DARWİN DOĞMASAYDI….?

Posted in Güncel on Mayıs 19, 2009 by Mustafa Ajlan ABUDAK

Mustafa Ajlan ABUDAK

Evrim teorisinin bugün meydana getirdiği tartışmalar bizi bilim felsefesinden alıp tersine mühendislik uygulamalarına kadar uzanan bir entelektüel maceraya sürüklüyorsa, şüphesiz bunda en büyük pay Charles Darwin ve Alfred Russel Wallace’sındır.

Ortaya koydukları mekanizma, doğayı insan aklının anlayabileceği bir kategorik düzleme indirgeyerek bugünkü bilim dünyasının temel yapı taşlarından birini meydana getirmiştir. Fakat maalesef aynı zamanda Charles Darwin, isminin sonuna ‘’izm’’ eklenerek ”tarihe geçen ve etkileyen” tek bilim adamıdır. (Lamarkism az bir süre bu tekilliği bozmuş olsada.Bugün geniş kabul görmediği için hipotezden ideoloji macerası yaşayamamıştır.) Bu evrimle adı nerdeyse aynı anlama gelen bir bilim adamının söyleminin ya da söyleminden yola çıkarılarak oluşturulan modern sentez türevlerinin artık bir ideoloji olduğu anlamına da gelmektedir.

Elbette bunun olmasını garipsiyor değilim. Stephen Jay Gould dediği gibi;

Bilim, nesnel bilgilerin mekanik biçimde toplanması ve mantık yasalarıyla kaçınılmaz yorumlara ulaşılması değildir; gerçek bir insan etkinliği örneğidir. 1

Bu sebeple Darwin ve Wallace’nın söyleminin bilim dünyasında bir ortaçağ hesaplaşmasına dönüşmesi çokta yadırganmayabilir. Fakat tüm uçlar birbirinin varlığından varlık bulur. Siyah ve beyaz gibi birinin kavramsal yokluğu diğerinin varlığını kutsar ama diğerinin yokluğu ötekinin varlığının bir zorunluluğudur. Darwin yazdığı baş yapıtla, antik Yunandan ve Hint’den beri yapıla gelen canlılığın kökenine dair tartışmalara Aristo ile birlikte en büyük katkılardan birini yapmıştır. Darwin’in kitabı gerçektende bir milattır.

Darwin’in bir insan olarak kendi içsel yolculuğundaki samimiyeti bugün bile onun yılmaz takipçisi olduğunu iddia edenlerin kavrayamadığı bir durumdur. Darwin’in doğal seçilim ya da ayıklanma adını verdiği mekanizmayla başlattığı doğanın özünün insan aklı için anlaşılabilir olması süreci bugün hala devam etmektedir. Bilim kendi doğası gereği ilerler (İlerleme kesinlikle evrim anlamında kullanılmamıştır) ve yeni bulgularla kendini geliştirir ve yeni bakış acılarıyla gerçeğin özüne giderek daha da yaklaşmayı amaçlar. İşte belkide Darwin, bu gerçeğin kuramsallaşması adına insanlığın bilinen yazılı tarihindeki en büyük girişimlerden birini gerçekleştirmiştir. Darwinin eseri bizlere koşulsuz kabullün ve aklın süzgecinden geçmeyen açıklamaların ve inanışların esaretinden kurtarma adına gerçekleştirilmiş önemli bir dönemeç noktasıdır. Maalesef bugün onun açtığı bu yolu, onun adını şiar edinerek kullanan Darwinizm yanlıları, tıpkı ortaçağ kilise babaları gibi bir skolâstik yapıya büründürmüşlerdir. Darwin, kendinden önceki 2000 yıllık doğal teolojiyi sorgularken karşılaştığı sıkıntıların en büyüğü, var olan ”paradigmanın sorgulanılmasına” duyulan bağnaz nefretti. İşte bu bugün onun kendi teorisini sorgulayanlarında başına gelenleri görseydi en çok üzülenlerden biri olacağına eminim. Belki de bugün yaşasaydı kraldan çok kralcı olanların hegemonyası altında bir bilim dünyasında ‘’sorgulanamayan yegane teorinin ‘’ sahibi olarak kendini epey rahatsız hissedecekti. Çünkü sorgulanamayan şeyler ancak ve ancak dogmalardır. Buda bir bilim adamının kendi bilim anlayışı için kabul edebileceği bir şey değildir.

Bugün Türkiye’deki popüler medyada varolan Darwinizm bizlere yukarıdaki durumu anımsatmaktadır. Bir ideoloji olarak Darwinizm, Türkiye’de siyasal içerikli bir araç olarak pozitivizm ve natüralizmin hizmetindedir. Bir sağlama ya da doğrulama aracı olarak, bu çevreler için yokluğun ispatının delilidir. Daha doğru bir ifadeyle ateizmin alet çantasının olmazsa olmazıdır. Bu insanlar için Darwinizm yada onun evrim teorisi  gerçekten bir bilimsel teori olsaydı, teorinin tartışılması, sorgulanması ve var olan teori üzerinden yola çıkılarak daha kapsayıcı (tümden gelim ve tüme varımı kullanabilen)  teorilere ve sonuçlara ulaşılmasını destekleler ve eleştirisel düşüncenin özünün ilk olarak kendi düşünce eksenini eleştirebilmek olduğunu içselleştirebilirlerdi.

Darwin doğmasaydı ….bugün belki de ne bilimin birçok alanında yapılan çalışmalar var olurdu, ne de biz bu tartışmaları yapabilecek bir bilgi seviyesine varabilirdik. Her ne düşüncede olursak olalım Darwin bizleri kendisiyle uzlaşma sağlamamız için zorlamaktadır. Çünkü oluşturduğu teori gerçeğin büyük resminin anlaşılması için insanlığın attığı en büyük adımlardan biridir…

…İYİKİ DOĞDUN DARWİN….

DARWİN’İN DOĞUMUN 200.YILI ile ilgili en önemli etkinlikleri aşağıdaki net adresinden öğrenebilirsiniz;

http://www.darwin200.org/

‘’Bundan sonraki yazılarımızda Darwinizmi, bir hayat ideolojisi ve siyasi bir araç olarak içselleştirmiş insanların (yazar, medya ve akademisyenlerin) aslında Darwin’in söyleminin tam olarak neyi içerdiğini bile bilmediklerini gösteren yazıları ekleyeceğiz. Ayrıca akıllı tasarım düşüncesini destekleyen yönlendirilmiş evrimle ilgili teknik makaleler ve Darwinizm bir ideoloji olarak bilim felsefesi içersindeki tutarsızlıklarını da konu edinenen yazılarımız olacak.’’

Kaynakça;
1. Stephen Jay Gould – Darwin ve Sonrası ‘’Doğa Tarihi üzerine Düşünceler’’ s.169 Tübitak Yayınları

ÖNDEN YÜKLEMELİ EVRİM BEKLENTİLERİ

Posted in Araştırma, Bilim, Güncel, Moleküler Biyoloji, Çeviri on Aralık 3, 2008 by Mustafa Ajlan ABUDAK

Mike GENE
Önden yüklemeli evrim hipotezi, evrimin zihinde önceden tasarlandığını ima eder. Örneğin, tasarım hedefleri sadece evrimi hesaba katmakla kalmaz, bu tasarım hedeflerini gerçekleştirmek için evrimi tasarım amacını gerçekleştirmeye yönelik bir ortak olarak işletir ve kullanır. Bu geleceği bugün yoluyla tasarlama girişimi, evrimden en azından üç şey beklememizi gerektirir;
1. Evrim büyük bir benzeşim (homoloji) sergileyecekti. Bunun nedeni homoloji bizlere tasarımı geçmişten bugüne bağlamaya izin verir. Bu eski tasarımlar oldukça uzun zamandır vardılar ve evrim bunların çevresinde şekillendi.

2. Evrim PREPA (the present explains the past) yani bugünün geçmişi açıklamasını ortaya koyacaktı. PREPA eski atalarımızın alışılmadık ya da tuhaf özelliklerinin bugünün içeriğinden bakıldığında daha anlamlı hale gelmesini sağlayan öngörü ipuçlarıdır. PREPA’yı potansiyel olarak somutlaştıran ve sonuç veren genel kavram. Gereksiz Karmaşıklıktır.

Devamı »

BİR ORGANİZMA OLARAK KÜRESEL EKONOMİNİN EVRİMİ

Posted in Güncel, ekonomi, holistik düşünce on Kasım 29, 2008 by Mustafa Ajlan ABUDAK

Mustafa Ajlan ABUDAK

Son zamanlarda küresel ekonomik kriz ile ilgili oldukça fazla şey okuyup, görsel medyada da birçok tartışmayı dinledim. Bu yazımla biraz farklı bir bakış acısı sunmak ve kendimce bir düşünce egzersizi yapmak istedim. Yorum kısmında burada sergilediğim düşüncelerin hatalı kısımlarını ya da daha iyi nasıl anlatabileceğini paylaşacağımızı umuyorum. Sitemi takip edenler bilirler ki, büyük resmi görmek için daima hayata bütüncül (holistik) bakmayı savuna gelirim. Yani gerçeği siyah-beyaz olarak değil grilerde saklı bir fenomen olarak araştırırım. Parçalardan yola çıkarak bütüne odaklanmak  hayata dair her şeyi anlamak ve birbiriyle ilişkilendirmek , tek tek ayrı yollardan bütüne bakmaktan çok daha sağlıklı ve akılcı gelir. Küresel ekonomik kriz ile ilgili şeyler zihnimde biriktikçe, resmin genelini daha iyi görmeye başladım. Özellikle kavramlar arasında bağlar kurduğumda her şey daha bir netleşti. Belki de sadece benim için netleşmişte olabilir… Neydi bu bağlar? Nasıl kurulmuşlardı? Resmin kendisine dair neler anlatıyorlardı?

Bunlar için ilk önce krizin çok öncelerine gitmek ve krizin neden oluştuğuyla ilgili farklı bir bakış acısını sunmak gerekli. Krizin esas sebebi yani ilk nedeni neydi? Söylendiği gibi yatırım bankalarının yalanı satması mı yoksa çok daha farklı bir nedeni mi bizleri buraya kadar bir etki-tepki süreci sonunda getirdi? Kaos teorisinden esinlendim sanmayın ama gerçektende söyleyeceklerim fazlasıyla kaos teorisinin içkin düşüncesini taşıyor sanırım. Bir kelebeğin kanat çırpışları mı deriz artık yoksa bir filin ölümümü bilemiyorum. Bildiğim tek şey iktisadi yaşam alanının bundan oldukça etkilendiği.

Devamı »

AKILLI TASARIM VE EVRİMİ İLİŞKİLENDİRMEK

Posted in Bilim, Güncel, Moleküler Biyoloji, Çeviri on Kasım 3, 2008 by Mustafa Ajlan ABUDAK

Mike GENE

Birçok kişi evrim ve akıllı tasarımın birbirine tamamen zıt açıklamalar olduğu izlenimine sahip. Sonuç olarak, bu oldukça sık olarak karşılaşılan şey, insanların evrimi dışlayarak akıllı tasarım olgusunu göstermeye çalışmalarıdır. Bu fikre cevabende, bilim insanları için evrimsel açıklamalar yoluyla akıllı tasarımı reddetmek üzere bir sahne kuruluyor. Buna rağmen konunun doğrusu, evrim ve akıllı tasarımın birlikte var olabileceğidir. Bunlar birbirini karşılıklı olarak tamamen dışlayan fikirler değildirler. Nihayetinde evrimle ya da evrim yoluyla tasarım gerçekleştirebilirsiniz.

Tasarım Matris’inde (The Design Matrix) açıkladığım üzere; Kopyalama bir tasarımı geleceğe taşıyan yoldur. Nitekim mutasyonun kaçınılmaz doğası ve etkileri sayesinde büyük zaman dilimleri içersinde kopyalama, evrimle sonuçlanacaktır. Böylece iyi bir tasarımcı bu ” problemi”  ele alacak ve bunu kullanılabilir ya da faydalanabilinir bir şeye dönüştürecekti. Bu akıllı tasarım ve evrimin birbirleriyle ters düşmek bir yana birbirlerini tamamlayabileceğini gösteren  bir örnektir. Hayat tasarlanmış olabilir ve evrimde ”doğal seçilim yoluyla” bunu takip etmiş olabilir. Daha da fazlası, hayat öylesini bir şekilde tasarlanmış olabilir ki, Darwin evrimi farklı tasarım görevlerini yerine getirir, bunun anlamı evrim tasarım tarafından donatılmış bir içeriğe sahiptir. (Yan-işlev mekanizmaları gibi çeviri ekidir.) Ya da bizzat evrim mekanizmalarının kendileri tasarlanmış olabilir. Peki, bu çekici olasılıkları nasıl değerlendirmeyi ummalıyız?

Orjinal metin

MATERYALİZME AKADEMİK BAŞKALDIRI

Posted in Akademik Yayın, Bilim, Enstitü, Güncel, Çeviri on Ekim 1, 2008 by Mustafa Ajlan ABUDAK

Hayatın karmaşıklığının açıklanması için kullanılan doğal seçilim ve rastlantısal mutasyon mekanizmalarının yeterlilikleri konusundaki iddialara şüpheyle yaklaşıyoruz. Darwinin teorisi için kanıtların dikkatli bir şekilde incelenmesi desteklenmelidir..

Geçen birkaç on yıl boyunca, kozmoloji, fizik,  biyoloji , ‘’ yapay zeka araştırmaları ‘’ ve daha birçok farklı bilimsel disiplinden gelen yeni bulgular bilim insanlarını,  Darwinizm’in merkez ilkesi olan doğal seçilimi ve bu ilkeyi desteklediği düşünülen kanıtları, daha büyük bir dikkatle incelemeye ve sorgulamaya itmiştir.

Bugüne değin TV programları, eğitim politikalarını belirleyen bildiriler ve bilimsel ders kitapları, Darwinin evrim teorisinin hayatın karmaşıklığını tamamıyla açıkladığını ileri sürdüler. Toplum, tüm bilinen kanıtların Darwinizm desteklediği ve aslında dünyadaki tüm bilim insanlarının da bu teoriye inandıkları hakkında ikna edildi.

Bu listedeki bilim insanları, ilk iddiaya karşı çıkmaktadırlar ve ikincisine de canlı bir tanıklıkla itiraz etmektedirler. Discovery Enstitüsü ilk listeyi 2001′ de yayınladığından beri, yüzlerce bilim insanı cesurca bildiriyi imzaladılar.

Liste giderek büyümektedir ve Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi, Rus, Macar, Çek Bilimler Akademisi üyesi bilim insanlarını, Yale, Princeton, Stanford, MIT, UC Berkeley, UCLA ve diğer üniversitelerden bilim insanlarını da içermektedir.

Devamı »

İMTİYAZLI GEZEGEN BELGESELİ TAM METNİ

Posted in Akademik Yayın, Araştırma, Belgesel, Bilim, Güncel, Kozmoloji, Röportaj, Çeviri, İnsani ilkeler on Eylül 1, 2008 by Mustafa Ajlan ABUDAK

Mustafa Ajlan ABUDAK

Birkaç ay önce İmtiyazlı Gezegen adlı kitabıın içeriği ve kitabın yazarlarından Guillermo Gonzalez’in bu kitabın büyük bir yankı uyandırmasıyla nasıl bir akademik lince maruz kaldığıyla ilgili bir makale yayınlamıştık.Bu makale materyalist-ateistlerce çarpıtılmaya çalışılmıştı. İmtiyazlı Gezegen kitabı hakemli dergilerde yayınlanmış araştırma verileriyle ve  astro-fizik dünyasından aldığı geniş kabulle, Dünyamızın nasıl olupta Güneş sisteminde ve hatta Samanyolunda ayrıcalıklı bir yere sahip olduğunu ortaya koyuyordu. Salt determinist paradigmalara göre; Dünya güneş sistemi ve tüm hayat alelade bir konumdaydı. Konumumuz herhangi bir ayrıcalık taşımıyordu. Samanyolunda ve Güneş sisteminde, güneş sisteminin samanyolundaki mevkisinde bir ayrıcalık olması son derece saçma bir görüştü. Ve… bu kitap ve yapımdan sonra saçma olan görüş diğer hakim görüşü yerinden etmiş oldu. Bunu gene bilimin bize sağladığı verilerle gerçekleştirdi. Tüm bu veriler gezegenimizin ve Güneş sistemimizin son derece imtiyazlı konumlara sahip oldukları ve tüm bu değerlerin canlılık için gerekli değerleride kapsadığını gösterdi. Hatta daha da ileri giderek toplamda tüm bu imtiyazlı değerlerin ”bilimsel keşfin akıllı canlılar tarafından yapılması” için gerekli olan tüm koşulları da içerdiğini kanıtladı.

Bizde evreni daha iyi algılama ve hayatı derinlemesine anlama ve anlamlandırma çabalarında samimi olan herkes için en iyi yardımın, bu kitabı temel alan belgeselin tam metnini dilimiz Türkçede yayınlayarak gerçekleşebileceğine karar verdik. Böylece, hem yabancı dil bilmeyen ama konuyla yakınen ilgili olanlara bir katkı, hemde bu konuda araştırma yapan akademisyen yada öğrencilere bir başvuru metni olması açısından önemli olacağını düşünerek çeviriyi gerçekleştirdik. Evrenin içersinde bilinen tek hayatla dolu gezegen dünyanın ” teleolojik ” nedenine dair süre gelen tartışmalar için olabilecek en objektif ve doğrudan bilgilendirmeyi sunma gayreti ile bu çalışmayı sizlere sunuyoruz. Bu sebeple İmtiyazlı Gezegen adlı belgeselin Türkçe metnini yayınlıyoruz. Elimizden geldiğince dikkatli bir şekilde çeviriyi gerçekleştirmeye çalıştık ve detaylı içeriğe sahip bir çeviri olmasına gayret ettik. Elbette her çeviride olabileceği gibi bu çeviride de bazı hatalarımız olacaktır. Bu tip hataları (yanlış kelime tercihi,teknik olarak hatalı mana vs..) gören okuyucuların bizlere yorum bölümünde bildirmesi ile hatalarımızı gerektiğinde düzeltebiliriz. Umarız ki, Akıllı Tasarım teorisi ile ilgili, bugüne değin yapılmış en önemli belgesellerden birini Türkçeye kazandırdığımız  bu çalışmamızla , sizlere farklı bir bakış açısı kazandırabilir ve sorgulayan akıllar için bir nebze de olsa küçük bir yardım sağlamış olabiliriz…

Devamı »

TASARIM DÜŞÜNCESİ VE DARWİNİN İKİLEMİ

Posted in Bilim on Ağustos 10, 2008 by Mustafa Ajlan ABUDAK

Mustafa Ajlan ABUDAK

Bu makalemizden sonra önemli bazı çeviri makaleleri vereceğiz. Özelikle kozmolojik tasarım delilleri ve tasarım çıkarımını nesnel olarak nasıl yapılabileceğine dair bazı önemli yazılar arka arkaya yayınlanacak. Bu sebeple bu makalenin daha önceki makalelerin genel bir özeti olmasına çalıştım. Darwinizm ile alakalı itirazlarımızın temelde nelere dayandığı ve tasarım çıkarımının yapılırken nelerin dikkate alındığı hakkında kısa ve öz bilgilendirmeler olmasına gayret ettim. Umarım takip edecek olan makalelerin anlaşılmasında bir kolaylık ve Akıllı Tasarım düşüncesi hakkında daha bilgilendirici bir metin sunmayı başarabilmişimdir.

Akıllı tasarım tarihte resmi olarak diyebileceğimiz ilk çıkışını ünlü İngiliz doğa bilimci ve teolog William Paley‘in kitaplarıyla yapmıştır.Darwin’ide öğrenciliği sırasında derinden etkileyen bu yapıtların özetini vermemiz gerekirse Paley şöyle demektedir;

” Bir çalılıktan karşıya geçerken, ayağımı bir taşa doğru attığımı farz edelim. Bana, nasıl olup ta o taşın oraya geldiği ya da orada bulunduğu sorulsaydı, bildiğim her şeyin dışında, muhtemelen bir şekilde önceden beri orada olduğunu söylerdim…

Ancak, yerde bir saat bulduğumu farz etseydik bu durumda o saatin nasıl olup ta orada olduğunu sorgular ve neticede daha önceki cevabımı veremezdim. Aksine, saatin parçalarının birbirleriyle olan uyumu ve bir sistemi oluşturacak şekilde bir araya gelmiş olmaları bize belli bir zamanda, belli bir yerde ve belli bir amaç için bir ya da birden fazla sanatkârın saati tasarlayıp yapmış olduklarını düşündürürdü.”

Akıllı Tasarım belki de en genel açıklamasıyla evrende gördüğümüz her şeyin ve elbette yeryüzündeki canlılığın kökeninin en iyi şekilde, bilinçli ya da Türkçemize geçen tanımıyla akıllı bir tasarlayıcının varlığı ile açıklanabileceğini savunmaktadır.

Devamı »

HÜCRE İÇERSİNDEKİ MAKİNELER…

Posted in Akademik Yayın, Araştırma, Bilim, Moleküler Biyoloji on Temmuz 5, 2008 by Mustafa Ajlan ABUDAK

PROTEİNLER VE EVRİM: BİR İLERLEME RAPORU

Posted in Araştırma, Bilim, Moleküler Biyoloji, Çeviri on Mayıs 18, 2008 by Mustafa Ajlan ABUDAK

Mike GENE

Proteinler ve onların evrimi başarılı kılmalarını sağlayan rollerine odaklanan son gözlemlerimi izninizle bir sıralayayım. Şunları ele alırsanız;

1.Tüm hayat ağacı protein odaklı bir çıktıdır. Evrimsel süreçler için kanıt aynı zamanda proteine muhtaç bir görüngü içinde kanıt sunmaktadır. Buda herhangi bir daha az proteine bağlı evrimi nihai sonuca ulaştırmak için gerçekleştirilen herhangi bir girişimi, bu kanıt sunan proteine bağlı evrime göre sorgulamaya yöneltir.

2.Proteinler inanılmayacak kadar çeşitli ve muazzam işlevleri gerçekleştirme kapasitesine sahip, inşa materyalleridir. Proteinler kadar çok yönlü başka bir inşa maddesi bilmiyoruz.

3.Bu denli muazzam çok yönlülük sergileyen proteinler ‘’tercüme” adıyla bilinen tek bir üretim süreci sonucu oluşturulurlar. Bu söylenileni 2 numaralı madde ile birleştirirseniz, proteinlerin şaşırtıcı bir zarafet gösterdiğine tanık olursunuz.

4.Proteine daha az bağlı bir evrim kavramı, proteine bağlı bir evrim kadar başarılı olduğu yönünde kendisini destekleyen nerdeyse yok denecek kadar az kanıt sunmaktadır.

5.Tasarımcılar tasarım maddeleri tarafından kısıtlandıklarından ötürü, evrimde ( tasarım taklitçisi olarak) buna benzer olarak kendi tasarım maddelerince kısıtlanır. Bu düşüncede, evrimin protein faaliyetlerine olan bağımlılığı üzerine daha yakından bir incelemenin önemini güçlendirmektedir.

Maddelerin numaraları tıklanarak ilgili makalelere gidilebilinir.

DNA VE TASARIM

Posted in Bilim, Moleküler Biyoloji on Mayıs 8, 2008 by Mustafa Ajlan ABUDAK

Mustafa Ajlan ABUDAK

DNA muhteşem bir tasarımdır. Şimdi neden bu şekilde algıladığıma gelelim. Bunun için ilk olarak ”tasarım” kavramının bize neyi ifade ettiğinden başlamalıyız. Türk Dil Kurumu Sözlüğüne göre tasarım;

1 . Zihinde canlandırılan biçim.

2 . Bir sanat eserinin, yapının veya teknik ürünün ilk taslağı, desen, tasar çizim, dizayn.

3 . Bir araştırma sürecinin çeşitli dönemlerinde izlenecek yol ve işlemleri tasarlayan çerçeve, tasar çizim, dizayn.

4 . felsefe Daha önce algılanmış olan bir nesne veya olayın bilinçte sonradan ortaya çıkan kopyası.

Demek ki bir şeye tasarım dememiz için onun önceden var olan bir ”planı” yada o planın gerçekleşmesini sağlayan bir işlevi olması gerekli.Yani kısaca bir ”amacı” olmalı. Bu amaçsal yaklaşım kendini ”teleolojik” düşüncede gösterir. Doğal olarak bu düşüncenin tersi diyebileceğimiz materyalizmde tasarıma kendince bir açıklama getirebilir.Birlikte olası açıklamalardan hangisinin insan aklına daha iyi hitap etmektedir, inceleyelim.

DNA hem hatalara karşı kırılgan, dayanıksız hem mümkün olan en küçük hacimde mümkün olan en büyük bilgi saklama kapasitesine sahip, birde ek olarak bilgiyi derleyen ve organize eden bir yapıdır. Wikideki tanımıyla kısaca ;

Deoksiribonükleik asit ya da kısaca DNA, tüm hücreli canlıların ve bazı virüslerin biyolojik gelişimleri için gerekli genetik bilgiyi taşıyan nükleik asittir. DNA, canlının özelliklerinin soydan soya geçmesini sağladığı için bazen kalıtım molekülü olarak da adlandırılır.Bakterilerde ve diğer basit hücreli canlılarda DNA hücrenin içinde dağınık biçimde bulunur. Hayvanları ve bitkileri oluşturan daha karmaşık hücrelerde ise DNA’nın çoğu hücre çekirdeğindeki kromozomlarda bulunur. Enerji üreten kloroplast ve mitokondri organellerinde ve pek çok virüste de bir miktar DNA bulunur.Bazen “kalıtım molekülü” olarak adlandırılsa da, DNA aslında tek bir molekül değil, bir çift moleküldür. Bu çift molekül, bir sarmaşığın dalları gibi birbiri çevresinde dönerek bir sarmal oluştururlar.

Devamı »