think I can call myself a pantheist.” demiş bunlar yorum gerektiecek sözler mi ? Herhalde kendisi ateistliğin yada diğer inançların ne olduğunu ne kastettiğini yada ne anlama geldiğini sizden iyi biliyordur ama durun durun olmaz bu sizden iyi nasıl bilebilir kendini değil mi?:)) işte kanıtı;

    ”Neden yüzüm olmasın? Sizin hangi sözünüze karşılık yazmışım ben ateist i? Einstein in inanç anlayışı farklıdır. Sizinkine düpedüz saçma der/diyorda. Sizin tanrı inancınız açısında kendisi elbette ateist tir. Fakat kendi cosmic din anlayışı sizin din,inanç, tanrı anlayışından 100% fakrlıdır.”

    İkincisi benim tanrı inancım burda mevzu bahis değildi ve Einstein’ın değil hiç kimseninkinin benle bir olmasıda zorunlu değil. ikincisi siz en açık doğruyu bile çarpıtacak kadar sakat akıl yürütmeye sahipsiniz.Yukarıdaki iki paragraf bunu delilidir.

    3. Edeple ilgili sorun olmadığını iddia ediyorsunuz. O zaman kimliğiniz neden veremiyoruz? Verdiğinizde o yorumunuz adınızı belirterek koca kalın harflerle yayınlarım. Bu entellektüel korkaklığın sebebi ne ? Yoksa istediğin gibi salla kinini kus rahatla şeklinde yorum mu yapıyoruz? Kimliğinizi açıklarsanız ayrıca bizde google kuşları olarak sizin bilimsel diğer çalışmalarınıza ulaşır daha çok aydınlanırız :)) sizin yazdıklarınızla ilgili soru yada sorunları olanlarda tıpkı bu blogta benle irtibata geçtikleri gibi etkileşime geçebilirler.Bilim adamı yada bilime sizin kadar yürekten bağlı biri neden u kadar rahatsız oluyor kimliğini açıklamaktan yada kendi ismiyle düşüncesini ortaya koymaktan ? Cevabı bellidir…

    4.Darwinizm ile Nazim ilişkisi wikipediadaki özetinden verdik isteyen gene kısa bir aramadan sonra Türkçe dahil birçok dilde veri kolaylıkla bulabilir. Ayrıca 687 tane satın alınabilecek yada internetten hakkında bilgi edinebilecek kitap ve çalışma sunduk.Buda yetmemiş anlaşılan Google scholar akademik çalışma arama motorundan Darwnism ve nazi yazdığımızda ortaya çıkan linkide verelim akademik ne kadar çalışma yapılmış görelim.Alaksız ya o bakımdan :));

    http://scholar.google.com.tr/scholar?hl=tr&lr=&q=darwinism+nazi&btnG=Ara

    Bizzat Darwinin mektuplarında ”aşağı ırklara kustuğu ” kini HY yayınlarından bile bulabilirsiniz.Orjinal mektuplara dayanır.Türklerle ilgilide çok İlginç yorumlar bulabilirsiniz..

    Bu maddelerdeki açıık durum sebebiyle sizi muhattap almak gerçekten zaman kaybıdır.Bu sebeple sizi artık kaale almayı düşünmüyorum. Elbette birinci maddedeki sorularınıza gerçek cevaplarınız varsa ( örneğin sürüngenden geçiş şu tip mutasyonla buna neden oldu bu mutasyonda doğal seçilimin şu baskısı sonuçu oluştu gibi ) görmekten yayınlamaktan mutluluk duyarız. Ayrıca hem avida avida deyip hem matematikle ilgili problem yok demekte sizin gibi matematiği çok iyi bilen birine yakışmıyor o sebeple büyük patlama teorisini matematik geçerliliği üzerinden Darwinizmin ne kadar daha geçerli olduğunu örnekleriyle bize anlatırsanızda mutluluğumuz iki kat artacaktır…

    Bunun dışında kimliğinizle şahsa,kuruma ve diğer insanların kutsallarına hakaret yada karalama içermeyen her çalışma ve makalenizi yayınlayabilirim.Bunun dışında dediğim gibi sizinle yorum köşesinde daha fazla zaman kaybetmek istemiyorum.

    Bu güne kadar Darwinizm ne kadar çarpık bir algı olduğu hususunda bizi aydınlattığınız için teşekkür ederim.

  72. Sinan bey benim iletimi cevaplamış. Özet olarak tartışmanın gergin hale gelme sebebini sırf kendi misyonlarına uymaması nedeniyle karşısındakini reddetme olduğunu belirtmiş.
    Ben Allah’a inanıyorum. Zaten müslüman anne babanın yetiştirmesiyle büyüdüm ama inancımın evrim teorisiyle karışıklık yaşamadan sağlam durmasına sebep ise Peygamber Efendimizin mucizeleri, kişiliği, en büyük mucizesi olan Kur’an-ı Kerîm, sonrasında İslamı tam manada yaşayan toplulukların hali* ve İslam’dan uzak yaşayanların hali, sosyal hayata getirileri… Çok şey var ama ilk aklıma gelenler bunlar. Her ne kadar dinler bilimsel çalışmaların dışında tutulsa da, ben bir şeye inanmak için bilimsel olarak kabul edilmesine bakmam. Bilimin açıklamadığı, açıklayamadığı şeyler de var. Allah’ı gören yok ki bilimsel araştırma yapsınlar. Onlar bilimsel araştırma yapamadılar diye Allah’a inanmayacak da değilim. Bir kere bu evrenin bir patlamayla var olması, Güneş sistemimizdeki gezegenler bu kadar ölü olduğu halde dünyanın böylesine hayat dolu olması, her şeyin belli bir düzen içinde olması -mesela av-avcı populasyonlarının grafikleri, besin zinciri vesaire bir düzen içinde. Ne zaman ki insan eliyle bozuluyor, o da bir diğerini tetikleyerek felaket derecesinde neticelere varabiliyor. Bu düzenin rastgele mutasyonlar sonucu oluşmuş rastgele canlılar arasında kurulacağına inanmıyorum. Ağaçlar rastgele mutasyonlarla var olsalardı, havaya verecekleri oksijen fevkalade az veya fazla olsaydı canlılar rastgele mutasyon sonucu o atmosfere uygun solunum sistemlerine ulaşacak zamanları olmadan öleceklerdi.
    Atmosferimizdeki karbondioksit yoğunluğunu büyük oranda değiştirecek ani bir olay meydana gelse, sizce canlılar rastgele mutasyonlar sonucu yüksek ya da düşük karbondioksite tahammüllü bir solunum sistemi mi geliştirecekler?

    Bence ölüp gidecekler.

    Özetle.

    Evrime inanmıyorum..
    Çok uzadı kusura bakmayın.

    Sırf bir insan ateist diye ona kötü gözle bakmam. Ama doğrusunu söylemek gerekirse bir insan sırf Müslüman diye onu fazladan sevebilirim.

    Ama tersi de olabiliyor. Kendini evrime adamış insanlar hayatlarını materyalist bilime adayıp internete de sırf yaratılışa inanan insanları küçük düşürmek için girebiliyor. Bu tür kişiler kendi amaçlarını belki başka türlü tanımlıyorlardır ama benim görebildiğim o.
    Mesela üye olduğum forumda evrimle alakalı tartışmaya biri dahil oldu. Kavga etmediği kimse kalmadı neredeyse. Yaptığı şey başkalarını suçlamak, başkalarından gelen cevaplarda mutlaka kötü niyet aramak, kötü cevap vermek. Kibar cahilliktense kaba bilimselliği kabul etmek. Bunu yazdım çünkü Sinan beyin yorumunun doğru olduğunu gördüm. Şöyle demişti: “Bilgisi olsun olmasın, sırf kendi misyonuna uymuyor diye bir zorunlu karşı çıkış var.”

    Yani sırf kendisi dinsiz diye dine inananlara bir karşı çıkış var, bunu da bilim kılıfı altında yürütüyor. Alt tarafı bir forum, oraya giren 10 yaşında çocuk da var, 35 yaşında adam da var. Bilimadamı yetiştirilmiyor ki o forumda? Bunları düşünmek bu kadar kolayken birinin mesajında yanlış bulunca saldırıya geçmenin anlamı açıktır.
    Kendisi bu mesajı okuyunca hatırlamıştır herhalde beni..

    *: İslam ülkelerinin hali derken şu anki Irak, Filistin, Afganistan kastedilmiyoır. Onlar, bence, dinlerini tam yaşamadıkları için bu haldeler. Ama yardım etmek yine görevimiz.

    Biraz dağınık olabilir, aceleyle yazdım, kusura bakmayın

  73. 1- Bizim cevaplarımız uzuuuun alıntılarla boğulmuştu.
    Evrim teorisini bilen bir kişinin, her türlü değişikliğin mutasyon bazındaki özel değişiklikleri kanıt olarak istemez. Teoriler öyle işlemiyor. Önermelerine, hipotezlerine destek varmı diye bakar. İkincisi matematiksel modelden ne kasttetiğinizi açıkca belirtmemişsiniz. Matematik her bilimde bolca kullanılır. Biyolojide de bolca kullanılıyor. 1-2 google ile tonlarca kaynak bulabilirsiniz. Örneğin bak neler çıkıyor:
    Mathematical models are presented for the evolution of postmating and
    premating reproductive isolation.
    (biliyorsunuz isolation türleşmelerde etkindir)

    Yada şuraya bakınız Evolutionary Genetic Tools Trace Cancer Clone Lines

    Yada şurada Scientist Develops New Mathematical Model To Study Disease Genetics And Evolution
    Yarın kansere tedaviyi bu “darwinist” insanlar bulacak.

    I’m not an atheist and I don’t think I can call myself a pantheist, demiş bunlar yorum gerektirecek sözler mi ?

    1929 da söylemiş, bütün söylediği sözlere bakarsak, hakkında din konusunda yalan söylendiğini kendisinin belirttiğini de göze alırsak, çıkan sonuç sizin vermeye çalışdığınız anlam ile çelişiyor. Kendi din anlayışı nedir? Yukarıda verdik, rasyonaliteyi, doğa kanunlarını, evrenin kendisine bağlılığını dinsel bir bağlılık olarak görüyor. Açıkca tek tanrı inançlarındaki tanrıya karşı çıkıyor, we bu görüşün sorunlu olduğuna inanıyor ve yine açıkca belirtiyor. Bu kendi inanç alayışına uygun din adamlarını da eğitmenler olarak gösteriyor. Öyle bir kaç gazetecinin aktarmasından da değil. Bizzat bilim ve din ile ilgili sempozyumlarda söylüyor bunları açık açık. Ki o kadar saygın ir bilim adamının o zamanın amerikasında ben tanrıya inanmıyorum demesini bekleyebilirmiyiz? Onun yerine bilim,rasyonaliteyi, bilme eylemini öne çıkartıyor, ve buna olan inancını dinsel olarak görüyor, din adamları olarak da eğitimcileri görüyor :) O yüzden Einstein için “A pious atheist” denir. Sizin yorumlamaya çalışdığınız şekilde hiçbir şekilde uymuyor maalesef.
    Yine princeton da;

    “The religion of the future will be cosmic religion, the religion which is based on experience and which rejects dogmatism. If there’s any religion that could cope with scientific needs it will be Buddhism….”

    Herhalde ne demek istediğimi yeterince anlattım bu konuda.

    Yani bir çarpıtma söz konusu değil Mustafa bey, asıl çarpıtma, adamın sözleri arasındaki birkaç kelimeye vurgu yaparek değişik anlamlar çıkartmak. Mesela önceki yorumda sizin inanç bağlamında anlam çıkarttığınız paragrafın hemen sonrasında moral değer için dinin neden gereksiz olduğunu anlattığını gösterdim. Bir bütün olarak bakmak gerekiyor yani. Benim bu konudaki duruşumda bir çelişki yoktur, entellektüel bir zaafiyet hiç yoktur.

    Edeple ilgili sorun olmadığını iddia ediyorsunuz. O zaman kimliğiniz neden veremiyoruz?

    internette kimlik vermek ile edep arasında nasıl bir bağlantı var? Bir google yapıldığında isminin yanında hakaret,garip ifadeler, saçma sapan yazıların olmasını kim ister?

    Bu entellektüel korkaklığın sebebi ne ?

    Entelektüel korkaklık, fikirleri açıklama cesaretindeki zaafiyetten meydana gelir, isim açıklamaktan değil. Neden kimliği internet de açıkca vermediğimi yukarıda anlattım. Bir tane ismimiz var, yenisi hemen alınmıyor. manyakmıyım ben. Sizde aynı şekilde herkes gibi takma isim kullanıyorsunuz. Nedir bu isim merakı Mustafa bey, ve edepsizliği nerede yapmışım?

    Nazilik hakkında. Böyle bir iddia da bulunmak için öncelikle şunu göstermeniz gerekiyor. Bugünkü bilim dünyasında, madem bu camianın hepsi evrim teorisin geçerli kabul ediyor, bir nazizm bağlantısı göstermeniz gerekiyor. Var mıdır? bugün böyle birşey?
    İkincisi “Sosyal darwinizm” ile evrim teorisi arasında fark vardır. İkisini bilerek karıştırmak hoşunuza gidebilir ama aynı değilerdir. Bugünkü dünyada, sosyal darwinizme karşı çıkmak demek, demokrasi ve özgürlüklerin gelişmesidir. Sosyal hakların geliştirilmesi, insanların piyasa ilişkileri içersinde kaderine terk edilmemesidir. Evrim teorisinin bunlarla zerre kadar ilgisi yoktur, bir bilimdir sadece. Bugün genetik teknoloji ile belirli ırkları silip süpürebilecek biyolojik silahlar yapılabilir. Birisi bunu yaparsa o kişi mi sorumlu olur, yoksa genetik bilimi mi? Bilim bilgi üretir, bunun kullanılmasından sorumlu değildir. Herhalde hiç kimse Einstein ı hiroşima dan dolayı sorumlu tutmuyordur.

    Darwinin kişisel görüşleri ile bilimsel çalışmalarını ayırmak gerekiyor. Kişisel görüşleri 150 yıl önceki dönemin kültürüne göre şekillenmiştir. Kölelik vardır vs.vs. O günün düşüncelerini bugüne çekip, oradan argüman geliştirmeye çalışmak çok kötü bir yöntem ve entellektüel namus dan bahseden bir kişiye pek yakışmıyor. Bu düşük zekalı yabancı ırkcıların “İslam a inanan müslüman” “terörist İslamcı” daki geçen ortak kelime yüzünden tüm müslümanları terörist gibi gösterme çabası seviyesinde birşey. Etkisi güçlüdür, ama aklı başında insanlara hitab etmediği kesin.

    Ayrıca ben biyolog olduğumu yazmadım bu köşelerde. Sizin bahsetiğiniz üniversitelerden olmayan bir yazılımcıyım, Türkiye de yaşamıyorum maalesef. Neural network,self-adaptive dissipative systems, genetic-algorithms,machine learning algorithms gibi şeyler ile ilgileniyorum. Bunlarla ilgili merak ettiğiniz birşey varsa buyrun. Değilse benim ismim cismim internet de kimseyi ilgilendirmez. Böyle birşey de talep edilmez normalde, blogculuk yapıyoruz, publication değil.

  74. Sebepsiz bey, benim sorunum yok sizin inancınızla. Zaten öyle birşey de dememişsiniz. Evrime yada diğer şeylere nasıl baktığınıza anlayabiliyorum. Benim buna saygım var. Ama bazı insanlar var olan bilimi, bilgisizliğe dayanan yöntemlerle karalamaya çalışırsa, bilime müdahale ederse iş değişiyor. Bizim eğitim sistemimiz bu açıdan berbat bir durumdadır.Bilim insanı yetişmiyor, yetişenlerde başka ülkelere kaçıyor. Kaçma sebepleri de emin olun sadece ekonomik değil. Akademianın berbat durumundan , bilimsel ortamın olmayışından dolayı kaçıyorlar. Bugün biyoloji dersinde evrim teorisi sohbeti yaptığı için soruşturmaya uğrayan insanlar biliyorum. Tüm bu şeylerin ülkemize zararı inanılmaz boyutlarda. Hem ekonomik açıdan, hemde akademinin sağlıklı bir şekilde kendini yeniden üretmesi açısından.

    Belli bir misyon güden insanların hoş olmayan yöntemlere kalkması da maalesef bizim ülkemizde çok. Tartışma ya dökülüncede ülkemizde başka sorunlara da teğet geçerek iş bilgi alışverişi olmaktan çıkıyor, işin içine ego vs. de giriyor.Öyle olunca da iş kayıkçı kavgasına dönüşüyor. Ateist dediğiniz bir takım insanlarda dediğiniz şeyler olabilir. Fakat ben şahsen tanıdıklarım arasında çok göremiyorum. Fakat birde Türkiyenin koşullarına bakarak yorumlamak lazım bazı insanları. Ve bu tarz tavırlar başka insanlarda da var maalesef. Bak bir örnek vereyim. ataturkcudusunce.wordpress.com
    Bu siteden rahatsız olan ateist bir arkadaşım 2 gün uğraşıp siteyi ele geçirdi basit yöntemlerle. Yaşlı ninelerimizden annelere kadar tüm türbanlı, baş örtülü insanlara baya baya seviyesiz bir üslub ile hakaretler ediliyordu, eski yazıları google da mevcuttur. Yazıların silinmesinden hemen sonra da, eski sahiplerin ele geçirilen maillerine yine eski sahiplerinden küfürlü nailler yağmış. “dinsiz köpekler” şeklinde ilerleyen mesajlar. Anlatabildim mi? İnternet ortamında kimseye güven olmuyor, değişik propagandalar için akıl almaz yöntemlere başvuruyorlar. Müslüman kılığına girip aptalca şeyler yazan olabilir, ama aynı şekilde ateist kılığında benzer şeyler de yapılabilir.

  75. Cevap yazmak hasıl oldu Sinan Beye çünkü suçlamalar mesnetsiz, dayanaksız en kötüsü bilgiden ve alakadan yoksun…

    ” Ama bazı insanlar var olan bilimi, bilgisizliğe dayanan yöntemlerle karalamaya çalışırsa, bilime müdahale ederse iş değişiyor. Bizim eğitim sistemimiz bu açıdan berbat bir durumdadır.Bilim insanı yetişmiyor, yetişenlerde başka ülkelere kaçıyor. Kaçma sebepleri de emin olun sadece ekonomik değil. Akademianın berbat durumundan , bilimsel ortamın olmayışından dolayı kaçıyorlar. Bugün biyoloji dersinde evrim teorisi sohbeti yaptığı için soruşturmaya uğrayan insanlar biliyorum. Tüm bu şeylerin ülkemize zararı inanılmaz boyutlarda. Hem ekonomik açıdan, hemde akademinin sağlıklı bir şekilde kendini yeniden üretmesi açısından.”

    Gerçeklikten bu kadar nasıl kopabiliyor bir insan ?

    Şurası açıkca bilinmektedir ki Türkiye Akademik Dünyası Darwinci materyalist bir hegomonya altında olduğu için Dünya akademisyenler liginde sonlardadır.Positivizmin ele geçirdiği materyalizim merkezli eğitim yuvalarımızın hali ortadadır.Hatta Avrupadada durum budur.Bugün en büyük akademik ilerlemeler evangelist ABD ve İsrailde gerçekleşiyor.Donanım ve üniversitelerin makale olarak bilim dünyasına yaptığı katkı bazında da araştırırsınız.Olmadı Prof. İlber Ortaylı okuyun azcık- Avrupa ve Biz sayfa 115 ve sonrası. Ne kadar gariptir ki Pozitivist kıta Avrupasındaki bu gerileme bizim akademik temellerimizi oluşturan Alman-Fransız yapısından başlamıştır.Kızıl Nehirler filmini hatırladım birden ayrıca sosyal darwinizmde birden aklıma geldi nedense:) Bunun üstüne birde elin körü gibi Nobel ödüllü ünlü Darwinci birkaç gün önce neden suçlu bulunmuş ve açığa alınmış öğrendim. Sebebini duyunca kulaklarıma inanamadım ;

    http://www.netgazete.com/NewsDetail.aspx?nID=735504

    Anadoludaki bir kaç küçük üniversite dışında Türk akademik Dünyası positivist düşüncenin elindedir.Eğer ”Bugün biyoloji dersinde evrim teorisi sohbeti yaptığı için soruşturmaya uğrayan insanlar biliyorum.” gibi bir örnek varsa buyrun bu bildirinin altındaki akademisyenleri ve üniversitelerine göz atın bakalım ne diyeceksiniz;

    http://www.infosolbirlik.com/PC/id6.htm

    http://www.mustafaakyol.org/arsiv/2006/02/700_darwinist_akademisyene_cagrive_meydan_okuma.php

    Bugün ” baş örtülü insanlara baya baya seviyesiz bir üslub ile hakaretler ediliyordu”…

    Diyen biri bu kızların okula neden alınmadığından haberi yok mu ? Kızının yada oğlunun mezuniyet törenine yada yaptığı konuşmaya yada üniversitede yapılan sağlıkla ilgili bir sempozyuma analarımızın taktığı o başörtüsü ile (türban değil) alınmayıp ağlayan, incinen annelerin göz yaşlarını da mı görmedi? Yaban eller yerine Marsta mı ikamet ediyorsunuz ?

    Dışarda olmak yabancılaşmak yada yabancı olmak bu kadar kolaysa herşeye rağmen bu ülkenin kıymetini bilmek, sıkıntılara göğüs gerip kendimizden önce bu ülkenin menfaatlerini Atatürkümüzünde kastettiği muaasır medeniyet seviyesini düşünmek ve değiştirilmesini düşündüğümüz yanlışlıkları , bu ülkenin geleceği için düşündüğümüz güzel şeyleri ülkemiz için ülkemizde yapmak daha asil bir çaba olsa gerek… ve bu ülkede binlerce örneği olan Darwinci dayatmanın (Arkeoloji kitaplarından tutunda sosyoloji ve iktisadi idari bilimlerin üniversite ders kitaplarına kadar her türlü karşımıza çıkan Darwinist teorik dayatma) yaşandığı bir ülkede birisi geliyor ve yukarıdaki yorumu yapıyor.Bu kadarı olamaz diyenler buyursun görsün şahit olsun…

    Son iki haftadır bu konu ( Akademik Elitin Positivizt Dayatmaları) hakkında Türk medyasında da oldukça bilgilendirici tartışmalar olmuştu.Birey dışarda kalınca yabancılaşınca entellektüel birikiminide herşeyde dışarıya konumlandırıyormuş demek ki…

    Nuray Mert Hanım konuya (içlerindeki rahatsızlıktan dolayı dine karşı tavır ve belirli tutum takınan positivist algı hakkında) şöyle değinmişti;

    http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=235240

    İsmet Berkan yoruma karşılık bir cevap gelince Mert hanım ikinci bir yazısı olmuştu ;

    http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=235791

    Bunlar yeterde artar ama karşınızdaki en yalın gerçekleri bile ideolojisine, hissiyatına göre çarpıtırsa elden ne gelir..? Onun yorumlarının sürmesini dilemek çünkü çarpık algı dünyasının ifşası bundan daha gerçekçi yapılamaz…

  76. Gerçeklikten bu kadar nasıl kopabiliyor bir insan ?

    Nasıl bunu diyebiliyorsunuz o yazdıklarınıza rağmen? Demek Türkiyedeki akademinin kötü olması pozitivist düşünce öyle mi?
    Siz o bana verdiğiniz linklere baktınız mı? Benim dediklerimi onaylamıyor mu? Evrim teorisini öğretiyor diye insan sürgün ediliyor!? 700 akademisyen demokratik tepkilerini ortaya koyuyor ondan sonra. Ne çıkartıyorsunuz siz bundan da bana link olarak veriyorsunuz?

    Şurası açıkca bilinmektedir ki Türkiye Akademik Dünyası Darwinci materyalist bir hegomonya altında olduğu için Dünya akademisyenler liginde sonlardadır

    Bunun böyle olmasının sebebi 12 Eylül darbsinin akademik özgürlüğü ortadan kaldırmasıdır. Türk-İslam sentezi bir paradigmayı eğitim sisteminin tüm hücrelerine nüfus etirmesinden sonradır. Türkiyenin 12 Eylül öncesi akademik yayın oranı şimdikinden fazladır.

    O bahsettiğiniz yabancı ülkelerde hiçbir üniversitenin evrim teorisi ile çelişmiyeceğini bilmiyormusunuz? Siz Amerikadaki üniversitelerin evangelist filan olduğunu mu zannediyorsunuz :)))

    MIT.edu size göre evangelist filan mı? Yada Berkeley, Princeton, Harward, ? Dediklerinizi destekleyen 1 tanecik üniversite gösterin lütfen. Bu kadar orantısız iddia mı olur!?
    Bak MIT den birisi kitapları nasıl sıralamış http://www.mit.edu/~ejhanna/sci/evobook.html BAD books dediklerine bakın isterseniz. Bi girin Harward in ilk sayfasına bakın orada ne haberi var Harward.
    Ki amerikan birde dünyanın geri kalan yerlerinin üniversitelerinden insan çekmektedir. Avrupa da eğitim de aynı düzeydedir. Pozitivist dediğiniz eğitim kurumları dır hep. Aynı şeyler israel üniversiteleri içinde geçerlidir.
    Bakın bakalım: tel-aviv uni
    Dediklerinizle hiç uyumlu değil Mustafa bey, hem hiç alakası yok.
    Bu ülkelerde, Türkiyedeki gibi biyoloji dersinde yaratılış okutulmaz. Bizde yıllardan beri bu zihniyet olduğu için okullarımızdan şaka gibi insanlar çıkıyor.

    Bugün ” baş örtülü insanlara baya baya seviyesiz bir üslub ile hakaretler ediliyordu”…
    Diyen biri bu kızların okula neden alınmadığından haberi yok mu ?

    Haberim olmadığını nereden çıkarttınız??? Fakat bunun sebebi ile bizim eğitim sisteminin durumu arasında bir paralelik var. Baş örtüsü yasağı da tepedi hakim sınıfların çatışmasının sonucudur, bir sembol olarak kullanılıyor ve onun üzerinden bir mücadele var.
    Ben bu kesimlerin tüm anti demokratik tavırlarına rağmen türbanın yasak olmasına karşı çıkmışımdır. Fakat bu insanlar türban sorunu olmadan mesela YÖK e anti demokratik uygulamalar ses çıkarmazlardı, ama bir anda YÖK düşmanı oldular. Benim gibi insanlar 85-86 dan beri ogün bugündür hep YÖK e karşı çıkmıştır.

    Dışarda olmak yabancılaşmak yada yabancı olmak bu kadar ucuzsa herşeye rağmen bu ülkenin kıymetini bilmek, sıkıntılara göğüs gerip kendimizden önce bu ülkenin menfaatlerini Atatürkümüzünde kastettiği muaasır medeniyet seviyesini düşünmek ve değiştirilmesini düşündüğümüz yanlışlıkları , bu ülkenin geleceği için düşündüğümüz güzel şeyleri ülkemiz için ülkemizde yapmak daha asil bir çaba olsa gerek…

    Buna hamaset deniyor Mustafa bey. Ben yurtdışı doğumlu birisi olarak türkiyede üniversite dahil 7 yıl eğitim aldım gelip. Ve ben bu ülkeye zarar vermiyorum, kimse zarar vermese birşey olmaz memlekete. Atatürk demeniz de çok tuhaf kaçıyor açıkcası. Muasır medeniyet!? sizin bu savunduklarınızla mı? Siz okumuş tahsil görmüş bir insan olarak yukarıda gerçeklikle zerre ilişki olmayan şeyleri savunabiliyorsunuz. Amerikan aşırı-sağının, tarikat şebekelerinin, organized-religion teşkilatlarının savunduklarını memleketimizde yaymaya çalışacaksınız sonrada muaasır medeniyetten bahsedeceksiniz? Şaka yaptığınızı umuyorum.

    Ve o bilim adamı, kişisel görüşleri ile profesyonel hayatını neden karıştırıyorsunuz? Bilimsel çalışmaları sonucu siz bu sitenizi DNA molekülleri ile süslüyorsunuz. Ayrıca bu yöntemin hangi düzeyde insanlara hitab ettiğini anlayamıyormusunuz? Bu sitede yazılanları hiç okumadınız mı? Dünyadaki bilim adına kim varsa 99% u evrim teorisi dahil bilimsel teorilerin hepsinin arkasında olduğunu bilmiyormusunuz? Bir kişinin, 10 kişinin kişisel görüşleri herkese mal edilir mi? Mesela Avrupa da bir imamın açık oturumda,”yabancılara özenen karınızı dövün” demesini o kişinin geri zekalılığı olarak algılamayıp tüm doğu kökenli insanlara mal eden Irkçı-faşist lerden ne fark var yöntem açısından? Hadi onlar ırkçı-faşist yabancı düşmanı ve gizlemiyorlar, siz nasıl bu tarz yöntemlere başvuruyorsunuz eğitim tahsil almış bir insan olarak?

    Birde bu insanların artılarını saysanız diyorum. Şöyle bir karşılaştırsanız. Hastalık konusunda yapılan çalışmalar, şeker hastalığı konusunda, kanser tedavileri konusunda. Kaç kişinin hayatı kurtuluyor,daha çekilir oluyor biliyormusunuz? Modern bilimin ne kadar insan hayatı kurtardığını biliyormusunuz, pozitivist dediğiniz bilim insanlarının yani.

    ilaç ve biyoloji
    Darwinist genetikci bilim adamlarının ürettikleri şeker hastalığı ilaçlarının Türkiyede ne kadar satıldığını biliyormusunuz? Ve bu kafa ile kendimiz becerecek düzeyde olmadığımız için elin darwinist genetikcisinden bunları almak zorunda kaldığımızdan dolayı ne kadar parayı yurt dışına gönderdiğimizi biliyormusunuz? Bi gidin bakalım şeker hastası olan bir akrabınızın kullandığı ilaçın markasına bakınız. Novozymes yazar orada. Novozymes dünyada genetik alanında ve evolutionary biyology konusunda milyon dolarlarla kaynak veriyor üniversitelere ve araştırma yapan enstitülere. Ondan sonra memlekete fayda dan yarardan bahsedeceksiniz. Arab dünyasındaki gibi üniversiteler kuralım, sonra teknolojiyi bilimi satın alırız batıdan. Ama bizim petrolümüz yok, batarız. Zaten bu kafa ile de batacağız. Ama her batış bir yeniden doğuştur diye umutlanmaktan başka çare kalmadı.
    http://www.novoturk.com/ Bakın bakalım neler satıyorlar memleketimizde… Merak ederseniz sponsor oldukları çalışmalara kaynak bulayım.

  77. Sinan Bey yorumlarınıza devam ettiğiniz için teşekkürler.. yorumunuz aksimete takılmış. Biz karşı tarafa kaba küfürle hakaret eden yaklaşımlar dışında sansürden yasaktan yana değiliz.

    Son yorumunuiz nasıl bir çarpık algı sahibisiniz dahada ortaya koymakta.Barış Beyle bu kadar ortak noktası olabilecek başka biri bir tek Da Vinci derdim oysa:) Gerçekten 700 akademisyen demokratik tepki mi vermişler ? Ayrıca iddianız gibi Türk Akademik Dünyası kimin elinde istatislik olarak ele alalım bir kişi sürgün yemiş hangi üniversiteden Odtü mü Boğaz içi mi İTÜ mi Yıldız Teknik mi Uludağ mı yoksa İstanbul üniveristesinden mi? Aşağıda ülkemizdeki başlıca üniversitelerde kim hakimmiş görelim;

    28 kişi Akdeniz Üniversitesinden
    23 kişi Ankara Üniversitesinden
    19 kişi Boğaziçi Üniversitesinden
    66 kişi Cerrahpaşa Üniversitesinden
    20 kişi Dokuz Eylül Üniversitesinden
    21 kişi Hacettepe Üniversitesinden
    150 kişi İstanbul Üniversitesinden
    72 kişi İstanbul Teknik Üniversitesinden
    24 kişi Marmara Üniversitesinden
    24 kişi Orta Doğu Teknik Üniversitesinden
    86 kişi Uludağ Üniversitesinden
    14 kişi Yıldız Teknik Üniversitesinden

    Şunuda eklemek gerekir ki bu demokratik haklarını kullanan akademisyenler Mustafa Akyolun açık meydan okumasına karşı susukun kaldılar.Emin olarak altına imzalarını attıkları şeyi savunarak karşı tarafı etkisiz hale getirebilecek bir TV tartışması (Mustafa Bey tek kişiye tümünü kastetti) yapamadılar…! :)) Entellektüel durmunuza ne kadarda benziyor değil mi ? Cesur yürekler gördüm sanki…

    Americada ve İsrailde elbette Darwinci çevreler hakim olacak biz daha şunun şurası çerçevesi daha yeni belirlenmiş oldukça yeni bir teoriyiz. Yüz yıldan fazla bir tahakküm elbette bizden önde olacak. Astronomik ve mokeküler Dünyadaki gelişmeler kara kutuları daha yeni açmaya başladı.Bugüne kadar Darwinci harikalar diyarında oluşabilecei düşünülen şeylerin aslında ne kadarda bu yollarla oluşmasının imkansız olduğu yeni anlaşılmaya başlandı.. Ben orada elbette ülkelerin yapısını kastettim.Positivist ve sonuna kadar seküler olan Avrupa akademik çevrelerinin bilim üretmesini kastettim.Sizin saydığınız üniversitelerde sanki AT savunucusu yok mu sanıyorsunuz? Merak etmeyin artık her yerdeyiz.Bakın bakalım hangi üniversitelerden bilim insanımız varmış ;

    http://www.discovery.org/scripts/viewDB/filesDB-download.php?command=download&id=660

    ”Haberim olmadığını nereden çıkarttınız??? Fakat bunun sebebi ile bizim eğitim sisteminin durumu arasında bir paralelik var. Baş örtüsü yasağı da tepedi hakim sınıfların çatışmasının sonucudur, bir sembol olarak kullanılıyor ve onun üzerinden bir mücadele var.

    ”Ben bu kesimlerin tüm anti demokratik tavırlarına rağmen” türbanın yasak olmasına karşı çıkmışımdır.”

    Maşallah çok haberdar …! Türbanın yada baş örtüsü ile ilgili yasakçı tutumda sizin söyleminiz demokratik haklarını kullanan positivist-materyalizmin kemiklerine bile işlemiş olduğu alenen belli olan bu kesimden geliyor yani akademik elitten.. ne kadar garip bir anlayış tezahürü…

    linklemiştik ama burdada verelim sizin ruh halinizi anlatan durumu Nurat Mert hanımın kaleminden , kendisi diyor ki ;

    ” Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, ‘Eğitimde Yaratılışcılık Tehlikeleri’ başlıklı 1580 No’lu bir karar almış, bizim gazete de pazar günü, bu haberi, ‘Yaratılış teorileri insan haklarına tehdit’ ve ‘Evrimin öğretimi demokrasi için şart’ manşetleri ile verdi. Tek kelime ile son derece dayatmacı bir anlayış ve davranış. Onun ötesinde, sergilenen, pozitivist, bilim budalalığı. Bilim, mevcut fizik ve biyolojik dünyanın keşfi, bu keşiften hareketle, fizik dünyada insan konforu lehinde icatlar ve biyolojik dünyada insan sağlığına yönelik gelişmelerin temelini oluşturur. Varoluşla ilgili soruların cevabını vermez, veremez. Bu, felsefe, yani spekülasyonun alanıdır. Bu alanda fikir yürütülür, hiçbir şey ispat edilmez, doğrulanıp, çürütülemez. Evrim teorisi de, adından da anlaşılacağı gibi bir ‘teori’dir, yani varsayımdır. Teoriler bir yere kadar, bilimsel gelişmelere zemin oluşturabilir, nihai sorulara gelince teoriler varsayım sınırında kalır.

    Pozitivist dar kafalılığın insanlığı ne tür sorunlarla karşı karşıya getirdiğini, güncel örneklerle çok iyi kavrayabileceğimiz bir çağda yaşıyoruz. Buna karşın, yeni dünya düzeninin kışkırttığı çatışma ortamının yeni bahanesi din ve medeniyet savaşı olduğu için, kültürel alanda 19. yüzyılın tartışmalarına geri döndük. Her şeyden dini inançları sorumlu tutma anlayışı, bazen doğrudan, bazen dolaylı yoldan bu yeni çatışma ortamını besliyor, dikkatleri bu konu üzerinde yoğunlaştırmaya devam ediyor.
    Daha ziyade ABD’de yaygınlaşan, evrimci teorilere karşı ‘akıllı tasarım’ tezleri, ilahiyat, yani din felsefesi açısından son derece sığ yaklaşımlardır. Yaratılış tezi diyerek olayı genellemek, bu sığ tezler üzerinden, kadim dini düşünce geleneklerini yok saymak, bunlar üzerinden kolayca onları çürütmeye çalışmak gibi bir çabaya hizmet ediyor. Yaratılışa inanmak, insan haklarına ve demokrasiyle ters düşer demek, tüm inananları hedef alan ithamlardır. Dünyada ters giden her şeyden dini inançları sorumlu tutmak gibi bir şaşılığın pompalandığı bir dönemde, bu tür yaklaşımların sığlık ötesinde fazladan siyasi anlamlarını sorgulamak durumundayız.

    Unutmayalım ki, Irak, ne orada köktendincilik tehlikesi olduğu için ne de Bush, Evanjelist olduğu için işgal edilmedi. Dünyanın yeniden paylaşımı savaşlarının alanı olduğu için işgal edildi. Evrimci düşünce, bilim, demokrasi diye ortalığı kasıp kavuran Avrupa da nihayetinde, olanları oturup seyretti.
    Evrimci düşünce ile toplumsal-siyasal olaylar arasında bir bağ kurulacaksa, modern düşünce temelli medeniyetin bilim, teknoloji, evrim diye diye, siyasal alanda, hâlâ orman kanununa boyun eğmek noktasında kaldığını hatırlamakta fayda var.

    Önce, ben okullarda bilimsel bilgiye dair eğitim verilmesin falan demiş değilim, dolayısıyla medreselerde bir tarihten sonra pozitif bilimlere dair derslerin kaldırılması bu tartışmanın konusu değil. İkincisi, Berkan, ‘Din bilim değildir, inançtır’ demiş, doğrudur. Ben ‘Din bilimdir’ demedim, bilimin nefesinin tükendiği alanlara dair inanç veya spekülasyon alanıdır iddiasındayım. Bilimin nefesinin tükendiği konulara örnek de verdim. Berkan bunların konuyla alakası olmadığını söylüyor, oysa tabii ki var.
    Bilim, teknolojiye indirgenemez ‘Evreni kavrama gayretidir’ diyor. Evet, bilimsel bilgi temelli Aydınlanma felsefesinin iddiası, umudu buydu. Ben de diyorum ki, bu gayret bugüne kadar varoluşa dair temel soruları çözmekte işe yaramadı. Bazılarımız, bilimin hayatın ve evrenin sırrını bir gün mutlaka çözeceğine inanıyorlar. Olabilir, böyle bir umut taşıyabilirler, ama ben kendilerine katılmıyorum. Ortada geleceğe yönelik bir inançtan başka bir şey yok. Bu noktada inandığımız şeyler farklı.

    Söylediğim özetle bu;

    Nedense, fanatizm hep dine atfedilen bir şey, oysa çağımızda bilim fanatizmi de söz konusu ve bilim budalalığından kastettiğim bu. Bilimsel bilgi de, ‘Hayata dair bilgilenme çeşitlerinden biri ve sınırları var’ dediğinizde kıyamet kopuyor. Dahası, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi gibi siyasal bir kurum, bu tartışmada taraf olmanın ötesinde bağlayıcı karar alabiliyor. Okullarda bilimsel bilgi öğretilmesin diyen yok, ama bilimsel bilgi mutlak gerçek yerine konulmasın deme hakkımız yok mu ? ”

    Galiba yok Nuray hanım.. positivist dar kafalılık zor kendini bişey sanan bir insanın değişmesi çok zordur. Biz burda Evrimin temel düzenine olan hiyerarşik kabulümüzü defalarca dile getirdik.Darwinci mekanizmalar olan mutasyon doğal seçilim ve kalıtımla doğa içersinde bazı (adaptasyon) gelişmelerin olduğu gerçeğinide red etmedik. sınırlı yetileri olan bu mekanizmalar bizim sizin bahsettiğiniz tıp, ilaç, genetik tarım gibi konularda ufuk açıcı gelişmlere neden olmuş olmaktadır ve olacaktır.Fakat hayatın başlangıçı hususunu ,canlılarda alenen gözlemlediğimiz tasarımın, en basit yapılardan en üst yapılara kadar trilyonlarca kez farklı farklı oluşmuş ve canlılığı organize etmiş karmaşıklığın açıklanmasında Darwinizmin son derece yetersiz ve kasti olarak belli bir ideolojilerin propagandası ( ateizmin ve ırkçılığın) olarak kullanıldığı söylüyoruz.Ki Watson haberinden söz etmeyişiniz bile sizin bu konudaki acziyetinizindendir. Bu Darwinci olduğunu söyleyenlerde görülen genel davanış durumudur.Problemleri yok saymak yada görmezden gelmek. Biz bir iddia ortaya attığımızda sizin gibi dayanaksız sallamıyoruz. Darwinizm ve ırkçılık ilişkisi doğrulayan yüzlerce kitap, binlerce akademik çalışma linklediğimizde ve koskoca yakın Dünya tarihi ile 52 milyondan fazla insanın hayatına mal olmuş bir hareketin temelleri olduğu tarihçe saplanmış bir iddianın, birde daha birkaç gün önce Darwinciliği ve DNA çalışmalarında çığır açmış Nobelli bir Darwincinin alenen sergilediği tavırlada kanıtlanmışken hala bildiğini okuyan bir insandan daha dogmatik ne olabilir?

    ”Arab dünyasındaki gibi üniversiteler kuralım, sonra teknolojiyi bilimi satın alırız batıdan. Ama bizim petrolümüz yok, batarız. Zaten bu kafa ile de batacağız. Ama her batış bir yeniden doğuştur diye umutlanmaktan başka çare kalmadı.”

    Bu söylemin sığlığı saçmalığı kadar ucuz bir söylem bu aralar görmemiştim sayenizde oda oldu. Hayatı her alanda ezber yaşamaktan başka bişey olmayan kendini entellektüel sanan birinin yorumu, genelleyici ve derinlikten yoksun bir söylem… Dünyadaki medeniyetin sadece tek bir uygarlığın (Batı) evrilmesinden oluştuğunu sanan görüş.. Aydınlanma çağının öncesini ve Bologna Üniversitesini (Avrupadaki ilk üniveriste;http://www.fscwv.edu/users/dyoung/Middle/sld005.htm ) kuranların Endelüste eğitim görmüş latinler olduğunu bilmeyince ideolojisi ve içindeki hamasetle atıp tutmak (ki sizin sayenizde bizde sözü ettiğiniz türde bir hissiyatı bu söylemin taraftarlarına hissediyoruz maalesef).8yy ve 12 yüzyıl arasını bilimsel olarak aydınlatanların dindar Araplar ve Yahudiler olduğunu bilmemek…

    Ben asla burada okuduklarımdan veyahut çalışmalarımdan emin olduğu mu yazmadım ve söylemedim. Elimden geldiğince AT ve evrim konusunda öğrenmeye çalışan biriyim. Asıl ilgi alanımda Tarihtir ve tarih okudukça öğrendikçe yukarıda Nuray hanımın bahsetiği tarih akışının olduğunu gördüm ve bundan yaklaşık 8 sene önce AT çalışmalarına Kör Saatçi kitabını okuduktan sonra başladım.Elimden geldiğince çeviri ve kısa yorumlarla insanlarla bunları paylaşıyorum.Site site dolaşıp bir şeylerin şövalyeliği peşindede koşmuyorum.Ne kendi dünya algımın yüzde 99 doğru olduğunu iddia ediyorum nede olması gerektiğini düşünüyorum.Bunun sonuçları sadece beni ilgilendirir.Sizin gibi insanları gördükçede ülkem adına üzülüyorum. Fakat elden gelen bu kadar.Ben buraya gelen okuyuculara temel birkaç bilgi ve ilerki okuduklarında işlerine yarayabilecek açıklamalar koymaktan öte bir amaç gütmüyorum. Bana çevirilerde yardım eden iki meslektaş arkadaşım dışındada kimseyle organik siyasi maddi bir bağım yok. Yine tekrar ediyorum Darwinist söylem eğer burdaki itirazlara bilimsel bir yaklaşımdan beklenen açık kesin kanıtlar ortaya koyarsa (adaptasyon değil rasgeleliğin belli dinamiklerle tüm canlılığı ve içersindeki kompleks yapıları oluşturabileceğini gösterirse) elbette yanıldığımızıda açıkca ortaya koymaktan çekinmem. Fakat düşüncem o dur ki evrim konusu agnostik bir yapıdadır ve hiç bir zaman yüzde 99 gibi bir açıklığa kavuşamayacaktır. Bu sebeple Nuray Hanımın ”Bazılarımız, bilimin hayatın ve evrenin sırrını bir gün mutlaka çözeceğine inanıyorlar. Olabilir, böyle bir umut taşıyabilirler, ama ben kendilerine katılmıyorum. Ortada geleceğe yönelik bir inançtan başka bir şey yok. Bu noktada inandığımız şeyler farklı.” olarak bahsettiği durumda, bu blogta söz edilen nedenlerden ötürü diğer tarafta olacağım gibi görünüyor.

    Şu animasyon çoçuklar için yapılmış anlaşılması çok daha kolay ;

    http://www.kids4truth.com/watchmaker/watch.html

    Sinan beyin yorumlarının devamı dogmatik bir algı olan materyalist söylemin bu yönünün ifşası için oldukça yeterli miktarda kanıt ortaya koymaktadır.Kendisine teşekkür ediyorum…

  78. Yaklaşık bir haftadır takip etmiyordum yorumları. Şimdi de okumadım. Bundan sonra da okumayı düşünmüyorum. Ne de olsa Mustafa bey gibi bilgisizliğiyle mutlu biriyle daha fazla tartışmanın bir anlamı yok. Ben söyleyeceklerimi yukardaki birçok yorumumda söyledim. Uzatmanın bir anlamı yok.

    Sadece Mustafa beyin Einstein konusundaki bilgisizliğinden kurtulması için ona bir tavsiyede bulunacağım. Tanrı Yalgısı’nın ilk bölümündeki Haklı İtibar başlıklı bölümü okursa Einstein’ın bir teist olmadığını görecektir.

  79. Sayın Da Vinci

    Sinan Beye vediğim link yeterde artar ama yinede algılama zorluğunuza binaen ben size bizat Einstein’nın sırf bu konuyla alakalı Princeton metnini sunayım isteyen okusun kara versin; :))

    http://www.ru.nl/fil-beta/martin/fysica/Einstein-Science%20and%20Religion.pdf

    ”Sadece Mustafa beyin Einstein konusundaki bilgisizliğinden kurtulması için ona bir tavsiyede bulunacağım.” çok sağolun yüce ateist alim Da Vinci Bey.. bilgisizlik bildiğini sandığı şeylerde sürekli tökezleyenlerin uğraşı oluyor.Yazacak şeyleriniz yoksa susmanız bildiğinizi zannetmeleri açısından da iyi olabilir..

  80. Rica ederim Mustafa bey, şahsen küfür müfür olmayan sitelerin az bulunduğunu, sizin sitenzin o açıdan nezih olduğunu belirtmek isterim. Fakat yazdıklarımı okusanız pek öyle yerden bağlantısı kesik olmadığımı görürsünüz. Bugünkü akademinin hali 3-5 pozitivistin yüzünden değildir. YÖK denen askeri darbe ürünü baskıcı bir organın, devletin ideolojisine göre insan yetiştirme programının sonuçlarıdır bugün gördüğümüz. Türban meselesi de bu sosyal mühendislik çabasının sonuçlarıdır. Zorunlu din dersleri imam hatipler, anti-demokratik fişlemeler tamamen bu darbe zihniyetinin sonucudur. Örneğin yurtdışında iyi bir eğitim almış bir TC vatandaşı denklik alabilmek için aldığı dersleri belgelemek zorunda, ve devletin resmi ideolojisine uymayan bir ders almış ise denklik verilmemektedir. İstersen MIT den mezun ol. Zihniyete örnek vermek için söylüyorum. Devletin yerleştirdiği Rektörler Yök elemanları dışında üniversitelerde kimsenin söz hakkı yoktur. Demokratik bir işleyiş yoktur ve akademik özgürlük kısıtlanmıştır. Bir üniversite profesörü mevcut sisteme karşı çıkarsa işi biter. Darwinci pozitivist sizin kendi yarattığınız yanılsamalardır.

    Avrupa meselesinde de Nuray Mert yanılıyor. Zaten İsmet Berkan 2 defa köşesinde cevap verdi. Avrupadaki bilim derslerine din sokuşturmaya çalışan organizasyonlar pek öyle masum kuruluşlar değil. Genelde aşırı-sağcı köktenci hristiyan gruplar. Ne tesadüf ki mesela Danimarka Halk partisinin bizlere karşı ırkçı çıkışları ile bilinen teorisyenleri destekliyor mesela burada. Siz ırkçılık filan diyorsunuzda, şunu unutuyorsunuz. Savunduğunuz teşkilatlar pek öyle masum değil o konuda. AT konusunda anlaşıyorsunuz ama. Dilerseniz Irak savaşı öncesi Hudson ve kardeş Discovery enstitüsünün altına imza attığı savaş çağrısı metni bulup çıkartayım size internetten. Tamamen idolojik bir belge, ve sonuçlarını bugün Irakta görüyoruz. Tekin değil bu gruplar, amerikayı bilmem ama Avrupada yırtınsalarda mümkün değil gölgesi bile görülmez, hele okullarda. Adamlar herşeyini eğitim sistemlerine borçlu, mümkün mü öyle bir yozlaşmaya izin vermek.

    Mustafa benim size yazdıklarımı tam okusanız son verdiğiniz linki vermezdiniz bana. Çünkü aynı konuşma için bende aynı linki verdim zaten. Einstein bilime nasıl dinsel bir anlam yüklediği zaten açıktı orada. Bak sizin verdiğiniz linkin ortalarında ne diyor.

    Nobody, certainly, will deny that the idea of the existence of an omnipotent, just, and omnibeneficent personal God is able to accord man solace, help, and guidance; also, by virtue of its simplicity it is accessible to the most undeveloped mind. But, on the other hand, there are decisive weaknesses attached to this idea in itself, which have been painfully felt since the beginning of history. That is, if this being is omnipotent, then every occurrence, including every human action, every human thought, and every human feeling and aspiration is also His work; how is it possible to think of holding men responsible for their deeds and thoughts before such an almighty Being? In giving out punishment and rewards He would to a certain extent be passing judgment on Himself. How can this be combined with the goodness and righteousness ascribed to Him? The main source of the present-day conflicts between the spheres of religion and of science lies in this concept of a personal God.

    İkncisi siz genetik biliminin evrim teorisine karşı kanıt sunduğunu ima ediyorsun. Bunun ne kadar yanlışolduğunu bilemezsiniz. Biyoloji de tam bir bigBang yaşanıyor bilgi konusunda, evrim teorisi gittikçe daha güçlü bir teori haline geliyor. Bu arada bende matematiksel çalışma model istediniz, karşılığında bildik arn discovery linkleri verdiniz. İsterseniz daha çok bulabilirim. Yok demekle yok olmuyor.

    Verdiğiniz listeye gelince. Heryerden varlar, doğruda. Bunun bilim camiası içersinde ne kadar mikroskobik bir liste olduğunu biliyormusunuz? 10.000 kişi olsa ne olacak? hiçbirisinin bilim düyasında ikna edici, bilimsellik anlamında varlık gücü yok. Sadece amerikada milyondan fazla akademisyen var. En önde gidenleri Behe ve onunda durumu bellidir. Meşhur oldu, ID ci konferanslara davet ediliyor filan ama bilimsel camiada gülünç bir durumda. Aşağılamak anlamında değil ama, konumu gerçekten budur. Bu yüzden de müfredata girmelarine karşı çıkmak meşrudur. Okullar ideolojik çatışma alanı değildir. Bilimsel dünyada herkesin yaptığı gibi yarışacaklar, bilimsel bir varlık gösterecekler ondan sonra girmeye hak kazanabilirler. Herkes didinip uğraşırken bunlara neden torpil sağlansın? Bugün hala steady-state teorisini savunan fizikçiler var ve kendi çaplarında teorilerini geliştirmeye çalışıyorlar. Bunlardan kaç tanesi çıkmış da biz illa fizik derslerinde okutulacağız ama izin vermiyorlar diye yırtınıyor? M-theory potansiyeli olan bir teori ve fizik dünyasında bolca taraftarları var, kaç tanesi ağlıyor ana fizik teorisi şeklinde okutulmadığı için? Orta okul lisede verilmez bile teorileri. 20-25 ıldır muazzam bir şekilde araştırma tonlarca yayınları var ama fizik bilimin de hakim bir teori olmayı başaramadılar, hala CERN in yeni LHC için test senaryoları vs. ler hazırlamaya çalışıyorlar teorilerine destek bulmak için. Ama kimse de çıkıp ağlamıyor okulların fizik derslerinde okutulmadıkları için. Ki bunların, bilmiyorum ama on-binlerce bilimsel yayınları tonlarca matematiksel modelleri var. Ki ID cilerin 1 tane research programı bile yok. Evrim teorisi konusunda onbinlerce research-programı var! 10-15 değil. Tonlarca para kafa emeği harcanıyor. Irkçılık yapmak için mi? O kadar para ve emek ama pek bir ırkçı hareket görünmüyor bilim dünyasında.
    Sokaktaki sıradan vatandaşlar görmez ama bunlar komik şeyler, bilimsel örgütler çıkıp blok halinde bunlara karşı açık deklarasyon veriyorsa sebebi bunlardır. Hiçbir bilimsel varlık gösterme, bünyende 1 tane araştırma programın olmasın ama okullarda bilim dersinde yer talep et. Böyle birşey var mı? Bilim dünyasını ikna edeceklerine bilboardlarda reklamlarla, televiyon kampanyaları ile sıradan vatandaşın bilgisizliğine güvenerek propaganda yapıyorlar. Böyle bir bilimsel teori mi olur. Ayrıca o per-reviewed dediğiniz birkaç yayının hiçbirisi orjinal çalışma değildir. Hepsi evrim teorisini geliştirmeye çalışan bilim adamlarının çalışmalarında toplanmış bilgilerin kendilerine göre yorumlanmasıdır. Per-review dediklerinin hiçbiri standard bildiğimiz sağlam, güvenir yayın ve süreçlerden değildir. Mesela Behe nin kitabı için per-review etti dediği kişi sizinde yazısını kullandığınız RobertShapiro dur. Ama sonra mahkemede ortaya çıkıyor ki Behe Shapiroya telefon açmış, oradaki 10-15 dakikalık görüşmeyi peer-review olarak göstermiş. Böyle şeyler yapan bir hareketi insanlar nasıl ciddiye alsın? Yada Dembski, Bir yazısında ID nin yeni bilimsel makalelerde bolca anıldığını yazıyor. Refere ettiğimiz bilimsel makalelere baktığımızda gerçekten ID den bahsettiklerini görüyoruz, ama adamlar yapılan deneylerde bu fikrin ne kadar saçma olduğunu gösteriyor ve sonuçlarına bunu yazıyor. Ama Dembski sanki destekleniyormuş gibi anlatıyor. Kim ciddiye alır bunları?

    Ayrıca ırkçılık konusunu tekrar tekrar ortaya atıyorsunu çok önemli birşey bulmuşsunuz gibi. Tek bir insanın sorunlu açıklamaları kimseye maledilemez! Bu kabül gören bir davranış olsaydı bir defa o pozitivist bilim çevreleri dışlamazdı zaten. Yine suçladığınız insanlar kendi içlerinde hallediyor sorunlarını. Irkçıyı bırakın başka insanlarda bulursunuz, sapık da vardır, pedofil de vardır, iyi insanda, cimri insanda, er türlü insan vardır. Ama aynı şey hristiyanlar içinde vardır, müslümanlar içinde çinliler içinde. Etik bir yöntem değil. Sizin yöntemi bende kullansam neler neler çıkartırdım. Dünyanın en az suç işlenen yerlerinden bir tanesi İsveçtir. Halkının yaklaşık 80% officially ateisttir. Okullarında hiç sorunsuz evrim teorisi dahil güncel bilim okutulur. Her renkten dilden insan yanyana sorunsuzca yaşayabiliyor. Bundan yola çıkarak tonlarca şey çıkartırdım, dinelre falanlara filanlara laf atan.
    Nazi almanyası konusunda da tarihsel gerçeklerle vs. lerle pek ilginiz olmadığınızı düşünüyorum. Bence sosyal bilimlerdeki faşizm kavramını araştırın biraz. Mesela Etiene Balibar dan başlayabilirsiniz. Öyle darwinizm denilerek hemencicik anlaşılıvereck şeyler değildir. Faşizmin kaynaklarında Darwin yoktur, tamamen kapitalist sistemle savaş ekonomisi ve kitle manipulasyonu ile alakası vardır. Ki naziler darwini değil, Frederic Nietzsche yi ön planda tutarlar. Nietzsche nin “üstün insan” dediği şeyi kendi kafalarına göre anlayıp kendilerince ona uygun bir anlayış oluşturmuşlardır. Bu Nietzsche yi hiçbir şekilde sorumlu yapmaz.
    Tarih okuması yaparken olayların ortaya çıkış koşullarını da gözden çıkartmamak gerekiyor, yoksa hiçbirşey anlaymayız. Derdiniz bilim olsa, yada gerçekten söyleyebilecek güçlü birşeyiniz olsa bence böyle yöntemlere başvurmazdınız.

    .8yy ve 12 yüzyıl arasını bilimsel olarak aydınlatanların dindar Araplar ve Yahudiler olduğunu bilmemek…

    Bu dönem arasına ilişkin ben birşey mi söyledim?
    Ben hiçbiryerde müslüman dünyanın geçmişine ilişkin birşey yazmadım. Oraların bir dönem çok parlak olduğunu bende biliyorum. Fakat o dönemler maalesef geçti. Şu anda da pek iyiye giden bir yönü yok, tamamen manipulasyona açıktır. Mezhep için komşu mahalleler birbirlerine katliam uyguluyor Irak ta, ortaklaşa işgalci güçlerle savaşacaklarına. Ki benim inançlılarla sorunum yok. Kaç defa da yazdım. Bilimsel camianın yarısına yakın inançlı insanlardır. Evrim teorisini geliştirenler dahil. Fakat inançlarını amerikadaki organize dinciler gibi her yerde hakim kılmaya çalışmıyorlar.

    Sizin bahsettiğiniz dönemde ilginçtir. O dönemde heryerde din var. Ortaçağ dinsel yobazlık yüzünden karanlığa batmıştı,ama arab dünyasının parlak dönemlerini yaşıyordu. Sonra ne oldu? Avrupa dinin etkisinden kurtuldu ve aynı yobazlığa arab alemi bulaştı. Mutezileler, Farabiler, İbni Sinalar gitti yerine Gazali gibileri geldi. Parlak dönem bitti bugün hala tecrübe ettiğimiz cahilliğin kol gezdiği ortam kaldı. 2000 yılını geçmişiz ve bugün bile hala yüzbinlerce kızın hayatı karartılıyor sünnet diye. İnsanlar asılıyor kesiliyor, her türden cahillik kol geziyor, işgalci güce karşın birlik bile olamıyorlar birbirlerini yiyorlar. Amerikanın pis işlerinin arka bahçesine dönüşmüş durumda. Artık petrol bitmeden, dinin herşeye nüfus eden etkisi azalmadan oralarda parlak birşey çıkmaz bu saatten sonra. Oralardan kaçıp gelen tonlarca Iraklı Filistinli İranlı arkadaşım var. Hepsi aynı şeyi söylüyor…

    Mustafa Akyol un iddiasına gelince. O insanlardan kim nereden görecekmiş onun sitesini? Şahsen tanıyorsanız, benim bir arkadaşım teklif etti o yazısında. Yorumunu yayınlamadı ama, bir hatırlatıverin tanıyorsanız. Yukarıda bahsettiğim Novo Nordisk de çalışan Türk bir arkadaşım var genetik konusunda, oda pek üzülüyor memleketin bu durumuna. Ayarlayın bir ortam yapılsın bir tartışma? Ayarlayabilirmisiniz? Ben arkadaşı ikna edebileceğimi düşünüyorum.

  81. Sinan Bey

    Esas ben sizin satırlarınız okudukça zeki olmanın herşeye yetmediğini görmekten hicap duyuyorum…

    ”Bugünkü akademinin hali 3-5 pozitivistin yüzünden değildir. YÖK denen askeri darbe ürünü baskıcı bir organın, devletin ideolojisine göre insan yetiştirme programının sonuçlarıdır bugün gördüğümüz. ”

    3-5 mi dediniz sizin kadar eskinin tabiri ile nalıncı keseri biri görmedim Da Vinci hariç..Lütfen gelin ben sizi ağırlayayım Türkiyeye ve elimizde anketle Trükiyenin en büyük 10 üniversitesini dolaşalım Profesör,Doçent ve Y.Doçentlere neyi savunduklarıı soralım :) sonuç sizi çok ama çok üzer. 80’den sonra Anadoluda açılmış ve Yüksek liseden gayrı bir konumu olmayan kurumlarda durum sizin dediğiniz gibi olabilir ki bunlarında hepsinin değilde çoğunun öyle olduğunu düşünelim.Çünkü atamalar bugüne kadar hangi görüşün siyasi çıkarına göre yapıldı ortadadır.Uğrayacağınız hayal kırıklığına değer sanırım gelin hodri meydan…

    Avrupa Meselesinde Nuray Hanım hiçde yanılmıyor.Aksine Prof.İlber Ortaylı Hocamın kitaplarında özellikle Avrupa Birliği ile Türkiye ilişkilerini konulandırdığı kitaplarındaki söylemin nerdeyse aynı paralellikte bir söylem.Bugün Avrupanın özellikle İskandinavya ve Germenlerin kendi kendini tekrar eden bir eğitimin içinde kısır döngü yaşadığını ama aksine Amerika ve İsrail hatta Japonyanın akademik olarak kıta Avrupasının fersah fersah geçtiğini belirtiyor.Bu kitaplar; Devlet Bürokrasimiz olan Dış işleri, DPT ve müsteşarlıklardaki bürokratlara verilen briefinglerden ders notlarından teşekkül edilmiş kitaplar.İlber Hocanında bir akademisyen olarak Dünyadaki konumunuda düşünürsek size katılmam için geçerli bir sebep yok.Ayrıca benimde tanıdığım bir kaç Avrupalı akademisyeninde bilgi konusundaki sığlığı bu görüşü sağlamlaştırmıştır.Bu sebeple size elbette yine katılmıyorum.Dİleyen İlber Hocanın Avrupa ve Biz ve Kırk Ambar sohbetleri adlı kitaplarını okuyup fikir edinebilir.

    Ayrıca o metini ben siz verdiğiniz için size karşı ucuz argüman oluşturmak için kullanmadım.Siz bir paragrafta o müthiş alakasız yorum çıkartma kabiliyetinizde kullanarak bir söylem ortaya koyuyorsunuz.Bakın hiçte derin bir algıya ve yorum gücüne sahip olmadan doğrudan okunarak anlaşılabilecek şekilde (ki Einsteinın üslubu genelde bu değil) kendisi aynı metinde neler diyor.Elbette başını ve sonunuda okumak gerek bu alıntının daha iyi kavranması için bağlamdan kopmaması için ama bence bu alıntı bile metnin özetini veriyor;

    ”For science can only ascertain what is, but not what should be, and outside of its domain value judgments of all kinds remain necessary. Religion, on the other hand, deals only with evaluations of human thought and action: it cannot justifiably speak of facts and relationships between facts. According to this interpretation the well-known conflicts between religion and science in the past must all be ascribed to a misapprehension of the situation which has been described. For example, a conflict arises when a religious community insists on the absolute truthfulness of all statements recorded in the Bible. This means an intervention on the part of religion into the sphere of science; this is where the struggle of the Church against the doctrines of Galileo and Darwin belongs. On the other hand, representatives of science have often made an attempt to arrive at fundamental judgments with respect to values and ends on the basis of scientific method, and in this way have set themselves in opposition to religion. These conflicts have all sprung from fatal errors. Now, even though the realms of religion and science in themselves are clearly marked off from each other, nevertheless there exist between the two strong reciprocal relationships and dependencies. Though religion may be that which determines the goal, it has, nevertheless, learned from science, in the broadest sense, what means will contribute to the attainment of the goals it has set up. But science can only be created by those who are thoroughly imbued with the aspiration toward truth and understanding. This source of feeling, however, springs from the sphere of religion. To this there also belongs the faith inthe possibility that the regulations valid for the world of existence are rational, that is,comprehensible to reason. I cannot conceive of a genuine scientist without that profound faith. The situation may be expressed by an image: science without religion is lame, religionwithout science is blind. Though I have asserted above that in truth a legitimate conflict between religion and science cannot exist, I must nevertheless qualify this assertion onceagain on an essential point, with reference to the actual content of historical religions. This qualification has to do with the concept of God.”

    ”İkncisi siz genetik biliminin evrim teorisine karşı kanıt sunduğunu ima ediyorsun. Bunun ne kadar yanlışolduğunu bilemezsiniz. Biyoloji de tam bir bigBang yaşanıyor bilgi konusunda, evrim teorisi gittikçe daha güçlü bir teori haline geliyor. Bu arada bende matematiksel çalışma model istediniz, karşılığında bildik arn discovery linkleri verdiniz. İsterseniz daha çok bulabilirim. Yok demekle yok olmuyor.”

    Sayın Sinan gerçekten hakaret manasında söylemiyorum ama sizde bir çeşit scoptoma yada algı bozukluğu olmalı.Benim evrimle alıp veremediğim bir durumun olmadığı aşikar en az sizin kadar evrimin bilimsel gerçekliğini herkese karşı savunurum.Ayrıca Biyolojide big bang deyip büyük patlamanın sizin algıladığınız şekildeki materyalist bilim algısına indirdiği darbeyi görmezden gelip birde onu sanki bu patlama ile moleküler biyolojide Darwinizm kutsanmış şeklindeki sunumunuzun elle tutulur bir tarafını göremiyorum.Aksine Flagella gibi yapıların içinde ki motor yapılarını gördükçe dışarda teknoloji ile gerçekleştiebildiğimi fabrikaları, yolları, makineleri hücre içindede keşfedince olayın şekli değişti. Akıllı Tasarım 1975 öncesi pek adı sanı anılan yada var olan bişey değildi. Darwinin kara kutusu gibi bir kitabı bırakın W.Paleyin kitaplarından başka bir şeyi yoktu sayılır.Fakat moleküler dünyaya adım attıkça elektron mikroskobunun gösterdiği dünyanın makro evrenden daha az ilginç ve karmaşık olmadığını kavrayınca sanırım AT benzeri düşünceler peydahlandı ve 1980lerin ortasında M.Denton gibi bilim adamalrının yazığı kitaplar bu hareketin resmi başlangıçını teşkil etti.Yani durum sizin anlattığınızın zıttı.Zaten AT içindeki tarihsel gelişimde bunu göstermekte…

    Bizim karşı çıktığımız yönlendirilmemiş kör süreçlerin hayatın bu karmaşıklığını oluşturamayacak kadar akıl dışı olasılıklara dayandığıdır. Bunu tüm materyalistler azçok görsede Tanrı fikrinin kendilerinde oluşturduğu tiksindi ve psikolojik rahatsızlık sebebiyle bu olasılık dışılıkları gene Darwinizmi Alice harikalar diyarında gerçekleştirilebilecek olgular olduğuna inanmaktadırlar.(Buna birçok örneği Darwincilerin materyalist kökeni adlı makalemde verdim.Dennet ve Dawkins sağolsunlar bu konuda yani nefret kusma konusunda çok mahirler.) Nuray hanımında çok isabetli bir şekilde değindiği gibi bu bir ”inançtır”.İnanç olarak seçim hakkı olarak buna saygım var, fakat bunu DArwinizm=Bilim şeklinde tahakküm halinde sanki bir toplum mühendisliği şiarı ile :) yaymaya kalkarsanız işte orda yapılan bu eyleme karşı rasyonel çıkarımlarla karşı duranlar olacaktır.Sizin dininiz size bizimkide bize …

    Ayrıca matematiksel modelleme denilen olgu bir teori içinde farklı durumlardaki her açıklama için uygulanabilir olmalıdır.Sizde bunu Darwinizm için bir ütopya olduğunu biliyorsunuz.Avida yada bazı adaptasyon denklemlerini matematiksel model diye sunmanız çok kötü hem matematik çok kullanılır diyorsunuz zatınızca.Matematiksel modelleme kurumsallaşmış bir açıklama gibidir her durumda her koşulda uygulanabilir ve sonuçları teorinin temel ilkeleri ile uyum içersinde olmalıdır.Bunu sağlayan benim bildiğim en bilimsel teoride Büyük Patlama teorisidir.Temel ilke bazında söylediği her şeyi matematiksel olarak ortaya koyabilmiştir ki materyalist bilim bile hiçde istememiş ve hala hazmedememiş olsada kabul etmek zorunda kalmıştır…

    ”Verdiğiniz listeye gelince. Heryerden varlar, doğruda. Bunun bilim camiası içersinde ne kadar mikroskobik bir liste olduğunu biliyormusunuz? 10.000 kişi olsa ne olacak? hiçbirisinin bilim düyasında ikna edici, bilimsellik anlamında varlık gücü yok. Sadece amerikada milyondan fazla akademisyen var. En önde gidenleri Behe ve onunda durumu bellidir. Meşhur oldu, ID ci konferanslara davet ediliyor filan ama bilimsel camiada gülünç bir durumda. ”

    Michael Behe’nin Shapiro ile olan ilişkisi hakikaten ilginçtir.Shapiro bir yazısında şöyle diyor;

    I felt that Professor Behe’s book has done a better job of explaining existing science than others of its kind. I agree with him that conventional scientific origin-of-life theory is deeply flawed. I disagreed with him about the idea that one needed to invoke intelligent designer or a supernatural cause to find an answer. I do not support intelligent design theories. I believe that better science will provide the needed answers.

    Sincerely yours, Robert Shapiro…
    http://www.pandasthumb.org/archives/2005/10/robert-shapiro.html

    Shapiro’nunda geleceğe dair bir olasılıksal inançı var.Fakat sitemdede yayınlanan makalesinde olduğu gibi gerçek bilim adamına yakışır bir vicdani tutumda sergilemiyor değil.

    Bilimsel camiia gülüyormuş filan diyorsunuzda hangi bilimsel camia sanırım dogmatik Darwinistler :) yani bilim insanlığından önce ateist olan güruh..evet akademik dünyada bu tip Darwinci alabildiğine çok. İşte bunlardan bizim hangilerini muhattap almamız gerekiyor sorusu ortaya çıkıyor.O kadar popülasyonun içinde kimi ciddiye alalım? Bizde saygınlığı ile bilimsel literatüre geçmiş çalışma sayısının çokluğuna bakarak belli başlı bilim insanlarını bu konuda ciddiye almalıyız öyleyse. Hadi öyle yapalım ;

    Even secular scientists grant him grudging praise. Alan Wolffe at the National Institutes of Health does not share Behe’s notion of intelligent design, yet he praises the quality of the book’s argument, saying that it “exposes our lack of knowledge concerning biochemical evolution.” Robert Shapiro at New York University, author of Origins: A Skeptic’s Guide to the Creation of Life on Earth, says Behe “demonstrates clearly that current scientific theories cannot tell us the way in which this complexity [of life] arose from non-living matter.”” 1

    Bana pekde gülüyorlar gibi gelmedi…neyse sizinkiler gülüyordur bisküvilerini çayla yudumlarken.Eraly grey olsunda kaliteleri artsın diyelim..

    Türban yada baş örtüsü konusunda sizi gerçekten muhattap alasım yok çünkü kusura bakmayın hiç birşeyden haberiniz yok, belirli bir alaka bile kuramıyorsunuz.Mustafa Bey bu konunu Türkiye içindeki durum güzel bir şekilde ortaya koymuş;

    http://www.mustafaakyol.org/arsiv/2007/02/turkiyedeki_dinbilim_ikilemini_yeniden_dusunmek.php

    Tabi ordaki her görüşe katılıyorum manası çıkmasın sadece din-bilim ekseninde alın konuyu…hani siz demiştiniz ya dinci bu üniversitelerin kadrosu ondan bilim yapılmıyor diye :) çok belli oluyor hakikaten :)

    Irkçılık olayı Watsonın yaptığı menfi olayla gündeme mi gelmiş.Sadece kutlu tesadüf :)( ki Darwincilerin Tanrısının güzel isimlerinden biridir..) biz bahsederken yapacağı tutmuş Darwincinin tekinin. Lütfen dediğim gibi size belgesi ile gösterdik hatta dedik darwinin mektuplarını okuyun oda yetmezse scholara gidin oda yetmezse Sömürge valilerinin ozamanlar Darwin teorsini ile ilgili neler söylediğini nasıl sevinçle karşıladığını okuyun….sonra bugünle Nuray Mert hanımı gösterdiği bağlantıyı belki kurabilirsiniz.Zekisiniz evet ama bağlam kabiliyeti açısından kör olma ihtimaliniz yüksek!

    ”Mustafa Akyol un iddiasına gelince. O insanlardan kim nereden görecekmiş onun sitesini? Şahsen tanıyorsanız, benim bir arkadaşım teklif etti o yazısında. Yorumunu yayınlamadı ama, bir hatırlatıverin tanıyorsanız. Yukarıda bahsettiğim Novo Nordisk de çalışan Türk bir arkadaşım var genetik konusunda, oda pek üzülüyor memleketin bu durumuna. Ayarlayın bir ortam yapılsın bir tartışma? Ayarlayabilirmisiniz? Ben arkadaşı ikna edebileceğimi düşünüyorum.”

    Nereden mi görecekmiş şöyle başlayalım;Kendisi aralıklarlada olsa Radikal,Zaman, Referans gazetelerinde yazmaktadır.Ayrıca düzenli olarak hafta 3 kez Star ve Turkish Dayly newsde de yazmaktadır.Sitesi Türkiyede en çok ziyaret edilen bloglardandır ve Türk gazetecileri içinde ilk blog sahibi olanlardandır.Ayrıca ceviz kabuğuda dahil bir çok tartışma programında Darwinci bazı proflarla tartışmış(Ali Demirsoydu sanırım) evine göndermiştir. Tabi sizin o 700 içinde tanıdıklarınız vardır artık gazete okuyup Tv seyredip nete girmiyorlarsa tabi bilemeyiz:) Elbette elimden geleni yaparım ,Sanırım Mustafa Beyde çok sevinecektir.Şimdi yurt dışında olabilir İntelligent Design Network toplantıları başlayacak.O kadar cesur yüreğin arasından birinin çıkmamasından sonra olsun bunlada idare ederiz:)

    1.http://www.arn.org/docs/pearcey/np_bc1296.htm

  82. Çünkü atamalar bugüne kadar hangi görüşün siyasi çıkarına göre yapıldı ortadadır.Uğrayacağınız hayal kırıklığına değer sanırım gelin hodri meydan

    Hangi görüş müş o? Solcu ateist filan mı diyeceksiniz? Devletin faşist zihniyetine uygun insanlar atanmıştır. Bu açıktır, bunun tartışılacak şeyi yoktur. Din dersleini zorunlu kılan zihniyet ile aynıdır.

    Avrupada yaşıyorum Mustafa bey. Hem türkiyede hem Avrupada yüksek eğitimi biliyorum. Gerçeklikten kopmayın lütfen. Sadece danirmarkada toplam ülke çapında 1200 civarı Phd vardır. Sadece bu kadardır. 10 civarı üniversite vardır. Türkiyenin toplam bilimsel üretiminin kat kat fazlasını yapmaktadır. Ana ihraç mallarının önemli bölümü teknolojidir. Teknoloji ayrı, akademi,bilim üretimi ayrıdır. Örneğin vrupada yüksek eğitim alan birçok kişi, amerikaya gider. Çin e giden binlerce insan var.

    Einstein alıntınıza gelince. Bu yazının bütününe ilk kaynağı veren benim. Sizin teistik anlayışınıza destek çıkmıyor oradan. Einstein a “a pious atheist” denmesinin sebebi bizzat bu söylevidir. Anlamıyormusunuz yazının bütününde adamın ne dediğini?
    bilime, bilme eylemine, rsyonaliteye dinsel bir anlam yüklüyor. Böyle bir “inancın” olmaması durumund bilimsel eylemin sayı toplama çıkarma düzeyinde birşey olacağını, büyüsünün kaçacağını söylüyor. Aynı yazı içersinde moral değerlerin dinsel kökenli olması gerekmediğini yazıyor. Aynı yazı içersinde doğaya öyle yada böyle müdahale eden bir tanrıyı redediyor. Aynı yazıda ölümden sonra hayata karşı çıkıyor. Aynı yazıda cezalandırıcı bir tanrının neden mantıksız olduğunu yazıyor. “AÇIKTIR” adamın durduğu yer. Aynı yazının tümünü okuyun lütfen, oraya buraya çekiştirilecek bir şeyi yok. Adamın dinden kastettiği şey bellidir. Nuray Mert gibilerinin despotluk dediğidir.

    Sayın Sinan gerçekten hakaret manasında söylemiyorum ama sizde bir çeşit scoptoma yada algı bozukluğu olmalı.

    Siz evrim teorisine karşısınız Mustafa bey! Algı sorunum yok. “evrilebilme” demiyorum, modern bilimin evrim teorisinden bahsediyorum. ID evrim teorisi filan değildir eğer ona inanıyorsanız.

    Ayrıca Biyolojide big bang deyip büyük patlamanın sizin algıladığınız şekildeki materyalist bilim algısına indirdiği darbeyi görmezden gelip birde onu sanki bu patlama ile moleküler biyolojide Darwinizm kutsanmış şeklindeki sunumunuzun elle tutulur bir tarafını göremiyorum.

    Allah allah. Nasıl mış bu? bilimin göremediği neyi gördünüz mustafa bey? Siz yoksa unified (relativity+quantum) bir fizik teorisi mi geliştirdiniz? BigBang e theistic anlamlar yüklenmesine bayılıyorum :) Fakat eğlencelik şeylerden öteye gitmiyor maalesef. Her dönem tanrı anlayışınıza kanıt gösterecek iconlarnız var. Mustafaakyolun sitesinde evrimi tanrıya delil olarak gösteren bir kişi vardı, kurandan alıntılarla. Ciddiye alınır bir tarafları yok.

    Bizim karşı çıktığımız yönlendirilmemiş kör süreçlerin hayatın bu karmaşıklığını oluşturamayacak kadar akıl dışı olasılıklara dayandığıdır.

    Evrim teorisi böyle birşey demez. Ben evrimciyim demeyi bırakın yani. Maalesef modern bilim fena halde yanıldığınızı söylüyor. Japonya üniversitelerine gidin isterseniz, yada Israel e, yada amerikaya. Nereye giderseniz gidin. “Sorry dude, you are wrong” dyeceklerdir. Geçen yorumnuzda İsrail filan diyordunuz. Bakınız İsralli bilim insanları nelerle uğraşıyor.

    Google dakilerde sizin dedikleriniz gibi materyalist ler sanırım.

    Bunu tüm materyalistler azçok görsede Tanrı fikrinin kendilerinde oluşturduğu tiksindi ve psikolojik rahatsızlık sebebiyle bu olasılık dışılıkları gene Darwinizmi Alice harikalar diyarında gerçekleştirilebilecek olgular olduğuna inanmaktadırlar.

    Artık bunu tekrar etmekten bıkmadınız mı? Sizi şunu açıklamaya davet ediyorum. Evrim teorisini geliştiren ve savunanlar arasında neden o kadar inanç sahibi insan vardır? Hemen hemen yarısı inançlı insanlardır. Eğer açıklamanız yoksa bu tarz iddialarınız açısından konu kapanmıştır bana göre.

    DArwinizm=Bilim şeklinde tahakküm halinde sanki bir toplum mühendisliği şiarı ile :)

    Toplum mühendisliğini öğrenin bence, alakası yok. 12 Eylül bir topluö mühendisliğidir. Sonuçları da bugnkü yaşadıklarımızdır. Aman komünizm geliyor insanlara din öğretelim dir toplum mühndisliği. Demokratik hakları törpüleyip ülkenin kilit noktalarına bu zihniyeti devam ettirecek insanları yerleştirmektir.
    İkincisi, Bilim “natural explanations” arar. Evrim teorisi natural explanation arar. Olay bu kadar basit. Bununla sorununuz var ise Bilimle sorununuz var demektir.

    Ayrıca matematiksel modelleme denilen olgu bir teori içinde farklı durumlardaki her açıklama için uygulanabilir olmalıdır.

    Mustafa bey ne diyorsunuz siz? Bu nasıl bir iddia böyle? Örneğin yer çekimine ilişkin matematiği elektromanyetiama için mi kullanayım!?!?
    Size matematiksel model verdim yukarıda. Yanlış ise, yada İtirazınız varsa bakalım. Başka isterseniz ona da bakalım. Değilse uğraşmayınız illa da karşı çıkmak için.

    Shapiro hakkında da,

    Shapiro’nunda geleceğe dair bir olasılıksal inançı var.

    hehehe :) Origin-of-life dan bahsetmiyoruz. Büyük bir ödül konulmuş bir alandır ve her kafadan bir ses çıkıyor. Bunu da kabul eden tonlarca insan vardır. Onun dışında, Robert Shapiro diğer namuslu bilim insanları gibidir. Namuslu olmayan tutum, Telefon görüşmesini peer-review gibi göstermektir.

    Bilimsel camiia gülüyormuş filan diyorsunuzda hangi bilimsel camia sanırım dogmatik Darwinistler :)

    Mustafa bey aynı şeyi tekrarlıyorsunuz. Düntanın bilim dünyasını 99% başlıca bütün üniversiteleri evrim teorisini bilimsel sağlam bir teori kabul eder. Gülen bilimsel camianın tümü yani Mustafa bey. Eğer yanlışım varsa gösterin,ufak bir liste ile değil ama. Yoksa benim açımdan bu konuda kapanmıştır.

    yani bilim insanlığından önce ateist olan güruh
    Ateizm bir ideoloji değildir. İnsan doğduğunda ateist doğar. Doğal bir haldir. Sadece sizin değil dışarıdaki tonlarca dinden hiçbirisini seçmeme durumudur. Özgür bırakılan insanlar genelde ateist olur. Nüfusunun büyük bölümü ateist inançsız olan toplumlara bakın, tıkır tıkır. Suç oranları düşük, sosyal standardlar yüksek, sakatlar bile çalışıyor. İskandinav ülkelerine bakınız örneğin… Gerçek hayat Musta bey, gerçek hayat..

    hani siz demiştiniz ya dinci bu üniversitelerin kadrosu ondan bilim yapılmıyor diye :) çok belli oluyor hakikaten :)

    Yazdıklarımı doğru anlayın Mustafa bey. Üniversitelerdeki hocaların üniversitelerin hiçbir etkisi yok dedim size. Demokratik tüm kanallar kapanmıştır dedim. Tüm hocaların hepsi dincidir demedim. Arada fark var. Hocaların hiçbir etkisi yok, rektör seçimlerinde bile etkileri yok. Resmi ideoloji herşey, hocalar ve öğrenciler hiçbirşey. Bu sistemde baskı gören bi türbanlılar değil yani. 80 den sonra tonlarca insan baskı görmüştür hala da görmektedir. Kaç tane türbanlının dipciklerle yerlerde süründürülerek polisden, güvenlikten dayak yediğini gördünüz? Kaç türbanlı cop ile göz altında tecavüze uğradı acaba? O yüzden dediklerim lakalı Mustafa bey, sizin bildiğinizi zannettiğiniz süreci de gayet iyi biliyorum, bir ayağımız memlekette.

    Türban konusunu ise gayet iyi biliyorum. Söylediklerimdeki yanlışı göstermektense aynı üslubu devam ettiriyorsunuz. Yanlış hatırlamıyorsam 98 yılında DTCF deki bir türban eyleminin organizatörüydüm. O eylem tüm diğer kesimlerdeki, solcular dahil, öğrencilerin destek verdiği bir eyelem idi. DTCF orta bahçeden ana kapıya kadar. Neler dönüp bittiğini biliyorum yani. Mustafa bey ve islamcı liberal arkadaşları da biliyoruz ve neler savunduklarınıda. 80 sonrası ülkücülükten liberalliği keşfeden babasını da biliyorum. Hudson institute tarzı neo con aşırı sağ amerikanlarla ilişkileri ve büyük uyumu da biliyorum. bu enstitülerin verdiği stipendiumlar vs. ler. Zaten ülkemize ID hep buralardan geliyor. Amerikan tink-tanklerinin ülkemizde tarihi köklüdür.

    Irkçılık konusunda da aynı yöntemlere başvuruyorsunuz. Evrim-teorisinin ırkçılıkla alakası yoktur. Bugün evrim-teorisinin arkasında olan tüm bilim dünyası ırkçılık ile ilişkili değildir. Bu kadar basit. Dinin çok etkili olduğu ülkeler, inançlı oranının yüksek olduğu ülkelerde, bu oranın düşük olduğu ülkelere kıyasla suç oranlarında muazzam fark vardır. Amerikan toplumunun 15% civarı inançsız iken, ceza evlerindeki inançsız oranı 0.8% dir. Bunlardan yola çıkarak, dinler insanların suç işlemesinde etkindir dersem sizin yaptığınızdan farklı birşey yapmış olurmuyum? Hem bak ben istatiksel verilerle geliyorum, tek bir kişi ile değil.

  83. Sayın Sinan Bey

    Çoğu yazdığınız gerçekten iflah olmaz bir materyalist darwinist olduğunuzu gösteriyor. Watson gibi bugünkü genetik bilminin temellerini atmış bir bilimadamının yaptığını sıradan bir bilimadamının yaptığı gibi göstermeye çalışıyorsunuz.Oysa Watson gibi bilimadamlarının makaleleriyle sözünü ettiğiniz bilim dünyası Neo-Darwinismi kucakladı.Şurası açıkça görülmüştür ki; Darwin kendi mezardan kalkıp gelse ve söylese tasarım vardır ve dolayısıyla tasarımcıda vardır. Siz yinede kabul edemezsiniz yapınız müsait değil.Benim Evrime karşı olduğumu söylüyorsanız zaten sizinle entellektüel bir tartışmaya girmek gerçekten abesle iştigal…

    Yukarıdaki itirazlarda sadece bilimsel içerikle ilgili olanlara cevap vermeye gayret edeceğim.Çünkü konu başka yerlere kaymakta.İlk olarak ırkçılık konusunu ele alalım. Sizin Türk olduğunuzu düşünüyorum eğer bir Türk iseniz şu satırlardan rahatsız olmuyorsanız ve hala Darwin ve Darwinizmin kökleri faşist değil diyorsanız sizle neyi tartışabiliriz ki? ;

    http://wiki.answers.com/Q/What_role_did_Darwinism_racism_and_nativism_play_play_in_the_Holocaust_and_American_internment_of_Japanese_Americans

    Bundan da bir kendinize göre anlam çıkarırısanız bulursanız , ben artık ancak zekanızdan gerçek anlamda şüphe ederim.

    Einstein’la ilgili görüşünüz için o kelimeleri okuyup da ateist diyen biri herhalde yukarıdaki metni okuyup Darwine Türk dostu der:) bu sebeple daha fazla bu konu üzerinde de konuşmaya değmez..

    Sorumuzu soralım …

    Bir Matematiksel Model Nedir?: “Model” tanımlaması zor bir kelimedir çünkü birçok anlamı vardır.Hem özne hemde yüklem olarak kullanılabilir ve ayrıca hem matematiksel modellemenin bütününü hem de onun parçalarını ifade eder.“Model” kelimesi basit anlamıyla hem basitleştirilmiş tahminler hem de değişkenler arasında olduğu varsayılan ilişkiler için kullanılır. Model, veriler, kavramlar, ilişkiler, şartlar ve varsayımlar matematiksel forma dönüştürüldüğü zaman sonuç verir. Bu, soruları cevaplamak ve durumları anlamak için kullanılan yapıdır. Temsil ettiği çalışan bir makinenin devinimlerini taklit eden bir ‘çalışma modeli’ gibidir. Örneğin ekonomistlerin ve meteoroloji uzmanlarının modelleri şöyledir. Hangi değişkenlerin önemli olduğu ve hangilerinin göz önünde bulundurulmasına gerek olmadığına dair bazı saptamalar yaparlar. Değişkenler arasındaki matematiksel ilişkiyi belirlerler ve bunları, bir çözüm elde edebilecekleri noktaya gelene kadar matematiksel olarak dönüştürürler. Matematiksel modelleme, orijinal gerçek problemin anlaşılmasından başlayıp bir model kullanarak ”öngörüler ” yapılabilmesine kadar süren bütün süreci kapsar. (1)

    Birde ekonomik iktisadi modellerden bahsediyorki Malthus aklıma geldi :) Son cümle çok can sıkıcı değil mi? Matematiksel bir modelin ön görü yapabilmesinden bahsediyor… Darwin’in kör süreçleri daha önünü göremiyorken şans yordamıyla iş kotarırken gelsin geleceği görsün isityorlar.Gerçi Darwincilerin hissiyatı kuvvetlidir Dawkinsten biliriz.. böyle olmuş olmalı bu şekilde olmuştur bu sebeple buna dönmüştür, hoplamıştır, zıplamıştır… Yahu bilimsel bir teorinin öngörülebilirlik ilkesi olması lazımmıydı acaba? matematik diyor ön görülebilirlik diyor..Darwinizmin ön görülebilirliği var mıydı ki?Yoksada icat ederiz değil mi Sinan Bey…

    Yorumunuzda daha çook malzeme var ama bu kadarı yeterde artar zamana yazık ! Varsayalım ki (Darwinizmin popüler mottolarındandır) Darwinizm matematiksel olarak modellendi ve şaşmazlığı kanıtlandı o zaman faşizm kendine rasyonel ve bilimsel bir zemin bulmuş olmaz mı ? Neyse artık ırkçı bir teoriye kılıfı nasıl buluruz bilmem ama illaki bulursunuz..

    Not; Günlük haberlerimi okurken bakın bir de ne göreyim rastlantı sonuçu, meğer Darwinizm öngörüde bulunabiliyormuş bakın ama nasıl :) ;

    http://www.ntvmsnbc.com/news/424419.asp

    1.http://72.14.253.104/search?q=cache:AcHVByOgdZEJ:www.imo.hacettepe.edu.tr/MATEMATiKEGiTiMBELGELERi/matematiksel_modellemenin_ogretilmesi.doc+matematiksel+model+nedir+%3F&hl=tr&ct=clnk&cd=10&gl=us

  84. @MAA
    Bakın Einstein makalesinde ne diyor:

    Though I have asserted above that in truth a legitimate conflict between religion and science cannot exist, I must nevertheless qualify this assertion once again on an essential point, with reference to the actual content of historical religions. This qualification has to do with the concept of God. During the youthful period of mankind’s
    spiritual evolution human fantasy created gods in man’s own image, who, by the operations of their will were supposed to determine, or at any rate to influence, the phenomenal world. Man
    sought to alter the disposition of these gods in his own favor by means of magic and prayer. The idea of God in the religions taught at present is a sublimation of that old concept of the
    gods. Its anthropomorphic character is shown, for instance, by the fact that men appeal to the Divine Being in prayers and plead for the fulfillment of their wishes. Nobody, certainly, will
    deny that the idea of the existence of an omnipotent, just, and omnibeneficent personal God is able to accord man solace, help, and guidance; also, by virtue of its simplicity it is accessible
    to the most undeveloped mind. But, on the other hand, there are decisive weaknesses attached to this idea in itself, which have been painfully felt since the beginning of history. That is, if
    this being is omnipotent, then every occurrence, including every human action, every human thought, and every human feeling and aspiration is also His work; how is it possible to think
    of holding men responsible for their deeds and thoughts before such an almighty Being? In giving out punishment and rewards He would to a certain extent be passing judgment on Himself. How can this be combined with the goodness and righteousness ascribed to Him? The main source of the present-day conflicts between the spheres of religion and of science lies in this concept of a personal God.

    Buna ek olarak şöyle diyor:

    To be sure, the doctrine of a personal God interfering with natural events could never be refuted, in the real sense, by science, for this doctrine can always take refuge in those domains in which scientific knowledge has not yet been able to set foot. But I am persuaded that such behavior on the part of the representatives of religion would not only be unworthy but also fatal.

    Ayrıca Wikipedia’daki Einstein maddesindeki dini görüşleri bölümüne bakarsanız Einstein’ın bir teist olmadığını açıkça görürsünüz.

    Benim göstermek istediğim şey Einstein’ın bir teist olmadığıdır. Eğer buna bir itirazını yoksa benim için sorun yok. Umarım Antony Flew’un teist olduğunu gibi absürd bir iddiada bulunan Mustafa Akyol gibi siz de Einstein’ın teist olduğunu iddia etmezsiniz.

    Bu arada son mesajınızda öngörüden bahsetmişsiniz. Buyrun size tamamı ortaya çıkmış ve bilimsel olarak desteklenmiş 30 adet öngörü ve tahmin: http://www.talkorigins.org/faqs/comdesc/

    Peki AT’nin öngörüleri, tahminleri nerede? Bu öngörüler ışığında yapılan bilimsel araştırmalar nerede?

  85. Sayın Da Vinci

    Yorum yazmak için yazmasak.Durum sizler acısından zaten çok vahim :)) yinede belirtmeliyim yorumlarınızı büyük bir zevkle okuyorum. Şimdi yorum güzel bir şeydir anlama zenginlik katar fakat sizlerdeki yorum güçü en basit olanı bile çarpıtmaya yönelik olduğundan , nalıncı keseri işlevi olduğundan ne yapsak faydasız. Mezardan gelse dese ne değişir. Mustafa Beyle aranızdaki Anthony Flew olayını bilmiyorum ama üstat artık deistim demiş yani sizden epey uzaklaşmış, alakasını kesmiş;

    In an interview with Joan Bakewell for BBC Radio 4 in March 2005, Flew rejected the fine-tuning argument, and retracted his earlier claims that the origins of DNA could not be explained by naturalistic theories. However, he restated his deism, with the usual provisos that his God is not the God of any of the revealed religions:[9];

    http://www.bbc.co.uk/religion/programmes/belief/scripts/antony_flew.html

    Bu röportajda hani siz origin of life ile theory of evolution ne alaksı var geyiği yapanlardansınız ya sizin canınızı çok sıkıcak şeyler söylemiş sayın Flew;

    ”Well Darwin presumably believed himself that it was breathed by the deity, and a great many people – not only me -were shaken by the enormous complexity of DNA, and wondering whether it would ever be possible to produce a naturalistic theory there. I believe that it has now begun to…

    Q The argument that you pursue is that at, as it were, the beginning of the development of life, which Darwin expounds and you accept his exposition…

    A No he’s only expounding the origin of species you know. He offers us really, in this fourteenth chapter, the starting point of his whole theory. But that starting point is a thing that still needs a naturalistic explanation. And many people after the findings of DNA looked around and wondered whether they’d ever be able to find it, and thought it would simply be impossible to do it. Well it isn’t.

    Q And what you believe, what you argue in the text that I have read is that there is no explanation for how that life began from no life.

    A Yah. Well the really long introduction which I wrote for this book did express my own incredulity about this. The new one that will go in points to what has in fact been done, and indicates that my incredulity has stopped in the face of the evidence.

    Q You’re not going back on your statement though, about now believing in something called God?

    A Oh no. But I think it would be useful to everyone if I quoted a quotation from Einstein, who might be regarded as the Newton of the twentieth century in his importance. ‘Certain it is a conviction akin to a religious feeling of the rationality or intelligibility of the world which lies behind all scientific work of a higher order. This firm belief, a belief bound up with the deep feeling in ”a superior mind” that reveals itself in the world of experience, represents my conception of God.’ Well that seems to be an opinion which I would, which I could’ve added to the four statements from Einstein always indicating that he didn’t believe this God was interested in human behaviour in the original book.”

    Yani Einsteinla aynı yolda ilerliyor ama bu kesinlikle ateist bir yol değil artık…Esas bombayı kucağınıza verelim;

    Q So…let me get this right – you now believe that there was a prime, intelligent mover behind the world as it exists.

    A I think so. But I’m, y’know, I’m not going over big about this. I just think ‘OK well, allowing this and let’s call it Deism.’ Y’know, there’s been far and away more excitement about this than there ought to be, simply because people insist on interpreting atheism in this peculiar way.

    Einstein hususunda cümlelerin yoruma ihtiyaçı mı var ?

    ””Einstein- I’m not an atheist and I don’t think I can call myself a pantheist.”

    Herhalde kendisi ateistliğin, deist, teist yada diğer inançların ne olduğunu ne kastettiğini yada ne anlama geldiğini sizden iyi biliyordur. Sinan bey ilk ateist falan biri dedi sonra cosmic dindardır dedi sonra pious atheist dedi vs vs bu alıntının yapıldığı yerde yukarıdaki yorumumda sürüsüyle var dinle ve bilim üzerindeki görüşleri.. ama durun durun olmaz bu sizden iyi nasıl bilebilir kendini değil mi? :))

    Vah vah ! öngörülebilirlik ne onu daha bilmeden cevap yollamışız..Gönderdiğiniz linki daha kaç kere sağa sola durmadan yollayacaksınız ne söylediğimizin ve ne istendiğini bile farkına varamayacak durumdasınız demek.. olsun devam edin :)) evet hatta bakın nasıl bir bilimsel öngörüde bulunmuş Darwinciler..

    http://www.ntvmsnbc.com/news/424419.asp

    Darwinizm ve ırkçılık üzerine itiraz edememişiz:) alenen belli olan bu durumada itirazınızı bekliyorduk oysa yukarıdaki link hem öngörülebilirliğini hemde bu teorinin faşist altyapısını güzel bir şekilde ortaya koyuyor.Yoruma da lüzum yok okuyan herkesin anlayabileceği sadelikte…

    Daha önce vermiştik ama görememeniz doğal bir daha verelim kör saatçi tayfası için hakemli bilimsel yayınlarda Akıllı Tasarım ;

    http://www.discovery.org/scripts/viewDB/index.php?command=view&id=2640&program=CSC%20-%20Scientific%20Research%20and%20Scholarship%

    Evet sorularla başka yöne çekelim çünkü gerçekten kusursuz cevaplar aldık sizlerden kolay gelsin efendim siz teşrif ettikçe keyfimiz artıyor..

  86. :D Mustafa bey nasılca ustadan yazılanların üzerinden atlayıp yine aynı şeyleri diziyorsunuz. Ve “işte bak görün” gibi bir üslup ile insanların yazdıklarını küçük görme işini bırakın. Yukarıda Einstein ın tanrı anlayışı ile sizinkisi arasındaki fark açık değilmidir? El insaf!

    Ölümden sonra hayat yoktur
    İnsanlarla ilgilenen bir tanrı yoktur
    Moral degerler dinlerden bagimsizdir
    Doganin sureclerine mudahale eden, karisan bir tanri yoktur
    Var olan dinlerden, bilime katki saglayacak en yakin sey Budizm dir.

    Sizin anlayışınızı kuş ediyor büyük alim :) Açık değil mi. Daha da açalım mı?

    Irkçılık konusunda yine aynı yönteme başvuruyorsunuz. İnsanların yaptığı bilim ayrıdır, kişisel görüşeri yarıdır, falanca kişinin ne dediği ayrıdır. Sistematik değildir çünkü bunlar. Ayrıca o bilim adamının kişisel öngörüsüdür, bilimsel bir kaynak görmedim. Ki sizlerin teistik şeylerine bu bakışaçısı ile bakarsak bunlardan kat kat beter şeyler görürüz Mustafa bey. Aç Tevbe suresi 5 i ve insanların öldürülmesi gerektiğinden bahseder. Teistik öngörüler kıyamet gününden bahseder, yeryüzünün şimdiye kadar görmediği boyutta bir katliam dır. Eğer tek tek insanlara bakacak olursak dünyanın değişik yerlerinde inançları için başka insanların öldürülmesi gerektiğini vaz eder. Ve sadece 1-2 tane değil. Her dinden tonlarca insan var bugün. Öyle 1 tane bilim insanının 3 bin yıl için yaptığı öngörü ile kıyaslayamazsınız bunları. Resmen traji komik bu yaptığınız. Youtube a gir tonlarca imam var karınızı dövün vs. türü şeyler saydıran. İdam işkence cabası. Sadece müslümanlık değil, tüm dinlerde. İsrael de dinciler mülüman öldürüyor, insanları yerinden yurdundan ediyor. Kusura bakmayın ama, bu yönteminiz ters tepiyor. Sizin öyle 1-2 bilim adamı bulacağım derken ben size binlerce örnek bulabilirim. O yüzden just drop it.

    Bilgi vardır, bu bilgiyi kötüye kullanırsanız yada iyiye kullanırsınız. Ama bilgiyi yanlış yapmaz, o orada durur. Bir bilimi değerlendirirken kişilerin 150 önceki kültürel atmosferindeki fikirlerine bakılmaz. Boşverin yani bu milliyetci duygulara seslenme işini. Ucuz işler bunlar. Ona kalırsa Kuran da da, Hadi kitaplarında da Türkler e ilişkin iyi şeyler söylenmez. Tarih de müslüman arapların türklere karşı yaptığı katliamlar da biliniyor. Söyleyecek birşeyiniz olmadığı için bu tarz yöntemlere başvuruyorsunuz tabi. Anlayabiliyorum.

    ————————————————–
    “Siz, küçük gözlü, basık burunlu, yüzleri kalkan gibi, derisi üst üste binmiş olan toplumla öldürüşmedikçe kıyamet kopmayacaktır.”(Buhari)

    “Kıtalut-Türk” Hadislerinden. “Türklere karşı kıtal, kesinlikle olacak…” (Buhari, e’s-Sahih, Kitabu’l-Cihad/96)

    “Şu da kıyamet alametlerinden: Kıldan (keçe) ayakkabı giyen bir toplumla vuruşup öldüreşeceksiniz. Geniş yüzlü, yüzleri kalkan gibi üst üste binmiş derili toplumla vuruşmanız öldürüşmeniz kıyamet alametlerindendir. Biz, küçük gözlü, kızıl yüzlü, basık burunlu, yüzleri kalkan gibi, derisi üst üste binmiş olan Türklerle öldürüşmedikçe kıyamet kopmaz.” (Bkz. Buhari, e’s- Sahih, Kitabu’l-Cihad/95; Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’l-Fiten/66, Hadis No: 2912; İbn Mace, Hadis No: 4097-4098)
    ————————————————–

    Buldur böyle şeyler. Hepsi kaynaklı. Ondan sonra darwinin kişisel görüşlerinden “bilimsel” argüman çıkartacaksınız. Traji komik.

    İkincisi matematiksel model diye 2 google yapıp argüman geliştirme işini bence bırakın. Matematiksel model belirli bir sürecin matematiksel ifadesidir. İstediniz, ve size yukarıda birkaç link verdim matematiksel modele ilişkin. Okuyup bakın, varsa itirazınız bakalım. Yoksa kaçamak cevap vermeyi bırakınız. Öngörü işini de bırakın. Matematiksel model illa öngörü yapacak diye birşey yoktur. Öngörüyü teoriler yapar. Evrim-teorisinin de tonlarca öngörüsü vardır. Mesela sizin küçümseyip Behenin kanıt kabul etmek zorunda kaldığı şeyler öngörüdür. mutasyonların keşfedilmesi bir öngörüdür. bakteri ve virüslerin adaptasyonu bir öngörüdür. Genetiğin, DNA nın olmadığı günlerde, birşeyin bir şekilde bilgi aktarması gerektiğini bilmek bir öngörüdür. Miller in burada anlattığı şey bir öngörüdür (resmen adam dağıtıyor tüm ID yi). Bilimsel öngörü nedir bir öğrenin isterseniz. Öngörü illa geleceği görmek değildir. Teorinin “Logical consequence” lerinin doğrulanmasıdır.

  87. Sinan Bey

    Siz Türklükten bahsetmişsiniz ama galiba değilsiniz Darwin sizi rahatsız etmemiş gibi duruyor oysa hadisler etmiş hadislerin belli bölümünün tevatür ve senet zinciri zayıf olduğu belli iken (ki bildiğinizi bile sanmıyorum) Hadisler için kaynak verdiğiniz Buhari 21 Temmuz 810 milâdi tarih doğumlu yaklaşık Peygamberden 300 yıl sonra Doğmuş :) Darwinin sözleri ise kesin bizaati kayıtlı mektuplar yazmış adam sağa sola el yazısıyla ama sizi rahatsız etmiyor yoksa aynı görüştemisiniz ? Çünkü kendisi kendi teorisinin temeliyle bu görüşü ortaya koyuyor sanırım :);

    ”I could show fight on natural selection having done and doing more for the progress of civilization than you seem inclined to admit. Remember what risk the nations of Europe ran, not so many centuries ago, of being overwhelmed by the Turk, how ridiculous such an idea now is! The more civilized so-called Caucasian races have beaten the Turkish hollow in the struggle for existence. Looking to the world at no very distant date, what an endless number of the lower races will have been eliminated by the higher civilized races throughout the world.

    – Charles Darwin, in a letter to William Graham dated July 3, 1881 At some future period, not very distant as measured by centuries, the civilized races of man will almost certainly exterminate and replace throughout the world the savage races.”

    Charles Darwin, from The Descent of Man The biblical prohibition “Thou shalt not kill” is a piece of naïveté compared with the seriousness of Life’s own “Thou shalt not” issued to decadence: “Thou shalt not procreate!” —Life itself recognizes no solidarity, no “equal right,” between the healthy and the degenerate parts of an organism… . Sympathy for the decadents, equal rights for the ill-constituted—that would be the profoundest immorality, that would be anti-nature itself as morality!

    – Hitler-Nietzsche A stronger race will supplant the weaker, since the drive for life in its final form will decimate every ridiculous fetter of the so-called “humaneness” of individuals, in order to make place for the true “humaneness of nature,” which destroys the weak to make place for the strong.

    http://wiki.answers.com/Q/Discuss:What_role_did_Darwinism_racism_and_nativism_play_play_in_the_Holocaust_and_American_internment_of_Japanese_Americans

    Bu konudaki acziyetniz everesti aştı şöyleki ;

    ”Irkçılık konusunda yine aynı yönteme başvuruyorsunuz. İnsanların yaptığı bilim ayrıdır, kişisel görüşeri yarıdır”

    Bir Teorinin kutsal kitabı ” Origin of Species by Means of Natural Selection, or the Preservation of Favoured Races in the Struggle for Life.” şimdi bunu insanlığa uygulandığında şu sonucu elde edilmiş;

    http://en.wikipedia.org/wiki/Social_Darwinism

    Hadi diyelim bu wikipedia şerhli merhlidir işinize geldiğine göre.Dünyadaki akademisyenler bu konuda ne yapmış bakalım;

    http://scholar.google.com.tr/scholar?hl=tr&lr=&q=darwinism+racism&btnG=Ara

    http://scholar.google.com.tr/scholar?hl=tr&lr=&q=darwinism+nazi&btnG=Ara

    Peki Dünyadaki öenmli Darwncilerden biri daha birkaç gün önce neden kazığa alınmış ;

    http://www.netgazete.com/NewsDetail.aspx?nID=735504

    ”Öngörü illa geleceği görmek değildir. Teorinin “Logical consequence” lerinin doğrulanmasıdır.”

    Evet oda doğruluyor zaten değil mi yukarıdaki darwinin ikinci sözü ile ne kadarda örtüşüyor söylenilenler braille ehli çok mu zor bağlam kurmak artık okuyanlar karar versin ;

    ”BBC’ye geçen yıl yaptığı açıklamanın bir benzerini İngiliz televizyon kanalı Bravo’da tekrarlayan London School of Economics öğretim üyesi evrim teorisyeni Oliver Curry, insan ırkının gelecekte biri çekici, akıllı, yöneten elitler, diğeri de pek akıllı olmayan, çirkin cin benzeri yaratıklar olmak üzere ikiye ayrılacağını iddia etti.
    Haberin devamı

    3000 yıllarında fiziksel doruğuna ulaşacak insanoğlunun, boyunun 1m 83cm ile 2m 13cm arasında olacağını ve 120 yıl yaşayacağını söyleyen evrim teorisyenine göre, sağlık, gençlik ve doğurganlık gibi etkenlerle yönlenen fiziksel özellikler, kadın ve erkeğin birlikteliklerine egemen olacak, plastik cerrahi ve diğer vücut değiştirme teknikleri insanoğlunun görünüşünü homojenize edecek.

    Curry, gelecekte erkeğin yüzünün simetrik hatlı, sesinin kalın ve cinsel organının daha büyük, kadınınsa düz saçlı, yumuşak tüysüz ciltli, büyük gözlü ve küçük göğüslü olacağını ileri sürerken, melezleştirme teknikleri sayesinde ciltleri kahverengine dönüşecek insanlar arasında ırksal farklılık da kalmayacağını düşünüyor.

    Curry’nin senaryosuna göre, bin yıl içinde doruk noktasına ulaşacak ancak daha gerilemeye başlayacak insanoğlu, bundan 10 bin yıl sonra bağımlı olduğu teknoloji sayesinde tamamen farklı görünecek, tıp bağışıklık sistemini zayıflatacak ve insanların daha çocuk gibi görünmesine neden olacak.

    Dr Curry, teorisi yorumlarken, “Öyle görünüyor ki, gelecekte insanoğlunun hikayesi, iyi, kötü ve çirkin arasında geçecek” diye konuştu.”;
    http://www.ntvmsnbc.com/news/424419.asp

    Şimdi ırkçılık konusundaki tavrımın nedenleri yukarıda hepside kaynaklı :)

    ”ikincisi matematiksel model diye 2 google yapıp argüman geliştirme işini bence bırakın. Matematiksel model belirli bir sürecin matematiksel ifadesidir. İstediniz, ve size yukarıda birkaç link verdim matematiksel modele ilişkin.”

    Übermensch ( tek başına savaşan Don kişot da denilebilir) Miller ile mutlu bir yaşam dilerim..Model Darwinizmin tüm önerme ve çıkarımlarına uygulanabilir mi ”applicable” mı? Hayır sadece adaptasyom temelli değişimler için bizimde kabul ettiğimiz varyasyon formülleri.Öngörüden kasıt bundan mesela punctuated equbiliriumda bahsedilen kritik sıçrama için gerekli 800 bin yıl sonra türlerden yeni türler çıkacak mı meselesi? Çıkarsa neye benzeyecekleri , geldikleri önceki türden evrimsel olarak genom bazında na kadar yakın yada uzaklık taşıyacakları gibi..neler olacağıdır? Büyük Patalama teorinin dayandığı temel önermelerle ve matematikle bundan 1 milyon yıl sonra andromeda ile samanyolu arasının kaç parsek artacağını söyleyebilir?Hemde bugünden bu çıkarımı kolaylıkla yapabilir. Öngörülen önermelerin en azından hava tahmin gibi üç aşağı beş yukarı belli olması gerekir ama siz hava tahmin raporu kadar bile bir kesinliğe sahip olamayacak verilere ön görü diyorsunuz. Mantıksal çıkarımlarınız ise mantıksız temellere haiz olasılıkların oyuncağı kör süreçlerle bina edilmiş ama termit kulelerinin ince mühendisliğine asla sahip olamayacak denli bilimin gerçek dili matematikten ve ileri bir model oluşturmadan çok uzak yaklaşımlar…

    Lütfen bilgisizliğinizi kutsamak için yani yorum yapmak için yorum yapmayın…

  88. Mustafa bey,
    Benim ırkım milliyetim sizi ilgilendirmez!
    Ben kimsenin milliyeti,dili, rengi kültürü ile ilgilenmiyorum.(Ne garip ben evrim teorisini bilimsel kabul ediyorum üstelik, ama erk ve milliyetle ilgilenmiyorum)
    Fark etmez benim için. Böyle ırkçı duygulara hitap ediyor olmanız yapmaya çalışdığınız şey ile çok uyumlu. Traji komik, değil mi sizce de?

    Bakınız ben kimsenin kişisel görüşü vs. ile ilgilenmiyorum. Evrim teorisinin hiçbir noktasında ırkçılık yoktur. Varsa gösterin. Darwin in kişisel görüşleri beni yada başkasını ilgilendirmiyor. Muhtemelen Darwinin dönemindeki tüm insanlarla anlaşamam. Hele darwine o dönem karşı olan hristiyanlara…aman aman aman, dünya onların şerrinden çok çekti.
    Siz yaratılışcı sitelerden istediğiniz kadar çarğıtılmış alıntı yapın. Evrim teorisinin ırkçılıkla alakası yoktur, gerçeklikle alakası yoktur. Bilimsel bir veriniz varsa buyurun. Yoksa çaresizlik içinde bu belden aşağı yöntemlerle uğraşmayın.Katliam yapan yahudiler meselesine vs. lere ise pek yanaşmamışsınız. Anlayabiliyorum..

    Bilimsel kriterler meydandadır Mustafa bey. Sizin uydurduğunuz, herşeyi açıklayan bir matematiksel model şartı yoktur. Hiçbir teorinin de böyle bir matematiksel modeli yoktur. BigBang in herşeyini kapsayan bir model yoktur. İçerdiği tnlarca özel matematikselilişki vardır. AYnen evrim teorisinde olduğu gibi. Yukarıda verdiğimi anlamamışsınız bile, ama kendinizi matematiksel model şartı koyma konusunda yetkin zannediyorsunuz. Bilimsel bir teorinin karşılaması gereken kriterler bellidir. Evrim teorisi karşılıyor, inançlı inançsız tüm bilim insanları ~99.8% destekliyor. AT karşılamıyor ve bilim dünyasının yaklaşık ~0.15% tarafından destek görüyor.
    Bu durumun verdiği dayanılmaz duygu sizi çaresizce başvurduğunuz yöntemlere başvurmanızı sağlıyor.

    Buhari 21 Temmuz 810 milâdi tarih doğumlu yaklaşık Peygamberden 300 yıl sonra Doğmuş :) Darwinin sözleri ise kesin bizaati kayıtlı mektuplar yazmış adam sağa sola el yazısıyla ama sizi rahatsız etmiyor yoksa aynı görüştemisiniz ?

    Mustafa bey, fark şu. sizin özel teisitic dünyanızda, şiddet, ayrımcılık, öldürmek vardır sistematik olarak. Sahih kaynaklarınızda, ve yol gösterici kabul ettiğiniz kaynaklarda vardır. Fakat evrim teorisi gidin öldürün demez. Darwinin kişisel görüşü ayrıdır,profesyonel işi ayrıdır. Darwin olmasada evrim teorisi yine olacaktı. İkincisi, evrim teorisini kabul etmek için Darwinin kişisel görüşlerini kabul etmek zorunda değilsiniz. Büyük olasılıkla Newton un kişisel görüşlerini de kabul etmem. Ki Söz konusu dönem savaşların imparatrlukların dönemidir. O dönem avrupada Türklere karşı pek sempati beslenmez zaten.

    O profesörün öngörüsü ise niyet değildir. Kendine göre muhtemelen o olacaktır. Yoksa seleksiyon bugünde oluyor Mustafa bey. Pek duyarlısınız ama pek ilgilenmiyorsunuz. Günümüz dünyasında günde 25.000 kişi açlıktan ölmektedir! Milyarlarca kişi ayrıca hastalıktan yoksunluktan kırılmaktadır. Bunlar 100 bin yıl sonra insan evriminin hikayesi olacak. Bunu söylemek ırkçılık vs. değildir. Tam tersine bugün birçok bilim adamı insan-oğlunun kendi evriminde söz sahibi olması gerektiğini söyler. Dünyanın ekolojisinin korunması gerektiğini söyler. Genetikci tonlarca bilim adamı gıda üretim programlarında yoksul dünya için gelişmiş genetik tarım teknolojileri üretmeye çalışıyor açlığa çare için. Doğum kontrole vurgu yapıyor. Liste uzun. Bunları görmeden 1-2 kişinin üzerinden argüman geliştirmeniz komik kaçıyor. Evrim teorisi öldürün yıkın demez. Olanın mekanizmalarını açıklar. Ayrıca doğaya bakıp evrim den acımasızca bir senaryo çıkartmak şart değildir. Biyolojik canlılar var olmak için çaba sarfederler. Ve karmaşık içeiçe girmeler sonucu doğada bir denge oluşturmuştur. Bu dengeyi bozmamamız gerektiğini öğrenebiliriz evrimden. Evrimde sadece birbirini yiyen canlılar yoktur. Birde karıncalar gibi termitler gibi işbirliği sonucu büyük işler başaran popülasyonlar vardır. Kuş sürüleri vardır bir organizasyon içeren. Arılar vardır işbirliği yapan. Hitler evrimi yanlış anlamış, evrim bilinçsizce yok etmek değildir, organizasyon ve daha çok karmaşıklık ile daha büyük işler başarmanın hikayesidir. Katliam yapmak, savaş yapmak olsa canlıların devamı için zararlı olduğu için zaten işin özüne ters. Ben böyle görüyorum, ve böyle gören tonlarca bilim insanı olduğunu biliyorum. Bilimsel camia en açık görüşlü, en az ayrımcı insanları barındırır. Msn listemme bakıyorum sırası ile Çinli, ,pakistanlı,iranlı,koreli,amerikalı,japon,hintli,italyan,alman,danimarka,isveç,norveç heryerden tonlarca insan vardır. Şeker gibi insanlar hepsi, uyumlu bir şekilde çalışıyor. Bir üniversitenin akademik personelinin yıllık fotolarına bakın. Çeşit çeşit milletten insanları görürsünüz… Bırakın o yüzden bu milliyetci söylemleri…gerçeklikle zerre alakası yok. Bilim dünyası tüm savaşlarda, din savaşlarında ölen insanlardan çok daha fzlasının hayatını kurtarmıştır. Bunlar karalamakla yok olmuyor.

    Fakat sizlerin kaynak noktalarınızda böyle şeyler yoktur. Örneğin Türkiyeye AT yi aşılayan kişi Mustafa Akyol dur değil mi? Kendisi Discovery bünyesindedir ve Hudson enstitü ile ilişkili insanlarla çalışmaları vardır. Bu think-thank lerin altında imzası olduğu bir döküman vardır. Bush ve sürüsünün Irak a savaş açma çağrısı yapan bir mektuptur. Ne kadar ilginç ilişkiler değil mi. İsteyin göndereyim o mektubu. O yüzden bence hiç dokunmayın bu tarz söylemlere, çünkü kendiniz savunacak pozisyonda değilsiniz.

    Miller i de çok severim, o konuda haklısınız. Çünkü adam kaliteli ve bilgili bir bilim insanı, mükemmel bir şekilde sizin her şöylediğiniz şeyi çürütüyor. Birde katolik değil mi, bana ayrıca bir keyif veriyor :) ve sizin ateizm diye yürüttüğünüz kampanyanın ne kadar yanlış olduğunu gösteren güzel bir örnek. Behe nin de korkulu rüyası. Behe geceleri kan ter içinde uyanıyormuş rüyalarında Miller i gödüğü için :D

    Mustafa bey, hareket halindki bir objenin falanca zaman sonraki konumu ile bilimsel teorilerinin öngörüsü ayrıdır. Karıştırıp duruyorsunuz. Belli ki pek bilim ile uğraşmamışsınız. Öngörü bir teorinin savunduğu şeylerin doğurduğu sonuç ve bu sonucun gerçek hayatta var olup olmamasıdır. “Logical consequence”. Örneğin common-descent bir öngörüdür. Background ışıması bir öngörüdür. DNA bir öngörüdür. Matematiksel modeller öngörü için değildir. Model diyorsunuz bak. Model modelleme içindir, ve modellediğiniz şeyin anlaşılmasında kullanılır vs. Teori kanıtı için kullanılmaz.

    Öngörüden kasıt bundan mesela punctuated equbiliriumda bahsedilen kritik sıçrama için gerekli 800 bin yıl sonra türlerden yeni türler çıkacak mı meselesi?

    Öngörüden kasıt o değildir Mustafa bey. Önce öğrenin sonra öğretmeye kalkın. Örneğin Miller ın anlattığı öngörüdür. Bir bilimsel teori böyle birşey söyletiyorsa, doğrulanması durumunda desteklernir. Hava tahmin, bilimsel teoriler için aranan türde bir öngörü değildir. Fakat hava tahminini bir matematiksel model yapar orası ayrı, neural network dur.
    Ve siz evrime inanıyorum diyorsunuz Mustafa bey, böyle birşeyi nasıl sorarsınız? Gelecekte ne olacağının bilinemiyeceğini zaten kendisi söyleyen bir teoriden kendisiyle çelişen sonuç beklemek herhalde sizin icat ettiğiniz bir kurnazlık. Eğer öyle birşey söyleye bilse zaten kendisi çürütür. Bir teorinin iddia etmediği birşeyi bilimsel kriter olarak sunamazsınız. Gülerler size, üzüm yemek değil bağcı dövme amacında olduğunuzu hemen anlarlar. Bilimsel teorilerden böyle birşey beklenmez Mustafa bey. Kriterleri üstün körü okumayın, öğrenin. Evrim teorisinin tonlarca geçerli öngörüsü vardır, tamda o yüzden tonlarca bilim insanı 150 yıldır bilimsel olarak kabul ediyor.

    Hem ayrıca, sizin AT nasıl bilimsel oluyor bu sizin kendi garip öngörü kriterinizle? Bir cevaplayabilirmisiniz lütfen??? Sizin kriteri boşverin, gerçek kriteri kaşılıyor mu? Burası yanılmıyorsam AT savunucusu bir site. Bir zahmet birde siz anatın lütfen. Var mı bir cevabınız???

    Mantıksal çıkarımlarınız ise mantıksız temellere haiz olasılıkların oyuncağı kör süreçlerle bina edilmiş ama termit kulelerinin ince mühendisliğine asla sahip olamayacak denli bilimin gerçek dili matematikten ve ileri bir model oluşturmadan çok uzak yaklaşımlar…

    hehe..bunlar kendinden menkul süslü ifadeleriniz. Geçerli bilimi yeniden tanımlıyorsunuz herhalde. Ayrıca termit kuleleri, karınca davranışları çok iyi incelenmiş birer self-organizasyon örnekleridir Mustafa bey. Sizin şansınıza özellikle karınca davranışları ile ilgili simulasyonlarda birazcık çalışmışlığım vardır. Gayet güzel açıklamalar vardır. Ve “Logical consequence” düz anlamda mantıksal çıkarım değildir. Bir teorinin götürdüğü zorunlu sonuç olarak anlatılır. Bu sonuç teorinin öngörüsüdür. Buna karşılık gelen bir gözlem varsa teorinin geçerliliği artar. Süreç bellidir, yeni kriter uydurmayalım lütfen. Miller ne oldu miller, hoşunuza gitmedi herhalde söyledikleri…isterseni o şekilde öngörü çooook…ignore etmekle bitmez. Fakat sizin bunlara karşı pek söylecek birşeyiniz yok. O yüzden milliyetcilikten vesaireden gaz vermeye devammm.

    Lütfen bilgisizliğinizi kutsamak için yani yorum yapmak için yorum yapmayın…

    Mustafa bey, yukarıdaki yorumlar benim bilgisiz olmadığımı gösteriyor açıkca. Kanımca diyecek birşeyiniz olmadığı için bu şekilde beden aşağı yöntemlerle insanların ırkçı,milliyetci duygularına hitap etmeye çalışıyorsunuz. Bilimsellik olmadığı için teorinizde insanların akıllarına değil, duygularına hitap ediyorsunuz.

  89. ”Bakınız ben kimsenin kişisel görüşü vs. ile ilgilenmiyorum. Evrim teorisinin hiçbir noktasında ırkçılık yoktur. Varsa gösterin. Darwin in kişisel görüşleri beni yada başkasını ilgilendirmiyor.”

    Söz burda biter ! :)) Bir insan bu kadar kör olabiliyor bu kadar nalıncı keseri olabiliyorsa gösterilen onca kaynağa hala ” varsa gösterin diyorsa ve kendi savunduğu teorisinin söylemi (kayrılmış ırklar) ile karşı tarafı suçlayabilecek kadar dogmatikse ” onu muhattap almak rasyonel bir hareket olmaz .Hem bir şeyleri zorla göstermek ikna etmek bizim işimizde değil haddimiz de değil! Burda dilediğiniz karşı yorumu blog kurallarıma uyarak yazabilirsiniz fakat bu noktadan sonra sizin gibi birini hiçbir yeni makale ve konuda muhattap almayacağım…

    Not; Bu yoruma boşuna karşılık yazmayın dileyen kimin nasıl bir insan olduğunu yukraıdaki yorumlara göz atarak rahatlıkla kavrayabilir.Okuyup karar verilsin…

  90. Bence de karar verebilir mustafa bey. Tekrar ediyorum, kişilerin görüşleri başka, teorilerin açıkladıkları başkadır. Birileri biyolojik silah yapıyor diye genetik bilimini suçlayamazsınız.
    Şimdi cevap vermesenizde olur, ama birşey soracağım. Yukarıda evrim teorisi için sunduğunuz kriterleri, AT için cevaplayabilirmisiniz? Örneğin hangi matematiksel modelinizle, sizin kendi öngörü kriterini karşılıyorsunuz? Vaktniz olduğunda cevaplarsanız sevinirim. iyi günler.

  91. Size son kez yazıyorum Sinan Bey

    Evet açıkca belli oluyor…gerçektende. Teorinin adından tutunda teoriyi oluşturan insanın ırkçı görüşleri, teorinin mekanizmalarının içeriği (natural selction of fittest to survive), o görüşleri savunan bilim adamlarının tarih içinde ve son zamanlarda bile sergiledikleri görüşleri, o görüşü destekleyen filozofların sözleri ile milyonlarca insanı kremotoryumlarda yakan vahşiler…Ne gariptir ki Darwinin sözlerindeki Caucassian race yani Aryan ırkını oluşturma çabalarını açıkca ortaya konulmasına rağmen inkar, işine gelmeyince bana ne ondan işine gelince ondan sözler verme bazlı pragmatist ucuz entellektüellik…Bunları söyleyen teoriyi oluşturan kişi herhangi biri değil yada ırkçılık suçlaması yapılan neo-Darwinismin kurucularından sizin gibi yarım yamalak Darwinci biri değil eylem sahipleri. Şimdi kişisel görüş deyip öyle sıyrılınamıyor işte. durum budur… Zaten survival of the fittest, favoured race tan tutun bir çok faşist sloganla örülü bir teori ve sömürge ingilteresinde Malthusun öngörülerinden sonra oluşturulması bile çok manidar.Sizin gibi tarih cahili hatta dogmatik biriyle benim açımdan daha fazla gerçekten muhattap olunmamalı ..

    Birde Kendi söylemi çok bu soruları cevaplamakta mahirmiş gibi tavır var :)) yani ben cevaplayamıyorum skıysa sen cevapla tarzı..Biz yorumların başından beri soruyoruz. Mutasyonun Türleşmeyi sağladığıbelirlenmiş Darwinci patikaları ? Yarım yamalak cevap bile verilemedi. Ardından modelleme sorumuzu sorduk neyi kastettiğimi birçok kez söyledik gene aynı tür cevaplar.Bilimselsek o kadar niçin bilimsel kesinliğe sahip değiliz ?Dünyadaki bilimadamlarının sizce nerdeyse tümü bunun üzerinde araştırma yapıyorken? 140 yıllık bir geçmişe rağmen en temel sorulara bilimsel bir teoriden beklenen açıklıkta cevap veremiyorken.Yapılan araştırmaların bütçesi milyar dolarlala ölçülüyorken ? Sonra birde gaps suçlaması o gapsleri doldurmak sizin görevinizken ne oluyorda dünyanın araştırması ile doldurulamıyor :)) ? ve 1980 lerden beridir Astronomiden tutunda moleküler biyolojideki araştoırma sonuçlarına sayesinde AT ivme kazanıyor ve büyüyor ? Flew gibi neyi neden dediğini sizden daha iyi bilen ve dünyaca saygı gören ateistler deist oluyor…

    Sizle hem fikir olduğum bir yer var.Oda bilim dünyanısın çoğunluğunun neo-Darwinci olduğudur.Bu sebeple sizin sorunuza kanımca en iyi cevabı S.Meyer vermişti; The Methodological Equivalence of Naturalistic and Non-Naturalistic Origins Theories;

    http://www.discovery.org/a/1780
    Sizinle uzun uzadığa daha fazla söylediğim gibi muhattap olacak değilim.Bunları buraya gelen insanlar için yazıyorum.Sizin algı çarpıklığınızı sergilemek ve insanların dine olan nefretiyle nasıl bilim yapmaya çalıştığını göstermek amaçıyla.Fakat duvar uslubunuzla sadece bir döngüden ibaret oluyor karşılıklı yorumlar.Bu yüzden gereksizleşti.Sizin dininiz (Materyalizm) size bizim dinimiz bize…

    Şurası muhakkak ki benim seçimin sonucu olarak sitedeki makaleleri okuyacaksınız. Bu seçimim yüzündendir ki, böyle bir site hazırlamak gereğini duydum. Bu sitenin (işbu makalelerin) amacı esasen ‘tasarımın’ varlığının kuşku götürmeyecek kadar açık olduğunu ortaya koymaktır. Bunu yaparken de bilim dünyasında bu ‘tasarımı’ açıklamaya yönelik var olan iki büyük teorinin karşılıklı tezleri ve anti-tezleri ile okuyucuyu her ne seçim yaptıysa bile onu sorgulamaya çalıştırmaktır.

    İster Darwinci ister Akıllı Tasarımcı olsun yâda konuyla dışardan ilgilen herhangi bir okuyucu (mesela Yaratılışcı biri), ön kabullerle okumaya başlayıp kendi ön kabulünün sorgulaması esas amaçtır. Teorilerin bulguları ışığında,okuyucuların algılayışlarını yeniden değerlendirterek yanlış anlama ve hatalarını terk etmeye yönelten, değilse sağlamlaştırmaya çabalayan metinler olmasına çalışıyorum. Elbette, bu konular üzerindeki seçiminiz tıpkı hayattaki diğer seçimleriniz gibi dünya algılayışınızı etkileyecektir, ama var olan tasarıma ne bir şey ekleyecek, ne de bir şey çıkartacaktır.

    Bu blogun amacı Darwinci bilim adamları ile Akıllı Tasarım hareketini içersindeki bilim adamlarının ‘hayatın içersindeki tasarım’ olgusunu nasıl açıklamaya çalıştıklarını ortaya koymaktır. Şu peşinen bilinmelidir ki Akıllı Tasarım çoğu Darwinci evrimcinin ön yargılı olarak ve bir çeşit inanç refleksi olarak düşündüğü üzere evrime toptan bir itiraz değildir, aksine evrimin bugün kabul edilen mekanizmaları ile adaptasyon temelinde gerçekliğini ve yadsınamazlığını kabuletmektedir.

    Akıllı Tasarım ezber bozmak için oluşturulmuş bir teoridir.Akıllı Tasarımın amacı bu sürecin ‘nasıl’ oluştuğuna dair Darwinci yaklaşımın önerdiği mekanizmaların evrimin geneli için geçersizliğini kanıtlamaktır. Bu mekanizmaların dayandıkları temellerin,türden türe geçiş gelişimi gerçekleştirilemeyecek denli olasılık dışılık yâda imkânsızlık içerdiğini göstermektir.

    Darwinci mekanizmalar ancak adaptasyonların oluşumunu açıklamakta bizlere rehberlik edebilirler. Evrim için genel bir çözüm getrimekten çok uzaktırlar. Bu yüzden standart Darwinci modele sürekli yeni argümanlar ekleyerek tekrar tekrar yeni problemlere çözüm aranmaktadır.Aslında problemin adı bellidir; Tasarım….

    Akıllı Tasarım , evrim sürecini Darwincilerin savunduğundan bile daha yüksek sesle savunmalıdır.Çünkü Evrim hiyerarşik ve taksonomik düzen ve örgütlenme ile yaşamdaki bu çeşitliliği oluşturan süreçtir. Bu süreçin tesadüfle yönlendirilmemiş bir şekilde oluşabileceğine olan inanç, bugün bilimsel bir paradigma olarak karşımızdadır.

    Yorumları okuyanlar kendi algı dünyalarında durum için hakkaniyetle bir karar verebileceklerdir..

    Not: Dilerseniz oturup tüm kriteleri nasıl karşıladığınızı açıkca ortaya koyacağınız bir makaleyi hazırlayın bende yayınlayayım.Bunun dışında bu konuda daha fazla bir yorum gereksiz olacaktır ama illaki son söz benim olsun diyorsanız onuda yayınlarız…

  92. @MAA

    Yorum yazmak için yazmasak.Durum sizler acısından zaten çok vahim :)) yinede belirtmeliyim yorumlarınızı büyük bir zevkle okuyorum. Şimdi yorum güzel bir şeydir anlama zenginlik katar fakat sizlerdeki yorum güçü en basit olanı bile çarpıtmaya yönelik olduğundan , nalıncı keseri işlevi olduğundan ne yapsak faydasız. Mezardan gelse dese ne değişir. Mustafa Beyle aranızdaki Anthony Flew olayını bilmiyorum ama üstat artık deistim demiş yani sizden epey uzaklaşmış, alakasını kesmiş;

    İlahi Muastafa bey. İşte bu yönünüze bayılıyorum. Muhteşem bir komedyen ruhunuz var. Hiç bilginiz olmayan konularda bile sıkılmadan gücenmeden sanki o konunun uzmanıymış gibi yazabiliyorsunuz. Buradaki durum ise çok daha acı.

    Antony Flew’un deist olduğunu söyleyen benim. Adam kendi de söylüyor zaten. Ama Mustafa Akyol “hayır deist falan değil sapına kadar teist” mealinde birşeyler söylüyor. Hatta utanmasa İslam ve Hristiyanlıkla resmen dalga geçen, bu dinlerin Tanrısıyla alay eden Flew’u neredeyse müslüman da ilan edecek.

    Eğer Mustafa Akyol ile Antony Flew üzerine bir tartışma başlıklı yazımda bu tartışmanın tamamını bulabilirsiniz. Bu yazıda da bulabileceğiniz çok ufak bir bölümle son veriyorum cevabıma. 29 Aralık 2004′de Richard Carrier’a gönderdiği mektupta şöyle diyor (http://www.secweb.org/asset.asp?AssetID=369):

    I now realize that I have made a fool of myself by believing that there were no presentable theories of the development of inanimate matter up to the first living creature capable of reproduction.

    Bu arada AT’nin soru cevap bölümünü merakla bekliyorum. Umarım yavaştan almazsınız. Bu eğlenceyi beklemek zor geliyor.

  93. Sayın Da Vinci

    Ateist olmak beyin fonksiyonlarına doğrudan zararlı bir etki ediyor herhalde .Ben aranızdaki tartışmayı çokta biliyor değilim..Fakat sizin tartışmalardaki sığlığınızı çok iyi biliyorum. Ben kendi söylemimden sorumluyum.Konu ile ilgili okuduklarımından oluşan bir yorum yazdım.Oda sizin kucağınızda patlamış olacak ki onlar yerine sanki bende teist demişim gibi bir söylem oluşturmak zorunda kalmışsınız.Olsun sizin hayat tarsınıza saygımız var. Duvara karşı…

    2004 mü röportaj 2005 ama neyse gene modası geçmiş kaldınız. Olsun sizin için mühim değil her türlü çarpık yorum mümkün…Flewden başka bir tek Dawkins deseydi röportajdaki söylemi ancak bu denli sarsıcı olurdu.siz inançınız üzere istikamete devam edin size ihtiyaçları var… :)

    Sizin vereceğiniz cevapları az çok biliyoruz.(Daha önceki blogtada verdiklerinizdir) vermenizide istiyoruz zaten.Talk originsin gülü olarak sizin yüzünüz gülsün isteriz.Hayatta başka türlü bir amaçı olmayan çelişkilerle dolu, gün günden posizyon kaybeden bir ateist sevinmiş çok mu ?

    Bizim gönlümüz geniştir acıma duygumuzda gelişmiştir :)

  94. Mustafa bey beklediğim şekilde cevap verdiniz. Yine çaresizlik içinde onu bunu karıştırarak dünyanın tüm saygın bilim insanlarının kabul ettiği teoriyi bel altı yöntemlerle ırkçılıkla filan suçlama işleri. Bir tane soruma tonlarca yine evrim teorisine saldırmalar ile karşılık veriyorsunuz. Burası AT sitesi birde :) Demek ki söylenen şeyler doğru. Söyleyecek pek birşey yok, o yüzden darwin e saldır.

    Cevap veriyoruz Mustafa bey, siz cevabın ne olduğunu anlamadan, şartlanmış bir şekilde karışık tarih ve bilim nosyonunuzla inancınıza aykırı gelen bilime saldırıyorsunuz.

    Bir bilimsel teori olduğunuzu ileri sürüyorsunuz, ve kabul edilmiş başka bilimsel bir teoriye saldırıp duruyorsunuz!? Ortaya sürdüğünüz şartlar kendi teorinizde çöküyor. Bana ATci test edilmiş öngörüleri, bilimsel ilerleme sağlayan birşey gösterebilirmisiniz? Sürece ilişkin matematiksel bir model gösterebilirmisiniz? Hani dinime küfür eden müslüman olsa denir ya. Sizin eğlenceli yorumlarınız aynen o minvalde. Nedir ATnin modeli, predictionları, testleri?

  95. şiddet, ayrımcılık, öldürmek vardır sistematik olarak. Sahih kaynaklarınızda, ve yol gösterici kabul ettiğiniz kaynaklarda vardır.

    Bu konu hakkında(Peygamberin ırkçı olduğu saçmalığı) şu yazıyı okuyun.Peygamber’e atfedilen bu hadisler tamamen uydurmadır, yani hadis değildir.Art niyetli arap milliyetçilileri çok kolayca böyle hadisler uydurabilir.Aşağıda daha iyi açıklanmış.

    ___________________________
    Peygamberimizin Türkler Hakkında İthamlarda Bulunduğu İftirası

    Turan Dursun’un milliyet konusundaki üçüncü asılsız iddiası, peygamberimiz Hz. Muhammed’in Türklere düşman olduğu yönündedir. Bu iddiasına delil olarak bazı sahih (doğru) olmayan, “mevzu” (yani peygambere atfedilerek sonradan uydurulan) hadisleri göstermeye çalışmıştır. Turan Dursun’un aktardığı hadisler şu şekildedir:

    – Müslümanlar, Türklerle öldürüşmedikçe, kıyamet kopmayacaktır. Yüzleri kalkan gibi, üst üste binmiş(kalın) derili olan bu toplumlar…. kıl giyerler.”

    -“Siz (müslümanlar), küçük gözlü, basık burunlu, yüzleri kalkan gibi, derisi üst üste binmiş olan toplumla öldürüşmedikçe kıyamet kopmayacaktır.”

    Turan Dursun’un aktardığı bu hadislerin, peygamberimiz tarafından söylenmemiş, vefatından çok sonra bir takım art niyetli kimseler tarafından uydurulup ona atfedilmiş sözler olduğu bilinen bir gerçektir. “Mevzu hadisler” olarak bilinen bu gibi hadisler, başlı başına bir inceleme alanıdır. Bu konuda pek çok İslam alimi eserler yazmış, mevzu hadislerin genel özelliklerini tespit etmişlerdir. Bu konuda kabul edilen bir prensibe göre, bir milleti sırf milli kimliğinden dolayı yeren veya öven hadislerin hepsi uydurmadır. Bu şekilde pek çok uydurma hadis vardır. Turan Dursun’un aktardığı gibi Türkleri yeren ve kötüleyenler olduğu gibi, Türkleri dünyanın en üstün milleti gibi tanıtan uydurma hadisler de bulunmaktadır. Aynı şekilde Arapları da abartılı derecede öven veya yeren uydurma hadisler olduğu malumdur. Tüm bunlar, milli bir taassup içindeki kimseler tarafından uydurulmuş ve peygamberimize atfedilmiş uydurma sözlerdir.

    Bu sözlerin uydurma olduğunun en büyük ispatı ise, Kuran’a aykırı olmalarıdır. Allah, başta da belirttiğimiz gibi, milletler, kavimler veya kabileler arasındaki farkların önemli olmadığını, önemli olanın takva (Allah korkusu ve bundan kaynaklanan ahlak) olduğunu Kuran’da açıklamıştır. Allah’ın hükmü bu iken elbette peygamberimizin farklı bir düşünce içinde olması düşünülemez. Aksine peygamberimiz, Kuran’ı en iyi şekilde anlayan, uygulayan, hayata geçiren ve Kuran’ın hiç bir hüküm ve ilkesinden taviz vermemiş kutlu bir insandır.
    _______________________

    Kuran’ın ırkçı olduğu iddiası için de şu linki vereyim:
    http://www.kurandaceliskiyoktur.com/?p=141#comments

    Önemli not; Bu yorumu Sinan Bey’in blogun ana konusu ile alakası olmayan iddialarına cevap olarak yayınına izin verdim.Bu tür karşılıklı yorumları tasvip etmiyorum.Bunun için yeterli sayıda farklı blog mevcut. Burda bilimin içeriği ve onların sosyal dünyaya yansımalarından başka birşey tartışılmasını istemiyorum.Herkesin anlayışla karşılacağını umut ediyorum…

  96. Sinan Bey sizi gerçekten ciddiye almak zorunda kalıyorum istemeden de olsa çünkü hem bilgi yoksunu hem çelişik hemde verilen açık bilgileri görmezden gelebilecek kadar dogmatik birisiniz.Esas karışık tarih algısı açık metinlere ve kişisel eylem ve olaylara dayanan Darwinist ırkçılığı inkarda şartlanmış zihinlerindir.

    AT dediğim gibi evrime toptan bir itiraz değil (her ne kadar belirli kesim yaratılışcınun açık desteği olsada) aksine yüzlerce kez söylediğim gibi Darwinizmin naturalist felsefe temelindeki çarpık bilimine bir itiraz..Bu yüzden bilimsellik iddiamız sizinki kadar ve bunu son 20 senedeki gelişmelerle özellikle astronomiden tutunda moleküler biyolojiye kadar adım adım ilerletiyoruz.AT aşağı yukarı kurumsal olarak 30 yıllık bir teori, sözünü ettiğiniz bilim dünyasınında büyün kaynaklarının hemen hemen hepsi materyalist algının tahakkümü altında.Hemde öyle böyle değilnerdeyse 150 yıldır.Bu kadar kısa zamanda bu işleri başardıysak 120 yıl sonrası sizler için gerçektende ön görülemez..Birde tartışma mantığından yoksunluk aşikar.Siz sayıları yüzbinleri bulan araştırma ve nerdeyse sınırsız maddi olanaklarla yapamadığınız şeyleri karşı taraftan bekleyebilecek kadarda irrasyonelsiniz.Darwinizm bilimsel ya işte bizde bu aşağıdaki verilere bakalım ne kadar bilimsel..

    1. Modellemeden kasıt tı ne olduğunu anlattık.Son kez daha açık bir şekilde olamayacağını düşündüğüm tarzda anlatayım; Matematik mmodelleme bir teorinin öngörü kapasitesinin (prediction ) ”görünür” ve ”anlaşılır” kılmak için yapılan çalışmalardır.Örneğin kimya yada fiziğin incelenen alanında binlerce ”atom” içeren karmaşık organik yada inorganik moleküllerin modelini çıkartmak yada aslının bire bir kopyasını yapmaya gerek kalmadan çalışma yapılabilmesi için ”simülasyon’ tekniğinin kullanılmasını sağlayan kesinleşmiş modellemelerdir. Mesela sizin gibi materyalistlerin en büyük sıkıntısı olan büyük patlama teorisinin temel önermelerini var olan deneysel verilerle uyum içinde simüle edebilen bir matematiksel model uzayda bir yıldızın ”doğuşu” yada ”yok oluşu” görüntülerini modele girilen değerlerle yüzde yüze yakın bir uyum içersinde elde etmemizi sağlar. Ayrıca bu tarihten 31/10/2007 1 milyar yıl sonra komşu galaksilerin aralarındaki hız farkına binaen çeşitli yan değerleride hesaba katarak ve modelin içine alarak (kütle çekimi vs) bu iki galaksinin birbirlerinden uzay-zamanda kaç parsek daha uzaklaşacağını öngörebilmemizi sağlayan modellemeleri oluşturmamız mümkündür. Bizim kastettiğimiz modellemenin özü budur ve istisnasız bilinen evrendeki her yıldız ve her galaksi için ”uygulanabilir’….

    Şimdi bilim dünyasının size göre en ”bilimsel” teorisi olan neo-Darwinist evrim yukarıdaki modellemeye benzer bir modelleme gerçekleştirbiliyor mu? Sizin açınızdan durumu ele alalım; Darwinizm ne yapmalı da yukarıdaki gibi bir ”bilimselliğe ” sahip olsun ?

    1.Tamamen rastlantıya dayanan süreçlerin içinde bu süreçlerin doğasına aykırı olarak belirlenmiş patikaları tanımlamalı…

    2. Bu patikaların dünya koşullarında, her durumda ve çevrede kendine has kurallarına göre tasarımlar oluşturabildiğini kanıtlamalı…

    3.Bu ortamlarda ”yeterince” uzun süre mutasyonlar sonuçu oluşan ortama bağlı seçilmiş evrimsel ilerlemeye binaen avantajların belli bir noktada var olan türü daha ileri bir seviyeye yani diğer bir türe dönüştürebildiğini gösterebilmeli..

    4. Eldeki moleküler veri ve fosil kayıtlarına bakarak bu gösterimleri kesin şekilde doğrulayabilmeli…

    5.Bu süreçlerden sonra gelecekteki herhangi bir tarihte mesela bir milyon yıl yada milyar yol sonra yukarıdaki gerçekleştirmiş olduğu verilerden elde edilen matematiksel modelle canlının şu anda ait olduğu türde mi sınıflandırılacağını yada başka bir türe mi dönüşeceğini ”ön görebilmelli”…

    6. Bu ön görülerin hepsini olası tüm çevre ve mutasyon havuzundaki olasılıkları hesap edebilerek ilerdeki görünümünün ne olacağını simüle edebilmeli…

    7.Simülasyonların tümü hayat ağaçındaki canlıların tümüne uygulanabilir olmalı…

    Sizin yüzde 99 luk bilim dünyanız bunu tüm yetkinliğine ve yüksek bilimsel imkan ve kapasitesine rağmen başarabilmiş mi? Bırakın başarmayı yanına bile yaklaşa bilmiş mi?

    Birde yukarıdaki maddelerin bilimsel geçerliliği için materyalistlerin ısrarla görmek istemediği ”origin of life” yani hayatın başlangıçı sorunsalımız var. Bu maddelerin geçerliliğe sahip olabilmesi için zaten Darwinizmin zorunlu olarak naturalist bir başlangıç noktasına sahip olması, yaşamın tamamen naturalist-materyalist bir başlangıça sahip olması zorunluluğu var.Burdaki sığ Darwincilere göre Darwinizm bu sorunsalla ilgili değil sanki böyle bir ön koşul onlar için yok! Buna bile burda defalarca itiraz edildi.Kendilerinden bilgi, birikim ve kariyer olarak hatta zeka olarakta daha önde olduğunu kabul edebileceğimiz, tüm Dünyanın nerdeyse yarım asır ateizim ile ilgili ağzına baktığı ne söylediğini dinlediği, bu söylenenlerin sansasyon yarattığı, toplumsal tartışmalara neden olduğu bilinen A.Flew bakalım bu konuda neler demiş ;

    ”The argument that you pursue is that at, as it were, the beginning of the development of life, which Darwin expounds and you accept his exposition…

    A.Flew-No he’s only expounding the origin of species you know. He offers us really, in this fourteenth chapter, the starting point of his whole theory. But that starting point is a thing that still needs a naturalistic explanation. And many people after the findings of DNA looked around and wondered whether they’d ever be able to find it, and thought it would simply be impossible to do it. Well it isn’t.”

    AT’nin elinde hiç değilse Büyük Patlama gibi matematiksel modellemenin geleceğe doğru uygulanabildiği, olguları genelde temel verileriyle açıklayabilen, gözlemlenebilen vede bilim dünyasınca Cern gibi bir deneysel yatırıma esin olabilen bir teorisi var.Bu Cern sayesinde sizle yazışıyoruz (1993 Tim Berners-Lee İsviçre parçaçık fiziği lab. tarafından geliştirilen ”www” (Hypertxt Wide Web)” Bilimsel bir şey söyleyemeyince inanç sistemlerine saldırı başladı. Cahilce deniliyor ki sizin teist inançınız ırkçıdır filan ardından birde gelin gösterin diyor.. Darwinist evrim teorsi öldürün diyor mu? Irkçılığını gösterdik hadi bari kremotoryumların önüne yazılası Darwinci söylemide size sunalım;

    ” Charles Darwin, from The Descent of Man The biblical prohibition “Thou shalt not kill” is a piece of naïveté compared with the seriousness of Life’s own “Thou shalt not” issued to decadence: “Thou shalt not procreate!” —Life itself recognizes no solidarity, no “equal right,” between the healthy and the degenerate parts of an organism… ”

    Sonra karşımızı sizin gibi aklı evveller tamamen içlerindeki belirli çevreye olan düşmanlıklarına rasyonel bir temel sağlamak üzere çıkıp kendi savundukları teorilerinin bile sosyal sonuçlarını bilmeyen yada ısrarla bilmezden gelen (çünkü siyasal ideolojilerine ters düşüyor) kendini bilim dünyasının neferi sananlarla zamana söver gibi muhattap oluyoruz. Bir insan müstear ismin arkasına saklanıp ateist-materyalistlik bir şövalyelik şiarını gerçekleştirmeye çalışıyorsa , Darwinizmin insanlığın en büyük ayıplarından (Naziler) birinin düşüncel altyapısını oluşturduğunu yukarıda verilen apaçık verilere rağmen göremiyorsa, görmek istemiyorsa, insanlık paydasında bile rahatsız olamıyorsa ve en garibi bu ülkenin geleceği için üzüldüğünü ülkeyi sevdiğini söyleyip bu ülkenin adınınn Türkiye, bu ülkeyi oluşturan kimliğin Türklük olduğunu bilip savunduğu teorinin kurucusunun kendi teorisinin (natural selection-doğal seçilim) temel mekanizmasını sosyolojiye uyarlayıp şu sözlerinden bu ülkenin bırakın bir ferdi, ekmeğini yemiş biri olarak rahatsızlık duymuyorsa ;

    ”I could show fight on natural selection having done and doing more for the progress of civilization than you seem inclined to admit. Remember what risk the nations of Europe ran, not so many centuries ago, of being overwhelmed by the Turk, and how ridiculous such an idea now is! The more civilized so-called Caucasian races have beaten the Turkish hollow in the struggle for existence. Looking to the world at no very distant date, what an endless number of the lower races will have been eliminated by the higher civilized races throughout the world.”

    Bizim onunla bilgi alanında paylaşacağımız birşey olamaz.Onun burdaki işlevi ancak kendi düşünce ve karakterindeki insanların haliyeti ruhiyesini ifşadan öteye gidemez.

  97. Bakın Darwin ne demiş;
    __________________________________
    Yabanıl insanların vücutça ve kafaca zayıf olanları eleniverir ve sağ kalanlar, çoğunlukla, gerçekten sağlıklı kimselerdir. Öte yandan biz uygar insanlar, elenme sürecini engellemek için elimizden geleni yaparız; geri zekalılar, sakatlar ve hastalar için bakımevleri kurarız; yoksulları koruma yasaları çıkarırız; tıp uzmanlarımız, her hastayı yaşatmak için en son ana dek bütün ustalıklarını gösterir… Böylece uygarlaşmış toplumların zayıf bireyleri kendi soylarını sürdürmektedir. Evcil hayvan yetiştiriciliği yapmış hiç kimse bunun insan ırkına büyük bir zarar vereceğinden kuşku duymaz.
    (Charles Darwin, The Descent of Man, 2. Edition, New York, A L. Burt Co., 1874, s. 171)

    Belki de yüzyıllar kadar sürmeyecek yakın bir gelecekte, medeni insan ırkları, vahşi ırkları tamamen yeryüzünden silecekler ve onların yerine geçecekler. Öte yandan insansı maymunlar da… kuşkusuz elimine edilecekler. Böylece insan ile en yakın akrabaları arasındaki boşluk daha da genişleyecek. Bu sayede ortada şu anki Avrupalı ırklardan bile daha medeni olan ırklar ve şu anki zencilerden, Avustralya yerlilerinden ve gorillerden bile daha geride olan babun türü maymunlar kalacaktır.
    (Charles Darwin, The Descent of Man, 2. Edition, New York, A L. Burt Co., 1874, s. 178)
    ________________________________

    Burada Darwin n’apıyor? Bayağı ırkçılığı ve öjenizmi dertekliyor!
    Darwin zaten doğal ayıklanma kuramını Maltus’un teorilerinden esinlendi.
    Öjeni kuramını ortaya atan kim? Darwinistler tabi ki.Özellikle Darwin’in kuzeni Francis Galton da öjeniyi dünya gündemine getiren kişiydi.

  98. Hitler’in katı bir evrimci olmasına şaşmamak gerek.Kitabı Mein Kampf(Kavgam)’ın adını da Darwin’in yaşam kavgası tezinden esinlendmişti.(Bkz: Carl Cohen, Communim,Fascism and Democracy)

    Treitcshke de Darwinizmden şiddetle etkilenmiş ve ırkçı fikirlerini ona dayandırmıştı.

    Marx ve Engels de koyu birer Darwinist ne tesadüfse.

    Darwinizm, dünyanın başına bela olan pek çok ideolojiye (sözde)bilimsel dayanak sağlıyordu.

  99. Tasarım gerçeği, mein-kampf ı okursanız ediklerinizle uyumlu olmayan birşey ortaya çıkar. BEn okudum şahsen, nazizmin kaynakları bellidir orada. Anti komünist duygular bellidir. Darwinizm herhangi bir toplumsal harekete kaynak oluşturamaz. Toplumlar somut koşullarına, yeniden üretim mekanizmalarına göre işler. Faşizmim kayakları bellidir. Özellikle Alman toplumunun, italyanların, ispanyolların faşizm üretimlerinin ortak kaynakları ve dinamikleri vardır, bunlarda darwinizm filan değildir. Marx ve Engels ise bilime çok önem veren kişilerdir. Darwin in bilimsel çalışmalarını elbette çöpe atacak değillerdir.

    Karışık bir dünya algılamanız var, kusura bakmayın. Hem hitler hemde Marx in darqin demesinden sonuç çıkartacaksınız, ama hitlerin özellikle de komünist sendika ve hareketler için özellikle milis kurduğu bilmeyeceksin..Biryerlerde tutmayan birşeyler var. Aktarma yapacağınıza gidin kaynakları okuyun, tarihin nasıl işlediğini, toplumların hangi evrelerden neden geçtiğini öğrenin. Ve şunu da eklemek istiyorum. Bugünün bilimi evrim-teorisini çok sağlam bilimsel temellere dayandığı için kabul ediyor. İsterse Darwin sapık olsun bu bunu değiştirmez. Bilimsel mi değil mi ona bakılır. Bu yüzden inançlı inançsız tüm bilim insanları evrim teorisi diyor.

    İnsanların doğru dürüst diyecekleri olmadığı zaman bu tarz yöntemlere başvuruyor nedense hep.

  100. Baktim, o kadar yazdiklariniz arasinda AT ile ilgili basit soruma cevap vermemişsiniz :-)

    Mustafa bey, fizik de yada kimyada yapılan bir çalışmanın aynısını başka bir teoriden yapmasını bekleyemezsiniz. Bir sonraki aşamanın öngörülemiyeceğini zaten kendisi öngören bir teoriye geleceğe yönelik öngörü yap diymezsiniz. Bilimsel prediction un anlamı bellidir, tüm bilim camiası bunu bilir. Ama siz bilmiyorsunuz maalesef. Mesela m-theory sizin sizin AT den bin kat fazla yayın ve bilimsel çalışma yapmıştır, sayınlığı bin kat fazladır. Fakat hiçbir fizikçi kalkıp bizim teorimizi okullarda okutmuyorlar diye ağlamaz, bizim teoriyi tam olarak bilimsel konumda kabul etmiyorlar diye ortalığı birbirine katıp topluma seslenmezler. Çünkü henüz hiçbir predictionu test edilmemiştir ve bilimsel adaba uygun bir şekilde beklerler test için.

    İkincisi At naturalist felsefeye karşıdır şeyleriniz kendi misyonunuz vs. Bilimin en yalın tanımı açıktır. “natural explanation” bulmaktır. Bu kadar basit! Bunu kabul etmiyorsanız bilimi kabul etmiyorsunuz. Onun yerine kendi biliminizi kurmanız daha doğru olacaktır. Bilimi bilim yapıyor diye küçümsemek nasıl bir anlayıştır anlamadım.

    Irkçılık meselesi; Mustafa bey, sözyledikleriniz tarih ile alakasız. Nasyonal sosyalist hareketi okumanız tamamen absürd. Bunların darwinizm ile alakası yoktur. Öyle olsa müslüman türk nasyonal sosyalistleri de darwinci olurdu ama değil. Girin bakın Nihal Atsız cıların sitelerine. Irkçılık neymiş bir görün.

    Tarihe bakılırken bağlama bağlı kalmak gerekiyor. Siz bunu bilmiyorsunuz tabi. Bağlamı gözden çıkartırsanız her türlü anlam çıkar. Sizin bahsettiğiniz dönem 150 yıl öncenin yarı imparatorluk ingilteresidir. O dönemde kölelik vardır ve zenciler zaten birçok kişi tarafından daha aşağı bir ırk olarak görülür. Köleliği meşrulaştıran bir durum. O anlamda Darwinin kişisel görüşleri de o toplumda aykırı değil sıradan görüşlerdir, herkes kendisini zencilerden üstün görüyordu zaten. Sistematik politik anlamda ırkçılık çok sonraları çıkmıştır. Kavramları bağlamından kopartmayalım. Hatta Darwinin görüşleri daha yumuşaktır dönemine nazaran, ki köleliğe filan karşı çıkan bir insandır. Yani, o dönemin bütününü ele almadan, darwinizm ırkçılığın teorisidir demek acizlikten başka birşey değil. Diğer çelişkiniz de şu. Tüm bilim dünyasını materyalist darwinist görüyorsunuz (evrim teorisini savunanları/ 99%) fakat aynı bilimsel toplum, ırkçılığa malzeme olacak bir çalışmayı yaptı diye bir insanı bilimsel katkılarına bakmadan kapı dışarı atmasına görmezden gelip aynı camianın ırkçılığana vurgu yapıyorsunuz!? Bilim dünyası öz denetimi olan bir camiadır. Böyle şeyler ortaya çıktığında kendisi çaresine bakıyor. Dediklerinizi çürüten bir örnek kendi verdiğiniz şey. Dünyada ne kadar biyolog, genetikci , bioinformatikci var biliyormusunuz? Bunları toptan ırkçı lık ile suçlamak gerçekten acizlikten başka birşey değil.

    Hele hele “Türkiye Türklüktür ve siz bir türk olarak bunu nasıl apıyoruz” minvalinde de pek muhatap almadığım türden demagojilerdir. Kusura bakmayın ama, çok ciddiye alınacak şeyler değildir. Demek ki mutasyon ve doğal-seleksiyon Türk düşmanı. İnce zekanıza hayran kaldım. Bunlarla ancak bilgisiz insanları kandırabilirsiniz.

    Ve ayrıca, diyelim ki darwin kötü kişilikli, hatta pedofili, sado-mazoşist, işkenceci bir katil filan olsun. Durumu yine değiştirmez, çünkü evrim-teorisi bilimseldir.Evrim teorisi Darwinin kişisel düşünceleri ve zevkleri değildir. Evrim teorisinin tezleri Türkler üzerine değildir, bütün bir büilimsel camianın yıllara yayılan kollektif bir ürünüdür. Darwin olmasaydı da evrim teorisi yine ortaya çıkacaktır. İdeoloji kavramının geliştirilmesinde büyük katkıları olan Althusser da gitti karısınının kafasına sıkıp tek kurşunla öldürdü! Ne yapalım yani? yaptığı çalışmaları çöpe atıp yeni baştan mı icat edelim? Ondan etkilenen Foucault nun sonraki çalışmalarını çöpe mi atalım? Geçtiğimiz yüzyılın önemli filozofları bunlar. Yanlış yaparsa cezasını çeker. Yada Bizansı sevmiyoruz diye tarihi kalıntıları eserleri yıkalım mı? Demagoji ile bilim olmaz…

    Paramız yok araştırma yapamıyoruz ama 120 yıl sonra gününüzü göstereceğiz demenize de çok güldüm. Demek tek bir somut araştırma programı kuramadınız parasızlıktan öyle mi? O kadar site konferans televizyon reklamı kitap yapabiliyorsunuz ama doğru düzgün bilimsel makale ve araştırma programı yapamıyorsunuz..wah wah.. Hudson ve Discoverynin epeyce bol paraları var Mustafa bey. Kaynaklarının yarısı da belirsizdir diğerleri de hristiyan cemaatlerdir. Bu cemaatler ki dini üniversite filan kurabiliyor. Madem bunu da kabul ediyorsunuz, hangi gerekçe ile çıkıp AT nin bilimsel olduğunu kabul ediyorsunuz? Böyle dülünç bir durum var mı? Bilimsel deyip okulların bilim dersine bile girmeye çalışacaksınız, ama tek bir bilimsel research programı olmayacak. Traji komik. Durum böyle oluncada elbette ırkçılıktan vesaireden gireceksiniz, ben öyle birşeyi savunmak zorunda kalsam aynı yöntemi seçmek zorunda kalırdım herhalde.

    1. Modellemeden kasıt tı ne olduğunu anlattık.Son kez daha açık bir şekilde olamayacağını düşündüğüm tarzda anlatayım; Matematik mmodelleme bir teorinin öngörü kapasitesinin (prediction ) ”görünür” ve ”anlaşılır” kılmak için yapılan çalışmalardır.

    Mustafa bey, ben matematiksel modellemenin ne olduğunu biliyorum, sizin kasttiğiniz şey bu ise yanılıyorsunuz. Böyle birşey yapmaya çalışabilirsiniz. Fakat modelleme sadece bilimsel prediction içindir gibi birşey yok. Bilimsel prediction kriteri belidir, Evrim teorisi ile problemi yoktur. AT nin derdi büyüktür.

    Mesela sizin gibi materyalistlerin en büyük sıkıntısı olan büyük patlama teorisinin temel önermelerini var olan deneysel verilerle uyum içinde simüle edebilen bir matematiksel model uzayda bir yıldızın ”doğuşu” yada ”yok oluşu” görüntülerini modele girilen değerlerle yüzde yüze yakın bir uyum içersinde elde etmemizi sağlar. Ayrıca bu tarihten 31/10/2007 1 milyar yıl sonra komşu galaksilerin aralarındaki hız farkına binaen çeşitli yan değerleride hesaba katarak ve modelin içine alarak (kütle çekimi vs) bu iki galaksinin birbirlerinden uzay-zamanda kaç parsek daha uzaklaşacağını öngörebilmemizi sağlayan modellemeleri oluşturmamız mümkündür.

    Bizim gibi insanların ve tüm bilim insanlarının Big-bang ile sorunları yoktur. Sizin yorumlarınıza itiraz varsa vardır. Yanlış anladığınızdan teorinin demediği şeyi dedirtmeye çok heveslisiniz. Ben big-bang i iyi biliyorum, singulariteyi de, teori olarak bilimsel statüsünü de. Bahsettiğiniz şeyler simulasyonlardır, teoriye kanıt getirmek için yapılan predictionlar değildir. İkinci öngörü örneğiniz ise bilimsel kriter anlamında prediction ile alakasızdır. Bildiğimiz bir hesaplamadır yine, bigbang ci bile olmaya gerek yok, steady-state i savunmuş olanlar bile hesaplaya bilir, ve yine bilimselli bağlamında prediction/test olayı değildir. 1 milyar yıl sonra oluşacak şeyi test de edemezsin zaten. Ve biyolojik canlılar ayrıdır, uzaydaki cisimlerin hareketi ile canlıların yapısı alakasızdır. Karşılaştırma zaten baştan yanlış. Evrim teorisi öngörülemiyeceğini kendisi peşinen söyler, öngörülebiliyor olsaydı zaten evrim-teorisi yanlış olur. Geleceğe ilişkin yapabileceği öngörü, örneğin hastalıkların genetik değişikliklerle ilaçlara uyu sağlayacağı gibi olabilir. Fakat scientific prediction olayı illa geleceğe yönelik değildir, doğru kabul edilen ilişkilerin “logical consequence” lerinin test edilmesi dir. Yukarıda hiç dokunmadığınız Miller in verdiği örnek tam anlamıyla bir prediction dur, Behe bile kabul ediyor bunları.

    Şimdi bilim dünyasının size göre en ”bilimsel” teorisi olan neo-Darwinist evrim yukarıdaki modellemeye benzer bir modelleme gerçekleştirbiliyor mu?

    Böyle bir kriter yok anlattığım gibi. Ve bana göre en bilimsel teorisidir gibi birşey demedim. Birşey ya bilimseldir ya değildir, bu kadar basit. Bilim dünyasında iki büyük teori vardır, birisi bigbang, diğeri evrim. Bunlara unifying teori denir genel çerçeve eoriler olduğu için. Ve evet, tüm bilim dünyası bunu kabul eder. Siz etmezsiniz, fakat bu onu bilimsel olmaktan çıkarmaz. Verdiğiniz örnek aynen şunun gibi birşey. “Evrim teorisi milyonlarca yıl önce ayrılmış iki canlı türündeki aynı işlevi gören nükleotit bazındaki bir kesinlikle, aynı genleri tesbit edebiliyor, big-bang böyle birşey yapabiliyor mu, dünyadaki bir meteor kalıntısının daha önce hangi kütleye bağlı olduğunu bulabiliyor mu?”. Çok saçma birşey bu, ama sizin yaptığınızın aynısı sayılır.

    1.Tamamen rastlantıya dayanan süreçlerin içinde bu süreçlerin doğasına aykırı olarak belirlenmiş patikaları tanımlamalı…

    Bilimle hiçbir ilgisi olmayan, kendi deyimiznizle sadece meraklı olan bir kişi olarak hangi yetki ile bu şekilde garip bilimsel kriterler ortaya atabiliyorsunuz? Ayrıca süreçin doğasına aykırı patika diye tanımlanmış somut birşey yok. Hiçbir aykırılık yok. Eğer evrimsel süreçler, “Made by God” gibi bir gen dizisi (nasıl olacaksa) oluştursa o zaman bir aykırılık olurdu.

    2. Bu patikaların dünya koşullarında, her durumda ve çevrede kendine has kurallarına göre tasarımlar oluşturabildiğini kanıtlamalı…

    Complexity theory de karmaşıklıktan düzen çıkabileceği gösterilebiliyor. Prigogine in “far from equilibrium systems” dediği şeylerde self-organizasyon olabileceği biliniyor. Random-mutation & selective pressure ile “tasarım” ürünlerin oluşabileceği çok güzel bir şekilde gösteriliyor. 15 yıldan fazla yıl boyunca gözlemlenen bakterilerin yeni özellikler kazanabildiği gösterilebiliyor. Matematiksel modeller rastgele süreçlerin karmaşık ve ortamına uygun yapılar çıkartabildiği biliniyor. Bilinmese bile teori doğrulamalar sizin bu tarz kriterlerine göre işlemiyor. Kriterler bellidir, evrim teorisi hepsini karşılıyor, AT bir tane bile karşılamıyor doğru düzgün.

    3.Bu ortamlarda ”yeterince” uzun süre mutasyonlar sonuçu oluşan ortama bağlı seçilmiş evrimsel ilerlemeye binaen avantajların belli bir noktada var olan türü daha ileri bir seviyeye yani diğer bir türe dönüştürebildiğini gösterebilmeli..

    Bilim canlılara bakar, ve bir dönüşümün olduğunu görür. Amacı bu dönüşümün nasıl olabileceğini çıkartmaktır zaten. Mekanizma da bellidir, mutasyon-seleksiyon. Nerede ne mutasyonu ile yeni özellik kazandığı bilinen naylon yiyici bakterilere bakabilirsiniz. Falanca kanat nasıl gelişmiştir, hangi mutasyonlar hangi sıra ile olmuştur gibi birşeyi açıklama zorunluuğu yoktur.
    Kaldı ki, evrim olduğunu söyleyen bilimsel bir teoridir diyorsunuz AT için, sizin teori bilimsel olarak nasıl açıklıyor? bilimsel cevap yok tabi.

    4. Eldeki moleküler veri ve fosil kayıtlarına bakarak bu gösterimleri kesin şekilde doğrulayabilmeli…

    Eldeki moleküler veri ve fosil kaydı zaten evrim teorisini doğruluyor.

    5.Bu süreçlerden sonra gelecekteki herhangi bir tarihte mesela bir milyon yıl yada milyar yol sonra yukarıdaki gerçekleştirmiş olduğu verilerden elde edilen matematiksel modelle canlının şu anda ait olduğu türde mi sınıflandırılacağını yada başka bir türe mi dönüşeceğini ”ön görebilmelli”…

    Ahahah…şaka mı ediyorsunuz ciddimisiniz :-) Bu quote u ID ciler böyle diyor diye saklayacağım. Haa birde sorum olacak Sizin bilimsel teoriniz nasıl açıklıyor bunu?(cevap yok tabii) Evrim teorisi açıklanamıyacağını söyleyerek açıklama getiriyor zaten. Bilinemez diyor peşinen.

    6. Bu ön görülerin hepsini olası tüm çevre ve mutasyon havuzundaki olasılıkları hesap edebilerek ilerdeki görünümünün ne olacağını simüle edebilmeli…

    Ne dediğinizin farkındamısınız Mustafa bey, ciddimisiniz?
    Sizin teori ne diyor? Bi aydınlatsanız lütfen :-) Böyle birşeyin mümkün olmadığı, ve çok saçma olduğu ortadadır herhalde. Medyumluk yapmaz bilim.

    7.Simülasyonların tümü hayat ağaçındaki canlıların tümüne uygulanabilir olmalı…

    Kendinizi aşıyorsunuz, yada benimle ciddi ciddi makara geçiyorsunuz. İzin verirseniz bu yazdıklarınızı referans vererek kullanmak istiyorum. Bunları 3-5 ID ci arkadaşıma göstermek isterim :-)

    Fizikçilerden big-bang simulasyonu yapıp dünyayı oluşturmalarını istesem herhalde gülerlerdi. (Hem siz bigbang i neden bu kadar çok seviyorsunuz, bigbang dünyayı tanrı yarattı demez, gaz bulutlarından vs. den geldiğini söyler. Bunu da ayrıntılı bir şekilde göstermesine gerek yoktur.)

    Sizin yüzde 99 luk bilim dünyanız bunu tüm yetkinliğine ve yüksek bilimsel imkan ve kapasitesine rağmen başarabilmiş mi? Bırakın başarmayı yanına bile yaklaşa bilmiş mi?

    Kusura bakmayın Mustafa bey, ama küçük dilimi yuttum sizin bilimsellik anlayışınıza. Ülkem adına daha çok üzüldüğümü de belirtmek isterim, eğer okullarımız ve üniversitelerimiz size bunları cevaplayacak araçları vermemişse çok yazık.

    Birde yukarıdaki maddelerin bilimsel geçerliliği için materyalistlerin ısrarla görmek istemediği ”origin of life” yani hayatın başlangıçı sorunsalımız var.

    Bilimde sorun olur mustafa bey, sorunları da çözmeye çalışır. Sizin için böyle birşey yok tabi, hemencicik bir bilinmeyen tasarımcıyı bilinmeyen bir zamanda uygulamaya sokabiliyorsunuz. Ve ayrıca bunun evrim teorisi ile ilgisi pek yok.

    AT’nin elinde hiç değilse Büyük Patlama gibi matematiksel modellemenin geleceğe doğru uygulanabildiği, olguları genelde temel verileriyle açıklayabilen, gözlemlenebilen vede bilim dünyasınca Cern gibi bir deneysel yatırıma esin olabilen bir teorisi var.Bu Cern sayesinde sizle yazışıyoruz (1993 Tim Berners-Lee İsviçre parçaçık fiziği lab. tarafından geliştirilen ”www” (Hypertxt Wide Web)” Bilimsel bir şey söyleyemeyince inanç sistemlerine saldırı başladı. Cahilce deniliyor ki sizin teist inançınız ırkçıdır filan ardından birde gelin gösterin diyor.. Darwinist evrim teorsi öldürün diyor mu? Irkçılığını gösterdik hadi bari kremotoryumların önüne yazılası Darwinci söylemide size sunalım;

    :))))) Ciddi olabildiğinize inanamıyorum. Yani bigbang CERN filan sizin oldu öyle mi? Başka teorilerden bu kadar çalan başka bir teori yoktur herhalde. Birisini karalamaya çalış, diğerini kendinizin say. Vallahi helal olsun. Tüm bunları AT ne öngörüsü yapıyor bir açıklayın soruma karşılık veriyorsunuz sanırım. Ve bana BigBang teorisini veriyorsunuz. Bu kadar kötü durumda yani teoriniz. İşin gerçeği şu Mustafa bey. Cern quantum fiziği ve partikül modelimizi geliştirmek için kurulmuştur. Big bang de relativisitk teorinin yetersizliğinden dolayı quantum fiziğinden yardım beklemektedir. Dolaysıyla Cern in sonuçları cozmoloji de de kullanılır. Yeni kurulan LHC hem quantum fiziğinden tutunda, supersymetry vs. Gibi şeyleri için kurulmuştur. Takip ederim cebimden vergi veriyorum çünkü oraya. AT ile yakından uzaktan alakası yoktur CERN in. Hepsi sağlam bilim insanlarıdır, evrim teorisi ile sorunları yoktur, sizin tukaka dediğiniz camiadandır ve CERN “sırf” bigbang için kurulmamıştır. Ayrıca Tim berners ın konumuzla alakasını nereden bildiniz? Bölümüzün onur konuğu iken kendisinden ders almışlığım vardır ve evrim ile ilişkisini çok iyi biliyorum, kim olduğunu, yarattığı HTTP protokolün ne olduğunu, İnternet standardlarını oluşturan W3C kurucusu olduğunu, semantic-web e ilişkin öncülüğünü filan iyi bilirim. Evrim konusunda da ne düşündüğü özellikle iyi bilirim :-) Hardcore evrimcidir kendisi :D Webin Darwini diyen de vardır.
    Bir mail atın bakalım “evrim teorisine inanıyormusunuz” diye :-) Adam özellikle evrimsel ve “emergent”(yani bir anlamda no-designer) şeyleri web e uygulamaya çalışıyor. “Evolving web” der kendisi misafir derslerinde.
    Bakın mesela konseptleri nasıl kullanıyor: http://www.w3.org/2006/Talks/0718-aaai-tbl/Overview.html#(38)
    Adamın motosu:

    Evolution and Genetics and Computation all connect
    Tim Berners-Lee

    Yanlış adama çattınız. Geleceğin evrimden esinlenmiş “anlamlı-web” ini kullanırken, dahi Tim Berners-Lee yi anmayı unutmayın lütfen.

    Bu kişilerin ve kurumların uzaktan yakından AT ve diğer yaratılışcı görüşler ile ilişkisi yoktur. Ayrıca sizin kendi bilimsel olmayan BigBang yorumunuz 7-8 ay sonra çöpe gidecek. Önümüzdeki aylarda tarihin en büyük deneyi olan LHC / ATLAS vs. Çalıştırılacak, ve fizik gelişecek her yeni enerji seviyesinde olduğu gibi. 7-8 ay sonra paperlar dökülecek her tarafdan. Hikayenizi değiştirmek zorunda kalacaksınız. Üzgünüm, muhtemelen bigBang e ilişkin bilgi yetersizliğinden dolayı çıkan singularity gibi saçma sonuçları çözülecek ve ötesine gidilebilecek. Bilim gelişiyor, sizin hikayeleriniz de sürekli ayak uydurmak için değişmek zorunda.
    Ayrıca “(Hypertxt Wide Web)” diye birşey yoktur. Hızlı copy paste yaptınız sanırım. World Wide Web “Hyper Text Transport Protokol” den dolayı gelişip serpilmiştir Tim gibi dehalar yüzünden. AT nin bu şekilde tek bir katkısı yoktur dünyaya, bilime saldırmaktan başka.

    Ayrıca ufak birşey geldi aklıma, CERN genelde açık kaynak dostu dur ve bolca kullanır, özel sistemlerini ve elektroniklerini kendileri geliştirir. C programları için kullandıkları ve geliştirdikleri işletim sistemi UNIX türevi bir açık kaynak işletim sistemidir, adı da DARWIN dir :D

    Şimdi bu kadar yazıda hiç cevaplamadığınız sorumu tekrar etmek istiyorum. AT hangi öngörüleri ve testleri yapmıştır? Kendi ortaya attığınız kriterleri karşılıyor mu? Matematiksel model ile öngörü(!?) yapan bir örnek gösterebilirmisiniz? Burada AT yi tanıtıyordunuz sanırım, üstelik AT Türkiye, bunların cevabını istemek alakasız olmasa gerek. Beni ve tüm diğer okuyucuları bilgilendirme fırsatı…

    TasarımGerçeği arkadaşımız yüzyıllar öncesi şeyin bu emin bir şekilde sahte olduğunu nerden biliyor? Ve bunlar 1-2 tane de değildir. Bağımsız birçok Sahih Kabul edilen kaynakta mevcuttur bağımsız bir şekilde. 1-2 tane değil tonlarca dır. Buna Buhari de dahildir. Beğenmediğimize yalan demek kolay tabi. Ki sadece bizde yabancı çevirilerde bile aynıdır.

    Allah’s Apostle said, “The Hour will not be established until you fight with the Turks; people with small eyes, red faces, and flat noses. Their faces will look like shields coated with leather. The Hour will not be established till you fight with people whose shoes are made of hair.”
    (Sahih Bukhari, Volume 4, Book 52, Number 179 )

    Herhalde gerçek ırkçılık budur. Sadece birşey söylemekle kalmıyor, katl ve öldürmeden bahsediyor. 150 yıl öncesinin ingilteresi “pussy-cat” kalır bunun yanında.

    – “Sizinle(siz müslümanlarla), küçük(çekik) gözlü toplum, Türkler savaşacaktır. Siz onları, üç kez önünüze katıp süreceksiniz. Sonunda Arap Yarımadası’nda karşılaşacaksınız. Birincide, onlardan kaçan kurtulur. İkincide kimi kurtulur, kimi yok edilir. Üçüncüdeyse onların tümü kırılacaktır.”
    (Ebu DAvud, sünen, hadis no: 4305.)

    Buda aynı şey farkındaysanız. Yalan ile, demek ki bu kadar paralel şeyler en temel islami kaynaklara girdi öyle mi?

    Ben katledilen Turan Dursun un yazılarını okumadım, onun uydurmalarıda değildir. Diyanetin kitaplarında bile mevcuttur bu tarz şeyler. Benim verdiğim örnekler tonlarca şeyden sadece az bir bölümüdür. Tarif edilen insan tipi de kuran da mevcuttur. Ve ayrıca, kuran da çoktur buna benzer şeyler. Örneğin israiloğullarının üstünlüğü vurgulanır, parantezlerle vs.lerle anlamı çevirmeye çalışırlar. “Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve sizi dünyalara üstün kıldığımı hatırlayın.” Bakara suresinden. Yalan çarpıtma demek kolay, ama bunlar vardır, ve darwin den farklı olarak dönemin koşulları ile ilgisizdir, tüm zamanları kapsayan evrensel olduğu iddia edilen birşeydir. Yukarıdaki klasik örneği genelde “ama o geçmiş zaman ilişkin” gibi savunmaya çalışırlar. Öyle olsa bile geçmişi geleceği hiç fark etmez. Sonuçta üstün kılma var, bir kayırma söz konusu, ve yahudilerin de nasıl anladığı apaçık ortadadır, onların kitaplarında da tamamen aynı şeylerden bahsedilir ve kutsal din ve toprakları için bazıları insan öldürmekten katliam yapmaktan çekinmez bugün bile. Ve meşruluklarını dinlerinden alırlar, israiloğullarının üstün olmasından yani…

  101. Sinan Bey ( yada Barış adlı sahış ) bundan sonra kurallara uyarak dilediğiniz gibi kendi kendinize yazabilirsiniz…

    AT’nin sadece biyolojiyi kapsadığını düşünecek kadar sığlık bir tarafa onca yazıdan, yorumdan sonra böyle bir yorum ancak inkarda şartlanmış olanların ruhunun yansıması olarak zamanımıza aksettirilen delilleri kavratıyor insana…

    Yazdıklarımın hepsini Büyük Patlama teorisi rahatlıkla karşılıyor. Büyük patlamada teistlerin en büyük teorisi diyebiliriz.(bunuda inkar edin.İnkar otomatınıza yazık olmasın) En kapsayıcı en geçerli bilimsel teoride diyebiliriz.matematiksel modeli de, ön görüyü de gözlemlenebilirliği de, bilimsel kriter olarak ne varsa..İçinize çok mu yara oldu ateistler daha da çok olacak inşallah.. Sizin mağrur Darwiniziminiz bırakın bilimsel kriterleri yada usturlabı bunlar bile sizin bilmiş cehaletinizi ifşaya yeter; Darvinci evrim gözlemlenebiliyor mu? Hayır ….Türleşme ile ilgili kendi içinde tutarlılığa sahip mi açıklaya biliyormu ? Gene hayır… Geleceğe yönelik hava durumu tahmini kadar bile bir ön görüde bulunabiliyor mu ? Hayır… Peki, Meyve sinekleri ucube deneyleri yada öncede tasarlanmış avida benzeri yazılımlar gibi sanal programlar hariç test edilebiliyor mu ? Gene hayır… sonrada karşımızda linkleme ile bildiği üç beş bilimsel jargonla ahkam kesiyor aczi yet içindeki temelinde çelişik siyasi görüşlü (ateistliği için ırkçılık- toplumsal yapısı için belli ki üniversal halkların kardeşliği bir Marksistlik ne yaman çelişki) insan.. diğer konulara değinmeye bile gerek görmüyorum karşınızda Peygamberi Darwin olan bir kardinal yani ha Papanın dogması ha Darwinin sözleri…yada o bilim algısının söylemi…

    Genel olarak maddelerdekiler benim modellemeden anladığım matematiğin kesinliğinden çıkarımlarım.Siz bana 150 yıllık milyonlarca çalışmaya her yeri didik didik kazmaya rağmen bu tip veri verebiliyor musunuz ? Veremiyorsunuz .. Fakat Büyük patlama veriyor . Sizin gibi sonsuz olasılıklara iman etmektense tasarlandığı apaçık belli olan (ters-mühendislik bile yeter) hayatın bir tasarımcısı olduğuna inanmak sağlıklı çalışan bir akıl için daha rasyonel. Amaçsız ve nihilist bir hayattansa anlamlı ve amaçlı bir hayatı tercihi algılayamamanızda sizin kendi aczi yetiniz…

    Şimdi Bir insan nasıl bir karakter sergiler ona bakalım yani içindeki düşmanlık sebebiyle bir insan nasıl ve ne derece saçmalar, kendi içinde bile nasıl çelişir gözlemleyelim;

    ‘’Bizim gibi (ateislerin) insanların ve tüm bilim insanlarının ( onlarda atesit olmalı ki ancak bilim insanı olsun) Big-bang ile sorunları yoktur. Sizin yorumlarınıza itiraz varsa vardır.’’

    Fakat birden sorunu olmayan insan şöyle diyor;

    ‘’ Ayrıca sizin kendi bilimsel olmayan BigBang yorumunuz 7-8 ay sonra çöpe gidecek.’’

    Tabi Tabi dikkat edinde gene ateistlerin bir yerlerinde patlamasın! Belli çok yara açmış çok…

    ‘’Böyle bir kriter yok anlattığım gibi. Ve bana göre en bilimsel teorisidir gibi bir şey demedim.’’

    Gerçekten mi? Yorumları okuyun ey ahali burada yer yetmez alıntıya…(Da Vinci ise resmen birçok kez teyit etti.)

    ‘’ Eldeki moleküler veri ve fosil kaydı zaten evrim teorisini doğruluyor.’’

    Cahil cesareti yayınları takip etmemenin rezaleti..

    ”Uzmanlar tüm primatların ortak atasının Afrika’dan ayrılarak değişik primat türlerinin zaman içinde dallandığı hakkında kurumsal tahminde bulunmuşlardı.

    Bundan yedi milyon yıl önce modern primatların ve insanın ortak atasının Afrika’ya tekrar döndüğü hipotezi fosillerin moleküler analizleriyle desteklenmişti.

    Son keşif, bununla birlikte, goril benzeri primatların Afrika’da en azından 10 milyon yıl önce bile yaşadığı anlamına geliyor.

    -3 milyon yıl aman olsun ne olcak canım sonsuzluk varya :)

    Rift Vadisi Araştırma ekibi başkanı Berhane Asfaw’a göre de bu keşif ortak atadan dallanmanın moleküler bulguların ön gördüğünden çok daha evvel olduğunu anlamına geliyor. Asfaw şöyle bitiriyor;

    ‘‘Bunun anlamı, bildiğimiz her şey değişmek zorunda…’’- olsun olsun bilim sürekli değişmedir pragmatik olarak herşeyi değiştirebiliriz.Yeter ki naturalist açıklama hikatyesi beyinlerde süre gitsin..

    ‘’ Tasarım Gerçeği arkadaşımız yüzyıllar öncesi şeyin bu emin bir şekilde sahte olduğunu nerden biliyor? Ve bunlar 1-2 tane de değildir. Bağımsız birçok Sahih Kabul edilen kaynakta mevcuttur bağımsız bir şekilde. 1-2 tane değil tonlarca dır. Buna Buhari de dahildir.’

    Tek kelimeyle Cahiliye devri insanından da cahil… (not Dini yazılarda kendinizi tekrarlamayın tonca varsa o belgelerden elinizde gidin bu konuların derinlemesine tartışıldığı bloklara boy ölçünüzü birde orda alsınlar. Bundan sonra hiçbir yorumcunun doğrudan dini içerikli yazısına izin verilmeyecektir. Eğer açık kimlik vermeye yürek yetiyorsa yani düşündüğünü adam gibi savunabilecekse hakaret içeriği olmadan yayınlarız.)

    Ama en sonunda etimolojinin yanından bile geçmediği belli olan, en basit cümleleri anlamaktan yoksun birinin gidip bir şaheseri anlamasını beklemekte çok büyük iyimserlik olur.

    Irkçılık konusuna girmeye bile gerek görmüyorum .Yukarıda herkesin yağdırdığı onca veri söylem çalışma ve belgeye rağmen, ülke için üzüldüğünü söyleyip ardından diyelimki Darwinin faşist olmasından da rahatsız olmam teori bilimseldir ben bilim insanıyım o zaman teori doğrudur bende faşistim demeye gelen (çünkü Darwin faşistliğini kendi ağzından teorisine dayandırıyor), hem ne var ki diğer ırklara sövüyorsa o devirde öyledir.Darwinizm öyle işlemiştir. Sosyal yapıya göre bilimselliğimiz şekillendiririz demek olan, bu ülke halkınada doğal seçilim bağlamında sövebilir manasına gelen, belli ki bu durumdan hiç te rahatsız olmayan, söylenmiş yazılardan oluşan düz metn belli nedenlerden ötürü anlama yoksunu ateistlerle muhatap olunmamalı ki bundan sonra olunmayacak…

    Not: Bu adamı geri kalan AT yanlısı arkadaşlarda artık muhatap almasın lütfen bırakalım kendi çalsın kendi eğlensin… daha ileri giderse açsın bir blog yayın yapsın buraya ayırdığı zamanla rahatlıkla yapabilir.Fakat bizim burda koyduğumuz tüm makalelere Darwin dinine mensuplarca yorum yapılmasını elbette istiyoruz.Yoksa yorum bölümü en başından kapalı olurdu.Ama biliyoruz ki biz bu insanları en iyi kendi söylemleri kendi acziyetleri ifşa eder ve ediyor.Yorum yapılması her açıdan iyidir herkes birbirinden bişeyler öğrenebilir. Yeter ki bir kısır döngü, 3. şahısların dini duygularına edepsizlik ve hakaretiçeriği olmasın.Bu arkadaşıda şu onca yorumdan sonra ciddiye almak için geçerli bir neden gören AT taraftarı varsa bana mailimden ulaşsın :)

    Saygılarımla…

  102. Sinan,
    Darwin’in ırkçı ve öjenizmi desteklediği kendi sözlerinden belli, bırakın demagoji yapmayı.

    Başkasının yorumuna cevap yazmışsınız, bana düşmez ama dayanamayıp cevap yazacağım.İslam kaynağınız çarpıtmacı turan dursun galiba.

    Örneğin israiloğullarının üstünlüğü vurgulanır, parantezlerle vs.lerle anlamı çevirmeye çalışırlar. “Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve sizi dünyalara üstün kıldığımı hatırlayın.” Bakara suresinden. Yalan çarpıtma demek kolay, ama bunlar vardır,

    Söz konusu ayet şöyle:
    Ey İsrailoğulları, size bağışladığım nimetimi ve sizi alemlere üstün kıldığımı hatırlayın. (Bakara Suresi, 47)

    Normal bir akla sahip olan herkes anlar ki, bu ayette GEÇMİŞ ZAMANDAKİ BİR ÜSTÜNLÜKTEN söz edilmektedir. Allah, İsrailoğullarına, onları bir zamanlar nimetlendirdiğini ve üstün kıldığını hatırlatmaktadır.Peki İsrailoğullarının geçmiştaki üstünlüğü ırksal bir üstünlük müdür? İsrailoğulları’yla ilgili diğer Kuran ayetlerine ve kıssalarına baktığımızda, bu nimetin ve üstünlüğün nasıl olduğunu da açıklıkla görebiliriz. Allah, İsrailoğulları’nın atası olan Hz. İbrahim’den başlayarak, onlara peygamberler göndermiş ve aralarında yaşadıkları putperest kavimlere karşı onları manen üstün kılmıştır. Firavun döneminde Mısır’da baskı ve zulüm görürlerken, onları Hz. Musa vesilesiyle kurtarmış, ardından Hz. Musa’ya Tevrat’ı indirmiş ve İsrailoğulları’nı bu kutsal kitapla doğru yola yöneltip şereflendirmiştir. Hz. Musa’dan sonra da İsrailoğulları’na pek çok peygamber gönderilmiştir. Bunlar, Allah’ın bu kavme olan lütuf ve nimetleridir.Fakat daha sonra bazı sapkın yahudiler isyan etmişlerdir ve Tevrat’ı tahrif etmişler sapmışlardır.Allah bu kavmi İÇLERİNDEN PEYGAMBERLER GÖNDEREREK ÜSTÜN KILMIŞTI, ama bu kavimdeki sapkınlar, kafirler lanetlendi.

    Başka ayetlere baktığımızda insanların doğuştan üstün olmadığını anlarız:
    Bir zamanlar Rabbi İbrahim’i bir takım kelimelerle sınamış, onları tam olarak yerine getirince: Ben seni insanlara önder yapacağım, demişti. “Soyumdan da (önderler yap, yâ Rabbi!)” dedi. Allah: Ahdim zalimlere ermez (onlar için söz vermem) buyurdu.
    (Bakara Suresi, 124)

    Görüldüğü gibi Allah Hz. İbrahim’in soyundan olanları bir ırk olarak üstün kılmamış, aksine bu ırktan olup da zalim olanların Allah’ın ahdine, yani İsrailoğulları’na verdiği üstünlük ahdine dahil olmayacağını haber vermiştir. Allah’ın Hz. İbrahim’e ve soyuna verdiği üstünlük, ırk manasında bir üstünlük değil, her kim Hz. İbrahim’in yolunu izler, onun ahlak ve inancını takip ederse, onun tarafından devralınacak MANEVİ bir üstünlüktür. Nitekim Allah “doğrusu, insanların İbrahim’e en yakın olanı, ona uyanlar ve bu peygamber ile iman edenlerdir. Allah, mü’minlerin velisidir” buyurarak (Al-i İmran Suresi, 68), çağımızda Hz. İbrahim milletinin Müslümanlar olduğunu bildirmiştir.

    Aşağıdaki ayette de görüldüğü gibi, ırklar ve kabileler üstün değil, takvaca ileri olanların üstün olduğu belirtilmiştir.

    Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır. (49 Hucurat Suresi, 13)

    Hadis konusunda TasarınGerçeği adlı arkadaş cevap vermiş sana.Sen ise demişsin ki:

    bir şekilde sahte olduğunu nerden biliyor? Ve bunlar 1-2 tane de değildir. Bağımsız birçok Sahih Kabul edilen kaynakta mevcuttur bağımsız bir şekilde. 1-2 tane değil tonlarca dır. Buna Buhari de dahildir. Beğenmediğimize yalan demek kolay tabi.

    Sahih kabul edilen?! Kim sahih kabul ediyor o uydurma sözleri acaba? İslam dünyasında bu hadislerin zayıf olduğu değil, tamamen uydurma olduğu bilinir.TasarımGerçeği arkadaşın yazdığı cevabı okumadın galiba?Ben sen belki okursun diye alıntılayayım o cevaptan:

    “… peygamberimiz tarafından söylenmemiş, vefatından çok sonra bir takım art niyetli kimseler tarafından uydurulup ona atfedilmiş sözler olduğu BİLİNEN BİR GERÇEKTİR “Mevzu hadisler” olarak bilinen bu gibi hadisler, başlı başına bir inceleme alanıdır. Bu konuda PEK ÇOK İSLAM ALİMİ eserler yazmış, mevzu hadislerin genel özelliklerini tespit etmişlerdir. Bu konuda kabul edilen bir prensibe göre, bir milleti sırf milli kimliğinden dolayı yeren veya öven hadislerin HEPSİ UYDURMADIR.(…)Turan Dursun’un aktardığı gibi Türkleri yeren ve kötüleyenler olduğu gibi, TÜRKLERİ DÜNYANIN EN ÜSTÜN milleti gibi tanıtan uydurma hadisler de bulunmaktadır.”

    Galiba Sinan arkadaşımız Buhari’nin rivayet ettiği hadislerin de hepsini doğru sayıyor!(işine geliyo ya) Buhari kaynaklı ne kadar saçma hadisler de var.Buhari Peygamber’den yaklaşık 300 yıl sonra doğuyor, sonra gidip sorup soruşturuyor.Art niyetli bir insan peygamber şöyle dedi derse Buhari nereden bilsin? Direkt geçiriyor.

  103. Sayın Mustafa bey,
    Sitenizde dini içerikli yazılar istemediğinizi biliyorum.Fakat bazı İslam karşıtlarının iftiralarını cevaplamak, gerçeğin ortaya çıkması için bu yorumu yazdım.Bir daha yazmayacağım.Fakat bu yorumu yayınlarsanız sevinirm.AT hakkında çalışmalarınızın sürmesini dileriz.
    Saygılar.

  104. İsmim barış değil, nereden çıkardınız? Bana zorla isim açıklatacaksınız yani :)

    Verdiğiniz cevap da teorinizin içler acısı halini gösteriyor :D
    Demek AT bigbang i de içeriyor, ve en büyük teist teori filan :))) Gerçekten güldürdünüz beni.

    Ne bigBang teist bir teoridir, nede AT bilimsel bir teoridir. Bilimsel konumunuz içler acısıdır… Yazdıklarınızdan açıkca belli oluyor. Bu yazdıklarınız kaynak olarak kullanacağım izin verirseniz. Bu kadarını da görmemiştim açıkcası.
    Tim Berners-Lee yada CERN ile ilgili şeyler de pek hoşunuza gitmedi :D Beni küçümsemeye çalışıyorsunzuz tribünlere hitap edip :)
    Ben alacağım cevabı aldım, sonraki “tekrar” larınıza zaman ayıramıyacağım, kusura bakmayın. Arkamdan yazma fırsatı veriyorum size bakın :) İstediğinizi yazın :) Bıraktı kaçtı gitti filan da diyebilirsiniz hani :D

    Yazdıklarımın hepsini Büyük Patlama teorisi rahatlıkla karşılıyor. Büyük patlamada teistlerin en büyük teorisi diyebiliriz.

    Yani AT bilimseldir :):):):) Daha böyle parazit bir teori görmedim inanın. Vallahi bravo… Görüyormusun Da Vinci kardeşim :)

    ID nin kendi kaynaklarında iddiaları bellidir. Verdiğiniz cevap ile, hiçbir şeyi karşılamadığını kanıtladınız. Bitti!

  105. Bakın Peygamber veda hutbesinde ırkçılık mı yapmış, okuyun da öğrenin biraz:
    “Ey İnsanlar!.. Rabbiniz birdir, babanız da birdir. Hepiniz Âdem’in çocuklarısınız. Âdem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerine bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah’tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız Ondan en çok korkanınızdır.”

    Sizin örnek verdiğiniz uydurma sözler, hem Kuran’la hem de Peygamber’in güvenilir sözleriyle çelişiyor.

  106. Tasarım gerçeği, mein-kampf ı okursanız ediklerinizle uyumlu olmayan birşey ortaya çıkar. BEn okudum şahsen, nazizmin kaynakları bellidir orada.

    Hitler’in evrimci olduğu ve nazizst fikirleri arkasında darwinizmin büyük katkısı olduğu bilinir.Tarihçiler bunu söyler.Hitler’in kendi sözlerinden de anlaşılıyor zaten.

    Tarihçi R. Hickman Hitler’in Darwinizm’den etkilendiğini şöyle açıklar:
    “Hitler katı bir evrimciydi. Psikozunun derinlikleri ne olursa olsun Mein Kampf kitabı bir dizi evrim fikrini sergiler, özellikle de en uygunların yaşam savaşı ve daha iyi bir toplum için zayıfların katledilmesi fikirlerine yer verir.”
    (R. Hickman, Biocreation, Science Press, Worthington)
    Felsefe Profesörü Carl Cohen’in ‘Communism, Fascism and Democracy’ ktabından:
    His supposed scientific basis for these racist theories was Darwin’s theory of evolution. As he stated in his book Mein Kampf, he had been inspired by the very “struggle for survival” that Darwin imagined to exist in nature. Just as Darwin had, Hitler attributed ape-like status to non-European races and wrote, “Take away the North German Europeans from the history of mankind, and nothing remains but a monkey dance”

    Amerikalı araştırmacı George Stein, American Scientist dergisine yazdığı bir makalede şöyle diyor:
    National socialism, whatever else it may have been was ultimately the first fully self-conscious attempt to organize a political community on a basis of an explicit biopolicy: a biopolicy fully congruent with the scientific facts of the Darwinian revolution.

    Tasarım Gerçeği arkadaşımız yüzyıllar öncesi şeyin bu emin bir şekilde sahte olduğunu nerden biliyor? Ve bunlar 1-2 tane de değildir. Bağımsız birçok Sahih Kabul edilen kaynakta mevcuttur bağımsız bir şekilde. 1-2 tane değil tonlarca dır. Buna Buhari de dahildir

    Önceki mesajımı okumamışsın, bir de ‘nereden biliyor’ diyorsun.Uydurma olduğu kesin(zayıf hadis değil tamamen uydurma) hadisleri sahih sayacak kadar İslam konusunda cahilsin…Önceki mesajımı zahmet edip okumamışsın galiba.Tonlarcaymış…Nasıl bir sayı değeriyse…Gidip Dini forumlarda tartışın bakalım o tonlarca uydurmaları. :))
    Peygamber’in veda hutbesinde söylediği sahih bir hadis:
    “Ey İnsanlar!.. Rabbiniz birdir, babanız da birdir. Hepiniz Âdem’in çocuklarısınız. Âdem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerine bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah’tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız Ondan en çok korkanınızdır.”

    Konuya fazla girmek istemiyorum, ama o bilgisizliğinize acıyıp bir kaç link verecem, belki okuma zahmetine girerek bir daha saçmalamazsınız:
    http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&aid=2696
    http://www.netcevap.org/index.php?dil=1&git=makale&makale_id=638
    http://www.kurandaceliskiyoktur.com/?p=141

    İsterse Darwin sapık olsun bu bunu değiştirmez. Bilimsel mi değil mi ona bakılır. Bu yüzden inançlı inançsız tüm bilim insanları evrim teorisi diyor.

    Blimsel oldu mu doğrudan gerçek oluyor size göre. :)) Tüm bilim adamlarının evrimi desteklediğini söyleyerek tam saçmalamışsınız.:D
    Darwin teorisinin yaşamı açıklamakta yetersiz kaldığını ve sorgulanması gerektiğini belirten 400 bilim adamının listesi: http://www.discovery.org/scripts/viewDB/filesDB-download.php?command=download&id=660

  107. Not:Bu başlıkta iddialarınıza son kez cevap verdim.Mustafa beyin dediği gibi ‘kendi çalsın kendi eğlensin’. :)) Bir daha sizi kâle almam.

  108. Kendi sanki bilimsel kriterler adına herhangi bir geçerli cevap verebilmiş gibi birde yüzsüzlükle ;

    ”ID nin kendi kaynaklarında iddiaları bellidir. Verdiğiniz cevap ile, hiçbir şeyi karşılamadığını kanıtladınız. Bitti!”

    Bunları söyleyen bir cahili lütfen artık kaale almayın dostlar.Biten yönlendirilmemiş evrimsel masallarınız.Artık insanları olasılıklara iman etmesini isteyerek din düşmalığının ortak olduğu ideoloji sentezi çarpık ateizminize dahil etmeniz giderek zorlaşmaktadır.

    Büyük Patlamayı ortaya atanlardan biri Belçikalı papaz ve bilim adamı Georges Lemaitre olduğunu cümle alem bilirken sizin çarpık algınıza acıyarak gülünür.:)

    Bu ayette aklı sağlıklı çalışana yeter;

    Ve Evren’i (Göğü) kuvvetimizle kurduk, muhakkak ki onu genişletmekteyiz…
    51 ZARİYAT SURESİ AYET 47

    Siz neyi karşıladınızda kendiniz çalıp kendiniz oynayıp gülüyorsunuz.Bu neyin emaresi…Şimdi burda tümünüze meydan okuyorum madem bilimselliğinden o kadar eminsiniz temel bilimsellik kriterlerini Darwinizmin nasıl karşıladığına dair esaslı bir makale hazırla burda yayınlayalım, tartışalım..(Da Vinci ve siz beraber yada solo masallar ne kadar bilimsel yoldaşınız varsa )

    Yoksa ”gene” yapamayacağınız bir şey mi istedim sizden ?

    Not: Sayın yorumcular bu zavallı atesit cevap veremeyecektir.Fakat olasılıklar dairesinde bir ihtimalde olsa cevap vermeye niyet ederse bilinen sebeplerden biz çok memnuz olacağız:)))

    Bu sebeple, kendisini çarpık faşist-ateist ideolojisiyle başbaşa bırakın…Herkesin dini kendine sonuçta. Zaten din hakkındaki aciz cahilliye yorumları artık yayınlanmayacağına emin olabilirsiniz.Sizin yorumlarınızda cevap hakkına binaen bir kereye mahsus yer verildi.Bilgilerinize arz ederim..

  109. murats: “davinci nin önerdiği yeni genlerin kökeni ile alakalı makaleye m.akyol zamnında cevap vermişti ve oldukça mantıklı görünüyor ziyaretçiler şuradan cevaba ulaşabilir”

    Gerçekten mi? Çok mu mantıklı göründü? Mustafa Akyol ne demiş? Duplication ile oluşan genler yeni yani orijinal işlevlere sahip olmaz demiş. Doğru demiş ama kimse böyle birşey söyemiyor zaten. Duplication ile oluşan genlerde daha sonra mutasyonlarla yeni işlevler ve orijinal fonksiyonlar ortaya çıkabileceği yukarda verdiğim makalelerde gösterilmiştir. Mustafa Akyol’un bunlardan haberi yok. Bunları okuyup irdeleyebilecek bilgisi de yok. Bunlar hakemli bilimsel dergilerde yayımlanmış bilimsel makaleler, Mustafa Akyol’un bunlar hakkında yorum yapabilecek yetkinliği yok. Oradan burada okuduklarına göre cevap vermiş linki verilen sayfada ama cevap verdiği şeyin benim verdiğim makalelere cevap olmakla uzaktan yakından ilgisi yok.

  110. da vinci
    yazdığın cvp okurlara m.akyol sanki kendi kafasından cvp verior dedirtmek ister gibi 1. si akyol cvbı şuraya dayandırıyor http://www.creationontheweb.com/content/view/4618/ (82-89 sayfalar arası pdf de mevcut) öyle çarpıtmakla bu gerçek değişmiyor 2, si ordan burdan dediğin kişilerde bilimle ilgilenen kişiler öyle senin önemsiz gibi gösterebileceğin kişiler değil özellikle senin hiç değil(akademik bir kimliğiniz olmadığını düşünüyorum); Yingguang Liu http://www.mbbc.edu/page.aspx?m=261 (linkini verdiğin makale kesinlikle zarif bir çalışma o bir review ve hazırlanması bile ayrı bir mesele ama bilimde her zaman karşıt görüşler yer alabilir hazımsızlığa yer yok)

  111. Şimdi ben bir sorunun cevabını merak ediyorum..Bir bireyin yaşam felsefesi edinebilmesi için bilimsel gelişmelerin sonucunu mu beklemeli yoksa mevcut verilere göre mi haraket etmeli?

    Eğer birinci seçeneğe göre haraket ediyorsak neden bu telaş?Bir tasarımcıyı inkar edebilecek kadar veriye sahipmiyiz?Big Bang’ten bu zamana kadar gelişen bütün süreçleri matematiksel veriler ışığında değerlendirebiliyormuyuz?Tümevarım ile evrimi öngörüp tümdengelim ile sağlamasını yapabiliyormuyuz?Yoksa enzim sistemini %99 zarara uğratan bir bakterinin naylon oligamerleini parçalamasını bilime girdi gibi gösterip materlayist felsefemize mi hizmet ediyoruz?

    Eğer mevcut verilere göre haraket edeceksek neden şu anda tarafsız kalmayı denemiyoruz?Şu an için evrimsel düzeyde gösterebilecek mutasyon örneklerine sahip değiliz fakat bilim olanca hızıyla ilerlemeye devam ediyor, bekleyip göreceğiz demek bu kadar zormu?İbrahimi dinler yanlışlanabilir diyebilen zihniyet burada neyin tartışmasını yapıyor?Bilimsel veriler ortada ve Tanrı’nın yokluğunu gösteriyor ama ben yine de teistlerin ne düşündüğünü bir sorayım da tutumum netleşsin tavrı egoistlikten başka birşey değildir..

    • Sanırım link ölmüş. En kısa zamanda indirlilebilir yeni bir linki ekleyeceğim.

  112. kim bu arif sarsilmaz diyen arkadasin onu bulamamasi cok dogal. eger ülkemizde bazi insanlar inanclarindan dolayi hak ettikleri yerleri gelmesinde sorun yasamamis olsaydi, kendiside gercek ismini kullanirdi ve onun hangi üni. ögretim üyesi oldugu ve nasil bir egitim aldigini sorgulamamiz gerekmezdi.

  113. Konu sosyal ve felsefi/dini mecralara kaynış…

    Darwinizm ile ilgili olarak belirtmek istediğim çok temel birşey var; Mutasyonların doğası üzerine birkaç söz…
    Eğer ki mutasyonlar bir zekadan-Tanrı-dolayı olmasaydı hiçbir canlı”başarılı” olup hayatını devam ettiremezdi. İşlev kazandıran değişimler eş zamanlı mutasyonlarla mümkündür. İK yapılar ancak bu şekilde oluşabilir. Herhangi bir zekadan yoksun mikro mutasyonlar birikerek sadece dengesizliği arttırabilirler ki bu da organizmanın sonu demektir. Neden oluşan yararlı mutasyonların bir süre sonra bozulmayacağı açıklanamaz! Kör bir saatçi mutasyonlar anlamında tercihte bulunamaz, mutasyonlar çevre şartları ile oluşmaz, kendiliğindendir. Bir süre önce gerçekleşen olumlu değişimlerin yine mutasyonlarla bir süre sonra yıkıma uğramıyacağı, organizma bütünü düşünüldüğünde işlevsiz ve dengesiz duruma gelmeyeceği garanti edilemez. Hiçbir işlevsel yapının korunumu garantide değildir. Bunun doğal seleksiyonla ilgisi yoktur, bu tamamen kalıtımsal bir açıklamadır.

    Dİğer bir delil; Evrim sürekli ve “zekadan” yoksun bir hareket olsa idi milyonlarca yıldır değişmeden yaşayan yaşayan fosillere rastlamak mümkün olmazdı. Ve yine yaşayan ara geçiş türlerine rastlamak zaruri olurdu. Kimse şartların ve ortamın değişmezliğine bel bağlamasın, milyonlarca yıl söz konusu olduğunda birçok dış etken değişmekte, hiçbir çevre sabit kalmamaktadır. Ayrıca İK yapılardaki karmaşıklık dolayısıyla zekadan yoksun mutasyonların hiçbir yere eklemlenemiyeceği açıktır. Karmaşık bir dengeyi farklılaştırmak için sistemin yapısının topyekün başka bir dengeye döre evrimleşmesi gerekmektedir. Aksi halde İK yapı işlevini yitirir ve canlı dezavantajlı duruma geçip yok olur veya olabilir.

    Sonuç itibari ile önden yüklemeli evrim birçok eş zamanlı mutasyonun yepyeni işlevler kazandırması ile mümkündür. Mutasyon hızı dahilinde ya da farklı bir şekilde bu mümkündür. Eğer evrimi kabul ediyorsak “zeka” ile yönlendirilmiş mutasyonlardan başka bir mekanizmaya sahip değiliz. Yoksa sahip miyiz?

  114. MİNİMUM İŞLEVSELLİK VE İNDİRGENEMEZ KOMPLEXLİK

    Yorumların gidişhatını takip etmedim sadece konuyu okudum ve alakalı olduğu için buraya yazıyorum.
    Sanırım akıllı tasarım teorisini duymuş, incelemiş çoğu kişi bu teori için bir slogan halini almış indirgenemez komplexlik fikrinide duymuştur.
    Minimum işlevsellik ise en az indirgenemez komplexlik kadar önemli bir fikirdir. Daha doğrusu aynı olaya farklı bir bakış açısıdır.Nedir bu minimum işlevsellik?
    Minimum işlevsellik darwinistçi evrime karşı önemli söylemlerden biridir. Darwinistçi evrim “doğal seleksiyonlar ve rastgele mutasyonlarla” canlıların evrimini açıklamaya çalışır. Bu düşüncede doğal seleksiyonların görevi mevcut canlılar içinde ortama en uygun olanın üreyip çoğalabilmesi ve baskın tür olabilmesi için diğerlerini yoketmektir. Rastgele mutasyonların görevi ise asıl tasarım işidir. Yani bir yapının oluşmasında rastgele mutasyonlar görevlidir.

    Minimum işlevsellik : Rastgele mutasyonlarla bir türde oluşmuş bir yapı sayesinde canlının mevcut ortam şartları(doğal seleksiyon) içinde diğer türlere karşı bir üstünlük sağlayıp baskın tür olması için bu mutasyonla oluşmuş yapının minimum bir işlevselliğe sahip olması gerekir. Çünkü bu işlevsellik sayesinde mevcut ortam şartlarında diğer türlere karşı avantaj sağlayacak. Eğer rastgele mutasyonlar işlevselliğe sahip olmayan bir yapı oluşturursa -ardarda mutasyonlar sonucunda faydalı bir yapı oluşacak olsa bile- ilk mutasyon sonucu oluşan yapı türe bir avantaj sağlamayacağı için baskın tür olamayacak ve yokolup gidecektir.

    Ve biz görmekteyizki minimum işlevselliğe sahip yapılara örnekler verdiğimizde bu yapıların oluşması için DNAnın farklı noktalarında bulunan çok sayıdaki gen grupları üzerinde aynı anda rastgele mutasyonların olması gerekiyor.

    Örneğin bir göz oluşması için Darwinistçi evrim mekanizmalarını çalıştırdığımızda bu oluşum olayına tek bir hücreden yada tek bir protein yapısından başlayamayız. Çünkü yapının işlevsel olması için ilk göz ve onu anlayan nörolojik bir sisteme ihtiyaç var. Nörolojik yapı en azından ilk göz tarafından salgılanan bir madde olsa bile. Bu yapının oluşması için birden fazla gen grubu üzerinde aynı anda rastgele mutasyonlar olması gerekiyor.

    Buda bize açıkça bu yapının tasarım boyutunu gösteriyor.

    • Bahadır bey

      Açıklamalarınız çok yerinde. İndirgenemezlik kavramı sadece bilimsl olarak değil bilim felsefesi açısındanda Darwinizmi çok sarsmıştır. Özellikle içeriğinde ”teleolojik ” yani gayesel bir imaya asla yer vermeyen bir bilimsel ideolojinin temel dayanağı olan ”gradualism” yerle bir edebilecek bir kavramsal fikir olan IK , Darwinizmin deyim yerindeyse canına ot tıkamıştır. Fakat ben bana son zamanlarda gelen birçok e-mektuba binaen sizin yorumunuzu içersinde yer alan ”indirgenemezlik” kavramının moleküler biyolojide dünü-bugünü ve yarınını bloğumun içeriğinden yola çıkarak daha ayrıntılı bir şekilde aktaracağım müsadenizle;

      İndirgenemez Kompleksliğin (İK) Akıllı Tasarımın çıkış noktası olduğu doğrudur.İlk önceleri benimde yanlış bir şekilde algıladığım hatta Darwinist çevrelere karşı argüman olarak kullandığım bir açıklamadır.Mike Gene açıklamlarınla karşılaşıncaya kadar bu yanlış yorumla Darwinizmin ana mekanizmalarına eleştiri getirmiştir.Neydi bu İK yorumu? Bunun için ilk önce Darwin ne demişti ona bir bakmak lazım;

      Türlerin Kökeninde Darwin;

      “Eğer her hangi bir karmaşık bir organın, küçük, başarılı ve sayısız değişiklikle oluşamayacağı gösterilirse, teorim kesinlikle geçersiz olacaktır.”demektedir . Darwin’in kriterini karşılayan şey indirgenemez karmaşıklık sistemidir. İndirgenemez karmaşıklıkla söylemek istediğim birçok etkileşimli parçadan oluşan, temel bir görevi yerine getiren yâda katkıda bulunan tek bir sistemdir. Bu tür bir sistem, tedricen, küçük, başarılı öncü değişikliklerle üretilemez. “Çünkü doğal seçilim işleyen bir görevi seçmeye dayanır. Bir indirgenemez karmaşık sistemin, eğer böyle bir şey varsa, doğal seçilim için tam bir bütün olarak çalışır halde aniden oluşması gereklidir” .

      https://akillitasarim.wordpress.com/2007/10/01/molekuler-makineler/

      Behe;

      İndirgenemez karmaşıklıkla kastettiğim birçok tam uyumlu parçadan oluşan tek bir sistemin-ki bu etkileşimli parçalardan her biri temel bir göreve katkı yapar-içersinden herhangi bir parçanın çıkarılmasıyla sistemin kesin olarak işlevinin durmasıdır.

      Bir indirgenemez karmaşık sistem tam uyumlu parçalardan yapılandırıldığından beri, bir parçanın başka bir işlevi yerine getirmek üzere yapılandırılması ve bunun İK sistemler oluşturabilmesi olasılık dışıdır. Aslında, Behe bu çözümü yazarak çok daha önceden haber verir:

      Eğer ki, bir sistem indirgenemez karmaşıklıkta ise ve böylece doğrudan oluşturulamayacak denli farklı kademeler içermekteyse. Burada, kimse dolambaçlı, doğrusal olmayan bir olasılığı açıkça savunamaz. Etkileşimli sistemlerin karmaşıklığı artıkça, böyle bir ”olasılığı reddedemeyiz, yok sayamayız.”

      https://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/30/indirgenemez-karmasikli-ve-darwinci-patikalar/

      Behe’nin önemi indirgenemez komplekslikle daha önce Darwincilerin aklına bile gelmeyen yada getirmek istemeyip görmezden geldikleri moleküler evrim konusunu irdelemesidir. Şimdi IK sistemler kavramı evrimi anlama sürecindeki işlevi, doğrusal Darwinci sürecin işlemediği evrimsel patikalar üzerine kavramsal bir elektron mikroskobu tutması olmuştur.

      Bunlar ilk bakışta doğrussal Darwinci mekanizmalarla oluşması olası gözükmeyen mekanizmalardı. Ayrıca Darwinci evrim algısı tarafından karmaşıklığı üst yapılara göre basit kabul edilen tek hücreli protozoa dünyasının insan aklını zorluyan karmaşıklığı,nano makineler açıkca göz ardı ediliyor yada hasır altı ediliyordu. Behe’nin ilk kitabı Darwin’in Kara Kutusu öncesi durum aynen şudur;

      Fakat bu yapıların hiçbiri Darwinci evrim sürecince (ek bir mekanizma gerektirmeden ) açıklanamaz. Peki, geçen kırk yılda bu fenomeni bilim dünyası nasıl kabul etmişti?

      Buna verilebilecek güzel bir cevap Moleküler Evrim Gazetesindedir. JME (Journal of Molecular Evolution). Bu gazetenin temel amacı, Darwinci evrimin moleküler düzeyde nasıl oluştuğunu araştırmaktır. Gazetenin yüksek bir bilim standardı ve bu alanda çok saygın bir yeri vardır. JME’nin bu yazı yazıldığında (1997) yayınladığı son 11 makalede, D.N.A ve protein diziliminin analizleriyle alakalıdır. Makalenin hiçbirinde biyo moleküler yapıların karmaşıklığın gelişimindeki ara formların detaylı modellerine rastlanmamıştır. (doğal olarak).Son on yıl içersinde JME 886 kez yayımlandı. Bunlardan 95’i hayatın oluşumu için zorunlu olduğu düşünülen moleküllerin kimyasal sentezleriyle, 44’ü dizilim analizlerini geliştirmek için ortaya konan matematiksel modellerle, 20’si var olan yapıların evrimsel gönderimleriyle, 719’u polinükloitid dizinlerin yâda protein analizleri ile ilgiliydi. Maalesef karmaşık biyo-moleküler yapıların gelişiminde ara formların detaylı analizleri için hiçbir makale yayımlanmadı. Bu JME’nin bir acayipliği değildir. Bu tür ara formların biyo moleküler yapılardaki durumunu inceleyen herhangi bir makale (makale yayınladığına değin) ne Ulusal Bilim Akademisi, (Natural Academy Of Science) ne Nature nede Science gibi bilim dergilerinde yâda benim bildiğim başka bir yayında yayımlandı.

      Moleküler evrim literatüründe dizilim karşılaştırmaları yoğun şekilde yer alır. Fakat dizilim karşılaştırmaları karmaşık biyo kimyasal sistemlerin oluşumunda tıpkı Darwinin basit göz yapılarıyla karmaşık yapıları karşılaştırıp gözün nasıl çalıştığını anlaması gibi herhangi bir rol oynamaz. Bundan dolayı, bilim bu alanda dilsiz gibidir…

      Peki o zamandan bu zamana IK sistemler (ya da M.Behe) neyi değiştirdi hadi bir bakalım;

      Bilim dünyasının en geniş veritabanlarından biri olan PubMed veritabanında 1965′lerden 2005‘lere değin bu konuda yapılan bir araştırmayı, Mike Gene‘nin The Design Matrix kitabının 89-99 sayfalar arasındaki Makinelere Hoş geldiniz adlı bölümde göstermektedir. M.Gene veritabanı içersinde “moleküler makineler” tanımın bu yıllar arasında yapılan tüm akademik çalışmalarda ne kadar kullanıldığını araştırmış. 1965 yılından 85 yılına değin bu konuda nerdeyse bir kullanım, gönderme yada bilimsel araştırma yok olduğunu görmüş. 86-90 yılları arası hafif kıpırdanmalar olmuş 40 küsur makalede bu terim kullanılmış. 1991′den itibaren ise roket fırlatılmış. 91 yılında 100 üzerinde makale bu konuya değinmiş daha sonra 96-2000 arası 200 üzerinde makale konuyla daha da çok ilgilenmiş. 2001-2005 arası ise roket hızını alamamış 613 hit almış moleküler makineler bilimsel literatür içersinde. Moleküler makineler lafzının bugüne değin kayıtlı bilimsel araştırmalar içersinde aldığı hitin %90′nı 1991-2005 yılları arası ulaşılmış.

      Behe belkide ilk olarak bu yapıların indirgenemeyeceği yüzünden evrilmeyeceğini söyledi yada evrildiyse bile bunun kabul edilen Darwinci yollarla olamayacağını belirtti.İlk çıkarımının yanlış olduğu PZ.Meyers’ın çalışmalarıyla bilimsel olarak kanıtlandı.Panda’s thumb daki açıklamaya bu yorumu yazarken ulaşamadım. Blogu;

      http://scienceblogs.com/pharyngula/2009/04/oregon_or_bust.php

      Fakay Meyer’sın çalışmasının sonuçlarında ortaya çıkan yan işlev (co-option) mekanizmalarının giderek artan bir şekilde moleküler evrende ortaya çıkmasıyla Darwincilerin ”evreka” çığlıkları oldukça sıkıntılı bir hal almaya başladı. Bunun nedeni yan işlev mekanizmalarının gerektirdiği olağanüstü karmaşıklık ve optimisazyonlarıydı. Evet sonunda Darwinci kamptan İndirgenemez sistemler için indirgenebilir açıklama nihayet gelebilmişti. Fakat sevinç kısa sürdü. Bugün bu tür yan işlev mekanizmalarıyla evrilmiş yaklaşık 30′dan fazla durum ortaya çıkarıldı (2007) ve giderek bu sayı artmakta.Yani birbirleriyle işlevsel olarak yakından uzaktan alakası olamyan orta derecede karmaşık yapılara sahip proteinler , birden birleşerek (ki çok kırılgan ve olağanüstü hassas yapılarına rağmen) asıl görevleri dışında başka daha karmaşık bir görevi yerine getirecek proteini oluşturmaktadırlar. Şimdi bunu bu yorumla bu kavramlarla tanışmış olabilecekler için açayım;

      Bu ilk bakışta şansın yada kutlu tesadüflerin muhteşem sanatı ile açıklanabilir gibi görülmektedir.Mesela bu tip bir yada iki mekanizma olsaydı, gerçekleşmesi olağanüstü zor olan bu durumlar için bile burda şans bir mana ifade edebilirdi.Fakat bu yapılar bırakın bir iki olmayı yukarıda söylediğim gibi araştırmalar ilerledikçe yüzlere yaklaşacağı görülmektedir.Öyleyse ister istemez evrimin dışardan mutasyonun katkısıyla seçilmiş bir yapının işlerliğini kullanmadan , organizmanın kendi bilgi yapısı içersinde halihazırda var olan yapıların sanki ilerde ortaya çıkabilecek bir görev için önceden planmlanmış bir şekilde var olduğu ve evrim için gereken kritik dönemeçe gelindiğinde birleşerek kritik görevi yerine getirecek proteini oluşturup hayatta kalmayı sağladığını görüyoruz.Buda evrimin yönlendirildiği iddiamız için oldukça sağlam bir zemin oluşturmaktadır. Çünkü gayesel bir süreç taşımayan hiç bir yapı birbiri ardına şansın doğasının bile üzerindeki olasılıkları gerçekleştirerek rasgele bir çözümden optimun sonuç çıkaramaz.Bunu bu kesinlikte söylememin nedenide bizaat proteinlerin oluşumu ve görevleri ile ilgili bilinenlerdir. Görülüyor ki evrimin esas ilerleyişi gen duplikasyonundan daha çok proteinlerin işlevleri ve özelleşmiş görevleri başarıyla yerine getirmesiyle sağlanmıştır.Bu bilimsel gerçeği red edenler bilimi redederler.

      Gökdelenin var olan planı üzerinden (DNA) anlaşılan bu gökdelenin bir mimarı, yapanı , tasarlayanı vardır.Tüm süreçler onun tarafından yönlendirilmiş ve madde içersine yeni çözümler oluşturabilme potansiyeli, yine bu tasarımcı tarafından eklenmiştir.(Mesela yapı içersinde esnek ve geri dönüşümlü malzeme kullanılmıştır. Gerektiğinde yeni eklemeler yapılabilmesi için binanın temeldeki statik direnci en başında ihtiyaç duyulandan çok daha yüksek tutulmuştur. Modüler bir tasarıma sahip çok işlevsel mobilyalarla dekore edilmiştir.) Böylelikle şans ve raslantısallık belirli sınırlar içersinde üretken olabilir ve yine yapım aşaması için gerekli olan çözümleri ”var olan bilgi yapısından” üretebilir. (Diyelim ki gökdelenin camları öyle bir özellik içersin ki bunların ısı tutma kabiliyeti hem içersini sıcaktan korusun hemde bu tutulan ısı yönlendirilerek elektrik enejisine çevrilsin ve binanın soğutulmasında tutun elektirik gerekli her bölgesinde kullanılsın .Böylelikle hem zaman içersinde gerekli olan değişim ve ihtiyaç giderme gerçekleştirilir , hem de ”stabilite” muhafaza edilir. Var olan tasarım fazla değiştirilmeden yeni çözümler elde edilmiş olur..

      Görüldüğü üzere bilimsellik iddiasını ve payesini kendilerine pek yakıştıran şanlı Darwinizm yanlıları yukarıda açıkladığım süreci görmezden gelmeye devam edeceklerdir. Özellikle Türkiye’de yeni yeni ortaya çıkan popüler ”bilim” dergileri ABD’den ithal ettiğimiz çeviri dergiler , bilimi bir siyasi görüşün sağlamasına indirgeyerek (bu kendi düşünce doğalarında var yani indirgemek) bilimsel yayınlar yaptıklarını ve bilim dini üzere olduklarını sanacaklar…

      Kimi zaman bir tek dişten yola çıkıp tüm fosil kayıt tarihini yeniden yazacak, makalelerinde bu dişten yola çıkıp grafikerlerine bu hikayenin güzel güzel kavramsal resimlerini yaptıracaklar, bunlada yetinmeyip son derece yanlış olan Evrim = Darwinizm algılarını toplumun bilinç altına itelemek için olur olmaz her sosyolojik konuyu evrimsel bir açıklamayla sunup ”haleluya ” diyeceklerdir. Bu arada benim gibi birkaç kişinin ilgilendiği AT hareketininde öylesine rahatsız olacaklardır ki, yayınlarında Akıllı Tasarımcı ”lar” atıfında bulunurken sanki bizlerin (benim sitem ve bloglarım için sadce ben ve bir arkadaşım)kendileri gibi koca koca binaları, teknolojik imkanları, çevirmen orduları, üniversitelerde içersinde var olan sosnuz destekleri olan bunlada kalmayıp arkasında ”siyasi görüşü ve hayat felsefesi belirli bir sermayenin” hizmetinde bilimcilik oynayan bir güruh gibi göstermeye çalışacaklardır.(Bilimsellik iddiamız düşünce manasındadır.Deneysel manada Mike Gene dediği gibi kuvvetlenmeye ihtiyaçı vardır ve PUBMED verilerinin gösterdiği gibi kuvvetlenmektedir.) Bu çoğu zaman bizleri sevindiryor.Çünkü haklı olduğu gün günden daha fazla ortaya çıkan bir çalışmanın Don kişotu ve San Pançosu olmak ve belkide Cervantes’in hikayesindeki romantik kahramanlığımızın sizler gibi insanlarca takdir görmesi ve ”Değirmenleri” çok rahatsız etmesi bizim için bu çalışmaları tüm imkansızlıklar ve zorluklara rağmen sürdürmemeizi sağlıyor.

  115. Mustafa Bey, şöyle bir ifadeniz var:

    “Öyleyse ister istemez evrimin dışardan mutasyonun katkısıyla seçilmiş bir yapının işlerliğini kullanmadan , organizmanın kendi bilgi yapısı içersinde halihazırda var olan yapıların sanki ilerde ortaya çıkabilecek bir görev için önceden planlanmış bir şekilde var olduğu ve evrim için gereken kritik dönemeçe gelindiğinde birleşerek kritik görevi yerine getirecek proteini oluşturup hayatta kalmayı sağladığını görüyoruz.”

    Burada hiçbir mutasyon olmadan sadece protein dizilimlerinin yeni kombinasyonları ile yeni işlevler yaratılabilineceğini mi anlamalıyız?

    Acaba doğru anlamış mıyım?

    • tam olarak doğru anlamışsın diyemeyeceğim. Fakat genel olarak kastedilen manayı kavramışsınız.

      Şimdi bir mutasyon sonucu stabilite kaybolursa sistem yeniden kendini dengeye getirmek için çabalar, yani oluşan probleme çözüm aranır.Fakat burada mutasyon sadece çevre sonucu oluşup, uyuma zorlayan yada şans eseri uyumu artırıp doğal seçilimce seçilen bir tür uygunluk artırıcı değil sadece tetikleyicidir. Herhangi bir sebepten oluşabilir (çevreden bağımsız yada bağımlıda olabilir) sistem bu dengesizliğe yanıtı son derece hassas (bir aminoasitlik farklılığın(+-) genelde işlevsizlik getireceği protein dünyasında) protein yapılarını kendi görevleri dışında tek olarak bir görev üstlenmesi ya da çok daha şaşırtıcı olanı iki yada daha çok proteinin birleşerek bir üst düzey karmaşık görevi yerine getirmesidir. (mutasyon sonucu zarar gören yapı gerine onun yerine geçen bir sistem mesela) Bunun evrimsel patikalarda bir yada birkaç kez rastlantısal zorunluluklardan kaynaklanması çok olasıdır.Fakat The Design Matrix (Mike Gene) kitabında detaylıca açıklandığı gibi 2007 yılı başlarında bu tip işlev sergileyen protein yapılarının bilinen sayısı 56 idi.Demek ki genom kendi içersindeki yazılımdan acil durumlarda dengeyi muhafaza edebilmek ve yaşamı sürdürebilmek için çözüm üretebilmektedir.Buda ancak bir tasarımcını belli bir iskelet kurup ilerki aşamlarda gerekli olabilecek ek mekanizmaların oluşturulmasını önceden planlamasıyla mümkün olabilir.Bununda felsefi çıkarımla alakası yoktur.

      Mike Gene konuya bir makalesinde şöyle açıklık getirmiştir;

      Bu yapılar evrimsel patikalardadiğer tüm yapılardan çok daha fazla tasarım çıkarımını bilimsel olarak delillendirmektedir.Bunlara kısaca PREPA (the present explains the past) yani bugünün geçmişi açıklamasını ortaya koyan yapılar diyebiliriz. PREPA eski atalarımızın alışılmadık ya da tuhaf özelliklerinin bugünün içeriğinden bakıldığında daha anlamlı hale gelmesini sağlayan öngörü ipuçlarıdır. PREPA’yı potansiyel olarak somutlaştıran ve sonuç veren genel kavramdır.

      Evrim belirgin bir şekilde gerçek biyotik özelliklerce yürütülecekti. Mademki tasarımın kendisi biyotik olacaktı, öyleyse evrimde biyolojik bir sürece benzeyecekti, böylece tasarım bu tip bir evrimle daha çok ilişkilendirilebilecekti. Bir başka deyişle, eğer evrim tamamen çevredeki yıkıcı süreçlerin zeminine karşı daha büyük uyum sağlıyor diye oluşmakta olan rastlantısal olayların bir işlevi olsaydı, geleceği bugünden tasarlama kabiliyetini evrimsel kirlilik tarafından süratle önlenecekti. Fakat evrim için güçlü ve temel bir birleşen varsa, tasarımlar bu evrimsel kirliliğe (noise) karşı korunur.

      Bunu kanıtlayan bazı bilimsel makaleler bu yazımda linklenmiştir;

      https://akillitasarim.wordpress.com/2008/12/03/onden-yuklemeli-evrim-beklentileri/#more-286

      Bu patikaları evrimin (Darwinizm) sergilemesine gerek yoktu. Fakat bunlar varlar ve önden yüklemeli evrimin inandırıcılığını oldukça kuvvetlendirmektedirler. Tüm bunlardan var olmasa, önden yüklemeli evrim çok zayıf bir hipotez olacaktı…

  116. Sanırım anladım, mutasyonlar sadece tetikleyici olarak varlar, sonrasındaki dengeleme çabası ile de yeni özellikler ve işlevlerin oluşması mümkün olabiliyor. Teşekkürler, yanlış anlamış olabilirim, düzeltirseniz sevinirim.

Yorumlar kapalı.