<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
		>
<channel>
	<title>Hayatın Başlangıcı üzerine&#8230; yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/01/hayatin-baslangici-icin-daha-basit-bir-baslangic-fikri-uzerine/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/01/hayatin-baslangici-icin-daha-basit-bir-baslangic-fikri-uzerine/</link>
	<description>..Tüm büyük çatışmalar orta yolla çözülür..Aristoteles</description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Nov 2009 13:19:37 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>murats tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/01/hayatin-baslangici-icin-daha-basit-bir-baslangic-fikri-uzerine/#comment-1436</link>
		<dc:creator>murats</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Jan 2008 16:44:29 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/01/hayatin-baslangici-icin-daha-basit-bir-baslangic-fikri-uzerine/#comment-1436</guid>
		<description>mustafa bey şu son yorumunuz(cevap niteliğinde tabiki) tek kelimeyle harika bir yazı olmuş tebrikler</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>mustafa bey şu son yorumunuz(cevap niteliğinde tabiki) tek kelimeyle harika bir yazı olmuş tebrikler</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>barissevim tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/01/hayatin-baslangici-icin-daha-basit-bir-baslangic-fikri-uzerine/#comment-71</link>
		<dc:creator>barissevim</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Sep 2007 02:40:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/01/hayatin-baslangici-icin-daha-basit-bir-baslangic-fikri-uzerine/#comment-71</guid>
		<description>Peki Mustafa bey. Sizin refere ettiginiz tum seyleri okudum ve benim  bunlar uzerine COK acik olan sorularima cevap vermediniz. Digerlerini okudugum gibi bu yorumunuzu da okuyacagim.

(Aklinizda bulunsun diye diyorum,cevabimda kaynak gosterme babinda 3-5 link olursa Akismet e takilabilir)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Peki Mustafa bey. Sizin refere ettiginiz tum seyleri okudum ve benim  bunlar uzerine COK acik olan sorularima cevap vermediniz. Digerlerini okudugum gibi bu yorumunuzu da okuyacagim.</p>
<p>(Aklinizda bulunsun diye diyorum,cevabimda kaynak gosterme babinda 3-5 link olursa Akismet e takilabilir)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa Ajlan ABUDAK tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/01/hayatin-baslangici-icin-daha-basit-bir-baslangic-fikri-uzerine/#comment-70</link>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan ABUDAK</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Aug 2007 22:02:40 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/01/hayatin-baslangici-icin-daha-basit-bir-baslangic-fikri-uzerine/#comment-70</guid>
		<description>Barış Sevim Bey 

Lütfen ricam adam gibi bu yorumu bari sonuna kadar okuyun.Ben sizin ve DA vincinin bloglarındaki yorumlarda oldukça fazla seviyesizlik gördüğümden dikkat ederseniz bloglarınıza yorum bile yapmıyorum. .Hakarete varan sözleri her iki taraf olarak (Yaratılışcı-Darwinci) gösteriyor.Bu son yorumunuzda maalesef adap sınırlarını zorlayan cinsten.İşin kötüsü &#039;&#039;schola&#039;&#039; yani okul temelli akademik söylemin ne derece dogmatik olabileceğinide gösteriyor.Kendini en doğru sayan akıllar yerlerini diğerlerine bırakır sözünün Darwinizm için eninde sonunda gerçekleşecek son olduğunu düşünüyorum.

İkinci olarak ben sizi samimi bulmuyorum (DAvinciyi ise buluyorum) şöyle ki siz benim size karşılık verdiğim yorumları bile okuma zahmetine katlanmadığınızdan bir diyalog kurmak imkanszı.Ayrıca makaleden  yada çeviriden cımbızla çekilen bir noktadan, makalenin özü dışında (mesela benim o yorumu nerden yaptığım gibi) çıkıp konuyu saptırmaktaki yılmaz gayretiniz(Sayın Da Vincide bunu arada kullanmaktan çekinmiyor.) Size benim içinde o çoğunluk güruhun fikrinin neden bir alet çatası olarak Darwinizmin atesit-materyalist-naturalist-positivist söylemce yani kısaca atom okulu söylemince kullanıldığı uzun uzun açıkladım.(bu bizim AT olarak çıkarımımız) Bu çıkarımı destekleyecek binlerce yazılı basın örneği (Darwinizm proragandası ve yahut onlarca Darwinci sahtekarlığı halihazırda mevcut.Piltdown nebraska vs...)

Şimdi son olarak bilimsellik kriterlerine göre Darwinci evrim neden böyle (üstteki yorumlarımda çok daha uzun açıklaması mevcut) anlatmaya gayret göstereyim son kez.Varsa bu yazdıklarıma ve yukardakilere itirazınız bu kelimeler üzerinde olsun benim nasıl neyi yorum olarak çıkardığım değil..

Darwin’in hayvan yetiştiricileriyle ilgili gözlemleri Evrim Teorisi’nin ayırt edici bir delilini sunmaz.1 Çünkü hayvan yetiştiricileri, daha çok süt veren bir ineğin veya daha iri bir koyunun nasıl yetiştirildiğini gösterebilmelerine karşın yeni bir hayvan türünün oluşumunu gerçekleştirememişlerdir. Aynı şekilde yeni Darwincilerin üzerinde en çok deney gerçekleştirdikleri sirke sineği (Drosophila) ile ilgili deneylerde de yeni bir cins elde edilememiştir.2 

Yeni bir cinsin oluşumuna dair bir gözlemin olmadığını, Evrim Teorisi’nin en önemli teorisyenleri de kabul ederler: Yeni bir cinsin oluşumu uzun tarihsel bir süreci gerektirdiği için, bunun gözlemlenmesinin mümkün olmadığını söylerler.3 Teori adına dile getirilen bu savunma, yeni türlerin veya türlerin altında birleştiği cinslerin, familyaların, takımların oluşumunun gözlemle-nememesinin teoriyi yanlışlamak için yeterli sebep olmadığının dile getirilmesinden öteye geçememektedir. Oysa Evrim Teorisi’nin, Mendel veya Buffon gibi biyologların ileri sürdüğü alternatiflerden daha tutarlı olduğunun iddia edilebilmesi için muhakkak farklı yeni türlerin, cinslerin, familyaların diğer türlerin değişmesi sonucu oluşabildiğine dair delile ihtiyaç vardır. Çünkü Evrim Teorisi’ni, kendisinin dışındaki canlıların orijinine yönelik biyolojik yaklaşımlardan ayırt eden nokta budur. Evrim Teorisi’nin bilimsel kriterlere uyan bir teori olması için, onun yanlışlanamayacağını söylemek yetmez, önemli olan bu teorinin ayırt edici iddialarını doğrulayan olguları göstermektir. “Andromeda galaksisinde zürafalar yaşamaktadır” diye bir önerme kurarsak bu önermeyi de kimse yanlışlayamaz; oysa bu önermenin bilimsel kriterlere uygun olması için yanlışlanamaz olması yetmez, bu önermeyi destekleyecek delillere ihtiyacımız vardır. Bu yüzden, Ernst Mayr’ın, Evrim Teorisi’ni savunmak için; evrimin uzun bir süreçte gerçekleştiği için gözlenemeyeceğini söylemesi, bu teorinin olgusal destekten yoksun olduğunun bir itirafı olarak anlaşılmalıdır. 

Charles Darwin, tümüyle Baconcı ilkelere bağlı bir şekilde çalışmalarını gerçekleştirdiğini söylemiştir.4 Baconcı ilkelere göre bilimsel metot tümevarıma dayanmalıdır; tikel bir veya birkaç olgudan tümevarmakta acele edilmemelidir. Tikel olguların bir araya getirilmesi ile aşamalı bir şekilde tümevarıma ulaşılmalıdır. Darwin’in açıklamaları, bilgi teorisinde (epistemolojisinde) ve bilimsel metodolojisinde olgusallığı ve tümevarımı benimsediğini göstermektedir, Baconcı ilkeleri takip ettiğini söyleyerek de bu seçimini göstermiştir. Oysa yeni bir cinsin oluştuğuna dair tek bir gözlem bile mevcut olmaması, Darwinci yaklaşımı zora sokmaktadır. Halbuki Baconcı metodun doğru uygulaması için birçok farklı türün ve cinsin evrim ile oluştuğu gözlendikten sonra, bu gözlemlerden hareketle bütün türlerin evrimleştikleri söylenebilir. Tür içi varyasyonların varlığı veya birbirlerine yakın türlerin ortak atadan oluştukları ve birbirlerine değiştikleri; Evrim Teorisi’ni kabul etmeyen birçok düşünürün de benimsediği olgulardır.

Evrim Teorisi’nin, türlerin özel yaratılışına veya kökensel türlerden (cinslerden, familyalardan) diğer türlerin yaratıldığı fikrine karşı olgusal destek sağlaması için mutlaka bir cinsten, familyadan veya takımdan diğerine dönüşümü gösterebilmesi gerekir. Olguculuğa dayanan bir bilgi anlayışı bu tip bir sürecin gözlemlenmesini, Baconcı ilkeler ise gözlenen süreçlerin çeşitliliğini ve tümevarım metodunun naif bir şekilde uygulanmamasını gerektirir. Oysa Ernst Mayr gibi en ünlü evrimcilerin belirttiği gibi bu sürecin gözlemlenmesi mümkün değilse, olgusalcı ve tümevarımcı bir bilimsel metot ve bilgi teorisi açısından Evrim Teorisi’nin gerekli desteği olmadığı söylenmelidir. Evrim Teorisi’ni doğrulayan (verification) olgular mevcut değildir, bu yüzden hiçbir tikel doğrulaması olmayan bu teorinin, birçok tikel önermeden tümevarıma ulaşmayı tavsiye eden Baconcı metodoloji açısından bilimselliğin kriterlerini karşılaması mümkün değildir.

GÖZLEM, DENEY, ANALOJİ VE EVRİM TEORİSİ 

Darwin, teorisini doğrulayacak olguları gözlemleyip tümevarıma ulaşamadığı için, bunun yerine tür içindeki değişimlerle, türden türe değişimler arasında analoji (benzerlik) kurmuştur. Örneğin hayvan yetiştiricilerini gözlerken, yetiştiricilerin damızlıkları seçme suretiyle çiftleşmeleri sağlamalarıyla, türün daha verimli hayvanlarının elde edilebileceğini tespit etti.5 Darwin’in teorisini ortaya koyarken çok önem verdiği bu gözleminde iki analoji vardır. Birinci analoji, hayvan yetiştiricileri (yapay seleksiyon) ile doğa (doğal seleksiyon) arasında kurulmuştur. Ikinci analoji ise, bir türün içindeki ıslah faaliyeti sonucu oluşan değişim ile bir cinsten diğer cinse değişim arasında kurulmuştur. Analojinin bilimsel metot açısından kabul edilebilir bir akıl yürütme olduğunu ve Darwin’in birinci analojisinin doğru olduğunu kabul etsek bile, ikinci analoji yine de sorunludur. Darwin, analojik yaklaşımıyla şu şekildeki bir çıkarıma inanmamızı beklemektedir: 

1.Türlerin içinde bazı değişiklikleri gözlemliyoruz. 

2.Demek ki bir cinsten, familyadan ve takımdan diğer bir cinse, familyaya ve takıma geçiş de mevcuttur. 

Bu iki önermeden gözleme, yani olgulara dayanan önerme birinci önermedir. Oysa Darwin’in iddia ettiği gibi teorisinin Baconcı ilkelere dayanması için ikinci önermede ifade ettiği olguların gözlenmesi gerekirdi. Evrim Teorisi’ne karşı çıkanların bile kabul ettiği birinci maddede ifade edilen değişim, rakip teorilerce de savunulduğu için, Evrim Teorisi’ni destekleyen olguların bulunduğunu göstermez. Ispinoz kuşlarının gagasının değişimi veya ineklerin daha çok süt vermesinin sağlanmasındaki değişim ile analoji kurularak; kuşların kanatlarının oluşumu veya memelilerin sütle yavrularını beslemelerinin evrimle oluşumu savunulamaz. Var olan organların farklılaşması ile canlının yepyeni organlar veya özellikler kazanması arasında çok büyük fark vardır. Günden güne değişen hava durumu yüksek ve alçak basınç alanlarıyla açıklanabilir. Ancak mevsimler arasındaki hava durumu farkını, günlük hava değişimlerine neden olan faktörler ile analoji kurarak açıklamaya kalkarsak hata yaparız. Mevsimlik hava değişimleri için astronomik olaylar gibi diğer faktörlerin ele alınması gerekmektedir.6 Türlerin yeni organlar kazanmaları gibi değişiklikler yapı değişikliğiyken, bir organın büyüklüğünde (ispinoz kuşları) veya renginde (pulkanatlı güveler) veya verimliliğindeki (hayvan yetiştiricilerinin yetiştirdiği ineklerde) değişiklikler dereceli değişikliklerdir. Darwin’in derece açısından farklı değişikliklerle yapı açısından farklı değişiklikleri açıklaması bilimsel açıdan meşru bir analoji olamaz. 

Jeremy Rifkin, Evrim Teorisi’nin bilimsel metodoloji açısından sorunlu olduğunu şu şekilde ifade etmektedir: “Asgariden söylemek gerekirse, önümüzde utanılacak, şaşılacak bir durum vardır. Bir düşünce ki, bilimsel olduğunu söylüyor ama bilimsel ölçüme elverişli olamıyor. Gözlemlenemiyor, yeniden türetilemiyor, ölçülemiyor. Ama savunucuları, hayatın başlangıcı ve gelişimi konusunda onun yüce ve çürütülemez bir gerçek olarak görülmesini istiyorlar!… O halde, bilimsel gözleme dayanmayan bu evrim görüşü kişisel bir inanç meselesi olmalıdır. Teori hakkında söylenebilecek en iyi şey, onun, hayatın nasıl geliştiğine dair birçok insanın paylaştığı, ne kanıtlanabilen ne de yanlışlanabilen bir inancı temsil ettiğidir.”7 

Bilgi teorisindeki yaklaşımları açısıdan olguları ve tümevarımı bilimsel bilginin kaynakları diye kabul eden bir yaklaşımı savunanlar, Evrim Teorisi’nin bilimsel kriterleri karşılamadığını kabul etmek zorundadırlar. Birçok ünlü felsefeci, gözlemsel verilere dayandırılmadan Evrim Teorisi’nin savunulmasındaki soruna dikkat çekmişlerdir. Bunlardan biri olan Wittgenstein şöyle demektedir: “Örnek olarak Darwin teorisi hakkında yapılan yaygarayı ele alalım. Teoriyi destekleyen ve ‘Tabii ki’ diyen çevreler vardır, bir de ‘Tabii ki hayır’ diyen çevreler vardır. Hangi mantıkla ‘Tabii ki’ denilebilir? Tek hücreli organizmaların zamanla daha karmaşık organizmalara dönüştükleri ve memeli hayvanlardan insanlara kadar geliştikleri düşüncesi savunuluyor. Peki, bu süreci gözlemleyen biri var mı? Hayır. Peki, bu süreci şu anda kimse gözlemliyor mu? Hayır. Yapılan gözlemler bir damla suyun kızgın bir taşa damlatılması gibi. Buna rağmen binlerce kitapta bu teorinin akla en yatkın çözüm olduğu yazmaktadır. Insanlar çok zayıf kanıtlara rağmen bu teorinin doğruluğundan emin. ‘Bilmiyorum, bu ilginç bir hipotez ama daha fazla güçlendirilmesi gerekir’ gibi bir tutum savunulamaz mıydı? Bu, nasıl herhangi bir şeye ikna olunabileceğini gösteriyor.Çünkü arkasında ortaçağ skolastik kilisesine karşı duyulan kinin öç alırcasına aynı şekilde bir skolastiklikle ilahi Din kavramı üzerine uygulanışı var.Bilim hani taraf olmazdı ? Milyonlarca blim adamı yanılıyor olamaz? Bu tıpkı bana bir hint reklamını hatırlattı .Sizde duyuşsunuzdur kola sebebiyle yaşanan ölümleri.Reklamda hintli aktör ürünü gösterip  şöyle diyordu.&#039;&#039;Bir milyar Hintli yanılıyor olamaz&#039;&#039;Fakat yaşanan ölümler bazı &#039;erin&#039;&#039; fena halde yanıldığını gösteriyor. Sizin  akademsiyen kibirle söylediğinizin bunda pek bir farkı yok.Farklı olabilir miydi? 

&#039;&#039;&lt;strong&gt;Olmaz olmaz demeyelim olmaz olmaz&lt;/strong&gt;&#039;&#039; Darwinci veciz söz...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Barış Sevim Bey </p>
<p>Lütfen ricam adam gibi bu yorumu bari sonuna kadar okuyun.Ben sizin ve DA vincinin bloglarındaki yorumlarda oldukça fazla seviyesizlik gördüğümden dikkat ederseniz bloglarınıza yorum bile yapmıyorum. .Hakarete varan sözleri her iki taraf olarak (Yaratılışcı-Darwinci) gösteriyor.Bu son yorumunuzda maalesef adap sınırlarını zorlayan cinsten.İşin kötüsü &#8216;&#8217;schola&#8221; yani okul temelli akademik söylemin ne derece dogmatik olabileceğinide gösteriyor.Kendini en doğru sayan akıllar yerlerini diğerlerine bırakır sözünün Darwinizm için eninde sonunda gerçekleşecek son olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>İkinci olarak ben sizi samimi bulmuyorum (DAvinciyi ise buluyorum) şöyle ki siz benim size karşılık verdiğim yorumları bile okuma zahmetine katlanmadığınızdan bir diyalog kurmak imkanszı.Ayrıca makaleden  yada çeviriden cımbızla çekilen bir noktadan, makalenin özü dışında (mesela benim o yorumu nerden yaptığım gibi) çıkıp konuyu saptırmaktaki yılmaz gayretiniz(Sayın Da Vincide bunu arada kullanmaktan çekinmiyor.) Size benim içinde o çoğunluk güruhun fikrinin neden bir alet çatası olarak Darwinizmin atesit-materyalist-naturalist-positivist söylemce yani kısaca atom okulu söylemince kullanıldığı uzun uzun açıkladım.(bu bizim AT olarak çıkarımımız) Bu çıkarımı destekleyecek binlerce yazılı basın örneği (Darwinizm proragandası ve yahut onlarca Darwinci sahtekarlığı halihazırda mevcut.Piltdown nebraska vs&#8230;)</p>
<p>Şimdi son olarak bilimsellik kriterlerine göre Darwinci evrim neden böyle (üstteki yorumlarımda çok daha uzun açıklaması mevcut) anlatmaya gayret göstereyim son kez.Varsa bu yazdıklarıma ve yukardakilere itirazınız bu kelimeler üzerinde olsun benim nasıl neyi yorum olarak çıkardığım değil..</p>
<p>Darwin’in hayvan yetiştiricileriyle ilgili gözlemleri Evrim Teorisi’nin ayırt edici bir delilini sunmaz.1 Çünkü hayvan yetiştiricileri, daha çok süt veren bir ineğin veya daha iri bir koyunun nasıl yetiştirildiğini gösterebilmelerine karşın yeni bir hayvan türünün oluşumunu gerçekleştirememişlerdir. Aynı şekilde yeni Darwincilerin üzerinde en çok deney gerçekleştirdikleri sirke sineği (Drosophila) ile ilgili deneylerde de yeni bir cins elde edilememiştir.2 </p>
<p>Yeni bir cinsin oluşumuna dair bir gözlemin olmadığını, Evrim Teorisi’nin en önemli teorisyenleri de kabul ederler: Yeni bir cinsin oluşumu uzun tarihsel bir süreci gerektirdiği için, bunun gözlemlenmesinin mümkün olmadığını söylerler.3 Teori adına dile getirilen bu savunma, yeni türlerin veya türlerin altında birleştiği cinslerin, familyaların, takımların oluşumunun gözlemle-nememesinin teoriyi yanlışlamak için yeterli sebep olmadığının dile getirilmesinden öteye geçememektedir. Oysa Evrim Teorisi’nin, Mendel veya Buffon gibi biyologların ileri sürdüğü alternatiflerden daha tutarlı olduğunun iddia edilebilmesi için muhakkak farklı yeni türlerin, cinslerin, familyaların diğer türlerin değişmesi sonucu oluşabildiğine dair delile ihtiyaç vardır. Çünkü Evrim Teorisi’ni, kendisinin dışındaki canlıların orijinine yönelik biyolojik yaklaşımlardan ayırt eden nokta budur. Evrim Teorisi’nin bilimsel kriterlere uyan bir teori olması için, onun yanlışlanamayacağını söylemek yetmez, önemli olan bu teorinin ayırt edici iddialarını doğrulayan olguları göstermektir. “Andromeda galaksisinde zürafalar yaşamaktadır” diye bir önerme kurarsak bu önermeyi de kimse yanlışlayamaz; oysa bu önermenin bilimsel kriterlere uygun olması için yanlışlanamaz olması yetmez, bu önermeyi destekleyecek delillere ihtiyacımız vardır. Bu yüzden, Ernst Mayr’ın, Evrim Teorisi’ni savunmak için; evrimin uzun bir süreçte gerçekleştiği için gözlenemeyeceğini söylemesi, bu teorinin olgusal destekten yoksun olduğunun bir itirafı olarak anlaşılmalıdır. </p>
<p>Charles Darwin, tümüyle Baconcı ilkelere bağlı bir şekilde çalışmalarını gerçekleştirdiğini söylemiştir.4 Baconcı ilkelere göre bilimsel metot tümevarıma dayanmalıdır; tikel bir veya birkaç olgudan tümevarmakta acele edilmemelidir. Tikel olguların bir araya getirilmesi ile aşamalı bir şekilde tümevarıma ulaşılmalıdır. Darwin’in açıklamaları, bilgi teorisinde (epistemolojisinde) ve bilimsel metodolojisinde olgusallığı ve tümevarımı benimsediğini göstermektedir, Baconcı ilkeleri takip ettiğini söyleyerek de bu seçimini göstermiştir. Oysa yeni bir cinsin oluştuğuna dair tek bir gözlem bile mevcut olmaması, Darwinci yaklaşımı zora sokmaktadır. Halbuki Baconcı metodun doğru uygulaması için birçok farklı türün ve cinsin evrim ile oluştuğu gözlendikten sonra, bu gözlemlerden hareketle bütün türlerin evrimleştikleri söylenebilir. Tür içi varyasyonların varlığı veya birbirlerine yakın türlerin ortak atadan oluştukları ve birbirlerine değiştikleri; Evrim Teorisi’ni kabul etmeyen birçok düşünürün de benimsediği olgulardır.</p>
<p>Evrim Teorisi’nin, türlerin özel yaratılışına veya kökensel türlerden (cinslerden, familyalardan) diğer türlerin yaratıldığı fikrine karşı olgusal destek sağlaması için mutlaka bir cinsten, familyadan veya takımdan diğerine dönüşümü gösterebilmesi gerekir. Olguculuğa dayanan bir bilgi anlayışı bu tip bir sürecin gözlemlenmesini, Baconcı ilkeler ise gözlenen süreçlerin çeşitliliğini ve tümevarım metodunun naif bir şekilde uygulanmamasını gerektirir. Oysa Ernst Mayr gibi en ünlü evrimcilerin belirttiği gibi bu sürecin gözlemlenmesi mümkün değilse, olgusalcı ve tümevarımcı bir bilimsel metot ve bilgi teorisi açısından Evrim Teorisi’nin gerekli desteği olmadığı söylenmelidir. Evrim Teorisi’ni doğrulayan (verification) olgular mevcut değildir, bu yüzden hiçbir tikel doğrulaması olmayan bu teorinin, birçok tikel önermeden tümevarıma ulaşmayı tavsiye eden Baconcı metodoloji açısından bilimselliğin kriterlerini karşılaması mümkün değildir.</p>
<p>GÖZLEM, DENEY, ANALOJİ VE EVRİM TEORİSİ </p>
<p>Darwin, teorisini doğrulayacak olguları gözlemleyip tümevarıma ulaşamadığı için, bunun yerine tür içindeki değişimlerle, türden türe değişimler arasında analoji (benzerlik) kurmuştur. Örneğin hayvan yetiştiricilerini gözlerken, yetiştiricilerin damızlıkları seçme suretiyle çiftleşmeleri sağlamalarıyla, türün daha verimli hayvanlarının elde edilebileceğini tespit etti.5 Darwin’in teorisini ortaya koyarken çok önem verdiği bu gözleminde iki analoji vardır. Birinci analoji, hayvan yetiştiricileri (yapay seleksiyon) ile doğa (doğal seleksiyon) arasında kurulmuştur. Ikinci analoji ise, bir türün içindeki ıslah faaliyeti sonucu oluşan değişim ile bir cinsten diğer cinse değişim arasında kurulmuştur. Analojinin bilimsel metot açısından kabul edilebilir bir akıl yürütme olduğunu ve Darwin’in birinci analojisinin doğru olduğunu kabul etsek bile, ikinci analoji yine de sorunludur. Darwin, analojik yaklaşımıyla şu şekildeki bir çıkarıma inanmamızı beklemektedir: </p>
<p>1.Türlerin içinde bazı değişiklikleri gözlemliyoruz. </p>
<p>2.Demek ki bir cinsten, familyadan ve takımdan diğer bir cinse, familyaya ve takıma geçiş de mevcuttur. </p>
<p>Bu iki önermeden gözleme, yani olgulara dayanan önerme birinci önermedir. Oysa Darwin’in iddia ettiği gibi teorisinin Baconcı ilkelere dayanması için ikinci önermede ifade ettiği olguların gözlenmesi gerekirdi. Evrim Teorisi’ne karşı çıkanların bile kabul ettiği birinci maddede ifade edilen değişim, rakip teorilerce de savunulduğu için, Evrim Teorisi’ni destekleyen olguların bulunduğunu göstermez. Ispinoz kuşlarının gagasının değişimi veya ineklerin daha çok süt vermesinin sağlanmasındaki değişim ile analoji kurularak; kuşların kanatlarının oluşumu veya memelilerin sütle yavrularını beslemelerinin evrimle oluşumu savunulamaz. Var olan organların farklılaşması ile canlının yepyeni organlar veya özellikler kazanması arasında çok büyük fark vardır. Günden güne değişen hava durumu yüksek ve alçak basınç alanlarıyla açıklanabilir. Ancak mevsimler arasındaki hava durumu farkını, günlük hava değişimlerine neden olan faktörler ile analoji kurarak açıklamaya kalkarsak hata yaparız. Mevsimlik hava değişimleri için astronomik olaylar gibi diğer faktörlerin ele alınması gerekmektedir.6 Türlerin yeni organlar kazanmaları gibi değişiklikler yapı değişikliğiyken, bir organın büyüklüğünde (ispinoz kuşları) veya renginde (pulkanatlı güveler) veya verimliliğindeki (hayvan yetiştiricilerinin yetiştirdiği ineklerde) değişiklikler dereceli değişikliklerdir. Darwin’in derece açısından farklı değişikliklerle yapı açısından farklı değişiklikleri açıklaması bilimsel açıdan meşru bir analoji olamaz. </p>
<p>Jeremy Rifkin, Evrim Teorisi’nin bilimsel metodoloji açısından sorunlu olduğunu şu şekilde ifade etmektedir: “Asgariden söylemek gerekirse, önümüzde utanılacak, şaşılacak bir durum vardır. Bir düşünce ki, bilimsel olduğunu söylüyor ama bilimsel ölçüme elverişli olamıyor. Gözlemlenemiyor, yeniden türetilemiyor, ölçülemiyor. Ama savunucuları, hayatın başlangıcı ve gelişimi konusunda onun yüce ve çürütülemez bir gerçek olarak görülmesini istiyorlar!… O halde, bilimsel gözleme dayanmayan bu evrim görüşü kişisel bir inanç meselesi olmalıdır. Teori hakkında söylenebilecek en iyi şey, onun, hayatın nasıl geliştiğine dair birçok insanın paylaştığı, ne kanıtlanabilen ne de yanlışlanabilen bir inancı temsil ettiğidir.”7 </p>
<p>Bilgi teorisindeki yaklaşımları açısıdan olguları ve tümevarımı bilimsel bilginin kaynakları diye kabul eden bir yaklaşımı savunanlar, Evrim Teorisi’nin bilimsel kriterleri karşılamadığını kabul etmek zorundadırlar. Birçok ünlü felsefeci, gözlemsel verilere dayandırılmadan Evrim Teorisi’nin savunulmasındaki soruna dikkat çekmişlerdir. Bunlardan biri olan Wittgenstein şöyle demektedir: “Örnek olarak Darwin teorisi hakkında yapılan yaygarayı ele alalım. Teoriyi destekleyen ve ‘Tabii ki’ diyen çevreler vardır, bir de ‘Tabii ki hayır’ diyen çevreler vardır. Hangi mantıkla ‘Tabii ki’ denilebilir? Tek hücreli organizmaların zamanla daha karmaşık organizmalara dönüştükleri ve memeli hayvanlardan insanlara kadar geliştikleri düşüncesi savunuluyor. Peki, bu süreci gözlemleyen biri var mı? Hayır. Peki, bu süreci şu anda kimse gözlemliyor mu? Hayır. Yapılan gözlemler bir damla suyun kızgın bir taşa damlatılması gibi. Buna rağmen binlerce kitapta bu teorinin akla en yatkın çözüm olduğu yazmaktadır. Insanlar çok zayıf kanıtlara rağmen bu teorinin doğruluğundan emin. ‘Bilmiyorum, bu ilginç bir hipotez ama daha fazla güçlendirilmesi gerekir’ gibi bir tutum savunulamaz mıydı? Bu, nasıl herhangi bir şeye ikna olunabileceğini gösteriyor.Çünkü arkasında ortaçağ skolastik kilisesine karşı duyulan kinin öç alırcasına aynı şekilde bir skolastiklikle ilahi Din kavramı üzerine uygulanışı var.Bilim hani taraf olmazdı ? Milyonlarca blim adamı yanılıyor olamaz? Bu tıpkı bana bir hint reklamını hatırlattı .Sizde duyuşsunuzdur kola sebebiyle yaşanan ölümleri.Reklamda hintli aktör ürünü gösterip  şöyle diyordu.&#8221;Bir milyar Hintli yanılıyor olamaz&#8221;Fakat yaşanan ölümler bazı &#8216;erin&#8221; fena halde yanıldığını gösteriyor. Sizin  akademsiyen kibirle söylediğinizin bunda pek bir farkı yok.Farklı olabilir miydi? </p>
<p>&#8221;<strong>Olmaz olmaz demeyelim olmaz olmaz</strong>&#8221; Darwinci veciz söz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa Ajlan ABUDAK tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/01/hayatin-baslangici-icin-daha-basit-bir-baslangic-fikri-uzerine/#comment-69</link>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan ABUDAK</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Aug 2007 22:01:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/01/hayatin-baslangici-icin-daha-basit-bir-baslangic-fikri-uzerine/#comment-69</guid>
		<description>Barış Sevim Bey 

Lütfen ricam adam gibi bu yorumu bari sonuna kadar okuyun.Ben sizin ve DA vincinin bloglarındaki yorumlarda oldukça fazla seviyesizlik gördüğümden dikkat ederseniz bloglarınıza yorum bile yapmıyorum. .Hakarete varan sözleri her iki taraf olarak (Yaratılışcı-Darwinci) gösteriyor.Bu son yorumunuzda maalesef adap sınırlarını zorlayan cinsten.İşin kötüsü &#039;&#039;schola&#039;&#039; yani okul temelli akademik söylemin ne derece dogmatik olabileceğinide gösteriyor.Kendini en doğru sayan akıllar yerlerini diğerlerine bırakır sözünün Darwinizm için eninde sonunda gerçekleşecek son olduğunu düşünüyorum.

İkinci olarak ben sizi samimi bulmuyorum (DAvinciyi ise buluyorum) şöyle ki siz benim size karşılık verdiğim yorumları bile okuma zahmetine katlanmadığınızdan bir diyalog kurmak imkanszı.Ayrıca makaleden  yada çeviriden cımbızla çekilen bir noktadan, makalenin özü dışında (mesela benim o yorumu nerden yaptığım gibi) çıkıp konuyu saptırmaktaki yılmaz gayretiniz(Sayın Da Vincide bunu arada kullanmaktan çekinmiyor.) Size benim içinde o çoğunluk güruhun fikrinin neden bir alet çatası olarak Darwinizmin atesit-materyalist-naturalist-positivist söylemce yani kısaca atom okulu söylemince kullanıldığı uzun uzun açıkladım.(bu bizim AT olarak çıkarımımız) Bu çıkarımı destekleyecek binlerce yazılı basın örneği (Darwinizm proragandası ve yahut onlarca Darwinci sahtekarlığı halihazırda mevcut.Piltdown nebraska vs...)

Şimdi son olarak bilimsellik kriterlerine göre Darwinci evrim neden böyle (üstteki yorumlarımda çok daha uzun açıklaması mevcut) anlatmaya gayret göstereyim son kez.Varsa bu yazdıklarıma ve yukardakilere itirazınız bu kelimeler üzerinde olsun benim nasıl neyi yorum olarak çıkardığım değil..

Darwin’in hayvan yetiştiricileriyle ilgili gözlemleri Evrim Teorisi’nin ayırt edici bir delilini sunmaz.1 Çünkü hayvan yetiştiricileri, daha çok süt veren bir ineğin veya daha iri bir koyunun nasıl yetiştirildiğini gösterebilmelerine karşın yeni bir hayvan türünün oluşumunu gerçekleştirememişlerdir. Aynı şekilde yeni Darwincilerin üzerinde en çok deney gerçekleştirdikleri sirke sineği (Drosophila) ile ilgili deneylerde de yeni bir cins elde edilememiştir.2 

Yeni bir cinsin oluşumuna dair bir gözlemin olmadığını, Evrim Teorisi’nin en önemli teorisyenleri de kabul ederler: Yeni bir cinsin oluşumu uzun tarihsel bir süreci gerektirdiği için, bunun gözlemlenmesinin mümkün olmadığını söylerler.3 Teori adına dile getirilen bu savunma, yeni türlerin veya türlerin altında birleştiği cinslerin, familyaların, takımların oluşumunun gözlemle-nememesinin teoriyi yanlışlamak için yeterli sebep olmadığının dile getirilmesinden öteye geçememektedir. Oysa Evrim Teorisi’nin, Mendel veya Buffon gibi biyologların ileri sürdüğü alternatiflerden daha tutarlı olduğunun iddia edilebilmesi için muhakkak farklı yeni türlerin, cinslerin, familyaların diğer türlerin değişmesi sonucu oluşabildiğine dair delile ihtiyaç vardır. Çünkü Evrim Teorisi’ni, kendisinin dışındaki canlıların orijinine yönelik biyolojik yaklaşımlardan ayırt eden nokta budur. Evrim Teorisi’nin bilimsel kriterlere uyan bir teori olması için, onun yanlışlanamayacağını söylemek yetmez, önemli olan bu teorinin ayırt edici iddialarını doğrulayan olguları göstermektir. “Andromeda galaksisinde zürafalar yaşamaktadır” diye bir önerme kurarsak bu önermeyi de kimse yanlışlayamaz; oysa bu önermenin bilimsel kriterlere uygun olması için yanlışlanamaz olması yetmez, bu önermeyi destekleyecek delillere ihtiyacımız vardır. Bu yüzden, Ernst Mayr’ın, Evrim Teorisi’ni savunmak için; evrimin uzun bir süreçte gerçekleştiği için gözlenemeyeceğini söylemesi, bu teorinin olgusal destekten yoksun olduğunun bir itirafı olarak anlaşılmalıdır. 

Charles Darwin, tümüyle Baconcı ilkelere bağlı bir şekilde çalışmalarını gerçekleştirdiğini söylemiştir.4 Baconcı ilkelere göre bilimsel metot tümevarıma dayanmalıdır; tikel bir veya birkaç olgudan tümevarmakta acele edilmemelidir. Tikel olguların bir araya getirilmesi ile aşamalı bir şekilde tümevarıma ulaşılmalıdır. Darwin’in açıklamaları, bilgi teorisinde (epistemolojisinde) ve bilimsel metodolojisinde olgusallığı ve tümevarımı benimsediğini göstermektedir, Baconcı ilkeleri takip ettiğini söyleyerek de bu seçimini göstermiştir. Oysa yeni bir cinsin oluştuğuna dair tek bir gözlem bile mevcut olmaması, Darwinci yaklaşımı zora sokmaktadır. Halbuki Baconcı metodun doğru uygulaması için birçok farklı türün ve cinsin evrim ile oluştuğu gözlendikten sonra, bu gözlemlerden hareketle bütün türlerin evrimleştikleri söylenebilir. Tür içi varyasyonların varlığı veya birbirlerine yakın türlerin ortak atadan oluştukları ve birbirlerine değiştikleri; Evrim Teorisi’ni kabul etmeyen birçok düşünürün de benimsediği olgulardır.

Evrim Teorisi’nin, türlerin özel yaratılışına veya kökensel türlerden (cinslerden, familyalardan) diğer türlerin yaratıldığı fikrine karşı olgusal destek sağlaması için mutlaka bir cinsten, familyadan veya takımdan diğerine dönüşümü gösterebilmesi gerekir. Olguculuğa dayanan bir bilgi anlayışı bu tip bir sürecin gözlemlenmesini, Baconcı ilkeler ise gözlenen süreçlerin çeşitliliğini ve tümevarım metodunun naif bir şekilde uygulanmamasını gerektirir. Oysa Ernst Mayr gibi en ünlü evrimcilerin belirttiği gibi bu sürecin gözlemlenmesi mümkün değilse, olgusalcı ve tümevarımcı bir bilimsel metot ve bilgi teorisi açısından Evrim Teorisi’nin gerekli desteği olmadığı söylenmelidir. Evrim Teorisi’ni doğrulayan (verification) olgular mevcut değildir, bu yüzden hiçbir tikel doğrulaması olmayan bu teorinin, birçok tikel önermeden tümevarıma ulaşmayı tavsiye eden Baconcı metodoloji açısından bilimselliğin kriterlerini karşılaması mümkün değildir.

GÖZLEM, DENEY, ANALOJİ VE EVRİM TEORİSİ 

Darwin, teorisini doğrulayacak olguları gözlemleyip tümevarıma ulaşamadığı için, bunun yerine tür içindeki değişimlerle, türden türe değişimler arasında analoji (benzerlik) kurmuştur. Örneğin hayvan yetiştiricilerini gözlerken, yetiştiricilerin damızlıkları seçme suretiyle çiftleşmeleri sağlamalarıyla, türün daha verimli hayvanlarının elde edilebileceğini tespit etti.5 Darwin’in teorisini ortaya koyarken çok önem verdiği bu gözleminde iki analoji vardır. Birinci analoji, hayvan yetiştiricileri (yapay seleksiyon) ile doğa (doğal seleksiyon) arasında kurulmuştur. Ikinci analoji ise, bir türün içindeki ıslah faaliyeti sonucu oluşan değişim ile bir cinsten diğer cinse değişim arasında kurulmuştur. Analojinin bilimsel metot açısından kabul edilebilir bir akıl yürütme olduğunu ve Darwin’in birinci analojisinin doğru olduğunu kabul etsek bile, ikinci analoji yine de sorunludur. Darwin, analojik yaklaşımıyla şu şekildeki bir çıkarıma inanmamızı beklemektedir: 

1.Türlerin içinde bazı değişiklikleri gözlemliyoruz. 

2.Demek ki bir cinsten, familyadan ve takımdan diğer bir cinse, familyaya ve takıma geçiş de mevcuttur. 

Bu iki önermeden gözleme, yani olgulara dayanan önerme birinci önermedir. Oysa Darwin’in iddia ettiği gibi teorisinin Baconcı ilkelere dayanması için ikinci önermede ifade ettiği olguların gözlenmesi gerekirdi. Evrim Teorisi’ne karşı çıkanların bile kabul ettiği birinci maddede ifade edilen değişim, rakip teorilerce de savunulduğu için, Evrim Teorisi’ni destekleyen olguların bulunduğunu göstermez. Ispinoz kuşlarının gagasının değişimi veya ineklerin daha çok süt vermesinin sağlanmasındaki değişim ile analoji kurularak; kuşların kanatlarının oluşumu veya memelilerin sütle yavrularını beslemelerinin evrimle oluşumu savunulamaz. Var olan organların farklılaşması ile canlının yepyeni organlar veya özellikler kazanması arasında çok büyük fark vardır. Günden güne değişen hava durumu yüksek ve alçak basınç alanlarıyla açıklanabilir. Ancak mevsimler arasındaki hava durumu farkını, günlük hava değişimlerine neden olan faktörler ile analoji kurarak açıklamaya kalkarsak hata yaparız. Mevsimlik hava değişimleri için astronomik olaylar gibi diğer faktörlerin ele alınması gerekmektedir.6 Türlerin yeni organlar kazanmaları gibi değişiklikler yapı değişikliğiyken, bir organın büyüklüğünde (ispinoz kuşları) veya renginde (pulkanatlı güveler) veya verimliliğindeki (hayvan yetiştiricilerinin yetiştirdiği ineklerde) değişiklikler dereceli değişikliklerdir. Darwin’in derece açısından farklı değişikliklerle yapı açısından farklı değişiklikleri açıklaması bilimsel açıdan meşru bir analoji olamaz. 

Jeremy Rifkin, Evrim Teorisi’nin bilimsel metodoloji açısından sorunlu olduğunu şu şekilde ifade etmektedir: “Asgariden söylemek gerekirse, önümüzde utanılacak, şaşılacak bir durum vardır. Bir düşünce ki, bilimsel olduğunu söylüyor ama bilimsel ölçüme elverişli olamıyor. Gözlemlenemiyor, yeniden türetilemiyor, ölçülemiyor. Ama savunucuları, hayatın başlangıcı ve gelişimi konusunda onun yüce ve çürütülemez bir gerçek olarak görülmesini istiyorlar!… O halde, bilimsel gözleme dayanmayan bu evrim görüşü kişisel bir inanç meselesi olmalıdır. Teori hakkında söylenebilecek en iyi şey, onun, hayatın nasıl geliştiğine dair birçok insanın paylaştığı, ne kanıtlanabilen ne de yanlışlanabilen bir inancı temsil ettiğidir.”7 

Bilgi teorisindeki yaklaşımları açısıdan olguları ve tümevarımı bilimsel bilginin kaynakları diye kabul eden bir yaklaşımı savunanlar, Evrim Teorisi’nin bilimsel kriterleri karşılamadığını kabul etmek zorundadırlar. Birçok ünlü felsefeci, gözlemsel verilere dayandırılmadan Evrim Teorisi’nin savunulmasındaki soruna dikkat çekmişlerdir. Bunlardan biri olan Wittgenstein şöyle demektedir: “Örnek olarak Darwin teorisi hakkında yapılan yaygarayı ele alalım. Teoriyi destekleyen ve ‘Tabii ki’ diyen çevreler vardır, bir de ‘Tabii ki hayır’ diyen çevreler vardır. Hangi mantıkla ‘Tabii ki’ denilebilir? Tek hücreli organizmaların zamanla daha karmaşık organizmalara dönüştükleri ve memeli hayvanlardan insanlara kadar geliştikleri düşüncesi savunuluyor. Peki, bu süreci gözlemleyen biri var mı? Hayır. Peki, bu süreci şu anda kimse gözlemliyor mu? Hayır. Yapılan gözlemler bir damla suyun kızgın bir taşa damlatılması gibi. Buna rağmen binlerce kitapta bu teorinin akla en yatkın çözüm olduğu yazmaktadır. Insanlar çok zayıf kanıtlara rağmen bu teorinin doğruluğundan emin. ‘Bilmiyorum, bu ilginç bir hipotez ama daha fazla güçlendirilmesi gerekir’ gibi bir tutum savunulamaz mıydı? Bu, nasıl herhangi bir şeye ikna olunabileceğini gösteriyor.Çünkü arkasında ortaçağ skolastik kilisesine karşı duyulan kinin öç alırcasına aynı şekilde bir skolastiklikle ilahi Din kavramı üzerine uygulanışı var.Bilim hani taraf olmazdı ? Milyonlarca blim adamı yanılıyor olamaz? Bu tıpkı bana bir hint reklamını hatırlattı .Sizde duyuşsunuzdur kola sebebiyle yaşanan ölümleri.Reklamda hintli aktör ürünü gösterip  şöyle diyordu.&#039;&#039;Bir milyar Hintli yanılıyor olamaz&#039;&#039;Fakat yaşanan ölümler bazı &#039;&#039;Hintlilerin&#039;&#039; fena halde yanıldığını gösteriyor. Sizin  akademsiyen kibirle söylediğinizin bunda pek bir farkı yok.Farklı olabilir miydi? 

&#039;&#039;Olmaz olmaz demeyelim olmaz olmaz&#039;&#039; :) Darwinci veciz söz...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Barış Sevim Bey </p>
<p>Lütfen ricam adam gibi bu yorumu bari sonuna kadar okuyun.Ben sizin ve DA vincinin bloglarındaki yorumlarda oldukça fazla seviyesizlik gördüğümden dikkat ederseniz bloglarınıza yorum bile yapmıyorum. .Hakarete varan sözleri her iki taraf olarak (Yaratılışcı-Darwinci) gösteriyor.Bu son yorumunuzda maalesef adap sınırlarını zorlayan cinsten.İşin kötüsü &#8216;&#8217;schola&#8221; yani okul temelli akademik söylemin ne derece dogmatik olabileceğinide gösteriyor.Kendini en doğru sayan akıllar yerlerini diğerlerine bırakır sözünün Darwinizm için eninde sonunda gerçekleşecek son olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>İkinci olarak ben sizi samimi bulmuyorum (DAvinciyi ise buluyorum) şöyle ki siz benim size karşılık verdiğim yorumları bile okuma zahmetine katlanmadığınızdan bir diyalog kurmak imkanszı.Ayrıca makaleden  yada çeviriden cımbızla çekilen bir noktadan, makalenin özü dışında (mesela benim o yorumu nerden yaptığım gibi) çıkıp konuyu saptırmaktaki yılmaz gayretiniz(Sayın Da Vincide bunu arada kullanmaktan çekinmiyor.) Size benim içinde o çoğunluk güruhun fikrinin neden bir alet çatası olarak Darwinizmin atesit-materyalist-naturalist-positivist söylemce yani kısaca atom okulu söylemince kullanıldığı uzun uzun açıkladım.(bu bizim AT olarak çıkarımımız) Bu çıkarımı destekleyecek binlerce yazılı basın örneği (Darwinizm proragandası ve yahut onlarca Darwinci sahtekarlığı halihazırda mevcut.Piltdown nebraska vs&#8230;)</p>
<p>Şimdi son olarak bilimsellik kriterlerine göre Darwinci evrim neden böyle (üstteki yorumlarımda çok daha uzun açıklaması mevcut) anlatmaya gayret göstereyim son kez.Varsa bu yazdıklarıma ve yukardakilere itirazınız bu kelimeler üzerinde olsun benim nasıl neyi yorum olarak çıkardığım değil..</p>
<p>Darwin’in hayvan yetiştiricileriyle ilgili gözlemleri Evrim Teorisi’nin ayırt edici bir delilini sunmaz.1 Çünkü hayvan yetiştiricileri, daha çok süt veren bir ineğin veya daha iri bir koyunun nasıl yetiştirildiğini gösterebilmelerine karşın yeni bir hayvan türünün oluşumunu gerçekleştirememişlerdir. Aynı şekilde yeni Darwincilerin üzerinde en çok deney gerçekleştirdikleri sirke sineği (Drosophila) ile ilgili deneylerde de yeni bir cins elde edilememiştir.2 </p>
<p>Yeni bir cinsin oluşumuna dair bir gözlemin olmadığını, Evrim Teorisi’nin en önemli teorisyenleri de kabul ederler: Yeni bir cinsin oluşumu uzun tarihsel bir süreci gerektirdiği için, bunun gözlemlenmesinin mümkün olmadığını söylerler.3 Teori adına dile getirilen bu savunma, yeni türlerin veya türlerin altında birleştiği cinslerin, familyaların, takımların oluşumunun gözlemle-nememesinin teoriyi yanlışlamak için yeterli sebep olmadığının dile getirilmesinden öteye geçememektedir. Oysa Evrim Teorisi’nin, Mendel veya Buffon gibi biyologların ileri sürdüğü alternatiflerden daha tutarlı olduğunun iddia edilebilmesi için muhakkak farklı yeni türlerin, cinslerin, familyaların diğer türlerin değişmesi sonucu oluşabildiğine dair delile ihtiyaç vardır. Çünkü Evrim Teorisi’ni, kendisinin dışındaki canlıların orijinine yönelik biyolojik yaklaşımlardan ayırt eden nokta budur. Evrim Teorisi’nin bilimsel kriterlere uyan bir teori olması için, onun yanlışlanamayacağını söylemek yetmez, önemli olan bu teorinin ayırt edici iddialarını doğrulayan olguları göstermektir. “Andromeda galaksisinde zürafalar yaşamaktadır” diye bir önerme kurarsak bu önermeyi de kimse yanlışlayamaz; oysa bu önermenin bilimsel kriterlere uygun olması için yanlışlanamaz olması yetmez, bu önermeyi destekleyecek delillere ihtiyacımız vardır. Bu yüzden, Ernst Mayr’ın, Evrim Teorisi’ni savunmak için; evrimin uzun bir süreçte gerçekleştiği için gözlenemeyeceğini söylemesi, bu teorinin olgusal destekten yoksun olduğunun bir itirafı olarak anlaşılmalıdır. </p>
<p>Charles Darwin, tümüyle Baconcı ilkelere bağlı bir şekilde çalışmalarını gerçekleştirdiğini söylemiştir.4 Baconcı ilkelere göre bilimsel metot tümevarıma dayanmalıdır; tikel bir veya birkaç olgudan tümevarmakta acele edilmemelidir. Tikel olguların bir araya getirilmesi ile aşamalı bir şekilde tümevarıma ulaşılmalıdır. Darwin’in açıklamaları, bilgi teorisinde (epistemolojisinde) ve bilimsel metodolojisinde olgusallığı ve tümevarımı benimsediğini göstermektedir, Baconcı ilkeleri takip ettiğini söyleyerek de bu seçimini göstermiştir. Oysa yeni bir cinsin oluştuğuna dair tek bir gözlem bile mevcut olmaması, Darwinci yaklaşımı zora sokmaktadır. Halbuki Baconcı metodun doğru uygulaması için birçok farklı türün ve cinsin evrim ile oluştuğu gözlendikten sonra, bu gözlemlerden hareketle bütün türlerin evrimleştikleri söylenebilir. Tür içi varyasyonların varlığı veya birbirlerine yakın türlerin ortak atadan oluştukları ve birbirlerine değiştikleri; Evrim Teorisi’ni kabul etmeyen birçok düşünürün de benimsediği olgulardır.</p>
<p>Evrim Teorisi’nin, türlerin özel yaratılışına veya kökensel türlerden (cinslerden, familyalardan) diğer türlerin yaratıldığı fikrine karşı olgusal destek sağlaması için mutlaka bir cinsten, familyadan veya takımdan diğerine dönüşümü gösterebilmesi gerekir. Olguculuğa dayanan bir bilgi anlayışı bu tip bir sürecin gözlemlenmesini, Baconcı ilkeler ise gözlenen süreçlerin çeşitliliğini ve tümevarım metodunun naif bir şekilde uygulanmamasını gerektirir. Oysa Ernst Mayr gibi en ünlü evrimcilerin belirttiği gibi bu sürecin gözlemlenmesi mümkün değilse, olgusalcı ve tümevarımcı bir bilimsel metot ve bilgi teorisi açısından Evrim Teorisi’nin gerekli desteği olmadığı söylenmelidir. Evrim Teorisi’ni doğrulayan (verification) olgular mevcut değildir, bu yüzden hiçbir tikel doğrulaması olmayan bu teorinin, birçok tikel önermeden tümevarıma ulaşmayı tavsiye eden Baconcı metodoloji açısından bilimselliğin kriterlerini karşılaması mümkün değildir.</p>
<p>GÖZLEM, DENEY, ANALOJİ VE EVRİM TEORİSİ </p>
<p>Darwin, teorisini doğrulayacak olguları gözlemleyip tümevarıma ulaşamadığı için, bunun yerine tür içindeki değişimlerle, türden türe değişimler arasında analoji (benzerlik) kurmuştur. Örneğin hayvan yetiştiricilerini gözlerken, yetiştiricilerin damızlıkları seçme suretiyle çiftleşmeleri sağlamalarıyla, türün daha verimli hayvanlarının elde edilebileceğini tespit etti.5 Darwin’in teorisini ortaya koyarken çok önem verdiği bu gözleminde iki analoji vardır. Birinci analoji, hayvan yetiştiricileri (yapay seleksiyon) ile doğa (doğal seleksiyon) arasında kurulmuştur. Ikinci analoji ise, bir türün içindeki ıslah faaliyeti sonucu oluşan değişim ile bir cinsten diğer cinse değişim arasında kurulmuştur. Analojinin bilimsel metot açısından kabul edilebilir bir akıl yürütme olduğunu ve Darwin’in birinci analojisinin doğru olduğunu kabul etsek bile, ikinci analoji yine de sorunludur. Darwin, analojik yaklaşımıyla şu şekildeki bir çıkarıma inanmamızı beklemektedir: </p>
<p>1.Türlerin içinde bazı değişiklikleri gözlemliyoruz. </p>
<p>2.Demek ki bir cinsten, familyadan ve takımdan diğer bir cinse, familyaya ve takıma geçiş de mevcuttur. </p>
<p>Bu iki önermeden gözleme, yani olgulara dayanan önerme birinci önermedir. Oysa Darwin’in iddia ettiği gibi teorisinin Baconcı ilkelere dayanması için ikinci önermede ifade ettiği olguların gözlenmesi gerekirdi. Evrim Teorisi’ne karşı çıkanların bile kabul ettiği birinci maddede ifade edilen değişim, rakip teorilerce de savunulduğu için, Evrim Teorisi’ni destekleyen olguların bulunduğunu göstermez. Ispinoz kuşlarının gagasının değişimi veya ineklerin daha çok süt vermesinin sağlanmasındaki değişim ile analoji kurularak; kuşların kanatlarının oluşumu veya memelilerin sütle yavrularını beslemelerinin evrimle oluşumu savunulamaz. Var olan organların farklılaşması ile canlının yepyeni organlar veya özellikler kazanması arasında çok büyük fark vardır. Günden güne değişen hava durumu yüksek ve alçak basınç alanlarıyla açıklanabilir. Ancak mevsimler arasındaki hava durumu farkını, günlük hava değişimlerine neden olan faktörler ile analoji kurarak açıklamaya kalkarsak hata yaparız. Mevsimlik hava değişimleri için astronomik olaylar gibi diğer faktörlerin ele alınması gerekmektedir.6 Türlerin yeni organlar kazanmaları gibi değişiklikler yapı değişikliğiyken, bir organın büyüklüğünde (ispinoz kuşları) veya renginde (pulkanatlı güveler) veya verimliliğindeki (hayvan yetiştiricilerinin yetiştirdiği ineklerde) değişiklikler dereceli değişikliklerdir. Darwin’in derece açısından farklı değişikliklerle yapı açısından farklı değişiklikleri açıklaması bilimsel açıdan meşru bir analoji olamaz. </p>
<p>Jeremy Rifkin, Evrim Teorisi’nin bilimsel metodoloji açısından sorunlu olduğunu şu şekilde ifade etmektedir: “Asgariden söylemek gerekirse, önümüzde utanılacak, şaşılacak bir durum vardır. Bir düşünce ki, bilimsel olduğunu söylüyor ama bilimsel ölçüme elverişli olamıyor. Gözlemlenemiyor, yeniden türetilemiyor, ölçülemiyor. Ama savunucuları, hayatın başlangıcı ve gelişimi konusunda onun yüce ve çürütülemez bir gerçek olarak görülmesini istiyorlar!… O halde, bilimsel gözleme dayanmayan bu evrim görüşü kişisel bir inanç meselesi olmalıdır. Teori hakkında söylenebilecek en iyi şey, onun, hayatın nasıl geliştiğine dair birçok insanın paylaştığı, ne kanıtlanabilen ne de yanlışlanabilen bir inancı temsil ettiğidir.”7 </p>
<p>Bilgi teorisindeki yaklaşımları açısıdan olguları ve tümevarımı bilimsel bilginin kaynakları diye kabul eden bir yaklaşımı savunanlar, Evrim Teorisi’nin bilimsel kriterleri karşılamadığını kabul etmek zorundadırlar. Birçok ünlü felsefeci, gözlemsel verilere dayandırılmadan Evrim Teorisi’nin savunulmasındaki soruna dikkat çekmişlerdir. Bunlardan biri olan Wittgenstein şöyle demektedir: “Örnek olarak Darwin teorisi hakkında yapılan yaygarayı ele alalım. Teoriyi destekleyen ve ‘Tabii ki’ diyen çevreler vardır, bir de ‘Tabii ki hayır’ diyen çevreler vardır. Hangi mantıkla ‘Tabii ki’ denilebilir? Tek hücreli organizmaların zamanla daha karmaşık organizmalara dönüştükleri ve memeli hayvanlardan insanlara kadar geliştikleri düşüncesi savunuluyor. Peki, bu süreci gözlemleyen biri var mı? Hayır. Peki, bu süreci şu anda kimse gözlemliyor mu? Hayır. Yapılan gözlemler bir damla suyun kızgın bir taşa damlatılması gibi. Buna rağmen binlerce kitapta bu teorinin akla en yatkın çözüm olduğu yazmaktadır. Insanlar çok zayıf kanıtlara rağmen bu teorinin doğruluğundan emin. ‘Bilmiyorum, bu ilginç bir hipotez ama daha fazla güçlendirilmesi gerekir’ gibi bir tutum savunulamaz mıydı? Bu, nasıl herhangi bir şeye ikna olunabileceğini gösteriyor.Çünkü arkasında ortaçağ skolastik kilisesine karşı duyulan kinin öç alırcasına aynı şekilde bir skolastiklikle ilahi Din kavramı üzerine uygulanışı var.Bilim hani taraf olmazdı ? Milyonlarca blim adamı yanılıyor olamaz? Bu tıpkı bana bir hint reklamını hatırlattı .Sizde duyuşsunuzdur kola sebebiyle yaşanan ölümleri.Reklamda hintli aktör ürünü gösterip  şöyle diyordu.&#8221;Bir milyar Hintli yanılıyor olamaz&#8221;Fakat yaşanan ölümler bazı &#8221;Hintlilerin&#8221; fena halde yanıldığını gösteriyor. Sizin  akademsiyen kibirle söylediğinizin bunda pek bir farkı yok.Farklı olabilir miydi? </p>
<p>&#8221;Olmaz olmaz demeyelim olmaz olmaz&#8221; :) Darwinci veciz söz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>barissevim tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/01/hayatin-baslangici-icin-daha-basit-bir-baslangic-fikri-uzerine/#comment-68</link>
		<dc:creator>barissevim</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Aug 2007 18:49:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/01/hayatin-baslangici-icin-daha-basit-bir-baslangic-fikri-uzerine/#comment-68</guid>
		<description>Mustafa Bey,
Kesinlikle haklisiniz. Bilim camiasi ID ve uzantilarini cok tehlikeli olarak goruyor. Cunku ortada cok acik bir sekilde carpitmalarin bilimsel pratik olarak gosterilmesi var. Ve bunu bilerek, planli ve programli yapiyorlar. Ortada cok somut kriterler olmasina ragmen bilimsel surecleri degil arkalarindaki saibeli kurumlarin para destegi ile &quot;bilimsel&quot; fikir yayiyorlar. Cunku hedef kitleleri acisindan amaclarina ulasiyorlar. Karmasik , bol teknik terim iceren, ozellikle karmasiklastirilan ifadelerin arasinda sizin gibi ingilizce ogretmenleri ve musbet bilimlerle kisitli ilgisi olan insanlarin kaybolacagi, &quot;woow&quot; dedirtecek etik disi yayinlar yapiyorlar. Bunu bilerek yapiyorlar. Cunku o kadar duzgun cumle kurabilen insanlar, bilerek o kadar seyi es gecemez. Aptalliklarindan degil yani. Bilim dunyasi, peer-review surecinin bunlara karsi komplo kurmasi iddianiz tamamen bos. Somut hicbir veriniz yok boyle bir komploya dayanak olacak. Cunku gerekceler herkese acik/public olarak veriliyor, nedenleri tek tek sayiliyor. Oyuncak degil bu isler. Kurallari acik ve net olarak cizilmis bir surectten bahsediyoruz. Soyledikleriniz o yuzden dayanaksiz.

Bu kitlelerin bilgisizligini kullanmalarina bir ornek ile aciklamak istiyorum. 

Surekli bir sekilde evrime karsi one surulen bir &quot;kanit&quot; var.
Termodinamige atifta bulunan entropy kaniti. Heryerde bunu one suruyorlar, ama kendi kanallarindan.
Nedir bu iddia? Termodinamigin ikinci yasasina gore evrende duzenden duzensizlige giden, karmasiktan basite dogru gitmek gibi bir egilim var. Ve buna gore evrimin ongordugu gibi basit yapilarin daha karmasik yapilara dogru evrildigi savi dogru degil.Cunku cozulmeye giden bir ortamda nasil olurda evrimin gosterdigi gibi daha karmasik yapilar ortaya cikar? Bu termodinamik ile acik bir celiski!

Bakiniz, bilimsel bir yasadan yola cikiyorlar, o yasanin soylediklerini baz alarak bir sonuca variyorlar. Hersey gayet bilimsel gorunuyor. Bu &quot;kaniti&quot; da alip, behe nin dedigi gibi &quot;ne gerek var zaman alan hakemli dergilere, kitap basarim daha cok kisiye ulasirim&quot;(kriterleri daha cok kisiye ulasmak, bilimsel tenkit degil) diyerek her yerde yayinliyorlar. Isi ingilizce olan, (ve goruluyor ki) gerekli bilimsel donanimi sahip olmiyan siz de kalkip bunu bilimsel diye kabul edip onun uzerinden evrim teorisinin yanlisligini gostermeye calisiyorsunuz mesela. (ornegin bir fizikcinin bunu yapmiyacagi sanirim gun gibi ortada)

Fakat bu &quot;kaniti&quot; bir makale haline getirip peer-review surecine sokarsaniz daha ilk gunde elinizde patlar. Neden mi? 
Az biraz termodinamik bilgisi olan bir insan, termodinamigin &quot;kapali sistemler&quot;e atifta bulundugunu bilir ve soz konusu iddialarin gun gibi &quot;ACIK sistem&quot; olan dunyaya uygulamanin en hafif deyimiyle cahillik olacagini soyler ve yanina da yol gostermesi acisindan bir iki kelam eder. Ornegin gunes gibi devasa bir enerji kaynagindan surekli bir sekilde isi ve isik alan dunyamizi kapali bir sistemmis gibi gosterip uzerinde termodinamik yasalariyla oynarsaniz kiciniza tekmeyi basarlar, ve normalde bu fikirleri &quot;bilimsel&quot;mis gibi orada burada yayinlamazsiniz. Ama bilimsel namus ve etik bu cevrelerde olmadigi icin bugun heryerde bu iddialara &quot;bilimsel&quot; etiketi ile karsilasabiliyoruz. Tum bu anlattiklarim yuzunde bilim insanlarinin hemen hemen hepsi karsi cikiyor gerekli donanimlari olduklari icin, ve gerekli donanimi olmiyan insanlar ise pesinden surukleniyor kisisel inanclarindan dolayi. Bilim dunyasinda bir dogma var demek, o yuzden pek saglam temellere basmiyor. Tum universitelerdeki insanlari beyni yikanmis insanlar surusu olarak gostermeniz icin epeyce milyon dolarlar harcamaniz gerekiyor ogretmenim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Mustafa Bey,<br />
Kesinlikle haklisiniz. Bilim camiasi ID ve uzantilarini cok tehlikeli olarak goruyor. Cunku ortada cok acik bir sekilde carpitmalarin bilimsel pratik olarak gosterilmesi var. Ve bunu bilerek, planli ve programli yapiyorlar. Ortada cok somut kriterler olmasina ragmen bilimsel surecleri degil arkalarindaki saibeli kurumlarin para destegi ile &#8220;bilimsel&#8221; fikir yayiyorlar. Cunku hedef kitleleri acisindan amaclarina ulasiyorlar. Karmasik , bol teknik terim iceren, ozellikle karmasiklastirilan ifadelerin arasinda sizin gibi ingilizce ogretmenleri ve musbet bilimlerle kisitli ilgisi olan insanlarin kaybolacagi, &#8220;woow&#8221; dedirtecek etik disi yayinlar yapiyorlar. Bunu bilerek yapiyorlar. Cunku o kadar duzgun cumle kurabilen insanlar, bilerek o kadar seyi es gecemez. Aptalliklarindan degil yani. Bilim dunyasi, peer-review surecinin bunlara karsi komplo kurmasi iddianiz tamamen bos. Somut hicbir veriniz yok boyle bir komploya dayanak olacak. Cunku gerekceler herkese acik/public olarak veriliyor, nedenleri tek tek sayiliyor. Oyuncak degil bu isler. Kurallari acik ve net olarak cizilmis bir surectten bahsediyoruz. Soyledikleriniz o yuzden dayanaksiz.</p>
<p>Bu kitlelerin bilgisizligini kullanmalarina bir ornek ile aciklamak istiyorum. </p>
<p>Surekli bir sekilde evrime karsi one surulen bir &#8220;kanit&#8221; var.<br />
Termodinamige atifta bulunan entropy kaniti. Heryerde bunu one suruyorlar, ama kendi kanallarindan.<br />
Nedir bu iddia? Termodinamigin ikinci yasasina gore evrende duzenden duzensizlige giden, karmasiktan basite dogru gitmek gibi bir egilim var. Ve buna gore evrimin ongordugu gibi basit yapilarin daha karmasik yapilara dogru evrildigi savi dogru degil.Cunku cozulmeye giden bir ortamda nasil olurda evrimin gosterdigi gibi daha karmasik yapilar ortaya cikar? Bu termodinamik ile acik bir celiski!</p>
<p>Bakiniz, bilimsel bir yasadan yola cikiyorlar, o yasanin soylediklerini baz alarak bir sonuca variyorlar. Hersey gayet bilimsel gorunuyor. Bu &#8220;kaniti&#8221; da alip, behe nin dedigi gibi &#8220;ne gerek var zaman alan hakemli dergilere, kitap basarim daha cok kisiye ulasirim&#8221;(kriterleri daha cok kisiye ulasmak, bilimsel tenkit degil) diyerek her yerde yayinliyorlar. Isi ingilizce olan, (ve goruluyor ki) gerekli bilimsel donanimi sahip olmiyan siz de kalkip bunu bilimsel diye kabul edip onun uzerinden evrim teorisinin yanlisligini gostermeye calisiyorsunuz mesela. (ornegin bir fizikcinin bunu yapmiyacagi sanirim gun gibi ortada)</p>
<p>Fakat bu &#8220;kaniti&#8221; bir makale haline getirip peer-review surecine sokarsaniz daha ilk gunde elinizde patlar. Neden mi?<br />
Az biraz termodinamik bilgisi olan bir insan, termodinamigin &#8220;kapali sistemler&#8221;e atifta bulundugunu bilir ve soz konusu iddialarin gun gibi &#8220;ACIK sistem&#8221; olan dunyaya uygulamanin en hafif deyimiyle cahillik olacagini soyler ve yanina da yol gostermesi acisindan bir iki kelam eder. Ornegin gunes gibi devasa bir enerji kaynagindan surekli bir sekilde isi ve isik alan dunyamizi kapali bir sistemmis gibi gosterip uzerinde termodinamik yasalariyla oynarsaniz kiciniza tekmeyi basarlar, ve normalde bu fikirleri &#8220;bilimsel&#8221;mis gibi orada burada yayinlamazsiniz. Ama bilimsel namus ve etik bu cevrelerde olmadigi icin bugun heryerde bu iddialara &#8220;bilimsel&#8221; etiketi ile karsilasabiliyoruz. Tum bu anlattiklarim yuzunde bilim insanlarinin hemen hemen hepsi karsi cikiyor gerekli donanimlari olduklari icin, ve gerekli donanimi olmiyan insanlar ise pesinden surukleniyor kisisel inanclarindan dolayi. Bilim dunyasinda bir dogma var demek, o yuzden pek saglam temellere basmiyor. Tum universitelerdeki insanlari beyni yikanmis insanlar surusu olarak gostermeniz icin epeyce milyon dolarlar harcamaniz gerekiyor ogretmenim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa Ajlan ABUDAK tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/01/hayatin-baslangici-icin-daha-basit-bir-baslangic-fikri-uzerine/#comment-66</link>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan ABUDAK</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Aug 2007 16:56:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/01/hayatin-baslangici-icin-daha-basit-bir-baslangic-fikri-uzerine/#comment-66</guid>
		<description>Barış Bey

Paradigmanın elindeki tüm güçle AT uğraşması onu bir tehlike olarak algıladığını gösteriyor.Tüm peer-review tekeli kiminelinde ? sizin bu linklemeniz şu analojiyi hatırlattı suyun başında olan sahibinden daha çok suyu kullanma hakkı kimin olabilir?Bu danışıklı döğüsün bir örneği okadar yinede o az istatislik bile AT&#039;nin tüm sindirilme çabalarına rağmen mücadelesine devam ettiğinin kanıtı.

 Mesela, son makalemdeki örnekte indirgenemez karmaşıklığa cevap verilmesinin zorunluluğundan ortaya çıkmış.Artık görmezden gelinemeyecek kadar sıkı argümanlarla geliniyor.(zahmet edipde Mike Gene sitesinide bir gezin ) 

 Size blogumda Flagella ile ilgili makaleyi (Prof.Namba) okuyun derim.Evrimci bilim adamının imalarına dikat edin.(olmadı orjinalinden okuyun herşeyi çok bilen iki kafadarsınzı nede olsa) )Sonra formula 1 araçlarını düşünün daha sonrada Darwinin olası patikalarını ve çok araştırmacı olduğunuz için Journal of Molecular Evolution yayınında bu yapıyı araştırın.(Bende gerekli bilgi var bulamazsanız haber verin)üzerine kaç makale yazılmış öğrenin.Bu tip yapılar ne kadar araştırılmış bakın.Sonra video oyunlarınıza devam ederiz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Barış Bey</p>
<p>Paradigmanın elindeki tüm güçle AT uğraşması onu bir tehlike olarak algıladığını gösteriyor.Tüm peer-review tekeli kiminelinde ? sizin bu linklemeniz şu analojiyi hatırlattı suyun başında olan sahibinden daha çok suyu kullanma hakkı kimin olabilir?Bu danışıklı döğüsün bir örneği okadar yinede o az istatislik bile AT&#8217;nin tüm sindirilme çabalarına rağmen mücadelesine devam ettiğinin kanıtı.</p>
<p> Mesela, son makalemdeki örnekte indirgenemez karmaşıklığa cevap verilmesinin zorunluluğundan ortaya çıkmış.Artık görmezden gelinemeyecek kadar sıkı argümanlarla geliniyor.(zahmet edipde Mike Gene sitesinide bir gezin ) </p>
<p> Size blogumda Flagella ile ilgili makaleyi (Prof.Namba) okuyun derim.Evrimci bilim adamının imalarına dikat edin.(olmadı orjinalinden okuyun herşeyi çok bilen iki kafadarsınzı nede olsa) )Sonra formula 1 araçlarını düşünün daha sonrada Darwinin olası patikalarını ve çok araştırmacı olduğunuz için Journal of Molecular Evolution yayınında bu yapıyı araştırın.(Bende gerekli bilgi var bulamazsanız haber verin)üzerine kaç makale yazılmış öğrenin.Bu tip yapılar ne kadar araştırılmış bakın.Sonra video oyunlarınıza devam ederiz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa Ajlan ABUDAK tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/01/hayatin-baslangici-icin-daha-basit-bir-baslangic-fikri-uzerine/#comment-65</link>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan ABUDAK</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Aug 2007 16:45:58 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/01/hayatin-baslangici-icin-daha-basit-bir-baslangic-fikri-uzerine/#comment-65</guid>
		<description>Hayır yaynlanan makalelerin kabul edilebilmesi için gerekli maddelerden ;

Eligibility;

Applicants are expected to have advanced degrees (Ph.D. or equivalent) and be associated with an educational organization or institution. Independent researchers or those pursuing a Ph.D.-level degree may apply, but awards to non-Ph.D. applicants are rare. 

As a general rule, &#039;&#039;&lt;strong&gt;all applicants are expected to have published a minimum of three articles in peer-reviewed scientific journals&lt;/strong&gt;.&#039;&#039;


Demiş bu benim bilimselliğim için yeterlidir.Burda Berkeley&#039;de ki bohem bilim adamalrına yayın yapmıyorum.(sizinde blogunuzda öyle bir kaygı taşıdığınızı düşünmüyorum.)Size Scientific Americandan da makale yolluyorum.Herkesin bildiği şey diyorsunuz.Pes dedim o yüzde birlik miti belkide Türk elitisyen medyanın en çok kullandığı argümanlarda biri.Propaganda malzemesi. Hakemli dergi demek zaten Darwinci olmadan asla demek gibi bir şey ama NG gibi saygın kurumlar bunu aşabiliyor.Çünkü o haberi Science yada Nature yayınlaması &#039;&#039;yayın politikaları&#039;&#039; gereği imkansızdır.

Ayrıca,size  Dawkins&#039;tende söz ediyorum.Siz(Darwinciler) Dawkinsten alıntılar veciz söler yaparken iyi o itiraf ederken işe gelmeyen yerler varsa kötü ee pis kaka.En nihayetinde işinize nasıl gelirse o şekilde yorumluyorsunuz.O kurumlardanda makale çevireceğim (Bu sefer dikkatim azami ölçüde olacak merak etmeyin)
bakalım ozaman nasıl yorumlayacaksınız?Aslında görünen köy misali bir soru bu...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hayır yaynlanan makalelerin kabul edilebilmesi için gerekli maddelerden ;</p>
<p>Eligibility;</p>
<p>Applicants are expected to have advanced degrees (Ph.D. or equivalent) and be associated with an educational organization or institution. Independent researchers or those pursuing a Ph.D.-level degree may apply, but awards to non-Ph.D. applicants are rare. </p>
<p>As a general rule, &#8221;<strong>all applicants are expected to have published a minimum of three articles in peer-reviewed scientific journals</strong>.&#8221;</p>
<p>Demiş bu benim bilimselliğim için yeterlidir.Burda Berkeley&#8217;de ki bohem bilim adamalrına yayın yapmıyorum.(sizinde blogunuzda öyle bir kaygı taşıdığınızı düşünmüyorum.)Size Scientific Americandan da makale yolluyorum.Herkesin bildiği şey diyorsunuz.Pes dedim o yüzde birlik miti belkide Türk elitisyen medyanın en çok kullandığı argümanlarda biri.Propaganda malzemesi. Hakemli dergi demek zaten Darwinci olmadan asla demek gibi bir şey ama NG gibi saygın kurumlar bunu aşabiliyor.Çünkü o haberi Science yada Nature yayınlaması &#8221;yayın politikaları&#8221; gereği imkansızdır.</p>
<p>Ayrıca,size  Dawkins&#8217;tende söz ediyorum.Siz(Darwinciler) Dawkinsten alıntılar veciz söler yaparken iyi o itiraf ederken işe gelmeyen yerler varsa kötü ee pis kaka.En nihayetinde işinize nasıl gelirse o şekilde yorumluyorsunuz.O kurumlardanda makale çevireceğim (Bu sefer dikkatim azami ölçüde olacak merak etmeyin)<br />
bakalım ozaman nasıl yorumlayacaksınız?Aslında görünen köy misali bir soru bu&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Da Vinci tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/01/hayatin-baslangici-icin-daha-basit-bir-baslangic-fikri-uzerine/#comment-63</link>
		<dc:creator>Da Vinci</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Aug 2007 14:08:22 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/01/hayatin-baslangici-icin-daha-basit-bir-baslangic-fikri-uzerine/#comment-63</guid>
		<description>Mustafa bey,

Yine aynı şeyi yapmışsınız. Verdiğiniz linkte ne var? NG&#039;in &quot;peer-reviewed scientific journal&quot; olduğunu mu söylüyor? 

Wikipedia&#039;daki &lt;a href=&quot;http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_scientific_journals&quot; rel=&quot;nofollow&quot;&gt;List of scientific journals&lt;/a&gt; maddesine bakın bakalım NG var mı?

Peer-reviewed olmasını bıraktım &lt;a href=&quot;http://en.wikipedia.org/wiki/Science_magazine&quot; rel=&quot;nofollow&quot;&gt;Science magazine&lt;/a&gt; olarak bile geçmiyor NG. Scientific American ve New Scientist ise &quot;Science magazine&quot; olarak geçiyor çünkü onlarda da peer-review yok yani &quot;Scientific journal&quot; değiller.

Zaten 1999&#039;da Archaeraptor&#039;u Nature ve Science kabul etmediği halde NG&#039;nin hiç sorgulamadan üzerine atlaması ve rezil olması NG&#039;nin ciddi bir bilim dergisi olarak kabul edilmemesi için yeterlidir diye düşünüyorum. NG&#039;yi neden bu kadar ciddiye aldığınızı anlamıyorum. NG&#039;ye bir bilim haber dergisi olarak bakılabilir en fazla. Ama çok fazla ciddiye almamak gerekir.

Hakemli bir dergi olmadığı çok açık tartışmasız bir gerçekken nasıl bunun aksini iddia edebiliyorsunuz anlayabilmiş değilim. Gerçekten çok ilginç.

Front-loading ile ilgili yazınızı merakla bekliyorum. Sakın ola es geçmeyin.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Mustafa bey,</p>
<p>Yine aynı şeyi yapmışsınız. Verdiğiniz linkte ne var? NG&#8217;in &#8220;peer-reviewed scientific journal&#8221; olduğunu mu söylüyor? </p>
<p>Wikipedia&#8217;daki <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_scientific_journals" rel="nofollow">List of scientific journals</a> maddesine bakın bakalım NG var mı?</p>
<p>Peer-reviewed olmasını bıraktım <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Science_magazine" rel="nofollow">Science magazine</a> olarak bile geçmiyor NG. Scientific American ve New Scientist ise &#8220;Science magazine&#8221; olarak geçiyor çünkü onlarda da peer-review yok yani &#8220;Scientific journal&#8221; değiller.</p>
<p>Zaten 1999&#8242;da Archaeraptor&#8217;u Nature ve Science kabul etmediği halde NG&#8217;nin hiç sorgulamadan üzerine atlaması ve rezil olması NG&#8217;nin ciddi bir bilim dergisi olarak kabul edilmemesi için yeterlidir diye düşünüyorum. NG&#8217;yi neden bu kadar ciddiye aldığınızı anlamıyorum. NG&#8217;ye bir bilim haber dergisi olarak bakılabilir en fazla. Ama çok fazla ciddiye almamak gerekir.</p>
<p>Hakemli bir dergi olmadığı çok açık tartışmasız bir gerçekken nasıl bunun aksini iddia edebiliyorsunuz anlayabilmiş değilim. Gerçekten çok ilginç.</p>
<p>Front-loading ile ilgili yazınızı merakla bekliyorum. Sakın ola es geçmeyin.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>barissevim tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/01/hayatin-baslangici-icin-daha-basit-bir-baslangic-fikri-uzerine/#comment-61</link>
		<dc:creator>barissevim</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Aug 2007 05:16:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/01/hayatin-baslangici-icin-daha-basit-bir-baslangic-fikri-uzerine/#comment-61</guid>
		<description>Insan beyni sabahin korune kadar calisinca tuhaflasiyor, akla olmadik seyler geliyor. Bu tuhafligin sonucu sizlerle paylasmak istiyorum.

http://www.google.com/trends?q=intelligent+design%2C+darwin&amp;ctab=0&amp;geo=all&amp;date=2004&amp;sort=0

http://www.google.com/trends?q=intelligent+design%2C+evolution&amp;ctab=0&amp;geo=all&amp;date=2004&amp;sort=0

Hani tum dunyada AT muthis yayiliyor, bilim dunyasinda firtinalar kopartiyor ya, iste bu iddialarin sayilara yansimasini goruyoruz :)

Sadece &quot;intelligent design&quot; diye arattigimizda da muthis sonuclar cikiyor. O kadar mantikli ki bu design isi, penetration gucu google un sunucularini bile zorluyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Insan beyni sabahin korune kadar calisinca tuhaflasiyor, akla olmadik seyler geliyor. Bu tuhafligin sonucu sizlerle paylasmak istiyorum.</p>
<p><a href="http://www.google.com/trends?q=intelligent+design%2C+darwin&amp;ctab=0&amp;geo=all&amp;date=2004&amp;sort=0" rel="nofollow">http://www.google.com/trends?q=intelligent+design%2C+darwin&amp;ctab=0&amp;geo=all&amp;date=2004&amp;sort=0</a></p>
<p><a href="http://www.google.com/trends?q=intelligent+design%2C+evolution&amp;ctab=0&amp;geo=all&amp;date=2004&amp;sort=0" rel="nofollow">http://www.google.com/trends?q=intelligent+design%2C+evolution&amp;ctab=0&amp;geo=all&amp;date=2004&amp;sort=0</a></p>
<p>Hani tum dunyada AT muthis yayiliyor, bilim dunyasinda firtinalar kopartiyor ya, iste bu iddialarin sayilara yansimasini goruyoruz :)</p>
<p>Sadece &#8220;intelligent design&#8221; diye arattigimizda da muthis sonuclar cikiyor. O kadar mantikli ki bu design isi, penetration gucu google un sunucularini bile zorluyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>barissevim tarafından</title>
		<link>http://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/01/hayatin-baslangici-icin-daha-basit-bir-baslangic-fikri-uzerine/#comment-60</link>
		<dc:creator>barissevim</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Aug 2007 02:03:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://akillitasarim.wordpress.com/2007/08/01/hayatin-baslangici-icin-daha-basit-bir-baslangic-fikri-uzerine/#comment-60</guid>
		<description>Ben asgari bilimsel namus, adab ve emege saygidan bahsediyorum. Seviyesizleştirmeye calismadim. Israrla yorumunuzdaki iddialarin somut kaynagini gostermenizi istedim. Ben israr ettikce siz &quot;en bilimsel sizsiniz&quot; minvalinde suclamalara girisiyorsunuz. Bu kadar acik secik ortada iken hersey, birde bunun uzerine &quot;sizlerle ugrasmak zaman kaybi&quot; demeniz cok anlasilir degil.

Not:NG peer-reviewed, yani hakemli bir yayin degildir, eger tartistiginiz o ise.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ben asgari bilimsel namus, adab ve emege saygidan bahsediyorum. Seviyesizleştirmeye calismadim. Israrla yorumunuzdaki iddialarin somut kaynagini gostermenizi istedim. Ben israr ettikce siz &#8220;en bilimsel sizsiniz&#8221; minvalinde suclamalara girisiyorsunuz. Bu kadar acik secik ortada iken hersey, birde bunun uzerine &#8220;sizlerle ugrasmak zaman kaybi&#8221; demeniz cok anlasilir degil.</p>
<p>Not:NG peer-reviewed, yani hakemli bir yayin degildir, eger tartistiginiz o ise.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
