<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
		>
<channel>
	<title>Darwin yada Tasarım yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://akillitasarim.wordpress.com/2007/09/14/darwin-yada-tasarim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/09/14/darwin-yada-tasarim/</link>
	<description>..Tüm büyük çatışmalar orta yolla çözülür..Aristoteles</description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Nov 2009 13:19:37 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>rainbow tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/09/14/darwin-yada-tasarim/#comment-2005</link>
		<dc:creator>rainbow</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jun 2009 13:54:47 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/09/14/darwin-yada-tasarim/#comment-2005</guid>
		<description>Sanırım anladım, mutasyonlar sadece tetikleyici olarak varlar, sonrasındaki dengeleme çabası ile de yeni özellikler ve işlevlerin oluşması mümkün olabiliyor. Teşekkürler, yanlış anlamış olabilirim, düzeltirseniz sevinirim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sanırım anladım, mutasyonlar sadece tetikleyici olarak varlar, sonrasındaki dengeleme çabası ile de yeni özellikler ve işlevlerin oluşması mümkün olabiliyor. Teşekkürler, yanlış anlamış olabilirim, düzeltirseniz sevinirim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa Ajlan ABUDAK tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/09/14/darwin-yada-tasarim/#comment-2000</link>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan ABUDAK</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2009 20:48:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/09/14/darwin-yada-tasarim/#comment-2000</guid>
		<description>tam olarak doğru anlamışsın diyemeyeceğim. Fakat genel olarak kastedilen manayı kavramışsınız.

Şimdi bir mutasyon sonucu stabilite kaybolursa sistem yeniden kendini dengeye getirmek için çabalar, yani oluşan probleme çözüm aranır.Fakat burada mutasyon sadece çevre sonucu oluşup, uyuma zorlayan yada şans eseri uyumu artırıp doğal seçilimce seçilen bir tür uygunluk artırıcı değil sadece tetikleyicidir. Herhangi bir sebepten oluşabilir (çevreden bağımsız yada bağımlıda olabilir) sistem bu dengesizliğe yanıtı son derece hassas (bir aminoasitlik farklılığın(+-) genelde işlevsizlik getireceği protein dünyasında) protein yapılarını kendi görevleri dışında tek olarak bir görev üstlenmesi ya da çok daha şaşırtıcı olanı iki yada daha çok proteinin birleşerek bir üst düzey karmaşık görevi yerine getirmesidir. (mutasyon sonucu zarar gören yapı gerine onun yerine geçen bir sistem mesela) Bunun evrimsel patikalarda bir yada birkaç kez rastlantısal zorunluluklardan kaynaklanması çok olasıdır.Fakat The Design Matrix (Mike Gene) kitabında detaylıca açıklandığı gibi 2007 yılı başlarında bu tip işlev sergileyen protein yapılarının bilinen sayısı 56 idi.Demek ki genom kendi içersindeki yazılımdan acil durumlarda dengeyi muhafaza edebilmek ve yaşamı sürdürebilmek için çözüm üretebilmektedir.Buda ancak bir tasarımcını belli bir iskelet kurup ilerki aşamlarda gerekli olabilecek ek mekanizmaların oluşturulmasını önceden planlamasıyla mümkün olabilir.Bununda felsefi çıkarımla alakası yoktur.

Mike Gene konuya bir makalesinde şöyle açıklık getirmiştir;

Bu yapılar evrimsel patikalardadiğer tüm yapılardan çok daha fazla tasarım çıkarımını bilimsel olarak delillendirmektedir.Bunlara kısaca PREPA (the present explains the past) yani bugünün geçmişi açıklamasını ortaya koyan yapılar diyebiliriz. PREPA eski atalarımızın alışılmadık ya da tuhaf özelliklerinin bugünün içeriğinden bakıldığında daha anlamlı hale gelmesini sağlayan öngörü ipuçlarıdır. PREPA’yı potansiyel olarak somutlaştıran ve sonuç veren genel kavramdır.

Evrim belirgin bir şekilde gerçek biyotik özelliklerce yürütülecekti. Mademki tasarımın kendisi biyotik olacaktı, öyleyse evrimde biyolojik bir sürece benzeyecekti, böylece tasarım bu tip bir evrimle daha çok ilişkilendirilebilecekti. Bir başka deyişle, eğer evrim tamamen çevredeki yıkıcı süreçlerin zeminine karşı daha büyük uyum sağlıyor diye oluşmakta olan rastlantısal olayların bir işlevi olsaydı, geleceği bugünden tasarlama kabiliyetini evrimsel kirlilik tarafından süratle önlenecekti. Fakat evrim için güçlü ve temel bir birleşen varsa, tasarımlar bu evrimsel kirliliğe (noise) karşı korunur.

Bunu kanıtlayan bazı bilimsel makaleler bu yazımda linklenmiştir;

http://akillitasarim.wordpress.com/2008/12/03/onden-yuklemeli-evrim-beklentileri/#more-286

Bu patikaları evrimin (Darwinizm) sergilemesine gerek yoktu. Fakat bunlar varlar ve önden yüklemeli evrimin inandırıcılığını oldukça kuvvetlendirmektedirler. Tüm bunlardan var olmasa, önden yüklemeli evrim çok zayıf bir hipotez olacaktı…

</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>tam olarak doğru anlamışsın diyemeyeceğim. Fakat genel olarak kastedilen manayı kavramışsınız.</p>
<p>Şimdi bir mutasyon sonucu stabilite kaybolursa sistem yeniden kendini dengeye getirmek için çabalar, yani oluşan probleme çözüm aranır.Fakat burada mutasyon sadece çevre sonucu oluşup, uyuma zorlayan yada şans eseri uyumu artırıp doğal seçilimce seçilen bir tür uygunluk artırıcı değil sadece tetikleyicidir. Herhangi bir sebepten oluşabilir (çevreden bağımsız yada bağımlıda olabilir) sistem bu dengesizliğe yanıtı son derece hassas (bir aminoasitlik farklılığın(+-) genelde işlevsizlik getireceği protein dünyasında) protein yapılarını kendi görevleri dışında tek olarak bir görev üstlenmesi ya da çok daha şaşırtıcı olanı iki yada daha çok proteinin birleşerek bir üst düzey karmaşık görevi yerine getirmesidir. (mutasyon sonucu zarar gören yapı gerine onun yerine geçen bir sistem mesela) Bunun evrimsel patikalarda bir yada birkaç kez rastlantısal zorunluluklardan kaynaklanması çok olasıdır.Fakat The Design Matrix (Mike Gene) kitabında detaylıca açıklandığı gibi 2007 yılı başlarında bu tip işlev sergileyen protein yapılarının bilinen sayısı 56 idi.Demek ki genom kendi içersindeki yazılımdan acil durumlarda dengeyi muhafaza edebilmek ve yaşamı sürdürebilmek için çözüm üretebilmektedir.Buda ancak bir tasarımcını belli bir iskelet kurup ilerki aşamlarda gerekli olabilecek ek mekanizmaların oluşturulmasını önceden planlamasıyla mümkün olabilir.Bununda felsefi çıkarımla alakası yoktur.</p>
<p>Mike Gene konuya bir makalesinde şöyle açıklık getirmiştir;</p>
<p>Bu yapılar evrimsel patikalardadiğer tüm yapılardan çok daha fazla tasarım çıkarımını bilimsel olarak delillendirmektedir.Bunlara kısaca PREPA (the present explains the past) yani bugünün geçmişi açıklamasını ortaya koyan yapılar diyebiliriz. PREPA eski atalarımızın alışılmadık ya da tuhaf özelliklerinin bugünün içeriğinden bakıldığında daha anlamlı hale gelmesini sağlayan öngörü ipuçlarıdır. PREPA’yı potansiyel olarak somutlaştıran ve sonuç veren genel kavramdır.</p>
<p>Evrim belirgin bir şekilde gerçek biyotik özelliklerce yürütülecekti. Mademki tasarımın kendisi biyotik olacaktı, öyleyse evrimde biyolojik bir sürece benzeyecekti, böylece tasarım bu tip bir evrimle daha çok ilişkilendirilebilecekti. Bir başka deyişle, eğer evrim tamamen çevredeki yıkıcı süreçlerin zeminine karşı daha büyük uyum sağlıyor diye oluşmakta olan rastlantısal olayların bir işlevi olsaydı, geleceği bugünden tasarlama kabiliyetini evrimsel kirlilik tarafından süratle önlenecekti. Fakat evrim için güçlü ve temel bir birleşen varsa, tasarımlar bu evrimsel kirliliğe (noise) karşı korunur.</p>
<p>Bunu kanıtlayan bazı bilimsel makaleler bu yazımda linklenmiştir;</p>
<p><a href="http://akillitasarim.wordpress.com/2008/12/03/onden-yuklemeli-evrim-beklentileri/#more-286" rel="nofollow">http://akillitasarim.wordpress.com/2008/12/03/onden-yuklemeli-evrim-beklentileri/#more-286</a></p>
<p>Bu patikaları evrimin (Darwinizm) sergilemesine gerek yoktu. Fakat bunlar varlar ve önden yüklemeli evrimin inandırıcılığını oldukça kuvvetlendirmektedirler. Tüm bunlardan var olmasa, önden yüklemeli evrim çok zayıf bir hipotez olacaktı…</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>rainbow tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/09/14/darwin-yada-tasarim/#comment-1999</link>
		<dc:creator>rainbow</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2009 19:59:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/09/14/darwin-yada-tasarim/#comment-1999</guid>
		<description>Mustafa Bey, şöyle bir ifadeniz var:

&quot;Öyleyse ister istemez evrimin dışardan mutasyonun katkısıyla seçilmiş bir yapının işlerliğini kullanmadan , organizmanın kendi bilgi yapısı içersinde halihazırda var olan yapıların sanki ilerde ortaya çıkabilecek bir görev için önceden planlanmış bir şekilde var olduğu ve evrim için gereken kritik dönemeçe gelindiğinde birleşerek kritik görevi yerine getirecek proteini oluşturup hayatta kalmayı sağladığını görüyoruz.&quot;

Burada hiçbir mutasyon olmadan sadece protein dizilimlerinin yeni kombinasyonları ile yeni işlevler yaratılabilineceğini mi anlamalıyız? 

Acaba doğru anlamış mıyım?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Mustafa Bey, şöyle bir ifadeniz var:</p>
<p>&#8220;Öyleyse ister istemez evrimin dışardan mutasyonun katkısıyla seçilmiş bir yapının işlerliğini kullanmadan , organizmanın kendi bilgi yapısı içersinde halihazırda var olan yapıların sanki ilerde ortaya çıkabilecek bir görev için önceden planlanmış bir şekilde var olduğu ve evrim için gereken kritik dönemeçe gelindiğinde birleşerek kritik görevi yerine getirecek proteini oluşturup hayatta kalmayı sağladığını görüyoruz.&#8221;</p>
<p>Burada hiçbir mutasyon olmadan sadece protein dizilimlerinin yeni kombinasyonları ile yeni işlevler yaratılabilineceğini mi anlamalıyız? </p>
<p>Acaba doğru anlamış mıyım?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa Ajlan ABUDAK tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/09/14/darwin-yada-tasarim/#comment-1990</link>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan ABUDAK</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 May 2009 09:58:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/09/14/darwin-yada-tasarim/#comment-1990</guid>
		<description>Bahadır bey

Açıklamalarınız çok yerinde. İndirgenemezlik kavramı sadece bilimsl olarak değil bilim felsefesi açısındanda Darwinizmi çok sarsmıştır. Özellikle içeriğinde &#039;&#039;teleolojik &#039;&#039; yani gayesel bir imaya asla yer vermeyen bir bilimsel ideolojinin temel dayanağı olan &#039;&#039;gradualism&#039;&#039; yerle bir edebilecek bir kavramsal fikir olan IK , Darwinizmin deyim yerindeyse canına ot tıkamıştır. Fakat ben bana son zamanlarda gelen birçok e-mektuba binaen sizin yorumunuzu içersinde yer alan &#039;&#039;indirgenemezlik&#039;&#039; kavramının  moleküler biyolojide dünü-bugünü ve yarınını bloğumun içeriğinden yola çıkarak daha ayrıntılı bir şekilde aktaracağım müsadenizle;

İndirgenemez Kompleksliğin (İK) Akıllı Tasarımın çıkış noktası olduğu doğrudur.İlk önceleri benimde yanlış bir şekilde algıladığım hatta Darwinist çevrelere karşı argüman olarak kullandığım bir açıklamadır.Mike Gene açıklamlarınla karşılaşıncaya kadar bu yanlış yorumla Darwinizmin ana mekanizmalarına eleştiri getirmiştir.Neydi bu İK yorumu? Bunun için ilk önce Darwin ne demişti ona bir bakmak lazım;

Türlerin Kökeninde Darwin;

“Eğer her hangi bir karmaşık bir organın, küçük, başarılı ve sayısız değişiklikle oluşamayacağı gösterilirse, teorim kesinlikle geçersiz olacaktır.”demektedir . Darwin’in kriterini karşılayan şey indirgenemez karmaşıklık sistemidir. İndirgenemez karmaşıklıkla söylemek istediğim birçok etkileşimli parçadan oluşan, temel bir görevi yerine getiren yâda katkıda bulunan tek bir sistemdir. Bu tür bir sistem, tedricen, küçük, başarılı öncü değişikliklerle üretilemez. “Çünkü doğal seçilim işleyen bir görevi seçmeye dayanır. Bir indirgenemez karmaşık sistemin, eğer böyle bir şey varsa, doğal seçilim için tam bir bütün olarak çalışır halde aniden oluşması gereklidir” .

http://akillitasarim.wordpress.com/2007/10/01/molekuler-makineler/


Behe;

İndirgenemez karmaşıklıkla kastettiğim birçok tam uyumlu parçadan oluşan tek bir sistemin-ki bu etkileşimli parçalardan her biri temel bir göreve katkı yapar-içersinden herhangi bir parçanın çıkarılmasıyla sistemin kesin olarak işlevinin durmasıdır.

Bir indirgenemez karmaşık sistem tam uyumlu parçalardan yapılandırıldığından beri, bir parçanın başka bir işlevi yerine getirmek üzere yapılandırılması ve bunun İK sistemler oluşturabilmesi olasılık dışıdır. Aslında, Behe bu çözümü yazarak çok daha önceden haber verir:

Eğer ki, bir sistem indirgenemez karmaşıklıkta ise ve böylece doğrudan oluşturulamayacak denli farklı kademeler içermekteyse. Burada, kimse dolambaçlı, doğrusal olmayan bir olasılığı açıkça savunamaz. Etkileşimli sistemlerin karmaşıklığı artıkça, böyle bir ”olasılığı reddedemeyiz, yok sayamayız.”

http://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/30/indirgenemez-karmasikli-ve-darwinci-patikalar/

Behe’nin önemi indirgenemez komplekslikle daha önce Darwincilerin aklına bile gelmeyen yada getirmek istemeyip görmezden geldikleri moleküler evrim konusunu irdelemesidir. Şimdi IK sistemler  kavramı evrimi anlama sürecindeki işlevi, doğrusal Darwinci sürecin işlemediği  evrimsel patikalar üzerine kavramsal bir elektron mikroskobu tutması olmuştur.

 Bunlar ilk bakışta doğrussal Darwinci mekanizmalarla oluşması olası gözükmeyen mekanizmalardı. Ayrıca Darwinci evrim algısı tarafından karmaşıklığı üst yapılara göre basit kabul edilen tek hücreli protozoa dünyasının insan aklını zorluyan karmaşıklığı,nano makineler açıkca göz ardı ediliyor yada hasır altı ediliyordu. Behe&#039;nin ilk kitabı Darwin&#039;in Kara Kutusu öncesi durum aynen şudur;

Fakat bu yapıların hiçbiri Darwinci evrim sürecince (ek bir mekanizma gerektirmeden ) açıklanamaz. Peki, geçen kırk yılda bu fenomeni bilim dünyası nasıl kabul etmişti?

Buna verilebilecek güzel bir cevap Moleküler Evrim Gazetesindedir. JME (Journal of Molecular Evolution). Bu gazetenin temel amacı, Darwinci evrimin moleküler düzeyde nasıl oluştuğunu araştırmaktır. Gazetenin yüksek bir bilim standardı ve bu alanda çok saygın bir yeri vardır. JME’nin bu yazı yazıldığında (1997) yayınladığı son 11 makalede, D.N.A ve protein diziliminin analizleriyle alakalıdır. Makalenin hiçbirinde biyo moleküler yapıların karmaşıklığın gelişimindeki ara formların detaylı modellerine rastlanmamıştır. (doğal olarak).Son on yıl içersinde JME 886 kez yayımlandı. Bunlardan 95’i hayatın oluşumu için zorunlu olduğu düşünülen moleküllerin kimyasal sentezleriyle, 44’ü dizilim analizlerini geliştirmek için ortaya konan matematiksel modellerle, 20’si var olan yapıların evrimsel gönderimleriyle, 719’u polinükloitid dizinlerin yâda protein analizleri ile ilgiliydi. Maalesef karmaşık biyo-moleküler yapıların gelişiminde ara formların detaylı analizleri için hiçbir makale yayımlanmadı. Bu JME’nin bir acayipliği değildir. Bu tür ara formların biyo moleküler yapılardaki durumunu inceleyen herhangi bir makale (makale yayınladığına değin) ne Ulusal Bilim Akademisi, (Natural Academy Of Science) ne Nature nede Science gibi bilim dergilerinde yâda benim bildiğim başka bir yayında yayımlandı.

Moleküler evrim literatüründe dizilim karşılaştırmaları yoğun şekilde yer alır. Fakat dizilim karşılaştırmaları karmaşık biyo kimyasal sistemlerin oluşumunda tıpkı Darwinin basit göz yapılarıyla karmaşık yapıları karşılaştırıp gözün nasıl çalıştığını anlaması gibi herhangi bir rol oynamaz. Bundan dolayı, bilim bu alanda dilsiz gibidir...

Peki o zamandan bu zamana IK sistemler (ya da M.Behe) neyi değiştirdi hadi bir bakalım; 

Bilim dünyasının en geniş veritabanlarından biri olan PubMed veritabanında 1965′lerden 2005‘lere değin bu konuda yapılan bir araştırmayı, Mike Gene‘nin The Design Matrix kitabının 89-99 sayfalar arasındaki Makinelere Hoş geldiniz adlı bölümde göstermektedir. M.Gene veritabanı içersinde “moleküler makineler” tanımın bu yıllar arasında yapılan tüm akademik çalışmalarda ne kadar kullanıldığını araştırmış. 1965 yılından 85 yılına değin bu konuda nerdeyse bir kullanım, gönderme yada bilimsel araştırma yok olduğunu görmüş. 86-90 yılları arası hafif kıpırdanmalar olmuş 40 küsur makalede bu terim kullanılmış. 1991′den itibaren ise roket fırlatılmış. 91 yılında 100 üzerinde makale bu konuya değinmiş daha sonra 96-2000 arası 200 üzerinde makale konuyla daha da çok ilgilenmiş. 2001-2005 arası ise roket hızını alamamış 613 hit almış moleküler makineler bilimsel literatür içersinde. Moleküler makineler lafzının bugüne değin kayıtlı bilimsel araştırmalar içersinde aldığı hitin %90′nı 1991-2005 yılları arası ulaşılmış.

 Behe belkide ilk olarak bu yapıların indirgenemeyeceği yüzünden evrilmeyeceğini söyledi yada evrildiyse bile bunun kabul edilen Darwinci yollarla olamayacağını belirtti.İlk çıkarımının yanlış olduğu PZ.Meyers’ın çalışmalarıyla bilimsel olarak kanıtlandı.Panda&#039;s thumb daki açıklamaya bu yorumu yazarken ulaşamadım. Blogu;

http://scienceblogs.com/pharyngula/2009/04/oregon_or_bust.php

Fakay Meyer’sın çalışmasının sonuçlarında ortaya çıkan yan işlev (co-option) mekanizmalarının giderek artan bir şekilde moleküler evrende ortaya çıkmasıyla Darwincilerin ”evreka” çığlıkları oldukça sıkıntılı bir hal almaya başladı. Bunun nedeni yan işlev mekanizmalarının gerektirdiği olağanüstü karmaşıklık ve optimisazyonlarıydı. Evet sonunda Darwinci kamptan İndirgenemez sistemler için indirgenebilir açıklama  nihayet gelebilmişti. Fakat sevinç kısa sürdü. Bugün bu tür yan işlev mekanizmalarıyla evrilmiş yaklaşık 30′dan fazla durum ortaya çıkarıldı (2007) ve giderek bu sayı artmakta.Yani birbirleriyle işlevsel olarak yakından uzaktan alakası olamyan orta derecede karmaşık yapılara sahip proteinler , birden birleşerek (ki çok kırılgan ve olağanüstü hassas yapılarına rağmen) asıl görevleri dışında başka daha karmaşık bir görevi yerine getirecek proteini oluşturmaktadırlar. Şimdi bunu bu yorumla bu kavramlarla tanışmış olabilecekler için açayım;

 Bu ilk bakışta şansın yada kutlu tesadüflerin muhteşem sanatı ile açıklanabilir gibi görülmektedir.Mesela bu tip bir yada iki mekanizma olsaydı, gerçekleşmesi olağanüstü zor olan bu durumlar için bile burda şans bir mana ifade edebilirdi.Fakat bu yapılar bırakın bir iki olmayı yukarıda söylediğim gibi araştırmalar ilerledikçe yüzlere yaklaşacağı görülmektedir.Öyleyse ister istemez evrimin dışardan mutasyonun katkısıyla seçilmiş bir yapının işlerliğini kullanmadan , organizmanın kendi bilgi yapısı içersinde halihazırda var olan yapıların sanki ilerde ortaya çıkabilecek bir görev için önceden planmlanmış bir şekilde var olduğu ve evrim için gereken kritik dönemeçe gelindiğinde birleşerek kritik görevi yerine getirecek proteini oluşturup hayatta kalmayı sağladığını görüyoruz.Buda evrimin yönlendirildiği iddiamız için oldukça sağlam bir zemin oluşturmaktadır. Çünkü gayesel bir süreç taşımayan hiç bir yapı birbiri ardına şansın doğasının bile üzerindeki olasılıkları gerçekleştirerek rasgele bir çözümden optimun sonuç çıkaramaz.Bunu bu kesinlikte söylememin nedenide bizaat proteinlerin oluşumu ve görevleri ile ilgili bilinenlerdir. Görülüyor ki evrimin esas ilerleyişi gen duplikasyonundan daha çok proteinlerin işlevleri ve özelleşmiş görevleri başarıyla yerine getirmesiyle sağlanmıştır.Bu bilimsel gerçeği red edenler bilimi redederler.

Gökdelenin var olan planı üzerinden (DNA) anlaşılan bu gökdelenin bir mimarı, yapanı , tasarlayanı vardır.Tüm süreçler onun tarafından yönlendirilmiş ve madde içersine yeni çözümler oluşturabilme potansiyeli, yine bu tasarımcı tarafından eklenmiştir.(Mesela yapı içersinde esnek ve geri dönüşümlü malzeme kullanılmıştır. Gerektiğinde yeni eklemeler yapılabilmesi için binanın temeldeki statik direnci en başında ihtiyaç duyulandan çok daha yüksek tutulmuştur. Modüler bir tasarıma sahip çok işlevsel mobilyalarla dekore edilmiştir.) Böylelikle şans ve raslantısallık belirli sınırlar içersinde üretken olabilir ve yine yapım aşaması için gerekli olan çözümleri ”var olan bilgi yapısından” üretebilir. (Diyelim ki gökdelenin camları öyle bir özellik içersin ki bunların ısı tutma kabiliyeti hem içersini sıcaktan korusun hemde bu tutulan ısı yönlendirilerek elektrik enejisine çevrilsin ve binanın soğutulmasında tutun elektirik gerekli her bölgesinde kullanılsın .Böylelikle hem zaman içersinde gerekli olan değişim ve ihtiyaç giderme gerçekleştirilir , hem de &#039;&#039;stabilite&#039;&#039; muhafaza edilir. Var olan tasarım fazla değiştirilmeden yeni çözümler elde edilmiş olur..

Görüldüğü üzere bilimsellik iddiasını ve payesini kendilerine pek yakıştıran şanlı Darwinizm yanlıları yukarıda açıkladığım süreci görmezden gelmeye devam edeceklerdir. Özellikle Türkiye&#039;de yeni yeni ortaya çıkan popüler &#039;&#039;bilim&#039;&#039; dergileri ABD&#039;den ithal ettiğimiz çeviri dergiler , bilimi bir siyasi görüşün sağlamasına indirgeyerek (bu kendi düşünce doğalarında var yani indirgemek)  bilimsel  yayınlar yaptıklarını ve bilim dini üzere olduklarını sanacaklar...

Kimi zaman bir tek dişten yola çıkıp tüm fosil kayıt tarihini yeniden yazacak, makalelerinde bu dişten yola çıkıp grafikerlerine bu hikayenin güzel güzel kavramsal resimlerini yaptıracaklar, bunlada yetinmeyip son derece yanlış olan Evrim = Darwinizm algılarını toplumun bilinç altına itelemek için olur olmaz her sosyolojik konuyu evrimsel bir açıklamayla sunup &#039;&#039;haleluya &#039;&#039; diyeceklerdir. Bu arada benim gibi birkaç kişinin ilgilendiği AT hareketininde öylesine rahatsız olacaklardır ki, yayınlarında Akıllı Tasarımcı &#039;&#039;lar&#039;&#039;  atıfında bulunurken sanki bizlerin (benim sitem ve bloglarım için sadce ben ve bir arkadaşım)kendileri gibi  koca koca binaları, teknolojik imkanları, çevirmen orduları, üniversitelerde içersinde var olan sosnuz destekleri olan bunlada kalmayıp arkasında  &#039;&#039;siyasi görüşü ve hayat felsefesi belirli bir sermayenin&#039;&#039;  hizmetinde bilimcilik oynayan bir güruh gibi göstermeye çalışacaklardır.(Bilimsellik iddiamız düşünce manasındadır.Deneysel manada Mike Gene  dediği gibi kuvvetlenmeye ihtiyaçı vardır ve PUBMED verilerinin gösterdiği gibi kuvvetlenmektedir.) Bu çoğu zaman bizleri sevindiryor.Çünkü haklı olduğu gün günden daha fazla ortaya çıkan bir çalışmanın Don kişotu ve San Pançosu olmak ve belkide Cervantes&#039;in hikayesindeki romantik kahramanlığımızın sizler gibi insanlarca takdir görmesi ve &#039;&#039;Değirmenleri&#039;&#039; çok rahatsız etmesi bizim için bu çalışmaları tüm imkansızlıklar ve zorluklara rağmen sürdürmemeizi sağlıyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bahadır bey</p>
<p>Açıklamalarınız çok yerinde. İndirgenemezlik kavramı sadece bilimsl olarak değil bilim felsefesi açısındanda Darwinizmi çok sarsmıştır. Özellikle içeriğinde &#8221;teleolojik &#8221; yani gayesel bir imaya asla yer vermeyen bir bilimsel ideolojinin temel dayanağı olan &#8221;gradualism&#8221; yerle bir edebilecek bir kavramsal fikir olan IK , Darwinizmin deyim yerindeyse canına ot tıkamıştır. Fakat ben bana son zamanlarda gelen birçok e-mektuba binaen sizin yorumunuzu içersinde yer alan &#8221;indirgenemezlik&#8221; kavramının  moleküler biyolojide dünü-bugünü ve yarınını bloğumun içeriğinden yola çıkarak daha ayrıntılı bir şekilde aktaracağım müsadenizle;</p>
<p>İndirgenemez Kompleksliğin (İK) Akıllı Tasarımın çıkış noktası olduğu doğrudur.İlk önceleri benimde yanlış bir şekilde algıladığım hatta Darwinist çevrelere karşı argüman olarak kullandığım bir açıklamadır.Mike Gene açıklamlarınla karşılaşıncaya kadar bu yanlış yorumla Darwinizmin ana mekanizmalarına eleştiri getirmiştir.Neydi bu İK yorumu? Bunun için ilk önce Darwin ne demişti ona bir bakmak lazım;</p>
<p>Türlerin Kökeninde Darwin;</p>
<p>“Eğer her hangi bir karmaşık bir organın, küçük, başarılı ve sayısız değişiklikle oluşamayacağı gösterilirse, teorim kesinlikle geçersiz olacaktır.”demektedir . Darwin’in kriterini karşılayan şey indirgenemez karmaşıklık sistemidir. İndirgenemez karmaşıklıkla söylemek istediğim birçok etkileşimli parçadan oluşan, temel bir görevi yerine getiren yâda katkıda bulunan tek bir sistemdir. Bu tür bir sistem, tedricen, küçük, başarılı öncü değişikliklerle üretilemez. “Çünkü doğal seçilim işleyen bir görevi seçmeye dayanır. Bir indirgenemez karmaşık sistemin, eğer böyle bir şey varsa, doğal seçilim için tam bir bütün olarak çalışır halde aniden oluşması gereklidir” .</p>
<p><a href="http://akillitasarim.wordpress.com/2007/10/01/molekuler-makineler/" rel="nofollow">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/10/01/molekuler-makineler/</a></p>
<p>Behe;</p>
<p>İndirgenemez karmaşıklıkla kastettiğim birçok tam uyumlu parçadan oluşan tek bir sistemin-ki bu etkileşimli parçalardan her biri temel bir göreve katkı yapar-içersinden herhangi bir parçanın çıkarılmasıyla sistemin kesin olarak işlevinin durmasıdır.</p>
<p>Bir indirgenemez karmaşık sistem tam uyumlu parçalardan yapılandırıldığından beri, bir parçanın başka bir işlevi yerine getirmek üzere yapılandırılması ve bunun İK sistemler oluşturabilmesi olasılık dışıdır. Aslında, Behe bu çözümü yazarak çok daha önceden haber verir:</p>
<p>Eğer ki, bir sistem indirgenemez karmaşıklıkta ise ve böylece doğrudan oluşturulamayacak denli farklı kademeler içermekteyse. Burada, kimse dolambaçlı, doğrusal olmayan bir olasılığı açıkça savunamaz. Etkileşimli sistemlerin karmaşıklığı artıkça, böyle bir ”olasılığı reddedemeyiz, yok sayamayız.”</p>
<p><a href="http://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/30/indirgenemez-karmasikli-ve-darwinci-patikalar/" rel="nofollow">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/30/indirgenemez-karmasikli-ve-darwinci-patikalar/</a></p>
<p>Behe’nin önemi indirgenemez komplekslikle daha önce Darwincilerin aklına bile gelmeyen yada getirmek istemeyip görmezden geldikleri moleküler evrim konusunu irdelemesidir. Şimdi IK sistemler  kavramı evrimi anlama sürecindeki işlevi, doğrusal Darwinci sürecin işlemediği  evrimsel patikalar üzerine kavramsal bir elektron mikroskobu tutması olmuştur.</p>
<p> Bunlar ilk bakışta doğrussal Darwinci mekanizmalarla oluşması olası gözükmeyen mekanizmalardı. Ayrıca Darwinci evrim algısı tarafından karmaşıklığı üst yapılara göre basit kabul edilen tek hücreli protozoa dünyasının insan aklını zorluyan karmaşıklığı,nano makineler açıkca göz ardı ediliyor yada hasır altı ediliyordu. Behe&#8217;nin ilk kitabı Darwin&#8217;in Kara Kutusu öncesi durum aynen şudur;</p>
<p>Fakat bu yapıların hiçbiri Darwinci evrim sürecince (ek bir mekanizma gerektirmeden ) açıklanamaz. Peki, geçen kırk yılda bu fenomeni bilim dünyası nasıl kabul etmişti?</p>
<p>Buna verilebilecek güzel bir cevap Moleküler Evrim Gazetesindedir. JME (Journal of Molecular Evolution). Bu gazetenin temel amacı, Darwinci evrimin moleküler düzeyde nasıl oluştuğunu araştırmaktır. Gazetenin yüksek bir bilim standardı ve bu alanda çok saygın bir yeri vardır. JME’nin bu yazı yazıldığında (1997) yayınladığı son 11 makalede, D.N.A ve protein diziliminin analizleriyle alakalıdır. Makalenin hiçbirinde biyo moleküler yapıların karmaşıklığın gelişimindeki ara formların detaylı modellerine rastlanmamıştır. (doğal olarak).Son on yıl içersinde JME 886 kez yayımlandı. Bunlardan 95’i hayatın oluşumu için zorunlu olduğu düşünülen moleküllerin kimyasal sentezleriyle, 44’ü dizilim analizlerini geliştirmek için ortaya konan matematiksel modellerle, 20’si var olan yapıların evrimsel gönderimleriyle, 719’u polinükloitid dizinlerin yâda protein analizleri ile ilgiliydi. Maalesef karmaşık biyo-moleküler yapıların gelişiminde ara formların detaylı analizleri için hiçbir makale yayımlanmadı. Bu JME’nin bir acayipliği değildir. Bu tür ara formların biyo moleküler yapılardaki durumunu inceleyen herhangi bir makale (makale yayınladığına değin) ne Ulusal Bilim Akademisi, (Natural Academy Of Science) ne Nature nede Science gibi bilim dergilerinde yâda benim bildiğim başka bir yayında yayımlandı.</p>
<p>Moleküler evrim literatüründe dizilim karşılaştırmaları yoğun şekilde yer alır. Fakat dizilim karşılaştırmaları karmaşık biyo kimyasal sistemlerin oluşumunda tıpkı Darwinin basit göz yapılarıyla karmaşık yapıları karşılaştırıp gözün nasıl çalıştığını anlaması gibi herhangi bir rol oynamaz. Bundan dolayı, bilim bu alanda dilsiz gibidir&#8230;</p>
<p>Peki o zamandan bu zamana IK sistemler (ya da M.Behe) neyi değiştirdi hadi bir bakalım; </p>
<p>Bilim dünyasının en geniş veritabanlarından biri olan PubMed veritabanında 1965′lerden 2005‘lere değin bu konuda yapılan bir araştırmayı, Mike Gene‘nin The Design Matrix kitabının 89-99 sayfalar arasındaki Makinelere Hoş geldiniz adlı bölümde göstermektedir. M.Gene veritabanı içersinde “moleküler makineler” tanımın bu yıllar arasında yapılan tüm akademik çalışmalarda ne kadar kullanıldığını araştırmış. 1965 yılından 85 yılına değin bu konuda nerdeyse bir kullanım, gönderme yada bilimsel araştırma yok olduğunu görmüş. 86-90 yılları arası hafif kıpırdanmalar olmuş 40 küsur makalede bu terim kullanılmış. 1991′den itibaren ise roket fırlatılmış. 91 yılında 100 üzerinde makale bu konuya değinmiş daha sonra 96-2000 arası 200 üzerinde makale konuyla daha da çok ilgilenmiş. 2001-2005 arası ise roket hızını alamamış 613 hit almış moleküler makineler bilimsel literatür içersinde. Moleküler makineler lafzının bugüne değin kayıtlı bilimsel araştırmalar içersinde aldığı hitin %90′nı 1991-2005 yılları arası ulaşılmış.</p>
<p> Behe belkide ilk olarak bu yapıların indirgenemeyeceği yüzünden evrilmeyeceğini söyledi yada evrildiyse bile bunun kabul edilen Darwinci yollarla olamayacağını belirtti.İlk çıkarımının yanlış olduğu PZ.Meyers’ın çalışmalarıyla bilimsel olarak kanıtlandı.Panda&#8217;s thumb daki açıklamaya bu yorumu yazarken ulaşamadım. Blogu;</p>
<p><a href="http://scienceblogs.com/pharyngula/2009/04/oregon_or_bust.php" rel="nofollow">http://scienceblogs.com/pharyngula/2009/04/oregon_or_bust.php</a></p>
<p>Fakay Meyer’sın çalışmasının sonuçlarında ortaya çıkan yan işlev (co-option) mekanizmalarının giderek artan bir şekilde moleküler evrende ortaya çıkmasıyla Darwincilerin ”evreka” çığlıkları oldukça sıkıntılı bir hal almaya başladı. Bunun nedeni yan işlev mekanizmalarının gerektirdiği olağanüstü karmaşıklık ve optimisazyonlarıydı. Evet sonunda Darwinci kamptan İndirgenemez sistemler için indirgenebilir açıklama  nihayet gelebilmişti. Fakat sevinç kısa sürdü. Bugün bu tür yan işlev mekanizmalarıyla evrilmiş yaklaşık 30′dan fazla durum ortaya çıkarıldı (2007) ve giderek bu sayı artmakta.Yani birbirleriyle işlevsel olarak yakından uzaktan alakası olamyan orta derecede karmaşık yapılara sahip proteinler , birden birleşerek (ki çok kırılgan ve olağanüstü hassas yapılarına rağmen) asıl görevleri dışında başka daha karmaşık bir görevi yerine getirecek proteini oluşturmaktadırlar. Şimdi bunu bu yorumla bu kavramlarla tanışmış olabilecekler için açayım;</p>
<p> Bu ilk bakışta şansın yada kutlu tesadüflerin muhteşem sanatı ile açıklanabilir gibi görülmektedir.Mesela bu tip bir yada iki mekanizma olsaydı, gerçekleşmesi olağanüstü zor olan bu durumlar için bile burda şans bir mana ifade edebilirdi.Fakat bu yapılar bırakın bir iki olmayı yukarıda söylediğim gibi araştırmalar ilerledikçe yüzlere yaklaşacağı görülmektedir.Öyleyse ister istemez evrimin dışardan mutasyonun katkısıyla seçilmiş bir yapının işlerliğini kullanmadan , organizmanın kendi bilgi yapısı içersinde halihazırda var olan yapıların sanki ilerde ortaya çıkabilecek bir görev için önceden planmlanmış bir şekilde var olduğu ve evrim için gereken kritik dönemeçe gelindiğinde birleşerek kritik görevi yerine getirecek proteini oluşturup hayatta kalmayı sağladığını görüyoruz.Buda evrimin yönlendirildiği iddiamız için oldukça sağlam bir zemin oluşturmaktadır. Çünkü gayesel bir süreç taşımayan hiç bir yapı birbiri ardına şansın doğasının bile üzerindeki olasılıkları gerçekleştirerek rasgele bir çözümden optimun sonuç çıkaramaz.Bunu bu kesinlikte söylememin nedenide bizaat proteinlerin oluşumu ve görevleri ile ilgili bilinenlerdir. Görülüyor ki evrimin esas ilerleyişi gen duplikasyonundan daha çok proteinlerin işlevleri ve özelleşmiş görevleri başarıyla yerine getirmesiyle sağlanmıştır.Bu bilimsel gerçeği red edenler bilimi redederler.</p>
<p>Gökdelenin var olan planı üzerinden (DNA) anlaşılan bu gökdelenin bir mimarı, yapanı , tasarlayanı vardır.Tüm süreçler onun tarafından yönlendirilmiş ve madde içersine yeni çözümler oluşturabilme potansiyeli, yine bu tasarımcı tarafından eklenmiştir.(Mesela yapı içersinde esnek ve geri dönüşümlü malzeme kullanılmıştır. Gerektiğinde yeni eklemeler yapılabilmesi için binanın temeldeki statik direnci en başında ihtiyaç duyulandan çok daha yüksek tutulmuştur. Modüler bir tasarıma sahip çok işlevsel mobilyalarla dekore edilmiştir.) Böylelikle şans ve raslantısallık belirli sınırlar içersinde üretken olabilir ve yine yapım aşaması için gerekli olan çözümleri ”var olan bilgi yapısından” üretebilir. (Diyelim ki gökdelenin camları öyle bir özellik içersin ki bunların ısı tutma kabiliyeti hem içersini sıcaktan korusun hemde bu tutulan ısı yönlendirilerek elektrik enejisine çevrilsin ve binanın soğutulmasında tutun elektirik gerekli her bölgesinde kullanılsın .Böylelikle hem zaman içersinde gerekli olan değişim ve ihtiyaç giderme gerçekleştirilir , hem de &#8216;&#8217;stabilite&#8221; muhafaza edilir. Var olan tasarım fazla değiştirilmeden yeni çözümler elde edilmiş olur..</p>
<p>Görüldüğü üzere bilimsellik iddiasını ve payesini kendilerine pek yakıştıran şanlı Darwinizm yanlıları yukarıda açıkladığım süreci görmezden gelmeye devam edeceklerdir. Özellikle Türkiye&#8217;de yeni yeni ortaya çıkan popüler &#8221;bilim&#8221; dergileri ABD&#8217;den ithal ettiğimiz çeviri dergiler , bilimi bir siyasi görüşün sağlamasına indirgeyerek (bu kendi düşünce doğalarında var yani indirgemek)  bilimsel  yayınlar yaptıklarını ve bilim dini üzere olduklarını sanacaklar&#8230;</p>
<p>Kimi zaman bir tek dişten yola çıkıp tüm fosil kayıt tarihini yeniden yazacak, makalelerinde bu dişten yola çıkıp grafikerlerine bu hikayenin güzel güzel kavramsal resimlerini yaptıracaklar, bunlada yetinmeyip son derece yanlış olan Evrim = Darwinizm algılarını toplumun bilinç altına itelemek için olur olmaz her sosyolojik konuyu evrimsel bir açıklamayla sunup &#8221;haleluya &#8221; diyeceklerdir. Bu arada benim gibi birkaç kişinin ilgilendiği AT hareketininde öylesine rahatsız olacaklardır ki, yayınlarında Akıllı Tasarımcı &#8221;lar&#8221;  atıfında bulunurken sanki bizlerin (benim sitem ve bloglarım için sadce ben ve bir arkadaşım)kendileri gibi  koca koca binaları, teknolojik imkanları, çevirmen orduları, üniversitelerde içersinde var olan sosnuz destekleri olan bunlada kalmayıp arkasında  &#8216;&#8217;siyasi görüşü ve hayat felsefesi belirli bir sermayenin&#8221;  hizmetinde bilimcilik oynayan bir güruh gibi göstermeye çalışacaklardır.(Bilimsellik iddiamız düşünce manasındadır.Deneysel manada Mike Gene  dediği gibi kuvvetlenmeye ihtiyaçı vardır ve PUBMED verilerinin gösterdiği gibi kuvvetlenmektedir.) Bu çoğu zaman bizleri sevindiryor.Çünkü haklı olduğu gün günden daha fazla ortaya çıkan bir çalışmanın Don kişotu ve San Pançosu olmak ve belkide Cervantes&#8217;in hikayesindeki romantik kahramanlığımızın sizler gibi insanlarca takdir görmesi ve &#8221;Değirmenleri&#8221; çok rahatsız etmesi bizim için bu çalışmaları tüm imkansızlıklar ve zorluklara rağmen sürdürmemeizi sağlıyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Bahadır tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/09/14/darwin-yada-tasarim/#comment-1988</link>
		<dc:creator>Bahadır</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 May 2009 01:33:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/09/14/darwin-yada-tasarim/#comment-1988</guid>
		<description>MİNİMUM İŞLEVSELLİK VE İNDİRGENEMEZ KOMPLEXLİK

Yorumların gidişhatını takip etmedim sadece konuyu okudum ve alakalı olduğu için buraya yazıyorum.
Sanırım akıllı tasarım teorisini duymuş, incelemiş çoğu kişi bu teori için bir slogan halini almış indirgenemez komplexlik fikrinide duymuştur. 
Minimum işlevsellik ise en az indirgenemez komplexlik kadar önemli bir fikirdir. Daha doğrusu aynı olaya farklı bir bakış açısıdır.Nedir bu minimum işlevsellik?
Minimum işlevsellik darwinistçi evrime karşı önemli söylemlerden biridir. Darwinistçi evrim &quot;doğal seleksiyonlar ve rastgele mutasyonlarla&quot; canlıların evrimini açıklamaya çalışır. Bu düşüncede doğal seleksiyonların görevi mevcut canlılar içinde ortama en uygun olanın üreyip çoğalabilmesi ve baskın tür olabilmesi için diğerlerini yoketmektir. Rastgele mutasyonların görevi ise asıl tasarım işidir. Yani bir yapının oluşmasında rastgele mutasyonlar görevlidir.

Minimum işlevsellik : Rastgele mutasyonlarla bir türde oluşmuş bir yapı sayesinde canlının mevcut ortam şartları(doğal seleksiyon) içinde diğer türlere karşı bir üstünlük sağlayıp baskın tür olması için bu mutasyonla oluşmuş yapının minimum bir işlevselliğe sahip olması gerekir. Çünkü bu işlevsellik sayesinde mevcut ortam şartlarında diğer türlere karşı avantaj sağlayacak. Eğer rastgele mutasyonlar  işlevselliğe sahip olmayan  bir yapı oluşturursa -ardarda mutasyonlar sonucunda faydalı bir yapı oluşacak olsa bile- ilk mutasyon sonucu oluşan  yapı türe bir avantaj sağlamayacağı için baskın tür olamayacak ve yokolup gidecektir.

Ve biz görmekteyizki minimum işlevselliğe sahip yapılara örnekler verdiğimizde bu yapıların oluşması için DNAnın farklı noktalarında bulunan çok sayıdaki gen grupları üzerinde aynı anda rastgele mutasyonların olması gerekiyor.

Örneğin bir göz oluşması için Darwinistçi evrim mekanizmalarını çalıştırdığımızda bu oluşum olayına tek bir hücreden yada tek bir protein yapısından başlayamayız. Çünkü yapının işlevsel olması için ilk göz ve onu anlayan nörolojik bir sisteme ihtiyaç var. Nörolojik yapı en azından ilk göz tarafından salgılanan bir madde olsa bile. Bu yapının oluşması için birden fazla gen grubu üzerinde aynı anda rastgele mutasyonlar olması gerekiyor.

Buda bize açıkça bu yapının tasarım boyutunu gösteriyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>MİNİMUM İŞLEVSELLİK VE İNDİRGENEMEZ KOMPLEXLİK</p>
<p>Yorumların gidişhatını takip etmedim sadece konuyu okudum ve alakalı olduğu için buraya yazıyorum.<br />
Sanırım akıllı tasarım teorisini duymuş, incelemiş çoğu kişi bu teori için bir slogan halini almış indirgenemez komplexlik fikrinide duymuştur.<br />
Minimum işlevsellik ise en az indirgenemez komplexlik kadar önemli bir fikirdir. Daha doğrusu aynı olaya farklı bir bakış açısıdır.Nedir bu minimum işlevsellik?<br />
Minimum işlevsellik darwinistçi evrime karşı önemli söylemlerden biridir. Darwinistçi evrim &#8220;doğal seleksiyonlar ve rastgele mutasyonlarla&#8221; canlıların evrimini açıklamaya çalışır. Bu düşüncede doğal seleksiyonların görevi mevcut canlılar içinde ortama en uygun olanın üreyip çoğalabilmesi ve baskın tür olabilmesi için diğerlerini yoketmektir. Rastgele mutasyonların görevi ise asıl tasarım işidir. Yani bir yapının oluşmasında rastgele mutasyonlar görevlidir.</p>
<p>Minimum işlevsellik : Rastgele mutasyonlarla bir türde oluşmuş bir yapı sayesinde canlının mevcut ortam şartları(doğal seleksiyon) içinde diğer türlere karşı bir üstünlük sağlayıp baskın tür olması için bu mutasyonla oluşmuş yapının minimum bir işlevselliğe sahip olması gerekir. Çünkü bu işlevsellik sayesinde mevcut ortam şartlarında diğer türlere karşı avantaj sağlayacak. Eğer rastgele mutasyonlar  işlevselliğe sahip olmayan  bir yapı oluşturursa -ardarda mutasyonlar sonucunda faydalı bir yapı oluşacak olsa bile- ilk mutasyon sonucu oluşan  yapı türe bir avantaj sağlamayacağı için baskın tür olamayacak ve yokolup gidecektir.</p>
<p>Ve biz görmekteyizki minimum işlevselliğe sahip yapılara örnekler verdiğimizde bu yapıların oluşması için DNAnın farklı noktalarında bulunan çok sayıdaki gen grupları üzerinde aynı anda rastgele mutasyonların olması gerekiyor.</p>
<p>Örneğin bir göz oluşması için Darwinistçi evrim mekanizmalarını çalıştırdığımızda bu oluşum olayına tek bir hücreden yada tek bir protein yapısından başlayamayız. Çünkü yapının işlevsel olması için ilk göz ve onu anlayan nörolojik bir sisteme ihtiyaç var. Nörolojik yapı en azından ilk göz tarafından salgılanan bir madde olsa bile. Bu yapının oluşması için birden fazla gen grubu üzerinde aynı anda rastgele mutasyonlar olması gerekiyor.</p>
<p>Buda bize açıkça bu yapının tasarım boyutunu gösteriyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>rainbow tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/09/14/darwin-yada-tasarim/#comment-1981</link>
		<dc:creator>rainbow</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2009 14:12:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/09/14/darwin-yada-tasarim/#comment-1981</guid>
		<description>Konu sosyal ve felsefi/dini mecralara kaynış... 

Darwinizm ile ilgili olarak belirtmek istediğim çok temel birşey var; Mutasyonların doğası üzerine birkaç söz...
Eğer ki mutasyonlar bir zekadan-Tanrı-dolayı olmasaydı hiçbir canlı&quot;başarılı&quot; olup hayatını devam ettiremezdi. İşlev kazandıran değişimler eş zamanlı mutasyonlarla mümkündür. İK yapılar ancak bu şekilde oluşabilir. Herhangi bir zekadan yoksun mikro mutasyonlar birikerek sadece dengesizliği arttırabilirler ki bu da organizmanın sonu demektir. Neden oluşan yararlı mutasyonların bir süre sonra bozulmayacağı açıklanamaz! Kör bir saatçi mutasyonlar anlamında tercihte bulunamaz, mutasyonlar çevre şartları ile oluşmaz, kendiliğindendir. Bir süre önce gerçekleşen olumlu değişimlerin yine mutasyonlarla bir süre sonra yıkıma uğramıyacağı, organizma bütünü düşünüldüğünde işlevsiz ve dengesiz duruma gelmeyeceği garanti edilemez. Hiçbir işlevsel yapının korunumu garantide değildir. Bunun doğal seleksiyonla ilgisi yoktur, bu tamamen kalıtımsal bir açıklamadır.

Dİğer bir delil; Evrim sürekli ve &quot;zekadan&quot; yoksun bir hareket olsa idi milyonlarca yıldır değişmeden yaşayan yaşayan fosillere rastlamak mümkün olmazdı. Ve yine yaşayan ara geçiş türlerine rastlamak zaruri olurdu. Kimse şartların ve ortamın değişmezliğine bel bağlamasın, milyonlarca yıl söz konusu olduğunda birçok dış etken değişmekte, hiçbir çevre sabit kalmamaktadır. Ayrıca İK yapılardaki karmaşıklık dolayısıyla zekadan yoksun mutasyonların hiçbir yere eklemlenemiyeceği açıktır. Karmaşık bir dengeyi farklılaştırmak için sistemin yapısının topyekün başka bir dengeye döre evrimleşmesi gerekmektedir. Aksi halde İK yapı işlevini yitirir ve canlı dezavantajlı duruma geçip yok olur veya olabilir.

Sonuç itibari ile önden yüklemeli evrim birçok eş zamanlı mutasyonun yepyeni işlevler kazandırması ile mümkündür. Mutasyon hızı dahilinde ya da farklı bir şekilde bu mümkündür. Eğer evrimi kabul ediyorsak &quot;zeka&quot; ile yönlendirilmiş mutasyonlardan başka bir mekanizmaya sahip değiliz. Yoksa sahip miyiz?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Konu sosyal ve felsefi/dini mecralara kaynış&#8230; </p>
<p>Darwinizm ile ilgili olarak belirtmek istediğim çok temel birşey var; Mutasyonların doğası üzerine birkaç söz&#8230;<br />
Eğer ki mutasyonlar bir zekadan-Tanrı-dolayı olmasaydı hiçbir canlı&#8221;başarılı&#8221; olup hayatını devam ettiremezdi. İşlev kazandıran değişimler eş zamanlı mutasyonlarla mümkündür. İK yapılar ancak bu şekilde oluşabilir. Herhangi bir zekadan yoksun mikro mutasyonlar birikerek sadece dengesizliği arttırabilirler ki bu da organizmanın sonu demektir. Neden oluşan yararlı mutasyonların bir süre sonra bozulmayacağı açıklanamaz! Kör bir saatçi mutasyonlar anlamında tercihte bulunamaz, mutasyonlar çevre şartları ile oluşmaz, kendiliğindendir. Bir süre önce gerçekleşen olumlu değişimlerin yine mutasyonlarla bir süre sonra yıkıma uğramıyacağı, organizma bütünü düşünüldüğünde işlevsiz ve dengesiz duruma gelmeyeceği garanti edilemez. Hiçbir işlevsel yapının korunumu garantide değildir. Bunun doğal seleksiyonla ilgisi yoktur, bu tamamen kalıtımsal bir açıklamadır.</p>
<p>Dİğer bir delil; Evrim sürekli ve &#8220;zekadan&#8221; yoksun bir hareket olsa idi milyonlarca yıldır değişmeden yaşayan yaşayan fosillere rastlamak mümkün olmazdı. Ve yine yaşayan ara geçiş türlerine rastlamak zaruri olurdu. Kimse şartların ve ortamın değişmezliğine bel bağlamasın, milyonlarca yıl söz konusu olduğunda birçok dış etken değişmekte, hiçbir çevre sabit kalmamaktadır. Ayrıca İK yapılardaki karmaşıklık dolayısıyla zekadan yoksun mutasyonların hiçbir yere eklemlenemiyeceği açıktır. Karmaşık bir dengeyi farklılaştırmak için sistemin yapısının topyekün başka bir dengeye döre evrimleşmesi gerekmektedir. Aksi halde İK yapı işlevini yitirir ve canlı dezavantajlı duruma geçip yok olur veya olabilir.</p>
<p>Sonuç itibari ile önden yüklemeli evrim birçok eş zamanlı mutasyonun yepyeni işlevler kazandırması ile mümkündür. Mutasyon hızı dahilinde ya da farklı bir şekilde bu mümkündür. Eğer evrimi kabul ediyorsak &#8220;zeka&#8221; ile yönlendirilmiş mutasyonlardan başka bir mekanizmaya sahip değiliz. Yoksa sahip miyiz?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>tek tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/09/14/darwin-yada-tasarim/#comment-1980</link>
		<dc:creator>tek</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2009 09:45:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/09/14/darwin-yada-tasarim/#comment-1980</guid>
		<description>kim bu arif sarsilmaz diyen arkadasin onu bulamamasi cok dogal. eger ülkemizde bazi insanlar inanclarindan dolayi hak ettikleri yerleri gelmesinde sorun yasamamis olsaydi, kendiside gercek ismini kullanirdi ve onun hangi üni. ögretim üyesi oldugu ve nasil bir egitim aldigini sorgulamamiz gerekmezdi.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>kim bu arif sarsilmaz diyen arkadasin onu bulamamasi cok dogal. eger ülkemizde bazi insanlar inanclarindan dolayi hak ettikleri yerleri gelmesinde sorun yasamamis olsaydi, kendiside gercek ismini kullanirdi ve onun hangi üni. ögretim üyesi oldugu ve nasil bir egitim aldigini sorgulamamiz gerekmezdi.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa Ajlan ABUDAK tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/09/14/darwin-yada-tasarim/#comment-1976</link>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan ABUDAK</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2009 18:41:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/09/14/darwin-yada-tasarim/#comment-1976</guid>
		<description>Sanırım link ölmüş. En kısa zamanda indirlilebilir yeni bir linki ekleyeceğim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sanırım link ölmüş. En kısa zamanda indirlilebilir yeni bir linki ekleyeceğim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>samet tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/09/14/darwin-yada-tasarim/#comment-1975</link>
		<dc:creator>samet</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2009 08:27:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/09/14/darwin-yada-tasarim/#comment-1975</guid>
		<description>bulamadım</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bulamadım</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>baris tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/09/14/darwin-yada-tasarim/#comment-1941</link>
		<dc:creator>baris</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Oct 2008 10:13:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/09/14/darwin-yada-tasarim/#comment-1941</guid>
		<description>Şimdi ben bir sorunun cevabını merak ediyorum..Bir bireyin yaşam felsefesi edinebilmesi için bilimsel gelişmelerin sonucunu mu beklemeli yoksa mevcut verilere göre mi haraket etmeli?

Eğer birinci seçeneğe göre haraket ediyorsak neden bu telaş?Bir tasarımcıyı inkar edebilecek kadar veriye sahipmiyiz?Big Bang&#039;ten bu zamana kadar gelişen bütün süreçleri matematiksel veriler ışığında değerlendirebiliyormuyuz?Tümevarım ile evrimi öngörüp tümdengelim ile sağlamasını yapabiliyormuyuz?Yoksa enzim sistemini %99 zarara uğratan bir bakterinin naylon oligamerleini parçalamasını bilime girdi gibi gösterip materlayist felsefemize mi hizmet ediyoruz?

Eğer mevcut verilere göre haraket edeceksek neden şu anda tarafsız kalmayı denemiyoruz?Şu an için evrimsel düzeyde gösterebilecek mutasyon örneklerine sahip değiliz fakat bilim olanca hızıyla ilerlemeye devam ediyor, bekleyip göreceğiz demek bu kadar zormu?İbrahimi dinler yanlışlanabilir diyebilen zihniyet burada neyin tartışmasını yapıyor?Bilimsel veriler ortada ve Tanrı&#039;nın yokluğunu gösteriyor ama ben yine de teistlerin ne düşündüğünü bir sorayım da tutumum netleşsin tavrı egoistlikten başka birşey değildir..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Şimdi ben bir sorunun cevabını merak ediyorum..Bir bireyin yaşam felsefesi edinebilmesi için bilimsel gelişmelerin sonucunu mu beklemeli yoksa mevcut verilere göre mi haraket etmeli?</p>
<p>Eğer birinci seçeneğe göre haraket ediyorsak neden bu telaş?Bir tasarımcıyı inkar edebilecek kadar veriye sahipmiyiz?Big Bang&#8217;ten bu zamana kadar gelişen bütün süreçleri matematiksel veriler ışığında değerlendirebiliyormuyuz?Tümevarım ile evrimi öngörüp tümdengelim ile sağlamasını yapabiliyormuyuz?Yoksa enzim sistemini %99 zarara uğratan bir bakterinin naylon oligamerleini parçalamasını bilime girdi gibi gösterip materlayist felsefemize mi hizmet ediyoruz?</p>
<p>Eğer mevcut verilere göre haraket edeceksek neden şu anda tarafsız kalmayı denemiyoruz?Şu an için evrimsel düzeyde gösterebilecek mutasyon örneklerine sahip değiliz fakat bilim olanca hızıyla ilerlemeye devam ediyor, bekleyip göreceğiz demek bu kadar zormu?İbrahimi dinler yanlışlanabilir diyebilen zihniyet burada neyin tartışmasını yapıyor?Bilimsel veriler ortada ve Tanrı&#8217;nın yokluğunu gösteriyor ama ben yine de teistlerin ne düşündüğünü bir sorayım da tutumum netleşsin tavrı egoistlikten başka birşey değildir..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
