<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>... AKILLI TASARIM... Teleolojık Evrim</title>
	<atom:link href="http://akillitasarim.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://akillitasarim.wordpress.com</link>
	<description>..Tüm büyük çatışmalar orta yolla çözülür..Aristoteles</description>
	<lastBuildDate>Tue, 10 Nov 2009 16:50:52 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<cloud domain='akillitasarim.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://www.gravatar.com/blavatar/5cd19b0d8b8b84b77be5468bb2a4e741?s=96&#038;d=http://s.wordpress.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>... AKILLI TASARIM... Teleolojık Evrim</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com</link>
	</image>
			<item>
		<title>BÜYÜK PATLAMA DÖNGÜSEL BİR KOZMOZUN BAŞLANGICI OLABİLİR Mİ?</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2009/11/09/buyuk-patlama-dongusel-bir-kosmozun-baslangici-olabilir-mi/</link>
		<comments>http://akillitasarim.wordpress.com/2009/11/09/buyuk-patlama-dongusel-bir-kosmozun-baslangici-olabilir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 14:57:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan ABUDAK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Astro-Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Kozmoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Hipotez]]></category>
		<category><![CDATA[Düzen]]></category>
		<category><![CDATA[Evrenin Kökeni]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Teori]]></category>
		<category><![CDATA[Kozmoz]]></category>
		<category><![CDATA[Organize Yapılar]]></category>
		<category><![CDATA[Roger Penrose]]></category>
		<category><![CDATA[Tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[Teleoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/?p=509</guid>
		<description><![CDATA[
Görüşlerini ve teorilerini büyük dikkatle takip ettiğimiz gelmiş geçmiş en büyük bilim insanları arasında şimdiden Stephen Hawking ile birlikte yer alan  Roger Penrose&#8216;un kosmosun başlangıcı ve oluşumu ile ilgili yeni görüşlerini sizlerle paylaşıyorum. Video&#8217;nun özellikle 4.20-6.20 dakikaları arasındaki kısmının oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. İngilizce bilmeyen ilgililerden özür diliyoruz. Videoya alt yazı koyamadık ama bu konuyla [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=akillitasarim.wordpress.com&blog=985899&post=509&subd=akillitasarim&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span style="text-align:center; display: block;"><a href="http://akillitasarim.wordpress.com/2009/11/09/buyuk-patlama-dongusel-bir-kosmozun-baslangici-olabilir-mi/"><img src="http://img.youtube.com/vi/pEIj9zcLzp0/2.jpg" alt="" /></a></span></p>
<p>Görüşlerini ve teorilerini büyük dikkatle takip ettiğimiz gelmiş geçmiş en büyük bilim insanları arasında şimdiden <span style="color:#ff6600;">Stephen Hawking</span> ile birlikte yer alan  <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Roger_Penrose" target="_blank"><strong><span style="color:#ff6600;">Roger Penrose</span></strong></a>&#8216;un kosmosun başlangıcı ve oluşumu ile ilgili yeni görüşlerini sizlerle paylaşıyorum. Video&#8217;nun özellikle <strong><span style="color:#ff6600;">4.20-6.20</span></strong> dakikaları arasındaki kısmının oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. İngilizce bilmeyen ilgililerden özür diliyoruz. Videoya alt yazı koyamadık ama bu konuyla ilgili bir çeviri makaleyi yakında  sizlere sunma gayretinde olacağım.</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/akillitasarim.wordpress.com/509/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/akillitasarim.wordpress.com/509/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/akillitasarim.wordpress.com/509/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/akillitasarim.wordpress.com/509/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/akillitasarim.wordpress.com/509/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/akillitasarim.wordpress.com/509/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/akillitasarim.wordpress.com/509/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/akillitasarim.wordpress.com/509/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/akillitasarim.wordpress.com/509/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/akillitasarim.wordpress.com/509/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=akillitasarim.wordpress.com&blog=985899&post=509&subd=akillitasarim&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akillitasarim.wordpress.com/2009/11/09/buyuk-patlama-dongusel-bir-kosmozun-baslangici-olabilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/de05edbb36f8e32644a4097990f90a23?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">akillitasarim</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://img.youtube.com/vi/pEIj9zcLzp0/2.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>GENOMUN ŞEKLİ</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2009/11/03/genomun-sekli/</link>
		<comments>http://akillitasarim.wordpress.com/2009/11/03/genomun-sekli/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2009 20:31:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan ABUDAK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akademik Yayın]]></category>
		<category><![CDATA[Akıllı Tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Hipotez]]></category>
		<category><![CDATA[Moleküler Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[Organize Yapılar]]></category>
		<category><![CDATA[Teleolojik Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel kanıt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/?p=496</guid>
		<description><![CDATA[
Mike GENE
Hücre hakkında ne kadar çok şey öğrenirsek, onun bir o kadar karmaşıklaştığına tanık oluyoruz. Biyokimya ve moleküler biyolojide, uzun zamandır bilindiği üzere, şekil, proteinler ve RNA gibi hücrenin fenotip çekirdeğini oluşturan kısımlar için çok önemli bir özelliktir. Herhangi bir proteinin ya da RNA’nın şeklinin değiştirilmesi aynı zamanda işlevinin değiştirilmesi demektir. Artık bu anlayışı yeni [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=akillitasarim.wordpress.com&blog=985899&post=496&subd=akillitasarim&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img class="aligncenter size-full wp-image-501" title="genome" src="http://akillitasarim.files.wordpress.com/2009/11/genome.jpg?w=450&#038;h=229" alt="genome" width="450" height="229" /></p>
<p><strong><span style="color:#ff6600;">Mike GENE</span></strong></p>
<p>Hücre hakkında ne kadar çok şey öğrenirsek, onun bir o kadar karmaşıklaştığına tanık oluyoruz. Biyokimya ve moleküler biyolojide, uzun zamandır bilindiği üzere, şekil, proteinler ve RNA gibi hücrenin fenotip çekirdeğini oluşturan kısımlar için çok önemli bir özelliktir. <strong><span style="color:#ff6600;"><em>Herhangi bir proteinin ya da RNA’nın şeklinin değiştirilmesi aynı zamanda işlevinin değiştirilmesi demektir</em></span>.</strong> Artık bu anlayışı yeni bir kavrayış düzeyine çıkarmanın zamanıdır.</p>
<p>Konu genom olduğunda, bizler uzun zaman boyunca genoma, onu basit bir nükleotid sırası olarak gören doğrusal koşullar çerçevesinde odaklandık. Fakat bazı olağanüstü araştırmalara müteşekkiriz ki, artık <em><span style="color:#ff6600;">genomun şekli</span></em><strong> </strong>üzerinde de düşünmeye başlamaya ihtiyacımız olduğu açıkça ortaya çıktı.</p>
<p>İnsan genomunu milyonlarca parçaya bölüp, tersine mühendislik uygulayarak yeniden bir araya getirerek, araştırmacılar genomun üç boyutlu yapısının yüksek çözünürlükteki resmini ürettiler.</p>
<p>Resim, bilimin heyecan verici bir zafer örneklerinden biridir ve kullanılan teknik sadece genomun DNA içeriğinin değil, bizzat genomun kendi şeklinin, insan gelişimini ve hastalıkları nasıl etkilediğini araştırmada bilim insanlarına yardımcı olabilecek.</p>
<p><span id="more-496"></span></p>
<p>Çalışmanın yardımcı yayımcısı, Massachusetts Üniversitesi Tıp Okulu Moleküler Biyologu Job Dekker;</p>
<p>Artık şu açık bir gerçektir ki, kromozomların uzamsal organisazyonu genomun düzenlenmesinde kritik işleve sahiptir. Bu çalışma gen düzenlenmesi (regülasyonu) hususunda daha evvel araştırılmamış yepyeni alanlar açmaktadır. Bu birçok yeni soru ortaya çıkaracaktır.</p>
<p>[…]</p>
<p>Çiftler üzerinde çalışarak, araştırmacılar hangi genlerin orijinal genomda birbirleri ile yan yana olduğunu anlatabilecekler. Gen çiftlerinin genomda bilinen dizilimleri ile çapraz eşleşme yapan bir yazılımın yardımıyla, araştırmacılar genomun dijital bir heykelini bir araya getirdiler. Ve bu ne denli harikulade bir heykeldir.</p>
<p>Çalışmanın yazarlarından Harvard Üniversitesi bilişimsel biyolog Erez Liberman-Aiden;</p>
<p>Hiçbir düğüm yok. Tamamıyla engellenmemiş bir yapı. İnanılmaz derecede yoğun bir yoyo ya benzeyen yün yumağı gibi, fakat tüm yapıyı katiyen bozmadan, bazı ipleri çekmeniz ve tekrar yerlerine koymanız mümkün.</p>
<p>Matematiksel ifadeyle, genomun parçaları Hilbert eğrisine benzer bir şekilde bir araya getiriliyor. <strong><span style="color:#ff6600;"><a href="http://www.itusozluk.com/goster.php/hilbert+e%F0risi">Hilbert eğrisi</a></span></strong>, fraktal bir eğridir. İlginç olan özelliği ise bir alanı hiç boşluk bırakmayacak şekilde kaplayabilmesidir. Diğer bir deyişle sadece çizgileri birleştirerek elde edilen bu eğri aslında iki boyutludur ve işin ilginç yanı bu oyunu 3 boyutlu ortamda da yapabilmesidir. (Çeviride ek açıklama yapılmıştır.)</p>
<p>Evrimin nasıl olup ta genomun depolanması sorunsalında bu çözüme ulaştığı bilinmemektedir. Bu özellik,  kromozomların üretildiği DNA ve protein karışımından oluşan kromatinin içkin bir özelliği olabilir. Fakat kökeni ne olursa olsun, bu durum matematiksel olarak zarif olmanın ötesindedir. Araştırmacılar ayrıca kromozomların iki bölgesi olduğunu da buldular, biri etkin genler diğeri ise etkin olmayan genler içindi ve bağlanmamış eğri kıvrımlar, genlerin kolaylıkla hareket etmesine müsaade etmekteydi.</p>
<p>Liberman-Aiden bu şekli, büyük kütüphanelerde bulunan hareketli kitaplıkların sıkıştırılmış sıralarına benzetmektedir. ‘‘  Bunlar büyük yığınlar gibidir, yan yana ve birbirlerinin üzerinde ve aralarında hiçbir boşluk olmadan duran. Ve ne zaman genom genlerden bir grup kullanmak istese, yığını açar. Fakat sadece yığını açmakla kalmaz, onu kütüphanenin yeni bir kısmına taşır.’’</p>
<p>Bu bilgiyi alıp var olan aykırılığı açıklayabilecek bir hipotez ortaya koymakta kullanayım. DNA’yı paketleyen proteinlere histonlar olarak bilinir ve histonlar ökaryotlarda en sıkı şekilde korunmuş proteinler içersindedir. Oysa yıllar önce, Michael Behe, maya içersinde birkaç sıkı şekilde korunmuş  amino asidin, tespit edilmiş herhangi bir olumsuz etki olmadan yerlerinin değiştirilebileceğini gösteren bir çalışma yapmıştı.</p>
<p>Son zamanlarda, bilim insanları da,  kodlanmayan DNA’nın da oldukça sıkı şekilde korunmuş bir yapı olduğunu keşfetmekteler, fakat bunu genomdan çıkardığınızda, hiçbir şey yanlış gitmemektedir.</p>
<p>Bu aykırılıklar son zamanlarda laboratuar ortamındaki hayatta kalmanın vahşi yaşamda da aynı şekilde bir hayatta kalış anlamına gelemeyeceği üzerinde tartışılarak açıklanmaktadır. Bu, mutasyona uğramış bir laboratuar faresi ya da mayanın,  kontrollü bir ortamda ve uygun laboratuarda hayatta kalabilecek iken, dışarıda vahşi doğada bazı koşulların bu mutasyona uğramış canlıları açık bir dezavantaja sürükleyebileceğidir.</p>
<p>Bu açıklama döngüsü doğruyken bile,  açıklama bizlere bu durumun nasıl gerçekleştiğini anlatmaz. Bizlere olası bir mekanizmada sağlamaz. Fakat artık bir tanesine sahibiz. Bunu görmek için, laboratuarda izole edilmiş tanıdık bir mutandı ele alalım- ısıya hassas mutant. Böyle bir mutant elde edebilmek için, bilim insanları protein dizilerini rasgele mutasyona uğratıp ve daha sonra yükseltilmiş sıcaklıkta bu mutantları seçmektedirler. Bilindiği kadarıyla, birçok protein eğer düşük sıcaklıklarda kalınırsa herhangi bir olumsuz etki olmadan mutasyon elde edebilmektedir, fakat yüksek sıcaklığa geçilirse bunlar işlevsiz olmaktadır. Düşünce şudur ki,  protein yapısı düşük sıcaklıklarda zayıflasa da hala tek parça kalabilmektedir. Sadece zaruri kimyasal bağları sağlayan ağ yapısı yüksek sıcaklıklara geçildiğinde kırılmaktadır.</p>
<p>İşte şimdi de hipotezim. Birçok çevresel baskının belirli bir genomun şekli üzerinde potansiyel bir etkisi olduğunu önerebiliriz. Böylelikle, oldukça sıkı şekilde korunmuş histonlar ve kodlanmayan DNA dizimiyle ısıya duyarlı mutantlar arasında da bir paralellik öngörebiliriz.-Bunlar genomun yapısal bütünlüğünü zayıflatır ve çevresel baskılar genom yapısını ve onun düzenleyici ağ yapısını bozar. Zayıflayan sistem çöker.</p>
<p>Bu hipotezin doğruluğu ne olursa olsun, oldukça açık şekilde görülmektedir ki, bir genomun düzenleniş şekli kodlanmamış DNA bölgesini ve onun evrim boyunca yeniden oluşumunu değerlendirirken mutlaka göz önünde bulundurmamız gereken bir şeydir.</p>
<p>Orjinal Makale Metni için ;</p>
<p><strong><a href="http://designmatrix.wordpress.com/2009/10/10/the-shape-of-the-genome/#more-1686" target="_blank"><span style="color:#ff6600;">The Shape of the Genome</span></a></strong></p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/akillitasarim.wordpress.com/496/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/akillitasarim.wordpress.com/496/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/akillitasarim.wordpress.com/496/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/akillitasarim.wordpress.com/496/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/akillitasarim.wordpress.com/496/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/akillitasarim.wordpress.com/496/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/akillitasarim.wordpress.com/496/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/akillitasarim.wordpress.com/496/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/akillitasarim.wordpress.com/496/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/akillitasarim.wordpress.com/496/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=akillitasarim.wordpress.com&blog=985899&post=496&subd=akillitasarim&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akillitasarim.wordpress.com/2009/11/03/genomun-sekli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/de05edbb36f8e32644a4097990f90a23?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">akillitasarim</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://akillitasarim.files.wordpress.com/2009/11/genome.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">genome</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>MERKEZİ METAFOR</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2009/09/16/merkezi-metafor/</link>
		<comments>http://akillitasarim.wordpress.com/2009/09/16/merkezi-metafor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Sep 2009 05:05:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan ABUDAK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıllı Tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Darwin]]></category>
		<category><![CDATA[Darwinizm]]></category>
		<category><![CDATA[Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Holistik Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoks Kalıp]]></category>
		<category><![CDATA[Teleolojik Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[Teleolojik Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Mantıksal İzdüşüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/?p=453</guid>
		<description><![CDATA[

Mike GENE
Kitabım Tasarım Matrisi ve sitem’deki gayesel / erekbilimsel (teleolojik) söylemlere en şüpheci biçimde yaklaşan tepkiler, pozisyonumun hakim evrim teorisine hakeza uymadığı ve herhangi bir veri yada kanıt taşımadığı şeklindeki şikayetle dile getiriliyor. Oysa bu şikâyet tüm manayı ıskalıyor.
Hedef . Ateş. Iskala.
Bunu görmek için, herkese Tasarım Matrisinde açıkladığım tüm yaklaşımımın dayandığı merkez  söylemi/benzetmeyi hatırlatmama izin [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=akillitasarim.wordpress.com&blog=985899&post=453&subd=akillitasarim&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img class="aligncenter" src="http://2.bp.blogspot.com/_seiSJb9MVBQ/SOAUI1oU6hI/AAAAAAAACzk/rMyzc7Hfuag/s400/alice+in+wonderland+rabbit.jpg" alt="" width="350" height="350" /></p>
<p style="text-align:center;">
<p><a href="http://designmatrix.wordpress.com/about/" target="_blank"><strong><span style="color:#ff6600;">Mike GENE</span></strong></a></p>
<p>Kitabım <span style="color:#ff6600;"><a href="http://www.amazon.com/Design-Matrix-Consilience-Clues/dp/0978631404/ref=sr_1_1?ie=UTF8&amp;s=books&amp;qid=1253077238&amp;sr=8-1" target="_self">Tasarım Matrisi</a> </span>ve <a href="http://designmatrix.wordpress.com/" target="_blank">sitem</a>’deki gayesel / erekbilimsel (teleolojik) söylemlere en şüpheci biçimde yaklaşan tepkiler, pozisyonumun hakim evrim teorisine hakeza uymadığı ve herhangi bir veri yada kanıt taşımadığı şeklindeki şikayetle dile getiriliyor. Oysa bu şikâyet tüm manayı ıskalıyor.</p>
<p>Hedef . Ateş. Iskala.</p>
<p>Bunu görmek için, herkese Tasarım Matrisinde açıkladığım tüm yaklaşımımın dayandığı <strong><span style="color:#ff6600;">merkez  söylemi/benzetmeyi</span></strong> hatırlatmama izin verin:</p>
<p><span id="more-453"></span></p>
<p>Eğer bizler evrim ve akıllı tasarımın bir arada var olabildiği bir gerçeklikte yaşıyorsak, evrimleşmiş şeyler tasarlanmış gibi görünüyorsa ve tasarlanmış şeylerde evirilebilecekmiş gibi duruyorsa,  evrim ve akıllı tasarım arasındaki ikili karşıtlık oldukça yanıltıcı olabilir. Beklide evrim ve tasarım birbirleriyle mücadele eden fikirlerdeki tartışmanın muğlâk doğasını gereği, kökenleri açıklayan fikirler olarak, vurguladıkları kısımları, birbirlerini net görmelerini engellemektedirler. Bu muğlâklığa ek olarak bir gerçekte şudur ki, çoğunlukla oldukça uzak tarihin içersine gömülmüş ve o tarihe özgü olaylarla muhatap oluyoruz, bunun anlamı herhangi bir çözümün elde edilmesi umudu, doğrudan olmayan ya da dolaylı kanıtlara dayanacaktır. Bu katı muğlâklığa karşı bilindik geleneksel<span style="color:#ff6600;"> <strong><span style="color:#ff6600;">her ikisinden biri/ ya da</span></strong> </span>yaklaşımı yerine başka bir seçenek dikkate alınmalıdır;<strong><span style="color:#ff6600;"> her ikisi/ ve</span></strong> bakış acısı.</p>
<p style="text-align:center;"><img class="aligncenter" src="http://images.chron.com/blogs/tubular/archives/Duck-Rabbit_illusion.jpg" alt="" width="374" height="252" /></p>
<p><strong><span style="color:#ff6600;">Bu her ikisi/ ve</span></strong> ilkesini gösteren klasik bir muğlâklık figürüdür. Bunun bir tavşan değil de, bir ördek olduğunu ısrar etmek anlamsızdır. Aynı zamanda bunun bir ördek değil de tavşan olduğunu iddia etmekte aynı derece anlamsız olacaktır. Resim öylesine çizilmiştir ki,  her iki hayvanda görülebilir ve bu sebeple çizim niteliği gereği muğlâktır.</p>
<p>Belki bu ördek/tavşan resmi bizlerin evrim ve tasarım fikirlerinin her ikisi ile ilgili düşünce ufkumuzu genişletmeye yardımcı olabilir. Evrim oldukça fazla sayıda ispat/kanıtla desteklenmektedir. Eğer ördek gibi yürüyorsa, ördek gibi vak vaklıyorsa, ördek gibide görünüyorsa, ördektir. Öyleyse gayesel olmayan (<span style="color:#ff6600;">teleolojik olmayan</span>)  evrim fikrini ördek olarak kabul edelim. Buna zıt olarak, akıllı tasarım oldukça uzun bir düşünce geleneğinden kök alır, fakat anımsatıcı ipuçlarınca desteklenir. Akıllı Tasarım fikrini izlemek Alice’in tavşanını tavşan deliğinden aşağı takip etmeye benzetilebilir. Öyleyse akıllı tasarım fikrini de tavşan şeklinde düşünelim.</p>
<p>Elbette, sonunda, herhangi bir belirli biyolojik özellik ya gayesel olmayan evrim tarafından ya da bir akıl tarafından tasarlanarak ortaya çıkacaktır. Henüz durum muğlâksa, yani hem ördek hem de tavşanın her ikisi de görülebiliyorsa, bir seçeneğimiz var demektir. Bizler şüphelerimizin uyardığı şekilde tavşanı takip etmeyi seçebiliriz. Tavşanı takip ederken, ördeği öldürmemiz ya da orada hiçbir zaman bir ördek olmadığına kendimizi ikna etmeye çabalamamız  gerekmez. Bunun yerine gözlerimizi tavşandan ayırmayalım ve nereye gittiğini görelim.</p>
<p><img class="aligncenter" src="http://3.bp.blogspot.com/_S2NbJIwrsZc/SRxQUlpyN4I/AAAAAAAAGSs/SiokmWxX9tQ/s400/AliceInWonderland-DownTheRabbitHole-01.jpg" alt="" width="400" height="300" /></p>
<p>Orjinal Metin ; <span style="color:#ff6600;"><strong><a href="http://designmatrix.wordpress.com/2009/09/14/the-central-metaphor/#more-1515" target="_blank">The Central Metaphor</a></strong></span></p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/akillitasarim.wordpress.com/453/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/akillitasarim.wordpress.com/453/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/akillitasarim.wordpress.com/453/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/akillitasarim.wordpress.com/453/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/akillitasarim.wordpress.com/453/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/akillitasarim.wordpress.com/453/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/akillitasarim.wordpress.com/453/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/akillitasarim.wordpress.com/453/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/akillitasarim.wordpress.com/453/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/akillitasarim.wordpress.com/453/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=akillitasarim.wordpress.com&blog=985899&post=453&subd=akillitasarim&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akillitasarim.wordpress.com/2009/09/16/merkezi-metafor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/de05edbb36f8e32644a4097990f90a23?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">akillitasarim</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://2.bp.blogspot.com/_seiSJb9MVBQ/SOAUI1oU6hI/AAAAAAAACzk/rMyzc7Hfuag/s400/alice+in+wonderland+rabbit.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://images.chron.com/blogs/tubular/archives/Duck-Rabbit_illusion.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://3.bp.blogspot.com/_S2NbJIwrsZc/SRxQUlpyN4I/AAAAAAAAGSs/SiokmWxX9tQ/s400/AliceInWonderland-DownTheRabbitHole-01.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>DARWIN NEDEN HEP ZOR ANLAŞILMIŞTIR..?</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2009/09/04/darwin-neden-hep-zor-anlasilmistir/</link>
		<comments>http://akillitasarim.wordpress.com/2009/09/04/darwin-neden-hep-zor-anlasilmistir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2009 23:21:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan ABUDAK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Darwin]]></category>
		<category><![CDATA[Darwinizm]]></category>
		<category><![CDATA[Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Holistik Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoks Kalıp]]></category>
		<category><![CDATA[Paleontoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Skolastik Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Darwinizm Paradigmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Kalıplar]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoks Zihin]]></category>
		<category><![CDATA[Skolastik Anlayış]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen Jay Gould]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/?p=410</guid>
		<description><![CDATA[ Amerikalı paleontolog, jeolog, zoolog, evrimci ve bilim tarihçisi olan Stephen Jay Gould, kendi dilinin ve kendi kuşağının en çok okunan popüler bilim yazarlarından birisidir. Yaşamının önemli bir bölümünü Harvard Üniversitesi&#8217;nde ders vererek ve New York&#8217;taki Amerikan Doğa Tarihi Müzesi&#8217;nde çalışarak geçirmiştir. Bu makalede Stephen Jay Gould&#8217;un kitapları arasında Türkçeye çevrilenlerin en bilineni, Darwin ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=akillitasarim.wordpress.com&blog=985899&post=410&subd=akillitasarim&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span style="color:#ff6600;"> </span><img class="alignright size-medium wp-image-485" title="S.Jay Gould" src="http://akillitasarim.files.wordpress.com/2009/09/s-jay-gould.jpg?w=233&#038;h=300" alt="S.Jay Gould" width="233" height="300" />Amerikalı paleontolog, jeolog, zoolog, evrimci ve bilim tarihçisi olan <span style="color:#ff6600;">Stephen Jay Gould</span>, kendi dilinin ve kendi kuşağının en çok okunan popüler bilim yazarlarından birisidir. Yaşamının önemli bir bölümünü Harvard Üniversitesi&#8217;nde ders vererek ve New York&#8217;taki Amerikan Doğa Tarihi Müzesi&#8217;nde çalışarak geçirmiştir. Bu makalede Stephen Jay Gould&#8217;un kitapları arasında Türkçeye çevrilenlerin en bilineni, <span style="color:#ff6600;">Darwin ve Sonrası &#8211; Doğa Tarihi Üzerine Düşünceler</span> (İngilizce: Ever Since Darwin: Reflections in Natural History, 1977) adlı kitabıdır. Ceyhan Temürcü&#8217;nün Türkçeleştirdiği kitap, Tübitak tarafından Popüler Bilim Kitapları serisinde bugüne dek 8 kez basılmıştır. TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları tarafından Türkçeye kazandırılan bu eser, evrimle ilgilenen herkesin  okuması gereken çok önemli bir kitaptır.</p>
<p>Gould, Darwinizmin merkez çekirdeğindeki temel kaidelerin genelde fanatik  Darwin yanlılarınca bile doğru düzgün bilinmediğini ısrarla belirtmiş ve bunların doğru anlaşılmasına çalışmıştır.  Gould&#8217;a göre evrim, en basit canlıların -<span style="color:#ff6600;">sonu insana varacak olan </span>- gelişimini anlatmaz. İnsan, evrimin kaçınılmaz bir sonucu değildir. Benzer şekilde <span style="color:#ff6600;">karmaşıklığın artışı </span>ve ilerleme de evrimin temel karakteristikleri olarak tanımlanamaz. Kısacası Gould, bu kitapta eleştiri oklarını doğa tarihinin insan merkezci anlayışına yöneltirken, doğal gerçekliğe dair görüşlerimizi kökten bir şekilde yeniden kavramlaştırmamızı da amaçlamıştır. <span style="color:#ff6600;">1 </span>Bunu yaparken de Darwinizm yönetilen eleştirileri elden geldiğince bilimsel temelde cevaplamış ve oldukça açık yüreklilikle teorinin zaaflarını kabul etmiş, eldeki verilere göre yanlış çıkması olası yönlerini ve genel kabul görmüş dogmaları eleştirmiştir.</p>
<p>Bunları yapmanın Darwinizme  evrimi anlamak  adına bir teori olarak katkı sağlayacağını ve onun bir dogma olarak savunulmasından çok daha etkin bir şekilde karşı teorilere bilimsel bir yaklaşımla cevap verme  olanağı sağlayacağını düşünüyorum. Bunları yok saymanın teoriyi giderek bilimsel manada güçsüzleştirdiği ve teorinin bir dogma halini almasına neden olduğunu düşünmekteyim.  Bu şekilde eleştirileri kabul edip , bunlar üzerine düşünerek cevap vermenin herhangi bir teorinin bilime karşı sorumluluğu olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Her felsefi,siyasi ,ilmi görüş ve doğaya ve topluma dair herşey evrimin kaçınılmaz değirmeninde kendini değişen ortama ve artan bilgiye göre adapte etmekle yükümlüdür. Bu şekilde değişime cevap verebilenler   &#8216;<span style="color:#ff6600;">&#8216;ilerleyebilenlerdir</span>.&#8221; Bu ilerleme ister bir neslin devamı ister bir düşüncenin devamı olarak algılansın sonuçta gayesel bir içkin nedene sahiptir.. <span style="color:#ff6600;"><strong>Hayatta kalmak.!</strong></span></p>
<p><span id="more-410"></span><br />
Gould çalışmaları, yazı ve makaleleri üzerinden Darwinizm eleştirisel bakışını yapmaya çalışacağım.Çünkü Gould teleolojik evrimin tam zıttı olan bir görüşün temsilcilerindendi. Teleolojik evrim düşüncesi ile bu düşünceye karşı olduğu şüphe götürmez bir bilim insanının Darwinizmin eleştirisinde bazı ortak noktalarda buluşmuş olmasının anlamlı olduğunu düşünüyorum. Gould sizinde  yakalacağınız gibi iyi samimi bir şekilde teoriyi savunurken ve teorinin temellerini açıklarken bazı ikilemlere düşmektedir. Bundan kurtulmak içinse kelimelere sığınmaktadır.  Bazı yerlerde açıkladığı görüşlerin tersini ima edebilecek önermeleri kullanarak savunma yapmakta yeri geldiğinde ise o açıklamaları yapmamış gibi davranmaktadır. Bunun Gould karakterinin bir sonucu olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. Sadece Gould&#8217;un eldeki verilerle Darwinizm temellerinin önerdiği yaklaşımın olması gerekeni arasındaki uçurumların sonucunda bu şekilde bir söylem içeriğine düşmek zorunda kaldığını düşünüyorum. Hali hazırda Gould en önemli kuramının ve söylemininde aslında Darwinizmin temel argümanlarını rahatsız edici hatta yanlışlayıcı içeriğide bu görüşümü destekler niteliktedir. (Tıklayınız <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Punctuated_equilibrium" target="_blank"><span style="color:#ff6600;">Punctuated equilibrium</span></a>)</p>
<p>Böylece Darwin teorisinin doğru anlaşılması onun bilimsel içeriğe yaptığı muazzam katkının anlamlandırılması ama aynı zamanda bu teorinin her teoride var olan zaaf ve yanılgılarını göstermeye çalışacağım.</p>
<p>Bu gerçeğin anlamlandırılmasında, bize holistik olarak katkı sağlamasının yanında,  holigan düşünce tutsaklıklarımızın gerçeği anlamlandırmamızın önüne geçmesini önlemesi  bakımından da katkı sağlayacaktır. Bu şekilde bir yaklaşımın evrimle ilgilenen herkesin düşünce pratiğine büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum. Bu düşüncelerle, sizleri Gould&#8217;un kitabı Darwinden sonra&#8217;nın önsözünden alıntılarla başbaşa bırakıyorum.</p>
<h2><span style="color:#ff6600;">Darwin neden hep zor anlaşılmıştır?</span></h2>
<p><span style="color:#ff6600;"><strong><img class="alignleft" src="http://images.amazon.com/images/P/0393308189.01.LZZZZZZZ.gif" alt="" width="199" height="300" /> </strong></span></p>
<p style="text-align:left;"><span style="color:#ff6600;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#ff6600;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#ff6600;"><strong>Stephen Jay GOULD</strong></span></p>
<p>Saygın Amerikalı genetikçi H. J. Muller 1959&#8242;da yaptığı bir konuşmada, &#8220;100 yıllık Darwin&#8217;sizlik yeter artık&#8221; diye yakınıyordu. Origin of Species&#8217;m {Türlerin Kökeni&#8221;) yüzüncü yıldönümünün böylesine kötümserlikle karşılanması birçok dinleyiciyi şaşırtmıştı; ancak hiç kimse, ifade edilen hüsranın haklılığını inkâr edemedi.</p>
<p><span style="color:#ff6600;"><em>Evrim kuramımızın merkezinde yer almasına karşın, sıkça yanlış anlaşılmakta, yanlış alıntılanmakta ve yanlış uygulanmaktadır.</em></span></p>
<p>1.	<span style="color:#ff6600;"><em>Organizmalar değişir ve değişiklikler (en azından kısmen) kalıtımla yavrulara aktarılır.</em></span></p>
<p>2.	<span style="color:#ff6600;"><em>Organizmalar hayatta kalabilecek olandan daha fazla yavru yapar.</em></span></p>
<p>3.	<span style="color:#ff6600;"><em>Ortalama olarak, çevre koşullarına en uygun yönde değişiklik gösteren yavrular hayatta kalır ve ürer. Böylece, yararlı değişiklikler doğal seçilim yoluyla topluluklarda birikir.</em></span></p>
<p><span style="color:#ff6600;"> </span></p>
<p>Darwin in kuramının temel iddiası, doğal seçilimin, uygunsuzluğun celladı olmakla kalmayıp aynı zamanda evrimin yaratıcı gücü olduğudur. Doğal seçilim uygunluğu da kurmalıdır; her kuşakta rastlantısal olarak oluşan çeşitlilik tayfının en uygun kısmını koruyarak adım adım uyumu yaratmalıdır. Eğer doğal seçilim yaratıcıysa, ilk önermemize iki ek kısıtlama getirmemiz gerekir.</p>
<p><strong>Birincisi</strong>, <span style="color:#ff6600;"><em>değişiklikler rasgele olmalıya da en azından, tercihlili biçimde uyuma dönük olmalıdır.</em></span></p>
<p><strong>İkinci olarak</strong>,<em> <span style="color:#ff6600;">değişiklikler, yeni türlerin ortaya çıkışındaki evrimsel değişimlere oranla küçük olmalıdır. Çünkü yeni türler birdenbire oıtaya çıkıyor olsaydı, doğal seçilimin yaptığı tek şey kendisinin üretmediği bir gelişimin yolunu açmak için önceki bireyleri ortadan kaldırmak olurdu.  Kısacası, Darwin in basit görünen kuramı bazı inceliklerden ve ek koşullardan yoksun değildir. Yine de, bence kuramın kabul görmesinin önündeki engel bilimsel bir zorlukla değil. Darwin&#8217;in iletisinin felsefi içeriğiyle henüz terk etmeye hazır olmadığımız bir dizi kökleşmiş Batı düşüncesine meydan okumasıyla  ilgilidir.</span></em><span style="color:#ff6600;"> </span></p>
<p>Birincisi. <span style="color:#ff6600;"><em>Darwin evrimin amacı olmadığını ileri sürmüştür. Bireyler genlerinin gelecek kuşaklarda temsil edilmesi için mücadele ederler o kadar. Dünya bir ahenk ve düzen sergiliyorsa, bu yalnızca bireylerin kendi çıkarlarını gözetmelerinin rastlantısal bir sonucudur &#8211; Adam Smith&#8217;in ekonomisinin doğaya uyarlanmış biçimi.</em></span></p>
<p>İkincisi<strong>.</strong> <span style="color:#ff6600;"><em>Darwin evrimin belirli bir yönü olmadığını savunmuştur: evrim mutlaka daha yüce varlıklara doğru ilerlemez.</em></span></p>
<p><strong>Üçüncüsü,</strong> <span style="color:#ff6600;"><em>Darwin doğa açıklamasına tutarlı bir maddecilik felsefesi uygulamıştır. Madde tüm var oluşun zeminidir; akıl, ruh ve hatta Tanrı, sinirsel karmaşıklığın muhteşem sonuçlarına verilen adlardan başka şeyler değildir.</em></span></p>
<p>Evet, Darwin&#8217;den sonra dünya değişti. Ama daha heyecansız, daha sıkıcıya da daha az büyüleyici değil: çünkü doğada amaç bulamıyorsak, <span style="color:#ff6600;">onu <em>bizim tanımlamamız gerekecektir</em></span>. Darwin bir ahlâk düşmanı değildi: yalnızca, karşısında doğa dururken Batı düşüncesinin derin ön yargılarıyla yetinmeye yanaşmadı. Hatta gerçek Darwinci ruhun. Batılı kendini beğenmişliğin gözde bir kanısı olan. <span style="color:#ff6600;"><em>Önceden belirlenmiş bir sürecin en yüce ürünü olarak yeryüzüne ve yaşama hakim olmak için yaratıldığımız kanısını çürüterek, tükenmiş dünyamız için bir kurtuluş umudu olabileceğine</em> <strong>inanıyorum</strong>..</span>.<span style="color:#ff6600;">2</span></p>
<p><span style="color:#ff6600;">Kaynakça___</span></p>
<p><span style="color:#ff6600;">1</span> Vikipedia <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Stephen_Jay_Gould" target="_blank"><span style="color:#ff6600;">Stephen Jay Gould</span> </a>maddesi<br />
<span style="color:#ff6600;">2 </span>Darwin ve Sonrası &#8211; Doğa Tarihi Üzerine Düşünceler (İngilizce: Ever Since Darwin: Reflections in Natural History, 1977) Önsöz …<br />
Türlerin Kökeni. Onur Yayınları. 5. Baskı. 1996</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/akillitasarim.wordpress.com/410/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/akillitasarim.wordpress.com/410/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/akillitasarim.wordpress.com/410/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/akillitasarim.wordpress.com/410/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/akillitasarim.wordpress.com/410/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/akillitasarim.wordpress.com/410/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/akillitasarim.wordpress.com/410/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/akillitasarim.wordpress.com/410/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/akillitasarim.wordpress.com/410/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/akillitasarim.wordpress.com/410/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=akillitasarim.wordpress.com&blog=985899&post=410&subd=akillitasarim&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akillitasarim.wordpress.com/2009/09/04/darwin-neden-hep-zor-anlasilmistir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/de05edbb36f8e32644a4097990f90a23?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">akillitasarim</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://akillitasarim.files.wordpress.com/2009/09/s-jay-gould.jpg?w=233" medium="image">
			<media:title type="html">S.Jay Gould</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://images.amazon.com/images/P/0393308189.01.LZZZZZZZ.gif" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>ÖNDEN YÜKLEMELİ EVRİM NEDİR&#8230;?</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2009/08/13/onden-yuklemeli-evrim-nedir/</link>
		<comments>http://akillitasarim.wordpress.com/2009/08/13/onden-yuklemeli-evrim-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 21:51:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan ABUDAK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıllı Tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Darwinizm]]></category>
		<category><![CDATA[Hipotez]]></category>
		<category><![CDATA[Holistik Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Moleküler Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoks Kalıp]]></category>
		<category><![CDATA[Teleolojik Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Tersine Mühendislik]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[Amaca Sahip Düzenler]]></category>
		<category><![CDATA[Önden Yüklemeli Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Evrimsel Mekanizmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Organize Yapılar]]></category>
		<category><![CDATA[Proteinler]]></category>
		<category><![CDATA[Teleloloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yan İşlev Mekanizmaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/?p=384</guid>
		<description><![CDATA[
Önden yüklemeli evrim, evrimin gayesel bir içerik taşıdığını iddia eden evrimsel yaklaşımdır. Canlı genomlarındaki bilginin kökeninin ancak tasarımla açıklanabileceğini iddia eder.  İlk canlı organizmadaki temel tasarımın, tanık olduğumuz tüm canlılığı ortaya çıkaran kaynak kodu içerdiğine, evriminde bu kaynak kodu kullanarak genomun içersinden çevre koşullarına uymasını sağlayacak  verileri ürettiğini, seçtiğini, derlediğini düşünen yaklaşıma önden yüklemeli evrim [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=akillitasarim.wordpress.com&blog=985899&post=384&subd=akillitasarim&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p style="text-align:left;"><img class="alignnone" src="http://www.holisticeducator.com/Neuron.jpg" alt="" width="430" height="323" /></p>
<p style="text-align:left;">Önden yüklemeli evrim, evrimin gayesel bir içerik taşıdığını iddia eden evrimsel yaklaşımdır. Canlı genomlarındaki bilginin kökeninin ancak tasarımla açıklanabileceğini iddia eder.  İlk canlı organizmadaki temel tasarımın, tanık olduğumuz tüm canlılığı ortaya çıkaran kaynak kodu içerdiğine, evriminde bu kaynak kodu kullanarak genomun içersinden çevre koşullarına uymasını sağlayacak  verileri ürettiğini, seçtiğini, derlediğini düşünen yaklaşıma önden yüklemeli evrim adı verilmektedir. Doğal seçilim, mutasyon ve diğer evrimsel mekanizmaların kendilerininde aslında temel tasarımın parçaları olduğunu savunur.</p>
<p style="text-align:left;">Önden Yüklemeli Evrim teorisini neden savunuyoruz sorusunun cevabını, bu teorinin dünyadaki en yetkin savunucarından olan <a href="http://designmatrix.wordpress.com/" target="_blank"><strong><span style="color:#ff6600;">Mike Gene</span></strong></a>&#8216;den çevirdiğim makalelerden derlediğim bir üst çatı makale ile  ortaya koymanın yakında yayınlanacak olan diğer makalelerin anlaşılması ve anlamlandırılması için bir mihenk noktası oluşturacağını düşünüyorum. Bu sebeple &#8221;  önden yüklemeli evrim nedir ve ne değildir ? &#8221;  sorularına en detaylı yanıtın bu şekilde verilebileceğini düşünüyorum. Bu çabanın bir diğer önemli amacıda akıllı tasarım ve önden yüklemeli evrim algısı hakkında internette yayın yapan ve medyada atıp tutan <strong><span style="color:#ff6600;">misyon sahibi</span></strong> şahısların  görevleri gereği yerine getirdikleri  dezenfermasyonun ve çarpık algıların önüne bir nebzede olsa  geçebilmektir.</p>
<p style="text-align:left;">Neden bu fikrin bizlere göre  evrimimin geneli için olası en iyi bilimsel algıyı temsil ettiğini açıklamaya başlayalım&#8230;</p>
<p style="text-align:left;"><span id="more-384"></span></p>
<p style="text-align:left;"><strong><span style="color:#ff6600;">Üç adımda kısaca açıklarsak;</span></strong></p>
<p>1. Evrim büyük bir benzeşim (<span style="color:#ff6600;">homoloji</span>) sergileyecekti. Bunun nedeni homoloji bizlere tasarımı geçmişten bugüne bağlamaya izin verir. Bu eski tasarımlar oldukça uzun zamandır vardılar ve evrim bunların çevresinde şekillendi.</p>
<p>2. Evrim <strong><span style="color:#ff6600;">PREPA</span></strong> (the present explains the past) yani bugünün geçmişi açıklamasını ortaya koyacaktı. PREPA eski atalarımızın alışılmadık ya da tuhaf özelliklerinin bugünün içeriğinden bakıldığında daha anlamlı hale gelmesini sağlayan öngörü ipuçlarıdır. PREPA’yı potansiyel olarak somutlaştıran ve sonuç veren genel kavram. <strong><span style="color:#ff6600;">Gereksiz Karmaşıklıktır.</span></strong></p>
<p><span id="more-286"> </span></p>
<p>3. Evrim belirgin bir şekilde gerçek biyotik özelliklerce yürütülecekti. Mademki tasarımın kendisi biyotik olacaktı, öyleyse evrimde biyolojik bir sürece benzeyecekti, böylece tasarım bu tip bir evrimle daha çok ilişkilendirilebilecekti. Bir başka deyişle, eğer evrim tamamen çevredeki yıkıcı süreçlerin zeminine karşı daha büyük uyum sağlıyor diye oluşmakta olan rastlantısal olayların bir işlevi olsaydı, geleceği bugünden tasarlama kabiliyetini evrimsel kirlilik tarafından süratle önlenecekti. Fakat evrim için güçlü ve temel bir birleşen varsa, tasarımlar bu evrimsel kirliliğe (noise) karşı korunur.</p>
<h4><span style="color:#ff6600;">Darwin mekanzimalarına bakış acımız nedir?</span></h4>
<p>Kopyalama bir tasarımı geleceğe taşıyan yoldur. Nitekim mutasyonun kaçınılmaz doğası ve etkileri sayesinde büyük zaman dilimleri içersinde kopyalama, evrimle sonuçlanacaktır. Böylece iyi bir tasarımcı bu ” problemi”  ele alacak ve bunu kullanılabilir ya da faydalanabilinir bir şeye dönüştürecekti. Bu akıllı tasarım ve evrimin birbirleriyle ters düşmek bir yana birbirlerini tamamlayabileceğini gösteren  bir örnektir. Hayat tasarlanmış olabilir ve evrimde ”<strong><span style="color:#ff6600;">doğal seçilim yoluyla</span></strong>” bunu takip etmiş olabilir. Daha da fazlası, hayat öylesini bir şekilde tasarlanmış olabilir ki, Darwin evrimi farklı tasarım görevlerini yerine getirir, bunun anlamı evrim tasarım tarafından donatılmış bir içeriğe sahiptir. (Yan-işlev mekanizmaları gibi ) <strong><span style="color:#ff6600;">Ya da bizzat evrim mekanizmalarının kendileri tasarlanmış olabilir</span></strong>. Peki, bu çekici olasılıkları nasıl değerlendirmeyi ummalıyız?</p>
<h4><span style="color:#ff6600;"> Evrim’deki başat rolün kahramanları olarak neden proteinler ?<br />
</span></h4>
<p>1. Tüm hayat ağacı protein odaklı bir çıktıdır. Evrimsel süreçler için kanıt aynı zamanda proteine muhtaç bir görüngü içinde kanıt sunmaktadır. Buda herhangi bir daha az proteine bağlı evrimi nihai sonuca ulaştırmak için gerçekleştirilen herhangi bir girişimi, bu kanıt sunan proteine bağlı evrime göre sorgulamaya yöneltir.</p>
<p>2. Proteinler inanılmayacak kadar çeşitli ve muazzam işlevleri gerçekleştirme kapasitesine sahip, inşa materyalleridir. Proteinler kadar çok yönlü başka bir inşa maddesi bilmiyoruz.</p>
<p>3. Bu denli muazzam çok yönlülük sergileyen proteinler ‘’<strong><span style="color:#ff6600;">tercüme</span></strong>” adıyla bilinen tek bir üretim süreci sonucu oluşturulurlar. Bu söylenileni<span style="color:#ff6600;"><strong> </strong>2 </span>numaralı madde ile birleştirirseniz, proteinlerin şaşırtıcı bir zarafet gösterdiğine tanık olursunuz.</p>
<p>4. Proteine daha az bağlı bir evrim kavramı, proteine bağlı bir evrim kadar başarılı olduğu yönünde kendisini destekleyen nerdeyse yok denecek kadar az kanıt sunmaktadır.</p>
<p>5. Tasarımcılar tasarım maddeleri tarafından kısıtlandıklarından ötürü, evrimde ( tasarım taklitçisi olarak) buna benzer olarak kendi tasarım maddelerince kısıtlanır. Bu düşüncede, evrimin protein faaliyetlerine olan bağımlılığı üzerine daha yakından bir incelemenin önemini güçlendirmektedir.</p>
<h4><span style="color:#ff6600;">Evrim niçin bu kadar ”akıllı” ve tasarıma dönük  çıktılar vermekte ?</span></h4>
<p>Eğer bizler organizmaları tasarlamak ve uzak zamanda tasarım amaçlarını gerçekleştirmelerini sağlamak istiyorsak, hayatın kendisini içerisinde bulduğu çevrenin sürekli bir değişim ve düzensizlikler yaşadığını hatırlamak zorundayız.  Gerçekten de eğer uzak zamanı hesaba katarsak, olası asteroit çarpışmaları gibi potansiyel yıkıcı değişiklikleri de hesaba katmalıyız.  Bunun anlamı, gerçekleştireceğimiz tasarımlarımızın, geniş bir yelpazede var olan yaşamsal meydan okumalara karşı yeterince değişken ve uyumlu olarak yaşam formunun içeriğine yerleştirilmelidir. Ve böylesine bir uyumu sağlayan evrimsel mekanizmaların rastlantısal doğasının gereği, evrim önden yüklemeli durum tarafından yapılandırılan bu tip rastlantısal süreçlerce açıklanan bir süreç olacaktır. Gerçekten de daha önceden de önerdiğim gibi <strong><span style="color:#ff6600;">evrim bir öğrenme süreci</span></strong> olarak görülebilir.</p>
<p>Eğer bu evrimsel değişen mekanizmaları rastlantısal değil de bunun yerine <strong><span style="color:#ff6600;"><em>yönlendirilmişse</em></span></strong>, demek ki oluşabilecek tüm potansiyel çözümler ve meydan okumalar, esas hücrenin içerisine kodlanarak daha sonra nihai bir kararlılıkla milyonlarca yıl kendisine ihtiyaç duyuluncaya kadar üretilmiştir. Tasarım Matrisi’nde açıkladığım gibi:</p>
<p><span id="more-68"> </span></p>
<blockquote><p><span style="color:#ffff00;">Belki de bir tasarımcı daha iyi bir çözüm geliştirdi. Popülasyon hücrelerini bilgisayar olarak ele alalım. Bu popülasyon en azından <span style="color:#ff6600;">“<strong>hayatta kal</strong>” </span>adlı genetik bir program tarafından birbirine bağlanan bir sinirsel ağ yapısı olarak düşünülebilir. Artık her bir hücreye çevreyi denetleyen ve çevresel meydan okumalara karşı genomda özel değişiklikleri planlayan bir bilgisayar kurmaya gerek yoktur. Bu asli görev rastlantısal şekilde oluşan mutagenetik süreç yoluyla çevresel meydan okumalara karşı çözümleri masaya koyarak, bunlardan işe yarayanların popülasyonu değiştiren ve de popülasyon tarafından değiştirilmesiyle sonuçlanan bir süreçle gerçekleştirilir. Popülasyon içerisindeki değişimleri takip eden doğal seçilim tasarımcının olasılıklar denizindeki yıkımlara karşı uyum sağlama, öğrenme yetenekleri ile donanmış hücreleri çalıştırarak gerçekleştirmiş olabileceği bir strateji türüdür.</span></p></blockquote>
<p>Buna ek olarak, yanal gen transferi ve gen duplikasyonu mekanizmalarını ele alın. Bunlar evrim ve uyum sağlamanın varlığından emin olunması adına oldukça akılcı yollardır. Her iki mekanizmada önden yüklemeli bir evrimi yankılamaktadırlar.</p>
<p><a href="http://www.amazon.com/Design-Matrix-Consilience-Clues/dp/0978631404/ref=sr_1_1?ie=UTF8&amp;s=books&amp;qid=1250200991&amp;sr=8-1" target="_blank"><strong><span style="color:#ff6600;">Tasarım Matrisi </span></strong></a>adlı kitapta yine yazdıldığı üzere ;</p>
<blockquote><p><span style="color:#ffff00;">Gen duplikasyonu yukarıda bahsedilen tasarım sorunlarını basit bir yolla çözer. Çünkü hücreler kendini çoğaltırken aynı zamanda mutasyona uğratıp yeni çözümler ararken, temel tasarlanmış yapıyı koruyabilir. Temel yapıda korunduğu müddetçe, yeni işlev için oluşan yol da korunup çoğaltılabilir. Bu önden yüklemeli tasarımcı için harikulade bir çözümdür. Tek bir süreçle bizler hem orijinal tasarımı üretip çoğaltabilir ve ilk tasarımı silmeden, ikincil tasarımlar için var olan şemayı düzenleyip yeni açılımlar ortaya koyabiliriz. <strong>İstikrar (stability)  ve değişim</strong>. Hepsi tek bir paketin içerisinde mevcuttur.</span></p></blockquote>
<p>Şunu da eklemeyelim ki <strong><span style="color:#ff6600;">gen deplikasyonu </span></strong>ve <strong><span style="color:#ff6600;">yan transferin</span></strong> her ikisi de moleküler makinelere bağımlıdır. Bunun anlamı evrimim nano-teknolojik cihazlar tarafından gerçekleştirilen bir şey olarak görebiliriz demektir. Ya bu makinelerin yardımında kullanılan maddeler? Bir kez daha , <strong><span style="color:#ff6600;">harika proteinlere</span></strong> dönelim.</p>
<p>Akıllı bir öğrenme süreci olarak evrim, sağlam bir bakış açısını bu makinelerden yapılan usta işi <strong><span style="color:#ff6600;">tasarım</span></strong> sayesinde oluşturmaktadır. Buradan itibaren, bizlerin<em> </em><strong><span style="color:#ff6600;">asıl amacı</span></strong><em> </em>tarif etmeye ihtiyacımız vardır.</p>
<h4><span style="color:#ff6600;">Proteinler kör saatçinin tasarımcısız tasarımına karşı…</span></h4>
<p>Tüm canlılar proteinlere bağlıdırlar. Bu sebeple, bazen kaç insanın, proteinlerin ne kadar olağanüstü yapılar olduklarını durup düşündüklerini merak ederim. Kendi vücudunuz ele alalım. Eğer yeterince derine inebilirseniz, temel bir organ sisteminin, bir proteinin ya da bir dizi protein çevresinde yer alarak meydana geldiğini görebilirsiniz.</p>
<p>Ya kaslarınız ? Actin ve myosin adlı gerilip-açılan proteinleri bir düşünün! Beyniniz ya da sinirleriniz? Elektrik sinyallerini üreten ve taşınmasını sağlayan zar reseptörlerini ve kanalları düşünün! Ya kanınız? Kanınıza oksijeni taşıyan hemoglobini düşünün! Peki ya sindirim sisteminiz? Aldığınız tüm besin molekülerini (tabi ki içerlerindeki proteinleri) parçalayan enzimleri düşünün! Ya kemikleriniz ve eklemleriniz? Yapıları birbirine bağlayan collageni düşünün! Saçlarınız ve deriniz? Dayanıklı ve güçlü keratin adında bir proteini düşünün! Salgı bezlerini ? Onları ortaya çıkaran hormonları ve reseptörleri düşünün! Ya bağışıklık sisteminiz? Vücudunuzun koruyucuları antibodileri düşünün…!</p>
<p style="text-align:left;">Proteinleri tasarım maddesi olarak görürken aslında birden onların olağanüstü çok yönlü, tüm amaçlar için işlev oluşturma özelliğini sergileyen bir özdek olarak karşınıza çıkması karşısında dumura uğrarsınız.</p>
<p>Proteinler ışık üretebilir, ışığı ortaya çıkarabilir, ya da ışığı iyon ve kimyasal enerji üretmek için kullanabilir. Proteinler bir sinyal gibi davranabilir ya da sinyalleri yakalayabilir. Proteinler hareketi meydana getirir ve motorlar gibi işlev sergilerler. Onları bir şeyleri birbirine bağlamak ya da birbirinden ayırmak için kullanabilirsiniz. Proteinler binlerce kimyasal reaksiyonda katalizör görevini üstlenirler, minicik ve iri moleküllerin taşınmasını üstlenirler, büyük mesafelerde sinyalleri taşırlar ve oluşan hataları düzeltirler. Proteinler basit fiber yapılardan son derece karmaşık ve gelişmiş moleküler makinelere değin oldukça farklı şeklinde var olabilirler. Tek başlarına bir görevi yerine getirebilir ya da bir işlev bütünün parçası olabilirler. Proteinleri lipitlerle birleştirin; elinizde canlı yapıları bölümlere ayırmak için kontrol edilebilir mükemmel bariyerleriniz olsun. DNA ile birleştirin ve elinizde düzenlenebilir ve paketlenebilir bir kromozon olsun. RNA ile birleştirin bu sefer elinizde proteinleri üreten ve genleri mükemmel olarak bölen makineleriniz olsun. Proteinleri bir şeylerin evriminde de kullanabilirsiniz; evrimde oldukça etkili süreçler olan gen duplikasyonu, tekrar birleştirme ve yatay gen transferi gibi işlemler tahmin edebileceğiniz gibi proteinlere bağlıdırlar. Hatta proteinleri sert bir kaplumbağa kabuğu yapmak, yumuşak bir tavşan kürkü elde etmek ve ördeğin uçuş tüylerini oluşturmak için bile kullanabilirsiniz.</p>
<p><span id="more-67"> </span></p>
<p>Birileri, tüm evrende proteinlerden daha çok yönlü bir tasarım maddesi bulunup bulunmadığını merak edebilir. Fakat dahası da var. Hayata milyarlarca yıldır bu tip bir akıl almaz çok yönlülük ve işlevsellikle hizmet eden proteinlerin merkezinde <span style="color:#ff6600;"><strong>oldukça benzer bir </strong><strong>yapım</strong></span> süreci vardır. Şimdi bu bir tasarım maddesidir: Bir yapım süreci binlerce kez birleşerek yine binlerce işlev ortaya çıkarmaktadır.</p>
<p>Tüm bunlar oldukça ilginç sorulara neden olmaktadır. Örneğin, proteinler ve yapım süreçleri olmadan kör saatçi ne ifade edebilir? Proteinler ve içlerindeki potansiyel gizli işlevleri olmadan, kör saatçi yetersiz ve sakat bir varoluşla kimsenin varlığını fark edemeyeceği bir şey oluyor olmaz mı? Öyleyse kör saatçi ne derece bir saygınlığı hak ediyor?</p>
<p>Elbette, eğer proteinlere dair her şey, onların (Dawkins, Dennett,) söylediği gibi, bazı amino asitlerin <em>birden</em> katalizör grup şeklinde hareket edip, ya da <strong><span style="color:#ff6600;"><em>şans eseri olarak</em></span></strong> küçük peptitlerin üzerine kilitlenerek çapraz bağlayıcı işlevi yerine getirip işe koyulmasıyla oluşuyordur. Hatta belki de bu <strong><span style="color:#ff6600;">EVRENDE ŞANSA DAİR EN BÜYÜK</span> <span style="color:#ff6600;">OLAY</span></strong>, son derece sıradan bir maddenin içersindeki <strong><span style="color:#ff6600;"><em>gizil güçle</em></span></strong>,  kör saatçiyi oldukça etkileyici bir tasarım taklitçisine dönüştürüyordur…</p>
<h4 style="text-align:left;"><span style="color:#ff6600;">Sonuç</span></h4>
<p style="text-align:left;">Birçok kişi evrim ve akıllı tasarımın birbirine tamamen zıt açıklamalar olduğu izlenimine sahip.  Sonuç olarak, bu oldukça sık olarak karşılaşılan şey, insanların evrimi dışlayarak akıllı tasarım olgusunu göstermeye çalışmalarıdır. Bu fikre cevabende, bilim insanları için evrimsel açıklamalar yoluyla akıllı tasarımı reddetmek üzere bir sahne kuruluyor. Buna rağmen konunun doğrusu, evrim ve akıllı tasarımın birlikte var olabileceğidir. Bunlar birbirini karşılıklı olarak tamamen dışlayan fikirler değildirler. Nihayetinde evrimle ya da evrim yoluyla tasarım gerçekleştirebilirsiniz. Bilimsel çalışmlar ışığında giderek artan veriler önden yüklemeleri evrim fikrini günden güne güçlendirmektedir. Eğer belirli bir felsefi tutum ve posizyon alışınız, bilimsel algınızı kilitlmemişse aşağıdaki siteden en güncel bulguların önden yüklemeli evrim ve tasarım fikrini nasıl delillendirdiğini ve kuvvetlendirdiğini takip edebilirsiniz diye düşünmekteyiz. Tüm ziyaretçi ve ilgili bilim severlere iyi çalışmalar dileklerimizle…</p>
<p><strong><span style="color:#ff6600;">http://designmatrix.wordpress.com/</span></strong></p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/akillitasarim.wordpress.com/384/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/akillitasarim.wordpress.com/384/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/akillitasarim.wordpress.com/384/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/akillitasarim.wordpress.com/384/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/akillitasarim.wordpress.com/384/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/akillitasarim.wordpress.com/384/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/akillitasarim.wordpress.com/384/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/akillitasarim.wordpress.com/384/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/akillitasarim.wordpress.com/384/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/akillitasarim.wordpress.com/384/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=akillitasarim.wordpress.com&blog=985899&post=384&subd=akillitasarim&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akillitasarim.wordpress.com/2009/08/13/onden-yuklemeli-evrim-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/de05edbb36f8e32644a4097990f90a23?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">akillitasarim</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.holisticeducator.com/Neuron.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>DARWIN DOĞMASAYDI&#8230;.?</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2009/05/19/darwin-dogmasaydi/</link>
		<comments>http://akillitasarim.wordpress.com/2009/05/19/darwin-dogmasaydi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 May 2009 11:21:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan ABUDAK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Darwin]]></category>
		<category><![CDATA[Darwinizm]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Paradigma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/?p=303</guid>
		<description><![CDATA[
Mustafa Ajlan ABUDAK
 
Evrim teorisinin bugün meydana getirdiği tartışmalar bizi bilim felsefesinden alıp tersine mühendislik uygulamalarına kadar uzanan bir entelektüel maceraya sürüklüyorsa, şüphesiz bunda en büyük pay  Charles Darwin ve Alfred Russel Wallace’sındır.
Ortaya koydukları mekanizma, doğayı insan aklının anlayabileceği bir kategorik düzleme indirgeyerek bugünkü bilim dünyasının temel yapı taşlarından birini meydana getirmiştir. Fakat maalesef [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=akillitasarim.wordpress.com&blog=985899&post=303&subd=akillitasarim&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img class="alignright" src="http://4.bp.blogspot.com/_niPwTW3rBbU/SFkYSpc2iNI/AAAAAAAABC0/H1A-82Uvdk8/s400/darwin2.jpg" alt="" width="240" height="266" /></p>
<p><span style="color:#ff6600;"><strong>Mustafa Ajlan ABUDAK</strong></span></p>
<p><span style="color:#ff6600;"><strong> </strong></span></p>
<p>Evrim teorisinin bugün meydana getirdiği tartışmalar bizi bilim felsefesinden alıp tersine mühendislik uygulamalarına kadar uzanan bir entelektüel maceraya sürüklüyorsa, şüphesiz bunda en büyük pay <span style="color:#ff6600;"> <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Darwin" target="_blank"><span style="color:#ff6600;">Charles Darwin</span></a> </span>ve <span style="color:#ff6600;"><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Alfred_Russel_Wallace" target="_blank"><span style="color:#ff6600;">Alfred Russel Wallace</span></a></span>’sındır.</p>
<p>Ortaya koydukları mekanizma, doğayı insan aklının anlayabileceği bir kategorik düzleme indirgeyerek bugünkü bilim dünyasının temel yapı taşlarından birini meydana getirmiştir. Fakat maalesef aynı zamanda Charles Darwin, isminin sonuna<span style="color:#ff6600;"><strong> ‘’izm’’</strong></span> eklenerek &#8221;tarihe geçen ve etkileyen&#8221; tek bilim adamıdır. (Lamarkism az bir süre bu tekilliği bozmuş olsada.Bugün geniş kabul görmediği için hipotezden ideoloji macerası yaşayamamıştır.) Bu evrimle adı nerdeyse aynı anlama gelen bir bilim adamının söyleminin ya da söyleminden yola çıkarılarak oluşturulan modern sentez türevlerinin artık bir ideoloji olduğu anlamına da gelmektedir.</p>
<p>Elbette bunun olmasını garipsiyor değilim. Stephen Jay Gould dediği gibi;</p>
<p><em><span style="color:#ff6600;">Bilim, nesnel bilgilerin mekanik biçimde toplanması ve mantık yasalarıyla kaçınılmaz yorumlara ulaşılması değildir; gerçek bir insan etkinliği örneğidir</span></em>. 1</p>
<p>Bu sebeple Darwin ve Wallace’nın söyleminin bilim dünyasında bir ortaçağ hesaplaşmasına dönüşmesi çokta yadırganmayabilir. Fakat tüm uçlar birbirinin varlığından varlık bulur. Siyah ve beyaz gibi birinin kavramsal yokluğu diğerinin varlığını kutsar ama diğerinin yokluğu ötekinin varlığının bir zorunluluğudur. Darwin yazdığı baş yapıtla, antik Yunandan ve Hint’den beri yapıla gelen canlılığın kökenine dair tartışmalara Aristo ile birlikte en büyük katkılardan birini yapmıştır. Darwin’in kitabı gerçektende bir milattır.</p>
<p><span id="more-303"></span></p>
<p>Darwin’in bir insan olarak kendi içsel yolculuğundaki samimiyeti bugün bile onun yılmaz takipçisi olduğunu iddia edenlerin kavrayamadığı bir durumdur. Darwin’in doğal seçilim ya da ayıklanma adını verdiği mekanizmayla başlattığı doğanın özünün insan aklı için anlaşılabilir olması süreci bugün hala devam etmektedir. Bilim kendi doğası gereği ilerler (İlerleme kesinlikle evrim anlamında kullanılmamıştır) ve yeni bulgularla kendini geliştirir ve yeni bakış acılarıyla gerçeğin özüne giderek daha da yaklaşmayı amaçlar. İşte belkide Darwin, bu gerçeğin kuramsallaşması adına insanlığın bilinen yazılı tarihindeki en büyük girişimlerden birini gerçekleştirmiştir. Darwinin eseri bizlere koşulsuz kabullün ve aklın süzgecinden geçmeyen açıklamaların ve inanışların esaretinden kurtarma adına gerçekleştirilmiş önemli bir dönemeç noktasıdır. Maalesef bugün onun açtığı bu yolu, onun adını şiar edinerek kullanan Darwinizm yanlıları, tıpkı ortaçağ kilise babaları gibi bir skolâstik yapıya büründürmüşlerdir. Darwin, kendinden önceki 2000 yıllık doğal teolojiyi sorgularken karşılaştığı sıkıntıların en büyüğü, var olan &#8221;<span style="color:#ff6600;">paradigmanın sorgulanılmasına</span>&#8221; duyulan bağnaz nefretti. İşte bu bugün onun kendi teorisini sorgulayanlarında başına gelenleri görseydi en çok üzülenlerden biri olacağına eminim. Belki de bugün yaşasaydı kraldan çok kralcı olanların hegemonyası altında bir bilim dünyasında ‘’<span style="color:#ff6600;">sorgulanamayan yegane teorinin</span> ‘’ sahibi olarak kendini epey rahatsız hissedecekti. Çünkü sorgulanamayan şeyler ancak ve ancak dogmalardır. Buda bir bilim adamının kendi bilim anlayışı için kabul edebileceği bir şey değildir.</p>
<p>Bugün Türkiye’deki popüler medyada varolan Darwinizm bizlere yukarıdaki durumu anımsatmaktadır. Bir ideoloji olarak Darwinizm, Türkiye&#8217;de siyasal içerikli bir araç olarak pozitivizm ve natüralizmin hizmetindedir. Bir sağlama ya da doğrulama aracı olarak, bu çevreler için yokluğun ispatının delilidir. Daha doğru bir ifadeyle ateizmin alet çantasının olmazsa olmazıdır. Bu insanlar için Darwinizm yada onun evrim teorisi  gerçekten bir bilimsel teori olsaydı, teorinin tartışılması, sorgulanması ve var olan teori üzerinden yola çıkılarak daha kapsayıcı (tümden gelim ve tüme varımı kullanabilen)  teorilere ve sonuçlara ulaşılmasını destekleler ve eleştirisel düşüncenin özünün ilk olarak kendi düşünce eksenini eleştirebilmek olduğunu içselleştirebilirlerdi.</p>
<p><strong><span style="color:#ff6600;">Darwin doğmasaydı</span></strong> &#8230;.bugün belki de ne bilimin birçok alanında yapılan çalışmalar var olurdu, ne de biz bu tartışmaları yapabilecek bir bilgi seviyesine varabilirdik. Her ne düşüncede olursak olalım Darwin bizleri kendisiyle uzlaşma sağlamamız için zorlamaktadır. Çünkü oluşturduğu teori gerçeğin büyük resminin anlaşılması için insanlığın attığı en büyük adımlardan biridir…</p>
<p><span style="color:#ff6600;"><strong>…İYİKİ DOĞDUN DARWİN….</strong></span></p>
<p><span style="color:#ff6600;"><strong>DARWİN’İN DOĞUMUN 200.YILI</strong> </span>ile ilgili en önemli etkinlikleri aşağıdaki net adresinden öğrenebilirsiniz;</p>
<p><span style="color:#ff6600;"><strong>http://www.darwin200.org/</strong></span></p>
<p>‘’Bundan sonraki yazılarımızda Darwinizmi, bir hayat ideolojisi ve siyasi bir araç olarak içselleştirmiş insanların (yazar, medya ve akademisyenlerin) aslında Darwin’in söyleminin tam olarak neyi içerdiğini bile bilmediklerini gösteren yazıları ekleyeceğiz. Ayrıca akıllı tasarım düşüncesini destekleyen yönlendirilmiş evrimle ilgili teknik makaleler ve Darwinizm bir ideoloji olarak bilim felsefesi içersindeki tutarsızlıklarını da konu edinenen yazılarımız olacak.’’</p>
<p>Kaynakça;<br />
1.	Stephen Jay Gould &#8211; Darwin ve Sonrası ‘’Doğa Tarihi üzerine Düşünceler’’ s.169 Tübitak Yayınları</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/akillitasarim.wordpress.com/303/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/akillitasarim.wordpress.com/303/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/akillitasarim.wordpress.com/303/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/akillitasarim.wordpress.com/303/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/akillitasarim.wordpress.com/303/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/akillitasarim.wordpress.com/303/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/akillitasarim.wordpress.com/303/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/akillitasarim.wordpress.com/303/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/akillitasarim.wordpress.com/303/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/akillitasarim.wordpress.com/303/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=akillitasarim.wordpress.com&blog=985899&post=303&subd=akillitasarim&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akillitasarim.wordpress.com/2009/05/19/darwin-dogmasaydi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/de05edbb36f8e32644a4097990f90a23?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">akillitasarim</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://4.bp.blogspot.com/_niPwTW3rBbU/SFkYSpc2iNI/AAAAAAAABC0/H1A-82Uvdk8/s400/darwin2.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>ÖNDEN YÜKLEMELİ EVRİM BEKLENTİLERİ</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2008/12/03/onden-yuklemeli-evrim-beklentileri/</link>
		<comments>http://akillitasarim.wordpress.com/2008/12/03/onden-yuklemeli-evrim-beklentileri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2008 15:18:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan ABUDAK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıllı Tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Moleküler Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Teleolojik Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Tersine Mühendislik]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[Önden Yüklemeli Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Bulgu]]></category>
		<category><![CDATA[Biyotik Özellik]]></category>
		<category><![CDATA[Gereksiz Karmaşıklık]]></category>
		<category><![CDATA[Hipıtez]]></category>
		<category><![CDATA[Homoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Kalıtım]]></category>
		<category><![CDATA[Proteinler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/?p=286</guid>
		<description><![CDATA[Mike GENE
Önden yüklemeli evrim hipotezi, evrimin zihinde önceden tasarlandığını ima eder. Örneğin, tasarım hedefleri sadece evrimi hesaba katmakla kalmaz, bu tasarım hedeflerini gerçekleştirmek için evrimi tasarım amacını gerçekleştirmeye yönelik bir ortak olarak işletir ve kullanır. Bu geleceği bugün yoluyla tasarlama girişimi, evrimden en azından üç şey beklememizi gerektirir;
1. Evrim büyük bir benzeşim (homoloji) sergileyecekti. Bunun [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=akillitasarim.wordpress.com&blog=985899&post=286&subd=akillitasarim&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong><span style="color:#ff6600;">Mike GENE</span></strong><br />
<img class="alignright" src="http://www.evolutionnews.org/EE_Cover(sm).jpg" alt="" width="208" height="259" />Önden yüklemeli evrim hipotezi, evrimin zihinde önceden tasarlandığını ima eder. Örneğin, tasarım hedefleri sadece evrimi hesaba katmakla kalmaz, bu tasarım hedeflerini gerçekleştirmek için evrimi tasarım amacını gerçekleştirmeye yönelik bir ortak olarak işletir ve kullanır. Bu geleceği bugün yoluyla tasarlama girişimi, evrimden en azından üç şey beklememizi gerektirir;<br />
<strong><span style="color:#ff6600;">1.</span></strong> Evrim büyük bir benzeşim (homoloji) sergileyecekti. Bunun nedeni homoloji bizlere tasarımı geçmişten bugüne bağlamaya izin verir. Bu eski tasarımlar oldukça uzun zamandır vardılar ve evrim bunların çevresinde şekillendi.</p>
<p><strong><span style="color:#ff6600;">2.</span></strong> Evrim <strong><span style="color:#ff6600;">PREPA</span></strong> (the present explains the past) yani bugünün geçmişi açıklamasını ortaya koyacaktı. PREPA eski atalarımızın alışılmadık ya da tuhaf özelliklerinin bugünün içeriğinden bakıldığında daha anlamlı hale gelmesini sağlayan öngörü ipuçlarıdır. PREPA’yı potansiyel olarak somutlaştıran ve sonuç veren genel kavram.  <a href="http://www.thedesignmatrix.com/content/needless-complexity/" target="_blank"><span style="color:#ff6600;">Gereksiz Karmaşıklıktır</span>.</a></p>
<p><span id="more-286"></span></p>
<p><span style="color:#ff6600;"><strong>3.</strong></span> Evrim belirgin bir şekilde gerçek biyotik özelliklerce yürütülecekti. Mademki tasarımın kendisi biyotik olacaktı, öyleyse evrimde biyolojik bir sürece benzeyecekti, böylece tasarım bu tip bir evrimle daha çok ilişkilendirilebilecekti. Bir başka deyişle, eğer evrim tamamen çevredeki yıkıcı süreçlerin zeminine karşı daha büyük uyum sağlıyor diye oluşmakta olan rastlantısal olayların bir işlevi olsaydı, geleceği bugünden tasarlama kabiliyetini evrimsel kirlilik tarafından süratle önlenecekti. Fakat evrim için güçlü ve temel bir birleşen varsa, tasarımlar bu evrimsel kirliliğe (noise) karşı korunur.</p>
<p>Beni en çok cesaretlendirmeye devam eden şey, bilimin son bulgularının bu beklentileri ortaya çıkarmaya başlamasıdır. Bunu derin homolojide ( <a href="http://www.thedesignmatrix.com/content/front-loading-prediction/" target="_blank"><span style="color:#ff6600;">burada</span></a> ve <a href="http://www.thedesignmatrix.com/content/old-vs-new-ways-of-viewing-evolution/" target="_blank"><span style="color:#ff6600;">burada</span></a> ),  PREPA ( <a href="http://www.idthink.net/biot/neuron/index.html" target="_blank"><span style="color:#ff6600;">burada</span></a> , <a href="http://www.idthink.net/biot/adherens/index.html" target="_blank"><span style="color:#ff6600;">burada</span></a> ve <a href="http://www.thedesignmatrix.com/content/front-loading-the-endocrine-system/" target="_blank"><span style="color:#ff6600;">burada</span> </a>), ve şimdi evrime temel bir boyut ( <a href="http://www.idthink.net/biot/lexA/index.html" target="_blank"><span style="color:#ff6600;">burada</span></a> ve <a href="http://www.thedesignmatrix.com/content/homeostatic-evolution/" target="_blank"><span style="color:#ff6600;">burada</span></a> ) görürüz.</p>
<p>Bu patikaları evrimin sergilemesine gerek yoktu. Fakat bunlar varlar ve önden yüklemeli evrimin inandırıcılığını oldukça kuvvetlendirmektedirler. Tüm bunlardan sonra, önden yüklemeli evrim çok zayıf bir hipotez olacaktı.<br />
Aynı zamanda dördüncü bir beklenti önden yüklemeden gelmektedir. (daha sonra ) Bunu da kısaca açıklayalım.</p>
<p><a href="http://www.thedesignmatrix.com/content/front-loading-expectations/" target="_blank"><span style="color:#ff6600;">Orjinal Makale </span></a></p>
<p>Bilgilendirme Notu;</p>
<p><strong><span style="color:#ff6600;">Mike Gene</span></strong>&#8216;nin ana sitesinin tahmin edebileceğiniz gruplar tarafından ele geçirilmesi ve tüm arşivi yok edilmesi sebebiyle link verilen yazılara ulaşamayacaksınız. Mike Gene yeni wordpress bloğu <span style="color:#ff6600;">bağlantılar</span> kısmında bulunmaktadır.</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/akillitasarim.wordpress.com/286/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/akillitasarim.wordpress.com/286/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/akillitasarim.wordpress.com/286/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/akillitasarim.wordpress.com/286/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/akillitasarim.wordpress.com/286/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/akillitasarim.wordpress.com/286/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/akillitasarim.wordpress.com/286/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/akillitasarim.wordpress.com/286/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/akillitasarim.wordpress.com/286/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/akillitasarim.wordpress.com/286/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=akillitasarim.wordpress.com&blog=985899&post=286&subd=akillitasarim&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akillitasarim.wordpress.com/2008/12/03/onden-yuklemeli-evrim-beklentileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/de05edbb36f8e32644a4097990f90a23?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">akillitasarim</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.evolutionnews.org/EE_Cover(sm).jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>BİR ORGANİZMA OLARAK KÜRESEL EKONOMİNİN EVRİMİ</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2008/11/29/bir-organizma-olarak-kuresel-ekonomin-evrimi/</link>
		<comments>http://akillitasarim.wordpress.com/2008/11/29/bir-organizma-olarak-kuresel-ekonomin-evrimi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Nov 2008 12:37:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan ABUDAK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıllı Tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[Blogroll]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Holistik Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Teleolojik Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Ağ yapısı]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi İşlem]]></category>
		<category><![CDATA[Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Holistik Çıkarım]]></category>
		<category><![CDATA[Kaos]]></category>
		<category><![CDATA[Organize Yapı]]></category>
		<category><![CDATA[Yönlendirilmiş Sistemler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/?p=247</guid>
		<description><![CDATA[ 
 Mustafa Ajlan ABUDAK
Son zamanlarda küresel ekonomik kriz ile ilgili oldukça fazla şey okuyup, görsel medyada da birçok tartışmayı dinledim.  Bu yazımla biraz farklı bir bakış acısı sunmak ve kendimce bir düşünce egzersizi yapmak istedim. Yorum kısmında burada sergilediğim düşüncelerin hatalı kısımlarını ya da daha iyi nasıl anlatabileceğini paylaşacağımızı umuyorum. Sitemi takip edenler [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=akillitasarim.wordpress.com&blog=985899&post=247&subd=akillitasarim&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong><span style="color:#ff6600;"> </span></strong></p>
<p><strong><span style="color:#ff6600;"> <img class="alignleft" src="http://www.thehindubusinessline.com/2005/11/28/images/2005112800580901.jpg" alt="" width="211" height="287" />Mustafa Ajlan ABUDAK</span></strong></p>
<p>Son zamanlarda küresel ekonomik kriz ile ilgili oldukça fazla şey okuyup, görsel medyada da birçok tartışmayı dinledim.  Bu yazımla biraz farklı bir bakış acısı sunmak ve kendimce bir düşünce egzersizi yapmak istedim. Yorum kısmında burada sergilediğim düşüncelerin hatalı kısımlarını ya da daha iyi nasıl anlatabileceğini paylaşacağımızı umuyorum. Sitemi takip edenler bilirler ki, büyük resmi görmek için daima hayata bütüncül (holistik) bakmayı savuna gelirim. Yani gerçeği siyah-beyaz olarak değil grilerde saklı bir fenomen olarak araştırırım. Parçalardan yola çıkarak bütüne odaklanmak  hayata dair her şeyi anlamak ve birbiriyle ilişkilendirmek , tek tek ayrı yollardan bütüne bakmaktan çok daha sağlıklı ve akılcı gelir. Küresel ekonomik kriz ile ilgili şeyler zihnimde biriktikçe, resmin genelini daha iyi görmeye başladım. Özellikle kavramlar arasında bağlar kurduğumda her şey daha bir netleşti. Belki de sadece benim için netleşmişte olabilir&#8230; Neydi bu bağlar? Nasıl kurulmuşlardı? Resmin kendisine dair neler anlatıyorlardı?</p>
<p>Bunlar için ilk önce krizin çok öncelerine gitmek ve krizin neden oluştuğuyla ilgili farklı bir bakış acısını sunmak gerekli. Krizin esas sebebi yani ilk nedeni neydi? Söylendiği gibi yatırım bankalarının yalanı satması mı yoksa çok daha farklı bir nedeni mi bizleri buraya kadar bir etki-tepki süreci sonunda getirdi? Kaos teorisinden esinlendim sanmayın ama gerçektende söyleyeceklerim fazlasıyla kaos teorisinin içkin düşüncesini taşıyor sanırım. Bir kelebeğin kanat çırpışları mı deriz artık yoksa bir filin ölümümü bilemiyorum. Bildiğim tek şey iktisadi yaşam alanının bundan oldukça etkilendiği.</p>
<p><span id="more-247"></span></p>
<p>Kriz , çok öncelere dayanan ve hasıraltı edilen etmenlerin, birden ortaya çıkması gibi görünmektedir. Büyüyen tümör sistemi çökertti. Bunun için kriz Reagan dönemi popülist politikalarla doğdu demek kanımca hiçte yanlış bir tanımlama olmaz. Elbette baba Bush&#8217;un klasik ekonomiyi (petrole ve enerjisine dayalı ekonomi) sürekli bir şekilde desteklenmesiyle üretim-tüketim dengesi bilinçli bir şekilde klasik kalıplar içersinde tutulmaya çalışıldı. Tüm sistem petro-kimyaya dayalı iken ve bunun için uzun vadeli yatırımlar yapılmışken,  bu durum en akılcı yaklaşım gibi görünmekteydi. Kimse ARPA net&#8217;in bir gün şuan ki internet olabileceğini düşündüğünü sanmıyorum. Klasik kapitalist iktisadi sistem  (Ben ekonomik Darwinizm diye de adlandırırım.) internetin bir fenomen olarak ortaya çıktığı 90&#8242;lara kadar oldukça iyi idare etti. Hatta piyasalardaki büyümeler o denli hızlı bir şekilde gerçekleşti ki serbest piyasa ekonomisinde altın yıllar yaşandı.  Peki, 90&#8242;lardan sonra ne oldu?</p>
<p>Gezegenimizin gördüğü en büyük küresel ve sosyal devrim yaşanmaya başladı; İnternet&#8230;</p>
<p>Canlılar dünyasınında bu devrimin benzeri Kambriyen çağda yaşanmıştı. Bilgi, kökeni aynı ama içeriği farklı ve karmaşık birçok yeni form üretmişti. (Novel form) Bilginin yeniden bavulunu açması için bu sefer epey uzun zaman geçmesi gerekmiş gibi görünüyor. İnternetle bilinen tüm ekonomik koşullar yeniden tanımlanmaya başlandı. Klasik altyapı daha önce hiç olmadığı kadar hızlı bir şekilde değiştirmeye ve dönüşmeye başladı. Artık bu hızlı değişim Adam Smith&#8217;in  piyasa ekonomisi söyleminin açıklayamayacağı ve nedenselleştiremeyeceği bir &#8221;<strong><span style="color:#ff6600;"> yeni ekonomiyi</span></strong> &#8221;ortaya çıkaracaktı. Buna <strong><span style="color:#ff6600;">bilgi ekonomisi</span></strong> adı verildi. Bilgi ekonomisinin ilk çocukları olan Microsoft ve Apple gibi şirketler &#8221; <strong><span style="color:#ff6600;">temelde bilgi üreterek</span></strong>&#8221; klasik ekonominin elde ettiği üretim sürecinden çok daha hızlı bir şekilde değer üretip, kar elde edip, bunu daha hızlı ve etkin bir şekilde pazarlayabiliyorlardı. Artık üretilen tüm <strong><span style="color:#ff6600;">analog </span></strong>değerler <strong><span style="color:#ff6600;">sayısallaşarak</span></strong> yeryüzünde aynı anda ve her yerde olabilen bir ekonomik değer oluşturabiliyorlardı. Daha sonra arama motorları Yahoo ve Google&#8217;lında (Hücre içindeki RNA ya benzer görev üstlendiler.) katılımıyla bilgi inanılmaz bir şekilde küre-i arzda üretilmeye, dolaşmaya, el değiştirmeye, dönüşmeye ve en önemlisi gelişmeye başladı. Bilgi sürekli farklı çevrelerde, farklı toplumlarda ve farklı süreçler içinde işleniyordu. Bu sürecin ilk yıllarında fark edilemeyense &#8221;bilginin&#8221; gerçek  bir ticari metaya dönüşmesi süreciydi. Bu o denli hızlı ve etkin bir süreçti ki, borsalar yeni ekonomiyi olağanüstü bir coşkuyla karşıladılar. &#8221;<strong><span style="color:#ff6600;">.com</span></strong> &#8221; uzantılı siteler artık şirketlerin yeni kurumsal kimliğiydi. Dünyaya açılan yeni limanlarıydı&#8230; Bilgi üreten ve satan şirketler birden dünyanın en büyükleri ve en değerli şirketleri, sahipleri de dünyanın en zengin iş adamları oluverdiler.</p>
<p>Bu kritik safhada ABD körfez savaşından galip çıkmış ve kendince klasik ekonominin ana ihtiyacı olan petrolü kontrolüne almıştı. Clinton&#8217;la başlayan süreç umut vericiydi ama Clinton belki de tüm zamanların en büyük hatasını yaparak &#8221;yeni ekonomi&#8221; yerine eski &#8221;ekonomiyi&#8221; takdis etti. Silah şirketleri ve otomotiv sektörüne gibi klasik ağır sınaîye verilen imtiyazlarla, yeni ekonominin gelişmesi için gerekli olan &#8221;yaşam alanını&#8221; daralttı. İnternetin kontrol edilebileceği ve klasik ekonomiyi geliştirecek yeni &#8221;görünmez el olduğu&#8221; düşüncesi çok acı bir şekilde tarih sahnesine gömülecekti. Clinton, kendince istihdama daha çok yarayan bu klasik ekonomi devlerini destekleyerek ülke ekonomisini de belli bir istikrarda tutarak talebin diri kalmasını sağladı. Yeni ekonominin paradoksu, yarattığı artı ekonomik değer kadar artı istihdam yaratamamasıydı. Fakat hesaba katılamayan internetin ve yeni ekonominin artık geri dönülmez bir şekilde Dünyayı değiştirdiğiydi. Sayısal devrimden sonra somut bir meta üreten değil&#8221; <strong><span style="color:#ff6600;">somut pragmatik bilgi üreten toplumlar</span></strong> &#8221; küresel ekonomiyi kontrol edeceklerdi. Bilgi içermeyen ve onu etkin kullanamayan her türlü güncel üretim tüketilmeyecekti. Kendini güncellemeyen bir üretim tipide artık söz konusu değildi&#8230;</p>
<p>İnternet, tüm ülkeleri birbirleriyle daha önce hiç olmadığı kadar ekonomik anlamda yakın kılmıştı. Coğrafya artık ekonomide stratejik bir öncelik ya da avantaj olmaktan çıkmaya başlıyordu. İnternetin ördüğü ağ öylesine gelişkin ve karmaşık bir yapı halini almaya başlamıştı ki, bu ağın gelişimi ülkelerin kontrol mekanizmalarının bile uyum sağlayamayacağı denli hızlı , etkin ve üretkendi. İnternet sınırları buharlaştırdı. Küreselleşme denilen bir süreç başladı. Bu süreç Roma&#8217;dan beri arzulanan evrensel insani değerler ve ortak insanlık mirasını, &#8221;ayrıcalıklı gelişmiş ülkelerden&#8221;  tüm dünyaya yaymaya başladı.Totaliter ve baskıcı otokratik rejimlerdeki insanlar evrensel bilgiye ulaşmaya ,onu edinip özümsemeye başladılar. Daha demokratik talepler ortaya çıkmaya, seslendirilmeye başlandı. Binlerce yılın birikimi olan kümülatif insanlık bilgisi, sadece imtiyazlı eğitim kurumlarının sağladığı değer olmaktan çıktı. Bilgi bir anlamda tüm insanlığın ortak paydası, metası ve bilinci oldu. Fakat aynı zamanda bu ağın yapısal kontrolünü elinde bulunduran ülkelerin sosyal ve kültürel yapısının da aynı hızla diğer dünya ülkelerine girmesi gibi bir yan etkide doğurdu. Yerel renkler ve kimlikler giderek yok olmaya başladı. Demokles kılıcı ülkelerin tam üzerinde sallanmaktaydı. Dünya gençliği artık yerel taleplerden daha çok &#8221;egemen kültürün&#8221; taleplerini istemeye, öğrenmeye ve o kültür kodlarıyla yaşamaya başladı. Tarih boyuncada böyle olmuştu kimi zaman &#8221;<span style="color:#ff6600;">Hellenleşilmiş</span>&#8221; kimi zaman &#8221;<span style="color:#ff6600;">Romalılaşılmış</span>&#8221; kimi zaman &#8221;<span style="color:#ff6600;">Endelüslüleşmek</span>&#8221; için sakal bırakılmıştı. Değişime kimse karşı çıkamazdı, değişim kendisine karşı çıkanları eler, yok ederdi.  Değişime en çok uyum sağlayan ve onu bulunduğu ortama en iyi şekilde uyarlayanlar ayakta kalırlardı. Bunu türlü ağır bedeller ödeyerek ve ödeterek başarabildiği için Batı insanlık medeniyetinin günümüzdeki başat gücüydü.</p>
<p>Klasik kapitalizmin temel kuralı tıpkı doğal seçilimin doğada işlediği role benzer bir şekilde, güçlü olanın ayakta kalması ilkesine dayanmaktaydı. Peki,  ekonomik ve sosyal değişimler eğer toplumların bünyesinin uyum sağlayamayacağı kadar hızlı olursa ne olurdu? Evrim sürecinde hepimizin bildiği gibi, bir ortamda var olan canlılar ani çevresel değişiklerde uyum sağlayacak zamanı elde edemezlerse yok olurlar. Yada var olan değişiklik canlıya diğerlerine göre avantaj kazandırıyorsa, avantaj kazanan ilerler. İşte buradan yola çıkarsak internetle gelen değişim dalgaları, gelişmekte olan ülkelerin ekonomik ve sosyal büyüme kapasitelerinin çok üzerinde olduğundan dolayı, internetin getirdiği ekonomik ve kültürel değişimlere ayak uydurmak ta epey zorlandılar. Bunun sonucunda belki bu toplumların organik yapısı birden yok olmasa da zamanla diğer egemen toplumun içinde erimeleri kaçınılmaz olacaktı. Bu erimede o toplumların en üst tabakalarından alınan beyin göçü için geçerli olmaktadır. Tıpkı doğada karşılaştığımız simbiyotik yaşamların varlığı gibi, gelişmiş ülkeler kalan posayı daima ucuz iş gücü, etkin bir pazar ve ileri bir askeri karakol sahası olarak kullanmak için o toplumların bazılarının hayatta kalmasına yardım ederler. Buna direnen bazı muhafazakâr toplumlar, muhafaza etmeyi gelen değişimin yıkıcı etkilerine karşı tek sığınak olarak görüp marjinalleşebilirler. Bunun terside mümkündür, muhafazakâr yapılar bu durumda kendilerini dönüştürmek için dış bir katalizöre gereksinim duyarlar. Evrensel ana kural, değişime direnenlerin daima kaybedeceklerini söyler. Sadece değişimle birlikte sistem kararlılığı sürdürüp değişenler  daima kazanırlar. Çünkü değişimin gücü kontrol edilemezse genelde ekolojik olarak ta sosyolojik olarak ta yıkıcıdır. Bu muhafaza (dengeleme)  sürecini iyi kullanan ülkeler (Japonya) tıpkı sel sularını biriktiren bir hidro-elektrik barajı gibi potansiyel gücü tutup, arazileri hem yıkımdan kurtarıp hem de değişimin içerdiği potansiyel enerjiyi (elektrik) etkili bir şekilde kullanılmasını (üretim-eğitim) sağlayabilir. Ancak bu şekilde toplumlar sınıf atlayabilirler (evrimsel bir ilerleme sergileyebilirler).Fakat bu dengenin birikmiş suyun enerjisini zamanı gelince etkin bir şekilde kullanılmasını ya da değişim sürecinde o anlık yaşanan fırsatların değerlendirilmesine bağlı olacağı muhakkaktır. Kilit nokta değişimin yıkıcı kontrolsüz gücünü bir şekilde kontrol altına alarak (ondan bilgi üreterek) onu kontrol altında şekillendirici ana unsur olarak kullanabilmektir.</p>
<p>Gelelim internetin sağladığı yeni ekonominin neleri nasıl değiştirdiğine? Bilginin olağanüstü bir hızla üretilmesi, paylaşılması ve ilerlemesi kapitalin kontrolden çıkmaya başlaması anlamına gelecekti. Çünkü reel ekonomi, reel olmayan bir sistem içersine dâhil edilmeye çalışılıyordu. Bu bir geçiş dönemiydi. Artık bu döneminde sonuna gelindi. İnsan faktörünün doğal bencilliği devreye girince ve kontrolsüz ortamdaki &#8221; değişiklikler&#8221; sistemin kararlılığını yok etmeye başlayınca, piyasalar klasik piyasa değerleri olan gayrimenkul ve yatırımları normal değerlerinin üzerinde dış piyasalara (Çin-Hindistan) pazarlandılar. Böylece iç piyasa için gerekli olan nakit akışı dışarıdan elde edilen yapay kaynakla beslendi. Dış alıcılarda bu alımı yaparak kendi ihracatları için gerekli olan talebi diri tuttu. Fakat yatırımlar uzun vadeli fonların peşin olarak dış alıcılarca alınmasına dayandığından ve sistem içersindeki ani bir karasızlık üretimi sona erdireceğinden döngüde sona erecekti. ( Fotosentezin sonucunda ortaya çıkan oksijen ve suyun ilk aşamada karbondioksit ve güneş ışığına gereksinim duyması gibi birinin yokluğu sürecin yokluğu anlamına gelmekteydi.)</p>
<p>Durumu daha doğal terimlerle çok daha kısa bir şekilde özetlemeye çalışırsak, ABD (organizmanın en temel yapısı) değişimi salt kendi çıkarları için kullandığı için dünya (organizma) kararlılığı yitirmiş ve küçük parçaların işlerliği yok olmaya başlamıştır. Buna en büyük neden az önce bahsettiğimiz yeni ekonomiyle gelen artı değeri (ekstra protein)  kapma yarışına giren yatırım bankaları (biz büyüme hücreleri diyelim) kendilerince oldukça yararlı ama piyasalar için ölümcül kararlar almasıdır. Tıpkı kanser hücreleri gibi kontrolsüz bir şekilde büyüdüler ve organizmanın içersindeki diğer işlevleri sağlıklı yürümesini engelleyecek şekilde bir tümör halini aldılar. Paradan para kazanarak üretime katkı sağlamadılar. Paranın kazanması için gerekli olan ödemelerde üretim sektörüne yeni yatırımlar yapılmadığı anda dönmemeye başladığı için tümörler organizmanın asıl işlevlerindeki dengeyi yıkmaya başladı. Sigorta şirketleri de (Bağışıklık sistemi diyebiliriz) bu güruhu iş işten geçtikten sonra dikkate aldı.  Var olan klasik piyasa değerleri normal değerlerinin 3-4 katı bir değerle pazarlandığı için bu karşılığı olmayan değerler 30-40 yıl gibi oldukça uzun vadelere kaydırıldı. Hâlbuki yatırım bankaları, sattıkları paradan elde ettikleri fonları kısa vadede &#8221;yeni ekonomi&#8221; sayesinde dünyanın diğer ucundaki bir başka bankaya sattıkları için oluşan naylon meta ödemeler dengesi bozuldu. Küresel anlamda domino etkisiyle var olan tüm sistemin kararlılığını altüst edildi . Yani çevrede meydana gelen herhangi bir kontrolsüz değişimin etkisiyle oluşan iç süreçler, tümörler yüzünden işlemeyerek genel yapının yıkımına yol açtı.</p>
<p>Çünkü yeni ekonominin ürettiği değer bilgi tabanlı olduğu için, bu üretilen ticari metanın değerini doğrudan metanın pragmatik etkinliği belirliyor ve ne derece faydalıysa o derece büyük bir şekilde talep alıyordu. Fakat üretilen sayısal iktisadi değerin maddi dünyada gerçek bir karşılığı yoksa  kapitalizmin &#8221; <strong><span style="color:#ff6600;">geleceğin öngörebilirliğini satması</span></strong> &#8221; imkansızlaşır. Eski ekonomide değişimler daha yavaş ve daha yereldi. Oysa yeni bilgi ekonomisinin ticari değerleri doğrudan küresel ve inanılmaz derecede hızlı değişikliklere yol açıyordu. En önemlisi ticari metanın değerini güncel ve o anki ihtiyaçlar belirliyordu. Eğer üretilen metalar bilgi içeriğindeki güncel yapıya uygun değilse, ne kadar kaliteli ve iyi üretilmiş olsalar da demode olduklarından değersizdiler.(Evrimde her canlının bir önceki versiyonunun bir sonrakine kıyasla olan rekabetçi durumu gibi) Oysa temel kapitalist değerlere olan talep uzun vadede nerdeyse sabit ve tutarlıydı. Bilgi içeriğinden kaynaklanmayan değişiklikler genelde çevrenin getirdiği zorunluluklarsa bu çevrede doğal bir felaket olmadıkça (Jura döneminde yaşanılan meteor gibi) uzun süre tutarlı bir iklim ve çevre yapısı demekti. Yani az çok öngörülebilir bir gelecek sağlamaktaydı ve bu pazarlanmaktaydı. Değişim artık üretimi değil üretim artık değişimin şekline karar veriyordu. Bilginin sağladığı potansiyel olanaklar ne kadar büyükse değişim talebi de o denli büyüktü. Sanayi devriminden bu yana insan doğaya doğrudan müdahale ederek geri dönülmez bir süreç başlatmıştı. Artık doğa onu değil o doğaya şekil vermeye ve çevresel koşulları doğrudan ya da dolaylı kendi belirlemeye başlamıştı. Şimdi ise bilgi insanın nasıl değişeceğine karar veriyordu. İnternet sayesinde küresel kolektif bir bilinç gelişiyordu. İktisadi hayatta, en küçük parça ile en büyük arasındaki besin zinciri, bu kolektif bilinçle temsil edilmekteydi. Daha önce klasik ekonomide, kapitalist makinenin çarkları, parçaları ve herkesin rolleri belliydi. Şimdi ise herkes bilgi üretiminde söz sahibi olabilir ve yeni ekonominin içeriğine katkıda bulunabilirdi. Küresel anlamda herkes kendi çapında bir rol üstleniyor hatta talep ediyordu.  Bunun için gerekli olan tek şey. İnternetin hızına koşut bir eğitim sistemini hayata geçirmek ve bilgi üretmekti. <strong><span style="color:#ff6600;">Sermaye </span></strong><span style="color:#000000;"><strong><span style="color:#ff6600;">artık sadece</span></strong> </span><strong><span style="color:#ff6600;">akıldı&#8230;</span></strong></p>
<p>Küresel manada dünya bir organizma halini gerçekten internetle sağlayabilmiş durumda. Bu bilinç, internetten önce asla var olabileceğine ihtimal verilmeyen bir dünyaydı. Bilginin evrimi giderek bizleri &#8221;<strong><span style="color:#ff6600;">bir bilgeliğe</span></strong>&#8221; doğru ulaştırmaya çabalıyor gibi görünüyor. İster özgür irademizle isterse çevresel zorunluluklarla gerçekleşsin değişim bir bakteriyide yaşamda kalmak için zorluyor .  O bakterinin ait olduğu tüm ekosistemide aynı şekilde kendi içinden çıkan bilgiyle değiştiriyor, dönüşüyor. Küresel organizmada artık bir yerel bölgenin sıkıntısı tüm organizmanın kararlılığını etkilemektedir. Hele ki, bu yerel sıkıntı organizmanın en temel ve büyük yapılarında gerçekleşiyorsa, organizmanın tümündeki sıkıntı bir o kadar büyük olacaktır. İşte bizim şu sıralar küresel mali krizde yaşadığımız tam olarak budur.</p>
<p><a href="http://www.taraf.com.tr/makale/2865.htm" target="_self"><span style="color:#ff6600;">Cemil Ertem</span></a>&#8216;in harika tespitinde söylediği  gibi;</p>
<p>&#8221; Şimdi Amerikan ekonomisi nasıl varlıklarını naylon kâğıtlarla şişiren finans yapılarını tasfiye ediyorsa, çok yakın bir gelecekte, kapitalizmin başına bela olmaya başlayan ulusal ekonomiler de tasfiye edilecek.&#8221;</p>
<p>Çünkü internet bin yıllardır başaramadığımız bir şeyi gerçekleştirdi. Bu dünyanın ekolojik olduğu kadar sosyal olarakta bir organizma içeriğinin olduğunu, bir yerde oluşan rahatsızlığın organizmanın bütününü ilgilendirdiğini, hepimizin aynı gemide olduğunu ve adil bir paylaşımın ancak sürece ne denli çok ülke dâhil olursa o denli gerçekleşebileceğini gösterdi. Küçük bir parça olmadan gözümüzün göremeyeceği ya da bir kelebeğin kanat çırpışların fırtınaya yol açabileceği gibi gerçekler artık sosyal hayatlarımızın da gerçekliği oldular. Madem ki değişim kaçınılmazdır. O halde, değişimi evrilebilmek için rasyonel bir biçimde kullanmalıyız. Değişimi, iç yapımıza etkin bir dinamik olarak dahil edip dönüşebilmeliyiz. Böylece değişim salt yıkıcı bir güç olmaktan yapıcı bir güce dönüşmeye başlayacaktır. Bununda ortak aklın yönlendirilmesiyle sağlanacağı açık bir şekilde görülmektedir. Kapitalizmin bir &#8221;<em>cannibalism&#8217;</em>&#8221; olarak kendi klasik yapısının felç etmesine ve bu yapının zorunlu bir şekilde dönüştürmeye başlamasına tanık oluyoruz. Aynı zamanda da , yeni ekonomide üretilen bilgininin gerekli şekilde yönlendirilmeden ve paylaşılmadan asla değerli sonuçlar üretemeyeceği bir çağa girmiş bulunuyoruz. Tarihi bir kırılma başladı..</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/akillitasarim.wordpress.com/247/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/akillitasarim.wordpress.com/247/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/akillitasarim.wordpress.com/247/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/akillitasarim.wordpress.com/247/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/akillitasarim.wordpress.com/247/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/akillitasarim.wordpress.com/247/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/akillitasarim.wordpress.com/247/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/akillitasarim.wordpress.com/247/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/akillitasarim.wordpress.com/247/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/akillitasarim.wordpress.com/247/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=akillitasarim.wordpress.com&blog=985899&post=247&subd=akillitasarim&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akillitasarim.wordpress.com/2008/11/29/bir-organizma-olarak-kuresel-ekonomin-evrimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/de05edbb36f8e32644a4097990f90a23?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">akillitasarim</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.thehindubusinessline.com/2005/11/28/images/2005112800580901.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>AKILLI TASARIM VE EVRİMİ İLİŞKİLENDİRMEK</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2008/11/03/akilli-tasarim-ve-evrimi-iliskilendirmek/</link>
		<comments>http://akillitasarim.wordpress.com/2008/11/03/akilli-tasarim-ve-evrimi-iliskilendirmek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2008 08:38:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan ABUDAK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıllı Tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel site]]></category>
		<category><![CDATA[Moleküler Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Teleolojik Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[Önden Yüklemeli Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Bulgu]]></category>
		<category><![CDATA[Hipıtez]]></category>
		<category><![CDATA[Holistik Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Homoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoks Kalıp]]></category>
		<category><![CDATA[Proteinler]]></category>
		<category><![CDATA[Skolastik Düşünce Yapısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/?p=211</guid>
		<description><![CDATA[Mike GENE 

Birçok kişi evrim ve akıllı tasarımın birbirine tamamen zıt açıklamalar olduğu izlenimine sahip. Sonuç olarak, bu oldukça sık olarak karşılaşılan şey, insanların evrimi dışlayarak akıllı tasarım olgusunu göstermeye çalışmalarıdır. Bu fikre cevabende, bilim insanları için evrimsel açıklamalar yoluyla akıllı tasarımı reddetmek üzere bir sahne kuruluyor.  Buna rağmen konunun doğrusu, evrim ve akıllı [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=akillitasarim.wordpress.com&blog=985899&post=211&subd=akillitasarim&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong><span style="color:#ff6600;">Mike GENE </span></strong></p>
<p style="text-align:center;"><img class="aligncenter" src="http://i18.tinypic.com/4pm9168.gif" alt="" width="400" height="300" /></p>
<p>Birçok kişi evrim ve akıllı tasarımın birbirine tamamen zıt açıklamalar olduğu izlenimine sahip. Sonuç olarak, bu oldukça sık olarak karşılaşılan şey, insanların evrimi dışlayarak akıllı tasarım olgusunu göstermeye çalışmalarıdır. Bu fikre cevabende, bilim insanları için evrimsel açıklamalar yoluyla akıllı tasarımı reddetmek üzere bir sahne kuruluyor.  Buna rağmen konunun doğrusu, evrim ve akıllı tasarımın birlikte var olabileceğidir. Bunlar birbirini karşılıklı olarak tamamen dışlayan fikirler değildirler. Nihayetinde evrimle ya da evrim yoluyla tasarım gerçekleştirebilirsiniz.</p>
<p>Tasarım Matris&#8217;inde  (<a href="http://www.amazon.com/Design-Matrix-Consilience-Clues/dp/0978631404" target="_blank"><span style="color:#ff6600;"><strong>The Design Matrix</strong></span></a>) açıkladığım üzere; Kopyalama bir tasarımı geleceğe taşıyan yoldur. Nitekim mutasyonun kaçınılmaz doğası ve etkileri sayesinde büyük zaman dilimleri içersinde kopyalama, evrimle sonuçlanacaktır. Böylece iyi bir tasarımcı bu &#8221; problemi&#8221;  ele alacak ve bunu kullanılabilir ya da faydalanabilinir bir şeye dönüştürecekti. Bu akıllı tasarım ve evrimin birbirleriyle ters düşmek bir yana birbirlerini tamamlayabileceğini gösteren  bir örnektir. Hayat tasarlanmış olabilir ve evrimde  &#8221;doğal seçilim yoluyla&#8221;  bunu takip etmiş olabilir. Daha da fazlası, hayat öylesini bir şekilde tasarlanmış olabilir ki,  Darwin evrimi farklı tasarım görevlerini yerine getirir, bunun anlamı evrim tasarım tarafından donatılmış bir içeriğe sahiptir. (Yan-işlev mekanizmaları gibi çeviri ekidir.) Ya da bizzat evrim mekanizmalarının kendileri tasarlanmış olabilir. Peki, bu çekici olasılıkları nasıl değerlendirmeyi ummalıyız?</p>
<p><span style="color:#ff0000;"><strong><a href="http://www.thedesignmatrix.com/content/relating-evolution-and-design/" target="_blank">Orjinal metin</a></strong></span></p>
<p><strong></strong><span style="color:#ff0000;"><strong> </strong></span></p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/akillitasarim.wordpress.com/211/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/akillitasarim.wordpress.com/211/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/akillitasarim.wordpress.com/211/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/akillitasarim.wordpress.com/211/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/akillitasarim.wordpress.com/211/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/akillitasarim.wordpress.com/211/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/akillitasarim.wordpress.com/211/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/akillitasarim.wordpress.com/211/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/akillitasarim.wordpress.com/211/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/akillitasarim.wordpress.com/211/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=akillitasarim.wordpress.com&blog=985899&post=211&subd=akillitasarim&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akillitasarim.wordpress.com/2008/11/03/akilli-tasarim-ve-evrimi-iliskilendirmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/de05edbb36f8e32644a4097990f90a23?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">akillitasarim</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://i18.tinypic.com/4pm9168.gif" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>MATERYALİZME AKADEMİK BAŞKALDIRI</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2008/10/01/materyalizme-akademik-baskaldiri/</link>
		<comments>http://akillitasarim.wordpress.com/2008/10/01/materyalizme-akademik-baskaldiri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2008 22:43:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan ABUDAK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akademik Yayın]]></category>
		<category><![CDATA[Akıllı Tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Enstitü]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoks Kalıp]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[Akademik İsyan]]></category>
		<category><![CDATA[Paradigma]]></category>
		<category><![CDATA[Skolastik Düşünce Yapısı]]></category>
		<category><![CDATA[Sorgulama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/?p=194</guid>
		<description><![CDATA[

 
Hayatın karmaşıklığının açıklanması için kullanılan doğal seçilim ve rastlantısal mutasyon mekanizmalarının yeterlilikleri konusundaki iddialara şüpheyle yaklaşıyoruz. Darwinin teorisi için kanıtların dikkatli bir şekilde incelenmesi desteklenmelidir..
Geçen birkaç on yıl boyunca, kozmoloji, fizik,  biyoloji , ‘&#8217; yapay zeka araştırmaları ‘&#8217; ve daha birçok farklı bilimsel disiplinden gelen yeni bulgular bilim insanlarını,  Darwinizm&#8217;in merkez ilkesi olan doğal [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=akillitasarim.wordpress.com&blog=985899&post=194&subd=akillitasarim&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img class="aligncenter" src="http://www.campusaccess.com/images/master-of-science.jpg" alt="" width="424" height="283" /></p>
<p style="text-align:center;">
<p><strong><span style="color:#ff6600;"><span style="font-weight:normal;"> </span></span></strong></p>
<p><strong><span style="color:#ff6600;"><span style="color:#ff6600;">Hayatın karmaşıklığının açıklanması için kullanılan doğal seçilim ve rastlantısal mutasyon mekanizmalarının yeterlilikleri konusundaki iddialara şüpheyle yaklaşıyoruz. Darwinin teorisi için kanıtların dikkatli bir şekilde incelenmesi desteklenmelidir..</span></span></strong></p>
<p>Geçen birkaç on yıl boyunca, kozmoloji, fizik,  biyoloji , ‘&#8217; yapay zeka araştırmaları ‘&#8217; ve daha birçok farklı bilimsel disiplinden gelen yeni bulgular bilim insanlarını,  Darwinizm&#8217;in merkez ilkesi olan doğal seçilimi ve bu ilkeyi desteklediği düşünülen kanıtları, daha büyük bir dikkatle incelemeye ve sorgulamaya itmiştir.</p>
<p>Bugüne değin TV programları, eğitim politikalarını belirleyen bildiriler ve bilimsel ders kitapları, Darwinin evrim teorisinin hayatın karmaşıklığını tamamıyla açıkladığını ileri sürdüler. Toplum, tüm bilinen kanıtların Darwinizm desteklediği ve aslında dünyadaki tüm bilim insanlarının da bu teoriye inandıkları hakkında ikna edildi.</p>
<p>Bu listedeki bilim insanları, ilk iddiaya karşı çıkmaktadırlar ve ikincisine de canlı bir tanıklıkla itiraz etmektedirler. Discovery Enstitüsü ilk listeyi 2001&#8242; de yayınladığından beri, yüzlerce bilim insanı cesurca bildiriyi imzaladılar.</p>
<p>Liste giderek büyümektedir ve Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi, Rus, Macar, Çek Bilimler Akademisi üyesi bilim insanlarını, Yale, Princeton, Stanford, MIT, UC Berkeley, UCLA ve diğer üniversitelerden bilim insanlarını da içermektedir.</p>
<p><span id="more-194"></span></p>
<h2 style="text-align:center;"><strong><span style="color:#ff6600;">Darwinizmden Bilimsel Ayrılış Bildirisi</span></strong></h2>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#ff6600;"><em>‘&#8217;<strong>Hayatın karmaşıklığının açıklanması için kullanılan doğal seçilim ve rastlantısal mutasyon mekanizmalarının yeterlilikleri konusundaki iddialara şüpheyle yaklaşıyoruz. Darwinin teorisi için kanıtların dikkatli bir şekilde incelenmesi desteklenmelidir&#8230;</strong>&#8221;</em></span></p>
<p style="text-align:center;">
<p><em><span style="font-style:normal;"><a href="http://www.discovery.org/scripts/viewDB/filesDB-download.php?command=download&amp;id=660"><span style="color:#ff6600;">Burayı Tıklayarak</span></a> Darwinizmden Bilimsel Ayrılış Bildirisini indirebilirsiniz.</span></em></p>
<p><a href="http://www.dissentfromdarwin.org/faq.php#3"><span style="color:#ff6600;">Burayı Tıklayarak</span></a> Bildiriye adınızı nasıl dahil edebileceğinizi öğrenebilirsiniz.</p>
<p><strong><span style="color:#ff6600;"> Kimler bu bildiriyi imzalayabilir?</span></strong></p>
<p>Darwinizmden bilimsel ayrılış bildirisini imzalayanların biyoloji, kimya, matematik, mühendislik, bilgisayar bilimleri ya da diğer doğa bilimlerinden herhangi bir daldan Ph. D. sahip olması gerekmektedir; ayrıca M.D olup tıp profesörü olarak hizmet veren kişilerde belgeyi imzalayabilir. İmzalayanlar sayfamızda vermiş olduğumuz  ‘&#8217;Hayatın karmaşıklığının açıklanması için kullanılan doğal seçilim ve rastlantısal mutasyon mekanizmalarının yeterlilikleri konusundaki iddialara şüpheyle yaklaşıyoruz. Darwinin teorisi için kanıtların dikkatli bir şekilde incelenmesi desteklenmelidir.&#8221; metnini kabul etmelilerdir. Eğer yukarıdaki gereklilikleri karşılıyorsanız ve bildiriyi kabul etme fikrindeyseniz, aşağıda istenilen bilgileri lütfen e-mail yoluyla <a href="mailto:contact@Dissentfromdarwin.com"><span style="color:#ff6600;"><strong>contact@Dissentfromdarwin.com</strong></span></a> adresine gönderiniz.</p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<ol type="1">
<li><strong>GÖRÜLMESİNİ      İSTEDİĞİNİZ ŞEKİLDE ADINIZI.</strong></li>
<li><strong>ÜNVAN (   ALAN      VE ÜNİVERSİTE dahil edilerek, örneğin Ph. D Moleküler Biyoloji, Pennsylvania      Üniversitesi ).</strong></li>
<li><strong>ŞUAN      Kİ POSİZYONUNUZ  ( Washington      Üniversitesi Astronomi Profesörü, ya da XYZ şirketi araştırma görevlisi      gibi)</strong></li>
<li><strong>YORUMLAR      -  Eğer dilerseniz, birkaç kelime      ile Darwinizmden niçin kuşku duymaktasınız lütfen bize bildirin.</strong></li>
</ol>
<div><strong><span style="color:#ff6600;">Metni çeviren; </span><span style="color:#000000;"><span style="color:#ff6600;"> </span></span><span style="color:#ff6600;">Mustafa Ajlan ABUDAK</span></strong></div>
<p><span style="color:#ff6600;">İngilizce metin;</span> <a href="http://www.dissentfromdarwin.org/about.php">http://www.dissentfromdarwin.org/about.php</a></p>
<p><span style="color:#ff6600;">Türkçe metin  ;</span> <a href="http://www.dissentfromdarwin.org/about_tur.php">http://www.dissentfromdarwin.org/about_tur.php</a></p>
<p><span style="color:#ff6600;"><span style="color:#000000;"> </span></span></p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/akillitasarim.wordpress.com/194/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/akillitasarim.wordpress.com/194/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/akillitasarim.wordpress.com/194/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/akillitasarim.wordpress.com/194/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/akillitasarim.wordpress.com/194/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/akillitasarim.wordpress.com/194/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/akillitasarim.wordpress.com/194/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/akillitasarim.wordpress.com/194/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/akillitasarim.wordpress.com/194/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/akillitasarim.wordpress.com/194/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=akillitasarim.wordpress.com&blog=985899&post=194&subd=akillitasarim&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akillitasarim.wordpress.com/2008/10/01/materyalizme-akademik-baskaldiri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/de05edbb36f8e32644a4097990f90a23?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">akillitasarim</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.campusaccess.com/images/master-of-science.jpg" medium="image" />
	</item>
	</channel>
</rss>