İMTİYAZLI GEZEGEN BELGESELİ TAM METNİ

Posted in Akademik Yayın, Akıllı Tasarım, Araştırma, Astro-Fizik, Astronomi, Belgesel, Bilim, Güncel, Kozmoloji, Röportaj, Teleolojik Evrim, Çeviri, İnsani ilkeler etiketler ile , , , , , , , , , on Eylül 1, 2008 by Mustafa Ajlan ABUDAK

Mustafa Ajlan ABUDAK

Birkaç ay önce İmtiyazlı Gezegen adlı kitabıın içeriği ve kitabın yazarlarından Guillermo Gonzalez’in bu kitabın büyük bir yankı uyandırmasıyla nasıl bir akademik lince maruz kaldığıyla ilgili bir makale yayınlamıştık.Bu makale materyalist-ateistlerce çarpıtılmaya çalışılmıştı. İmtiyazlı Gezegen kitabı hakemli dergilerde yayınlanmış araştırma verileriyle ve  astro-fizik dünyasından aldığı geniş kabulle, Dünyamızın nasıl olupta Güneş sisteminde ve hatta Samanyolunda ayrıcalıklı bir yere sahip olduğunu ortaya koyuyordu. Salt determinist paradigmalara göre; Dünya güneş sistemi ve tüm hayat alelade bir konumdaydı. Konumumuz herhangi bir ayrıcalık taşımıyordu. Samanyolunda ve Güneş sisteminde, güneş sisteminin samanyolundaki mevkisinde bir ayrıcalık olması son derece saçma bir görüştü. Ve… bu kitap ve yapımdan sonra saçma olan görüş diğer hakim görüşü yerinden etmiş oldu. Bunu gene bilimin bize sağladığı verilerle gerçekleştirdi. Tüm bu veriler gezegenimizin ve Güneş sistemimizin son derece imtiyazlı konumlara sahip oldukları ve tüm bu değerlerin canlılık için gerekli değerleride kapsadığını gösterdi. Hatta daha da ileri giderek toplamda tüm bu imtiyazlı değerlerin ”bilimsel keşfin akıllı canlılar tarafından yapılması” için gerekli olan tüm koşulları da içerdiğini kanıtladı.

Bizde evreni daha iyi algılama ve hayatı derinlemesine anlama ve anlamlandırma çabalarında samimi olan herkes için en iyi yardımın, bu kitabı temel alan belgeselin tam metnini dilimiz Türkçede yayınlayarak gerçekleşebileceğine karar verdik. Böylece, hem yabancı dil bilmeyen ama konuyla yakınen ilgili olanlara bir katkı, hemde bu konuda araştırma yapan akademisyen yada öğrencilere bir başvuru metni olması açısından önemli olacağını düşünerek çeviriyi gerçekleştirdik. Evrenin içersinde bilinen tek hayatla dolu gezegen dünyanın ” teleolojik ” nedenine dair süre gelen tartışmalar için olabilecek en objektif ve doğrudan bilgilendirmeyi sunma gayreti ile bu çalışmayı sizlere sunuyoruz. Bu sebeple İmtiyazlı Gezegen adlı belgeselin Türkçe metnini yayınlıyoruz. Elimizden geldiğince dikkatli bir şekilde çeviriyi gerçekleştirmeye çalıştık ve detaylı içeriğe sahip bir çeviri olmasına gayret ettik. Elbette her çeviride olabileceği gibi bu çeviride de bazı hatalarımız olacaktır. Bu tip hataları (yanlış kelime tercihi,teknik olarak hatalı mana vs..) gören okuyucuların bizlere yorum bölümünde bildirmesi ile hatalarımızı gerektiğinde düzeltebiliriz. Umarız ki, Akıllı Tasarım teorisi ile ilgili, bugüne değin yapılmış en önemli belgesellerden birini Türkçeye kazandırdığımız  bu çalışmamızla , sizlere farklı bir bakış açısı kazandırabilir ve sorgulayan akıllar için bir nebze de olsa küçük bir yardım sağlamış olabiliriz…

Devamı »

TASARIM DÜŞÜNCESİ VE DARWİNİN İKİLEMİ

Posted in Bilim, Darwin, Darwinizm, Evrim, Felsefe, Holistik Düşünce, Ortadoks Kalıp, Skolastik Düşünce etiketler ile , , , , , , , , , , , , , , , on Ağustos 10, 2008 by Mustafa Ajlan ABUDAK

Mustafa Ajlan ABUDAK

Bu makalemizden sonra önemli bazı çeviri makaleleri vereceğiz. Özelikle kozmolojik tasarım delilleri ve tasarım çıkarımını nesnel olarak nasıl yapılabileceğine dair bazı önemli yazılar arka arkaya yayınlanacak. Bu sebeple bu makalenin daha önceki makalelerin genel bir özeti olmasına çalıştım. Darwinizm ile alakalı itirazlarımızın temelde nelere dayandığı ve tasarım çıkarımının yapılırken nelerin dikkate alındığı hakkında kısa ve öz bilgilendirmeler olmasına gayret ettim. Umarım takip edecek olan makalelerin anlaşılmasında bir kolaylık ve Akıllı Tasarım düşüncesi hakkında daha bilgilendirici bir metin sunmayı başarabilmişimdir.

Akıllı tasarım tarihte resmi olarak diyebileceğimiz ilk çıkışını ünlü İngiliz doğa bilimci ve teolog William Paley‘in kitaplarıyla yapmıştır.Darwin’ide öğrenciliği sırasında derinden etkileyen bu yapıtların özetini vermemiz gerekirse Paley şöyle demektedir;

” Bir çalılıktan karşıya geçerken, ayağımı bir taşa doğru attığımı farz edelim. Bana, nasıl olup ta o taşın oraya geldiği ya da orada bulunduğu sorulsaydı, bildiğim her şeyin dışında, muhtemelen bir şekilde önceden beri orada olduğunu söylerdim…

Ancak, yerde bir saat bulduğumu farz etseydik bu durumda o saatin nasıl olup ta orada olduğunu sorgular ve neticede daha önceki cevabımı veremezdim. Aksine, saatin parçalarının birbirleriyle olan uyumu ve bir sistemi oluşturacak şekilde bir araya gelmiş olmaları bize belli bir zamanda, belli bir yerde ve belli bir amaç için bir ya da birden fazla sanatkârın saati tasarlayıp yapmış olduklarını düşündürürdü.”

Akıllı Tasarım belki de en genel açıklamasıyla evrende gördüğümüz her şeyin ve elbette yeryüzündeki canlılığın kökeninin en iyi şekilde, bilinçli ya da Türkçemize geçen tanımıyla akıllı bir tasarlayıcının varlığı ile açıklanabileceğini savunmaktadır.

Devamı »

HÜCRE İÇERSİNDEKİ MAKİNELER…

Posted in Akademik Yayın, Akıllı Tasarım, Araştırma, Bilim, Darwin, Darwinizm, Moleküler Biyoloji, Ortadoks Kalıp, Skolastik Düşünce, Teleolojik Evrim etiketler ile , , on Temmuz 5, 2008 by Mustafa Ajlan ABUDAK

PROTEİNLER VE EVRİM: BİR İLERLEME RAPORU

Posted in Akıllı Tasarım, Araştırma, Bilim, Moleküler Biyoloji, Teleolojik Evrim, Çeviri etiketler ile , , , on Mayıs 18, 2008 by Mustafa Ajlan ABUDAK

Mike GENE

Proteinler ve onların evrimi başarılı kılmalarını sağlayan rollerine odaklanan son gözlemlerimi izninizle bir sıralayayım. Şunları ele alırsanız;

1.Tüm hayat ağacı protein odaklı bir çıktıdır. Evrimsel süreçler için kanıt aynı zamanda proteine muhtaç bir görüngü içinde kanıt sunmaktadır. Buda herhangi bir daha az proteine bağlı evrimi nihai sonuca ulaştırmak için gerçekleştirilen herhangi bir girişimi, bu kanıt sunan proteine bağlı evrime göre sorgulamaya yöneltir.

2.Proteinler inanılmayacak kadar çeşitli ve muazzam işlevleri gerçekleştirme kapasitesine sahip, inşa materyalleridir. Proteinler kadar çok yönlü başka bir inşa maddesi bilmiyoruz.

3.Bu denli muazzam çok yönlülük sergileyen proteinler ‘’tercüme” adıyla bilinen tek bir üretim süreci sonucu oluşturulurlar. Bu söylenileni 2 numaralı madde ile birleştirirseniz, proteinlerin şaşırtıcı bir zarafet gösterdiğine tanık olursunuz.

4.Proteine daha az bağlı bir evrim kavramı, proteine bağlı bir evrim kadar başarılı olduğu yönünde kendisini destekleyen nerdeyse yok denecek kadar az kanıt sunmaktadır.

5.Tasarımcılar tasarım maddeleri tarafından kısıtlandıklarından ötürü, evrimde ( tasarım taklitçisi olarak) buna benzer olarak kendi tasarım maddelerince kısıtlanır. Bu düşüncede, evrimin protein faaliyetlerine olan bağımlılığı üzerine daha yakından bir incelemenin önemini güçlendirmektedir.

Maddelerin numaraları tıklanarak ilgili makalelere gidilebilinir.

DNA VE TASARIM

Posted in Akıllı Tasarım, Bilim, Felsefe, Holistik Düşünce, Moleküler Biyoloji, Teleolojik Evrim etiketler ile , , , , on Mayıs 8, 2008 by Mustafa Ajlan ABUDAK

Mustafa Ajlan ABUDAK

DNA muhteşem bir tasarımdır. Şimdi neden bu şekilde algıladığıma gelelim. Bunun için ilk olarak ”tasarım” kavramının bize neyi ifade ettiğinden başlamalıyız. Türk Dil Kurumu Sözlüğüne göre tasarım;

1 . Zihinde canlandırılan biçim.

2 . Bir sanat eserinin, yapının veya teknik ürünün ilk taslağı, desen, tasar çizim, dizayn.

3 . Bir araştırma sürecinin çeşitli dönemlerinde izlenecek yol ve işlemleri tasarlayan çerçeve, tasar çizim, dizayn.

4 . felsefe Daha önce algılanmış olan bir nesne veya olayın bilinçte sonradan ortaya çıkan kopyası.

Demek ki bir şeye tasarım dememiz için onun önceden var olan bir ”planı” yada o planın gerçekleşmesini sağlayan bir işlevi olması gerekli.Yani kısaca bir ”amacı” olmalı. Bu amaçsal yaklaşım kendini ”teleolojik” düşüncede gösterir. Doğal olarak bu düşüncenin tersi diyebileceğimiz materyalizmde tasarıma kendince bir açıklama getirebilir.Birlikte olası açıklamalardan hangisinin insan aklına daha iyi hitap etmektedir, inceleyelim.

DNA hem hatalara karşı kırılgan, dayanıksız hem mümkün olan en küçük hacimde mümkün olan en büyük bilgi saklama kapasitesine sahip, birde ek olarak bilgiyi derleyen ve organize eden bir yapıdır. Wikideki tanımıyla kısaca ;

Deoksiribonükleik asit ya da kısaca DNA, tüm hücreli canlıların ve bazı virüslerin biyolojik gelişimleri için gerekli genetik bilgiyi taşıyan nükleik asittir. DNA, canlının özelliklerinin soydan soya geçmesini sağladığı için bazen kalıtım molekülü olarak da adlandırılır.Bakterilerde ve diğer basit hücreli canlılarda DNA hücrenin içinde dağınık biçimde bulunur. Hayvanları ve bitkileri oluşturan daha karmaşık hücrelerde ise DNA’nın çoğu hücre çekirdeğindeki kromozomlarda bulunur. Enerji üreten kloroplast ve mitokondri organellerinde ve pek çok virüste de bir miktar DNA bulunur.Bazen “kalıtım molekülü” olarak adlandırılsa da, DNA aslında tek bir molekül değil, bir çift moleküldür. Bu çift molekül, bir sarmaşığın dalları gibi birbiri çevresinde dönerek bir sarmal oluştururlar.

Devamı »

EVRİMİ BÖYLESİNE AKILLI KILAN NEDİR?

Posted in Akıllı Tasarım, Araştırma, Bilim, Güncel, Holistik Düşünce, Moleküler Biyoloji, Teleolojik Evrim, Tersine Mühendislik, Çeviri on Mayıs 3, 2008 by Mustafa Ajlan ABUDAK

27/04/2008

Mike GENE

Haydi hep beraber en iyi bilinen evrimsel değişim mekanizmaları olan genetik sürüklenme, yansız mutasyon, gen duplikasyonu transpozonlar ve plasmidlerce gerçekleştirilen yatay gen transferi ve diğerlerinin hiçbir amacı olmadığı ve tümüyle rastgele olduğu gözlemine bir bakalım; daha önce de açıkladığım gibi bu söylem evrimin herhangi bir amacı olmadığın ilan etmek için yetersiz bir nedendir.

Nitekim, bazılarının belki de evrimsel mekanizmaların rastlantısal olması gerçeği yüzünden (uygun olana göre) kafası karışmış olabilir fakat benim kafam karışık değil!

Eğer bizler organizmaları tasarlamak ve uzak zamanda tasarım amaçlarını gerçekleştirmelerini sağlamak istiyorsak, hayatın kendisini içerisinde bulduğu çevrenin sürekli bir değişim ve düzensizlikler yaşadığını hatırlamak zorundayız. Gerçekten de eğer uzak zamanı hesaba katarsak, olası asteroit çarpışmaları gibi potansiyel yıkıcı değişiklikleri de hesaba katmalıyız. Bunun anlamı, gerçekleştireceğimiz tasarımlarımızın, geniş bir yelpazede var olan yaşamsal meydan okumalara karşı yeterince değişken ve uyumlu olarak yaşam formunun içeriğine yerleştirilmelidir. Ve böylesine bir uyumu sağlayan evrimsel mekanizmaların rastlantısal doğasının gereği, evrim önden yüklemeli durum tarafından yapılandırılan bu tip rastlantısal süreçlerce açıklanan bir süreç olacaktır. Gerçekten de daha önceden de önerdiğim gibi evrim bir öğrenme süreci olarak görülebilir.

Eğer bu evrimsel değişen mekanizmaları rastlantısal değil de bunun yerine yönlendirilmişse, demek ki oluşabilecek tüm potansiyel çözümler ve meydan okumalar, esas hücrenin içerisine kodlanarak daha sonra nihai bir kararlılıkla milyonlarca yıl kendisine ihtiyaç duyuluncaya kadar üretilmiştir. Tasarım Matrisi’nde açıkladığım gibi:

Devamı »

PROTEİN- ŞAŞIRTICI BİR TASARIM MADDESİ

Posted in Akıllı Tasarım, Araştırma, Bilim, Güncel, Kişisel site, Moleküler Biyoloji, Teleolojik Evrim, Tersine Mühendislik, Çeviri on Nisan 26, 2008 by Mustafa Ajlan ABUDAK

21Nisan 2008

Mike GENE

Tüm canlılar proteinlere bağlıdırlar. Bu sebeple, bazen kaç insanın, proteinlerin ne kadar olağanüstü yapılar olduklarını durup düşündüklerini merak ederim. Kendi vücudunuz ele alalım. Eğer yeterince derine inebilirseniz, temel bir organ sisteminin, bir proteinin ya da bir dizi protein çevresinde yer alarak meydana geldiğini görebilirsiniz.

Ya kaslarınız ? Actin ve myosin adlı gerilip-açılan proteinleri bir düşünün! Beyniniz ya da sinirleriniz? Elektrik sinyallerini üreten ve taşınmasını sağlayan zar reseptörlerini ve kanalları düşünün! Ya kanınız? Kanınıza oksijeni taşıyan hemoglobini düşünün! Peki ya sindirim sisteminiz? Aldığınız tüm besin molekülerini (tabi ki içerlerindeki proteinleri) parçalayan enzimleri düşünün! Ya kemikleriniz ve eklemleriniz? Yapıları birbirine bağlayan collageni düşünün! Saçlarınız ve deriniz? Dayanıklı ve güçlü keratin adında bir proteini düşünün! Salgı bezlerini ? Onları ortaya çıkaran hormonları ve reseptörleri düşünün! Ya bağışıklık sisteminiz? Vücudunuzun koruyucuları antibodileri düşünün…!

Proteinleri tasarım maddesi olarak görürken aslında birden onların olağanüstü çok yönlü, tüm amaçlar için işlev oluşturma özelliğini sergileyen bir özdek olarak karşınıza çıkması karşısında dumura uğrarsınız.

Proteinler ışık üretebilir, ışığı ortaya çıkarabilir, ya da ışığı iyon ve kimyasal enerji üretmek için kullanabilir. Proteinler bir sinyal gibi davranabilir ya da sinyalleri yakalayabilir. Proteinler hareketi meydana getirir ve motorlar gibi işlev sergilerler. Onları bir şeyleri birbirine bağlamak ya da birbirinden ayırmak için kullanabilirsiniz. Proteinler binlerce kimyasal reaksiyonda katalizör görevini üstlenirler, minicik ve iri moleküllerin taşınmasını üstlenirler, büyük mesafelerde sinyalleri taşırlar ve oluşan hataları düzeltirler. Proteinler basit fiber yapılardan son derece karmaşık ve gelişmiş moleküler makinelere değin oldukça farklı şeklinde var olabilirler. Tek başlarına bir görevi yerine getirebilir ya da bir işlev bütünün parçası olabilirler. Proteinleri lipitlerle birleştirin; elinizde canlı yapıları bölümlere ayırmak için kontrol edilebilir mükemmel bariyerleriniz olsun. DNA ile birleştirin ve elinizde düzenlenebilir ve paketlenebilir bir kromozon olsun. RNA ile birleştirin bu sefer elinizde proteinleri üreten ve genleri mükemmel olarak bölen makineleriniz olsun. Proteinleri bir şeylerin evriminde de kullanabilirsiniz; evrimde oldukça etkili süreçler olan gen duplikasyonu, tekrar birleştirme ve yatay gen transferi gibi işlemler tahmin edebileceğiniz gibi proteinlere bağlıdırlar. Hatta proteinleri sert bir kaplumbağa kabuğu yapmak, yumuşak bir tavşan kürkü elde etmek ve ördeğin uçuş tüylerini oluşturmak için bile kullanabilirsiniz.

Devamı »

Ockhamlı’nın Usturasında Paradigma ve Tümevarım

Posted in Akıllı Tasarım, Araştırma, Bilim, Evrim, Felsefe, Holistik Düşünce, Teleolojik Evrim on Kasım 18, 2007 by Mustafa Ajlan ABUDAK

Mustafa Ajlan ABUDAK

Bilimsel Teorilerin Yapısı Üzerine

Dünyanın ve canlıların fiziksel yapısı üzerinde yapılan deneyler, bize yalnızca neyi bilmediğimizi gösterir. Mantıksal olarak, kesinlik olanaksızdır. Bilim olarak adlandırdığımız olgunun temelinde ise deney yatar. Deney bize gerçekliğin nesnel yapısının açıklar. Belirli bir konuya ilişkin yeterli miktardaki deneyle doğruyu bulabilir ve doğa yasalarının mantıksal temelini oluşturan kanıtlanabilir ve nesnel kuramlar ortaya koyabiliriz. Koyabilir miyiz?

Kesinlikle hayır. Ancak bu, bilimsel ilerleme kuramını ilk kez ortaya atan Francis Bacon’dan sonra üç yüz yıl kadar egemen olan ‘‘deneysel yöntem” inancıydı. Bacon’un önerisinin ana yapısı şuydu; bir bilim adamı bilinebilir ve bilinemez arasındaki sınırda bulunan bir konuyu ele alır. Denetim altında konumları çok iyi gözlenmiş ve denetlenmiş ölçümlerini yapar, bir başka deyişle ‘‘ laboratuar”ında ”deney” yapar.

Yeterli sayıda deneyin ardından bazı noktaları ortaya çıkarmaya başlayacaktır. Daha sonra bilim adamı, bu noktaları, mantıksal olarak gözlemlerini açıklayan hipotezin doğruluğunu güçlendirmek için kullanacaktır. Bu yeni ve güçlenen hipotez insan bilgisine yeni ufuklar ekleyecek ve bilim adamı daha ileri düzeylerdeki deneylerle bunu sağlamlaştıracaktır. 1

Ockhamlı’nın Usturasını Kullanmak

Ockhamlı William 1285-1347 yılları arasında yaşamış ünlü bir filozoftur. Ockhamlı’nın usturası, gereksiz spekülasyonları önlemeye, onlara değer vermemeye yarayan, O’nun geliştirdiği bir tutumluluk ilkesidir. Buna göre, herhangi bir şeyi açıklamak üzere öne sürülen birden fazla açıklama söz konusu olduğunda, açıklanmak durumunda olanı, en az sayıda açıklayıcı ilke ve kabulle açıklayan ve olabildiğince çok şeyi açıklamayı başaranın seçilmesi gerekir; en basit açıklama, gerçekliği olduğu şekliyle tarif eden en muhtemel açıklama olma durumundadır.

Ockhamlı’nın bu ilkesi, hem modern bilimin, hem de felsefenin önemli ilkelerinden biri olarak geniş kabul görmüştür. Bu ilke sayesinde “zihnimizde ve dilimizde var olanlar” ile “gerçekte var olanları” ayırt etmeyi öğrenir, gereksiz ve yararsız izahlarla uğraşmaktan korunuruz. Bu ilkenin usturadan söz etmesinin nedeni, bilimsel olarak gereksiz ve varsayıma dayalı olanı kopartıp atmaya yaramasıdır.

Bunların tümü açık ve mantıksal görünmektedir. Öyleyse yanlış nerededir? Önce Bacon’ın ortaya koyduğu ilkeye bakalım. Getirdiği öneri bilimin hayali kavramlara ve duygulara yer vermeden deney ve gözlemle doğruyu bulabileceğin yönündedir. Bunu ‘‘ampirik yöntem” olarak adlandırabiliriz.  2

Devamı »

Akıllı Tasarım Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Posted in Akademik Yayın, Akıllı Tasarım, Bilim, Bilimsel Yayın, Enstitü, Moleküler Biyoloji, Çeviri on Ekim 27, 2007 by Mustafa Ajlan ABUDAK

Yazan: Mark Hartwig

ARN Network

Akıllı Tasarım nedir (AT) ?

Bir şeyin tasarlanıp tasarlanmadığı sonucuna nasıl varabilirsiniz? Çıkarımınız oldukça öznel olmaz mı?

Akıllı Tasarımın biyolojiyle ilişkisi nedir?

Bilim adamları, biyolojik sistemlerin tamamen yönlendirilmemiş olarak evrimleşip geliştiğini söylemiyor mu?

Yönlendirilmemiş Evrimi destekleyen veya tam tersine desteklemeyen bir bulguyu nasıl tespit edersiniz?

Bunun için kriterleriniz nelerdir?

Fosil bulguları yönlendirilmemiş evrimi desteklemiyor mu?

Evrimi fiilen gözlemleyemez miyiz?

Moleküler bulgular ne diyor?

Embriyoloji ne diyor?

Homoloji ne diyor?

AT doğaüstü bir varlığa mı işaret ediyor?

“Akıllı Tasarım”, “Bilimsel Yaratılışçılık” ın diğer adı değil midir?

Kaç bilim adamı bu saçmalığı ciddiye alıyor?

—————————————

Akıllı Tasarım nedir (AT)?

Akıllı Tasarım, ancak akıl ürünü olabilecek, doğadaki modeller üzerindeki çalışmadır...”

William A. Dembski

Sadece ‘tasarım’ ya da ‘tasarım tartışması’ olarak ta adlandırılan ‘tasarım teorisi’, doğanın, zaman ve mekânın üzerinde, akıl sahibi bir varlık tarafından tasarlandığının somut delilleri olduğunu ileri süren görüştür. Bu görüş aslında uzun zamandır vardır. Kökeni antik çağa kadar dayanan tasarım teorisinin en bilinen modeli, 1802’de “saatçi” tezini ileri süren teolog William Paley’in çalışmalarında bulunabilir. Paley’in mantığı şudur:

“Bir çalılıktan karşıya geçerken, ayağımı bir taşa doğru attığımı farz edelim. Bana, nasıl olup ta o taşın oraya geldiği ya da orada bulunduğu sorulsaydı, bildiğim her şeyin dışında, muhtemelen bir şekilde önceden beri orada olduğunu söylerdim… Ancak, yerde bir saat bulduğumu farz etseydik bu durumda o saatin nasıl olup ta orada olduğunu sorgular ve neticede daha önceki cevabımı veremezdim. (1)

Aksine, saatin parçalarının birbirleriyle olan uyumu ve bir sistemi oluşturacak şekilde bir araya gelmiş olmaları bize belli bir zamanda, belli bir yerde ve belli bir amaç için bir ya da birden fazla sanatkârın saati tasarlayıp yapmış olduklarını düşündürürdü.” (2) Devamı »

Moleküler Makineler

Posted in Akademik Yayın, Akıllı Tasarım, Araştırma, Bilim, Enstitü, Moleküler Biyoloji, Teleolojik Evrim, Tersine Mühendislik, Çeviri on Ekim 1, 2007 by Mustafa Ajlan ABUDAK

Akıllı Tasarım-Moleküler Makineler-Tasarım çıkarımı için deneysel kanıtlar

Prof. Michael J.Behe: Lehigh Üniversitesi Moleküler Biyoloji Ana Bilim Dalı

Çeviri-Mustafa Ajlan Abudak

Bu makalemiz modern Akıllı Tasarım teorisinin fikir babası sayılan Michale Behe’nin AT için temel argümanları aktardığı önemli bir çalışmasıdır.Çeviri oldukça uzun ve teknik olduğundan rastlayacağınız çeviri hatalarını lütfen belirtin.Bu makalenin AT’nin detaylı şekilde anlanmasına katkıda bulunacağını düşünüyorum.Çevirimi adımı ve orjinal metnin linkini vererek çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Gözlerin Yapısı

Nasıl görürüz? 19.yüzyılda, dış dünyanın bizlere tam bir resmini sunan gözün hassas yapısı, onlarla haşır neşir olan herkesi hayran bırakıyordu ve gözün anatomisi üzerine detaylı bir bilgiye sahip olunmuştu. 19.yüzyılda bilim insanları, şunu kesinlikle doğru olarak gözlemlemişlerdi; eğer, bir insan gözünün birçok mekanizmasından herhangi birisini çok talihsizce yitirirse, örneğin bu lensler, iris yâda oraküler kaslardan biri olabilir, kaçınılmaz sonuç, görme yetisinin ciddi bir şekilde kaybı yâda tamamen körlüktür. Böylece gözün sadece bütünüyle eksiksiz olduğunda işlevini gerçekleştirebileceği sonucuna varılmıştır.

Charles Darwin, Türlerin Kökeni adlı kitabında da “karmaşık ve aşırı mükemmel organlar” adlı bölümünde göz problemini ele alarak doğal seçilimle oluşan kendi evrim teorisine gelebilecek olası itirazların farkına varmaktaydı. Şunun da farkına varmıştır ki, göz gibi karmaşık ve mükemmel bir organın parçalarından birisi bile bir nesilde birdenbire ortaya çıksaydı, tamamen mucizeye eşdeğer bir olay olurdu. Bir şekilde Darwinci evrimin ikna edici olabilmesi için, karmaşık organlar hakkında giderek artan bilgileri halkın gözü önünde ortaya konmadan, kaldırılmak zorunda kaldı.

Darwin evrimin gözün oluşturulmasında kullanmış olabileceğini düşündüğü gerçek yolları tanımlayarak teorisini anlatmamıştı. Daha ziyade birçok hayvanın farklı göz yapısına sahip olduğu ve bunların tek hücreli ışığa duyarlı yapılardan karmaşık omurgalı kamera göze değin insan gözünün oluşumda ara formlar olarak yer aldığını önererek, dâhice bir şekilde teorisini savunmada hayranlık uyandırıcı bir şekilde başarılı olmuştu.

Fakat hala sorumuz ortada durmaktadır. Nasıl görürüz ?

Devamı »