HÜCRE İÇERSİNDEKİ MAKİNELER…

12 Yanıt “HÜCRE İÇERSİNDEKİ MAKİNELER…”

  1. CÜNEYT Diyor ki:

    tek kelimeyle mükemmel ötesi birşey.bu da AKILLI TASARIMIN GÖRSEL BİR KANITI.

  2. akın aydın Diyor ki:

    tasarım her yerde..tabi aklını kullanıp gorebılene….zekayla dogrulara ulasılamaz…dunyada ve ozellıkle batıda sol kesım ıktıdarda oldugundan cogunun ıdeolojık temelınde evrım var ve bu sacma ıdeolojıyı savunma geregı hıssedıyorlar…ancak bır ınsan cok deıl ınternetten bıraz arastırsa yıne gerceklerı ogrenebılır…

  3. Ender Diyor ki:

    Süper olmuş…

  4. provoker Diyor ki:

    Harvard Üniversitesinde yapıldı bu video. Bilim adamı işi yani. Süper olması çok normal. Ama işin çirkin yanı akıllı tasarımın yaratılışçı kanadı bu videoyu (ç)alıp belgesel filmlerinde izinsiz olarak kullandılar.

  5. Mustafa Ajlan ABUDAK Diyor ki:

    Sayın provoker

    Esas işin çirkin yanı, bu gerçeklerin topluma üniversiteler ve basın yoluyla Darwinizm kesin kanıtları şekilde aktarılmasıdır.Hakim paradigma olan Darwinizm eskiden (1800 lerin sonunda) doğa teologlarının ve klisenin bilim üzerine yaptığı baskıya benzer bir yobaz baskıyı bugünkü bilim dünyası üzerinde yapmaktadır.Hemde bunu eskisine oranla çok daha etkin ve toplumun sosyo ekonomik yapısını örgütlemeyi hedefleyerek yapmaya çalışmaktadır. Sanırım sizin şikayet ettiğiniz gibi bir uygulamayıda bu yapılanlara reaksiyon olarak beraberinde getiriyor. Yaratılışcılar bu konuda yani video konusunda çarpıtma yapmıyorlar hiç değilse demeliyiz . Çünkü günümüz bilimsel dünyasında tasarım olgusunu açıklarken bu ”makineler” lafzını ve tasarımı kullanmak zorundadır. Keşfedilen yapıları daha iyi analiz edebilmek ve işlevlerini anlamak için.Daha öncede Da Vinci müsteara detaylı olarak PUBMED veritabanından durumu izah etmiştik. Birlikte yeniden durum nasıl günümüz bilim dünyasında bir göz atalım;

    Gerçekten de doğadaki tasarımlardan öğreneceğimiz çok şey var. Teknolojimiz ilerledikçe hayat içersindeki tasarımlardan ” daha çok ve etkin ” şekilde faydalanıyoruz. Zaten bunların tasarım olduğunuda ancak bu şekilde kavrayabiliyoruz. Kısaca teknolojimiz geliştikçe doğanın ilkel kabul ettiğimiz canlıları bile bize teknolojimizin ilersinde olan bilgelikleri ile gülümsüyorlar. İnsan kibrini alaşağı eden bu canlı yapıların, bundan daha 20 sene önce amaçsız, bilinçsiz kısaca tamamıyla öngörüsü olmayan kör süreçlerce , sadece deneme-yanılma ve kayrılmış avantaj kısır döngüsü ile ” kendiliğinden ” orta çıkabileceğini düşünüyorduk. (Darwin Dini için hala geçerli olan bir düstur.) oysa adaptasyonların optimisazyon kaynağının genelde eskilerde sanıldığı gibi mutasyon havuzu değil, orta dereceli proteinlerin başka işlevler üstlenerek kombine bir görev ortaya koyması ile oluştuğunu biliyoruz. (adaption from a different function- kuzey kutup (arctic) balıkları ve crystallin örneği)

    Benzetimler yoluyla doğadaki tasarımları taklit ederek ”makineler” oluşturuyorsak, hatta bu doğadaki tasarımları anlamak ve açıklamak için kendi yaptığımız makineleri referans alıp, analojiler kurmak zorunda kalıyorsak , acaba canlıların bir tasarım sonucu oluştuğunu düşünmek bir halüsünasyon mudur ? Yoksa aklın kategorik olarak en basit şekilde yani Ockhamlı’nın usturasını kullanarak elde edeceği bir sonuç çıkarımı mıdır ? Kısaca , herhangi bir şeyi açıklamak üzere öne sürülen birden fazla açıklama söz konusu olduğunda, açıklanmak durumunda olanı, en az sayıda açıklayıcı ilke ve kabulle açıklayan ve olabildiğince çok şeyi açıklamayı başaranın seçilmesi gerekir; en basit açıklama, gerçekliği olduğu şekliyle tarif eden en muhtemel açıklama olma durumundadır.

    Biyolojinin en temel alanlarından moleküler biyolojide durum nedir? En küçük hayat formları onların proteinleri, DNA ,RNA ve hücre içi karmaşık aletlerini bilim dünyası bugüne değin nasıl araştırıyordu ? Şuan önümde Mike Gene‘nin kitabın The Design Matrix‘te yaptığı bir araştırmanın grafiği durmakta. Grafik PubMed veritabanında 1965′lerden 2005 değin yapılan bir araştırmayı gösteriyor. Araştırmada sayın M.Gene veritabanı içersinde ”moleküler makineler” tanımın bu yıllar arasında yapılan tüm akademik çalışmalarda ne kadar kullanıldığını araştırmış. 1965 yılından 85 yılına değin bu konuda nerdeyse bir kullanım, gönderme yada bilimsel araştırma yok. 86-90 yılları arası hafif kıpırdanmalar olmuş 40 küsur makalede bu terim kullanılmış. 1991′den itibaren ise roket fırlatılmış. 91 yılında 100 üzerinde makale bu konuya değinmiş daha sonra 96-2000 arası 200 üzerinde makale konuyla daha da çok ilgilenmiş. 2001-2005 arası ise roket hızını alamamış 613 hit almış moleküler makineler bilimsel literatür içersinde .Moleküler makineler lafzının bugüne değin kayıtlı bilimsel araştırmalar içersinde aldığı hitin %90′nı 1991-2005 yılları arası ulaşılmış. (1)

    Harvard’ında bundan farklı bir sonuca ulaşmadığı görülmekte.Buradan itibaren siz bunu ne ile adlandırmak nasıl adlandırmak isterseniz isteyin kaçınılmaz olan, makinelerin canlılığın yapı taşı oldukları ve bunların bizim tasarımlarımıza esin kaynağı oluşturacak denli kompleks ve muhteşem olmalıdır. İşin garibi bu yüksek teknoloji işi gibi duran makineler canlılığın en temel ve basit yapılarından en yüksek karmaşıklığa sahip yapılarına değin gözlemlenebilmektedir.Buradan tasarımla ilgili bir sonuç çıkarımı yapılamıyorsa herhangi bir felsefi doktrinin bu çıkarımı yapamayana bir faydası olabileceğini düşünmüyoruz. Sadece eski zaman Sofistleri gibi kelimelerden hayali evrenler kurarak o kurduğu evrendeki sisteme ve onun yansımalarına inanacaktır. Bu gibi bir zihne delil olarak ne verilirse verilsin alınacak sonucta maalesef bellidir.Sizin hiç değilse tasarım olgusuna dair daha objektif kriterler istediğinizi düşünüyorum.Yakında yayınlanacak bir kaç makale bu konuda size umarım oldukça yardımcı olacaktır.

    Saygılarımla..

    1.Mike Gene’nin The Design Matrix kitabı. Sayfa numarası 89-99 Makinelere Hoşgeldiniz adlı bölüm…

  6. solomon Diyor ki:

    video çok etkiliyiciymiş
    açılıp kapanan sonra tekrar başka şekilde birleşen yapılar
    ve bunların tümü bir amaç için yapılıyor

    böylesi bir sistemde amacın faaliyetten önce ortaya konulması kaçınılmaz

    olayın evrimsel boyutta açıklamasıysa bana,
    ne yapacakları konusunda hiç bir fikri olmayan ve ellerindeki malzemelerin ne işe yaradıklarını dahi bilmeyen adamların herhangi bir ovaya gelip amaç gütmeksizin ellerindeki malzemelerle ne işe yarayacağını bilmedikleri bir fabrika inşa etmeye çalışmasına benziyor.

  7. bykus Diyor ki:

    Ya çok muhteşem bir videoya ama benim video kadar dikkatimi çeken başka birşeyde vardı.Ve ayıp değilse öğrenmek isterim. Acaba bu videoda kullanılan müzik neydi.

  8. Mustafa Ajlan ABUDAK Diyor ki:

    Sayın bykus

    istediğiniz arkaplan müziğini aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.

    http://www.caffeine-slave.com/media/audio/TheInnerLiftOfACell/TheInnerLifeoftheCell.mp3

  9. bykus Diyor ki:

    Çoook teşekkür ederim.

  10. özdavinci Diyor ki:

    Gerçekten inanılmaz bir belgesel olmuş.Gorulduğu uzere hucre içerisinde muazzam bir bilgi ve akıl vardır.
    Maddenin içinde bir bilinç gözlemlenmektedir, ancak bu bilincin maddenin kendisinden kaynaklanması mümkün değildir. Bana göre tüm bu varlıklar , ustun bir aklın bir dışa vurumudur.

  11. Korkut Özkan Diyor ki:

    hücre içinde akıl bulan kişiler bu aklın nerede var olduğunu bizzat ilgili saniyeyi işaret ederek gösterebilirler mi acaba? gördüklerimiz birbirleri ile etkileşimde bulunan molekülleri temsil eden çizim ve gösterimler. maddenin kendisinden kaynaklanan bu etkileşimleri labaratuvarda deneylerle tekrarlayabiliyoruz bu sadece hücrede ya da canlılarda görülen bir şey değil. aynı şekilde okyanuslarda, suda, jüpiterde de mu maddeler aynı şekilde davranıyor. içimizde bulunan su molekülü ile çeşmeden akan aynı özelliklere sahip. kimyasal süreç sadece organik bileşiklerde değil, inorganik bileşiklerde de aynı mükemmeliğe (!) ya da sıradanlığa sahip.

    bu nedenle aristodan hatıra maddede gizli ruh veya cevher arama sevdasından vazgecelim. madde içinde cevher aramak ortaçağ kilise inancından türeyen tasavvufi düşünce ile yayılmıştır.

  12. murat Diyor ki:

    Korkut,

    Yap bakalım madem bi makine de böyle çalışsın kendş kendine? İnkar etmek için bu kadar da ıkınılmaz ki kardeşim. Doğada da varmış moleküller böyle etkileşirmiş falan. Böyle yaptıklarını biliyoruz nasıl oluyor da böyle yapabilecek derecede komplekslikler meydana getirebiliyorlar diye soruyoruz. Cevabınız hebele hubele, başka bir şey değil.

Yorum Yapın