İNDİRGENEMEZ KARMAŞIKLIK VE DARWIN’İN PATİKALARI

 

R.H Thornhill ve D.W Ussery’nin

Akıllı Tasarım teorisine karşı ileri sürdüğü patikalar

Mavi ” parantez içersindeki yerler Sayın Da Vinci’nin uyarısıyla yeniden ele alınmış ve düzeltilmiştir.Kendisine çok teşekkür ediyorum.

Mike Gene

Fikir artık resmileşmiştir. Behe’nin indirgenemez karmaşıklık (İK) fikri bilimsel literatürde kendine bir yer edinmiştir. İronik olarak bu süreç, indirgenemez karmaşıklığın teolojik olmayan mekanizmasının formüle etmek üzere R.H Tornhill ve D.W Ussery tarafından yazılan iki kısımlı eleştirisel makale “Darwinci Evrimin Olası Sınıflandırma Yolları” ile başladı.

Her şeyden önce, bu makale Behe’nin bilime gerçek bir katkıda bulunduğunu göstermektedir. Thornhill ve Ussery (T&U) yazdığı gibi:

“Bununla birlikte, işlevsel olarak birbirinden ayrılamaz parçalardan oluşan indirgenemez karmaşıklıktaki yapıların Darwinci Evrim tarafından oluşturulabilmesi ile ilgili daha çok teorik sorunun, eğer böyle bir şey olmuşsa, derinlemesine incelenmediğini görmekteyiz.‘‘ Bunu yapmamızı yani incelememizi önleyen nedenlerden biride, böyle bir sınıflandırmayı yapabilmek için elimizde ‘‘olası yolların sınıflandırmasının yokluğu”dur. ‘Aşağıda önerilen bir sınıflandırma sunulmaktadır ”.-Burda aşağıdan kasıt T&U metnidir…

Her ne kadar birileri bunu tartışsa da, bu söylenenler Behe’nin tezinde ortaya koyduğu indirgenemez karmaşıklıktaki yapıların oluşumu üzerine bilimin herhangi bir açıklama getirmekten yoksun olduğunun, en temel kabullenmelerden biri olarak görülebilir. Bununla birlikte, şurası açıktır ki, Behe’nin kuşkuculuğu bu tip bilim adamlarını daha önce varılmayan bir sınıflandırmayı geliştirmek için dolaylı itici bir güç olarak görev yapmıştır. Böylece, Behe bu tip bir sınıflandırmanın oluşturulması için uyarıcı etki olmuştur.(T&U) daha sonra, terimleri tanımlamışlar fakat garip olarak, Behe’nin kullandığı (İndirgenemez Karmaşıklık-İK) tanımını kullanmamışlardır. Tanımlar şunları içerir:”Bilinçli bir etken yâda etmenlerin müdahalesi olmadan oluşan”.Bir kere daha, bilimin apriori kibrinin nasıl bir teolojik nedeni hariç bırakmak için çalıştığını görmekteyiz.(Bize bir kez daha hatırlatılmaktadır ki bilim teoloji ve teolojik olmayan arasındaki soruna eğilmede bir otorite değildir.T&U daha sonra, Darwinci evrim için 4 olası yolu ortaya koymaktalar:

1.Sıralı ve Doğrusal Darwinci Evrim

Bunun anlamı, değişim oldukça uzun bir zaman ekseninde oluşmaktadır. Burada tekrar sonrada yazarlarından not düşerek ortaya koydukları gibi Behe’nin katkısını görmekteyiz.”Her ne kadar sıralı doğrusal evrim mekanizması karmaşık yapılar oluşturabilmekteyse de, bu süreç indirgenemez karmaşık yapılar oluşturamaz”. Böylece, indirgenemez karmaşıklık, kesin evrimsel yolların bunu gerçekleştirmesinin olanaksızlığını görebilmemizde bizlere yardımcı olmaktadır. Bu sıralı doğrusal evrimin en belirgin, ikna edici rast gele mutasyon ve doğal seçilim örneklerinin içersinde de çok belirgindir. Darwin ispinozların geleneksel örnekleri(ve onların gagaları) , zürafanın boynu, fil hortumu, kararan güve kanatları gibi sıralı doğrusal Darwinci Evrimin tüm örneklerinde görülebilmektedir. Bu yüzden burada anlatılmak istenen, bu tip bir evirilmenin kanıtı olarak indirgenemez karmaşık yapıların “Kör saatçi mekanizması” tarafından evriltebileceğine kanıt gösterilemeyeceğidir.


2.Mekanizma; Paralel ve Doğrusal Darwinci Evrim

Bunun anlamı, birden çok parçada yaklaşık olarak eşzamanlı meydana gelen değişmelerdir, böylece diğer parçalardaki değişiklikler her zaman toplam değişikliğin her hangi bir parçada belirgin hale gelmesinden önce oluştuğudur.

T&U bazı örneklerde vurguladıkları üzere;

“Birçok karmaşık üst moleküler biyolojik yapıların Darwinci evrim tarafından bu tip bir geçerliği vardır, örneklersek yarasa ekolasyonu, örümceklerin ağ yapılandırması, bal arılarının dansları ve orkidelerin böcek yakalaması(Dawkins 1986,1995)bu tip gelişmelerden sayılır. Bazı karmaşık (fakat indirgenemez karmaşık değil) moleküler sistemler örneğin globin proteini gibi(Ptitsyn 1999,Satoh 1999) bu yolla evrilmisş olabilirler.” Fakat aynı zamanda şunu da yazarlar:

“Paralel doğrusal Darwinci Evrim indirgenemez karmaşık yapılar oluşturabilir, fakat işlevsel olarak ayrılamaz parçalardan oluşan indirgenemez karmaşık yapılar oluşturamaz ve bu Behe’nin teşhisinden çıkarılan kesin sonuçtur.”

Böylece bir kez daha görüyoruz ki, indirgenemez karmaşık moleküler makineler ile ilgili kafa yorduğumuzda (ki bunlar işlevsel olarak ayrılamaz parçalardır.)Darwinci evrimin çeşitli açıklamalarının ve özellikle Dawkin’sin açıklamalarının konu ile alakasız olduğu açıkça ortadadır. Behe’nin indirgenemez karmaşıklığın Kör Saatçi gibi bir mekanizmaca evirildiğine dair en ufak bir kanıt bile yoktur.

3.Farklı bir işlevden uyum sağlayan işleve geçiş mekanizması

İronik olarak, bu yoldaki temel sorun bir başka Behe eleştirisinde vurgulanmıştır. H.Ellen Orr’un Boston Review da kaleme aldığı eleştirisinde söyle demektedir:

İlk olarak bazı kimyasal yolların tüm gerekli parçalarının mutasyon yoluyla ”aynı anda” oluştuğunu düşünmek hiçbir yayar sağlamaz. Her ne kadar bu “çözüm” bizi işleyen bir sistemin bir anda oluştuğu fikrine götürse de, yukarıdaki gibi bir mutasyonu, çok ümitsiz ve olasılık dışı bir fikir olarak hiçbir Darwincinin ciddiye alacağını düşünmüyorum. Behe’nin doğru olarak belirdiği gibi, biz Darwincilerbir ”Problemin yerine mucize koyarak” bir şey kazanamayız. İkinci olarak, indirgenemez karmaşık yapıların bazı parçalarını adım adım başka bir amaç için evirildiğine ve sonra yepyeni bir işlev kazanarak çalıştığı düşünülebilir. Fakat bu olası değildir. Böyle bir şey arabanızın transmisyonunun yarısının birdenbire hava yastığı bölümüne yarım etmesini ummaya benzer. Bu tip değişiklik çok çok seyrek olur fakat kesin olarak bunlar önümüzdeki indirgenemez karmaşıklığa genel bir çözüm getiremez. Bu yan-seçenekli değişimin neden olasılık dışı olduğunu daha iyi kavramak için Behe’nin indirgenemez karmaşıklığa dönelim.

Behe;

İndirgenemez karmaşıklıkla kastettiğim birçok tam uyumlu parçadan oluşan tek bir sistemin-ki bu etkileşimli parçalardan her biri temel bir göreve katkı yapar-içersinden herhangi bir parçanın çıkarılmasıyla sistemin kesin olarak işlevinin durmasıdır.

Bir indirgenemez karmaşık sistem tam uyumlu parçalardan yapılandırıldığından beri, bir parçanın başka bir işlevi yerine getirmek üzere yapılandırılması ve bunun İK sistemler oluşturabilmesi olasılık dışıdır. Aslında, Behe bu çözümü yazarak çok daha önceden haber verir:

Eğer ki, bir sistem indirgenemez karmaşıklıkta ise ve böylece doğrudan oluşturulamayacak denli farklı kademeler içermekteyse. Burada, kimse dolambaçlı, doğrusal olmayan bir olasılığı açıkça savunamaz. Etkileşimli sistemlerin karmaşıklığı artıkça, böyle bir ”olasılığı reddedemeyiz, yok sayamayız.”

Bu noktayı resmetmek için, Kamçılı hayvanı ele alalım (Bacterial Flagellum) belkide Akıllı Tasarımın en iyi bilinen örneği, işlevsel olarak bir kamçılı hayvanın yaklaşık olarak 30 tane gen ürününe (parçaya)ihtiyaç duyar. Peki, başka bir işlev kazanma hipotezi neyi bildirmektedir bize? Kamçılı hayvanın oluşmasından önce, bu 30 gen ürünü (ve bunların çiftleri) hep birlikte başka şeyler yerine getirmek için var olmuşlardır. Daha sonra, nasıl olduysa bir kamçılı oluşturmak için şansın yardımıyla gene hep birlikte birleştiler. Ve bundan da sonra, diğer gen ürünlerinin asıl işlevleri de kayboldu. Bu size indirgenemez karmaşıklık için genel bir çözüm gibi mi geliyor

Burada Darwin’in dehası bu tasarım yapılarını alt etmek için ”şansın rolünü minimize etmektedir.” Fakat bir kez daha bu yan-seçenek açıklamasına dönelim, burada şans bu yapıların oluşumundaki ana etmen olarak kendini gösterir. Bu öyle bir şans tır ki 30 kadar gen ürününün başka işlevlerden bir anda birleşmesine ve birleşirken de önceki işlevlerini yitirerek yenilerine dönüşmelerini sağlamıştır. Böylece, bu yan-seçenek açıklaması da aynen sansı moleküler makinelerde apaçık gözlemlenen tasarımı oluşturan etken olarak kullanmaktadır. Ne yazık ki bu Darwinciliğin popüler olduğu günlerde bile inandırıcı değildi, bugünde inandırıcı olmaktan çok uzaktır.

Bu problemin basit bir başka şekilde anlatılması için,5 yâda 6 tane alt sistem düşleyin, her birinde 6 yâda 5 gen ürününden oluşsun ve hepsi farklı işlevler yürütsün. Böylece tek düşlememiz gereken 5 yâda 6 alt sistemin tam olarak eşleşmiş bir bütünü oluşturacak şekilde bir araya gelerek yeni bir işlev oluşturmasıdır. Fakat bunun Orr’un Eleştirisindeki gibi bir katkıdan daha fazlasını yapabileceğini düşünmüyorum. Daha kötüsü, şimdi bu durumda, bir ” Teleolog ” indirgenemez karmaşıklıkla 5 yâda 6 sistemin oluşumunu ve daha sonra bunların niçin kaybolduğunu açıklamak zorundadır.

Tekrar T&U ‘nun makalesine döndüğümüzde, Bu problemin yazarların verdiği ve bizlere indirgenemez sistemlerin nasıl bu yolla oluştuğu hakkında bir fikir vermeyen listenin adaptasyon örneklerinde de açık olarak meydana çıkar. İlk örnekleri, pullardan tüylere geçiştir. Fakat buda Behe’nin kitabının 40–41 sayfalarında değindiği tüm konuyu görmezden gelerek indirgenemez sitemin oluşumu için açık bir örnek olmamaktadır. Burada ki etmen, çeşitli proteinlerin aynı yerleri paylaşabilmeleri başka bir işleve geçişi gerçekten desteklemiyor oluşudur. Burada bir tasarımcının bizleri her parçanın ve sistemin her kısmının gerçekten eşsiz olduğuna ikna etmesini düşünmemek için bir nedenimiz yoktur. Örneğin, çim biçme makinesi ve otomobilin her ikisinde de bujilere sahip olması bir motorun diğerine zamanla bir işlevi rast gele değişiklikler ve seçilimle kazanarak dönüşmesine örnek teşkil edemez.

Fikrimce, bir işlevden başka bir işleve dönüşme açıklamasına en açık iki örnek şunlardır:

1. Antartika da ki notothenioid balıklarının kanlarındaki antifriz glycoprotein, onların buz denizlerinde hayat da kalmasını sağlar ve işlevsel olarak ilgisi olmayan bir pankreatik trypsinogen-benzeri protease‘dan evirildiği kabul edilir. Kimerik genleri üzerine yapılan en son kesifler (ki bunlar hem protease ve hem antifriz glycoprotein in kod açılımının yaparlar.) bu teoriyi büyük oranda destekler.

2. Crystallinsler (göz lenslerinde ki ışık kırıcı işleve sahip proteinler) göze ait olmayan dokulardaki stres-önleyici proteinlerle benzemektedirler ve çok yakın olarak ilişkilidirler. (Drosophila a-crystallinsler ve ufak ısı-şok proteinleri homologdurlar.)Fakat bu iki duruma da dikkat ederseniz, bu proteinler bir indirgenemez karmaşık sistemin içinde tam bir bütünleşik parçalar olarak işlev görmemektedirler. Bundan ötürü, bazen bir protein birçok eşle etkileşimde olmaya zorlandığından dolayı farklı bir işlev kazanabilir ve indirgenemez karmaşıklıkla bir yapının bu yolla oluşturulabilmesi mümkün değildir.

Farklı bir işlevden uyum sağlayan işleve geçiş ağırlıklı olarak saf şansa dayandığından beri indirgenemez karmaşıklığa genel bir açıklama ve çözüm olmaktan çok uzaktır. Behe’nin gösterdiği gibi, sistem ne kadar karmaşık ise, bu yolun indirgenemez yapı oluşturması o kadar imkânsızdır.

Ama burada uyum sağlamanın açıklanışı ile ilgili başka bir problem vardır. Bunu göstermek üzere 3 parçalı bir chaperone makinesi kullanalım. Bu makine kısmen çözülmemiş durumlarında proteinleri hücre içersinde bir araya toplanmalarını önleme için birbirine kenetleyen protein kompleksidir. Her üç parça farklı görevleri yerine getirir. Dnak proteini diğer proteinleri bağlamak için kıskaç görevini yapar. Dnaj proteini kıskacı yükleyen proteinin adıdır. GrpE kıskacın yükünü indiren proteindir.(mekanizma çok daha karmaşıktır ve ATP hydrolysis ile koordineli hareketleri içeren bir yapıya sahiptir. Ama burada ki tanımlama yeterli olacaktır.)

Uyum sağlama yani adaptasyon açıklamasının öngördüğü şey, indirgenemez karmaşık parçalarına yönelik kalıtsal esnekliktir ve bu öngörünün belirttiği şey, permutasyondur. Buda, indirgenemez karmaşık sistemlerin çok değişkenlik sergilemesi gerektirdiğidir. Görmemiz gereken Dnak ile bazı bakteriler ve diğer iki chaperone parçasıdır.(Dnaj ve GrpE değil) diğerlerine de Dnaj ve diğer iki proteinle(Dnak ne GrpE değil) görmeliyiz. Hatta GprE’li bazı bakterilerde görmemiz gereklidir(Dnak ve GrpEle değil)fakat bunu yapamayız. Örnek olarak, bakteride oluşan bir mutasyonun Dnaj etkisiz bıraktığının farz edin. İndirgenemez karmaşıklık bunun ölümcül olduğunu öngörecekti ve seçilim organizmayı gen havuzunda değişiklikler yapmasını önleyecekti. Ama farklı bir işlevden uyum sağlayan işleve geçiş ortaksa, mutasyon ölümcül olmaya ihtiyaç duymayacak ve yeni bir chaperone makinesi protein çevresinde son parçanın değiş tokuşu ile evirilecekti. Eubakteriye baktığımızda, üç chaperone parçası evrenseldir. Bu yapılar gm+ ve gm bakterilerinde, thermophilerde (Thermotoga ve Aquifex Deinoccus, Campylobacter, Cynobactreia, Neisserio ve hatta Mycoplasma ) de bulunmaktadır.

Tekrar olarak, bu durumda ortaya konduğu üzere chaperone makinesinin indirgenemez karmaşık olduğunu ve diğer proteinlerin farklı bir işlevden uyum sağlayan işleve geçiş yoluyla değiştirilemeyeceğini göstermektedir. Bu teori için son bir problem Behe’nin fikrindeki diğer bir maddeyi görmezden gelmesidir. (sayfa 43–45):

“Bir sistemin indirgenemez karmaşıklıkta ve böylece işlevsel herhangi bir öncüle sahip olmamasının sonucunu tam bir şekilde görmek için, bizlerin fiziksel öncül ile kavramsal öncülü birbirinden ayırmamız gereklidir. Darwinci evrim fiziksel bir öncül gerektirmektedir.”

Böylece, Darwinci evrim bir tarih tanımı olmalıdır. Bu yüzden, Darwinci evrim gerçek hayattaki proteinleri gerçek görevleriyle yeni bir gerçek işlevi yerine getirmek üzere biriktirmek ve bunu yan-işlev mekanizması içinde yapmak zorundadır. Darwinciler bunu atlamak eğilimindedirler ve evrimin kavramsal krallığı içinde kalmayı yeğlerler. Çünkü burada ki proteinleri bir şekilde diğer göreve uyum sağlamış olarak biriken bilinmeyen görevleriyle düşlenir. Burası birçok Darwinci için her şeyin bittiği yerin ta kendisidir. Fakat Behe ‘nin değindiği gibi, bizlerin fiziksel öncüllere ihtiyacımız vardır ve bunun anlamı fiziksel öncüllerinin kendileri olmasa bile kanıtlarına ihtiyacımız var demektir.

Bu sonuçla farklı bir işlevden uyum sağlayan işleve geçiş gerçek bir bilimsel kanıt tarafından desteklenmedikçe, indirgenemez karmaşıklığı açıklamada başarısız olacaktır. Özetle, uyum sağlama kesinlikle bir çözüm olamaz. Buna ek olarak, eğer permutasyonların kanıtının bütün bir indirgenemez karmaşık sistemin içinden çıktığını göremez isek, bu açıklamayı ciddiye almamamız için iyi bir nedenimiz var demektir. Öyleyse şimdi dikkatimizi kalan tek Darwinci yola çevirelim.

4.İşlevsel ” fazlalığın” elenmesi

Bu yolla ile ilgili ilginç olan şey kendi yaklaşımının açıklanmasında klasik Darwinci açıklamadan oldukça fazla alıntı yapmasıdır. Richard Dawkins Darwinizmi en ikna edici haliyle sunar:

“Yaşayan şeylerin şans tarafından tasarlanıp oluşturulamayacak kadar büyük güzellikte ve imkânsızlıkta olduğunu görmekteyiz. Peki, öyle ise bunlar nasıl oluştu? Cevap Darwin’in cevabıdır; zamanla en basit başlangıçlardan en basından beri var olan varlıklara değin adım adım değişikliklerle şans tarafından var hale getirildiğidir.”

İşlevsel bozukluğun elenmesi basit başlangıçlar ile başlayan bir açıklama değildir. Aksine gözlemlenilenden çok daha karmaşık bir durumla baslar. Ama eğer basit başlangıçlar şans tarafından var edilmeye ihtiyaç duymaktaysa, karmaşık başlangıçlar bu yolla farz edilir ise beklide şans tarafından var edilmek için çok fazla karmaşık olacaklardır. Bana öyle geliyor ki, bu yol teolojik olmayan mekanizmalar yoluyla var oluşun açıklanmasına sıra geldiğinde, ciddi alınmayacaktır. Örneğin, bir başka Behe eleştirisinde, Clare Stevens, basit başlangıçları(daha doğrusal) indirgenemez karmaşıklığın açıklanmasında kullanır:

“Öyleyse, nasıl olurda tüm süreç, tedricen oluşan evrim tarafından gerek duyulan adım değişikliklerin birikmesi ”mekanizmasıyla” ortaya çıkar? Kesinlikle inanılması imkânsız olan şey, bu karmaşık takribi süreçlerin hep birlikte birden ortaya çıkmış olmasıdır. Öyleyse farklı bir modele bakmak zorundayız. Bir başlangıç için orada bir basamakta sentezin yapılabildiği, daha doğrudan sürecin hala var olabildiği ve hala incelemekte olduğunu fark etmemiz gerekmektedir.(Adenine durumunda bunu önermiştim).Daha sonra ara basamakların tavsiye edilenler olarak birbirlerini takip ederek yok olduğunu tahmin etmeye devam etmek zorundayız”

Gerçekte, hatta Ussery’nin kendiside web sayfasında kamçılı hayvanın oluşumunun açıklanmasında basit başlangıçları kullanmaktadır:

“Eğer kamçılı hayvana bakacak olursanız, bazılarının gerçektende oldukça karmaşık olduğunu görürüsünüz, fakat diğerleri çok daha basit yapılardadır. Örneğin, basit vücutlu E.coli deki türlerle başka hale dönebilir. Dört halka vardır, Basillus subtilis de iki halka ve Caulabacter Crescentus da 5 halka bulunmaktadır. İlkel bir bakterinin bir halkasının olabileceği bir senaryoyu rahatlıkla düşünebiliyorum ve sonra iki halkalı bir kamçınız olacak, sonra üç ve böyle gidecek. İşte bu Behe’nin fikrinin antitezi idi, tedrici zamanla oluşan adım adım evrim budur.

Şu olasıdır ki, yeni bir bakteriyel genom takip edilmeye devam etmiştir.(ayda bir kez olacak şekilde bir takip olmalı!)organizmalar bütün bir işlevsel kamçılı yapmak için dada da az genin gerektiğini bulacaklardır.” (Çevr. Onlarda ki bu bilincin kaynağı nedir?) Böylece, Dawkins, Steven ve Ussery (ve daha birçokları) hep birlikte “basit başlangıçlara” yani bu yolun farz ettiği başlangıç halinin oldukça zıttı olan duruma geri dönerler. Bununla birlikte, kişisel olarak, işlevsel bozukluğun elenmesi adlı bu Darwinci yolu çok ilginç bulmaktayım, bu yolun önerdiği gibi kökensel olarak tasarlanmış bazı durumlar bugünkü görünenden çok daha karmaşık olmuştur, öyle ki evrim belirli yönlerde evirilmek için zorunlu olarak donatılmıştır.

Bir başka deyişle, bu yol indirgenemez karmaşıklığın arkasında yatan tasarım çıkarımını geçersiz kılamamaktadır. Ama bunun yerine, indirgenemez karmaşıklığın oluşumsal olarak tasarlanmış durumunun doğrudan olmayan bir göstergesi haline gelmiştir. Nitekim ihtiyacımız olan şey, başlangıç durumunun indirgenemez karmaşıklığın kendinden daha karmaşık olduğunun kanıtıdır. Örneğin, Bizler oluşumsal olarak 60 parça içeren kamçılı hayvanın hakkında mı konuşuyoruz? Böyle bir iddianın kanıtı nerede? Bu ilginç bir düşüncedir. Fakat kanıt olmadan, bizler bunu felsefenin krallığının ötesine götüremeyiz.

Sonuçlar

Behe ‘nin indirgenemez karmaşıklık fikri bilimsel literatürde kendisine bir yer bulmuş ve bilim adamlarınca oldukça ciddiye alınmıştır. Behe bilime, teolog olmayanları Darwin’in çeşitli yollarını tümden masanın üzerine koymaya zorlayarak katkıda bulunmaktadır. Bu süreç bizlerin elimizdeki verilere bakıp yukarıdaki yollarca, sorgulamada bulunan herhangi bir indirgenemez karmaşık sisteme uygulanabileceğine karar vermektir.

Behe’nin indirgenemez karmaşıklık fikrinin gerçektende bizler için bazı Darwinci yolları etkili bir şekilde geçersiz kılmakta (T&U ‘nun da kabul ettiği gibi) yardım etmekte olduğudur. İndirgenemez karmaşıklık tarafından saf dışı bırakılan yollarla ilgili olan şey bunların en iyi örnek /kanıt tarafından desteklenen yollar olmasıydı. Böylelikle, gene ironik olarak bu örnekler var olan tasarımın açıklanmasında en ikna edici rolü oynadılar. Darwinci evrimin geleneksel örnekleri olan; Darwin ispinozları(ve gagaları) zürafanın boynu, fil hortumu antibiyotik direnci ve güvelerin kararan kanatları bizlere indirgenemez karmaşık sistemlerin rast gele mutasyon ve doğal seçilim mekanizmalarınca oluşturulduğunu düşünmemiz için hiç bir bilimsel dayanak sunmaz. İndirgenemez karmaşıklık için elde kalan açıklamalar “olasılık” dairesi( çevirenin yorumu-sonsuzda bir misali ve tüm canlı yapılar içinde bu geçerli) içinde olsalar dahi ellerinde destekleyici kanıtlar olmadığından bunları ciddi olarak kabul etmek için nedenimiz yoktur.

Hiçbir Darwinci açıklama, indirgenemez karmaşık yapılar için Akıllı Tasarımdan daha iyi bir çözüm oluşturamamaktadır. Bundan daha fazlası, anlattığımız her iki açıklamanın da ciddi olarak teolojik olmayan yaklaşımı zayıflattığı gerçeğidir. Eğer bu yollar saf sansın, var olan tasarımın oluşumunda ki etki rolüne yeniden hayat vermedikçe yâda hala başlangıç durumlarına dayandıkları müddetçe kendilerini ilahi bir nedene daha da çok yaklaştıracaklardır.

Bu makale yeni bulgular ışığında revize edilmiştir. İlgili makalemiz;

https://akillitasarim.wordpress.com/2010/04/26/yan-islev-ve-indirgenemez-karmasiklik/

Kaynakça

Orijinal metin: http://www.arn.org/docs/behe/mb_mg1darwinianpathways.htm

Reklamlar

8 thoughts on “İNDİRGENEMEZ KARMAŞIKLIK VE DARWIN’İN PATİKALARI

  1. “non-teleological” kelimesi “teolojik olmayan” olarak çevrilmiş. “teleology” ile “theology” karıştırılmış sanki :)) Bütün yazı boyunca aynı hata defalarca tekrarlanmış.

    MAA: “Bunu yapmamızı yani incelememizi önleyen nedenlerden biride, böyle bir sınıflandırmayı yapabilmek için elimizde olası yolların yokluğudur. Tahmini bir sınıflandırma aşağıda yapılmaktadır.”

    “Olası yolların yokluğu” demiyor orijinal yazıda. “Olası yolların sınıflandırmasının yokluğu” diyor. Yani “olası yollar yok” demiyor, olasılı yolların sınıflandırması önceden yapılmamış diyor ve “tahmini bir sınıflandırma aşağıda yapılmaktadır” demiyor “burada önerilen bir sınıflandırma sunulmaktadır” diyor.

    “Of interest also is their definition of Darwinian evolution.” cümlesi de direk es geçilmiş. Zaten “Bilinçli bir etken yâda etmenlerin müdahalesi olmadan oluşan” bölümü de “Darwinian evolution” için kullanıyor makalede. O bölümün direk çıkarılması ilginç olmuş.

    MAA: “lk olarak bazı kimyasal yolların tüm gerekli parçalarının mutasyon yoluyla oluştuğunu düşünmek hiçbir yayar sağlamaz.”

    Burada da yazıdaki “simultaneously” kelimesi nedense(!) dikkate alınmamış. Halbu ki bu cümledeki en önemli kelime o. Orr bütün parçaların “aynı anda” mutasyonla oluştuğu düşüncesine karşı çıkıyor burada. Ama “aynı anda” demeyince çok farklı bir anlam çıkıyor.

    MAA: Behe’nin doğru olarak belirdiği gibi, biz Darwinciler bir problemi bir mucize ile karşılayarak bir şey kazanamayız.

    “Problemin yerine mucize koyarak” olması gerekirdi doğrusu.

    MAA: “Bu yan-seçenekli değişimin neden olasılık dışı olduğunu daha iyi kavramak için Behe’nin indirgenemez karmaşıklığa dönelim.”

    Bu bölümü Orr söylemiş gibi gösterilmiş ama Mike Gene söylüyor.

    MAA: “Burada, kimse dolambaçlı, doğrusal olmayan bir olasılığı açıkça savunamaz.”

    Burada ise tam tersine “one cannot definitively rule out the possibility of an indirect, circuitous route” diyor. Yani bu olasılığı reddedemeyiz, yok sayamayız diyor. Yani çeviridekinin neredeyse tam tersi.

    MAA: “Bu noktayı resmetmek için, Kamçılı hayvanı ele alalım (Bacterial Flagellum) beklide Akıllı Tasarımın en iyi bilinen örneği, işlevsel olarak bir kamçılı hayvanın yaklaşık olarak 30 tane gen ürününe (parçaya)ihtiyaç duyar.”
    Kamçılı hayvan nernde çıktı hiç anlamadım. Yazıda “bacterial flagellum” geçiyor. Yani bakteri kamçısı. Kamçılı hayvan ise protistlerdendir ve ondaki kamçı “bacterial flagellum” değildir. Kamçılı hayvanda “ökaryotik kamçı” (eukaryotic flagellum) vardır ve hem yapı hem de köken olarak bakteri kamçısından çok farklıdır.

    Ayrıca aynı anda oluşması gerekir diye söylenen protein sayısı 30 değildir 2’dir. Bunu daha önce bir yazımda belirtmiştim. Behe zahmet edip araştırmaya girmediğinden 30 proteinin homologu yok bu sebeple bunların hepsi bir anda oluşmalı demişti. Ama yeni araştırmalarla bu sayı 2’ye indi. Geriye kalan 2 tanenin de homologları olması kuvvetle muhtemel ama henüz bulunmuş değil. Önümüzdeki yıllar nelere gebe bilinmez.

    Yani burada Mike Gene’in belirttiği 30 sayısı homologu olmadığı düşünülen protein sayısından geliyordu. Ama o sayı 2’ye düşmüş durumda şimdilik.

    MAA: “Burada Darwin’in dehası bu tasarım yapılarını alt etmek için şans metodunu kullanmaktır.”

    Halbuki yazıda “The brilliance of Darwin was to minimize the role of chance in apparent design.” demiş Mike Gene. Yani “…şansın rolünü minimize etmekti” diyor.

    MAA: “…bir Teolog indirgenemez karmaşıklıkla 5 yâda 6 sistemin oluşumunu ve daha sonra bunların niçin kaybolduğunu açıklamak zorundadır.”

    “non-teleologist” için “teolog” kullanılmış.

    MAA: “Burada bir tasarımcının bizleri her parçanın ve sistemin her kısmının gerçekten eşsiz olduğuna ikna etmesini düşünmemek için bir nedenimiz yoktur.”

    Burada da tam tersine bir anlam verilmiş cümleye. Yazıda “…there is no reason to think a designer would ensure that each and every part of a system is truly unique” diye geçiyor. Yani “düşünmemek” yerine “düşünmek” kullanılmalı. Cümleye yanlış bir şekilde olmulu anlam katılmış halbuki asıl cümlede anlam olumsuz.

    MAA: “4.İşlevsel bozukluğun elenmesi”

    “redundancy” fazlalık demektir, bozukluk değil.

    MAA: “Yaşayan şeylerin şans tarafından tasarlanıp oluşturulamayacak kadar büyük güzellikte ve imkânsızlıkta olduğunu görmekteyiz.”

    “improbable” ile “impossible” arasında önemli ve ince bir fark vardır. Dawkins kitabında bu farkı açıklar. Yani orada “imkansız” demiyor Dawkins, “olanak dışı” diyor ama kitabında bunu açıklarken “olması mümkün olmayan” yani “imkansız” anlamında kullanmadığını özellikle belirtiyor.

    MAA: “Şu olasıdır ki, yeni bir bakteriyel genom takip edilmeye devam etmiştir.(ayda bir kez olacak şekilde bir takip olmalı!)organizmalar bütün bir işlevsel kamçılı yapmak için dada da az genin gerektiğini bulacaklardır.”

    Orijinal yazıda şöyle diyor: “It is likely that as new bacterial genomes continue to be sequenced (at the rate of about one a month!), organisms will be found which require even fewer genes to make a completely functional flagella.” Yani yeni bakteri genomları incelendikçe (her ay yeni bir bakteri genomu inceleniyor) şimdi bilinenden çok daha az gene ihtiyacı olan tamamen fonksiyonel kamçılar bulunacaktır gibi birşey diyor. Yani çeviri biraz garip olmuş gibi geldi bana özellikle de parantez içindeki kısım.

    MAA: “Bizler oluşumsal olarak 60 parça içeren kamçılı hayvanın hakkında mı konuşuyoruz? Böyle bir iddianın kanıtı nerede? Bu ilginç bir düşüncedir. Fakat kanıt olmadan, bizler bunu felsefenin krallığının ötesine götüremeyiz.”

    Kamçılı hayvandan değil de bakteri kamçısından bahsediyoruz. Tek bir bakteri kamçısı yoktur. Farklı bakterilerde farklı yapıda bakteri kamçıları vardır. E. coli bakterisindeki kamçı en ufağıdır. 18-20 çeşit proteinden oluşur. Diğer bakterilerde ise daha fazla sayıda proteine gereksinim vardır. Mesela Helicobacter pylori bakterisinde 33 çeşit proteine gerek vardır. Yani ortada tek bir bakteri kamçısı yok. Farklı bakterilerde farklı yapılarda fazlalıkları olan kamçılar var.

    MAA: “İndirgenemez karmaşıklık için elde kalan açıklamalar “olasılık” dairesi(sonsuzda bir misali ve tüm canlı yapılar içinde bu geçerli) içinde olsalar dahi ellerinde destekleyici kanıtlar olmadığından bunları ciddi olarak kabul etmek için nedenimiz yoktur.”

    Parantez içinde eklenilen kısım tamamen MAA’nın hayal ürünü olarak eklenmiş. Mike Gene’in yazısında kesinlikle böyle birşey yok. Mike Gene “indeed possible” yani “gerçekten mümkün” demiş ama MAA onu “olasılık dairesi (sonsuzda bir misali ve tüm canlı yapılar içinde bu geçerli) içinde olsalar dahi” diye çevirmiş.

    Bu arada en sonda T&U makalesinden bir ekleme yapayım. 3. maddede anlatılan yöntemle 2 şekilde İK yapılar oluşabileceğini açıklıyorlar. Mike Gene buna hiç değinmemiş yazısında. Onun için o bölümü buraya ekliyorum:

    *******************************************
    There are two ways by which irreducibly complex structures of functionally indivisible components could result from adoption:

    (i) Generation of an irreducibly complex structure by the joining of two or more non-irreducibly complex structures of functionally indivisible components. A possible example is the V(D)J joining mechanism in the immune systems of jawed vertebrates, as the most primitive version of this may have been formed by the insertion of a transposon into the gene for a membrane-spanning receptor (Agrawal et al., 1998; Hiom et al., 1998; Plasterk, 1998). The receptor, which probably had a function in the non-adaptive defence system of jawless vertebrates, may not have been irreducibly complex. The product of the transposon, which had the non-defence-related function of transposing the transposon itself, was very simple, consisting solely of two transposases, and may not have been irreducibly complex. However, the insertion gave rise to irreducibly complex split antigen-receptor genes, and thus ultimately to the highly advantageous variable immune system.

    (ii) Supply of an existing irreducibly complex structure of functionally indivisible components. The structure would have evolved previously by either redundancy elimination or the joining of two or more non-irreducibly complex structures of functionally indivisible components. Undulipodia may be accessible by Darwinian evolution in this manner, as their two main hypothesised origins are from ectosymbionts (Szathmary, 1987) and spindle tubules (McQuade, 1977; Cavalier-Smith, 1978, 1982). However, the most detailed published hypothetical pathway for the transformation of ectosymbionts into undulipodia was actually one of parallel direct Darwinian evolution. In this scheme, the connection between tubulin microtubules and dynein arms, which Behe suggested to be irreducibly complex, was absent at the initiation of the mutualist relationship between the eukaryote and the microtubule-containing spirochete, and its origin was explained, albeit incompletely, as part of the transformation from rotational to undulipodial motility (Szathmary, 1987).
    *******************************************

    Mustafa bey, bundan sonra yapacağınız çevirilerde biraz özenli olmanızı tavsiye ederim. Bazı yerlerde kasıtlı olarak ekleme çıkarma yapmışsınız gibi duruyor. Umarım bunlarda bir kasıt yoktur. Ayrıca kendi yorumunuzu eklediğiniz yerlerde yanlış anlaşılmalara neden olmamak için bunu açıkça belirtmeniz gerekir.

  2. Sayın Da Vinci,

    Ben çevirirken anladığımı çeviriyorum, çeviride hata olmaması demek zaten en büyük hatadır.Haklı olduğunuz birkaç yer var.(yeniden gözden geçireceğim).Fakat çoğu ard niyetli alıntılar.Ben çeviriken herkes için çeviriyorum. Bilimadamaları için çeviri yapıyor değilim.O iddiada da değilim.Hele hele o amaçta hiç değilim.(Konuların profesyoneli olmadığım şuurunu kaybetmiş de değilim) İkincisi Mike Gene görüşü belli bu sebeple o görüşe binaen yorumda bulunuyorum çevirirken eğer Dawkins’i çevirsem Darwinci gibi yorumlamaya gayret ederim.En önemlisi amatör, meraklı, sıradan bir okuyucununda algılaması için anlam daralmasını gördüğüm spesifik yerlerde algıladığım şekilde yorum açmaktayım.Bu çevirinin doğasında vardır.Mota mot çeviri diye bişey yoktur bunu yapmaya çalışanda çeviri çabasına ihanet eder.Hataların da da kasti değil çevirileri gece geç saat yapabilmemden kaynaklanan dikkatsizlikler olarak söylemek gerekir.Birde ne zaman göreceğiz yakınmanız sebebiyle çok iyi denetlemeden yayınladım.(ki esas hata budur.)Çünkü karşımda ard niyeli biri var) Bir kasıt aramak zaten okumaya ard niyetli baktığnızın delilidir.Siz kaynakçadan okumuşsunuz ve yorumda anlattığınız gibi ” algılamışsınız” Mike Gene müstear isimiyle yazı yazan bilimadamının front-loading evolution söylemi içinde Akıllı Tasarımı desteklediği aşikar. T&U ‘nun önerdiği hayali mekanizmalara yeterince açık karşılıklar verildiğini düşünüyorum.Siz ne verirsem vereyim fikri sabit olarak değişmeyeceğinize göre bu kadar sıkıntı yapmayın.Birde sizin bu konuda da yapmanız gereken elbette diğer konularda olduğu gibi ”übermensch” tavrınızla makaleyi yeniden çevirerek ve blogunuzda yayınlamak.Bizde istifade edelim.(genelde blogunuz HY yada yaratılışcıların söylemine kulp takmaktan öte bir değil)Sadece bir şeyler linklemekle egonuzu tatmin etmekten daha bilimsel bir işle meşgul olmuş olursunuz.İngilizceyi yeterince bilen okur,sizin yaptığınız gibi orjinal metni okuyarakta bir karşılaştırma yapacaktır.Çevirimdeki hataları göstermenizden ötürü teşekkür ederim..

  3. Mustafa bey,

    Haklı olduğunuz birkaç yer var.

    Sadece birkaç demek :))

    Ben çevirirken anladığımı çeviriyorum, çeviride hata olmaması demek zaten en büyük hatadır.

    O zaman anlamanızla ilgili bir sorun var. Bu kadar fazla yanlış anlama olması çok ilginç.

    İkincisi Mike Gene görüşü belli bu sebeple o görüşe binaen yorumda bulunuyorum çevirirken eğer Dawkins’i çevirsem Darwinci gibi yorumlamaya gayret ederim.

    Mike Gene’den çeviri yaparken onun onun söylemediği birşeyi “ama o böyle düşünüyordur” diyerek kendi kafanızdan eklemeniz etik değildir. Ayrıca Dawkins’ten yapılan alıntıyı çevirirken “imkansız” demeniz kesinlikle nir çarpıtmadır. Dawkins’in orada “imkansız” demediğini biliyor olmanız gerekir.

    Birde ne zaman göreceğiz yakınmanız sebebiyle çok iyi denetlemeden yayınladım.(ki esas hata budur.)Çünkü karşımda ard niyeli biri var)

    Ne zaman göreceğiz diye mi yakınmışım? Ne yakınması? Ben sizden front-loading ile ilgili bir yazı bekliyordum. Böyle bir yazı falan beklediğim yoktu. Çok iyi denetlemeden yayımladıysanız bundan sonra daha iyi denetlemenizi tavsiye ederim. Çeviri önemli bir işter. Baştan savma yapılacağına hiç yapılmaması çok daha iyidir.

    Bu yazıda Mike Gene 3. maddede tamamen çuvallamış bence. Thornhill ve Ussery makalelerinde 3. maddede İK yapıların oluşumunu tatmin edici şekilde açıklıyorlar. Önceki mesajımda yazının linkini vermiştim. İsterseniz “Adoption from a different function” maddesini bilimsel dürüstlük adına çevirin ve durumu tekrar yorumlayın.

    İngilizceyi yeterince bilen okur,sizin yaptığınız gibi orjinal metni okuyarakta bir karşılaştırma yapacaktır.

    Peki ya İngilizce bilmeyen okurlar ne yapacak? Ben onları düşünerek bu yanlışları, (bence) çarpıtmaları ortaya koydum.

    (genelde blogunuz HY yada yaratılışcıların söylemine kulp takmaktan öte bir değil)Sadece bir şeyler linklemekle egonuzu tatmin etmekten daha bilimsel bir işle meşgul olmuş olursunuz.

    http://www.evrimteorisi.org sitesine bakarsanız birçok bilimsel yazının çevirisini görebilirsiniz. Çeviri gibi şeyleri bu site için yapıyoruz. Blogda daha başka şeylere yer veriyorum.

    Rica ederim. Ama bir daha aynı zahmete katlanırmıyım bilmiyorum. Sonuçta daha düzgün, özenli ve dürüstçe çevrilmiş yazılar yazmak sizin elinizde. Umarım bundan sonra böyle yaparsınız.

  4. Sayın DA Vinci

    Bugüne kadar birçok çeviri yaptım.Bu sitedekileride zahmet olucak teker teker kontrol edin bakalım daha fazla hata bulunabilecek mi? İngilizce bilmeyen okura ”tamamen ” ap ayrı bir senaryo mu sunmuşum? Hayır.

    Bakın ben sizin gibi teker teker ele almayacağım ama tek bir örnekle bile sizin ard niyetinizi kanıtlayacağım.Siz Dawkinsten örneklediğimde bana ne dawkinsten demekte çekince görmüyorsunuz.Fakat işinize geldiğini düşündüğünüzde onun aslanlar gibi savunuculuğunu yapmaktan çekinmiyorsunuz.Gelelim çarpıtma nasıl yapılıra..

    Dawkins husunda improbable yerine impossible manasını kullandığımı açıkladığınız yere bakalım..

    MAA: “Yaşayan şeylerin şans tarafından tasarlanıp oluşturulamayacak kadar büyük güzellikte ve imkânsızlıkta olduğunu görmekteyiz.”

    “improbable” ile “impossible” arasında önemli ve ince bir fark vardır. Dawkins kitabında bu farkı açıklar. Yani orada “imkansız” demiyor Dawkins, “olanak dışı” diyor ama kitabında bunu açıklarken “olması mümkün olmayan” yani “imkansız” anlamında kullanmadığını özellikle belirtiyor.

    Birde sözlük konusundatüm dil bilimcilerin bir otorite olarak kabul ettiği Oxford Concise Dictionary’de bu kelimelerin anlamına göz atalım.İnce farkı görelim;

    improbable // adj.
    1 not likely to be true or to happen.
    2 difficult to believe.

    impossible // adj.
    1 not possible; that cannot occur, exist, or be done (such a thing is impossible; it is impossible to alter them).
    2 (loosely) not easy; not convenient; not easily believable.

    Şimdi benim çevirimde var olduğunu söylediğiniz hata bu..herşeyi bilmek zor olsa gerek…

    İkinci ben İngilizce öğretmeniyim ve sizin Biyoloji konularında sahip olduğunuz profesyonelliğe sahibim.Bir metnin metodolojik olarak nasıl çevirileceğini sizden daha iyi bildiğimi düşünüyorum.Sadece çevirilerdeki konuların sizin profesyonellik alanında olmasına binaen, benim terimsel olarak konuya sizin kadar hakim olamayacağım gerçeği sebebiyle yapılacak yanlışlar olabilir.Bunları etik dışı olarak nitelendirelemez.Çünkü İngilizce’nin zamir yapısı ve kelime yapısı Altay dil grubu olan dilimizden tamamen farklıdır.Ben İngilizce bilmeyen okur için bazen zamirleri genişletiyor ,kelimeleri dediğim gibi algıladığım şekilde çeviriyorum.Yukarıdaki örnekte olduğu üzere ”ana anlam’mı bozmamaya gayret gösteriyorum.

    Fakat sizin yaptığınız ard niyetli ve bilimsel veri yerine hata aramak temeline dayanan, konuyu felsefi yana doğru çekmeye çalışan, paradigmanın gücüne sırt verip dilediğini bilimsel dilediğini gayrı bilimsel olarak niteleyen bir söylemle uğraşmak hakikaten kuyudan taş çıkarmaktır.

    ”Bilimsel ” sitenizdeEğer bende sizin yaptığınız gibi detaylı incelersem evrim.org daki makaleleri çeviri hataları bulacağımı düşünüyorum.Bu demek değil ki siz bunu kasti ypaıyorsunuz.Sadece dünya görüşüne binaen okuduğunuzu o yönde yorumlama eğiliminde olmuşsunuzdur.Gidipte genomda ortaya çıkan bir veriyi sözcüklerle değiştirme gücü daha kimsenin başara bildiği bir manipülasyon şekli değil.(Yapılabilirsede ancak Darwinci hayal gücü ile olur)

    T&U açıklamaları sizin sabit görüşünüz için doyurucu olabilir ama benim ve benim gibi düşünebilecek insanlar için ”hiç bir ” bilimsel (epistemolojik anlamda) veri göremiyorum.

    Birde sadece hata olarak gördüğünüz yerleri yorumluyorsunuz oysa M.Gene açıklık getirdiği ve olası yolların ”olasılık dışılığını” belirttiği yerler hep es geçilmiş.Bu kısımlardan söz etmek istememenizi de anlayışla karşılıyorum;

    ”Burada uyum sağlamanın açıklanışı ile ilgili başka bir problem vardır. Bunu göstermek üzere 3 parçalı bir chaperone makinesi kullanalım. Bu makine kısmen çözülmemiş durumlarında proteinleri hücre içersinde bir araya toplanmalarını önleme için birbirine kenetleyen protein kompleksidir. Her üç parça farklı görevleri yerine getirir. Dnak proteini diğer proteinleri bağlamak için kıskaç görevini yapar. Dnaj proteini kıskacı yükleyen proteinin adıdır. GrpE kıskacın yükünü indiren proteindir.(mekanizma çok daha karmaşıktır ve ATP hydrolysis ile koordineli hareketleri içeren bir yapıya sahiptir. Ama burada ki tanımlama yeterli olacaktır.)

    Uyum sağlama yani adaptasyon açıklamasının öngördüğü şey, indirgenemez karmaşık parçalarına yönelik kalıtsal esnekliktir ve bu öngörünün belirttiği şey, permutasyondur. Buda, indirgenemez karmaşık sistemlerin çok değişkenlik sergilemesi gerektirdiğidir. Görmemiz gereken Dnak ile bazı bakteriler ve diğer iki chaperone parçasıdır.(Dnaj ve GrpE değil) diğerlerine de Dnaj ve diğer iki proteinle(Dnak ne GrpE değil) görmeliyiz. Hatta GprE’li bazı bakterilerde görmemiz gereklidir(Dnak ve GrpEle değil)fakat bunu yapamayız. Örnek olarak, bakteride oluşan bir mutasyonun Dnaj etkisiz bıraktığının farz edin. İndirgenemez karmaşıklık bunun ölümcül olduğunu öngörecekti ve seçilim organizmayı gen havuzunda değişiklikler yapmasını önleyecekti. Ama farklı bir işlevden uyum sağlayan işleve geçiş ortaksa, mutasyon ölümcül olmaya ihtiyaç duymayacak ve yeni bir chaperone makinesi protein çevresinde son parçanın değiş tokuşu ile evirilecekti. Eubakteriye baktığımızda, üç chaperone parçası evrenseldir. Bu yapılar gm+ ve gm bakterilerinde, thermophilerde (Thermotoga ve Aquifex Deinoccus, Campylobacter, Cynobactreia, Neisserio ve hatta Mycoplasma ) de bulunmaktadır.”

    Yazının özü” Darwinci evrimin çeşitli açıklamalarının ve özellikle Dawkins’in Kör saatçi açıklamalarının tasarım olgusunu bir ”yanılsama ” olarak göstermekte acziyet yaşadığını ortaya koymaktır..T&U Dawkins’in yapamadığı bir şeyin farkında olarak ellerinden geldiğince bir ksım gerçek üzerinden(Crystalinler gibi) manipülasyonlar açıkda duran diğer imkansızlıkları olası göstermeye çabalamaktır. Behe’nin indirgenemez karmaşıklığın Kör Saatçi gibi bir mekanizmaca evirildiğine dair en ufak bir kanıt bile yoktur.” Blogumda Prof.Namba’nın makalesini inceleyin olsa sanırım Namba ve ekibi(20 yılı aşkın sürede) hayatlarını adadıkları bu işi Darwinciler olarak şu ana kadar başarmış olurlardı. Öyleyse bana bunun tersi bir söylemi linkleyin.(Talk originste olası( hayali) bir tane var mesela) onun üzerinden konuşalım ama siz ”straw man” lik yapmaktan bilime fırsat bulamıyorsunuz.Bu şekildede kendinizi hala yegane bilimsel otorite sanmaya devam etmektesiniz.(Barış beye neden Darwinci evrim bir hipotezden öte anlam taşımıyor ama yinde gerçeğin ta kendisi olarak adlandırılmakta ısrar ediniliyor uzunca yazmıştım.)

    Rica ederim. Ama bir daha aynı zahmete katlanırmıyım bilmiyorum. Sonuçta daha düzgün, özenli ve dürüstçe çevrilmiş yazılar yazmak sizin elinizde. Umarım bundan sonra böyle yaparsınız.

    Siz zahmete girmeyin o evrim.org sitesi bile büyük zahmet sizlere.Dürüstçe çevrilmiş yazılar bu blogta hodri meydan bir iki hata buldunuz diye genellemelere baş vurup, kendinizce önemsiz mi kılmaya çalışıyorsunuz.Bu sizin acziyetinizin tahminimde de büyük olduğunu gösteriyor.

    Barış Bey gibi bana misyon suçlaması yapın sonra başka amaçlar içinde bloglar açın.Asıl işiniz sadece bilimse evrim.org ta bunu rahatlıkla yaparsınız.Ama asıl işiniz bilimden önce ”çamur ” atmak olduğunda izi kalsın ne olursa olsun zihniyetinden öte bir gerçekliğiniz olamaz.Bu nedenledir ki her çevirime,yorumuma bu şekilde yaklaşıp asıl konuşulması gereken bilimsel verileri göz ardı ediyorsunuz.Keşke bana makalelerde ki söylemlerin yada yapıların ”Darwinci gerçeklikle” nasıl olmuş olabileceğini aktarabilecek kadar başarılı bir profesyonel olsanız.Böylece sizden bir ”öğrenci” olarak öğrenir AT hareketindende ayrılırım.Bu blogtanda gerçekten yanılmış olduğumu açıklayarak özrümü dilerim.Fakat sizlerle karşılıklı yaptığım yorumlardan edindiğim ve öğrendiğim, asıl misyonu olanların, sizler gibi insanlar olduklarıdır.Bir gerçeği aramaktan çok, kendi kişisel görüşlerine uymayan herşeyi karalayan ve yok sayanlarındır…

    note:Bu yorumundan sonra size karşılık yazmak niyetinde değilim.Daha öncede dediğim gibi yorumlarınız(edep ölçüsü oldukça) daima blogumda yayınlanacaktır.Sizler akademisyenler olduğunuzdan sizlerede linklerimde yer vereceğim.İnsanların ”diğer” görüşün temsilcilerinide okuması bence en doğru olanıdır.

    Saygılarımla…

  5. Mustafa bey,

    Ben de size karşılık birşey yazma gereği duymuyorum zaten. Sadece Dawkins’in improbable’ı ile impossible arasındaki farkı sözlüklere bakarak bulmaya çalıştığınızı görünce çok şaşırdım. Demekki siz Dawkins’in Kör Saatçi’sini okumamışsınız. Eğer okumuş olsaydınız Dawkins’in orada bunu uzunca bir şekilde anlattığını bilirdiniz. Dawkins “olasılık dışı” der ama açıklarken olasılık dışı olması imkansız demek değildir diye de uzun uzun açıklar. Yani Dawkins olasılık dışı derken imkansız demiyor aslında.

    Ayrıca ben bana ne Dawkins’ten demedim. Dawkins’in abiogenezle ilgili görüşlerini belirtiyor olması abiogenezin evrim teorisinin bir parçası olduğu anlamına gelmez dedim. Siz Dawkins şöyle diyor Dennett böyle diyor diye ortaya koyup abiogenezi evrim teorisinin bir parçası gibi göstermeye çalışıyorsunuz. Bunların bir anlamıy yok diyorum ben. Onların bunları dile getiriyor olması evrim teorisini bağlamaz diyorum. Bu anlamda bana ne Dawkins’ten derim ancak. Yani Dawkins birşey dedi diye o evrim teorisinin içindedir demek değildir. Siz bunu anlamıyorsunuz.

    AT’ci birçok kişinin dini argümanları AT’ye entegre etmesi sizce AT’nin dini olduğu anlamına mı gelir?

  6. Sayın Da Vinci

    Kimin neyi ”nasıl” okuduğu giderek daha belirgin bir şekilde ortaya çıkıyor.

    ”Demekki siz Dawkins’in Kör Saatçi’sini okumamışsınız.”

    Siz esas bu blogtaki ”Darwincilerin materyalist kökeni” adlı makalemi okumadan birden heyecenla yazmışsınız belli:) Darwincilerin kendi görüşleri dışındaki şeylere itibar etmediğini evrensel bir gerçeklik ama bu kadarına pes doğrusu sizinkisi benim ”scoptoma” teşhisimi onaylıyor. Ne yazık ki bu derece ileri vakalarda bir tedavinin olabilmesinin mümkün olup olmadığını bilmiyorum.Bu blogta apaçık ”Kör saatçi” ile ilgili makalem var.Fakat mağrur bilim insanı olarak siz gene bir kıvırma payı bulursunuz…

    (Örneğin ben öyle demek istemedim ,okumuşsunuzda boşa okumuşsunuz diyebilirsiniz, hani sadece Darwinciler okuyup yazacak ve ”doğru” anlayacak kadar gelişmiş homo sapienslerdir.. gibi. :)

  7. Mustafa bey,
    Bu yazi 16 Haziran 2000 den, belirtseniz iyi olurdu. Bu konuda yazilmis ayrintili bir bitirme tezi bile okumustum. “indirgenemez” karmasiklik hakkinda bir ton sey soylendi, ve temel dayanaklari ve orneklerinin hepsinin dayanaksiz oldugu gosterildi ve gosteriliyor. Sizlerin bunlari gormezden gelmesi, yaygin deyimiyle “ignorant” tavriniz bunlari yok etmiyor. Bilim literaturune girmis ve kabul gormus, bilimsel calismalarda kullanilan bir kavram da degildir. Bir fikir vermesi acisindan bu buyuk teorilerini desteklemek icin kullandiklari fare kapani orneginin nasil havada kaldigini gosteren bir link vermek istiyorum. (ayni sekilde daha onceleri kullanilmis olan goz yapisi, kan pihtilasmasi, ve simdi bir kenara koymaya calistiklari bakteri kamcisinda oldugu gibi)

    http://udel.edu/~mcdonald/mousetrap.html

    bekirlyildirim in wordpress blogunda hancerlioglu nun yorumlarindan aldim. Adam ne tesaduf ki ayni benim itirazlarimi sunmus daha ayrintili olarak, onceki yaziniz ile ilgili olarak. Demek ki “common sence” denen sey herseye ragmen var.

  8. Niye bir olsun ki? Okuyoruz, aciklarini gosteriyoruz. Verilen karsiliklara herhangi bir sekilde cevap vermek yok. Siz hemen hoop yeni alintilarla devam ediyorsunuz. Ayni IDciler gibi. Kan pihtilasmasi fare kapani derler, curutulur, sonra hemen hoop gøz yapisi, oda curutulur bu sefer bakteri kamcisi, oda curutuldu, yakinda birsey daha bulurlar.
    O bahsettiginiz yaziyi da evet okudum.

Yorumlar kapalı.