<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
		>
<channel>
	<title>Ockhamlı&#8217;nın Usturasında Paradigma ve Tümevarım yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://akillitasarim.wordpress.com/2007/11/18/ockhamlinin-usturasinda-paradigma-ve-tumevarim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/11/18/ockhamlinin-usturasinda-paradigma-ve-tumevarim/</link>
	<description>..Tüm büyük çatışmalar orta yolla çözülür..Aristoteles</description>
	<lastBuildDate>Mon, 26 Oct 2009 15:54:48 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>Mustafa Ajlan ABUDAK tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/11/18/ockhamlinin-usturasinda-paradigma-ve-tumevarim/#comment-1825</link>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan ABUDAK</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Jun 2008 10:02:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/11/18/ockhamlinin-usturasinda-paradigma-ve-tumevarim/#comment-1825</guid>
		<description>Geçenlerde makale içeriğinde bilimsel teorilerle ilgili bir makale okudum sayın Emre Aköz yazmış.Konumuz içeriği ile alaklı olduğundan burda vermeyi uygun buldum;

Cahile bir şeyi anlatmak kolaydır. Bilmediği için, olayın ABC&#039;sinden başlayıp adım adım öğretirsiniz.
&quot; Yarı cahil &quot; ile uğraşmak ise çok daha zordur. Çünkü konuyu bildiğini sandığından, abuk sabuk itirazlarla karşınıza çıkar.
Üstelik bunlar yaşını başını almış, çeşitli işlere girip çıkmış, hayatta az ya da çok başarı göstermiş, genellikle zeki insanlar olduğu için işiniz çok ama çok zordur. Çünkü ABC&#039;den başlamanız mümkün değildir.
Mesela bu tiplere &quot; Bilimsel teorinin kuruluş biçimini... Nasıl işlediğini... Hangi şartlarda o teoriden vazgeçildiğini &quot; anlatmak imkânsızdır.
Aslında bunları... Önce bir güzel falakaya yatırmak... Ardından da Karl Popper&#039;in &quot; Bilimsel Araştırmanın Mantığı &quot; (Yapı Kredi Yay.) adlı kitabını satır satır okutmak... Sonra anlayıp anlamadığını anlamak için sınava çekmek... Anlamadıysa bir daha okumasını sağlamak gerekir...
Ama pratikte böyle bir şey mümkün olmadığından, &quot; Ne halin varsa gör &quot; deyip geçmekten başka çareniz yoktur...

&lt;a href=&quot;http://arsiv.sabah.com.tr/2008/02/05/haber,C2C2EA66D2914504AED04D9B5CD391F3.html&quot; rel=&quot;nofollow&quot;&gt;Emre Aköz&#039;ün Metni&lt;/a&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Geçenlerde makale içeriğinde bilimsel teorilerle ilgili bir makale okudum sayın Emre Aköz yazmış.Konumuz içeriği ile alaklı olduğundan burda vermeyi uygun buldum;</p>
<p>Cahile bir şeyi anlatmak kolaydır. Bilmediği için, olayın ABC&#8217;sinden başlayıp adım adım öğretirsiniz.<br />
&#8221; Yarı cahil &#8221; ile uğraşmak ise çok daha zordur. Çünkü konuyu bildiğini sandığından, abuk sabuk itirazlarla karşınıza çıkar.<br />
Üstelik bunlar yaşını başını almış, çeşitli işlere girip çıkmış, hayatta az ya da çok başarı göstermiş, genellikle zeki insanlar olduğu için işiniz çok ama çok zordur. Çünkü ABC&#8217;den başlamanız mümkün değildir.<br />
Mesela bu tiplere &#8221; Bilimsel teorinin kuruluş biçimini&#8230; Nasıl işlediğini&#8230; Hangi şartlarda o teoriden vazgeçildiğini &#8221; anlatmak imkânsızdır.<br />
Aslında bunları&#8230; Önce bir güzel falakaya yatırmak&#8230; Ardından da Karl Popper&#8217;in &#8221; Bilimsel Araştırmanın Mantığı &#8221; (Yapı Kredi Yay.) adlı kitabını satır satır okutmak&#8230; Sonra anlayıp anlamadığını anlamak için sınava çekmek&#8230; Anlamadıysa bir daha okumasını sağlamak gerekir&#8230;<br />
Ama pratikte böyle bir şey mümkün olmadığından, &#8221; Ne halin varsa gör &#8221; deyip geçmekten başka çareniz yoktur&#8230;</p>
<p><a href="http://arsiv.sabah.com.tr/2008/02/05/haber,C2C2EA66D2914504AED04D9B5CD391F3.html" rel="nofollow">Emre Aköz&#8217;ün Metni</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa Ajlan ABUDAK tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/11/18/ockhamlinin-usturasinda-paradigma-ve-tumevarim/#comment-1593</link>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan ABUDAK</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Apr 2008 22:01:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/11/18/ockhamlinin-usturasinda-paradigma-ve-tumevarim/#comment-1593</guid>
		<description>Ciphertext-only attack: This is the situation where the attacker does not know anything about the contents of the message, and must work from ciphertext only. In practice it is quite often possible to make guesses about the plaintext, as many types of messages have fixed format headers. Even ordinary letters and documents begin in a very predictable way. For example, many classical attacks use frequency analysis of the ciphertext, however, this does not work well against modern ciphers.

http://www.ssh.com/support/cryptography/introduction/cryptanalysis.html


Geçte olsa sayın Da Vinci&#039;nin sualini cevaplamaya calışayım.(Konu hakkındaki bilgi eksikliğimi gidermek için  biraz araştırma yaptım daha sonrada birçok kere yazdığım makaleyi eleştiriler ışığında okudum.Üzerinden zaman geçince maalesef unutuldu.Tekrar okumalarımda gözüme çarptı.Şimdi cevaplamaya çalışayım.) 

Eğer benim kastım sadece A,T,G ... gibi DNA dizilimin enigma tipi şifre olduğu (Protein ve Enzimlerin öyle olduğunu düşünüyorum.Yanılıyorsam bilgilendirin.Bu tip kodlar kırıldıkça tıpta yeni tedavi yöntemleri bulunduğunu görüyoruz.Belkide bu benzetimin yanıltıcıdır.Öyleyse bilgilendirin.) yönünde ise kendisi son derece haklıdır.Buna son zamanlarda okuduğum  bir örneği vereyim ;

http://www.upmc.com/Communications/MediaRelations/NewsReleaseArchives/2008/March/YehRelease.htm

Bu makalede  analoji kullandığım şekil şudur;

&#039;&#039;İnsanlarda yaşamın temeli olan kimyasal reaksiyonları kontrol eden &lt;strong&gt;50 binden fazla enzim&lt;/strong&gt; vardır. &lt;em&gt;Bu enzimlerin oluşumuna yol açan ve görevleri ile alakalı detaylı bilgiyi içeren bu yapılar&lt;/em&gt; yaklaşık 3,2 milyar nükleotidden meydana gelir. Bu tip bir veri yığını iddia edildiği gibi şifrelenip (yani hangi dizinin tam olarak hangi enzimi ve proteini kodladığının bilinememesi) DNA içersine gömülmesi  ve bilginin organizasyonu sağlayacak şekilde yönlendirilmeden oluşturulması olasılıklar dâhilin de mümkün müdür? Bu iddiayı yönlendirilme/organizasyon ve şifre/deşifre konusunda herkesin anlayabileceği daha basit bir örnekle inceleyelim.&#039;&#039;

(Buradan sonra enigma örneğini veriyorum.)

Yukarıdaki açıklamada A,T,G.. nin şifre mi olduğu yoksa bu 3.2 milyar dizinlik harflerin kodladığı protein ve enzimlerin görevlerinin ne olduğundan (yeri ve içeriği) mı bahsediliyor? Yani tüm harflerin hangi enzimi yada proteini kodladığını bugün bilimsel olarak biliyormuyuz ? Eğer bilmiyorsak düz metin dediğimiz DNA yapısı (harf dizilimi olarak öyle) birşeyleri  kodluyor olmuyor mu? Bu bizim tarafımızdan tam olarak bilinemiyorsa  bu tip bir benzetim kurmak gerçeği tamamen çarpıtmak mı yoksa sürecin daha iyi anlaşılması için bir analoji olarak mı kullanılıyor?

Bu açıklamdan sonra metinde kasti bir hatam varsa lütfen bildirin. Bu kastım olmadığı için (fakat gösterilmesi takdirinde özür ve düzeltme yapılacaktır.)  makalenin &#039;&#039;gerçek ve merkez konusuna&#039;&#039; yönelik bir karşı yorum görebiliniyorsa yine yorumla katkıda bulunulsun.Teşekkürler..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ciphertext-only attack: This is the situation where the attacker does not know anything about the contents of the message, and must work from ciphertext only. In practice it is quite often possible to make guesses about the plaintext, as many types of messages have fixed format headers. Even ordinary letters and documents begin in a very predictable way. For example, many classical attacks use frequency analysis of the ciphertext, however, this does not work well against modern ciphers.</p>
<p><a href="http://www.ssh.com/support/cryptography/introduction/cryptanalysis.html" rel="nofollow">http://www.ssh.com/support/cryptography/introduction/cryptanalysis.html</a></p>
<p>Geçte olsa sayın Da Vinci&#8217;nin sualini cevaplamaya calışayım.(Konu hakkındaki bilgi eksikliğimi gidermek için  biraz araştırma yaptım daha sonrada birçok kere yazdığım makaleyi eleştiriler ışığında okudum.Üzerinden zaman geçince maalesef unutuldu.Tekrar okumalarımda gözüme çarptı.Şimdi cevaplamaya çalışayım.) </p>
<p>Eğer benim kastım sadece A,T,G &#8230; gibi DNA dizilimin enigma tipi şifre olduğu (Protein ve Enzimlerin öyle olduğunu düşünüyorum.Yanılıyorsam bilgilendirin.Bu tip kodlar kırıldıkça tıpta yeni tedavi yöntemleri bulunduğunu görüyoruz.Belkide bu benzetimin yanıltıcıdır.Öyleyse bilgilendirin.) yönünde ise kendisi son derece haklıdır.Buna son zamanlarda okuduğum  bir örneği vereyim ;</p>
<p><a href="http://www.upmc.com/Communications/MediaRelations/NewsReleaseArchives/2008/March/YehRelease.htm" rel="nofollow">http://www.upmc.com/Communications/MediaRelations/NewsReleaseArchives/2008/March/YehRelease.htm</a></p>
<p>Bu makalede  analoji kullandığım şekil şudur;</p>
<p>&#8221;İnsanlarda yaşamın temeli olan kimyasal reaksiyonları kontrol eden <strong>50 binden fazla enzim</strong> vardır. <em>Bu enzimlerin oluşumuna yol açan ve görevleri ile alakalı detaylı bilgiyi içeren bu yapılar</em> yaklaşık 3,2 milyar nükleotidden meydana gelir. Bu tip bir veri yığını iddia edildiği gibi şifrelenip (yani hangi dizinin tam olarak hangi enzimi ve proteini kodladığının bilinememesi) DNA içersine gömülmesi  ve bilginin organizasyonu sağlayacak şekilde yönlendirilmeden oluşturulması olasılıklar dâhilin de mümkün müdür? Bu iddiayı yönlendirilme/organizasyon ve şifre/deşifre konusunda herkesin anlayabileceği daha basit bir örnekle inceleyelim.&#8221;</p>
<p>(Buradan sonra enigma örneğini veriyorum.)</p>
<p>Yukarıdaki açıklamada A,T,G.. nin şifre mi olduğu yoksa bu 3.2 milyar dizinlik harflerin kodladığı protein ve enzimlerin görevlerinin ne olduğundan (yeri ve içeriği) mı bahsediliyor? Yani tüm harflerin hangi enzimi yada proteini kodladığını bugün bilimsel olarak biliyormuyuz ? Eğer bilmiyorsak düz metin dediğimiz DNA yapısı (harf dizilimi olarak öyle) birşeyleri  kodluyor olmuyor mu? Bu bizim tarafımızdan tam olarak bilinemiyorsa  bu tip bir benzetim kurmak gerçeği tamamen çarpıtmak mı yoksa sürecin daha iyi anlaşılması için bir analoji olarak mı kullanılıyor?</p>
<p>Bu açıklamdan sonra metinde kasti bir hatam varsa lütfen bildirin. Bu kastım olmadığı için (fakat gösterilmesi takdirinde özür ve düzeltme yapılacaktır.)  makalenin &#8221;gerçek ve merkez konusuna&#8221; yönelik bir karşı yorum görebiliniyorsa yine yorumla katkıda bulunulsun.Teşekkürler..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Da Vinci tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/11/18/ockhamlinin-usturasinda-paradigma-ve-tumevarim/#comment-1033</link>
		<dc:creator>Da Vinci</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Dec 2007 19:52:08 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/11/18/ockhamlinin-usturasinda-paradigma-ve-tumevarim/#comment-1033</guid>
		<description>Bunun cevabını &lt;a href=&quot;http://akillitasarim.wordpress.com/2007/11/18/ockhamlinin-usturasinda-paradigma-ve-tumevarim/#comment-760&quot; rel=&quot;nofollow&quot;&gt;yukardaki mesajımda&lt;/a&gt; vermiştim zaten. 2 hafta geçtikten sonra böyle bir cevap vermeniz ilginç. O cevapta kaynaklar yetmediyse iki link daha vereyim:

http://en.wiktionary.org/wiki/cryptography
http://en.wiktionary.org/wiki/cryptology

Kriptoloji, kriptografi ve kriptoanalizden oluşuyor. Kriptografi şifreleme işlemi olyor, kriptoanaliz ise şifreleri çözmekle ilgili çalışmalar oluyor. İlk mesajınızda kriptoloji ile kriptografi sanki tamamen ilgisiz şeylermiş gibi aklınız sıra benimle dalga geçiyordunuz şimdi ise nasıl bir noktaya geldiniz. 

Bir de şöyle birşey var. Beni yazıdaki ufak ve aslında önemsiz birşeyi (ki kesinlikle öyle değil) büyütmekle suçlarken bir kelime üzerinde bu kadar yaygara koparmanız çok komik. Kaldı ki benim kullandığım kelimenin yanlış olmadığı da ortada. Beni araştırmamakla suçlayıp kriptoloji ile kriptografiyi tamamen ilgisiz şeylermiş gibi göstermeye çalıştıktan sonra burada hangi yüzle tartışmaya devam ediyorsunuz anlamak mümkün değil. 

Bakın yukarda ne demiştim tekrarlayayım. Eğer buna verecek cevabınız varsa verin yoksa bu kriptoloji-kriptografi saçmalığına bir son verin artık. Yukarda şöyle demiştim:

-----------------------------------------------------------------
Burada size Wikipedia’nın &lt;a href=&quot;http://en.wikipedia.org/wiki/Cryptography&quot; rel=&quot;nofollow&quot;&gt;kriptografi&lt;/a&gt; ve &lt;a href=&quot;http://en.wikipedia.org/wiki/Encryption&quot; rel=&quot;nofollow&quot;&gt;şifreleme&lt;/a&gt; maddelerinden ufak bölümler aktarayım:
&lt;blockquote&gt;Until modern times, cryptography referred almost exclusively to encryption, the process of converting ordinary information (plaintext) into unintelligible gibberish (ie, ciphertext). Decryption is the reverse, moving from unintelligible ciphertext to plaintext. A cipher (or cypher) is a pair of algorithms which perform this encryption and the reversing decryption. The detailed operation of a cipher is controlled both by the algorithm and, in each instance, by a key. This is a secret parameter (ideally, known only to the communicants) for a specific message exchange context. Keys are important, as ciphers without variable keys are trivially breakable and therefore less than useful for most purposes.


In cryptography, encryption is the process of transforming information (referred to as plaintext) using an algorithm (called cipher) to make it unreadable to anyone except those possessing special knowledge, usually referred to as a key. The result of the process is encrypted information (in cryptography, referred to as ciphertext).&lt;/blockquote&gt;
Ben diyorum ki
&lt;blockquote&gt;information (plaintext) = DNA’daki dizilim&lt;/blockquote&gt;
Siz diyorsunuz ki
&lt;blockquote&gt;encrypted information (ciphertext) = DNA’daki dizilim&lt;/blockquote&gt;
Peki bu iddianızı destekleyen bilimsel delil nerede diyorum? Cevap yok. Bana gösterdiğiniz makalelerde geçen “şifre” kelimesi kriptografideki şifrelemeyle ilgisiz. Eğer Enigma örneğini verdiyseniz bu kriptografideki şifrelemeden bahsediyorsunuz demektir. Bunun bilimsel delilini göstermek sizin yükümlülüğünüz.
-----------------------------------------------------------------</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bunun cevabını <a href="http://akillitasarim.wordpress.com/2007/11/18/ockhamlinin-usturasinda-paradigma-ve-tumevarim/#comment-760" rel="nofollow">yukardaki mesajımda</a> vermiştim zaten. 2 hafta geçtikten sonra böyle bir cevap vermeniz ilginç. O cevapta kaynaklar yetmediyse iki link daha vereyim:</p>
<p><a href="http://en.wiktionary.org/wiki/cryptography" rel="nofollow">http://en.wiktionary.org/wiki/cryptography</a><br />
<a href="http://en.wiktionary.org/wiki/cryptology" rel="nofollow">http://en.wiktionary.org/wiki/cryptology</a></p>
<p>Kriptoloji, kriptografi ve kriptoanalizden oluşuyor. Kriptografi şifreleme işlemi olyor, kriptoanaliz ise şifreleri çözmekle ilgili çalışmalar oluyor. İlk mesajınızda kriptoloji ile kriptografi sanki tamamen ilgisiz şeylermiş gibi aklınız sıra benimle dalga geçiyordunuz şimdi ise nasıl bir noktaya geldiniz. </p>
<p>Bir de şöyle birşey var. Beni yazıdaki ufak ve aslında önemsiz birşeyi (ki kesinlikle öyle değil) büyütmekle suçlarken bir kelime üzerinde bu kadar yaygara koparmanız çok komik. Kaldı ki benim kullandığım kelimenin yanlış olmadığı da ortada. Beni araştırmamakla suçlayıp kriptoloji ile kriptografiyi tamamen ilgisiz şeylermiş gibi göstermeye çalıştıktan sonra burada hangi yüzle tartışmaya devam ediyorsunuz anlamak mümkün değil. </p>
<p>Bakın yukarda ne demiştim tekrarlayayım. Eğer buna verecek cevabınız varsa verin yoksa bu kriptoloji-kriptografi saçmalığına bir son verin artık. Yukarda şöyle demiştim:</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Burada size Wikipedia’nın <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Cryptography" rel="nofollow">kriptografi</a> ve <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Encryption" rel="nofollow">şifreleme</a> maddelerinden ufak bölümler aktarayım:</p>
<blockquote><p>Until modern times, cryptography referred almost exclusively to encryption, the process of converting ordinary information (plaintext) into unintelligible gibberish (ie, ciphertext). Decryption is the reverse, moving from unintelligible ciphertext to plaintext. A cipher (or cypher) is a pair of algorithms which perform this encryption and the reversing decryption. The detailed operation of a cipher is controlled both by the algorithm and, in each instance, by a key. This is a secret parameter (ideally, known only to the communicants) for a specific message exchange context. Keys are important, as ciphers without variable keys are trivially breakable and therefore less than useful for most purposes.</p>
<p>In cryptography, encryption is the process of transforming information (referred to as plaintext) using an algorithm (called cipher) to make it unreadable to anyone except those possessing special knowledge, usually referred to as a key. The result of the process is encrypted information (in cryptography, referred to as ciphertext).</p></blockquote>
<p>Ben diyorum ki</p>
<blockquote><p>information (plaintext) = DNA’daki dizilim</p></blockquote>
<p>Siz diyorsunuz ki</p>
<blockquote><p>encrypted information (ciphertext) = DNA’daki dizilim</p></blockquote>
<p>Peki bu iddianızı destekleyen bilimsel delil nerede diyorum? Cevap yok. Bana gösterdiğiniz makalelerde geçen “şifre” kelimesi kriptografideki şifrelemeyle ilgisiz. Eğer Enigma örneğini verdiyseniz bu kriptografideki şifrelemeden bahsediyorsunuz demektir. Bunun bilimsel delilini göstermek sizin yükümlülüğünüz.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>TasarımGerçeği tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/11/18/ockhamlinin-usturasinda-paradigma-ve-tumevarim/#comment-1012</link>
		<dc:creator>TasarımGerçeği</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Dec 2007 19:14:40 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/11/18/ockhamlinin-usturasinda-paradigma-ve-tumevarim/#comment-1012</guid>
		<description>&lt;b&gt;Kriptploji ve Kriptografi&lt;/b&gt;
&lt;b&gt;Kriptoloji&lt;/b&gt;
Kriptoloji, şifre bilimidir. Çeşitli iletilerin, yazıların belli bir sisteme göre şifrelenmesi, bu mesajların güvenlikli bir ortamda alıcıya iletilmesi ve iletilmiş mesajın deşifresiyle uğraşır.

&lt;b&gt;Kriptografi&lt;/b&gt;
Kriptografi, gizlilik, kimlik denetimi, bütünlük gibi bilgi güvenliği kavramlarını sağlamak için çalışan matematiksel yöntemler bütünüdür. Bu yöntemler, bir bilginin iletimi esnasında karşılaşılabilecek aktif ya da pasif ataklardan Gördğü bilgiyi -dolayısıyla bilgi ile beraber bilginin göndericisi ve alıcısını da- koruma amacı güderler.

Görüldüğü gibi kriptoloji kriptografiyle aynı değildir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kriptploji ve Kriptografi</b><br />
<b>Kriptoloji</b><br />
Kriptoloji, şifre bilimidir. Çeşitli iletilerin, yazıların belli bir sisteme göre şifrelenmesi, bu mesajların güvenlikli bir ortamda alıcıya iletilmesi ve iletilmiş mesajın deşifresiyle uğraşır.</p>
<p><b>Kriptografi</b><br />
Kriptografi, gizlilik, kimlik denetimi, bütünlük gibi bilgi güvenliği kavramlarını sağlamak için çalışan matematiksel yöntemler bütünüdür. Bu yöntemler, bir bilginin iletimi esnasında karşılaşılabilecek aktif ya da pasif ataklardan Gördğü bilgiyi -dolayısıyla bilgi ile beraber bilginin göndericisi ve alıcısını da- koruma amacı güderler.</p>
<p>Görüldüğü gibi kriptoloji kriptografiyle aynı değildir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa Ajlan ABUDAK tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/11/18/ockhamlinin-usturasinda-paradigma-ve-tumevarim/#comment-810</link>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan ABUDAK</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Dec 2007 20:09:59 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/11/18/ockhamlinin-usturasinda-paradigma-ve-tumevarim/#comment-810</guid>
		<description>Sayın Sinan Bey

Öncellikle yorumunuz için size gerçekten teşekkür ediyorum...

Söyleminiz genelleyici ve genellemeler, özelde &#039;&#039;genelde&#039;&#039; hatalı sonuçlar verir.Sizin sorununuz ve bence saplantınız, onca makale yorum ve yazıdan sonra benim sizin devamlı uğraştığınız türde yaratışlışcılardan biri olduğumu sanmanız.Benim Mike Gene, Jean Staune ve Michale Behe gibi evrimi savunan, ilk ortak ata fikrini benimseyen,Darwin mekanizmalarının kendisi ile değil sadece yeterlilikleri ile ilgili sorunu olan bir okur-yazar olduğumu anlayamamış olmanız, ısrarla yaratılışcı sınıfına sokmaya çalışmanız, bir çeşit indirgeme ve genelleyerek kategorize etme çabanız sizin iddia ettiğiniz zeka kapasitenize uygun bir hareket değildir.Bununda ne kadar manasız olduğunu blog alt başlığı ve içeriğine şöyle bir göz atan herkes anlayabilir.

Bu blogun içeriğinden  tutunda , Mustafa Akyoldaki tartışmalara değin hemen her metnimde hatta bu makalemdede &#039;&#039;Türlerin evrimi bilimsel bir gerçektir. Fakat kesin mekanizması hala bilinmiyor. &#039;&#039; dedim. Evrimin gerçekliğini burada ve her yerde savundum.Darwinin mekanizması olan Doğal seçilimin Mendel kalıtımının izinde  türlerin kendi iç taksonomilerindeki değişikleri (adaptasyon) açıkladığını ve bunun bilimsel bir gerçek olduğunu defalarca yazdım. Hatta daha sonra Yeni-Darwincilerin bu iki mekanizmaya eklediği mutasyonunda genoma bilgi ekleyebildiğini, bunun doğal seçilim tarafından seçilebildiğini ve kalıtsal olarak aktırılabildiğini tartışmanın beyhude olduğunuda yazı ve yorumlarımı samimice takip eden herkes anlayabilecektir.İtirazım türden türe geçiş gibi sizin gibilerin bir türlü açıklayamadığı ve altından kalkamadığı evrimsel gelişmelerin salt doğa içersinde kalınarak olasılık dahilinde açıklanması ihtimalinin son derece düşük (imkansız demekde sakınca görmüyorum) olduğudur.Aslen sorunum Darwinin kendisi ile de değildir, kraldan daha çok kralcılığı belirli bir amaç için güden sizin gibi insanlarla olan fikri sorunsalımı, kendime sordupum soruları ve aldığım cevapları herkesle kendi gerçek kimliğimle paylaşıyorum.Bu paylaşımdanda kendi adıma çok şey öğrendim.Evrim benim için en az sizin için olduğu kadar gerçektir aramızdaki temel fark ise sizinde detaylıca belirtiğiniz bakış açısı farkıdır.Bununda nedenlerini kendimce ortaya koymaktayım.

&#039;&#039; Ondan sonra insanlardan uzun uzun yazılara cevap vermesini bekliyorsunuz. Olasılık konusunda yanılıyorsunuz, olasılık nasıl ve hangi koşullarda o şekilde kullanılır bilimiyorsunuz. Backward-calculation ın klasik bir hata olduğunu bile bilmeden ona dayanan büyük laflar yapıyorsunuz. &#039;&#039;

Bunlarlada üzülerek görüyorum ki sizde Da Vinci&#039;nin Straw Man posizyonuna benzer bir yorum içeriğine düşmüşsünüz.Makale konusu hakkında gerçek detaylı bir cevap vereceğinize Straw man maddesindeki 3. maddeye tıpatıp uyan bir yaklaşımı yukarıda sergiliyorsunuz;

3.Presenting someone who defends a position poorly as the defender and then refuting that person’s arguments, thus giving the appearance that every upholder of that position, and thus the position itself, has been defeated.

Sizin söyleminizden kısa bazı alıntılar yapalım;

&#039;&#039;Usturayı yanlış kullanıyorsunuz Mustafa bey,Açıklanamayana atıfta bulunan şey Ockhamlı’nın usturasından geçmez. Ayrıca bu ustura pragmatiktir, ve bilimel bir kriter değildir pragmatik bir eğilim belirtmek için kullanılır.&#039;&#039;

&#039;&#039; Akıllı taarımın konumu bilimsel olarak gerçekten gülünçtür, karşılaştırma bile yapılamaz.Bu sitede ve başka yerlerde insanlar iyice ifşa etti artık kökenlerini,.. açık seçik meydandadır.&#039;&#039;

Daha sonra şöyle bir öneriniz olmuş;

&#039;&#039;ACABA bu kadar kelli felli profesör bu kadar basit birşeyi kaçırabiliyor mu diye bir sorun.&#039;&#039;

Sizinde doçent yada araştırma görevlisi olduğunuzu sanıyorum.Siz kendinizle çeşitli kereler övünerek Bohr enstitüsünde önemli projelerde çalışıtpınızdan bahsetmiştiniz gene yanılmıyorsam.(öyle ise kusura bakmayın) sizin gibi yüksek akademik ortamda bilimle iştigal eden biri bile bu blogtaki söylemin içeriğini onca makaleden (son yazı dahil) ve yorumdan sonra anlayamıyorsa ısrarla algılayamıyorsa bence o kadar profesörün daha karmaşık bir gerçeği kaçırma olasılığı çok daha büyüktür.

 Birde yorumunuzun ortasında;

&#039;&#039;Ayrıca mühendislik açıklama için kulanılan birşey değildir. Verili açıklamaları ugulayan bir disiplindir. &#039;&#039;Bilimsel bilgi elde etmek için kullanılmaz&#039;&#039;, bilimsel bilgiyi uygulamak içindir. Reverse-engineering bile deseniz sonuç değişmez.&#039;&#039;

Bende sizin gibi bildiğimden değil scholarda şöyle bir araştırma yaptım üretim iddianız üzere, şu başlıklı bir  makale buldum.Üretim süreçlerini belirleyen bilgi üretmede kullanılabiliyormuş. 

&#039;&#039; A Reverse Engineering and Redesign Methodology for Product Evolution&#039;&#039;

Tam metin; http://w3.ppd.chalmers.se/~fxa/Maskinkonstruktion/DTM1523.PDF

Scholar İngilizce aramada Reverse engineering in evolution dediğimde 152.000  sonuç elde ettim.Kimisi computer sciences kimisi moleküler biyoloji kimisi başka dallarda.Fakat aramadan gördüğüm şey, tersine mühendisliğin bazı konuların aydınlatılması ve anlaşılmasında evrim araştırmalarında kullanıldığıdır. Bilim insanlarınında bu tür çıkarımdan evrimsel süreçleri anlamak için epey faydalandığını düşünüyorum.

Biyolojik karmaşıklıkla tersine mühendisliğin işlendiği makale için;

http://www.sciencemag.org/cgi/content/abstract/sci;295/5560/1664

Yukarıdaki örneğe benzeyen birçok örneği isteyen bulabilir.

http://scholar.google.com.tr/scholar?hl=tr&amp;lr=&amp;q=reverse+engineering+in++evolution&amp;btnG=Ara

Son bölümde ise bir Darwinci olarak tabiri caiz ise jargon kullanarak döktürmüşsünüz ama bunu bile varsayımla yapmak ihtiyaçı hissetmişsiniz. Dawkinsin kullandığı gibi -cek -cak larla dolu doğmamış çoçuğa don biçilmiş bir yorum türü.Oldukça bilimsel gördüm sizi.Darwinciliğin (yada ateizmin) bilimsel &#039;&#039;ön görülebilirlik&#039;&#039; kriterini karşılaması bu şekilde oluyor sanırım.Zaman herşeyi gösterir derler bekleyim görelim...

 &#039;&#039;Bilgi herşeyi zamanla dönüştürüyor, sizde dönüşmeye devam edeceksiniz.&#039;&#039;

Evet bu konuda hem fikiriz. Hayatında dogmatizm olmayan insanlar gerçekten hayatın siyah-beyaz değil daha çok gri olduğunu görebiliyor. Nihayetinde aklın gösterdiği gerçekleri vicadanından geçirerek değişebiliyor , dönüşebiliyor.Fakat sizin gibi kendi felsefi inançını bilime alet etmeyi bilim adamlığından sayan ve Evrim= Darwinizm diyen bir zihnin değişimden söz etmesi ve bunun savunuculuğunu hala sıkı bir şiarla yapabilmesi büyük bir çelişki olarak ortada duruyor. Bilim bir anlamda değişmek, dönüşmektir evet bu dönüşüm çoktan başladı...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Sinan Bey</p>
<p>Öncellikle yorumunuz için size gerçekten teşekkür ediyorum&#8230;</p>
<p>Söyleminiz genelleyici ve genellemeler, özelde &#8221;genelde&#8221; hatalı sonuçlar verir.Sizin sorununuz ve bence saplantınız, onca makale yorum ve yazıdan sonra benim sizin devamlı uğraştığınız türde yaratışlışcılardan biri olduğumu sanmanız.Benim Mike Gene, Jean Staune ve Michale Behe gibi evrimi savunan, ilk ortak ata fikrini benimseyen,Darwin mekanizmalarının kendisi ile değil sadece yeterlilikleri ile ilgili sorunu olan bir okur-yazar olduğumu anlayamamış olmanız, ısrarla yaratılışcı sınıfına sokmaya çalışmanız, bir çeşit indirgeme ve genelleyerek kategorize etme çabanız sizin iddia ettiğiniz zeka kapasitenize uygun bir hareket değildir.Bununda ne kadar manasız olduğunu blog alt başlığı ve içeriğine şöyle bir göz atan herkes anlayabilir.</p>
<p>Bu blogun içeriğinden  tutunda , Mustafa Akyoldaki tartışmalara değin hemen her metnimde hatta bu makalemdede &#8221;Türlerin evrimi bilimsel bir gerçektir. Fakat kesin mekanizması hala bilinmiyor. &#8221; dedim. Evrimin gerçekliğini burada ve her yerde savundum.Darwinin mekanizması olan Doğal seçilimin Mendel kalıtımının izinde  türlerin kendi iç taksonomilerindeki değişikleri (adaptasyon) açıkladığını ve bunun bilimsel bir gerçek olduğunu defalarca yazdım. Hatta daha sonra Yeni-Darwincilerin bu iki mekanizmaya eklediği mutasyonunda genoma bilgi ekleyebildiğini, bunun doğal seçilim tarafından seçilebildiğini ve kalıtsal olarak aktırılabildiğini tartışmanın beyhude olduğunuda yazı ve yorumlarımı samimice takip eden herkes anlayabilecektir.İtirazım türden türe geçiş gibi sizin gibilerin bir türlü açıklayamadığı ve altından kalkamadığı evrimsel gelişmelerin salt doğa içersinde kalınarak olasılık dahilinde açıklanması ihtimalinin son derece düşük (imkansız demekde sakınca görmüyorum) olduğudur.Aslen sorunum Darwinin kendisi ile de değildir, kraldan daha çok kralcılığı belirli bir amaç için güden sizin gibi insanlarla olan fikri sorunsalımı, kendime sordupum soruları ve aldığım cevapları herkesle kendi gerçek kimliğimle paylaşıyorum.Bu paylaşımdanda kendi adıma çok şey öğrendim.Evrim benim için en az sizin için olduğu kadar gerçektir aramızdaki temel fark ise sizinde detaylıca belirtiğiniz bakış açısı farkıdır.Bununda nedenlerini kendimce ortaya koymaktayım.</p>
<p>&#8221; Ondan sonra insanlardan uzun uzun yazılara cevap vermesini bekliyorsunuz. Olasılık konusunda yanılıyorsunuz, olasılık nasıl ve hangi koşullarda o şekilde kullanılır bilimiyorsunuz. Backward-calculation ın klasik bir hata olduğunu bile bilmeden ona dayanan büyük laflar yapıyorsunuz. &#8221;</p>
<p>Bunlarlada üzülerek görüyorum ki sizde Da Vinci&#8217;nin Straw Man posizyonuna benzer bir yorum içeriğine düşmüşsünüz.Makale konusu hakkında gerçek detaylı bir cevap vereceğinize Straw man maddesindeki 3. maddeye tıpatıp uyan bir yaklaşımı yukarıda sergiliyorsunuz;</p>
<p>3.Presenting someone who defends a position poorly as the defender and then refuting that person’s arguments, thus giving the appearance that every upholder of that position, and thus the position itself, has been defeated.</p>
<p>Sizin söyleminizden kısa bazı alıntılar yapalım;</p>
<p>&#8221;Usturayı yanlış kullanıyorsunuz Mustafa bey,Açıklanamayana atıfta bulunan şey Ockhamlı’nın usturasından geçmez. Ayrıca bu ustura pragmatiktir, ve bilimel bir kriter değildir pragmatik bir eğilim belirtmek için kullanılır.&#8221;</p>
<p>&#8221; Akıllı taarımın konumu bilimsel olarak gerçekten gülünçtür, karşılaştırma bile yapılamaz.Bu sitede ve başka yerlerde insanlar iyice ifşa etti artık kökenlerini,.. açık seçik meydandadır.&#8221;</p>
<p>Daha sonra şöyle bir öneriniz olmuş;</p>
<p>&#8221;ACABA bu kadar kelli felli profesör bu kadar basit birşeyi kaçırabiliyor mu diye bir sorun.&#8221;</p>
<p>Sizinde doçent yada araştırma görevlisi olduğunuzu sanıyorum.Siz kendinizle çeşitli kereler övünerek Bohr enstitüsünde önemli projelerde çalışıtpınızdan bahsetmiştiniz gene yanılmıyorsam.(öyle ise kusura bakmayın) sizin gibi yüksek akademik ortamda bilimle iştigal eden biri bile bu blogtaki söylemin içeriğini onca makaleden (son yazı dahil) ve yorumdan sonra anlayamıyorsa ısrarla algılayamıyorsa bence o kadar profesörün daha karmaşık bir gerçeği kaçırma olasılığı çok daha büyüktür.</p>
<p> Birde yorumunuzun ortasında;</p>
<p>&#8221;Ayrıca mühendislik açıklama için kulanılan birşey değildir. Verili açıklamaları ugulayan bir disiplindir. &#8221;Bilimsel bilgi elde etmek için kullanılmaz&#8221;, bilimsel bilgiyi uygulamak içindir. Reverse-engineering bile deseniz sonuç değişmez.&#8221;</p>
<p>Bende sizin gibi bildiğimden değil scholarda şöyle bir araştırma yaptım üretim iddianız üzere, şu başlıklı bir  makale buldum.Üretim süreçlerini belirleyen bilgi üretmede kullanılabiliyormuş. </p>
<p>&#8221; A Reverse Engineering and Redesign Methodology for Product Evolution&#8221;</p>
<p>Tam metin; <a href="http://w3.ppd.chalmers.se/~fxa/Maskinkonstruktion/DTM1523.PDF" rel="nofollow">http://w3.ppd.chalmers.se/~fxa/Maskinkonstruktion/DTM1523.PDF</a></p>
<p>Scholar İngilizce aramada Reverse engineering in evolution dediğimde 152.000  sonuç elde ettim.Kimisi computer sciences kimisi moleküler biyoloji kimisi başka dallarda.Fakat aramadan gördüğüm şey, tersine mühendisliğin bazı konuların aydınlatılması ve anlaşılmasında evrim araştırmalarında kullanıldığıdır. Bilim insanlarınında bu tür çıkarımdan evrimsel süreçleri anlamak için epey faydalandığını düşünüyorum.</p>
<p>Biyolojik karmaşıklıkla tersine mühendisliğin işlendiği makale için;</p>
<p><a href="http://www.sciencemag.org/cgi/content/abstract/sci;295/5560/1664" rel="nofollow">http://www.sciencemag.org/cgi/content/abstract/sci;295/5560/1664</a></p>
<p>Yukarıdaki örneğe benzeyen birçok örneği isteyen bulabilir.</p>
<p><a href="http://scholar.google.com.tr/scholar?hl=tr&amp;lr=&amp;q=reverse+engineering+in++evolution&amp;btnG=Ara" rel="nofollow">http://scholar.google.com.tr/scholar?hl=tr&amp;lr=&amp;q=reverse+engineering+in++evolution&amp;btnG=Ara</a></p>
<p>Son bölümde ise bir Darwinci olarak tabiri caiz ise jargon kullanarak döktürmüşsünüz ama bunu bile varsayımla yapmak ihtiyaçı hissetmişsiniz. Dawkinsin kullandığı gibi -cek -cak larla dolu doğmamış çoçuğa don biçilmiş bir yorum türü.Oldukça bilimsel gördüm sizi.Darwinciliğin (yada ateizmin) bilimsel &#8221;ön görülebilirlik&#8221; kriterini karşılaması bu şekilde oluyor sanırım.Zaman herşeyi gösterir derler bekleyim görelim&#8230;</p>
<p> &#8221;Bilgi herşeyi zamanla dönüştürüyor, sizde dönüşmeye devam edeceksiniz.&#8221;</p>
<p>Evet bu konuda hem fikiriz. Hayatında dogmatizm olmayan insanlar gerçekten hayatın siyah-beyaz değil daha çok gri olduğunu görebiliyor. Nihayetinde aklın gösterdiği gerçekleri vicadanından geçirerek değişebiliyor , dönüşebiliyor.Fakat sizin gibi kendi felsefi inançını bilime alet etmeyi bilim adamlığından sayan ve Evrim= Darwinizm diyen bir zihnin değişimden söz etmesi ve bunun savunuculuğunu hala sıkı bir şiarla yapabilmesi büyük bir çelişki olarak ortada duruyor. Bilim bir anlamda değişmek, dönüşmektir evet bu dönüşüm çoktan başladı&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>sinan tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/11/18/ockhamlinin-usturasinda-paradigma-ve-tumevarim/#comment-809</link>
		<dc:creator>sinan</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Dec 2007 18:36:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/11/18/ockhamlinin-usturasinda-paradigma-ve-tumevarim/#comment-809</guid>
		<description>Usturayı yanlış kullanıyorsunuz Mustafa bey. Öyle kullanılmaz o. Öyle olsa daha az bilimsel makale hangi teori de ise o daha makbulbur gibi bir sonuçta çıkartabiliriz. Nasıl, hoşunuza giderdi değil mi :)
Açıklanamayana atıfta bulunan şey Ockhamlı’nın usturasından geçmez. Ayrıca bu ustura pragmatiktir, ve bilimel bir kriter değildir pragmatik bir eğilim belirtmek için kullanılır. Ve bütüncül teorilere kesinlikle uygulanmaz. Teoriler seviyesinde değil, hipotezler seviyesindedir, ve yapılan varsayımlara bakar. Evrim teori akıl almaz varsayımlar yapmıyor, doğanın sınırları içersinde açıklayabiliyor. Yaratılış/kıllı tasarım ise bilinmeyen bir tasarımcıya başvuruyor!? onra bunu açıklama eviyeine yükseltiyorsunuz. Böyle şey mi olur.
Evrim teorisi içinde yüzlerce farklı teori barındıran birşeydir, teorilerden oluşmuş kocaman ve tutarlı bir yumaktır. Bunun için bu seviyedeki birşeye, bu satten Ockhamlı’nın usturası demek abesle iştigal etmektir. Hadi alternatif güçlü, evrimin açıkladıklarını da açıklayan bir teori olsa da baksak.Öyle birşey bile yok.

Akıllı taarımın konumu bilimsel olarak gerçekten gülünçtür, karşılaştırma bile yapılamaz. Buna da dogmatizm diyeceksiniz tabi.  ATnin bilimsel olarak SIFIR olması başkasını nasıl dogmatik yapıyor onu da anlamış değilim.

Gerçek şu ki, evrim teorisi sayısız şeye el atmış ve açıklayıp duruyor. Akıllı Taarım ise hiçbirşey açıklamıyor, açıklanamaz şeylere yoruyor açık açık. Bu sitede ve başka yerlerde insanlar iyice ifşa etti artık kökenlerini,.. açık seçik meydandadır. Bence ruhuna el-fatiha çekip namazını kılınız. Hoşdu, eğlenceliydi, ama öldü. Hatta ölü doğdu, ancak 2-3 tane &quot;yorum&quot; makale üretebildi hiçbir sağlam yer tarafından tanınmayan. Bilim dünyaında bilimel anlamda yaprak bile kıpırdatamadı, tek birşeyi açıklayamadı.
Ayrıca mühendislik açıklama için kulanılan birşey değildir. Verili açıklamaları ugulayan bir disiplindir. Bilimsel bilgi elde etmek için kullanılmaz, bilimsel bilgiyi uygulamak içindir. Reverse-engineering bile deseniz sonuç değişmez.

Yukarıdaki yazınız diğer şeylerin bir tekrarı Mustafa bey. Nesine değinelim, size yazdıklarımızı anlamadan aynı şeyi tekrar ediyorsunuz. Bilimsel birşeye ideolojik deyip, kendi teorinize doğru diyorsunuz. Yahu öğrenin artık şunu, evrim teorisi ideolojik değildir. İdeolojik olsa Francis Colin nasıl hristiyan olup GEnom projesinin başında olabiliyor? Olasılık konuunda da tarihi yanılgınızı tekrar etmekten başka birşey yapmıyorsunuz. Bu iddianız çok büyük aslında ama farkında değiliniz. Bu bilgisayarları, interneti, HTTP yi, TCP/IP yi, yeni nesil ilaçları  yapanların hepsinin yanlış bildiğini, aptallık derecesinden basit birşeyi kaçırdığını iddia ediyorsunuz. KArşılığında ise tek bir sağlam bir çalışma, vs sunmuyorsunuz. Ondan sonra insanlardan uzun uzun yazılara cevap vermesini bekliyorsunuz. Olasılık konusunda yanılıyorsunuz, olasılık nasıl ve hangi koşullarda o şekilde kullanılır bilimiyorsunuz. Backward-calculation ın klasik bir hata olduğunu bile bilmeden ona dayanan büyük laflar yapıyorsunuz. BAkın otoriteye başvurmaktan hoşlanmam ama, şöyle bir iyilik edin kendinize ACABA deyin. ACABA bu kadar kelli felli profesör bu kadar basit birşeyi kaçırabiliyor mu diye bir sorun. Ve bunlar size gösterilecek Mustafa bey. Takır takır temelinde saf olasık ve   ortamın önceden belirlenmemiş baskısı sonucunda karmaşık apıların çıkabileceğini görmeye ömrünüz yetecek. Simulasyon ile DNA yı geliştirip fiziksel dünyada gerçek DNA ya dönüştürüp protein sentezlencek. Bu sefer tamamen kontrollü süreçlerde 3D fiziksel-simule bir ortamda rastgele mutayon ve imule edilen ortamın seleksiyonu ile seri üretim evrim yapacaklar. Bu efer bu olasılık hesaplarınız tuz-buz olurken ne diyeceksiniz? Nano makineler evrimleştirirken &quot;hile yapıyorsunuz&quot; mu diyecekiniz?
Bence ona da açıklama bulacaksınız, ortak atayı, maymunlarla ortak bir atadan geldiğimizi artık saçma sapan, kanıtları olan birşey olarak gördüğünüz gibi. Eskiden yaratılışcı olan bir müslümanın bu konuma gelmesi gerçekten düşük bir ihtimaldi,.. ama oldu ve oluyor, ve de olacak :) Bilgi herşeyi zamanla dönüştürüyor, sizde dönüşmeye devam edeceksiniz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Usturayı yanlış kullanıyorsunuz Mustafa bey. Öyle kullanılmaz o. Öyle olsa daha az bilimsel makale hangi teori de ise o daha makbulbur gibi bir sonuçta çıkartabiliriz. Nasıl, hoşunuza giderdi değil mi :)<br />
Açıklanamayana atıfta bulunan şey Ockhamlı’nın usturasından geçmez. Ayrıca bu ustura pragmatiktir, ve bilimel bir kriter değildir pragmatik bir eğilim belirtmek için kullanılır. Ve bütüncül teorilere kesinlikle uygulanmaz. Teoriler seviyesinde değil, hipotezler seviyesindedir, ve yapılan varsayımlara bakar. Evrim teori akıl almaz varsayımlar yapmıyor, doğanın sınırları içersinde açıklayabiliyor. Yaratılış/kıllı tasarım ise bilinmeyen bir tasarımcıya başvuruyor!? onra bunu açıklama eviyeine yükseltiyorsunuz. Böyle şey mi olur.<br />
Evrim teorisi içinde yüzlerce farklı teori barındıran birşeydir, teorilerden oluşmuş kocaman ve tutarlı bir yumaktır. Bunun için bu seviyedeki birşeye, bu satten Ockhamlı’nın usturası demek abesle iştigal etmektir. Hadi alternatif güçlü, evrimin açıkladıklarını da açıklayan bir teori olsa da baksak.Öyle birşey bile yok.</p>
<p>Akıllı taarımın konumu bilimsel olarak gerçekten gülünçtür, karşılaştırma bile yapılamaz. Buna da dogmatizm diyeceksiniz tabi.  ATnin bilimsel olarak SIFIR olması başkasını nasıl dogmatik yapıyor onu da anlamış değilim.</p>
<p>Gerçek şu ki, evrim teorisi sayısız şeye el atmış ve açıklayıp duruyor. Akıllı Taarım ise hiçbirşey açıklamıyor, açıklanamaz şeylere yoruyor açık açık. Bu sitede ve başka yerlerde insanlar iyice ifşa etti artık kökenlerini,.. açık seçik meydandadır. Bence ruhuna el-fatiha çekip namazını kılınız. Hoşdu, eğlenceliydi, ama öldü. Hatta ölü doğdu, ancak 2-3 tane &#8220;yorum&#8221; makale üretebildi hiçbir sağlam yer tarafından tanınmayan. Bilim dünyaında bilimel anlamda yaprak bile kıpırdatamadı, tek birşeyi açıklayamadı.<br />
Ayrıca mühendislik açıklama için kulanılan birşey değildir. Verili açıklamaları ugulayan bir disiplindir. Bilimsel bilgi elde etmek için kullanılmaz, bilimsel bilgiyi uygulamak içindir. Reverse-engineering bile deseniz sonuç değişmez.</p>
<p>Yukarıdaki yazınız diğer şeylerin bir tekrarı Mustafa bey. Nesine değinelim, size yazdıklarımızı anlamadan aynı şeyi tekrar ediyorsunuz. Bilimsel birşeye ideolojik deyip, kendi teorinize doğru diyorsunuz. Yahu öğrenin artık şunu, evrim teorisi ideolojik değildir. İdeolojik olsa Francis Colin nasıl hristiyan olup GEnom projesinin başında olabiliyor? Olasılık konuunda da tarihi yanılgınızı tekrar etmekten başka birşey yapmıyorsunuz. Bu iddianız çok büyük aslında ama farkında değiliniz. Bu bilgisayarları, interneti, HTTP yi, TCP/IP yi, yeni nesil ilaçları  yapanların hepsinin yanlış bildiğini, aptallık derecesinden basit birşeyi kaçırdığını iddia ediyorsunuz. KArşılığında ise tek bir sağlam bir çalışma, vs sunmuyorsunuz. Ondan sonra insanlardan uzun uzun yazılara cevap vermesini bekliyorsunuz. Olasılık konusunda yanılıyorsunuz, olasılık nasıl ve hangi koşullarda o şekilde kullanılır bilimiyorsunuz. Backward-calculation ın klasik bir hata olduğunu bile bilmeden ona dayanan büyük laflar yapıyorsunuz. BAkın otoriteye başvurmaktan hoşlanmam ama, şöyle bir iyilik edin kendinize ACABA deyin. ACABA bu kadar kelli felli profesör bu kadar basit birşeyi kaçırabiliyor mu diye bir sorun. Ve bunlar size gösterilecek Mustafa bey. Takır takır temelinde saf olasık ve   ortamın önceden belirlenmemiş baskısı sonucunda karmaşık apıların çıkabileceğini görmeye ömrünüz yetecek. Simulasyon ile DNA yı geliştirip fiziksel dünyada gerçek DNA ya dönüştürüp protein sentezlencek. Bu sefer tamamen kontrollü süreçlerde 3D fiziksel-simule bir ortamda rastgele mutayon ve imule edilen ortamın seleksiyonu ile seri üretim evrim yapacaklar. Bu efer bu olasılık hesaplarınız tuz-buz olurken ne diyeceksiniz? Nano makineler evrimleştirirken &#8220;hile yapıyorsunuz&#8221; mu diyecekiniz?<br />
Bence ona da açıklama bulacaksınız, ortak atayı, maymunlarla ortak bir atadan geldiğimizi artık saçma sapan, kanıtları olan birşey olarak gördüğünüz gibi. Eskiden yaratılışcı olan bir müslümanın bu konuma gelmesi gerçekten düşük bir ihtimaldi,.. ama oldu ve oluyor, ve de olacak :) Bilgi herşeyi zamanla dönüştürüyor, sizde dönüşmeye devam edeceksiniz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa Ajlan ABUDAK tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/11/18/ockhamlinin-usturasinda-paradigma-ve-tumevarim/#comment-805</link>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan ABUDAK</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Dec 2007 15:20:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/11/18/ockhamlinin-usturasinda-paradigma-ve-tumevarim/#comment-805</guid>
		<description>:)) Teşekkürler sayın Da vinci...

Bakın daha benzetmenin yani teşbihin Türkçedeki anlamını bile yadsıyorsunuz.Bunu açıkca yazdım.Ne amaçla kullanıldığınıda yazdım.DNA şifresi derken DNA 128 bit şifrelenmiştir demediğim açık! Şifrenin bir benzetme olarak karmaşıklığı ve organisazyonu belirttiği ortadadır.İnsanlık DNA&#039;yı  çözerken elinde hazır bir metni yoktu.İlk önce bizim için son derece karmaşık bir işti ve önemli derecede kaynak ve ekipman (süper bilgisayarlar ve bilim insanları ordusu) bu işe on yıllarını harcadı.İşte bu süreçe atfen bu şifreye benzetildi çünkü basit birkaç bitlik bir  şifrede bilindiği gibi anahtarı olmadan yeterince zor bir organisazyona sahiptir.  Sizin nasıl çarpık bir algılama insanı olduğunuzu gene kendiniz ele veriyorsunuz.Ben aşağıdaki metinde az önce yaptığım çıkarımlara aykırı bir durum göremiyorum.Siz kör saatçiye inanan halinizle  bunu başarabiliyorsunuz.

&#039;&#039;Darwinizm için DNA’daki süreçler ile yukarıdaki süreç arasında benzer &lt;strong&gt;bazı ilişkiler&lt;/strong&gt; vardır. Yukarıdaki süreç ile Darwinizm arasındaki önemli fark bugün &lt;strong&gt;DNA’daki şifreyi &lt;/strong&gt; (ki ne anlamda kullanıldığını söyledik yani akademik metinlerde ne manada kullanılıyorsa DNanın içersindeki bilginin karmaşıklığının altını çizmek için)çözmeye çalışan biz bilinçli varlıklara karşın Darwinizmin &lt;strong&gt;DNA’daki bilginin, diziliminin ve organizasyonunun &lt;/strong&gt;ihtimaller ve mutasyonun yukarıda bahsedilen son derece kısıtlı yetisi ile gerçekleşmiş olabileceğine olan inaçlarıdır.&#039;&#039;

DNA şifresinin Türkçe akademik metinlerdede benim kullandığım şekilde hatta benim kullandığım şeklin bile epey ötesinde sizin itirazınızı zorlayacak şekilde kullanıldığını önceki yorumlarda satır satır bağlantı bağlantı açıkladım.Ki iddianız bunun verdiğim bağlantılarda olmadığıydı.Kel düştü takke göründü...

 &#039;&#039;Ockhamlı’nın usturasında Tasarım mı yoksa Darwinizm mi, evrimi en az sayıda açıklayıcı ilke ve kabulle açıklayan teorilerdir?&#039;&#039; Bunun analoji ile doğrudan bir alakası yok daha çok makalenin &#039;&#039;&lt;strong&gt;tümü&lt;/strong&gt;&#039;&#039; ile alakası var.Açıklayıcı ilkelerden kasıtın Darwinizm için sadece mutasyon, doğal seçilim ve kalıtıma dayanan bir tripod olduğunu belirtikten sonra organisazyonla ilgili açıklama geliyor ve organisazyonun doğal süreçlerle olma olasılığının ne kadar olası olabileceğine bu benzetme ile değinildikten sonra (destekleyici söylem) bu soru soruluyor, yani Ockhamlı’nın usturası devreye giriyor.Aslında bunu tamamen çıkarsak bile anlamda herhangi bir değişiklik yaşanmaz.Ortada evrimi açıklamak için bir iddia olarak 3 ayaklı bir önerme ortaya koyan Darwinizm ile tersine mühendislik yöntemiyle açıklanabileceğini iddia eden Tasarım iddiası vardır. 

Straw man hususunda tartışmaya mahal bırakmayacak denli açık şekilde,madde madde ve  yorumlarınızdan alıntılarla sizin ne denli büyük bir &lt;strong&gt;STRAW MAN&lt;/strong&gt; olduğunuz satır satır ortaya konuldu. Elbette kendinizin bunu kabul edebilmesi olanaksız. Her zaman dediğimiz gibi bu konuda da okuyanlar, siteyi ziyaret edenler karar versin.

En kötüsüde sonda söylediğim hemen herşey es geçilmiş.Yine ortada Tümevarımla yada makalenin ana ekseniyle alakalı bir söylem görülemiyor.Aslında beklediğim gibi bir cevap aldım sizden sondada bunun işaretini vermiştim.Esas fanatikliğin, dogmatizmin kimin şiarı olduğunu açık açık gösterdiğiniz için tekrar teşekkür ederim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>:)) Teşekkürler sayın Da vinci&#8230;</p>
<p>Bakın daha benzetmenin yani teşbihin Türkçedeki anlamını bile yadsıyorsunuz.Bunu açıkca yazdım.Ne amaçla kullanıldığınıda yazdım.DNA şifresi derken DNA 128 bit şifrelenmiştir demediğim açık! Şifrenin bir benzetme olarak karmaşıklığı ve organisazyonu belirttiği ortadadır.İnsanlık DNA&#8217;yı  çözerken elinde hazır bir metni yoktu.İlk önce bizim için son derece karmaşık bir işti ve önemli derecede kaynak ve ekipman (süper bilgisayarlar ve bilim insanları ordusu) bu işe on yıllarını harcadı.İşte bu süreçe atfen bu şifreye benzetildi çünkü basit birkaç bitlik bir  şifrede bilindiği gibi anahtarı olmadan yeterince zor bir organisazyona sahiptir.  Sizin nasıl çarpık bir algılama insanı olduğunuzu gene kendiniz ele veriyorsunuz.Ben aşağıdaki metinde az önce yaptığım çıkarımlara aykırı bir durum göremiyorum.Siz kör saatçiye inanan halinizle  bunu başarabiliyorsunuz.</p>
<p>&#8221;Darwinizm için DNA’daki süreçler ile yukarıdaki süreç arasında benzer <strong>bazı ilişkiler</strong> vardır. Yukarıdaki süreç ile Darwinizm arasındaki önemli fark bugün <strong>DNA’daki şifreyi </strong> (ki ne anlamda kullanıldığını söyledik yani akademik metinlerde ne manada kullanılıyorsa DNanın içersindeki bilginin karmaşıklığının altını çizmek için)çözmeye çalışan biz bilinçli varlıklara karşın Darwinizmin <strong>DNA’daki bilginin, diziliminin ve organizasyonunun </strong>ihtimaller ve mutasyonun yukarıda bahsedilen son derece kısıtlı yetisi ile gerçekleşmiş olabileceğine olan inaçlarıdır.&#8221;</p>
<p>DNA şifresinin Türkçe akademik metinlerdede benim kullandığım şekilde hatta benim kullandığım şeklin bile epey ötesinde sizin itirazınızı zorlayacak şekilde kullanıldığını önceki yorumlarda satır satır bağlantı bağlantı açıkladım.Ki iddianız bunun verdiğim bağlantılarda olmadığıydı.Kel düştü takke göründü&#8230;</p>
<p> &#8221;Ockhamlı’nın usturasında Tasarım mı yoksa Darwinizm mi, evrimi en az sayıda açıklayıcı ilke ve kabulle açıklayan teorilerdir?&#8221; Bunun analoji ile doğrudan bir alakası yok daha çok makalenin &#8221;<strong>tümü</strong>&#8221; ile alakası var.Açıklayıcı ilkelerden kasıtın Darwinizm için sadece mutasyon, doğal seçilim ve kalıtıma dayanan bir tripod olduğunu belirtikten sonra organisazyonla ilgili açıklama geliyor ve organisazyonun doğal süreçlerle olma olasılığının ne kadar olası olabileceğine bu benzetme ile değinildikten sonra (destekleyici söylem) bu soru soruluyor, yani Ockhamlı’nın usturası devreye giriyor.Aslında bunu tamamen çıkarsak bile anlamda herhangi bir değişiklik yaşanmaz.Ortada evrimi açıklamak için bir iddia olarak 3 ayaklı bir önerme ortaya koyan Darwinizm ile tersine mühendislik yöntemiyle açıklanabileceğini iddia eden Tasarım iddiası vardır. </p>
<p>Straw man hususunda tartışmaya mahal bırakmayacak denli açık şekilde,madde madde ve  yorumlarınızdan alıntılarla sizin ne denli büyük bir <strong>STRAW MAN</strong> olduğunuz satır satır ortaya konuldu. Elbette kendinizin bunu kabul edebilmesi olanaksız. Her zaman dediğimiz gibi bu konuda da okuyanlar, siteyi ziyaret edenler karar versin.</p>
<p>En kötüsüde sonda söylediğim hemen herşey es geçilmiş.Yine ortada Tümevarımla yada makalenin ana ekseniyle alakalı bir söylem görülemiyor.Aslında beklediğim gibi bir cevap aldım sizden sondada bunun işaretini vermiştim.Esas fanatikliğin, dogmatizmin kimin şiarı olduğunu açık açık gösterdiğiniz için tekrar teşekkür ederim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Da Vinci tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/11/18/ockhamlinin-usturasinda-paradigma-ve-tumevarim/#comment-798</link>
		<dc:creator>Da Vinci</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Dec 2007 07:31:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/11/18/ockhamlinin-usturasinda-paradigma-ve-tumevarim/#comment-798</guid>
		<description>&lt;b&gt;@MAA&lt;/b&gt;
&lt;blockquote&gt;Ben kullanılan analojiyi örnek linkte verdiğim akademisyenlerinde kullandığı şekilde kullandım.&lt;/blockquote&gt;
Verdiğiniz hangi makalede kriptografideki şifreleme yani encryption&#039;dan bahsediliyor. Onların &quot;şifre&quot; kelimesini kullanılmış olması encryption&#039;dan bahsettiklerini mi gösteriyor size göre?
&lt;blockquote&gt;Sonuçta bir analoji bir benzetmedir gerçeğin kendisini değil onu anlamamız için gerekli olan akli çıkarımları kolaylaştırmayı amaçlar.Yani temel olarak benzetme, Sözü daha etkili ve gözle görünür kılmak amacıyla kullanılan bir mecaz türüdür. Bunu detayına girmek bile gereksiz.&lt;/blockquote&gt;
Size tavsiyem aşağıdaki linkleri incelemeniz.

http://en.wikipedia.org/wiki/Analogy
http://en.wikipedia.org/wiki/False_analogy

Anlamadığınız şey Enigma ile DNA arasında şifreleme konusunda bir benzerlik olmadığıdır. Verdiiğiniz örnek yanlış. Bunu dile getirmem size neden rahatsız etti. En başında &quot;tamam yanlış bir örnek vermişim&quot; diyebilirdiniz ama bunun yerine argümanınızı fanatikçe savundunuz. Şimdi ise gördüğüm kadarıyla farklı bir noktaya geliyorsunuz. Ama bence bunun için biraz geç oldu.
&lt;blockquote&gt;Varsayalım ki, sizin dediğiniz türde bir hata ortaya çıksın ve tamamen yanlış olsun.Bunun sonuçu ne olacaktır? Bir makalede işlediğim ana konuda yada tüme varım hakkında iddia ettiğim çarpıklığa zarar getirecek bir durumu söz konusu mu ? Hayır.Peki makalenin ana ekseni Bu benzetmemi yoksa bir paradigma olarak Darwinizm tümevarımla ve bunun bilimsel sonuçlarıyla olan ilişkisi mi? :)) Makaledeki ana öğeleri Karl Popper’ın söylemini ve ” Carl Hempel’in söylemini (Caner Beyin sizin gibilerin haliyeti ruhiyesi ile ilgili verdiği özlü açıklamayıda buna dahil edersek) es geçip makalenin özü olmayan bir analojiye bu kadar saldırmanın önemli bir nedeni olmalı diye düşünüyorum.&lt;/blockquote&gt;
Bu analoji yazının temel konusu olan Ockham&#039;ın usturası ile bağlantısını bakın yazınızda nasıl açıklamışsınız ve sonucunda nereye bağlamışsınız:
&lt;blockquote&gt;&lt;b&gt;MAA şöyle demiş:&lt;/b&gt;

Darwinizm için DNA’daki süreçler ile yukarıdaki süreç arasında benzer bazı ilişkiler vardır. Yukarıdaki süreç ile Darwinizm arasındaki önemli fark bugün DNA’daki şifreyi çözmeye çalışan biz bilinçli varlıklara karşın Darwinizmin DNA’daki bilginin, diziliminin ve organizasyonunun ihtimaller ve mutasyonun yukarıda bahsedilen son derece kısıtlı yetisi ile gerçekleşmiş olabileceğine olan inaçlarıdır. Yukarıda şifreyi yapan da şifreyi çözmeye çalışan da bilinçli varlıklardır. Sürece bu bilincin dolaylı katılımıyla yani sadece deneme-yanılma ve kontrol ile iştirak edilmektedir. Burada ayrıca şifreleme dizgesini çözmeyi değil mekanik süreçle şifre içeriğinin ortaya çıkarılmasının ne kadar ‘‘zaman” alacağı bahsi üzerinde durulmuştur. Bahsi geçen şifre de büyük olasılıkla 1 sayfa askeri metnin şifrelenmesinden ibarettir.

Oysa DNA’mızın içerisindeki bilgi yaklaşık 1 trilyon disk’lik bilgi içermektedir. Bir sayfalık şifrelenmiş bir metin bile anlam için bir bilince zorunlu olarak gerek duyuyorken, doğa içersinde bahsedilen bir trilyon disklik şifrelenmiş bilginin bir anlam yani canlılığa şekil verecek biçimde dizilimi ve derlenip şifrelenmesi, ayrıca deşifre edilebilmesi kör tesadüfün dinamik kuvvetlerince meydana getirilmesi mümkün müdür?  Ockhamlı’nın usturasında Tasarım mı yoksa Darwinizm mi, evrimi en az sayıda açıklayıcı ilke ve kabulle açıklayan teorilerdir? Bunlardan hangisi bilimsel olarak sonsuz varsayıma dayalı olandır ?&lt;/blockquote&gt;
Bunun üzerine kalkıp da bu analojinin yazınnı asıl konusuyla ilgisi olmayan, aslında çok da önemli olmayan bir analoji olduğunu ve bu konu üzerine bu kadar fazla gitmenin ardında başka nedneler olması gerektiği gibi garip sonuçlara varmak bana komik geliyor. Hatta daha da abartıp bu analojiyi out-of-context olarak görüp buna itirazı straw man olarak değerlendirmek daha da komik oluyor ve bence içinde bulunduğunuz çaresizliği daha net bir şekilde ortaya koyuyor. 

Straw man tanımlarına dayanarak benden yaptığınız alıntılar ise komik. Bu analojideki hatayı dile getirmemi straw man olarak değerlendirmeniz yanlış. Bakın size out-of-context alıntı nasıl yapılır bir örnek vereyim:
&lt;blockquote&gt;&lt;b&gt;Cemal Yıldırım şöyle demiş:&lt;/b&gt;

Bir kez bir olgu olarak evrimsel değişme çeşitli yollardan gözlenebilmektedir. Öyle olmasa bile, fosil ve canlı organizmaların gözlemsel özelliklerinde çıkarsanabilir bir olaydır, evrim. Sonra evrim düşüncesi bir hipotezden ileri bir kuram kimliği kazanmıştır; gözlem ve deney ürünü sayısız verilerle yoklanmış, doğrulanmış bir kuram! Yaratılışçılar bu sonuç karşısında kalınca ağız değiştirmekte, kuramın ispat edilmediğini ileri sürmektedirler. &lt;b&gt;Doğrudur, evrim kuramı ispat edilmemiştir.&lt;/b&gt; Ama bilimde hiçbir kuramın ispatı verilmez, verilemez! İspat, mantık ve matematik çalışmalarına özgü bir “doğrulama” türüdür; bir savı bilimde olduğu gibi olgulara giderek yoklamayı değil, doğruluğu varsayılan kimi ilkelerden mantıksal çıkarsamayla doğrulamayı gerektirir. Evrim kuramı, fizik, astronomi, kimya gibi bilim dallarındaki herhangi bir kuram gibi birtakım olgusal veri ve ilişkilere açıklama sağladığı, çok sayıda güvenilir kanıtlara dayandığı için ayakta durmaktadır; yoksa belli bir inanca dayandığı için değil!&lt;/blockquote&gt;
Burada koyu olarak işaretlediğim bölümü çekip olarak bakın Cemal Yıldırım böyle demiş demek out-of-context alıntı yapmaktır.

Benim yaptığımı out-of-context alıntı yapmak olarak göstermek veya sizin düşüncelerinizi yanlış aktarıyormuşum gibi göstermek veya sizin söylediklerinizi alıp değiştirerek kendi uydurduğum birşeyi çürütmeye çalışıyormuşum gibi göstermek veya düşüncelerinizi basite indirgeyerek onlara saldırıyormuşum gibi göstermek bence asıl straw man&#039;dir. 

Ben bunların hiçbirini yapmadım. Sizin yazınız içinde önemli bir yere sahip olan (neden önemli bir yerde olduğunu yukarda açıkladım) bir analojinin yanlışlığını gösterdim. Ayrıca eğer ilk mesajıma bakarsanız yazınızda sadece bu analojiyle ilgili bir itirazda bulunmadığımı da görürsünüz. İki önceki mesajımda kuzgun paradoksuyla ilgili görüşlerimi de belirttim. Yani tümevarımdan doğacak yanlışların evrim teorisine karşı bir argüman olarak kullanılamayacağıyla ilgili görüşlerimi de belirttim.

Bu arada Sinan beye tartışmaya kriptografi konusunda yaptığı katkıdan dolayı teşekkür ediyorum. Birşeyi sadece ben söyleyince nedense kabul edilmiyor ve ilginç bir fanatizmle karşı çıkılıyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><b>@MAA</b></p>
<blockquote><p>Ben kullanılan analojiyi örnek linkte verdiğim akademisyenlerinde kullandığı şekilde kullandım.</p></blockquote>
<p>Verdiğiniz hangi makalede kriptografideki şifreleme yani encryption&#8217;dan bahsediliyor. Onların &#8220;şifre&#8221; kelimesini kullanılmış olması encryption&#8217;dan bahsettiklerini mi gösteriyor size göre?</p>
<blockquote><p>Sonuçta bir analoji bir benzetmedir gerçeğin kendisini değil onu anlamamız için gerekli olan akli çıkarımları kolaylaştırmayı amaçlar.Yani temel olarak benzetme, Sözü daha etkili ve gözle görünür kılmak amacıyla kullanılan bir mecaz türüdür. Bunu detayına girmek bile gereksiz.</p></blockquote>
<p>Size tavsiyem aşağıdaki linkleri incelemeniz.</p>
<p><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Analogy" rel="nofollow">http://en.wikipedia.org/wiki/Analogy</a><br />
<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/False_analogy" rel="nofollow">http://en.wikipedia.org/wiki/False_analogy</a></p>
<p>Anlamadığınız şey Enigma ile DNA arasında şifreleme konusunda bir benzerlik olmadığıdır. Verdiiğiniz örnek yanlış. Bunu dile getirmem size neden rahatsız etti. En başında &#8220;tamam yanlış bir örnek vermişim&#8221; diyebilirdiniz ama bunun yerine argümanınızı fanatikçe savundunuz. Şimdi ise gördüğüm kadarıyla farklı bir noktaya geliyorsunuz. Ama bence bunun için biraz geç oldu.</p>
<blockquote><p>Varsayalım ki, sizin dediğiniz türde bir hata ortaya çıksın ve tamamen yanlış olsun.Bunun sonuçu ne olacaktır? Bir makalede işlediğim ana konuda yada tüme varım hakkında iddia ettiğim çarpıklığa zarar getirecek bir durumu söz konusu mu ? Hayır.Peki makalenin ana ekseni Bu benzetmemi yoksa bir paradigma olarak Darwinizm tümevarımla ve bunun bilimsel sonuçlarıyla olan ilişkisi mi? :)) Makaledeki ana öğeleri Karl Popper’ın söylemini ve ” Carl Hempel’in söylemini (Caner Beyin sizin gibilerin haliyeti ruhiyesi ile ilgili verdiği özlü açıklamayıda buna dahil edersek) es geçip makalenin özü olmayan bir analojiye bu kadar saldırmanın önemli bir nedeni olmalı diye düşünüyorum.</p></blockquote>
<p>Bu analoji yazının temel konusu olan Ockham&#8217;ın usturası ile bağlantısını bakın yazınızda nasıl açıklamışsınız ve sonucunda nereye bağlamışsınız:</p>
<blockquote><p><b>MAA şöyle demiş:</b></p>
<p>Darwinizm için DNA’daki süreçler ile yukarıdaki süreç arasında benzer bazı ilişkiler vardır. Yukarıdaki süreç ile Darwinizm arasındaki önemli fark bugün DNA’daki şifreyi çözmeye çalışan biz bilinçli varlıklara karşın Darwinizmin DNA’daki bilginin, diziliminin ve organizasyonunun ihtimaller ve mutasyonun yukarıda bahsedilen son derece kısıtlı yetisi ile gerçekleşmiş olabileceğine olan inaçlarıdır. Yukarıda şifreyi yapan da şifreyi çözmeye çalışan da bilinçli varlıklardır. Sürece bu bilincin dolaylı katılımıyla yani sadece deneme-yanılma ve kontrol ile iştirak edilmektedir. Burada ayrıca şifreleme dizgesini çözmeyi değil mekanik süreçle şifre içeriğinin ortaya çıkarılmasının ne kadar ‘‘zaman” alacağı bahsi üzerinde durulmuştur. Bahsi geçen şifre de büyük olasılıkla 1 sayfa askeri metnin şifrelenmesinden ibarettir.</p>
<p>Oysa DNA’mızın içerisindeki bilgi yaklaşık 1 trilyon disk’lik bilgi içermektedir. Bir sayfalık şifrelenmiş bir metin bile anlam için bir bilince zorunlu olarak gerek duyuyorken, doğa içersinde bahsedilen bir trilyon disklik şifrelenmiş bilginin bir anlam yani canlılığa şekil verecek biçimde dizilimi ve derlenip şifrelenmesi, ayrıca deşifre edilebilmesi kör tesadüfün dinamik kuvvetlerince meydana getirilmesi mümkün müdür?  Ockhamlı’nın usturasında Tasarım mı yoksa Darwinizm mi, evrimi en az sayıda açıklayıcı ilke ve kabulle açıklayan teorilerdir? Bunlardan hangisi bilimsel olarak sonsuz varsayıma dayalı olandır ?</p></blockquote>
<p>Bunun üzerine kalkıp da bu analojinin yazınnı asıl konusuyla ilgisi olmayan, aslında çok da önemli olmayan bir analoji olduğunu ve bu konu üzerine bu kadar fazla gitmenin ardında başka nedneler olması gerektiği gibi garip sonuçlara varmak bana komik geliyor. Hatta daha da abartıp bu analojiyi out-of-context olarak görüp buna itirazı straw man olarak değerlendirmek daha da komik oluyor ve bence içinde bulunduğunuz çaresizliği daha net bir şekilde ortaya koyuyor. </p>
<p>Straw man tanımlarına dayanarak benden yaptığınız alıntılar ise komik. Bu analojideki hatayı dile getirmemi straw man olarak değerlendirmeniz yanlış. Bakın size out-of-context alıntı nasıl yapılır bir örnek vereyim:</p>
<blockquote><p><b>Cemal Yıldırım şöyle demiş:</b></p>
<p>Bir kez bir olgu olarak evrimsel değişme çeşitli yollardan gözlenebilmektedir. Öyle olmasa bile, fosil ve canlı organizmaların gözlemsel özelliklerinde çıkarsanabilir bir olaydır, evrim. Sonra evrim düşüncesi bir hipotezden ileri bir kuram kimliği kazanmıştır; gözlem ve deney ürünü sayısız verilerle yoklanmış, doğrulanmış bir kuram! Yaratılışçılar bu sonuç karşısında kalınca ağız değiştirmekte, kuramın ispat edilmediğini ileri sürmektedirler. <b>Doğrudur, evrim kuramı ispat edilmemiştir.</b> Ama bilimde hiçbir kuramın ispatı verilmez, verilemez! İspat, mantık ve matematik çalışmalarına özgü bir “doğrulama” türüdür; bir savı bilimde olduğu gibi olgulara giderek yoklamayı değil, doğruluğu varsayılan kimi ilkelerden mantıksal çıkarsamayla doğrulamayı gerektirir. Evrim kuramı, fizik, astronomi, kimya gibi bilim dallarındaki herhangi bir kuram gibi birtakım olgusal veri ve ilişkilere açıklama sağladığı, çok sayıda güvenilir kanıtlara dayandığı için ayakta durmaktadır; yoksa belli bir inanca dayandığı için değil!</p></blockquote>
<p>Burada koyu olarak işaretlediğim bölümü çekip olarak bakın Cemal Yıldırım böyle demiş demek out-of-context alıntı yapmaktır.</p>
<p>Benim yaptığımı out-of-context alıntı yapmak olarak göstermek veya sizin düşüncelerinizi yanlış aktarıyormuşum gibi göstermek veya sizin söylediklerinizi alıp değiştirerek kendi uydurduğum birşeyi çürütmeye çalışıyormuşum gibi göstermek veya düşüncelerinizi basite indirgeyerek onlara saldırıyormuşum gibi göstermek bence asıl straw man&#8217;dir. </p>
<p>Ben bunların hiçbirini yapmadım. Sizin yazınız içinde önemli bir yere sahip olan (neden önemli bir yerde olduğunu yukarda açıkladım) bir analojinin yanlışlığını gösterdim. Ayrıca eğer ilk mesajıma bakarsanız yazınızda sadece bu analojiyle ilgili bir itirazda bulunmadığımı da görürsünüz. İki önceki mesajımda kuzgun paradoksuyla ilgili görüşlerimi de belirttim. Yani tümevarımdan doğacak yanlışların evrim teorisine karşı bir argüman olarak kullanılamayacağıyla ilgili görüşlerimi de belirttim.</p>
<p>Bu arada Sinan beye tartışmaya kriptografi konusunda yaptığı katkıdan dolayı teşekkür ediyorum. Birşeyi sadece ben söyleyince nedense kabul edilmiyor ve ilginç bir fanatizmle karşı çıkılıyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa Ajlan ABUDAK tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/11/18/ockhamlinin-usturasinda-paradigma-ve-tumevarim/#comment-785</link>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan ABUDAK</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Dec 2007 21:42:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/11/18/ockhamlinin-usturasinda-paradigma-ve-tumevarim/#comment-785</guid>
		<description>Sayın Sinan Bey ve acıklı insan Da vinci

Ben kullanılan analojiyi örnek linkte verdiğim akademisyenlerinde kullandığı şekilde kullandım.Sonuçta bir analoji bir benzetmedir gerçeğin kendisini değil onu anlamamız için gerekli olan akli çıkarımları kolaylaştırmayı amaçlar.Yani temel olarak benzetme, Sözü daha etkili ve gözle görünür kılmak amacıyla kullanılan bir mecaz türüdür. Bunu detayına girmek bile gereksiz.Fakat insanların algı dünyası çarpıksa mecbur kalıyoruz istemeden de olsa. Senin gözlerin deniz gibi masmavi demek gözlerin deniz demek midir ? Elbette hayır . Bir benzetmenin niteliği zayıfda olabilir kuvvetlide ama bu kullanımın benzetme işlevinden çıkmasını gerektirmez.Amaç anlamayı kolaylaştırmaktır.Burdada DNA&#039;nın ne kadar karmaşık ve kompleks bir yapı olduğunu ortaya koymak için kullanılmıştır.

 Varsayalım ki, sizin dediğiniz türde bir hata ortaya çıksın ve tamamen yanlış olsun.Bunun sonuçu ne olacaktır? Bir makalede işlediğim ana konuda yada tüme varım hakkında iddia ettiğim çarpıklığa zarar getirecek bir durumu söz konusu mu ? Hayır.Peki makalenin ana ekseni Bu benzetmemi yoksa bir paradigma olarak Darwinizm tümevarımla ve bunun bilimsel  sonuçlarıyla olan ilişkisi mi? :)) Makaledeki ana öğeleri Karl Popper&#039;ın söylemini ve ” Carl Hempel&#039;in söylemini (Caner Beyin sizin gibilerin haliyeti ruhiyesi ile ilgili verdiği özlü açıklamayıda buna dahil edersek) es geçip makalenin özü olmayan bir analojiye bu kadar saldırmanın önemli bir nedeni olmalı diye düşünüyorum.Bunun nedenin temelinde, siz Darwincilerin tartışmalarda sıklıkla baş vurduğunuz Straw man yöntemi yatıyor.Gelin Wikiden&lt;strong&gt; Straw Man&lt;/strong&gt; ney miş madde madde inceleyelim;http://en.wikipedia.org/wiki/Straw_man

&lt;strong&gt;1.Presenting a misrepresentation of the opponent&#039;s position and then refuting it, thus giving the appearance that the opponent&#039;s actual position has been refuted.&lt;/strong&gt;

Bu makalede benim posizyonum tümevarımla işleyen bir paradigmayı gene tümevarımın sağladığı verilerin geçerliliği ile eleştirmek.Sizin yaptığınız ise bunu anlamazdan gelerek sanki tüm makale belirli bir analojiye endeklenmişte biz onda bir hata yapıyormuşuz izlenimini doğurmaya çalışmak.Bu analojinin akademisyenlerce ne denli yaygın kullanıldığını da Türkçe akademik google dan linkledik.Bunun ardından şu  yorum geldi;

&#039;&#039;Mustafa beyin linkini verdiği makalelerin hiçbirinde “DNA şifresi” tabiri geçmiyor. Hepsinde “DNA” ve “şifresi” kelimeleri bir yerlerde geçiyor. Ama hiçbirinde “DNA şifresi” geçmiyor. Heralde link tıklayıp da bakma zahmetine girmediniz böyle birşey söylediğinize göre.&#039;&#039;

Bir önceki yorumda Türkçe verdiğimiz akademik linklerde detaylıca birçok örnekle bunun nasıl geçtiğinide gösterdik.:)) Bundan sonra yukardaki karşı yorumda söylem şu hali aldı;

&#039;&#039;Bunu İngilizce makalelerde arama yaparak rahatlıkla görebilirsiniz. Zaten şimdiye kadar çok gördüğünüzü düşünüyorum.)&#039;&#039;

&lt;strong&gt;2.Quoting an opponent&#039;s words out of context -- i.e., choosing quotations that are not representative of the opponent&#039;s actual intentions (see contextomy and quote mining).[2]&lt;/strong&gt;

Herhalde bunu açıklamaya bile gerek yok sanırım. Ana metnin ne olduğu ortada yani contex denilebilecek Da Vincinin deyimiyle contexin ortasında duran şey Tümevarım ve Paradigma.Oysa Da vincinin yorumlarının en başında beri sonda bir paragrafın içinde geçen DNA şifresini koskoca metne karşı yorum yazmak için kullandığını gözlemleyebiliriz öyle değil mi:))

&lt;strong&gt;3.Presenting someone who defends a position poorly as the defender and then refuting that person&#039;s arguments, thus giving the appearance that every upholder of that position, and thus the position itself, has been defeated.[1]
&lt;/strong&gt;
Bunu sadece bu konuda değil sayın Da vinci ve diğerleri her yorum içersinde az çok yapmaktalar.Tasarım Gerçeği ile Da vinci arasında kimin neyi bilip bilmediği konusundaki yaklaşımı ve bu blogta buna benzer birçok ifadeyi bulabilirsiniz.Üstün insanlar olarak bilimin her konusunda anlayan, anlayabilen sadece onlardır diğerleri yarım akılla bu işe teşebbüs ederek hadlerini aşmışlardır.Bu tartışmadan örnek vermek gerekirse Da vinci;

&#039;&#039;Hayır çok yanlış. Şifreleme çok farklı bir kavramdır. Eğer kriptografiyle biraz ilgilenmiş olsaydınız bunu anlardınız. Eğer bu konuda daha fazla konuşmak istiyorsanız lütfen kriptografiyle ilgili birşeyler okuyun ve öğrenin de ondan sonra iddialarda bulunun. &#039;&#039;

&lt;strong&gt;4.Inventing a fictitious persona with actions or beliefs that are criticized, such that the person represents a group of whom the speaker is critical.
&lt;/strong&gt;
Şu ana kadar bununla ilgili bir buluş daha gelmedi Da vinciden fakat sınırsız hayal ve olasılıkların mutlak gücünü bilen bizler için bunun çok uzak bir &#039;&#039;ihtimal&#039;&#039; olmadığını rahatlıkla düşünebiliriz.Sonuçta her ihtimal olasıdır...gerekliliklerin çoğu karşılanmışsa bu kadar çık kusur kadıdada olur derler..:))

&lt;strong&gt;5.Oversimplifying an opponent&#039;s argument into a simple analogy, which can then be attacked.&lt;/strong&gt;

2.madde ile bağlantılı bu son madde, dikkat edilirse esas öğelere bir cevap yok. Fakat sayın Da vinci  DNA şifresi benzetmesine saldırırken bunun üzerinden aralarda gene bir şeyler söylemeye çalışmış.DNa ve şifre benzetmesi temelde DNA nın ne kadar kompleks yani karmaşık bir yapı olduğunu anlatmak için kullanılmıştır.Daha öncede belirtiğim gibi bu aslında ana konu değil yan destekleyici bir açıklamadır.Fakat siz bunu bile çarpıtarak kendi tabirinizle DNA&#039;yı sıradan bir  düz metin yaparak sanki DNA&#039;nın doğal süreçlerle oluşması dünyanın en kolay işi izlenimini vermeye gayret ettiniz. Dileyenler bunun ne denli olası olduğunu Blogta yer alan ünlü Darwinci biliminsanı Robert Shapiro&#039;nun itirafname şeklindeki makalesinden öğrenebilirler.

&#039;&#039;Kuzgun paradoksuyla ilgili ne söylememi bekliyorsun? Bunun ne evrimle ne de evrim teorisiyle bir ilgisi yok. Hiçbir bilim adamı belli gözlemlere dayanarak evrensel genellemelere varmıyor. Gözlemsel verilere dayalı olarak oluşturulmuş bir teori var. Kimse bunun mutlak doğru olduğunu iddia etmiyor. Bu mevcut bilimsel veriler ışığında yapılan en doğru açıklamadır. Deneysel veriler evrim teorisi test etmek için kullanılıyor. Burada yanlış olan ne? Yani kimse siyah kuzgunlar gördüğü için tüm kuzgunlar siyahtır veya siyah olmayan şeyler kuzgun değildir gibi sonuçlara varmıyor. Kimse evrim teorisinin kesin, mutlak doğru olduğunu iddia etmiyor.&#039;&#039; 

..Bunu söyleyerek bugüne kadar yazdığınız tüm yorumlardaki düşüncenize ters düşüyorsunuz.Evrim ile Darwinizm ayrımını yaptığınızı düşünmek demek olan yukarıdaki yazınız gerçek bir itiraf mı yoksa diğer olası açıklamaların varlığı sadece sözde yada tartışmada argüman olarak mı geçerli sizin için? Bu siteyi ziyaret eden herkes sizin yorumlarınızı okuyarak bu sözlerinizin samimiyetsiz olduğunu test edebilir, gözlemleyebilir ve en nihayetinde samimiyetsizliğinizi kanıtlayabilir.


Yukarıda gördüğümüz gibi &lt;strong&gt;Straw Man&lt;/strong&gt; değilsiniz siz:))) Sizler yüce bilimsel insanlarsınız.Kullandığınız bilimsel yöntemin mantıksal ve bilimsel zayıflıklarını konu alan bir makalede bunları bırakıp ,halk ve akademisyenlerce kabul görmüş ve kullanılan bir analojiye saldırıp bunun üzerinden acziyetlerinizi sergiliyorsunuz.Yazık!! sonra utanmadan bir de yorumlarda bizlere hala aşağıdaki gibi seslenebiliyorsunuz;


&#039;&#039;Bu iddianızda bir değişiklik var mı diye merak ediyorum. Eğer bu konudaki düşüncenizde bir değişiklik yoksa size diyecek başka birşeyim olmadığını bilmenizi isterim&#039;&#039;


Şimdi bunu söyleyebilmek için ilk önce makaledeki ana öğelere cevap yazabilmeniz gerekli.İkincisi bundan da önce neden yapamayacağınızı ortaya koyan Caner Taslamın alıntısınada cevap verebilmeniz gerekli.Size burdan meydan okuyorum.Bunları gerçekleştirebilirseniz bu makalede yanıldığımı argümanlarımın tamamen hatalı olduğunu bildiren bir makaleyi yayınlayarak, sizlerden bu manada özür dileyeceğim.Neyi kabul edip etmeyeceğimi az çok belirlemek içinde şunları yeterli olacağını söyleyebilirim.Ana öğeler hakkında mantık örgüsünde yada yaklaşımlardaki bilimsel yöntem yanlışlıklarını ortaya koymanızı istiyorum.Ampirik önermeler yanlışlana bilirliğini kanıtlayabilirmiyiz ? Yoksa bu yanlışlanabilirliği muğlak sisli bir geleceğe transfer ederek kendimizi daha mı bilimsel hissedebiliriz? Bilimsel kriterler ve yöntemler açısından Darwnizmi madde madde savunursak sizin samimiyetinize inanabiliriz.

En nihayetinde bunu yapsanız bile sayın Da Vinci  değiştiremeyeceğiniz bir &#039;&#039;gerçek&#039;&#039; var oda &lt;strong&gt;STRAW MAN &lt;/strong&gt;kimliğiniz.Buda sizin ayrılmaz bir parçanız olduğu için çokda umutlanmamak gerekiyor..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Sinan Bey ve acıklı insan Da vinci</p>
<p>Ben kullanılan analojiyi örnek linkte verdiğim akademisyenlerinde kullandığı şekilde kullandım.Sonuçta bir analoji bir benzetmedir gerçeğin kendisini değil onu anlamamız için gerekli olan akli çıkarımları kolaylaştırmayı amaçlar.Yani temel olarak benzetme, Sözü daha etkili ve gözle görünür kılmak amacıyla kullanılan bir mecaz türüdür. Bunu detayına girmek bile gereksiz.Fakat insanların algı dünyası çarpıksa mecbur kalıyoruz istemeden de olsa. Senin gözlerin deniz gibi masmavi demek gözlerin deniz demek midir ? Elbette hayır . Bir benzetmenin niteliği zayıfda olabilir kuvvetlide ama bu kullanımın benzetme işlevinden çıkmasını gerektirmez.Amaç anlamayı kolaylaştırmaktır.Burdada DNA&#8217;nın ne kadar karmaşık ve kompleks bir yapı olduğunu ortaya koymak için kullanılmıştır.</p>
<p> Varsayalım ki, sizin dediğiniz türde bir hata ortaya çıksın ve tamamen yanlış olsun.Bunun sonuçu ne olacaktır? Bir makalede işlediğim ana konuda yada tüme varım hakkında iddia ettiğim çarpıklığa zarar getirecek bir durumu söz konusu mu ? Hayır.Peki makalenin ana ekseni Bu benzetmemi yoksa bir paradigma olarak Darwinizm tümevarımla ve bunun bilimsel  sonuçlarıyla olan ilişkisi mi? :)) Makaledeki ana öğeleri Karl Popper&#8217;ın söylemini ve ” Carl Hempel&#8217;in söylemini (Caner Beyin sizin gibilerin haliyeti ruhiyesi ile ilgili verdiği özlü açıklamayıda buna dahil edersek) es geçip makalenin özü olmayan bir analojiye bu kadar saldırmanın önemli bir nedeni olmalı diye düşünüyorum.Bunun nedenin temelinde, siz Darwincilerin tartışmalarda sıklıkla baş vurduğunuz Straw man yöntemi yatıyor.Gelin Wikiden<strong> Straw Man</strong> ney miş madde madde inceleyelim;http://en.wikipedia.org/wiki/Straw_man</p>
<p><strong>1.Presenting a misrepresentation of the opponent&#8217;s position and then refuting it, thus giving the appearance that the opponent&#8217;s actual position has been refuted.</strong></p>
<p>Bu makalede benim posizyonum tümevarımla işleyen bir paradigmayı gene tümevarımın sağladığı verilerin geçerliliği ile eleştirmek.Sizin yaptığınız ise bunu anlamazdan gelerek sanki tüm makale belirli bir analojiye endeklenmişte biz onda bir hata yapıyormuşuz izlenimini doğurmaya çalışmak.Bu analojinin akademisyenlerce ne denli yaygın kullanıldığını da Türkçe akademik google dan linkledik.Bunun ardından şu  yorum geldi;</p>
<p>&#8221;Mustafa beyin linkini verdiği makalelerin hiçbirinde “DNA şifresi” tabiri geçmiyor. Hepsinde “DNA” ve “şifresi” kelimeleri bir yerlerde geçiyor. Ama hiçbirinde “DNA şifresi” geçmiyor. Heralde link tıklayıp da bakma zahmetine girmediniz böyle birşey söylediğinize göre.&#8221;</p>
<p>Bir önceki yorumda Türkçe verdiğimiz akademik linklerde detaylıca birçok örnekle bunun nasıl geçtiğinide gösterdik.:)) Bundan sonra yukardaki karşı yorumda söylem şu hali aldı;</p>
<p>&#8221;Bunu İngilizce makalelerde arama yaparak rahatlıkla görebilirsiniz. Zaten şimdiye kadar çok gördüğünüzü düşünüyorum.)&#8221;</p>
<p><strong>2.Quoting an opponent&#8217;s words out of context &#8212; i.e., choosing quotations that are not representative of the opponent&#8217;s actual intentions (see contextomy and quote mining).[2]</strong></p>
<p>Herhalde bunu açıklamaya bile gerek yok sanırım. Ana metnin ne olduğu ortada yani contex denilebilecek Da Vincinin deyimiyle contexin ortasında duran şey Tümevarım ve Paradigma.Oysa Da vincinin yorumlarının en başında beri sonda bir paragrafın içinde geçen DNA şifresini koskoca metne karşı yorum yazmak için kullandığını gözlemleyebiliriz öyle değil mi:))</p>
<p><strong>3.Presenting someone who defends a position poorly as the defender and then refuting that person&#8217;s arguments, thus giving the appearance that every upholder of that position, and thus the position itself, has been defeated.[1]<br />
</strong><br />
Bunu sadece bu konuda değil sayın Da vinci ve diğerleri her yorum içersinde az çok yapmaktalar.Tasarım Gerçeği ile Da vinci arasında kimin neyi bilip bilmediği konusundaki yaklaşımı ve bu blogta buna benzer birçok ifadeyi bulabilirsiniz.Üstün insanlar olarak bilimin her konusunda anlayan, anlayabilen sadece onlardır diğerleri yarım akılla bu işe teşebbüs ederek hadlerini aşmışlardır.Bu tartışmadan örnek vermek gerekirse Da vinci;</p>
<p>&#8221;Hayır çok yanlış. Şifreleme çok farklı bir kavramdır. Eğer kriptografiyle biraz ilgilenmiş olsaydınız bunu anlardınız. Eğer bu konuda daha fazla konuşmak istiyorsanız lütfen kriptografiyle ilgili birşeyler okuyun ve öğrenin de ondan sonra iddialarda bulunun. &#8221;</p>
<p><strong>4.Inventing a fictitious persona with actions or beliefs that are criticized, such that the person represents a group of whom the speaker is critical.<br />
</strong><br />
Şu ana kadar bununla ilgili bir buluş daha gelmedi Da vinciden fakat sınırsız hayal ve olasılıkların mutlak gücünü bilen bizler için bunun çok uzak bir &#8221;ihtimal&#8221; olmadığını rahatlıkla düşünebiliriz.Sonuçta her ihtimal olasıdır&#8230;gerekliliklerin çoğu karşılanmışsa bu kadar çık kusur kadıdada olur derler..:))</p>
<p><strong>5.Oversimplifying an opponent&#8217;s argument into a simple analogy, which can then be attacked.</strong></p>
<p>2.madde ile bağlantılı bu son madde, dikkat edilirse esas öğelere bir cevap yok. Fakat sayın Da vinci  DNA şifresi benzetmesine saldırırken bunun üzerinden aralarda gene bir şeyler söylemeye çalışmış.DNa ve şifre benzetmesi temelde DNA nın ne kadar kompleks yani karmaşık bir yapı olduğunu anlatmak için kullanılmıştır.Daha öncede belirtiğim gibi bu aslında ana konu değil yan destekleyici bir açıklamadır.Fakat siz bunu bile çarpıtarak kendi tabirinizle DNA&#8217;yı sıradan bir  düz metin yaparak sanki DNA&#8217;nın doğal süreçlerle oluşması dünyanın en kolay işi izlenimini vermeye gayret ettiniz. Dileyenler bunun ne denli olası olduğunu Blogta yer alan ünlü Darwinci biliminsanı Robert Shapiro&#8217;nun itirafname şeklindeki makalesinden öğrenebilirler.</p>
<p>&#8221;Kuzgun paradoksuyla ilgili ne söylememi bekliyorsun? Bunun ne evrimle ne de evrim teorisiyle bir ilgisi yok. Hiçbir bilim adamı belli gözlemlere dayanarak evrensel genellemelere varmıyor. Gözlemsel verilere dayalı olarak oluşturulmuş bir teori var. Kimse bunun mutlak doğru olduğunu iddia etmiyor. Bu mevcut bilimsel veriler ışığında yapılan en doğru açıklamadır. Deneysel veriler evrim teorisi test etmek için kullanılıyor. Burada yanlış olan ne? Yani kimse siyah kuzgunlar gördüğü için tüm kuzgunlar siyahtır veya siyah olmayan şeyler kuzgun değildir gibi sonuçlara varmıyor. Kimse evrim teorisinin kesin, mutlak doğru olduğunu iddia etmiyor.&#8221; </p>
<p>..Bunu söyleyerek bugüne kadar yazdığınız tüm yorumlardaki düşüncenize ters düşüyorsunuz.Evrim ile Darwinizm ayrımını yaptığınızı düşünmek demek olan yukarıdaki yazınız gerçek bir itiraf mı yoksa diğer olası açıklamaların varlığı sadece sözde yada tartışmada argüman olarak mı geçerli sizin için? Bu siteyi ziyaret eden herkes sizin yorumlarınızı okuyarak bu sözlerinizin samimiyetsiz olduğunu test edebilir, gözlemleyebilir ve en nihayetinde samimiyetsizliğinizi kanıtlayabilir.</p>
<p>Yukarıda gördüğümüz gibi <strong>Straw Man</strong> değilsiniz siz:))) Sizler yüce bilimsel insanlarsınız.Kullandığınız bilimsel yöntemin mantıksal ve bilimsel zayıflıklarını konu alan bir makalede bunları bırakıp ,halk ve akademisyenlerce kabul görmüş ve kullanılan bir analojiye saldırıp bunun üzerinden acziyetlerinizi sergiliyorsunuz.Yazık!! sonra utanmadan bir de yorumlarda bizlere hala aşağıdaki gibi seslenebiliyorsunuz;</p>
<p>&#8221;Bu iddianızda bir değişiklik var mı diye merak ediyorum. Eğer bu konudaki düşüncenizde bir değişiklik yoksa size diyecek başka birşeyim olmadığını bilmenizi isterim&#8221;</p>
<p>Şimdi bunu söyleyebilmek için ilk önce makaledeki ana öğelere cevap yazabilmeniz gerekli.İkincisi bundan da önce neden yapamayacağınızı ortaya koyan Caner Taslamın alıntısınada cevap verebilmeniz gerekli.Size burdan meydan okuyorum.Bunları gerçekleştirebilirseniz bu makalede yanıldığımı argümanlarımın tamamen hatalı olduğunu bildiren bir makaleyi yayınlayarak, sizlerden bu manada özür dileyeceğim.Neyi kabul edip etmeyeceğimi az çok belirlemek içinde şunları yeterli olacağını söyleyebilirim.Ana öğeler hakkında mantık örgüsünde yada yaklaşımlardaki bilimsel yöntem yanlışlıklarını ortaya koymanızı istiyorum.Ampirik önermeler yanlışlana bilirliğini kanıtlayabilirmiyiz ? Yoksa bu yanlışlanabilirliği muğlak sisli bir geleceğe transfer ederek kendimizi daha mı bilimsel hissedebiliriz? Bilimsel kriterler ve yöntemler açısından Darwnizmi madde madde savunursak sizin samimiyetinize inanabiliriz.</p>
<p>En nihayetinde bunu yapsanız bile sayın Da Vinci  değiştiremeyeceğiniz bir &#8221;gerçek&#8221; var oda <strong>STRAW MAN </strong>kimliğiniz.Buda sizin ayrılmaz bir parçanız olduğu için çokda umutlanmamak gerekiyor..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Da Vinci tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/11/18/ockhamlinin-usturasinda-paradigma-ve-tumevarim/#comment-784</link>
		<dc:creator>Da Vinci</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Dec 2007 18:14:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/11/18/ockhamlinin-usturasinda-paradigma-ve-tumevarim/#comment-784</guid>
		<description>&lt;b&gt;@TasarımGerçeği&lt;/b&gt;
&lt;blockquote&gt;http://bilim-din.blogspot.com/2007/09/tanrnn-varln-gsteren-delil-var-m.html Şu linkteki tartışmalara bir bakıyoruz ve ne görüyoruz? Hiç de delilleri görünce fikir değiştirecek gibi gözük müyorsunuz.Aksine deliller sizi çok çok rahatsız etmiş ve kesin bir şekilde karşı çıkma çabası içindesiniz.Bir cevap veremeseniz bil anlamsız zırvalamaya başlamışsınız.İsteyenler bakabilirler linke.&lt;/blockquote&gt;
Siz bir veriye bakınca bunun tanrının varlığı için delil olarak görüyor olabilirsiniz ama bu o konuda doğru düşündüğünüzü göstemrez. Ben sizin delil olarak gördüğünüz şeyi neden delil olarak görmediğimi açıklıyorum. Elbette isteyen açıp bakabilir o linke. Hatta isteyen gelip orada tanrının varlığına delil olarak gördüğü verileri de sunabilir. O başlığı zaten bu amaçla açtım. İnsanlar gelsin ve hangi veirler ışında tanrıya inandıklarını açıklasınlar diye. Sizin delil olarak gördüğünüz şeyileri delil olarak kabul etmemem keyfi nedenlere dayanmıyor. Bunların açıklamasını yapıyorum. Tabi bunları zırva olarak görmenizi anlıyorum. Zaten benimle aynı sonuçlara varıyor olsaydınız tanrıya inanmazdınız. Benim nednelerimi kabullenmenizi beklemiyorum. Ben kendi nedenlerimi ortaya koyuyuorum. Bu kadar basit. Burada bir çelişki yok. Ben sizin delillerini görünce bir tasarımcı olması gerektiğine kanaat getiririm demedim. Bu delilleri benim görmem ve kabul etmem lazım veya bunların bilimsel olarak ortaya koyulmuş bazı gerçekler olması ve sonuçlarının bilinçli bir tasarımcıyı işaret ediyor olması lazım. Yoksa sizin delil olarak gördüğünüz ama bana göre temelsiz argümanlardan başka birşey olmayan şeyleri neden tasarımcının varlığına delil olarak kabul edeyim? Böyle saçma birşey yaparsam asıl kendimle çelişmiş olurum.

&lt;b&gt;@MAA&lt;/b&gt;
&lt;blockquote&gt;Size ”gerçekten” acıyorum…&lt;/blockquote&gt;
Duygularımızın karşılık olduğunu bilmenizi isterim. Size çok net olarak tek bir soru soracağım: &lt;b&gt;DNA&#039;daki dizilimin bir açık bilgi (information (plaintext)) mi olduğunu mu yoksa şifrelenmiş bilgi (encrypted information (ciphertext)) mi olduğunu iddia ediyorsunuz?&lt;/b&gt; 

Şimdiye kadar hep &quot;encrypted information&quot; (şifrelenmiş bilgi) olduğunu iddia ettiniz her ne kadar bunu destekleyecek bilimsel makale tabelime karşılık verememiş de olsanız (Türkçe makalelerde geçen &quot;şifre&quot; kelimesinin bununla uzaktan yakından ilgisi yok. Bunu İngilizce makalelerde arama yaparak rahatlıkla görebilirsiniz. Zaten şimdiye kadar çok gördüğünüzü düşünüyorum.). Bu iddianızda bir değişiklik var mı diye merak ediyorum. Eğer bu konudaki düşüncenizde bir değişiklik yoksa size diyecek başka birşeyim olmadığını bilmenizi isterim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><b>@TasarımGerçeği</b></p>
<blockquote><p><a href="http://bilim-din.blogspot.com/2007/09/tanrnn-varln-gsteren-delil-var-m.html" rel="nofollow">http://bilim-din.blogspot.com/2007/09/tanrnn-varln-gsteren-delil-var-m.html</a> Şu linkteki tartışmalara bir bakıyoruz ve ne görüyoruz? Hiç de delilleri görünce fikir değiştirecek gibi gözük müyorsunuz.Aksine deliller sizi çok çok rahatsız etmiş ve kesin bir şekilde karşı çıkma çabası içindesiniz.Bir cevap veremeseniz bil anlamsız zırvalamaya başlamışsınız.İsteyenler bakabilirler linke.</p></blockquote>
<p>Siz bir veriye bakınca bunun tanrının varlığı için delil olarak görüyor olabilirsiniz ama bu o konuda doğru düşündüğünüzü göstemrez. Ben sizin delil olarak gördüğünüz şeyi neden delil olarak görmediğimi açıklıyorum. Elbette isteyen açıp bakabilir o linke. Hatta isteyen gelip orada tanrının varlığına delil olarak gördüğü verileri de sunabilir. O başlığı zaten bu amaçla açtım. İnsanlar gelsin ve hangi veirler ışında tanrıya inandıklarını açıklasınlar diye. Sizin delil olarak gördüğünüz şeyileri delil olarak kabul etmemem keyfi nedenlere dayanmıyor. Bunların açıklamasını yapıyorum. Tabi bunları zırva olarak görmenizi anlıyorum. Zaten benimle aynı sonuçlara varıyor olsaydınız tanrıya inanmazdınız. Benim nednelerimi kabullenmenizi beklemiyorum. Ben kendi nedenlerimi ortaya koyuyuorum. Bu kadar basit. Burada bir çelişki yok. Ben sizin delillerini görünce bir tasarımcı olması gerektiğine kanaat getiririm demedim. Bu delilleri benim görmem ve kabul etmem lazım veya bunların bilimsel olarak ortaya koyulmuş bazı gerçekler olması ve sonuçlarının bilinçli bir tasarımcıyı işaret ediyor olması lazım. Yoksa sizin delil olarak gördüğünüz ama bana göre temelsiz argümanlardan başka birşey olmayan şeyleri neden tasarımcının varlığına delil olarak kabul edeyim? Böyle saçma birşey yaparsam asıl kendimle çelişmiş olurum.</p>
<p><b>@MAA</b></p>
<blockquote><p>Size ”gerçekten” acıyorum…</p></blockquote>
<p>Duygularımızın karşılık olduğunu bilmenizi isterim. Size çok net olarak tek bir soru soracağım: <b>DNA&#8217;daki dizilimin bir açık bilgi (information (plaintext)) mi olduğunu mu yoksa şifrelenmiş bilgi (encrypted information (ciphertext)) mi olduğunu iddia ediyorsunuz?</b> </p>
<p>Şimdiye kadar hep &#8220;encrypted information&#8221; (şifrelenmiş bilgi) olduğunu iddia ettiniz her ne kadar bunu destekleyecek bilimsel makale tabelime karşılık verememiş de olsanız (Türkçe makalelerde geçen &#8220;şifre&#8221; kelimesinin bununla uzaktan yakından ilgisi yok. Bunu İngilizce makalelerde arama yaparak rahatlıkla görebilirsiniz. Zaten şimdiye kadar çok gördüğünüzü düşünüyorum.). Bu iddianızda bir değişiklik var mı diye merak ediyorum. Eğer bu konudaki düşüncenizde bir değişiklik yoksa size diyecek başka birşeyim olmadığını bilmenizi isterim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
